D E N E M E    


Bir Deyim Öğrenelim!

Horoz Akıllı:

Beyinsiz.

DEYİM ARAMA


     
Sende Yolla Hata Bildir!



DEYİMLER SÖZLÜĞÜ




Gafil Avlanmak:  

Hiç beklenmedik bir sırada yakalanmak, habersiz ve hazırlıksız olduğu sırada zor duruma düşürülmek. ”Ben gafil avlanacak bir insan değildim ama oldu bir kere.”

Gafil Baş, Düşmana Eş:  

İşlerinde hazırlıksız olan insan her zaman zor duruma düşebilir. "Gafil baş, düşmana eştir; sen daha bu sınava hazırlamamışsın ki, nasıl başaracaksın?"

Gafil Davranmak:  

Dikkatsiz ve dalgın hareket etmek. "Gafil davranma, yoksa havuza düşersin."

Gafillik Etmek:  

Çevresindeki gerçekleri görmemek, sezmemek. "Bir gafillik etmiş, çok özür diliyor."

Gaflet Basmak:  

1- Uykusu gelmek. "Siz konuşurken beni bir gaflet bastı ki hiç sorma, sizin konuştuklarınızı anladım diyemem." 2- Dalgın, dikkatsiz bir durumda bulunmak. "Depodaki ürünlere dikkat edin, bir an bile gaflet basmasın."

Gaflet Etmek:  

Gaflette bulunmak, aymazlık etmek, çevresinde olup bitenlerin farkına varamamak "Gaflet etmeden ödevlerini zamanında yap."

Gaflet Göstermek:  

Çevresinde olup bitenlerin farkına varamamak, gaflette bulunmak, aymazlık etmek. "Gaflet göstermeden ödevlerini zamanında yap."

Gaflet İçinde Olmak:  

Etrafından olup bitenlerin farkında olmamak.

Gaflet Uykusuna Dalmak:  

1- Dalgınlıktan ileri gelen uyuşukluk içinde olmak. "Gaflet uykusuna dalmışsın içeri giren çıkan belli değil." 2- İdraksizlik, bilgisizlik, aymazlık içinde olmak. "Doğa konusunda bu insanlar gaflet uykusuna dalmış, daha etkili adımlar atmalıyız."

Gaflet Uykusuna Yatmak:  

1- Dalgınlıktan ileri gelen uyuşukluk içinde olmak. "Gaflet uykusuna yatmışsın, içeri giren çıkan belli değil." 2- İdraksizlik, bilgisizlik, aymazlık içinde olmak. "Doğa konusunda bu insanlar gaflet uykusuna yatmış, daha etkili adımlar atmalıyız."

Gaflet Uykusundan Uyandırmak:  

Bilgisizlikten, idraksizlikten kurtarmak. "Bu milleti gaflet uykusundan uyandırmak için güçlü liderlere ihtiyaç var."

Gaflete Düşmek:  

Gaflet içinde kalmak, dalgınlığı yüzünden çevresinde olup bitenden habersiz olmak. "Gaflete düşmeden, derslerimizde başarılı olacağız."

Gaflete Düşmemek:  

Çevresinde olup bitenlerin farkında olmak, dalgın olmamak, gafillik etmemek. "Gaflete düşmeden, derslerimizde başarılı olacağız."

Gaflette Bulunmak:  

Çevresinde olup bitenlerin farkına varamamak, gaflet etmek, aymazlık yapmak. "Gaflette bulunmadan ödevlerini zamanında yap."

Gaga Burun:  

Burnu uzun ve aşağı doğru sarkık olan kimse.

Gagasından Yakalamak:  

Zayıf noktasından yakalamak, bir kimseyi karşı koyamayacak duruma getirmek. "Onu gagasından yakalayıp, maça götürdü." , "Gagasından yakalarsam, iyi para kopartabilirim."

Gaipten Haber Almak:  

Kendisinde manevi güç olduğuna inanılan kimse, gelecekte neler olacağından veya bilinmeyen âlemden haber almak. "Gaipten haber alıyorum diye, iki bin lirasını dolandırmış."

Gaipten Haber Vermek:  

Kendisinde manevi güç olduğuna inanılan kimse, gelecekte neler olacağından veya bilinmeyen âlemden haber vermek. "Gaipten haber veriyorum diye, iki bin lirasını dolandırmış."

