Bir Deyim Öğrenelim!
Yol Yordam:
Bir şey, davranış ya da yapışın usul ve kuralları. ”Madem yol yordam bilmezsin neden kalkışırsın böyle bir işe.”
DEYİM ARAMA
Sende Yolla Hata Bildir!DEYİMLER SÖZLÜĞÜ
Akarı Yok Kokarı Yok:
Bilinen herhangi bir eksiği, kusuru bulunmamak. "Döviz yap at kenara, akarı yok kokarı yok."
Akarına Bırakmak:
İşin sonucunu sabırla beklemek, doğal gelişmeyi beklemek. "İçeriğin nasıl aktarılacağına dikkat etmiş, dilin olanaklarını akarına bırakmıştır."
Akarsu Gibi:
Aralıksız, kesintisiz. "Dükkan kiraları, akarsu gibi gelmeye devam ediyor."
Akaryakıt:
Benzin, mazot gibi sıvı yakıtların genel adı. "Akaryakıt fiyatlarına bugün de zam geldi."
Akça Pakça:
Beyaz tenli ve güzel. "Kadın küçük kızını, akça pakça kızım diye severdi."
Akı Ak, Karası Kara:
Beyaz tenli, kara gözlü, kara saçlı.
Akı Karayı Yitirmek:
Çok şaşırmak. "Yeni evlerine girince, çocuk akı karayı yitirdi."
Akıbetine Uğramak:
Birinin içinde bulunduğu kötü duruma benzer bir duruma düşmek. "Ben de abimin akıbetine uğramak istemiyorum."
Akidesi Bozuk:
İnanıp bağlanışı sağlam olmayan kimse.
Akidesi Bozulmak:
Doğru bilinen bir inanış veya gidişten ayrılmak.
Akideyi Bozmak:
Doğru bilinen bir inanış veya gidişten ayrılmak.
Akıl Akıl, Gel Çengele Takıl:
Akılsızca yapılan bir iş karşısında ya da bir işte çözüm bulamamaktan bunalınca söylenir.
Akıl Almak:
Danışmak, birinden yol göstermesini istemek. "Bir konuda sizden akıl almak istiyorum."
Akıl Almamak:
İnanılacak gibi olmamak, akla uygun gelmemek. (akıl almaz, akıl havsala almamak, akla sığmamak)
Akıl Almaz:
İnanılacak gibi olmayan. "Dün akıl almaz şeyler anlattı, hepimiz şok olduk resmen."
Akil Baliğ:
Döl verebilecek duruma gelmiş olan, ergen, yeni yetme, erin, baliğ.
Akıl Bırakmamak:
Kafa karıştırmak. "Bu çocuk bende akıl bırakmadı."
Akıl Bu Ya:
Yanlış bir şey de olsa, aklı onu böyle davranmaya yöneltti, anlamında kullanırız. "Öyle yapmayacaktım, ama akıl bu ya!"
Akıl Danışmak:
Bir konuda birinin görüşüne, düşüncesine başvurmak. "Babama akıl danıştıktan sonra bu işe giriştim."
Akıl Defteri:
Hatırlanıp yapılması gereken şeylerin yazıldığı küçük defter, muhtıra defteri, ajanda.
Akıl Dışı:
Akla uygun olmayan, aklın alamayacağı şey. "Yaptıklarının akıl dışı şeyler olduğunu birileri söylemesi lazım."
Akıl Durdurmak:
Bir şey çok şaşırtıcı olmak, insanı şaşırtmak. "Adamın söylediklerini dinledikçe insanın aklı duruyor."
Akıl Erdirememek:
1- Ne olduğunu anlayamamak, sırrını çözememek. "Bunca şeyden sonra, onunla arkadaşlık yaptığına akıl erdiremiyorum." 2- Kabul edememek. "Sen sınavdan nasıl zayıf alırsın, akıl erdiremiyorum."
Akıl Erdirmek:
Ne olduğunu anlamak, sırrını çözmek. "Son günlerde yaptıklarına akıl erdiremiyorum."
Akıl Ermek:
Anlamak, çözmek. "Babamın islerine benim aklım ermez."
Akıl Ermemek:
1- Ne olduğunu anlayamamak, sırrını çözememek. "Bunca şeyden sonra, onunla arkadaşlık yaptığına aklım ermiyor." 2- Kabul edememek. "Sen sınavdan nasıl zayıf alırsın, aklım ermiyor."
