Bir Deyim Öğrenelim!
Kolları Kopmak:
Çok ağır bir şey taşımaktan ya da ağır bir iş yapmaktan dolayı yorulmak. "Çok ağırmış, kollarım koptu."
DEYİM ARAMA
Sende Yolla Hata Bildir!DEYİMLER SÖZLÜĞÜ
Entel Takılmak:
Bir süre entel gibi yaşamaya, onların yaptıklarını yapmaya çalışmak.
Enterne Etmek:
Gözaltı etmek, gözaltına almak.
Entrika Çevirmek:
Entrika ile amacına ermeye çalışmak, dolap çevirmek. "Entrika çevirmeye çalışınca, kendi koltuğundan oldu."
Entrikaya Kurban Gitmek:
Hileli, dalavereli bir iş sonunda zarara uğramak. "Zavallı adam, bir entrikaya kurban gitmekten kurtulamadı."
Epeyi Harman Yeri Dişlemek:
Tarsus’un İncirgediği (şimdi Mersin Büyükşehir Belediyesine bağlı mahalle) köylerinde harman yerlerinde düvenler sürülüp buğday, arpa, çavdarlar çuvallara doldurulup ambarlara taşındıktan sonra, ilk yağmurların ardından toprağın yarıklarına gizlenmiş arpa ve buğdayların yeşerdiği görülür. Köylü, hayvanlarını evlerine yakın bu yeşil harman yerlerine salıverir. At, eşek, büyükbaş hayvanlar bir harman yerinden diğerine geçip sabahtan akşama kadar yeşermiş tahılları dişlerler yani otlarlar. Hayvanların bu otlama şekline İncirgediği’nde “harman yeri dişlemek” deniliyormuş.
Er Geç:
Erken veya geç, her ne vakit olsa, sonunda, önünde sonunda anlamındadır. ergeç (Yanlış kullanım) er geç (Doğru kullanım) “Sevdiklerini ne kadar kırdığını er geç anlayacak ancak iş işten geçmiş olacak.”
Er Lokması, Er Kursağında Kalmaz:
İnsan gördüğü iyiliği karşılıksız bırakmaz.
Erdiğine Erer, Ermediğine Taş Atar:
Sataşkan, edepsiz. (kimse)
Ere Varmak:
Kadın veya kız evlenmek. "Ere varmak için hazırlık yapıyor."
Ere Vermek:
Kızı evlendirmek. "Kızı ere vermişsin, hiç haberimiz olmadı."
Ereksel Neden:
Bir işte erek durumunda olan nedeni. "Bir kalemin ereksel nedeni yazmaktır."
Erenlerin Sağı Solu Olmaz:
Cana yakın kişilerin bazı usul dışı hareketleri maksatlı olmadığı için hoş karşılanmalıdır.
Ergen Olmak:
Evlenecek çağa girmek. "Sen de ergen oldun, beni anlarsın."
Erim Erim Erimek:
Bitmek, tükenmek, çabucak yok olmak.
Eriyip Bitmek:
Üzüntü ve sıkıntıdan çok zayıflamak.
Eriyip Gitmek:
Yok olmak.
Erkân Göstermek:
Yolunu yordamını öğretmek.
Erkân Kürkü:
Padişah tarafından vezirliğe yükseltilenlere giydirilen kürk.
Erkânı Harp:
Kurmay.
Erkeğin Kıllısı Hazreti Ayıdan:
Kıllı erkekleri ayıya benzeterek aşağılamak için söylenir.
Erkek Fatma:
Erkeksi davranan, davranışlarıyla kaba, saba ve küfürlü konuşan bayan.
Erkek Gibi:
Erkeğe yakışır, erkeğe benzer.
Erkekliğe Sığmamak:
Mertliğe, yiğitliğe yakışmamak.
Erkekliği Kesilmek:
Erkek fizyolojik görevini yerine getirememek.
Erkekliğine Yedirememek:
Mertliğe, yiğitliğe yakıştıramamak. "Erkekliğine yediremediği için arkadaşı da gelmiş."
Erkeklik Öldü mü:
Haksızlığa karşı mertlik gösterilmesi gerekir, anlamında söylenir. "Hesap sormamız gerek. Erkeklik öldü mü?"
Erkeklik Sende Kalsın:
Karşındakinin yakışıksız davranışına uyup da tatsızlık çıkarma, efendice davran! "Boş ver, erkeklik sende kalsın!"
Erkeklik Taslamak:
Kendini erkek gibi göstermek, erkekçe davranışta bulunmak, kabadayıca davranmak.
Erken Ayaklanmak:
1- Sabah erken kalkmak. "Ev halkı erken ayaklandığına göre, önemli bir şey var." 2- Konuk, ziyareti kısa kesip gitmek için kalkmak. "Bugün erken ayaklandınız dayı, daha karpuz kesecektik."
Erketecilik Etmek:
Gözetlemek. "Ben erketecilik etmek için duvarın ardına saklandım."