Gak Gak Gubarak:  

Hiçbir şeyi dert etmeden gezip dolaşmak, gününü gün etmek. "Sen gak gak gubarak keyif yap, biz burada sıkıntı çekelim, ne güzel memleket!"

Galatı Meşhur:  

Yaygınlaştığı için yanlışlığına önem verilmeden kullanılagelen söz, deyim, terim, yaygın yanlış. "Şarj yerine şarz demek galatımeşhur olmuş." Doğrusu galatımeşhur şeklindedir.

Galatımeşhur:  

Yaygınlaştığı için yanlışlığına önem verilmeden kullanılagelen söz, deyim, terim, yaygın yanlış. "Şarj yerine şarz demek galatımeşhur olmuş."

Galebe Çalmak:  

1- Yenmek. "Oyunda galebe çalmak için çok çabaladılar, ama başarılı olamadılar." "Bu şanlı ordu, nicelerinin galebe çaldı." 2- Üstün gelmek, baskın çıkmak. "Sonunda bilim ve akıl galebe çalacaktır."

Galebe Etmek:  

Baskın çıkmak, üstün gelmek.

Galeyana Gelmek:  

Coşmak, hiddetlenmek. "Galeyana gelen halk, iş yerlerini ateşe verdi."

Galeyana Getirmek:  

Coşturmak. "Taraftarı galeyana geliştirip, olayların çıkmasına sebep oldu."

Galibiyet Mümessili:  

Galiplerin en üstünü.

Galip Çıkmak:  

Mücadeleyi kazanmak, yenmek, üstün gelmek. "Takım bu hafta da galip çıkamadı." "Galip çıkmak için, her hileye başvuruyorlar."

Galip Edalı Mağlup:  

Yenildiği halde yenen kadar şerefli, yenildiği halde yenmiş gözüyle bakılan.

Galip Gelmek:  

Yenmek, üstün gelmek. "Takım bu hafta da galip gelemedi." , "Galip gelmek için, her hileye başvuruyorlar."

Galop Yapmak:  

At yarışında veya hazırlık çalışmasında iyi bir derece elde etmek. "Bu koşu öncesinde kısa bir galop yapmış."

Gam Çekmek:  

Üzülmek, tasalanmak, kaygılanmak, dert çekmek. "Bazen gam çekmek, kurşun yemekten beter eder insanı."

Gam Çekmemek:  

Kaygılanmamak, tasalanmamak, üzülmemek. "Seni bir kez daha gördüm ya, artık gam çekmem."

Gam Yapmak:  

Gam biçiminde deneme ve alıştırmayı çalgı veya sesle uygulamak. "Odada gam yapmak için çalışıyor."

Gam Yemek:  

Üzülmek, tasalanmak, kaygılanmak. "Bazen gam yemek, kurşun yemekten beter eder insanı."

Gam Yememek:  

Kaygılanmamak, tasa etmemek, üzülmemek. ”Seni bir kez daha gördüm ya, artık gam yemem.”

Gani Gani:  

Bol bol.

Gani Gönüllü:  

Cömert, eli bol, vermekten kaçınmayan. ”Gani gönüllü insanlara artık günümüzde pek rastlanmıyor.”

Ganisi Olmak:  

Bir şeye gereksinme duysa da ona karşı istekli olmamak.

Garanti Altına Almak:  

Güvence altına almak. "Parayı garanti altına almak için, senet imzalattılar."

Garanti Etmek:  

1- Bir şeyle ilgili olarak güvence vermek. "Size yemek hazırladım, zehirlenmeyeceğinizi garanti ediyorum." 2- Bir işin gerçekleşmesi için gerekli önlemleri almak. "Garanti ediyorum, hafta sonuna kadar tüm iş biter."

Garanti Vermek:  

Güvence altına almak. "Bu ürüne, on yıl garanti veriyorlar."

Garaz Bağlamak:  

Birine karşı kin beslemek. "Belli ki o sana garaz bağlamış."

Garaz Gütmek:  

Birine karşı kötülük etmek istemek.

Garazsız İvazsız:  

Hiçbir gizli amaç gütmeden.

Gardını Almak:  

1- Savunma durumuna geçmek. "Bu oyunda dersini vereceğim, gardını al." "Grip geliyorum, gardını al diyor." 2- Önceden önlemini almak. "Her an bir ekonomik kriz olabilir, gardını almayı ihmal etme."

Garez Gütmek:  

Birine karşı kötülük etmek istemek.

