Bir Deyim Öğrenelim!
Harap Düşmek:
Kötü bir durumla karşı karşıya kalmak. "Tam bir haftadır diyetteyim, artık harap düştüm."
DEYİM ARAMA
Sende Yolla Hata Bildir!DEYİMLER SÖZLÜĞÜ
Araç Olmak:
İyi olmayan bir işte kullanılmak. "Buna araç olmaktan utanmalısın."
Aracı Koymak:
Bir kimseyi, uzlaşma sağlamak için görevlendirmek. "İşi halletmek için aracı koymamız gerekiyor."
Aracı Olmak:
Bir konuda iki yanı görüştürmek, uzlaştırmak, bir işin çözümüne yardımcı olmak. "İsterseniz aracı olmaktan kaçınmam."
Aracılık Etmek:
Araya girerek bir işin olmasına yardım etmek. "Bizim evlenmemize ablam aracılık etti."
Araçlık Etmek:
Araç olarak kullanılmak, araç olmak. "Buna araçlık etmek istemem."
Arada Bir:
Seyrek olarak, zaman zaman. "Arada bir ona uğrarım.
Arada Çıkarmak:
Başka işler arasında bir işi de yapıvermek. "Bizim işi de arada çıkarırsan çok sevinirim."
Arada Dağlar Kadar Fark Olmak:
Aralarında her bakımdan çok büyük ayrımlar olmak, benzer yönleri pek az olmak.
Arada Kalmak:
İki tarafı uzlaştırmak üzere araya girme dolayısıyla güç duruma düşmek. "Siz böyle kavga edince ben arada kalıyorum."
Arada Kan Bağı Olmak:
Aralarında hısımlık bulunmak. "Onunla aramızda kan bağı var, yoksa görüşmem."
Arada Kan Bulaşığı Olmak:
Aralarında dünürlük bulunmak.
Arada Kaynamak:
Karışık bir durumda beklenen ilgiyi görmemek. "Çok güzel bir tatlıydı, ama arada kaynadı."
Arada Sırada:
Seyrek olarak, zaman zaman. "Arada sırada buluşup geziyoruz."
Aradan Çekilmek:
1- Ara bulucu olmaktan vazgeçmek. "Ben zararlı çıkınca aradan çekilmek zorunda kaldım." 2- Herhangi bir iş yapılırken işi başkalarına bırakmak, ilişiğini kesmek. "Baktım işler kötü gidiyor, aradan çekildim."
Aradan Çıkarmak:
Birçok iş arasında başka bir işi de yapmak. "Annem bütün gün temizlik yapmış, çarşı işini de aradan çıkarmıştı." , "Yemek işini de aradan çıkardık, gidip gezebiliriz."
Aradan Çıkmak:
1- Yapılması gereken öteki işlerle uğraşılabilmesi için bir iş önce bitirilmek. 2- Sıkışık bir durumda, sıkıntılı bir zamanda işe engel olan kimse oradan uzaklaşmak. 3- Kendini bir sorunun, bir davanın dışında tutmak.
Aradan Kaldırmak:
İş yapma imkânını yok etmek.
Aradan Sıyrılmak:
1- Kötü bir işten kendini kurtarmak. 2- Çatışan gruplar arasındaki rekabetten yararlanarak öne çıkmak. 3- Yarışta rakiplerinden uzaklaşmak, öne çıkmak.
Aradığını Bulamamak:
Beklentisi gerçekleşmemek. "Yeni işinde de aradığını bulamamıştı."
Aradığını Bulmak:
Beklentisi gerçekleşmek, istediğine kavuşmak. "Aradığını bulmak insana mutluluk verir."
Arafat'ta Soyulmuş Hacıya Dönmek:
Her şeyini kaybedip çırılçıplak kalmak, çaresiz kalmak. "Borçlar yüzünden Arafat'ta soyulmuş hacıya döndük."
Ârafta Kalmak:
(mec.) İki arada kalmak, tereddüte düşmek.
Araları Açık Olmak:
Arkadaşlıkları sarsılmak, arkadaşlık bağları kopmak, birbirine darılmak. "Çocuklar yüzünden Nebahat ile Fatma'nın aralarının açık olduğunu biliyorum."
Araları Açılmak:
İyi ilişkileri, dostlukları, arkadaşlık bağları kopmak; birbirlerine dargın hâle gelmek. ”Şu iki çiftin araları nasıl açıldı hâlâ anlayamadım.”
Araları Bozulmak:
İyi ilişkileri, dostlukları, arkadaşlık bağları kopmak; birbirlerine dargın hâle gelmek. "Şu iki çiftin araları nasıl bozuldu, hala anlayamadım."
