Bir Deyim Öğrenelim!
Tansiyon Düşmek:
Gerilim ve gerginlik azalmak. "Son aylarda bölgedeki tansiyon düşmeye başladı."
DEYİM ARAMA
Sende Yolla Hata Bildir!DEYİMLER SÖZLÜĞÜ
Baş Üstüne:
Emredersiniz, peki efendim, anlamını taşır. "Baş üstüne, hemen geliyorum."
Baş Ütülemek:
Çok laf edip tedirgin etmek. "Bir saattir baş ütülemekten başka bir şey yapmıyor."
Baş Vermek:
1- İnandığı bir şey uğrunda ölmek, canını vermek. 2- Belirmek, kimi bitkilerin başak tutmaya başlaması. ”Ektiğimiz buğdaylar baş vermeye başladı.”
Baş Vurmak:
1- Müracaat etmek, bir işin yapılmasını bir kimse veya kuruluştan istemek. 2- Bilgi edinmek üzere bir kaynağa bakmak, bir kimseye danışmak. ”Vakit geçirmeden ansiklopediye bakalım da öğrenelim.”
Baş Yakmak:
Kötü duruma düşürmek. "Dikkat et, bu insanlar senin başını yakacak."
Baş Yemek:
1- Sofrada en önemli yemek. 2- Birinin ölümüne sebep olmak. 3- Birinin herhangi bir işte güç durumda kalmasına yol açmak. ”Adamın başını sebepsiz yere yediler, şimdi çoluk çocuk aç kalacak.”
Başa Baş Gelmek:
1- Birbirine denk, eşit olmak. "Bu ay gelir ve giderler başa baş geldi." 2- Berabere kalmak. "Bu maçta da başa baş geldiler."
Başa Baş Kalmak:
1- Birbirine denk, eşit olmak. "Bu ay gelir ve giderler başa baş kaldı." 2- Berabere kalmak. "Bu maçta da başa baş kaldılar."
Basa Basa Konuşmak:
Bâzı harf, hece ve kelimeleri sesi yükseltmek veya vurgusunu değiştirmek sûretiyle belirterek konuşmak. Bütün hecelere basa basa okuyor. (Yusuf Z. Ortaç) İ’nin üzerine iyice basarak… (Ahmet H. Tanpınar)
Basa Basa Okumak:
Bâzı harf, hece ve kelimeleri sesi yükseltmek veya vurgusunu değiştirmek sûretiyle belirterek okumak. Bütün hecelere basa basa okuyor. (Yusuf Z. Ortaç) İ’nin üzerine iyice basarak… (Ahmet H. Tanpınar)
Basa Basa Söylemek:
Bâzı harf, hece ve kelimeleri sesi yükseltmek veya vurgusunu değiştirmek sûretiyle belirterek söylemek. Bütün hecelere basa basa söylüyor. (Yusuf Z. Ortaç) İ’nin üzerine iyice basarak… (Ahmet H. Tanpınar)
Başa Çıkarmak:
1- Bir işi bitirmek, sona erdirmek, başarmak. 2- Bir kişiye aşırı ölçüde ilgi gösterip çok şımartmak. ”Ona biraz daha yüz verirsen başına çıkacak, söylediğini yapmayacak.”
Başa Çıkmak:
Gücünün üstünlüğünü kanıtlamak, bir şeye gücü yetmek. ”Onunla başa çıkabilirim, merak etme sen.”
Başa Geçmek:
1- En üstün yeri almak. 2- Herhangi bir konu önemce ilk sırayı almak. ”Ülkede ekonomik yolsuzluklar başa geçti.”
Başa Gelmek:
Kötü bir duruma uğramak. ”Kim demiş başa gelen çekilir diye?”
Başa Güreşmek:
1- Yağlı güreşte başpehlivanlık için güreşmek. 2- En üstün sonucu almak için mücadele etmek, yarışmada birinciliği almak için uğraşmak. ”Takımımız öteden beri başa güreşir.”
Başa Kakmak:
Yapılan iyiliği yüzüne vurarak birisini üzmek, incitmek. ”Üç kuruş verdi, üç gün geçmeden başına kaktı.”
Başa Kakmak:
Yapılan iyiliği yüzüne vurarak birisini üzmek, incitmek. "Yaptığın iyiliği neden başa kakıyorsun?" , "Üç kuruş verdin, üç gün geçmeden başa kakıyorsun."
Başa Sarmak:
Bir işin en başına, başlangıcına dönmek. "O kadar anlattım, siz yine başa sardınız."