Akıl Etmek:
Herhangi bir önlem ve çareyi zamanında düşünmek, vaktinde hatırlamak. ”Sular kesilecekti ama kovaları doldurmayı akıl edemedim.”
Akıl Havsala Almamak:
Akla mantığa sığmamak. "Babasına söylediği lafları insanın akıl havsalası almıyor."
Akıl Hocalığı Taslamak:
Bir işte doğruyu, iyi olanı gösterdiğini sanmak. "Bize akıl hocalığı taslamasın, ne yapacağımızı iyi biliyoruz."
Akıl Hocası:
1- Birine yol gösteren, akıl öğreten kimse. 2- Herkese akıl öğretmeye meraklı kimse. ”Lütfen akıl hocalığı yapmaya kalkma, biz işimizi senden iyi biliriz.”
Akıl İçin Yol Birdir:
Doğruyu bulmak için aklın izleyeceği bir tek yol vardır, bu yoldan gidenlerin hepsi aynı sonuca varır. "O, bizim işi halledemez. Akıl için yol bir, bunu anla artık."
Akıl İşi Değil:
"Akla uygun değil, doğru değil" anlamında kullanılan bir söz. "Geceyi balkonda geçirmen akıl işi değil gerçekten."
Akıl kârı Değil:
Akıllı bir insanın yapacağı şey değil, anlamına gelir. "Bu soğukta gezmeye çıkmak akıl kârı değil."
Akıl Kârı Olmamak:
Akıllı, dengeli ve ölçülü bir kişinin yapacağı iş olmamak. ”Akıl kârımı şimdi senin yaptığın bu iş?”
Akıl Karıştırmak:
Birini ne yapacağını bilemez duruma getirmek, şaşırtmak, bocalatmak. "İzlediğim sihirbazlık gösterisi akıl karıştırıyor."
Akıl Kethüdası:
Herkese akıl öğretme meraklısı kimse, akıl hocası. "Şu akıl kethüdasına bakın, bize bir şeyler anlatacakmış!"
Akıl Kumkuması:
Çok zeki, akıllı kimse; bilgiç. "Akıl kumkuması mübarek, her meseleyi çözüyor."
Akıl Küpü:
Çok akıllı ve zeki. "Bu çocuk akıl küpü maşallah." "Akıl küpü gibi birine benziyor." Deyim değil, sıfattır.
Akıl Kutusu:
Çok zeki, akıllı kimse; bilgiç. ”Akıl kutusu mübarek, her meseleyi çözüyor.”
Akıl Öğrenmek:
Bir kişiden tavsiye ve fikir almak. Yol, yöntem, bilgi öğrenmek. "Akıl öğrenmek kötü bir şey değil ki!"
Akıl Öğretmek:
Herhangi bir konuda yol gösterip tavsiyede bulunmak, bilgi vermek. ”Sana akıl verecek bir adam da mı bulamadın?”
Akıl Satmak:
Bir kimseye kendi düşüncesini benimsetmeye, ona yol göstermeye çalışmak. "Kendi işiyle uğraşacağına bize akıl satmaya çalışıyor."
Akıl Sır Ermemek:
Bir işin gizli yönlerini, niteliğini, asıl sebebini anlayamamak. ”Senin bu işi nasıl berbat ettiğine hâlâ akıl sır erdiremedim.”
Akıl Terelelli:
Pek delişmen, kendisinden ciddi bir düşünce, davranış beklenmeyen kimseler için kullanılan bir söz. "Akıl terelelli olduğu için, onunla çalışmak istemem."
Akıl Terelelli Olmak:
Pek delişmen, kendisinden ciddi bir düşünce, davranış beklenmeyen kimseler için kullanılan bir söz. "Akıl terelelli olduğu için, onunla çalışmak istemem."
Akıl Var, Yakın Var:
Bunda anlamayacak ne var?
Akıl Vermek:
Bir kişiye yol gösterip tavsiyede bulunmak, bilgi vermek, nasıl davranacağını göstermek. "Sana akıl verecek bir adam da mı bulamadın?"
Akıl Yaşta Değil Baştadır:
Akıllı olma ile yaşlı olma arasında ilgi yoktur.
Akıl Yürütmek:
1- Bir konuda düşünme yeteneğini kullanmak, fikir vermek. "Akıl yürüterek bu problemi çözebiliriz." 2- Tahminde bulunmak. "Senin yapabileceklerine akıl yürütmek imkansız."
