D E N E M E    


Bir Deyim Öğrenelim!

Fişek Atmak:

1- Ortalığı karıştıracak bir söz söylemek. "Hanımın yanında bir fişek attın, hala uğraşıyoruz." 2- Cinsel birleşmede bulunmak. "Bu yaşta hala fişek atma peşinde."

DEYİM ARAMA


     
Sende Yolla Hata Bildir!



DEYİMLER SÖZLÜĞÜ




Gayrimüsmir:  

(gayri müsmir) Verimsiz, sonuçsuz.

Gayrişahsi:  

(gayri şahsi) Şahsi olmayan.

Gayrişuuri:  

(gayri şuuri) Şuursuzca.

Gayritabii:  

(gayri tabii) Tabii değil, tabii olmayan.

Gayrivaki:  

(gayri vaki) Olmadık, olmamış.

Gayrivarit:  

(gayri varit) Hatıra gelmez.

Gayya Kuyusu:  

Karmakarışık işlerin döndüğü yer veya çok çapraşık durum.

Gaz Maskesi:  

Zehirli gazların solunmasını önlemek amacıyla özel olarak yapılmış gereç.

Gaz Vermek:  

1- Motorlu taşıtlarda gaz pedalına basmak. "Hafif gaz ver de, motoru kontrol edeyim." "Viraja yaklaşırken, gaz vermeyi bırakmalısın." 2- Dolduruşa getirmek. "Çocuklara gaz verdim, tüm çöpleri topladılar." "Arkadaşıma öyle bir gaz verdim ki, sevdiği kişiye mesaj attı." 3- Coşturmak. "İlk yarı sonucunda oyunculara gazı verdi, ikinci yarı coşan takım maçı kazandı." "Salondaki dinleyicilere gaz verdi, herkes bir saattir ayakta."

Gaza Basmak:  

1- Harekete geçirmek veya hızını artırmak için motorlu taşıtın gaz pedalına basmak. "Gaza bas da, arkadaşlara yetişelim." 2- Bir işi hızlandırmak. "Gaza basın da, şu işi akşama kadar bitirelim." "Saat geliyor, biraz gaza basıp, işi sıkı tutun."

Gaza Dayanmak:  

1- Harekete geçirmek veya hızını artırmak için motorlu taşıtın gaz pedalına basmak. "Gaza dayan da, arkadaşlara yetişelim." 2- Bir işi hızlandırmak. "Gaza dayan da, şu işi akşama kadar bitirelim." "Saat geliyor, biraz gaza dayanıp, işi sıkı tutun."

Gaza Gelmek:  

Dolduruşa gelmek. "Gaza gelen arkadaş, tüm bulaşıkları yıkadı."

Gaza Getirmek:  

Birini olmadık bir şey veya hayalî bilgilerle coşturmak, ileri sürmek. "Beni gaza getirip, o kadar yere koşturdular."

Gaza Yüklenmek:  

Harekete geçirmek veya hızını artırmak için motorlu taşıtın gaz pedalına çokça basmak. "Yavaşlaması gereken yerde; gaza yüklenince, kaza kaçınılmaz oldu."

Gazaba Gelmek:  

Öfkelenmek, kızmak. "Söylediği ölçüsüz laflar, gazaba gelmesine sebep oldu."

Gazaba Uğramak:  

Güçlü bir kimsenin hışmına uğramak. "Ödevlerini yapmayınca, öğretmenin gazaba uğramaktan kurtulamadı."

Gazabını Yenmek:  

Öfkesini, şiddetini göstermemek veya bastırmak. "O daha küçük; hata yapmış olabilir, gazabını yenmek zorundasın."

Gazali Rana:  

Güzel, hoş ceylan gibi sevgili anlamında. "Gazali rana bir yar sevdim." , "Artık tek ihtiyacım bir Gazali rana."

Gazel Okumak:  

1- Gazel söylemek. 2- Kandırmak ve oyalamak için boş sözler söylemek. ”Boşuna gazel okuma, kandıramazsın beni!”

Gazel Tutturmak:  

Yüksek sesle şarkı veya türkü söylemek. "Odasında gazel tutturmuş, barım barım bağırıyor."

Gazı Köklemek:  

Taşıtın hızını arttırmak için gaz pedalına sonuna kadar basmak. "Gazı köklemeyi bırak, acelemiz yok."

Gazi Olmak:  

Savaşa katılarak ölmeden dönmek. "Ailemizden iki kişi gazi olmuştu."

Gaziler Helvası:  

Un helvası.

Gazilik Beratı:  

Bir kimsenin gazi olduğunu gösteren belge.

