D E N E M E    


Bir Deyim Öğrenelim!

Çocukluğu Tutmak:

Çocuksu davranışlarda bulunmak.

DEYİM ARAMA


     
Sende Yolla Hata Bildir!



DEYİMLER SÖZLÜĞÜ




Ağzına Taş Almış:  

Muhabbete aldırmayıp susanlar için kullanılan bir söz. "Ağzına taş almış gibi, bir saattir tek laf etmedin."

Ağzına Tat Bulaşmak:  

Yaptığı işten yararlandığı için hep aynı işi yapıp aynı sonucu elde etmek istemek.

Ağzına Tıkmak:  

Susturmak, konuşmasına engel olmak. "Sunucu, canlı yayına bağlanan kişinin lafını ağzına tıktı."

Ağzına Tükürmek:  

Hakaret ederek uyarmak. "Ağzına tükürdüğümün, iki dakika izin vermedi."

Ağzına Verilmesini Beklemek:  

Çalışmayıp işlerinin başkaları tarafından yapılmasını beklemek. "Sen böyle her şeyin ağzına verilmesini beklersen işin çok zor."

Ağzına Verilmesini İstemek:  

Çalışmayıp işlerinin başkaları tarafından yapılmasını beklemek. "Sen böyle her şeyin ağzına verilmesini istersen işin çok zor."

Ağzına Vur, Lokmasını Al:  

Yumuşak huylu kimseye her istenilen kolaylıkla yaptırılabilir manasında kullanılır.

Ağzına Yakışmamak:  

Söylemesi ayıp kaçmak, uygun düşmemek, yakışık almamak. "Onun hakkında böyle konuşmanı, ağzına yakıştıramadım doğrusu."

Ağzına Yüzüne Bulaştırmak:  

Bir işi beceremeyip berbat etmek, bozmak, daha kötü hale getirmek. "Berber acemi çıktı, saç tıraşını ağzına yüzüne bulaştırdı."

Ağzında Bakla Islanmamak:  

Sır saklamayı becerememek, sırrı hemen açığa vurmak. ”Ağzında bakla ıslanmayan bu adama nasıl oluyor da açılıyorsun?”

Ağzında Bir Bakla Olmak:  

Birinin, söylemek istediği halde çekindiği bir şeyi olmak.

Ağzında Dağılmak:  

Genellikle hamur işi, iyi pişmiş ve lezzetli olmak. "Kurabiyelerin çok güzel olmuş, hemen ağzımda dağılıyor."

Ağzında Ezilmek:  

İstemeden ve içi sızlayarak bir sözü, durumu veya olayı ifade etmek. "Haklı olmasına rağmen özür dilerim kelimesi ağzından ezilerek çıktı."

Ağzında Gevelemek:  

Açık olarak söylememek, belirli konuşmamak. ”Lütfen lafı ağzında geveleme de ne söyleyeceksen söyle, çok işim var.”

Ağzında Sakız Olmak:  

Bir şeyi sürekli tekrar etmek. "Bir hata ettik, bir yıldır ağzında sakız oldu."

Ağzında Yaş Kalmamak:  

Bir düşüncesini bir kimseye birçok kez söylemiş olmak. "Sana bunu anlatmaktan ağzımda yaş kalmadı."

Ağzındaki Baklayı Çıkarmak:  

Sabrı tükenip o zamana kadar sakladığı şeyleri söylemeye başlamak. "Ağzındaki baklayı çıkarsana sen, kim kırdı bu vazoyu?"

Ağzından Ateş Püskürmek:  

Çok öfkeli olmak, ağır sözler söylemek. "Bir saattir babasının ağzından ateş püskürüyor."

Ağzından Baklayı Çıkarmak:  

Sabrı tükenip o zamana kadar sakladığı şeyleri söylemeye başlamak. "Ağzından baklayı çıkardı ve her şeyin suçlusunun kendisi olduğunu itiraf etti."

Ağzından Bal Akmak:  

Çok tatlı, hoşa gider biçimde konuşmak. ”Konuş, konuş hele; ağzından bal akıyor.”