Akıl Zayıflığı:
Akıl düzeninde deliliğe kadar varmayan bozukluk. "O bakkalda biraz akıl zayıflığı var sanırım."
Akılda Kalmak:
Unutulmamak. "Bu konu akılda kalacak gibi değil." "Akılda kalıcı örnekler vermeye çalıştım." "Akılda kalıcı bir film olduğunu düşünmüyorum."
Akılda Tutmak:
Unutmamak. "Annemin istediklerini akılda tutmaya çalış."
Akılda Yer Etmek:
Benimsenen bir düşünce kafaya yerleşmek, hiç akıldan çıkmamak. "Söylenenler belli ki akılda yer etmemiş."
Akıldan Çıkarmak:
1- Düşünmemek. "Sen elektrik faturasını aklından çıkar." 2- Unutmak. "Okulun adı neydi bilemedim, aklımdan çıkmış."
Akıldan Çıkmak:
Unutulmak. "O kaza akıldan çıkacak bir olay değildi."
Akıldan Yoksun:
Akıl eksikliği bulunan kişi. "O akıldan yoksun kişiden uzak dur."
Akıllara Durgunluk Vermek:
Çok şaşılacak bir şey olmak. ”Bir görmeliydin o olayı, akıllara durgunluk verecek bir olaydı.”
Akıllara Ziyan:
Aklı işlemez duruma getiren, çok şaşırtıcı olan. "Bu tren kazası, akıllara ziyan bir olaydı."
Akıllarda Yer Etmek:
Benimsenen bir düşünce kafalara yerleşmek, hiç akıllardan çıkmamak. "Söylenenler belli ki akıllarda yer etmemiş."
Akıllı Bıdık:
Çok küçük ve çok akıllı çocuklar için söylenir. "Bir oğlu var görme, akıllı bıdık."
Akıllı Davranmak:
Bir işi, önlem alarak yapmak. "Bu konuda akıllı davranmak gerekir, yoksa iyi sonuç alınmaz."
Akıllı Geçinmek:
Kendini çok akıllı, bilgiç sanmak. "Akıllı geçiniyorsun ama faturayı sana ödetmişler."
Akıllı Olmak:
Gerçeklere uygun davranmak. "Takımda eksik oyuncular var, hocanın kadro kurarken akıllı olması gerekir."
Akıllı Uslu:
Dengeli, yaramazlık etmeyen, ölçüsüz ve taşkın davranışlarda bulunmayan. ”Senin çocuk pek akıllı uslu görünüyor.”
Akıllılık Etmek:
1- Yerinde ve uygun davranmak. "Bence o evi almamakla akıllılık etti." 2- Uyanık davranmak. "Akıllılık edip benden önce gideyim deme!"
Akılsız İti Yol Kocatır:
Akılsızca iş yapanların boş yere yorulacağını anlatır. "Akılsız iti yol kocatırmış, git şimdi kendin düzeltmeye uğraş."
Akılsız Kafa:
Gerçeği görüp ona göre davranmayan, anlayışı kıt kişilik. "Sen bu akılsız kafa ile daha çok sıkıntı çekersin."
Akılsızlık Etmek:
Düşüncesiz ve yersiz davranmak. "Akılsızlık edip dükkanı boş bırakma sakın."
Akılsızlık Parayla Değil ya:
Önlemsizce, düşüncesizce davranıldığında söylenilir. "Tutup bütün paramı bu işe yatırdım, akılsızlık parayla değil ya!"
Akım Derken Bokum Demek:
Sözünü yerli yerince söyleyememek. "Akım derken bokum demeye başladın, adam gibi anlatsana her şeyi."
Akim Kalmak:
Sonuca ulaşamamak, başarı sağlayamamak.
Akın Akın:
Arkası kesilmeyen kalabalık öbekler halinde. "Taraftarlar maça akın akın gidiyor."
Akını Bokuna Karıştırmak:
Bir şeyin temizlerini kirlilerine, doğrularını yanlışlarına karıştırmak. "Akını bokunu karıştırma, iyisini, temizini bul, kararını ver."
Akıntı Çağanozu:
1- Sarhoşluk ya da benzeri bir nedenle düzgün, uyumlu yürüyemeyen, eğri adımlar atan kişi. 2- Vücudunda göze çarpacak bir çarpıklık bulunan kimse. "Şu akıntı çağanozuna bakın, koşturuyor."
