Bir Deyim Öğrenelim!
Çiçek Olmak:
Yaşına, durumuna uymayan aşırı davranışlarda bulunmak. "Bu yaşta çiçek olmaya çalışma."
DEYİM ARAMA
Sende Yolla Hata Bildir!DEYİMLER SÖZLÜĞÜ
Hevesi Kalmamak:
Şevki kırılmak, isteği kalmamak.
Hevesi Kırılmak:
İsteği, arzusu, şevki kalmamak. "Çocuğun okulda hevesi kırılmasın diye her şeyi alıyoruz."
Hevesi Kursağında Kalmak:
Çok istediği, imrendiği, kavuşmak dilediği şeyi elde edememek. ”Pikniğe gitmek istiyorduk, yağmur yağınca hevesimiz kursağımızda kaldı.”
Hevesine Düşmek:
Kuvvetle istemek.
Hevesini Almak:
İmrendiği, çok istediği şeye kavuşup ona doymak.
Hevesini Kırmak:
1- Arzusunu, düşüncelerini engellemek, isteğini yok etmek. "Çocuğun hevesini kırıyorsun, bırak uğraşsın." 2- Zevki kaçmak, hevesi kalmamak, şevki kırılmak. "Para kazanamayınca bu işten de hevesim kırıldı."
Hey Gidi:
Çeşitli duyguları pekiştiren veya özlem ve acınma bildiren bir söz. "Hey gidi gençlik hey! Unutulmaz günlerdi onlar, Yenikapı'ya, meyhanelere indik mi şöyle bir." -A. İlhan.
Hey Gidi Hey:
Çeşitli duyguları pekiştiren veya özlem ve acınma bildiren bir söz. "Hey gidi gençlik hey! Unutulmaz günlerdi onlar, Yenikapı'ya, meyhanelere indik mi şöyle bir." -A. İlhan.
Heyecan Duymak:
Heyecanlanmak. "Tören yaklaştıkça heyecan duymaya başladım."
Heyecan Vermek:
Heyecan duymasına sebep olmak.
Heyecana Düşürmek:
Heyecanlandırmak.
Heyecana Gelmek:
Heyecanlanmak, heyecan duymak.
Heyecana Getirmek:
Heyecanlandırmak, heyecanlanmasına sebep olmak.
Heyecana Kapılmak:
Aşırı derecede heyecan, coşku duymak.
Heyecanı Yatışmak:
Yaşadığı heyecan ve coşku azalmak, sakinleşmek. "Hala kazandığıma inanamıyorum, heyecanı yatışmıyor."
Heyeti İçtimaiye:
Sosyal topluluk, millet.
Heyheyler Geçirmek:
Büyük heyecanlar geçirmek.
Heyheyleri Tutmak:
Çok kızıp sinirlenmek.
Heyheyleri Üstünde Olmak:
Çok kızıp sinirlenerek bağırıp çağırmak. "Babamın bugün heyheyleri üstünde, evden çıktı gitti."
Heykel Gibi:
1- Hareketsiz, duygusuz. 2- Çok güzel vücut.
Heykelini Dikmek:
Türlü alanlarda üstün başarı gösteren kimselere değerbilirlik göstermek.
Heyula Gibi:
Pek iri, iri yarı.
Hezimet İşareti:
Yenilgi belirtileri.
Hezimete Uğramak:
Bozguna veya büyük bir yenilgiye uğramak.
Hiç Bitmese Horoz Şekerim:
Çocukluk günlerine karşı duyulan özlemi anlatır.
Hiç de:
Kesinlikle, katiyen. "Hiç de kopya filan çekmedim, çalışarak yüksek not aldım."
Hiç Değil:
Asla, kesinlikle. "En güvendiğim kişi o hiç değil."
Hiç Değilse:
1- Önemli sayılmasa bile, başka bir şey yapılmasa bile. "Hiç değilse bir işi var." 2- En azından. "Hiç değilse annemle ikiniz gelin." 3- Bari. "Hiç değilse aramızda yaşananları söyleme." "Televizyonu açtın, hiç değilse güzel bir şey aç da izleyelim."
Hiç İşim Olmaz:
"Beni ilgilendirmez" anlamında kullanılır.
Hiç mi Hiç:
Kesinlikle. "Bu kasabayı hiç mi hiç sevmiyor."
Hiç Olmazsa:
1- Önemli sayılmasa bile, başka bir şey yapılmasa bile. "Hiç olmazsa bir işi var." 2- En azından. "Hiç olmazsa annemle ikiniz gelin." "Ben gidiyorum, hiç olmazsa 20 TL verseydin." 3. Bari. "Hiç olmazsa aramızda yaşananları söyleme." "Televizyonu açtın, hiç olmazsa güzel bir şey aç da izleyelim."