Ağzından Bal Damlamak:  

Çok sevindirici ve güzel şeyler söylemek. "Konuş, konuş hele; ağzından bal damlıyor."

Ağzından Burnundan Getirmek:  

1- Huzurunu bozmak, sıkıntıya sokmak. "Adama kefil olduk, insanın ağzından burnundan getiriyor. Bir daha kefil olmak mı, Tövbe!" 2- Pişman etmek için uğraşmak. "Çocuklar izin verdim ama, yaramazlık yapıp ağzımdan burnumdan getirmeyin."

Ağzından Çıkan Sözü Kulağı Duymamak:  

Öfke ve kızgınlıkla ağır, incitici, kırıcı, kötü sözler söylemek. "Kendine gel! Ne biçim konuşuyorsun? Ağzından çıkan sözü kulağın duymuyor."

Ağzından Çıkan Sözü Kulağı İşitmemek:  

Öfke ve kızgınlıkla ağır, incitici, kırıcı, kötü sözler söylemek. "Kendine gel! Ne biçim konuşuyorsun? Ağzından çıkan sözü kulağın işitmiyor."

Ağzından Çıkanı Kulağı Duymak:  

Ağzından Çıkanı Kulağı Duymamak:  

Öfke ve kızgınlıkla ağır, incitici, kırıcı, kötü sözler söylemek. "Kendine gel! Ne biçim konuşuyorsun? Ağzından çıkanı kulağın duymuyor."

Ağzından Çıkanı Kulağı İşitmemek:  

Sözlerini tartmadan, düşünmeden, öfke içinde, nere varacağını hesaplamadan konuşmak. ”İyice çıldırmış olmalısın. Çünkü ağzından çıkanı kulağın duymuyor.”

Ağzından Çıkmak:  

Bir sözü istemeden, farkına varmadan söylemek, söylemiş bulunmak. "Ağzından çıktı bir kere, kazanırsan telefon alacağım diye."

Ağzından Çıt Çıkmamak:  

Hiçbir şey söylememek. "Suçlu olduğu için, ağzından çıt çıkmadı."

Ağzından Dirhemle Çıkmak:  

Sözünü sanki kıskanırcasına söylemek.

Ağzından Dökülmek:  

Açıkça söylemekten çekindiği şey sözlerinden belli olmak.

Ağzından Düşmemek:  

Bir kimseden veya bir şeyden her zaman söz etmek. "Ölünceye kadar eşinin adı ağzından düşmedi rahmetlinin."

Ağzından Düşürmemek:  

Bir kimseden veya bir şeyden her zaman söz etmek. ”Ölünceye kadar torunu Esma`nın adını ağzından düşürmedi.”

Ağzından Emdiği Sütü Burnundan Getirmek:  

Bir kimseyi yaptığı bir işten pişman ettirmek.

Ağzından Emdiğini Burnundan Getirmek:  

Bir kimseyi yaptığı bir işten pişman ettirmek. "Evde arkadaşlarıyla doğum günü kutladı, ama annesinin ağzından emdiğini burnundan getirdiler."

Ağzından Girip Burnundan Çıkmak:  

Çeşitli yollara başvurarak birini bir şeye razı etmek; veya kandırmak.”Ağzından girip burnundan çıktı ve ondan para koparmayı başardı.”

Ağzından İnci Saçmak:  

Birbirinden güzel sözler söylemek. "Ağzından inci saçılıyor, bu iltifatlarının sebebi nedir?"

Ağzından Kaçırmak:  

Söylemek istemediği bir şeyi, boş bulunup söyleyivermek. ”Dikkatli ol, lafı ağzından kaçırıp da gideceğimiz yeri söyleme.”

Ağzından Kapmak:  

1- Bir kimseyi gafil avlayarak onun gizlemek istediği şeyi ustalıkla öğrenmek. "Paraların yerini ağzından kaptım, haydi eve gidelim." 2- Birinin konuşmasını keserek kendisi söze başlamak. "Lafı ağzından kapıp, olayı detaylarını anlattım."

Ağzından Laf Almak:  

Bir kimseyi değişik yollarla ve ustalıkla konuşturup birtakım gizli şeyleri öğrenmek. ”Boşuna uğraşma, ağzımdan laf alamazsın.”

