Bir Deyim Öğrenelim!
Yürük Semai:
Doğa müzik usullerinden biri. "Yürük semai eserler hep ilgimi çekmiştir."
DEYİM ARAMA
Sende Yolla Hata Bildir!DEYİMLER SÖZLÜĞÜ
Aklı Başında:
1- Akıllı davranan. "Aklı başında bir delikanlıydı." 2- Doğru, dürüst. "Sorulara aklı başında yanıtlar veriyordu."
Aklı Başında Olmamak:
1- İyi düşünebilir durumda olmamak. 2- Bayılmak, kendisinden geçmek. ”Artık aklı başında olmamak onun işine geliyor sanki, böylece sorumluluktan kurtulacak, rahat edecek.”
Aklı Başından Bir Karış Yukarı Olmak:
Aklına geleni düşünmeden yapmak. Düşüncesiz ve mantıksız davranmak. "Aklı başından bir karış yukarı olmasa, gerçekten iyi insan."
Aklı Başından Bir Karış Yukarıda Olmak:
Aklına geleni düşünmeden yapmak. Düşüncesiz ve mantıksız davranmak. "Aklı başından bir karış yukarıda olmasa, gerçekten iyi insan."
Aklı Başından Gitmek:
1- Çok korkudan veya çok sevinçten ne yapacağını şaşırmak. 2- Kafası çok yorulmuş olduğundan iyi düşünememek. ”Annemi öyle evin ortasında baygın görünce aklım başımdan gitti.”
Aklı Başka Yerde Olmak:
Başka şeyler düşünmek.
Aklı Beş Karış Havada Gezmek:
Değişik sebeplerden dolayı dengeli düşünememek, olgun davranış göstermemek. "Onun aklı beş karış havada geziyor, söylediklerini unutur."
Aklı Beş Karış Havada Olmak:
Değişik sebeplerden dolayı dengeli düşünememek, olgun davranış göstermemek. "Onun aklı beş karış havada, söylediklerini unutur."
Aklı Beş Karış Yukarıda Gezmek:
Değişik sebeplerden dolayı dengeli düşünememek, olgun davranış göstermemek. "Onun aklı beş karış yukarıda geziyor, söylediklerini unutur."
Aklı Beş Karış Yukarıda Olmak:
Değişik sebeplerden dolayı dengeli düşünememek, olgun davranış göstermemek. "Onun aklı beş karış yukarıda, söylediklerini unutur."
Aklı Bir Karış Havada:
Düşünüp taşınmadan davranan, olgun davranış göstermeyen kimseler için kullanılır. "Aklı bir karış havada olduğundan verilen işi beceremedi."
Aklı Bir Karış Havada Gezmek:
Değişik sebeplerden dolayı dengeli düşünememek, olgun davranış göstermemek. "Onun aklı bir karış havada geziyor, söylediklerini unutur."
Aklı Bir Karış Havada Olmak:
Değişik sebeplerden dolayı dengeli düşünememek, olgun davranış göstermemek. "Onun aklı bir karış havada, söylediklerini unutur."
Aklı Bir Karış Yukarıda Gezmek:
Değişik sebeplerden dolayı dengeli düşünememek, olgun davranış göstermemek. "Onun aklı bir karış yukarıda geziyor, söylediklerini unutur."
Aklı Bir Karış Yukarıda Olmak:
Değişik sebeplerden dolayı dengeli düşünememek, olgun davranış göstermemek. "Onun aklı bir karış yukarıda, söylediklerini unutur."
Aklı Bir Şeye Takılmak:
Zihni bir şeyle sürekli olarak uğraşmak. "Arkadaşının söylediklerine aklım takıldı."
Aklı Bir Yerde Olmak:
Bir iş yaparken başka bir şey düşünmek. "Aklım yarınki sınavda olduğu için, sizinle fazla takılamam."
Aklı Bokuna Karışmak:
Korkudan şaşırıp ne yapacağını bilememek. "Köpek peşinden koşunca aklı bokuna karıştı."