Gebe Kalmak:  

1- İnsan veya hayvanın karnında yavru oluşmak. "Gebe kalmak isteyenler, doktor tavsiyelerine kulak versin." 2- Minnet altında kalmak. "Kısa hayatta, uzun yalnızlıklara gebe kalmak da var."

Geberip Gitmek:  

İstenmedik bir biçimde ve beklenmedik bir zamanda ölmek. "Bu dağ başında geberip gitmek istemiyorum."

Gebeşlik Etmek:  

Aptallık, sersemlik etmek. "Gebeşlik etmeyi bırak, moralimi bozuyorsun."

Geç:  

"Kulak asma, önem verme!" anlamında kullanılan bir söz. "Senin için söylememiştir o lafları, geç!"

Geç Efendim:  

"Kulak asma, önem verme!" anlamında kullanılan bir söz. "Senin için söylememiştir o lafları, geç efendim!"

Geç Kalmak:  

Vaktinden sonra davranmak, gecikmek. "Beni oyalama, derse geç kalmak istemiyorum."

Geç Olsun da Güç Olmasın:  

Geç kalan işlerde avunmak için söylenir.

Geç Yiğidim Geç:  

Hak güçlünündür, ezilen oyun eğer. "Benden güçlü olduğu için çatışmak istemiyorum"

Gece Gözü, Kör Gözü:  

Geceleyin iyi iş yapılamaz.

Gece Gündüz:  

Sürekli, her zaman. "Sınav için gece gündüz çalıştı."

Gece Gündüz Dememek:  

1- Vaktin uygun olup olmadığına bakmamak, vakit seçmemek. "Gece gündüz demeden, beni arayabilirsin." 2- Bir işi sürekli olarak, ara vermeksizin yapmak. "Gece gündüz demedi, işi bitirdi."

Gece İşçiliği:  

1- İşçinin gece çalışması. 2- Gece hırsızlığı.

Gece Kuşu:  

Geceleri gezip dolaşan, bunu huy edinen kimse. ”Bizim oğlan iyice gece kuşu oldu.”

Gece Silâhlı Gündüz Külâhlı:  

Gizliden ve kimseye hissettirmeden kötü işler yapan kimse. "Sizin komşu için, gece silâhlı gündüz külâhlı diyorlar."

Gece Taarruzu:  

Düşmana geceleyin yapılan saldırı.

Gece Yatısı:  

Gece de kalmak üzere misafirlik.

Gecekondu Gibi:  

Derme çatma yapılan yapı. "Gecekondu gibi bir evde oturuyorlar, durumları pek de iyi sayılmaz."

Geceler Gebedir:  

Her sabah yeni olaylarla karşılaşırız. "Geceler çok şeye gebedir, yarını bekleyelim."

Gecelik Külahıma Anlat:  

"Söylediklerine inanmıyorum, boşuna yorulma" anlamında kullanılır .

Geçer Akçe:  

Herkesçe aranılan, beğenilen, değerli (şey). ”Elimizdeki tek geçer akçemiz şu arabadır.”

Gecesini Gündüzüne Katmak:  

Ara vermeden, devamlı çalışmak; büyük çaba göstermek. "Gecemizi gündüzümüze katıp çalıştık ve bu evi yaptık."

Geceyi Gündüze Katmak:  

Ara vermeden, devamlı çalışmak; büyük çaba göstermek. ”Geceyi gündüze katıp çalıştık ve bu evi yaptık.”

Geçim Kapısı:  

Yaşamak için gerekli kazancın sağlandığı iş yeri. "Bu geçim kapısı da olmasa aç kalırız."

Geçim Kaygısı Çekmek:  

Geçim derdiyle uğraşmak, geliri olmamak veya az olmak.

Geçimini Doğrultmak:  

Geçinmek için yeteri kadar para kazanmak. "Açtıkları lokanta iyi işliyor, artık geçimlerini doğrultmuşlar."

Geçimini Sağlamak:  

Yaşamak için gerekli olanı elde etmek. ”Geçimini sağlamak için hemen her yola başvurdu.”

Geçinip Gidiyoruz:  

Çok iyi değilse de şöyle böyle geçiniyoruz. "Yeni girdiğim iş sayesinde geçinip gidiyoruz."

Geçinip Gitmek:  

Çok iyi değilse de şöyle böyle geçinmek. "Asgari ücretle ne olursa, geçinip gidiyoruz işte."

Geçiniz:  

1- "Bu söylediklerinizi kabul etmiyorum, daha mantıklı sözler söyleyin." anlamında kullanılan bir söz. "Mazeret olarak anlattıklarınız boş şeyler, geçiniz." 2- Bilgi yarışmalarında kendisinden sonraki yarışmacıya geçilmesini istemek için veya bir sonraki soruya geçmek için söylenen bir söz. "Diğer soruya geçiniz."