Araları Limoni Olmak:
Aralarında hafif bir kırgınlık olmak. "Senin yüzünden ailemle aram biraz limoni olmaya başladı."
Araları Şekerrenk Olmak:
İki kişi arasında dostluk ilişkileri bozuk olmak. "Araları şekerrenk oldu, bir araya geldiklerini görmedim."
Araları Yağ Bal Olmak:
İlişkileri çok iyi sürmek.
Aralarına Kara Kedi Girmek:
İyi anlaşan iki kişinin veya dostun ilişkileri bozulmak, aralarına soğukluk girmek, birbirlerine gücenmek,” Niçin konuşmuyorsunuz? Aranızdan kara kedi mi geçti?”
Aralarına Karışmak:
Büyüyüp yetişmek. "Sen de ileride bir gün öğrencilerin aralarına karışacaksın."
Aralarına Soğukluk Girmek:
İki dost arasındaki iletişimim azalması ve ilişkilerin zayıflaması. "Aralarına soğukluk girince eskisi gibi görüşemez oldular."
Aralarında Bir Geldi Geçti Olmamak:
Daha önce aralarında bir anlaşmazlık olmamak. "Bugüne kadar aramızda bir geldi geçti olmadı çok şükür."
Aralarında Dağlar Kadar Fark Olmak:
Aralarında her yönden büyük ayrılıklar bulunmak, benzer nitelikler çok az olmak. "Bu çanta mı, aralarında dağlar kadar fark olduğunu görmüyor musun?"
Aralarında Kan Olmak:
Aralarında kan davası bulunmak. "Aralarında kan olan insanlar, birbirinden kaçarlar."
Aralarında Karlı Dağlar Olmak:
Aralarında pek büyük ayrım bulunmak.
Aralarındaki Buzları Eritmek:
Kırgınlığı, küslüğü ortadan kaldırmak. "Gelin ve kaynana arasındaki buzlar erimiş görünüyor."
Aralarından Kara Kedi Geçmek:
İyi anlaşan iki kişinin veya dostun ilişkileri bozulmak, aralarına soğukluk girmek, birbirlerine gücenmek. "Niçin konuşmuyorsunuz? Aranızdan kara kedi mi geçti?"
Aralarından Su Sızmamak:
Çok iyi, çok yakın dostluk veya arkadaşlık kurmak, ahbap olmak. ”Şunlara bak, aralarından su sızmıyor.”
Aralarını Açmak:
İki kişi arasındaki dostluğu, ilişkiyi bozmak, aralarını bozmak. "İki kardeşin aralarını açmaya utanmıyor musun?"
Aralarını Bozmak:
İki kişi arasındaki dostluğu, ilişkiyi bozmak, aralarını açmak. "İki sevgilinin aralarını bozmak için çok uğraştılar, ama başaramadılar."
Aralarını Bulmak:
Araları bozulmuş iki kişiyi uzlaştırmak, barıştırmak. "Kasabanın ileri gelenleri, iki ailenin aralarını bulmak için çok çalıştı."
Aralık Vermek:
1- Yeniden başlamak üzere bir işi kısa süre bırakmak. 2- Harfler veya satırlar arasında boşluk bırakmak.
Arama Tarama:
Polisin şüpheli kimseler üzerinde bıçak, silah, esrar gibi yasak şeyler araması. "Dün gece yapılan arama tarama çalışmalarında çok sayıda silah ele geçirildi."
Aramak Taramak:
Titizlikle, dikkatle aramak, çok aramak. "Tüm mahalleyi aradık taradık ama bulamadık."
Aramakla Bulunmaz:
Çok değerli, kıymetli bir şey, ancak herhangi bir yerde tesadüf eseri olarak rastlantı sonucu bulunabilir. "Pazardan çok güzel kestane aldım, böylesi aramakla bulunmaz."
Arap Gibi Olmak:
Simsiyah olmak, kararmak. "Bir ton kömür taşıyınca arap gibi oldum."
Arap Olayım:
Söylenen bir şeyin doğruluğuna inandırmak için "Söylediğim söz doğru değilse kararayım, esmerleşeyim." anlamında kullanılan bir söz. "Baban seni çağırıyor, yalansa arap olayım."
Arap Saçına Dönmek:
İşlerin çok karışıp içinden çıkılmaz bir durum alması. ”Bırak artık sorumsuzluğu, işleri bu tavrınla Arap saçına döndürdün.”
Arap Uyandı:
Geçen bir olaydan ders alındığını anlatır. "Arap uyandı artık, hayatta oradan alışveriş yapmam."
Arap'ın Gözü Açıldı:
Geçen bir olaydan ders alındığını anlatır. "Arap'ın gözü açıldı artık, hayatta oradan alışveriş yapmam."