Aklı Çıkmak:
Titizlikle üzerinde durmak, çok korku geçirmek, çok korkmak. ”Elbisem yırtılacak diye aklı çıkıyor.”
Aklı Dağılmak:
Düşünceleri belli bir konu, problem üzerinde toplayamamak, düşünce bütünlüğünü kaybetmek. "Televizyonu kapat, aklımın dağılmasına neden oluyor."
Aklı Durmak:
Şaşırmak, düşünemez bir hâle gelmek. ”Resmi öyle güzel yapmış ki görsen aklın durur.”
Aklı Ermek:
1- Anlayabilmek, kavrayabilmek. "Bu çocuğun her işe aklı erer." 2- Akıl yönünden olgunlaşmak. "Artık büyüdü, her şeye aklı eriyor."
Aklı Ermemek:
1- Anlayamamak. "Şu akıllı telefonlara aklım ermiyor." "Senin derslerine benim aklım ermez." 2- Akılca olgunlaşmamak, akıl eksikliği olmak. "Daha yaşı küçük, aklı ermiyor işte."
Aklı Evvel:
En doğruyu düşünür, her şeyi çok iyi bilir geçinen. "Senin gibi aklı evvele uymakla hata ettik."
Aklı Fikri:
Tüm düşüncesi. "Aklı fikri akşam oynanacak futbol maçındaydı."
Aklı Fikri Bir Şeyde Olmak:
Düşüncesini bir konuda yoğunlaştırmak. "Aklı fikri derslerinde olan bir çocuk.
Aklı Fırtlamak:
1- Çok korkmak, çok şaşırmak. "Beni karşısında görünce aklı fırtladı." 2- Kendi tutum ve davranışına, kendi düşünce biçimine çok aykırı bulmak.
Aklı Gitmek:
1- Çok korkmak, şaşkınlık içinde kalmak. "Abim bizi görecek diye aklım gitti." 2- Çok beğenmek, bayılmak. "O elbiseye aklım gitti kız."
Aklı Gözünde:
Gördüğünden başka hiçbir şeye inanmayan, yalnızca gördüğüne inanan (kimse).
Aklı Kalmak:
Hoşa giden bir şeyi düşünmekten kendini alamamak. "Senin aklın, benim kuzen de kaldı galiba."
Aklı Karışmak:
Ne yapacağını bilememek, bocalamak, şaşırmak. ”Dur hele, bir düşüneyim, söylediklerin aklımı karıştırdı.”
Aklı Kesmek:
Bir şeyin olabileceğine, bir şeyi yapabileceğine inanmak. ”Seninle bu işi başarabileceğime pek de aklım kesmiyor.”
Aklı Kesmemek:
1- Anlayamamak, idrak edememek. "Bu soruyu da aklım kesmedi." 2- Sonucu tahmin edememek. "Bu maçı kazanacağımıza pek aklım kesmiyor."
Aklı Kıt Olmak:
Akla uygun olmayan, ahmakça davranışlarda bulunmak. "Aklı kıt olduğu için ona pek güvenmiyorum."
Aklı Sıra:
Aklınca, düşüncesine göre. "Aklı sıra seni kandıracak."
Aklı Sonradan Gelmek:
1- Verdiği kararın yanlış olduğunu anlayıp vazgeçmek. "Aklı sonradan gelince, işinin başına geçip çalışmaya devam etti." 2- Bir şeyi sonradan hatırlayarak yapmak. "Aklı sonradan gelince, kalkıp ödevini yaptı."
Aklı Takılmak:
Zihni bir şeyle sürekli olarak uğraşmak. "Arkadaşının söylediklerine aklım takıldı."
Aklı Yatmak:
1- Bir işin olabileceğini düşünmek. "Aklıma yatarsa şirkete ortak olabilirim." 2- Anlamaya başlamak. "Trigonometri konusu aklıma yatmaya başladı."