Geçinmeye Gönlü Olmamak:  

Herhangi bir konuda isteksizliğini belli etmek. "Yeter ki geçinmeye gönlü olsun, yoksa ağzınla kuş tut yaranamazsın."

Geçip Gitmek:  

1- Duraksamadan yoluna devam etmek. "Belediye otobüsü az önce geçip gitti." 2- Geçmişte kalmak. "Geçip giden yılların ardından geriye ne kaldı?"

Geçit Vermek:  

1- Çay, ırmak, dağ vb.nin geçilecek bir yeri olmak. "Sonbahar geldiğinde, bu nehir geçit vermez olur." 2- İzin vermek, hoş görmek. "Böyle olaylara devletimiz asla geçit vermez."

Geçmiş Ola:  

O fırsat bir daha ele geçmez, anlamında söylenir. "İşi başkası aldı, geçmiş ola."

Geçmiş Olsun:  

Hastalananlara, kaza geçirenlere, beklenmedik büyük bir olumsuz durumdan kurtulanlara veya hapishaneye girenlere söylenen iyi dilek sözü. "Geçmiş olsun, ucuz kurtulmuşsunuz."

Geçmişe Sünger Çekmek:  

Geçmişte yaşananları unutmak, silmek, geçmişte hiçbir şey olmamış saymak. "Geçmişe sünger çekip, yeni bir ilişkiye başlamaya karar verdiler."

Geçmişi Kandilli:  

Sövgü. "Geçmişi kandilli biri, konuşmaya değmez."

Geçmişi Olmak:  

1- Aralarında eskiye dayanan dostluk bulunmak. "Onunla bir geçmişimiz var." 2- Aralarında kırgınlığa yol açacak bir olay geçmiş olmak. "Aramız iyi değil, onunla bir geçmişim var."

Geçmişini Karıştırmak:  

Birinin ölmüşlerini yermek veya onlara sövmek.

Geçmişini Kurcalamak:  

Geçmişini araştırarak kötü amaçlı kullanmak için birisiyle ilgili bilgi edinmek. "Geçmişini çok kurcaladılar, ama hiçbir bulamadılar."

Geçmişlerini Karıştırmak:  

1- Birinin ölmüşlerini yermek veya onlara sövmek. "Geçmişlerimi karıştırma, yoksa bozuşuruz." 2- Geçmişini araştırmak. "Sen kimlerdensin? Biraz geçmişlerini karıştıralım bakalım."

Geçti Bor'un Pazarı Sür eşeğini Niğde'ye:  

“İş işten geçti artık, fırsatı kaçırdın” anlamında kullanılır. "Geçti Borun pazarı, sen yarın erken gel yine."

Geçtiği Yoldan Geçmek:  

Daha önce aynı olayları yaşamış olmak, deneyimli olmak. "Babamın geçtiği yollardan geçmek, bana hayatı daha da kolaylaştırıyor."

Gedik Açılmak:  

Giderilmesi çok güç bir eksiklik veya açık ortaya çıkmak. "Bu harcamalardan dolayı, bütçemizde gedik açılmasın."

Gedik Açmak:  

Düşman mevzilerindeki zayıf bir noktadan giriş yeri açmak. "Yıkılmaz denilen kaleler, surda bir gedik açmaya bakar."

Gedik Kapamak:  

Küçük bir gereksinimini karşılamak. "Al bu parayı, gediğinizi kapatırsınız."

Gedik Kapmak:  

Bir gelir kaynağı ele geçirmek. "Gedik kapmak için görüşmeler yapıyor."

Gedikleri Tıkamak:  

Çıkan veya çıkacak olan zorlukları önlemek. "Bilgisayarda açtığın gedikleri tıkamak için çalışıyorum."

Gehgeh Tutmak:  

Nöbetli bir hastalığa yakalanmak. "Gehgeh tutmuş, içerde dinleniyor."

Gel Gelelim:  

“Fakat, ama, ancak” ve “Ne çare ki..” anlamlarında kullanılır. ”Gel gelelim onlara, daha teklifimizi kabul etmediler.”

Gel Keyfim Gel:  

Bir durumdan duyulan memnunluk, işlerin yolunda gitmesi anlatılır.

Gel Zaman Git Zaman:  

Aradan epeyce bir zaman geçtikten sonra. ”Gel zaman git zaman bu ikisi beraberce yaptılar bu evi.”