Arap'ın Yalellisi Gibi:
Usanç verecek biçimde sürüp giden (iş, konuşma vb.). yalelli gibi. "Arap'ın yalellisi gibi sabahtan beri aynı şarkıyı söylüyorsun."
Arapsaçı Gibi:
Karmakarışık. "İşler arapsaçı gibi olmaya başladı."
Arapsaçına Dönmek:
İşler çok karışıp çözümlenmesi güç bir duruma gelmek. "Bizim takımın transfer olayı arapsaçına dönmüş."
Arası Açık Olmak:
Arkadaşlıkları sarsılmak, arkadaşlık bağları kopmak, birbirine darılmak. "Çocuklar yüzünden Nebahat ile Fatma'nın arasının açık olduğunu biliyorum."
Arası Açılmak:
Arkadaşlıkları sarsılmak, arkadaşlık bağları kopmak, birbirine darılmak. "Çocuklar yüzünden Nebahat ile Fatma'nın arası açılmış."
Arası Bozulmak:
Arkadaşlıkları sarsılmak, arkadaşlık bağları kopmak, birbirine darılmak. "Çocuklar yüzünden Nebahat ile Fatma'nın arası bozulmuş."
Arası Geçmeden:
Vakit geçmeden, sıcağı sıcağına. "Eşi vefat etti, arası geçmeden tekrar evlendi."
Arası Hoş Olmamak:
O şeyden hoşlanmamak. "Kardeşlerin arası bir yıldır hoş değil."
Arası İyi Olmamak:
O şeyden hoşlanmamak. "Kardeşlerin arası bir yıldır iyi değil."
Arası Olmamak:
Geçinememek.
Arası Soğumak:
Aradan zaman geçerek önemini yitirmek. "Tartışmamızın arası soğuduğu için, onunla karşılaşabilirdim." , "Kazanın arası soğuyunca bir iki kez görüştük."
Arasına Karışmak:
Büyüyüp yetişmek. "Sen de ileride bir gün öğrencilerin arasına karışacaksın."
Arasından Su Sızmamak:
Birbiriyle çok yakın dostluk veya arkadaşlık kurmak, sıkı fıkı ahbap olmak. "Kardeşlerin arasından su sızmıyor, Allah nazardan korusun."
Arasını Açmak:
İki kişi arasındaki dostluğu, ilişkiyi bozmak. "İki sevgilinin arasını açmak için çok uğraştılar, ama başaramadılar."
Arasını Bozmak:
İki kişi arasındaki dostluğu, ilişkiyi bozmak. "İki sevgilinin arasını bozmak için çok uğraştılar, ama başaramadılar."
Arasını Bulmak:
Araları bozulmuş iki kişiyi uzlaştırmak, barıştırmak. "İki sevgilinin arasını bulmaya çalışıyoruz."
Araya Almak:
1- Bir çevreye kabul etmek. "Diğer grupla birlikte seni de araya alabiliriz." 2- Dövmek. "Gösterici genci araya alıp, fena benzetmişler."
Araya Girmek:
1- İki kişinin arasındaki bir işe karışmak. 2- Araları bozuk olan iki kişiyi uzlaştırmaya çalışmak. 3- Yapılmakta olan bir işin yapılmasını geciktirmek. ”Araya başka işler girince seninkini yapamadım, kusura bakma.”
Araya Gitmek:
Harcanmak, karışıklığa kurban olmak. "Kız alma yüzünden benim de iki yüzlük araya gitti."
Araya Karışmak:
Kalabalığa karışarak belirsiz olmak. "Adam araya karıştı, polis bulamadı."
Araya Kaynayıp Gitmek:
Göz ardı edilmek. "Benim söylediklerim de araya kaynayıp gitti."
Araya Koymak:
Bir işte sözü geçen bir kimsenin aracılığına başvurmak. ”Genel müdürü araya koyup senin işe alınmanı sağlayacaklardır.”
Araya Laf Karışmak:
Bir konu görüşülür, konuşulurken bir başka konu araya girmek. "Üzerine gidecekti ama araya laf karıştı."
Araya Reklam Almak:
Konuşma arasında nedensiz yere birisinin övülmeye başlanmasını alaya almak için kullanılır. "Öğretmen diğer sınıfı örnek gösterince, öğrenciler araya reklam almasanız diye öğretmene sitem ettiler."
Araya Soğukluk Girmek:
İki dost arasındaki iletişimim azalması ve ilişkilerin zayıflaması. "Artık onunla pek görüşmüyorum, araya soğukluk girdi."
Araya Vermek:
Yararsız bir işe harcamak. "Bu kadar parayı araya vermek istemem."
