Osmanlıca Bir Kelime Öğrenelim!
maktul:
(a.s. katl'den. c. makatîl, maktûlât, maktûlîn) katledilmiş, vurulmuş, öldürülmüş [kimse]
OSMANLICA KELİME ARAMA
Sende Yolla Hata Bildir!OSMANLICA SÖZLÜK
âb-ı gûşt:
âb-ı haclet:
utanma teri.
âb-ı hasret:
kederden dökülen gözyaşı.
âb-ı hayât:
Nerede olduğu bilinmeyen bir kaynağın, içen kimseye ebedi hayat veren efsânevî suyu, bengi su. (bkz:: mâ'-ül-hayât)
âb-ı hayât-ı la'l:
dudağın âb-ı hayât-ı, dudağın cana can katmak hassası.
âb-ı hayât-ı tesliyet:
âb-ı hayvân:
nerede olduğu bilinmeyen bir kaynağın, içen kimseye ebedi hayat veren efsânevî suyu, bengi su. (bkz:: mâ'ü'l-hayât)
âb-ı hızır:
nerede olduğu bilinmeyen bir kaynağın, içen kimseye ebedi hayat veren efsânevî suyu, bengi su. (bkz:: mâ'ü'l-hayât)
âb-ı hufte:
(uyuyan su) 1- durgun su. 2- donmuş su, buz; kar; dolu; kırağı; çiy, şebnem. 3- billur. 4- cam. 5- bardak; şişe. 6- kınında bulunan kılıç ve benzeri.
âb-ı iskender:
(bkz:: âb-ı hayât)
âb-ı kebûd:
âb-ı kevser:
1- cennet'teki sulardan biri. 2- (müz.) adına anonim bir edvâr-ı ilm-i mûsıkî'de rastlanan makam.
âb-ı meleh:
Çekirge suyu. (bkz:: âb-ı mürgan)
âb-ı Meryem:
1- Meryem suyu, çeşmesi. [Hz. Meryem'in doğruluğundan, namus ve iffetinden kinaye olarak] 2- Hz. Meryem'in doğruluğu ve iffeti. 3- Şıra. 4- şarab.
âb-ı mün'akid:
(donmuş su) l- Buz. 2- Kılıç, hançer (bkz:: hancer). 3- Şişe, billur. (bkz:: âb-ı müncemid)
âb-ı müncemid:
1- Donmuş su; buz, kar, dolu, kırağı, çiy. 2- Billur. 3- Cam. 4- Billur veya cam bardak veya şişe. 5- Kılıç; hançer (bkz:: hancer), kama.
âb-ı mürgan:
1- Kuşların suyu. 2- [Y.W. Redhous'a göre] Şiraz civarında bir suyun adı. 3- Efsânevî bir çeşme olup; suyu nereye götürülürse götürülsün içinden sığırcık kuşları çıkar ve orada bulunan çekirgeleri yer. [Ferheng-i Ziya'ya göre 1- Şiraz civarında bir gezinti yeridir ki, halk Recep ayında her salı günü eğlenmek için oraya gider. 2- Fars ile Irak arasında bulunan Semirem kasabasında bir pınardır ki bir yere çekirge musallat olduğu zaman o pınardan şişe içine biraz su alarak çekirgelerin bulunduğu yere götürürler, yolda bir çok sığırcık kuşları şişeyi götüren kişinin ardına düşer ve çekirgelerin üşüştükleri yere gelince sığırcıklar, çekirgelerin hepsini telef ederler]
âb-ı mürvârîd:
1- İnci suyu. [aydınlıktan kinaye olarak] 2- Göze su inmek tâ'bir olunan bir hastalık.
Âb-ı pâk:
temiz su. 2. saf, hâlis; hîlesiz. 3. kutsal, mübarek.
Âb-ı serd:
soğuk su. 2. sert, haşîn, çirkin. 3. sert, kaba, hoyrat.
âb-ı şeng:
(bkz:: âbzen)
âb-ı Teberistan:
Taberistan veya Mazenderan denilen bir dağ tepesindeki pınar. [bir kimse o suya "dur!" derse durur, "ak!" derse akarmış]
âb-ı Teberiyye:
Suriye'nin Teberiyye kasabasında, suyu yedi sene akan ve yedi sene kesilen bir pınar imiş.
Âb-ı zemzem:
zemzem kuyusunun suyu.
âb-ı zer:
1- altın suyu, ince toz hâlinde öğütülüp zamkla suda eritilmiş ve yaldızlama işlerinde kullanılmış olan altın varak. 2- safran suyu. 3- altın renkli şarab.
âb-ı zindegânî:
nerede olduğu bilinmeyen bir kaynağın, içen kimseye ebedi hayat veren efsânevî suyu, bengi su. (bkz:: mâ'ü'l-hayât)
âb-ı zindegânî:
(bkz:: âb-ı hayât)
âb-ı zindegî:
nerede olduğu bilinmeyen bir kaynağın, içen kimseye ebedi hayat veren efsânevî suyu, bengi su. (bkz:: mâ'ü'l-hayât)
âb-ı zindegî:
(bkz:: âb-ı hayât)
âb-ı zîr-i kah:
1- farkına varılmadan sızan su. 2- gizli veya tanınmayan kabiliyet (bkz:: kabiliyyet. 3- entrikacı, mürâî, saman altından su yürütmek. 4- dolab, desise, entrika.
âb-keş:
(f.b.s.) 1- su çeken. 2- (i) delikli kevgir. 3- (i) sucu, saka. 4- (i) saki, kadeh sunucu. 5- (i) şarap tiryakisi.
âb-nâme:
(f.b.s.) su münâsebetiyle yazılan şiir.
âb-râne:
(f.b.i.) su yollarına ve borularına bakan mühendis, su mühendisi.
âb-süvâr:
(f.b.s.) 1- su yüzünde yüzen. 2- su yüzündeki kabarcık.
âb-süvârân:
(f.b.i.c.) suyun veya şarabın üzerindeki kabarcıklar.
âb-şâr:
(f.b.i.) su şarıltısı, şelâle.
âb-tâb:
(f.b.i.) (bkz:: âb ü tâb)
âb-verz:
(f.b.s.) suda meşkeden, suda yüzen, yüzgeç.
âb-yâr:
(f.b.s.) 1- sulayan, sulayıcı. 2- (mec) feyzlendiren, bereketlendiren.
âb-yârî:
(f.b.i.) 1- sulayıcılık. 2- (mec) yardım.
âb-yârî-i himmet:
himmet yardımı.