Başa Vermek:
Değiş tokuş yaparken üste bazı şeyler vermek.
Başa Yazılmak:
Geleceği önceden tayin edilmiş olmak. "Başa yazılmış, yapacak bir şey yok."
Başağrısı Olmak:
Sıkıntı vermek, uğraştırmak.
Başak Bağlamak:
Arpa, buğday, yulaf vb. ekinlerde başak oluşmak. "Buğdaylar başak bağlamaya başlamış."
Başak Tutmak:
Arpa, buğday, yulaf vb. ekinlerde başak oluşmak. "Buğdaylar başak tutmaya başlamış."
Başaktan Bir Deniz:
Uçsuz bucaksız ekin tarlası. "Ovamız başaktan bir denizi andırıyor."
Basamak Basamak:
Derece derece. “Memûriyette basamak basamak yükseldi.”
Basamak Yapmak:
Daha yükseğine erişmek için, herhangi bir makamı veya durumu araç olarak kullanmak.
Basarak Konuşmak:
Bâzı harf, hece ve kelimeleri sesi yükseltmek veya vurgusunu değiştirmek sûretiyle belirterek konuşmak. "Bütün hecelere basa basa konuşmak" (Yusuf Z. Ortaç) "İ’nin üzerine iyice basarak…" (Ahmet H. Tanpınar)
Basarak Okumak:
Bâzı harf, hece ve kelimeleri sesi yükseltmek veya vurgusunu değiştirmek sûretiyle belirterek okumak. "Bütün hecelere basa basa okuyor" (Yusuf Z. Ortaç) "İ’nin üzerine iyice basarak…" (Ahmet H. Tanpınar)
Basarak Söylemek:
Bâzı harf, hece ve kelimeleri sesi yükseltmek veya vurgusunu değiştirmek sûretiyle belirterek söylemek. "Bütün hecelere basa basa söylüyor" (Yusuf Z. Ortaç) "İ’nin üzerine iyice basarak…" (Ahmet H. Tanpınar)
Başarı Göstermek:
Başarmak, başarılı sonuçlar almak. "Üniversite sınavında başarı gösteremedi."
Başarı Kazanmak:
Başarmak, başarılı sonuçlar almak. "Üniversite sınavında başarı kazanamadı."
Başarısızlığa Uğramak:
Başarısız olmak. "Bir kere başarısızlığa uğradık diye pes etmeyeceğiz."
Başarıya İmza Atmak:
Başarılı bir sonuç elde etmek. "Türkiye derecesi yaparak büyük bir başarıya imza attı."
Başı Ağrımak:
Bir işten dolayı sorumlu duruma düşmek, kaygu çekmek. ”Sana güveniyorum, başımı ağrıtmayacağına eminim, haydi güle güle git.”
Başı Altından Çıkmak:
Kötü bir şey, kötü bir durum, birinin gizli düzeni ve tertibiyle meydana gelmek. ”Böyle şeyler bilirim ki senin başının altından çıkar, şimdi bana doğruyu söyle, kim kırdı vazoyu.”
Başı Bağlanmak:
1- Evlendirilmek. 2- Birini yandaş olarak kazanmak, kendi yanında tutmak.
Başı Bağlı Olmak:
1- Evli ya da nişanlı olmak. 2- Serbest, özgür olmayan, bir yere bağımlı olan. ”Nihayet oğlanın da başını bağladık.”
Başı Belada Olmak:
Çözülmesi güç, sıkıntılı bir durumda olmak.
Başı Belaya Girmek:
Sıkıcı ve üzücü bir durumla karşılaşmak. "Çıkan kavgayı yatıştırmak isterken başı belaya girdi."
Başı Belaya Uğramak:
Sıkıcı ve üzücü bir durumla karşılaşmak. "Çıkan kavgayı yatıştırmak isterken başı belaya uğradı."
Başı Boş:
Kendi havasında, baskısız, sahipsiz. "Akşama kadar başıboş geziyorsun." Doğrusu başıboş şeklindedir.
Başı Boş Bırakmak:
Bir kimsenin üzerindeki denetimi ve gözetimi kaldırmak, kendi bildiğine bırakmak. ”Çocuk dediğin başı boş bırakılmaya gelmez.”
Başı Büyük Olmak:
Her şey (özellikle kötü şeyler) kendisinden bilinmek.
Başı Çatlamak:
Şiddetli baş ağrısı çekmek. "Başı çatlayacak gibi, ben eve gidiyorum."
Başı Çekmek:
Herhangi bir konuda önde gitmek, önayak olmak. "Yaşanan olaylarda başı çeken biriydi."