Aklı Yetmek:
1- Bir işi yapabilecek kadar bilgili olmak. "Benim bu soruları çözmeye aklım yetmez." 2- Gerçekleşen olayları kavrayabilmek. "Senin çevirdiğin dümene benim aklım ermez."
Aklı Zıvanadan Çıkmak:
Delirmek, aklını oynatmak. "Sonunda öğretmenin aklı zıvanadan çıktı."
Aklıma Gelen Başıma Geldi:
"Olmasından korktuğum şey oldu." anlamında kullanılan bir söz. "Aklıma gelen başıma geldi, evi su bastı."
Aklın Yolu Bir Olmak:
İyi düşünüldüğünde ayrı ayrı kimselerce varılacak sonuç hep aynı olmak.
Aklına (aklını) Takmak:
Bir şeyi devamlı olarak düşünmek, bir fikre sürekli olarak zihninde yer vermek ve zihni onunla meşgul etmek. ”Onu niçin kırdım, aklıma takıldı düşünüp duruyorum.”
Aklına Bir Şey Gelmek:
Hatırlamak. "Aklına bir şey gelmiş, kalkıp gitti.
Aklına Düşmek:
1- Hatırlamak. 2- Kafasında bir düşünce doğmak. ”Aklına düşen her şeyi yapmak zorunda mısın?”
Aklına Esmek:
Daha önce düşünmemiş olduğu şeyi birden yapmaya karar vermek.”Birden aklına esti, kalkıp sahile indi. ”Aklına gelen başına gelmek: Olmasından korktuğu şeyin zarar verici etkisine uğramak. ”Aklıma gelen başıma geldi, evi su bastı.”
Aklına Gelen Başına Gelmek:
Olmasından korktuğu şeyin zarar verici etkisine uğramak. "Aklıma gelen başıma geldi, evi su bastı."
Aklına Geleni Söylemek:
Yerli yersiz konuşmak. "Beni sinirlendirince aklıma geleni söyledim."
Aklına Geleni Yapmak:
Düşünmeksizin her istediğini yapmak. "O kimseyi takmaz, aklına geleni yapar."
Aklına Gelenin Başına Gelmesi:
Olması istenmeyen bir şeyin gerçek olması.
Aklına Gelmek:
1- Hatırlamak. 2- Bir şeyi yapmayı düşünmek, tasarlamak. ”Aklıma geldi, kalkıp babama gittim.”
Aklına Gelmemek:
1- Bildiği bir şeyi hatırlayamamak. "Bu sorunun cevabı aklıma gelmedi." 2- Düşünememek. "Senin de burada olacağın hiç aklıma gelmedi."
Aklına Getirememek:
Daha önce bildiği bir şeyi hatırlayamamak. "Adını dün aklıma getirememiştim, şimdi hatırladım."
Aklına Getirmek:
1- Hatırlatmak. "Onu görünce kardeşini aklıma getirdi." , "Okumadığı için annesinin çektiği sıkıntıları kızımın aklına getiriyorum." 2- Olabileceğini düşünmek. "Sınıfta kalabileceğimi hiç aklıma getirmedim."
Aklına Getirmemek:
1- Olabileceğini, gerçekleşebileceğini düşünmemek. "Sınıfta kalabileceğimi hiç aklıma getirmedim." 1- Hatırlatmamak. "Gösterdiğim fotoğraflar aklına bir şey getirmedi mi?"
Aklına Kazımak:
Unutulmayacak şekilde önemseyip akılda tutmak, belleğine iyice yerleştirmek. "Başarmak için çalışman gerektiğini aklına kazımalısın."
Aklına Koymak:
1- Bir şeyi yapmaya kesin olarak karar vermek. ”Bu sene takıntısız sınıfımı geçmeyi aklıma koydum. ”2- Bir fikri başkasına aşılamak.
Aklına Şaşayım:
Hiç de akıllıca düşünmüyorsun, davranmıyorsun, anlamında kullanılır. "Sana bu işi yaptıranın aklına şaşayım."