Erketelik Yapmak:
Gözetlemek. "Ben erketelik yapmak için duvarın ardına saklandım."
Ermeni Gelini Gibi:
Daima kırıtan, süzülen kadınlar için yapılan benzetme.
Ermeni Gelini Gibi Kırıtmak:
Ağır veya yavaş hareket etmek.
Erozyona Uğramak:
1- Aşınmak. 2- Değer veya saygınlık kaybetmek.
Ervahına Yuf Olsun:
Sövme sözü olarak kullanılır.
Ervahlarına Yuf Olsun:
Sövgü.
Erzak Deposu:
Yiyecek içecek gibi şeylerin toplu olarak saklandığı yer.
Eş Değer Olmak:
Değer yönünden birbirine eşit olmak, muadili olmak. "Bu ilacın bir eş değeri olsa da olur."
Eş Dost:
Yakın çevre, tanıdıklar.
Es Geçmek:
Dikkate almamak, sözleri arasında o konuya dokunmamak. ”Borç meselesini es geçmesine fırsat vermeyin.”
Eş Tutmak:
Talimde veya oyunda ikişer olmak için arkadaş seçmek. "Herkes eş tutsun, oyuna başlayacağız."
Esamesi Anılmamak:
Sözü bile edilmemek, kendisine değer verilmemek, adı bile geçmemek. "O büyük partilerin bugün esamesi anılmıyor."
Esamesi Okunmamak:
Sözü bile edilmemek, kendisine değer verilmemek, adı bile anılmamak. "O büyük partilerin bugün esamesi okunmuyor."
Esamesi Olmamak:
Sözü bile edilmemek, kendisine değer verilmemek, adı bile anılmamak. "O büyük partilerin bugün esamesi yok."
Esamisi Okunmamak:
Adı anılmamak, değer verilmemek. "Onun buralarda hiç esamisi okunmaz."
Esaret Halkası:
Esir olma hali, esaret, esirlik.
Esarette Kalmak:
Uzun süre esir olarak bulunmak.
Esas Kız:
1- Filmlerde başrol oynayan kadın. 2- Bir dedikoduya konu olan kadın.
Esas Oğlan:
1- Filmlerde başrol oynayan erkek. 2- Bir dedikoduya konu olan erkek.
Esas Vaziyete Geçmek:
Hazır ol durumunu almak. "Alandaki herkes esas vaziyete geçmiş istiklal marşını söylüyordu."
Esasa Bağlamak:
Belirli bir kurala dayandırmak.
Esası Olmamak:
Gerçek olmamak, yalan olmak.
Esasına Bakarsan:
Aslına bakarsan.
Esbabı Cefa:
Eziyet sebepleri.
Esef Etmek:
Üzülmek, acınmak.
Eşeğe Bindirmek:
Birini bulunduğu makamdan göndermek. "Seni de eşeğe bindirmeye çalışıyorlar."
Eşeğe Gücü Yetmeyip Semerini Dövmek:
Güçlü birine kızıp da ondan alamadığı hıncını çevresindekilerden çıkarmak.
Eşeği Satıp Çüş Demekten Kurtulmak:
Sıkıntı yaratan bir şeyden kurtulmak. "Eşeği satıp çüş demekten kurtuldum, şimdi çok rahatım."
Eşeğin Aklına Karpuz Kabuğu Düşürmek:
Bir konuda zaafı olanlara bunu hatırlatmak. "Keyfimiz iyi, konuşup da eşeğin aklına karpuz kabuğu düşürme."
Eşeğin Aklına Karpuz Kabuğu Getirmek:
Bir konuda zaafı olanlara bunu hatırlatmak. "Keyfimiz iyi, konuşup da eşeğin aklına karpuz kabuğu getirme."
Eşeğin Boku:
Bir şeyin yararsızlığı için kullanılır.
Eşeğin Bokunu Almak:
Hiçbir şey elde edememek.
Eşeğin Kuyruğu Gibi:
Her zaman aynı durumda kalan, hiç değişikliğe uğramayan. "Üç yıldır bir gelişme yok, eşeğin kuyruğu gibi kaldık."
Eşeğin Kuyruğu Gibi; Ne Uzar, Ne Kısalır:
Bir kimsenin gelirinin ve statüsünün artmadığını anlatmak için söylenir. "Bizim bu iş eşeğin kuyruğu gibi; ne uzar, ne kısalır."
Eşeğini Sağlam Kazığa Bağlamak:
İşini güvenli kılacak önlemler almak. ”Ne demişler: Eşeğini sağlam kazığa bağla, sonra Allah`a ısmarla.”
Eşek Başı mısın:
Yetkini kullanmayıp neden gevşek davranıyorsun?
Eşek Başı Mısın?:
Yetkini kullanmayıp neden gevşek davranıyorsun?
Eşek Cilvesi:
Kaba ve cahil kimsenin nazlanması.