Başı Dara Düşmek:
Çok sıkıntılı, çaresiz bir durumda olmak; parasızlıktan dolayı güç bir durumda kalmak. "Başımız dara düştüğünde bize çok yardımı olmuştu."
Başı Daralmak:
Maddi yönden sıkıntıya, darlığa düşmek. "Başı daraldığında ilk bana gelir."
Başı Darda Kalmak:
Çok sıkıntılı, çaresiz bir durumda olmak; parasızlıktan dolayı güç bir durumda kalmak. ”Başı darda kalan insanlara yardım etmek insanlık borcudur.”
Başı Darda Olmak:
Çok sıkıntılı, çaresiz bir durumda olmak; parasızlıktan dolayı güç bir durumda kalmak. "Başımız darda olduğunda bize çok yardımı etmişti."
Başı Derde Girmek:
Can sıkıcı, üzücü, istemediği bir duruma düşmek. ”Şu kendini bilmez adamla başım derde girsin istemiyorum.”
Başı Dertte Olmak:
Üzücü, güç bir durum içinde olmak. "Başı dertte olduğundan ona yardım etmeliyim."
Başı Dik:
Namuslu, çekinecek bir şey olmayan.
Başı Dik Gezmek:
Utanılacak bir durumu olmadan, onurlu şekilde toplumda yer almak. ”Başı dik gezen insanları sevmemek elde değil.”
Başı Dik Olmak:
1- Onurlu, gururlu olmak. 2- Cesur, yürekli olmak.
Başı Dimdik Olmak:
Utanılacak bir durumda olmamak. "Başının dimdik olması, ailesini de mutlu ediyordu."
Başı Dinç:
Kaygısız ve tasası olmayan. "Başı dinç bir hayat yaşıyor." , "Bir gün bile başımız dinç uyanamadık."
Başı Dinç Olmak:
Bir kaygısı bulunmamak. "Başı dinç olarak yaşıyordu." , "Bir gün bile başımız dinç gezemedik."
Başı Dönmek:
1- Bir şey karşısında şaşırmak. 2- Sıkıntı meydana getiren bir durum karşısında bunalmak. 3- Dengesini yitirmek, gözleri kararmak; çevresi kararıyor, dönüyor, kayıyor duygusu içinde sarsılmak. ”Çabuk durdur arabayı, başım dönmeye başladı.”
Başı Dumanlı:
1- Zirvesini sis bürümüş dağ. 2- Sevdadan veya içkiden sarhoş olmuş kişi.
Başı Göğe Değmek:
Beklenmeyen, umulmayan bir mutluluğa, sevince ulaşmak. "Maaşına üç kuruş zam yapıldı diye, başı göğe değdi sanıyor; bilmiyor ki enflasyon bir ay sonra elinden alacak o zammı."
Başı Göğe Ermek:
Beklenmeyen, umulmayan bir mutluluğa, sevince ulaşmak. ”Üç kuruş zam yapıldı diye maaşına, başı göğe erdi sanıyor; bilmiyor ki enflasyon bir ay sonra alacak o zammı elinden.”
Başı Hoş:
Tasası olmayan, hafif sarhoş.
Başı Hoş Olmamak:
Bir şeyden hoşlanmamak. "Futbolla başım hoş değildir."
Başı İçin:
Anne, çocuk gibi değerli bir kişinin adı ortaya konularak kullanılan bir ant verme ya da yalvarma sözü. "Annemin başı için, yarın geri vereceğim."
Başı Kalabalık Olmak:
Bir iş dolayısıyla yanında çok fazla kişi olmak. ”Kusura bakma, başım kalabalıktı bugün, seni arayamadım.“
Başı Kazan Gibi Olmak:
Aşırı gürültü, çalışma, stres, yoğunluk vb. nedenlerle sağlıklı bir düşünce yeteneğinden geçici uzaklaşmak. "Son derste artık başım kazan gibiydi, ne dediğimi hatırlamıyorum."
Başı Kazan Olmak:
Başında uğultulu bir sersemlik olmak. "Müzik sesinden başım kazan oldu."
Başı Kesilmiş Tavuk Olmak:
Futbolcu rakibin çalımları sonucu ne kadar çaba harcasa da topu kazanamayarak aptal aptal koşmak.
Başı Nâra Yanmak:
Başkası uğruna büyük bir zarara uğramak.
Başı Önünde:
Uslu, etrafta gözü olmayan.