Aklına Sığdırmak:
Bir şeyin olabileceğine inanmak, aklı almak.
Aklına Sığmamak:
1- Anlayamamak, kavrayamamak. 2- Olabileceğine inanmamak.
Aklına Sonradan Gelmek:
1- Verdiği kararın yanlış olduğunu anlayıp vazgeçmek. "Aklına sonradan gelince, işinin başına geçip çalışmaya devam etti." 2- Bir şeyi sonradan hatırlayarak yapmak. "Aklına sonradan gelince, kalkıp ödevini yaptı."
Aklına Takılmak:
Bir şey sürekli kafasını yormak. "Artık o olaya aklın takılmasın, başka şeyler düşünmeye çalış."
Aklına Takmak:
Bir şeyi devamlı olarak düşünmek, bir fikre sürekli olarak zihninde yer vermek ve zihni onunla meşgul etmek. "Onu niçin kırdım, aklıma takıldı düşünüp duruyorum."
Aklına Tıp Etmek:
Birden aklına gelmek, birden anımsamak. "Bir gün, yağız atın yerini düşünürken aklına tıp etti, at ormanda olabilirdi."
Aklına Tüküreyim:
Akıllıca olmayan bir işi yapana, kınamak için söylenir. "Aklına tüküreyim senin, bu fırsat kaçar mıydı?"
Aklına Turp Sıkayım:
Düşünce ya da davranışın akıllıca değil, yanılıyorsun, anlamında kullanılır. "Böyle havada yolculuk yapanın aklına turp sıkayım."
Aklına Uymak:
Başka birinin düşüncesine göre iş yapmak, davranmak. "Aklına uyduk, girdik çıkmaz bir yola."
Aklına Yatmak:
Düşüncesine uymak. "Senin de aklına yatarsa bu işi birlikte yapalım."
Aklına Yatmamak:
Düşüncesine uymamak. "Bu işi yapmak hiç aklıma yatmıyor."
Aklına Yelken Etmek:
Düşüncesizce davranmak veya aklına geleni hemen yapmak.
Aklına Yer Etmek:
Uygun bulduğu bir düşünce kafasına yerleşmek. ”Onun sana söyledikleri aklına yer eder inşallah.”
Aklınca:
(Küçümseyiş yollu) düşüncesine göre, aklı sıra. "Adam aklınca hiçbir şey olmaz sanıyor."
Aklında Kalmak:
1- Unutmamak. "Siparişlerim aklınızda kalmıyorsa, yazıp vereyim." 2- Hatırlamak. "Aklımda kaldığına göre yarın dönecek.
Aklında Olsun:
Unutma! "Aklında olsun, yarın doktora gideceğiz!"
Aklında Tutmak:
1- Unutmamak. "Bu sayıları aklınızda tutunuz." 2- Bellemek. "Okuyacağın sınıfı aklında tutmaya çalış."
Aklında Yer Etmek:
Uygun bulduğu bir düşünce kafasına yerleşmek. "Onun sana söyledikleri aklında yer eder inşallah."
Aklından Bile Geçmemek:
Hiç düşünmemek. "Bunu yapmak aklımdan bile geçmedi."
Aklından Çıkarmak:
Unutmak, anmaz olmak.
Aklından Çıkarmamak:
Sürekli hatırlamak, unutmamak. "Annemin öğütlerini aklımdan çıkarmamaya çalışıyorum."
Aklından Çıkmak:
Unutmak. "Eski arabamızın plakası aklımdan çıkmış."
Aklından Çıkmamak:
Unutmamak. "O olay yıllarca aklımdan çıkmadı."
Aklından Geçirmek:
Bir şeyi yapmayı düşünmek, tasarlamak. "Bu çocuğa sataşmayı aklından geçirme."
Aklından Geçmek:
1- Bir şeyi yapmayı düşünmek, içinden geçirmek. "O da bugün gelmeyi aklından geçiriyordu." 2- (Çeşitli olasılıkları) düşünmek. "Bu takımı yenemeyeceğimiz aklımdan geçmişti."