Gargaraya Getirmek:  

1- Gürültüye, karışıklığa boğarak bir sözün ya da bir işin etkisini azaltmak, dağıtmak, dikkatten kaçırmak. "O kadar şey söyledim, ama sözlerimi yine gargaraya getirdiniz." 2- Kandırmak, aldatmak. "İşi gargaraya getirip, tarım arazilerini imara, ihaleye açıyorlar."

Garibine Gitmek:  

Yadırgamak, şaşırmak. "Sunucunun o şekilde konuşması, çok garibime gitti."

Garip Bulmak:  

Yadırgamak, tuhaf ve anlaşılmaz olarak nitelemek. "Bu özel günde giydiği elbiseyi garip buldum."

Garip Macera:  

Baştan geçen acayip olaylar.

Gariplik Basmak:  

Yalnızlık çökmek. "Evde yalnız kalınca, bana bir gariplik basıyor."

Gark Etmek:  

1- Batırmak, boğmak. "Allah bir an evvel bunları gark etsin inşallah." 2- Birine bir şeyi bol bol vermek. "Allâh engin rahmetine ve mağfiretine gark etsin."

Gark Olmak:  

1- Gömülmek, batmak. "Yürümekte zorlandık, sürekli kar ve çamura gark olduk." 2- Boğulmak. "Kısa zamanda zenginliğe gark oldu."

Garplı Tekniği:  

Batı düşüncesinin her sahada tatbik edilmesi. Avrupalıların her alanda uyguladıkları metot.

Garplılaşma Terbiyesi:  

Batı ülkelerindekileri örnek alarak davranma.

Gasp Etmek:  

Zorla elinden almak. "Soyguncular, gasp ettikleri araçla kaçmış."

Gâvur Etmek:  

Boşuna harcamak, işe yaramaz duruma getirmek, yerinde harcamamak. ”Onca parayı bu eve verip gâvur etti.”

Gavur Eziyeti Etmek:  

Acımadan zalimce davranmak, bile bile zahmet vermek. "Bana gavur eziyeti etmekten bıkmadın mı oğlum?"

Gavur Eziyeti Yapmak:  

Acımadan zalimce davranmak, bile bile zahmet vermek. "Bana gavur eziyeti yapmaktan bıkmadın mı oğlum?"

Gâvur İnadı:  

Yok edilemeyen, önüne geçilemeyen, yumuşatılamayan inat. ”Adamın yine gâvur inadı tuttu, gelmem deyip duruyor.”

Gâvur İnadı Tutmak:  

İyiden iyiye inatlaşmaya başlamak. "Gâvur inadı tutmadan, gönlünü almak lazım."

Gâvur Olmak:  

1- Müslüman olmamak. "Bir de hacı olacaksın, gâvur olsa senin yaptığını yapmaz." 2- Dinsiz olmak. "Gâvur olmak istersen de hürsün, senin tercihin." 3- Boşuna harcanmak. "Verdiğim tüm para, şu arabaya gâvur oldu."

Gavur Ölüsü:  

Oldukça ağır. "Bu valizde ne var? Gâvur ölüsü mübarek."

Gâvur Ölüsü Gibi:  

Çok ağır ve hantal. "Bu valizde ne var? Gâvur ölüsü gibi mübarek."

Gâvur Orucu Gibi Uzamak:  

Bir iş gereğinden çok sürmek, sürüncemede kalmak. "Öğretmen atamaları işi de, gâvur orucu gibi uzadı."

Gâvur Orucu Gibi Uzayıp Gitmek:  

Bir şey lüzumundan fazla uzamak, çok uzun sürmek. "Şu inşaat işi de gâvur orucu gibi uzayıp gitti."

Gâvura Kızıp Oruç Bozmak:  

Başka bir kişiye sinirlenip kendine zararlı olan bir şey yapmak. "Biz, gâvura kızıp oruç bozacak insan değiliz."

Gâvura Kızıp Oruç Yemek:  

Başka bir kişiye sinirlenip kendine zararlı olan bir şey yapmak. "Biz, gâvura kızıp oruç yiyecek insan değiliz."

Gavurun Tembeli Keşiş, Müslümanın Tembeli Derviş:  

Kendini büsbütün ibadete verip, dünyadan elini eteğini çeken kişiler için kinaye yollu söylenir. "Gavurun tembeli keşiş, Müslümanın tembeli derviş olurmuş, bizim birader de derviş oldu."

Gaybubet Etmek:  

Göz önünde bulunmamak. "Bu günlerde gaybubet etmekte fayda var."