Başı Sağ Olsuna Gitmek:
Başsağlığı dilemeye gitmek. "Bütün kadınlar alay alay başın sağ olsuna gittiler." - H. E. Adıvar
Başı Sıkılmak:
Herhangi bir güçlük karşısında kalmak, bunalmak. "Onun görevi, başı sıkılan insanlara yardım etmektir." , "Başın sıkılırsa beni ara, yardımcı olmaya çalışırım."
Başı Sıkışmak:
Herhangi bir güçlük karşısında kalmak, bunalmak. ”Onun görevi, başı sıkışan insanlara yardım etmektir.”
Başı Sıkıya Gelmek:
Herhangi bir güçlük karşısında bunalmak, zor durumda kalmak.
Başı Şişmek:
1- Zihni yorulmak. Kavrayış ve düşünce gücü zayıflamak. "Akşama kadar dosyaları okumaktan başım şişti." 2- Aşırı gürültüden rahatsız olmak. "Çocuklar başımı şişirdiniz, biraz sessiz olun lütfen."
Başı Taşa Değmek:
Ağır bir durum kendisine ders olmak.
Başı Tutmak:
1- Önde olmak. 2- Gürültüden, üzüntüden ve çok konuşmadan başı ağrımak. ”Kesin artık şu dedikoduyu, yoksa başım tutacak!”
Başı Üstünde Yeri Olmak:
1- Her zaman iyi karşılanmak, ağırlanmak. "Her zaman bekleriz, başımızın üstünde yeri var." 2- Bir düşünce veya davranışı uygun bulmak. "İstediğini yapabilirsin, başımın üstünde yerin var."
Başı Yastığa Düşmek:
Yorgunluktan veya güçsüzlükten uykuya dalmak.
Başı Yastık Yüzü Görmemek:
Yatağa yatıp uyumuş olmamak.
Başı Yerine Gelmek:
Zihin yorgunluğu geçmiş olmak. "Başım yerine gelince tekrar çalışmaya başladım."
Başı Yumuşak:
Uysal, söze yatar olan inatçı olmayan.
Başıboş:
Kendi havasında, baskısız, sahipsiz. "Akşama kadar başıboş geziyorsun." Doğrusu başıboş şeklindedir.
Başıboş Bırakmak:
Üstünde hiçbir baskı veya denetim bulundurmamak, kendi havasına bırakmak.
Başıboş Kalmak:
Hiçbir karışanı, denetleyeni olmamak. "Annesi de babası da çalıştığı için okuldan sonra başıboş kalıyor."
Basık Alın:
Dar Alın.
Başım Gözüm Üstüne:
Belirtilen istekleri içtenlikle yapmayı kabul etmeyi anlatan bir söz.
Başımla Beraber:
Seve seve, memnuniyetle, saygıyla karşılarım, anlamına gelir. "Başımla beraber, buyurun, bekliyoruz."
Başın İçin:
Canının sadakası olarak anlamında kullanılır. "Çocuğunuzun başı için beni affedin."
Basın Kartı:
Basın mensuplarına ilgili bakanlık tarafından verilen ve bâzı kolaylıklar sağlayan kart.
Basın Konferansı:
Herhangi bir konuda yetkili bir kimsenin, bir yöneticinin açıklama yapmak üzere gazetecilerle yaptığı toplantı.
Başın Sağ Olsun:
Bir yakını ölen kimseye "Sen sağ ol, üzüntünü paylaşıyorum." anlamında söylenir. "İyi bir insandı. Başın sağ olsun." , "Baban vefat etmiş, yeni öğrendim. Başın sağ olsun."
Basın Toplantısı:
Bir kimsenin; bir mesele hakkında, açıklama yapmak üzere gazetecilerle yaptığı toplantı. "Yarın basın toplantısı yaparak detaylı bilgi vereceğim."
Başına ... Gelmek:
Kötü bir durumla karşı karşıya kalmak.
Başına Balta Kesilmek:
Sürekli istemek, ısrar etmek, inat etmek. "Çocuğun başına balta kesilmiş, topunu istiyordu."
Başına Balta Olmak:
Sürekli istemek, ısrar etmek, inat etmek. "Çocuğun başına balta olmuş, topunu istiyordu."
Başına Bela Açmak:
Kötü bir olay dolayısıyla dert sahibi olmak.
Başına Bela Almak:
Bir sorunla karşılaşmak, kötü bir duruma düşmek.
Başına Bela Kesilmek:
Sıkıntı vermek, tedirgin etmek, musallat olmak. "Böyle giderse bu çocuk ilerde başınıza bela kesilecek."