Ağzından Laf Çekmek:  

Bir kimseyi değişik yollarla ve ustalıkla konuşturup birtakım gizli şeyleri öğrenmek. "Boşuna uğraşma, ağzımdan laf çekemezsin."

Ağzından Laf Dirhemle Çıkmak:  

Çok az veya zorla konuşmak. "Onun da ağzından laf dirhemle çıkıyor."

Ağzından Laf Eksik Etmemek:  

O sözü sürekli söylemek. "Anacığım ağzından dualı laf eksik etmez."

Ağzından Lakırtı Almak:  

Bir kimseyi değişik yollarla ve ustalıkla konuşturup birtakım gizli şeyleri öğrenmek. "Boşuna uğraşma, ağzımdan lakırtı alamazsın."

Ağzından Lakırtı Çekmek:  

Bir kimseyi değişik yollarla ve ustalıkla konuşturup birtakım gizli şeyleri öğrenmek. "Boşuna uğraşma, ağzımdan lakırtı çekemezsin."

Ağzından Lakırtı Dirhemle Çıkmak:  

Çok az veya zorla konuşmak. "Onun da ağzından lakırtı dirhemle çıkıyor."

Ağzından Lakırtı Eksik Etmemek:  

O sözü sürekli söylemek. "Çok edepsiz biri, ağzından küfür lakırtısını eksik etmez."

Ağzından Lokmasını Almak:  

Birinin hakkı olan şeyi ondan almak.

Ağzından Sakızı Düşmek:  

Çok şaşırmak.

Ağzından Söz Dirhemle Çıkmak:  

Çok az veya zorla konuşmak. "Onun da ağzından söz dirhemle çıkıyor."

Ağzından Söz Eksik Etmemek:  

O sözü sürekli söylemek. "Anacığım ağzından dualı söz eksik etmez." "Akşama kadar ağzından baba sözünü eksik etmiyor."

Ağzından Yel Alsın:  

Olumsuz, kötü şeylerden bahsedenlere karşı “ağzını hayra aç” anlamında söylenir. ”Bugün kötü şeyler mi bekliyorsun? Ağzından yel alsın, o ne biçim beklenti?”

Ağzını Açacağına Gözünü Aç:  

Dikkatsizlik ve tedbirsizlik yüzünden zarara uğrayıp da acınılacak hale düşenlere söylenir.

Ağzını Açıp Gözünü Yummak:  

Kızgınlık ile sonunu düşünmeden ağzına gelen kötü sözleri söylemek, karşısındakine hakaret etmek. ”Eve geç gelen kızına ağzını açıp gözünü yumdu.”

Ağzını Açmak:  

1- Konuşmaya başlamak, söz söylemek. "Bizim müdür yine ağzını açtı, en az yarım saat buradayız." 2- Kesici aletleri keskin duruma getirmek. "Sana zahmet, şu bıçağın ağzını açıver oğlum." 3- Ağır sözler söylemeye başlamak. "Bana karşı ağzını açmak senin haddine değil." 4- Azarlamak, paylamak. "Şu işi hallet, yoksa ağzımı açmak zorunda kalacağım." 5- Alık alık bakmak. "Ağzını açıp köşede duracağına, sen de birkaç tane alsana oğlum."

Ağzını Açmamak:  

Hiçbir söz söylememek, ses çıkarmamak, sessiz kalmak. "Tüm ders boyunca ağzını açmadı."

Ağzını Açtırmamak:  

Çok konuşarak başkalarının söz söylemesine, konuşmasına engel olmak. "Sürekli ders anlatıyor, öğrencilerin ağzını açtırmıyordu."

Ağzını Aramak:  

Karşısındakini kurnazca konuşturarak ağzından söz almak, istediğini öğrenmek. ”Şunun ağzını ara da bahçeyi satıp satmayacağını öğren.”

Ağzını Bağlamak:  

Bir kimseyi herhangi bir sebeple söz söyleyemez duruma getirmek, susmak zorunda bırakmak. "Söylediklerine dikkat et, yoksa ağzını bağlamak zorunda kalacağım."