Akıntıya Kapılmak:
1- Bir akıntının etki alanına girmek, akıntı ile birlikte sürüklenmek. "Sel basınca akıntıya kapılanlar olmuş." 2- Etki altında kalarak bir topluluğun davranışına katılmak. "O dönem akıntıya kapılıp biz de garip kıyafetler giydik."
Akıntıya Karşı Kürek Çekmek:
Olmayacak, gerçekleşmeyecek bir iş uğrunda boşuna çaba sarf etmek. "Desene bunca zaman akıntıya karşı kürek çekmişiz, olmayacak bu iş."
Akıntıya Kürek Çekmek:
Olmayacak, gerçekleşmeyecek bir iş uğrunda boşuna çaba sarf etmek. ”Desene boşuna kürek çekmişiz, olmayacak bu iş.”
Akıp Gitmek:
Çabuk geçmek. "Tatile daha dün gelmiş gibiyim, zaman ne kadar da çabuk akıp gidiyor."
Akis Uyandırmak:
Bir konu üzerinde düşünülmesine, tartışılmasına yol açmak, ilgi veya tepki yaratmak. "Bu mesele orada hiçbir akis (tepki) uyandırmadı."
Akla Durgunluk Vermek:
1- Hayranlık uyandırmak. 2- Çok şaşılacak bir şey olmak.
Akla Fenalık Vermek:
Çok şaşırtmak, çıldırtmak, zıvanadan çıkarmak. "Şu çocuğun giydiği kıyafetler akla fenalık veriyor."
Akla Gelmek:
Hatırlamak.
Akla Gelmemek:
1- Hatırlanamamak. 2- Olabileceğini düşünmemek.
Akla Gelmeyen Başa Belmek:
Kişi hayatında öyle büyük ve değişik olaylarla karşılaşır ki bunları önceleri düşünmesi, hatta hayal etmesi bile mümkün değildir.
Akla Gelmeyen Başa Gelir:
İnsan, umulmadık, hatıra gelmedik şeylerle daima karşılaşabilir.
Akla Getirmemek:
1- Olabileceğini, gerçekleşebileceğini düşünmemek. "Böyle bir sonuç olabileceğini akla getirmemiştik." 2- Hatırlatmamak. "Gösterdiğim fotoğraflar akla bir şey getiriyor mu?"
Akla Hayale Gelmemek:
İnanılmamak. "Akla hayale gelmedik olaylar yaşandı."
Akla Karayı Seçmek:
Bir işi başarmak uğrunda çok yorulmak, sonuca kadar çok zahmet çekmek. ”Seni buluncaya kadar akla karayı seçtim.”
Akla Mantığa Sığmamak:
İnanılacak gibi olmamak, akla ve mantığa uygun gelmemek. "Söyledikleriniz akla mantığa sığmayan, mantıksız şeyler."
Akla Sığar Gibi:
Aklın kabul edebileceği bir biçimde, makul. "Abinin söyledikleri akla sığar gibi değil."
Akla Sığmak:
Aklın kabul edebileceği ölçülerde olmak. "Önerileri akla sığacak şeyler."
Akla Sığmamak:
İnanılacak gibi olmamak, akla uygun gelmemek. "Söyledikleriniz akla sığmayan, mantıksız şeyler."
Akla Uymak:
Başkasına danışmadan kendi aklıyla kötü bir iş yapmak.
Akla Yakın:
Aklın kabul edeceği, aklın alabileceği ölçüde, akla uygun. "Söylediği akla yakın, bir deneyelim."
Akla Yatkın Olmak:
Uygun, akıllıca, makul olmak.
Akla Yatmak:
Akla uyabilecek özellikte olmak. "Akla yatacak bir yanıt istiyorum."
Akla Zarar:
Aklı işlemez duruma getiren, çok şaşırtıcı olan. "Bu tren kazası, akıllara ziyan bir olaydı."
Akla Ziyan:
Aklı işlemez duruma getiren, çok şaşırtıcı olan. "Bu tren kazası, akla ziyan bir olaydı."
Aklı Almamak:
1- Akla uygun gelmemek, inanılacak gibi olmamak. 2- Anlamamak. ”Şu işleri bir türlü aklım almıyor.”
Aklı Başına Gelmek:
1- Zarar gördüğü işlerden uslanıp akıllıca davranmak. 2- Baygınlıktan ayılmak, kendine gelmek. ”Çabuk koşun, nihayet kendine geliyor!”