Osmanlıca Bir Kelime Öğrenelim!
irtifâ':
(a.i. ref’den. c. irtifâât) 1. yükselme. 2. yükseklik, yükselti.
OSMANLICA KELİME ARAMA
Sende Yolla Hata Bildir!OSMANLICA SÖZLÜK
'lâ-yi kelimet-Ullah :
Müslümanlığı yükseltme, yayma.
"n":
harfinden ayırd etmek için "ze" harfine verilen bir ad. ["râ yi mu'ceme" de denir].
â:
(ha.) Osmanlı alfabesinin ilk harfi olan elif ile yirmibir'nci harfi olan ayın harfleri, Türk alfabesindeki a veya â işaretleriyle karşılanır.
a:
(a.f.n.) 1- kelimenin sonuna gelen ve ey! mânâsını veren bir nida edatıdır. cana (ey can); zâhidâ (ey zâhid) gibi. 2- sesli ile biten has isimlerin sonuna gelirse a harfi yâ şeklini alır. Nâbiyâ (ey Nâbi); Bâkiyâ (ey Baki) gibi. 3- İki aynı veya iki ayrı kelime arasına sıkışarak sözün mânâsını kuvvetlendirir. reng-â-reng; leb-â-leb; gûn-â-gûn gibi.
a'bâ:
(a.i.c.) 1- yükler, ağırlıklar. 2- mes'ûliyyetler, sorumluluklar. 3- çift denk veya sandık.
a'bide:
(a.i. abd'in c.) köleler.
a'ceb-ül-acâib:
1- çok garip ve gülünç olan. (bkz:: garib) 2- Manyas'lı Mahmut'un dîne ve hekimliğe ait eseri.
a'dâ-yı dîn:
din düşmanları.
a'dâd:
(a.i. aded'in c.) sayılar.
a'dâd:
(a.i. adad ve adud'un c.) 1- sâidler, bâzular, kollar. 2- havuz kenarındaki büyük ve düz taşlar, duvarlar.
a'dâd-ı asliyye:
(gr) asal sayılar.
a'dâd-ı kesriyye:
(gr) kesir sayıları.
a'dâd-ı mütebâyine:
(mat) asal sayılar. (aralarında)
a'dâd-ı rütbiyye:
(gr) sıra sayıları.
a'dâd-ı tevzîiyye:
(gr) üleştirme sayıları. (dağıtma sayıları) Birer, ikişer, üçer... gibi.
a'dâl:
(a.i. ıdl c.) 1- denkler. 2- eşitler, müsâvîler.
a'dâs:
(a.i. ades'in c.) mercimekler.
a'del-ül-âdilîn:
(âdillerin en adaletlisi) Allah.
â'kab:
(a.i. akib'ın c.) 1- ayağın ökçeleri. 2- oğullar veya torunlar.
a'kef:
(a.s.) ok akılsız, sersem.
a'lâ:
(a.s.) (daha, en, pek) Yüksek.
a'lâf:
(a.i. alef'in c.) 1- Hayvan yemleri. 2- Otlar, samanlar.
a'lâl:
(a.i. illet'in c.) 1- Hastalıklar. 2- Sebepler.
a'lâm:
(a.i. alem'in c.) 1- Bayraklar, sancaklar. 2- Sınır işaretleri. 3- Yüksek dağlar. 4- Kabîle başkanları. 5 - Has isimler.
a'lem:
(a.s. âlim'den) En (daha, pek, çok) bilen, bilgin.
a'lem-ül-ulemâ:
Âlimlerin âlimi, bilginlerin bilgini.
a'mâ:
(a.s.) 1- Kör. 2- (mec) Câhil.
a'mâ-ül-eşkâl:
(psik) işlev yitimi, edi yitimi, apraksi.
a'mâ-yı elvân:
(psik) Renk körlüğü, akromatopsi.
a'mâk:
(a.i. umk'un c.) Derinlikler.
a'mâk-ı zemîn:
Yer derinlikleri.
a'mâl:
(a.i. amel'in c.) İşler.
a'mâl-i erbaa:
(mat) Dört işlem. [toplama, çıkarma, çarpma, bölme]
a'mâl-i hasene:
Güzel işler. [müen. hasene dir] [Osmanlıcada erkek adı olarak "Hasan" şeklinde kullanılır]
a'mâl-i mürekkebe:
(mat) Karışık işlem. (fr) Operation composee.