Ağzını Bıçak Açmamak:  

Kırgınlıktan, üzüntüden ya da herhangi bir sebepten ötürü söz söyleyecek durumda olmamak. ”Boşuna uğraşma, evin yanışına öyle üzülmüş ki ağzını bıçak açmıyor.”

Ağzını Bıçak Açmıyor:  

Kırgınlıktan, üzüntüden ya da herhangi bir sebepten ötürü söz söyleyecek durumda değil. "Boşuna uğraşma, evin yanışına öyle üzülmüş ki ağzını bıçak açmıyor."

Ağzını Bırakıp Bir Tarafıyla Gülmek:  

Alay ederek karşısındakine gülmek. "Ağzını bırakıp bir tarafıyla gülmeye başlayınca sinirim bozuldu."

Ağzını Bırakıp Kıçıyla Gülmek:  

Alay ederek karşısındakine gülmek. "Ağzını bırakıp kıçıyla gülmeye başlayınca sinirim bozuldu."

Ağzını Bozmak:  

Edepsizce sözler söylemek, küfretmek. "Konuşurken ağzımı bozmamak için kendimi çok tuttum ama olmadı."

Ağzını Bükmek:  

Bir şeyi beğenmediğini, küçümsediğini belli etmek. "Yaptığım yemeklere ağzını bükmesi beni sinir ediyor."

Ağzını Burnunu Çarpıtmak:  

Ağzını Burnunu Çarşamba Çanağına Çevirmek:  

Aşırı bir biçimde döverek perişan duruma getirmek. "İki laf söyledi diye, adamın ağzını burnunu çarşamba çanağına çevirmişler."

Ağzını Burnunu Çarşamba Pazarına Çevirmek:  

Aşırı bir biçimde döverek perişan duruma getirmek. "İki laf söyledi diye, adamın ağzını burnunu çarşamba pazarına çevirmişler."

Ağzını Burnunu Dağıtmak:  

Aşırı bir biçimde döverek perişan duruma getirmek. "Hırsızı iş yerinde yakalayınca, ağzını burnunu dağıtmışlar."

Ağzını Burnunu Kırmak:  

Aşırı bir biçimde döverek perişan duruma getirmek. "Hırsızı iş yerinde yakalayınca, ağzını burnunu kırmışlar."

Ağzını Burnunu Parçalamak:  

Aşırı bir biçimde döverek perişan duruma getirmek. "Hırsızı iş yerinde yakalayınca, ağzını burnunu parçalamışlar."

Ağzını Dilini Bağlamak:  

Birini konuşamaz duruma getirmek.

Ağzını Havaya (poyraza) Açmak:  

Umduğunu elde edememek, fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere beklemek. ”Evi o zaman alacaktın, artık geçti, bundan sonra ağzını havaya aç.”

Ağzını Hayra Aç:  

Kötü olasılıklardan söz etme! "Savaş olmayacak. Ağzını hayra aç!"

Ağzını Kapamak:  

1- Susmak. 2- Çıkarının elden gideceğini düşünerek birinin konuşmasını önlemek. ”Ağzını kapatamazsak konuşup bizi elâleme rezil edecek.”

Ağzını Kilitlemek:  

Susmak, bir şey söylemek istememek. "Baban geliyor, herkes ağzını kilitlesin." "Çocuklar ağzını kilitlemiş, kimse sınıfta nele olup bittiğini söylemiyordu."

Ağzını Kiraya Vermek:  

Kendini de ilgilendiren bir konuda düşüncesini söylememek, (ağzına kira istemek).

Ağzını Koklamak:  

Niyetini ve durumunu öğrenmek istemek. "Ağzını koklamak için biraz sıkıştırdım, ama pek bir şey öğrenemedim."

Ağzını Kullanmak:  

Birinin söylediklerini kendi düşüncesi gibi göstermeye çalışmak. "Babanın ağzını kullanma, kendi düşünceni söyle."

Ağzını Mühürlemek:  

Konuşmamak, susmak. "İki saattir ağzını mühürlemiş gibi, tek kelime etmeden oturuyor."

