Osmanlıca Bir Kelime Öğrenelim!
tuğrâyî:
(a.i.) tuğra işareti yapanme'mur.
OSMANLICA KELİME ARAMA
Sende Yolla Hata Bildir!OSMANLICA SÖZLÜK
Âdâb-ı sohbet:
konuşmanın yolu yordamı.
adâhî:
(a.i. udhiyye'nin c.) kurbanlar.
adâhik:
(a.s. udhûke'nin c.) gülünecek şeyler, latifeler, şakalar.
adalât:
(a.i. adale'nin c.) kaslar.
adalât-ı inebiyye:
(anat) gözbebeği kasları.
adalât-ı mücevvefe:
(anat) kalb kasları.
Adalât-ı mütekallise:
tekallüs etmiş, gerilmiş adaleler, kaslar.
adale-i cebhiyye:
(anat) alın kası.
adale-i dâliyye:
(anat) delta kası. (fr) muscle delto'ide.
adale-i fahziyye:
(anat) Uyluk kası.
adale-i hıyâtiyye:
(anat) terzi kası. (fr) muscle couturier.
adale-i hicâb-ı hâciz:
(anat) diyafram kası.
adale-i kalb:
(anat) yürek kası.
adale-i madgiyye:
(anat) çiğneme kası.
adale-i medâriyye:
(anat) çevre kası. (fr) muscle orbiculaire.
adale-i melsâ:
(anat) yalız kas. (fr) muscle lisse.
adale-i muassıra:
(anat) büzücü, büzgenkas. (fr) muscle sphincter.
adale-i mudhike:
(anat) güldürücü kas.
adale-i muhattata:
(anat) çizgili kas.
adale-i mukabile:
(anat) karşıt kas. (fr) muscle opposant.
adale-i muştiyye:
(anat) tarak kası. (fr) muscle pectine.
adale-i mürabba'-ı munharife:
(anat) yamuk kas. (fr) muscle trapeze.
adale-i müsennene:
(anat) dişli kas.
adale-i na'liye:
(anat) nalınsı kas.
adale-i rahmiyye:
(anat) dölyatağı kası.
adale-i sadriyye:
(anat) göğüs kası.
adale-i savtiyye:
(anat) ses kası. (fr) muscle vocal.
adale-i seddâdiyye:
(anat) tıkayıcı kas. (fr) muscle obturateur.
adale-i tev'emiyye-i sâkıyye:
(anat) baldır ikizkası. (fr) muscle gastrocnemien.
adale-i zât-ür-rüûs-i selâse:
(anat) üç başlı kas.
adâlet:
(a.i.) 1- hakka riâyetkârlık, hak tanırlık, haklılık, doğruluk. (bkz:: adl, dâd) 2- kadın adı.
adâlet emri:
(tar) ahâliye zulüm ve taaddi edilmemesi hakkında sadrazam tarafından vâlîlere yazılan emir.
adâlet-güster:
adalet, doğruluk yayan.
adâlet-kâr:
(a.f.b.s.) âdil, adaletli. (bkz:: adâlet-penâh)
adâlet-kârâne:
(a.f.zf.) Adâletlicesine.
adâlet-kârî:
(a.f.i.) âdillik.
adâlet-penâh:
(a.f.b.s.) adaletli. (bkz:: adâlet-kâr)
adalî:
(a.s.) adaleli, sinirli ete mensub, kaslarla ilgili.
adall:
(a.s. dalâl'dan) 1- doğru yoldan pek uzak olan, çok sapıtmış bulunan, çok fena yol tutmuş olan. 2-pek çok hatâda bulunan.
adâmet:
(a.i.) ahmaklık, akılsızlık.
adarr:
(a.s.) en zararlı. (bkz:: azarr)
adarr-ı müskirât:
içkilerin en zararlısı.
âdât:
(a.i. âdet'in c.) âdetler, görenekler, usuller, tabiatlar, alışkanlıklar.
âdât ü ahlâk:
(sosy) töre. (fr) moeurs.
âdât-ı medeniyyet:
medeniyet âdetleri, usulleri.
adâvet:
(a.i.) düşmanlık, yağılık. (bkz:: buğz)
add:
(a.i.) 1- sayma, sayılma. 2- itibâr etme, edilme.
add etmek:
1- Saymak. 2- İtibâr etmek.
addâr:
(a.i.) denizci, gemici taifesi.
âde:
(a.i.) âdet kelimesinin Arap kaidesine göre yapılan mürekkeb kelimelerdeki şekli fevk-al-âde; alel-âde.. gibi.
aded-i âsam:
(mat) oransal sayı. (fr) nombre rationnel.
aded-i aslî:
(mat) asıl sayılar.
aded-i âşârî:
(mat) ondalık sayılar.
aded-i ferd:
(mat) tek sayı.
aded-i gayr-i muntak:
(mat) grandisi sayı. (fr) nombre irrationnel.
aded-i kesrî:
(mat) kesir sayıları.
aded-i müretteb:
(sosy) tamsayı.
aded-i rütbî:
(mat) sıra sayıları.
aded-i rüûs:
(fer) şahısların adedi. [bir kimse vefat edip yalnız üç kızı kalsa mes'elenin mahreç-i aded-i rüûsuna göre "üç" olur.]
aded-i tâmm:
(mat) tamsayı.
aded-i tevziî:
(mat) üleştirme sayıları.
adedî, adediyye:
(a.s.) adede mensub, adetle ilgili.
adediyyât:
(a.i. adedî'nin c.) 1- adetle ilgili şeyler. 2- (fık) sayılan şeyler.
adediyyât-ı mütefâvite:
(huk) fertleri arasında pahaca fark bulunan ve sayılabilen şeyler. [karpuz ve kavun gibi].
adediyyât-ı mütekaribe:
(huk) fertleri arasında pahaca fark olmayan ve sayılabilen şeyler [yumurta ve ceviz gibi].
Adele-i muhtelite:
anat. boyunun arkasındaki adele
Âdem:
(a.h.i.) 1- dünyâdan ilk yaratılan adam. 2- ilk peygamber. (bkz:: ebü-l-beşer) 3- (f.c. âdemân)
adem:
(a.i.) yokluk, bulunmama.
adem-âbâd:
(a.f.b.i.) yokluk diyârı, ölüm.
âdem-hâr:
(a.f.b.s.) insan yiyici.
adem-i basîret:
basiretsizlik, görüşsüzlük.
adem-i dikkat:
dikkatsizlik.
adem-i emniyet:
güvensizlik.
adem-i i'timâd:
güvensizlik.
adem-i ifâ:
yerine getirememe, yapamama.
adem-i ihtilâf:
anlaşmazlık, uyuşmazlık.
adem-i ihtimâl:
olamamazlık.
adem-i iktidâr:
1- güçsüzlük, gücü yetmezlik. 2- intiazsızlıktan doğan bir hastalık. (fr) impuissance.
Adem-i ilme yemîn:
huk. bir konu hakkında bilgisi bulunmadığı yolunda edilen yemin.
adem-i imkân:
imkânsızlık, olamazlık.
adem-i inkıtâ:
kesilmezlik.
adem-i inzibât:
yasavsızlık. (yaşatma, yaşatmak)
adem-i irtibât:
(mant) ayrıklık. (fr) disjonction.
adem-i istikrâr:
bir halde durmazlık.
adem-i istimâ:
(huk) dâvanın dinlenmemesi.
adem-i iştihâ:
iştahsızlık.
adem-i itâat:
itaatsizlik.