Eşek Derisi Gibi:
1- Derisi çok kalın. 2- Duygusu az, duygusuz.
Eşek Dili Yedirmek:
Yola getirmek, uysal olmasını sağlamak.
Eşek Gelip Eşek Gitmek:
Cahilliğini, kabalığını, görgüsüzlüğünü düzeltmeden yaşamaya devam etmek. "Gördüğüme göre eşek gelip eşek gitmeye devam ediyorsun."
Eşek Gibi:
Kaba, düşüncesiz.
Eşek Gibi Çalışmak:
İnsanüstü bir güç harcayarak aşırı çalışmak. "Sen gezmeye devam et, biz de eşek gibi çalışalım."
Eşek Hoş Laftan Ne Anlar:
Anlayışsız, zevksiz insanlar için söylenir. YANLIŞ: Eşek Hoşaftan Ne Anlar.
Eşek İnadı:
Hiçbir anlaşılır yanı olmayan inat.
Eşek Kadar:
Büyük, iri; aşırı derecede gelişmiş. ”Eşek kadar oldu ama hiç söz dinlemiyor.”
Eşek Kadar Olmak:
(Kendisine kızılan çocuk) Artık her şeye aklı erecek kadar büyümüş olmak. "Eşek kadar oldu, hâlâ benden su istiyor."
Eşek Kanıyla Aşılanmak:
Aşırı derecede vurdumduymaz olmak.
Eşek Kuyruğu Gibi Ne Uzar Ne Kısalır:
Durumunda, çalışmasında hiçbir gelişme görülmeyen kimseler için kullanılan bir söz.
Eşek Lalesi Gibi Açılmak:
Önceden utangaç ve çekingen olan biri sonradan çok rahat, saygısızca, edepsizce davranmak. Açık kıyafetlerinden dolayı kadınlara da söylenir.
Eşek Şakası:
Ağır, hoşa gitmeyen, incitici, kaba şaka. ”Ben eşek şakasından hiç hoşlanmam.”
Eşek Şansı:
Çok şanslı olmak, isteğine çabuk kavuşmak. (Cefakar bir hayvan olan eşeğe ironi olsun diye söylenmiş.) "Adamda eşek şansı var, yine karlı bir satış yaptı."
Eşek Sudan Gelinceye Kadar Dövmek:
Adamakıllı, çok ve iyi dövmek. ”Eğer aklını başına toplamazsan seni eşek sudan gelinceye kadar döveceğim, anladın mı?”
Eşekbaşı mısın:
Yetkini kullanmayıp neden gevşek davranıyorsun?
Eşekbaşı Mısın?:
Yetkini kullanmayıp neden gevşek davranıyorsun?
Eşeklik Etmek:
Kaba, akılsızca ve anlayışsız davranmak. "Eşeklik ettim, beni affedin."
Eşekten Düşmüş Karpuza Dönmek:
1- Çok şaşırmak, donup kalmak. "Doğum günü hediyelerini görüce, eşekten düşmüş karpuza döndü." 2- Kötü bir duruma düşmek. "Seçimi kaybedince, eşekten düşmüş karpuza döndü."
Eşekten Düşmüşe Dönmek:
1- Çok şaşırmak, donup kalmak. "Doğum günü hediyelerini görüce, eşekten düşmüşe döndü." 2- Kötü bir duruma düşmek. "Seçimi kaybedince, eşekten düşmüşe döndü."
Esen Kalmak:
Ruhsal ve bedensel olarak sağlıklı, sıhhatli olmak.
Eser Kalmak:
Belirti, iz olmak. "Kolumdaki yaradan çok az eser kaldı."
Eser Kalmamak:
Hiçbir belirti, iz olmamak. "Kolumdaki yaradan hiç eser kalmadı."
Eseri Bile Kalmamak:
Hiç bulunmamak, tükenmek, yok olmak. "Evde tuz bitmiş, tuzlukta eseri bile kalmamış."
Eseri Kalmamak:
Hiç bulunmamak, tükenmek, yok olmak. "Evde tuz bitmiş, tuzlukta eseri kalmamış."
Esermek Besermek:
Emek vererek ortaya çıkarmak.
Eşi Benzeri Bulunmamak:
Benzeri olmamak. "Bu elmasın dünyada eşi benzeri bulunmuyor."
Eşi Benzeri Olmamak:
Benzeri olmamak. "Bu elmasın dünyada eşi benzeri olmadığı için çok değerli."
Eşi Benzeri Yok:
Benzeri olmamak. "Bu elmasın dünyada eşi benzeri yok."
Eşi Manendi Bulunmamak:
Benzeri olmamak. "Bu elmasın dünyada eşi manendi bulunmuyor."
Eşi Manendi Olmamak:
Benzeri olmamak. "Bu elmasın dünyada eşi manendi olmadığı için çok değerli."
Eşi Manendi Yok:
Benzeri olmamak. "Bu elmasın dünyada eşi manendi yok."