Ağzını Öpeyim (seveyim):  

Sevindirici bir söz söyleyene “ne güzel, hoş söyledin” anlamında kullanılır.

Ağzını Pek Tutmak:  

Sır vermemek. "Ağzını pek tutmazsan oyunumuz ortaya çıkar."

Ağzını Poyraza Açmak:  

Umduğunu elde edememek, fırsatı kaçırdıktan sonra boş yere beklemek. "Evi o zaman alacaktın, artık geçti, bundan sonra ağzını poyraza aç."

Ağzını Satmak:  

Birinin söylediklerini kendi düşüncesi gibi göstermeye çalışmak. "Babanın ağzını satma, kendi düşünceni söyle."

Ağzını Seveyim:  

Sevindirici bir söz söyleyene "ne güzel, hoş söyledin" anlamında kullanılır. "Ağzını seveyim be! Ne de güzel örnek verdin."

Ağzını Sıkı Tutmak:  

Sır vermemek. "Ağzını sıkı tutmazsan oyunumuz ortaya çıkar."

Ağzını Tıkamak:  

Sözünü kesmek, susturmak.

Ağzını Toplamak:  

Söylemekte olduğu kötü söz ya da küfürleri farkına varmasını istemek. "Ağzını topla! Arkadaşım hakkında o şekilde konuşamazsın."

Ağzını Tutamamak:  

Boşboğazlık etmek, sonunu düşünmeden düşündükleri ya da bildiklerini söylemek. "Annem ağzını tutamazsa babam çok kızacak."

Ağzını Tutmak:  

1- Boşboğazlık etmemek. 2- Kötü söz söylememek. 3- Bir konuda arzu edilmeyen düşüncelerin açığa çıkmasını susarak önlemek.

Ağzını Yoklamak:  

Birinin bir şey hakkında bildiğini kendine sezdirmeden söyletmeye çalışmak. "Şunun ağzını yokla da bahçeyi satıp satmayacağını öğren."

Ağzını Yormak:  

Boş yere konuşmak, boşa söylemek. "Bu konuda ağzını yormak istersen, ara onu da konuş."

Ağzının Dingili Çıkmak:  

Çok küfürlü konuşmak. Bir kimsenin ağzından çıkanı kulağının duymadığı durumlarda alay yollu olarak kullanılır.

Ağzının İçi Yangın Yerine Dönmek:  

Ağzının tadı bozulmak, tat alma duyusunu yitirmek. "Acayip bir sos almış, iki yudum al, ağzının içi yangın yerine dönüyor."

Ağzının İçine Bakmak:  

Konuşan bir kimseyi seve seve ve dikkatlice dinlemek. ”Konuşması onları öyle sarmıştı ki ağzının içine bakıyorlardı.”

Ağzının İçine Baktırmak:  

Sözlerini seve seve ve dikkatle dinletmek. "Şu yeni gelen öğretmen, nasıl da çocukları ağzının içine baktırıyor, helal olsun!"

Ağzının İçine Düşmek:  

1- Birisinden çok hoşlanmak, onunla birlikte ve yakın olabilmek için her şeyi yapmak. "Nişanlının ağzının içine düşeceksin, o kadar çok yüz verme." 2- Birinin sözlerini hayranlıkla dinlemek. "Biz her zaman babamızı, ağzının içine düşecek gibi dinlerdik."

Ağzının İçine Girmek:  

1- Birine çok yaklaşmak, çok yanaşmak, iyice sokulmak. "Biraz uzak dur, ağzımın içine girdin." 2- Hayranlıkla, büyük bir zevkle seyredip dinlemek.

Ağzının Kâhyası Olmak:  

Birinin alışkanlıklarına, davranışlarına, düzenine karışmak. "Koskoca adam, istediğini söyler, ağzının kâhyası olamam ki!"

Ağzının Kaşığı Olmamak:  

1- Bir şey, bir kimsenin uğraşabileceği konulardan olmamak. "O bölgede iş yeri açmak, senin ağzının kaşığı değil." 2- Bir şey, bir kimsenin sözünü edemeyeceği kadar değerli olmak. "Hayır yapmak Hasan Bey'in ağzının kaşığı değil."

WhatsApp