A'mâl-i sâliha:
dince makbul olan işler. 4. i. [birincisi] erkek, [ikincisi] kadın adı.
a'mâl-i şakka:
Eziyetli, ıstıraplı, zahmetli işler.
a'mâl-ül-ma'den:
Metalürji.
a'mâm:
(a.i.amm'ın c.) Amcalar.
a'mâr:
(a.i. ömr 'ün c.) 1- Yaşanılan müddetler, yaşayışlar, hayatlar. 2- Hakkıyla ve iyi yaşamalar. 3- Yaşlar, sinler. 4- Hoşa gidecek tuhaf, garip şeyler.
a'mer:
(a.s.) Uzun ömürlü, pek yaşlı.
a'mide:
(a.i. amûd'un c.) Direkler, sütunlar, kolonlar.
a'nâ':
(a.i. inv'in c.) Nahiyeler, taraflar.
a'nâb:
(a.i. ineb'in c.) Yaş ve taze üzümler.
a'nâk:
(a.s.) Boynu uzun. [adam]
a'nâk:
(a.i. unk'un c.) 1- Boyunlar, gerdanlar. 2- Yaprak sapları. 3- rüzgârla kalkan toz bulutu.
a'nân:
(a.i.) 1- Ağacın ucu. 2- Ufuklar.
a'neb:
(a.s.) Büyük burunlu. [adam]
a'nî:
(a.e.) Yâni.
A'râb:
(a.i. arab'ın c.) Çöl Arapları.
a'râbî:
(a.s.c. eârîb) Çölde yaşayan Arap. (bkz:: bâdiye-nişîn)
a'raf:
(a.i.) l- Cennet ile cehennem arasındaki bir yer. 2- (a.i. Örf'ün c.) Âdetler, usuller, itiyatlar. 3- Sırt, tepe.
a'râfiyân:
(a.f.b.i.) A'raftakiler.
a'râk:
(a.i.) 1- Ter. 2- Üzüm ve sâireden çekilip elde edilen ispirto, rakı. (bkz:: bint-i ineb, duht-i rez, duhter-i rez)
a'râk:
(a.i. ırk'ın c.) Kökler, damarlar.
a'râs:
(a.i.c.) Arsalar, boş topraklar.
a'râş:
(a.i. arş'ın c.) 1- Tahtlar. 2- Çatılar. 3- Damlar. 4- Direkler. 5- Pavyonlar.
a'râz:
(a.i. araz'ın c.) 1- İşaretler, alâmetler. 2- Tesadüfler, hastalık alâmetleri. 3- Kazalar, felâketler.
a'râz:
(a.i. ırz'ın c.) Irzlar, namuslar.
a'râzî:
(a.s.) Tesadüfi, rastgele.
a'rec:
(a.s.) Topal, aksak. (bkz: leng)
a'ref:
(a.s.) 1- Pek ma'ruf, çok bilinen. 2- (daha, pek, çok) arif, anlayışlı ve bilgili.
a'rem:
(a.s.) Benekli, alacalı. [şey]
a'sâ:
(a.i. asâ'nın c.) Değnekler, sopalar.
a'sâb:
(a.i. asab'in c.) Sinirler.
a'sâb-ı alâkaviyye:
(anat) Vazomotor(lar), damar devindiren sinirler.
a'sâb-ı gûş:
Kulağın sinirleri.
a'sâb-ı kâinat:
Kâinatın sinirleri.
a'sâb-ı muharrike:
(anat) Motor sinirleri.
A'sâb-ı mütevettire:
gergin sinirler
a'sâb-ı şemme:
(anat) Koklama sinirleri.
A'sâb-ı şevkiyye:
anat. fıkra (omur) ların yan deliklerinden geçerek vücûda yayılan sinirler.
a'sâbî:
(a.s.) (bkz:: asabî)
a'sac:
(a.s.) Alnı üstüne saçı dökülmüş.
a'sâm:
(a.i. usme'nin c.) 1- Gerdanlıklar. 2- Tasmalar.
a'sam:
(a.s.) Ön ayaklan sekili olan. [hayvan]
a'sâr:
(a.i. asr'ın c.) Yüzyıllar.
a'sâr-ı sâlife:
Geçmiş asırlar, yüzyıllar.
a'sel:
(a.s.) 1- Eğri olan katı şey. 2- Eğri dişli veya eğri bacaklı. [adam]
a'ser:
(a.s.) 1- Pek zor ve çetin, dayanılması çok güç. 2- Solak.
a'şâ:
(a.s.) 1- Gözleri dumanlı. [adam] 2- (i) Muhtelif asırlarda yaşamış birkaç Arap şâirinin adı.
a'şâb:
(a.i. uşb'un c.) Taze otlar.
a'şâbe:
(a.i.) Otlar