Gelberi Etmek:  

Aşırmak, çalmak, kendine mal etmek. "Gelberi edecek biri değil, ben kefil olurum."

Geldiniz:  

Hoş geldiniz. iyilikler, mutluluklar getirdiniz.

Geleceği Görmek:  

İlerleyen zamanlarda bir işin sonucunu, nasıl gelişeceğini önceden tahmin edebilmek. "Biraz düşününce geleceği görmek pek de zor değil."

Geleceği Varsa, Göreceği de Var:  

Kötülük yapacak olan bunun karşılığını elbette görür, anlamına gelir. "Hiç çekinmiyorum; geleceği varsa, göreceği de var."

Gelecek Kuşak:  

İlerideki zamanlarda, aynı zaman dilimi içinde yaşaması beklenen, yaşları birbirine yakın olan kişilerin tümü, yeni nesil, yeni jenerasyon. "Gelecek kuşaklara yeşil bir Türkiye bırakalım."

Gelecek Vadetmek:  

İyi şeyler olacağını önceden sezdirmek. "Gelecek vadeden bir oyuncu olduğundan, transfer etmek istiyorlar."

Gelen Ağam, Giden Paşam:  

Başta kim olursa olsun, hepsine saygılı davranırım, anlamında kullanılır. "Ona göre gelen ağam, giden paşam."

Gelenekleri Sarsmak:  

Toplumun bağlı olduğu alışkanlıkların dışına çıkmak.

Gelin Almak:  

1- Erkeğe bir eş bulmak. "Kısmetse yaza gelin alacağız." 2- Gelini babasının evinden özel bir törenle alıp damadın evine götürmek. "Gelin almak için, uzunca bir konvoyla geldiler."

Gelin Gibi Süzülmek:  

Geline yakışır biçimde edalı, nazlı yürümek. "Gelin gibi süzülme de, git bir çay demle."

Gelin Gitmek:  

Bir aileye, bir yere gelin olarak gitmek. "Onun kızı bu yaz, muhtara gelin gitti."

Gelin Güveyi Olmak:  

Bir işin daha başında nasıl olacağını düşünmeden işi olmuş bitmiş saymak.

Gelin Havası:  

Denizin hafif dalgalı, çırpıntılı olması hali.

Gelin Odası Gibi:  

Çok temiz ve özenilerek süslenmiş. itinalı, bakımlı.

Gelin Yazmak:  

Gelinin yüzünü değişik süs gereçleriyle bezemek. "Gelin yazmak için arkadaşları içerde toplandı."

Gelinliği Tutmak:  

1- Gelin, kendisinden beklenilen hizmeti yapmak. "Gelinliği tutsun, tüm ev işlerini tek başına halleder." 2- Aile büyüklerinin yanında susmak. "Gelinliği tuttu, yine konuşmak istemiyor."

Gelinlik Etmek:  

1- Gelin, kendisinden beklenilen hizmeti yapmak. "Gelinlik etsin, tüm ev işlerini tek başına halleder." 2- Aile büyüklerinin yanında susmak. "Gelinlik etti, yine konuşmak istemiyor."

Gelip Çatmak:  

Vakti gelmek, kaçınılmaz olmak, çok yakında olmak. ”Ödeme gününün gelip çatacağını hiç düşünmedin mi?”

Gelip Dayanmak:  

Vakti gelmek, kaçınılmaz olmak, çok yakında olmak. "Ödeme gününün gelip dayanacağını hiç düşünmedin mi?"

Gelip Geçici Olmak:  

Kısa süreli, önemsiz olmak. "Gelip geçici olan aşklara gönlüm kapalı."

Gelip Geçmek:  

1- Bir yerden geçmek. "Az önce; eski model, süslü bir taksi gelip geçti." 2- Bir makam, bir yer vb.nde kısa bir süre bulunmak. "Müdür olarak geçici görevlendirdiler, bu yaz geldi geçti."

Gelir Kapısı:  

Para kazanılan, para getiren yer.

Gelir Vergisi:  

Kişilerin gelirlerinden, bir oran ölçüsünde devlete ödedikleri dolaysız vergi.

Gelişi Güzel:  

1- Herhangi bir, baştan savma, rastgele, lalettayin. "Ödevini yine gelişigüzel yapmışsın." 2- Üstünkörü "Gelişigüzel İngilizce öğrenmiş, bize hava atıyor." Doğrusu gelişigüzel şeklindedir.

Gelişigüzel:  

1- Herhangi bir, baştan savma, rastgele, lalettayin. "Ödevini yine gelişigüzel yapmışsın." 2- Üstünkörü "Gelişigüzel İngilizce öğrenmiş, bize hava atıyor."

WhatsApp