Arayı Açmak:
1- Aradaki uzaklık artmak. "Favori at, zamanla arayı açmaya başladı." 2- Görüşmemek. "Fırsat buldukça görüşelim, arayı açmayalım."
Arayı Soğutmak:
Eski yakınlık, dostluk kalmamak. "Sık sık görüşelim, arayı soğutmayalım."
Arayı Yapmak:
1- Arası bozuk olan kimse ile barışmak. 2- Arası açık olan iki kişiyi uzlaştırıp, barıştırmak. ”Hasan aramızı yapmasaydı biz hâlâ diken üstünde oturuyor olacaktık.”
Arayıp da Bulamamak:
Beklenmedik olumlu bir durumla karşılaşmak. "Müdür olması için arayıp da bulamadığı bir fırsattı."
Arayıp Soranı Olmamak:
Kimsesiz olmak. "Kim olduğunu bilmem, bir arayanı soranı da olmuyor."
Arayıp Soranı Yok:
Kimsesiz. "Arayıp soranı yok biriydi."
Arayıp Sormak:
1- Bir kimseyle ya da bir şeyle ilgili haber sormak. "Seni o zamanlar uzun süre arayıp sormuştum." 2- Bir kimsenin ziyaretine gidip ona karşı ilgili olduğunu göstermek. "Ayıp oldu, uzun zamandır onu arayıp sormadım."
Arayıp Sormamak:
Biri ya da bir şeyle hiç ilgilenmemek, ilgiyi kesmek. "Sevgilisi onu hiç arayıp sormuyordu."
Arayıp Taramak:
Titizlikle, dikkatle aramak, çok aramak.
Arazi Açmak:
Fundalık, koruluk, sazlık yerleri temizleyerek tarıma elverişli duruma getirmek.
Arazi Olmak:
1- Haber vermeden sessizce gidivermek, kaçmak. "Babam geliyor, hemen arazi olmamız lazım." 2- Yapılacak olan bir işten kaçmak. "Biraz sonra yük indirilecek, sakın arazi olmayın."
Araziye Uymak:
1- Ortama, çevreye uymak. 2- Görünmemeye çalışmak.
Ardı Arası Kesilmemek:
1- Hiç ara vermeden sürüp gitmek. "Osmanlı'da bey kavgalarının ardı arası kesilmemekteydi." 2- Arka arkaya, sürekli olarak gelmek. "Balığın ardı arası kesilmiyordu, boyuna tuttuk."
Ardı Ardına:
Birbiri ardından, hiç aralıksız, birbiri ardınca. "Tabancalar ardı ardına patlıyordu."
Ardı Arkası Kesilmemek:
Aralıksız olarak gelmek. "Ardı arkası kesilmeyen sel baskınları yaşanıyordu."
Ardı Kesilmemek:
Arkası gelmemek, tükenmemek. "Bir türlü yağmurun ardı kesilmedi."
Ardı Sıra:
Arkasından. "Annemin ardı sıra babam eve girdi."
Ardına Düşmek:
1- Birini gözden ayırmayarak arkasından gitmek, peşini bırakmamak. "Ardına düştüm, uzun zaman yürüdük." "Ablasının ardına düşmüş, eve doğru gidiyorlardı." 2- Bir işi sonuçlandırmak için peşine düşmek. "Büyük bir işin ardına düştü." "Ardına düşmezsen o evi nasıl elde edeceksin?"
Ardından Atlı Kovalamak:
Bir işi gereksiz bir telaş içinde yapmak, arkasından atlı kovalamak. "Ardından atlı mı kovalıyor, güzelce yemeğini ye."
Ardından Atlı Kovalarcasına:
Bir işi gereksiz bir telaşla yapanlar için kullanılır. "Ödevini ardından atlı kovalarcasına yapıyordu."
Ardından Gelmek:
Bir şey bilmiyormuş gibi davranarak bir kimseden bir konu üzerinde ayrıntılı bilgi almaya çalışmak.
Ardından Gitmek:
1- Peşine takılmak. "İki çocuk annesinin ardından gidiyor." 2- Aynı düşünceye sahip olmak. "Atatürk gibi bir liderin ardından gittiler."
Ardından Sapan Taşı Yetişmemek:
Uçarcasına koşmak. "Bir gidişi vardı ki ardından sapan taşı yetişmezdi."
Ardından Teneke Çalmak:
Bir yerden ayrılan ya da giden bir kişiye onur kırıcı davranışlarda (tenekeye sopa ile vurmak gibi) bulunmak. "Ardımdan teneke çalacaklarını da biliyorum." "Müdür görevden alınınca herkes ardından teneke çalmaya başladı."