Gayret Dayıya Düştü:  

Bu işin olması başarabilecek olanın işi ele almasına kaldı. "Kız evde kalınca, gayret dayıya düşermiş."

Gayret Dayıya Kaldı:  

Bu işin olması başarabilecek olanın işi ele almasına kaldı. "Kız evde kalınca, gayret dayıya kalırmış."

Gayret Etmek:  

Emekle çalışmak, çabalamak, uğraşmak. "Uzmanlar halkı bilgilendirmek için gayret ediyor."

Gayret Göstermek:  

Çaba harcamak, başarmak için çalışmak. "Derslerinde başarılı olmak için gayret gösterdiğini görmedim."

Gayret Sarf Etmek:  

Çaba harcamak, gerçekleştirmek için çalışmak. "Bu şirket için çok gayret sarf ettim."

Gayret Vermek:  

İsteklendirmek, özendirmek, yüreklendirmek. "Bu sözlerle, bana gayret vermeye çalıştığını biliyorum."

Gayrete Gelmek:  

Bir işi yapmaya veya bitirmeye özenmek; canlanmak. "Akşam gayrete gelip, tüm ödevi bitirdim."

Gayretine Dokunmak:  

Bir işi yapamayacağını ileri sürenlere kızarak veya kendisinin yapması beklenen işi başkasının yapmasından utanç duyarak başarmaya çalışmak.

Gayretli Olmak:  

Sabırlı, dayanıklı olmak.

Gayri Ahlaki:  

Ahlaka aykırı, ahlaksızca. "Burada aileler var, lütfen gayriahlaki konuşmalar yapmayın." Doğrusu gayriahlaki şeklindedir.

Gayri İhtiyari:  

İstemeksizin, düşünmeden, elinde olmayarak. "Gayriihtiyari içeri girmiş bulundum, özür dilerim."

Gayri İradi:  

İrade dışı (olarak), istemsiz.

Gayri Meskûn:  

Boş, ıssız, şenliksiz, insansız. "Orası gayrimeskûn bir mahalle olduğu için sevmedim." "Çoğu kişi göç etti, köyümüz gayrimeskûn bir yere dönüştü."

Gayriahlaki:  

(gayri ahlaki) Ahlaka aykırı, ahlaksızca. "Burada aileler var, lütfen gayriahlaki konuşmalar yapmayın."

Gayriihtiyari:  

İstemeksizin, düşünmeden, elinde olmayarak. "Gayriihtiyari içeri girmiş bulundum, özür dilerim."

Gayriilmi:  

(gayri ilmi) Bilime aykırı, bilime uymaz. "Gayriilmi yöntemlerle hastalığını tedavi edemezsin."

Gayriiradi:  

İrade dışı (olarak), istemsiz.

Gayrikabil:  

(gayri kabil) Olamaz, olmayacak, olma imkanı yok.

Gayrikabili İtiraz:  

Söz götürmez.

Gayrikabili kıyas:  

Ölçülemez, bambaşka.

Gayrikabili Şifa:  

İyi olmaz, onulmaz.

Gayrimenkul:  

(gayri menkul) Taşınmaz, göçümsüz. "Zamanla gayrimenkul zengini oldu."

Gayrimes'ul:  

(gayri mes'ul) Sorumlu olmayan.

Gayrimeskûn:  

Boş, ıssız, şenliksiz, insansız. "Orası gayrimeskûn bir mahalle olduğu için sevmedim." "Çoğu kişi göç etti, köyümüz gayrimeskûn bir yere dönüştü."

Gayrimeşru:  

(gayri meşru) Yolsuz, yasaya veya töreye aykırı. "Gayrimeşru yollara sapmamaya çalış." "Senin gayrimeşru bir çocuğun olduğunu söylüyorlar."

Gayrimuayyen:  

(gayri muayyen) Belirsiz.

Gayrimuhtemel:  

(gayri muhtemel) İhtimali olmayan, olacağı sanılmayan, mümkün görünmeyen.

Gayrimümkün:  

(gayri mümkün) İmkansız, olanaksız, olamaz, mümkün değil.

Gayrimuntazam:  

(gayri muntazam) Düzensiz, dağınık, gelişigüzel.

Gayrimüslim:  

(gayri müslim) Müslüman olmayan kimse. "Gayrimüslimler de bu topraklarda yıllardır huzurla yaşadı."

WhatsApp