Aklından Zoru Olmak:
Tutarsız, dengesiz, ölçüsüz, delice davranışlarda bulunmak. ”Bırak o bıçağı, aklından zorun mu var senin?”
Aklını (bir şeyle) Bozmak:
1- Sapıtmak, delirmek. 2- Yalnızca ilgilendiği, üzerine düştüğü şeyle uğraşıp durmak, başka hiçbir mesele düşünmemek. ”Bizim çocuk sinema ile aklını bozdu.”
Aklını Almak:
Çekiciliği, güzelliği ile büyülemek, etkisi altına almak. ”Kızın bir bakışı, aklını başından almaya yetti.”
Aklını Başına Almak:
Mantıksız, ölçüsüz davranışlarda bulunmaktan kendini kurtararak akıllıca bir yola girmek. ”Aklını başına al, yoksa bu içki seni götürecek.”
Aklını Başına Devşirmek:
Mantıksız, ölçüsüz davranışlarda bulunmaktan kendini kurtararak akıllıca bir yola girmek. "Aklını başına devşir, yoksa bu içki seni öldürecek."
Aklını Başına Toplamak:
Mantıksız, ölçüsüz davranışlarda bulunmaktan kendini kurtararak akıllıca bir yola girmek. ”Aklını başına al, yoksa bu içki seni götürecek.”
Aklını Başından Almak:
Çok şaşırtmak, düşünemeyecek duruma getirmek. ”Gördüğü ev aklını başından aldı.”
Aklını Başka Yere Vermek:
Konuşulan konudan başka bir şey düşünür olmak.
Aklını Bir Şeye Takmak:
Aklı, sürekli olarak bir şeyle uğraşmak. "Aklını bu işe takmakla bir şey kazanamazsın."
Aklını Bozmak:
1- Ruhsal hastalığa yakalanmak, sapıtmak, delirmek. "Burhan Amca aklını bozmuş diyorlar, kendi kendine konuşup duruyormuş." 2- Yalnızca ilgilendiği, üzerine düştüğü şeyle uğraşıp durmak, başka hiçbir mesele düşünmemek. "Bizim çocuk sinema ile aklını bozdu."
Aklını Çalmak:
1- Kararından, niyetinden vazgeçirip başka bir yola sokmak. 2- Baştan çıkarmak, ayartmak. ”Aklını çelip onu evlenmeye razı et.”
Aklını Çelmek:
1- Kararından, niyetinden vazgeçirip başka bir yola sokmak. "Arkadaşlarının aklını çelip, okuldan kaçmışlar." 2- Baştan çıkarmak, ayartmak. "Aklını çelip onu evlenmeye razı et." 3- Bir şey, birinin ilgisini aşırı derecede çekmek. "Bu telefon benim aklımı çeliyor."
Aklını Devşirmek:
1- Zarar gördüğü işlerde, hatalarını görerek akıllıca davranmak. "Aklını devşirince, iş işten geçmiş olacak." 2- Baygınlıktan ayılmak, kendine gelmek. "Çabuk koşun, nihayet aklını devşiriyor."
Aklını Kaçırmak:
1- Delirmek. "Aklını kaçırınca onu hastaneye götürdüler." 2- Delice, akıl dışı işler yapmak. "Aklını kaçırmış, bu havada yolculuğa çıkıyor."
Aklını Karıştırmak:
Birini ne yapacağını bilemez duruma getirmek, şaşırtmak, bocalatmak. "Çocuğun aklını karıştırma, git kendi odana."
Aklını Kaybetmek:
1- Akıl dışı, delice davranışlar sergilemek. "Ağır hakaretler edince ben de aklımı kaybettim." 2- Delirmek, deli olmak, çıldırmak. "Yaşadığı psikolojik sorunlar nediyle aklını kaybetmiş."
Aklını Kullanmak:
İyice düşünüp taşınarak hareket etmek. "Aklımı kullandım, altına yatırım yaptım."