Hiç Oralı Olmamak:
İlgilenmemek, aldırış etmemek, umursamamak, önemsememek. "Arkamdan seslendi, hiç oralı olmadım."
Hiç Yoktan:
Sebepsiz, ortada hiçbir neden yokken. ”Hiç yoktan adamı dövemezsiniz ya!”
Hicap Duymak:
Utanmak. "Size karşı böyle bir saygısızlık yapmaktan hicap duyarım."
Hicap Etmek:
Utanmak. "Size karşı böyle bir saygısızlık yapmaktan hicap ederim."
Hiçe İndirgemek:
Hiç önemsememek ve değer vermemek. "Beni hiçe indirgeyince çok sinir oldum."
Hiçe Saymak:
Hiç önem ve değer vermemek.
Hıçkırık Tutmak:
Sürekli olarak hıçkırmak.
Hidayete Ermek:
1- Müslüman olmak, İslam dinini kabul etmek 2- Gerçeği görüp kabullenmek, aklı başına gelmek.
Hiddete Kapılmak:
Öfkelenmek, kızmak.
Hiddetten Kudurmak:
Çok öfkelenmek, aşırı derecede kızmak.
Hıfza Çalışmak:
Kuran-ı Kerim'i ezberlemeye çalışmak.
Hık Demiş Anasının Burnundan Düşmüş:
"Her durumuyla ona çok benziyor" anlamında kullanılır. "Bu kadarını beklemiyordum, hık demiş anasının burnundan düşmüş."
Hık Demiş Babasının Burnundan Düşmüş:
"Her durumuyla ona çok benziyor" anlamında kullanılır. "Bu kadarını beklemiyordum, hık demiş babasının burnundan düşmüş."
Hık Demiş Burnundan Düşmüş:
“Her durumuyla ona çok benziyor” anlamında kullanılır.
Hık Mık Etmek:
Bir işi yapmamak için bahaneler ileri sürmeye çalışmak, bir soruyu cevaplandırırken net şeyler söylememek. ”Hık mık edip durma, bu işi eninde sonunda yapacaksın!”
Hık Tutmak:
Hıçkırık tutmak.
Hikaye Etmek:
Anlatmak, söylemek.
Hikmetinden Sual Olunmaz:
Nedeni sorulamaz.
Hilaf Olmasın:
Yanılmıyorsam.
Hilal Gibi:
İnce ve düzgün kaş. "Zeytin gözleri, hilal gibi kaşları var."
Hile Hurda Bilmemek:
Aldatma yollarını bilmemek.
Hile Yapmak:
1- Aldatmak. 2- Çıkar sağlamak amacıyla bir şeyin saflığını bozmak, değersiz bir şey karıştırmak.
Hilesi Hurdası Yok:
"Yalanı dolanı yok." anlamında kullanılan bir söz.
Himaye Görmek:
Biri tarafından korunmak, kayırılmak, gözetilmek.
Himayesine Almak:
Koruyucusu olmak, korumak.
Hımhım İle Burunsuz Birbirinden Uğursuz:
Biri öteki kadar ters, ikisi de birbirinden beter kimseler için kullanılır. "Vezir vüzerâ dersen hımhımla burunsuz birbirinden uğursuz; kendi fırıldaklarını çevirmekten başka neye güçleri yetiyor?" (Eflâtun C. Güney)
Himmetin Var Olsun:
Teşekkür için söylenir.
Hin Oğlu Hin:
Çok kurnaz kimseler için kullanılır. "Hin oğlu hin bir kişiydi."
Hınç Almak:
Öç almak. "Sürekli hınç alma planları yapıyor."
Hınç Dolu:
Öfkeli.
Hıncını Almak:
Öcünü almak. "Sürekli hıncını alma planları yapıyor."
Hıncını Çıkarmak:
Öcünü almak.
Hindi Gibi Kabarmak:
Övünmek, böbürlenmek gururlanmak, kurumlanmak, büyüklük taslamak. "Hindi gibi kabarmasına çok sinir oldum."
Hınk Demiş Burnundan Düşmüş:
"Her durumuyla ona çok benziyor" anlamında kullanılır. "Bu kadarını beklemiyordum, hınk demiş anasının burnundan düşmüş."
Hır Çıkarmak:
Kavga, gürültü, patırtı ve olaya sebep olmak. ”Orada hır çıkarmaya kalkışmayacaksın değil mi?”
Hır Dır Etmek:
Geçimsizlik etmek.
Hır Gür Etmek:
Kavga çıkarmak.
Hırgür Çıkarmak:
Kavga etmek, kavga çıkarmak.
Hırkayı Başına Çekmek:
Bir köşeye çekilip çevresiyle ilgisini kesmek. "Köşede hırkayı başına çekmiş neler düşünüyorsun?"
Hırlı Mıdır, Hırsız Mıdır:
Bir kimsenin ahlakı, kişiliği hakkında kuşku duyulduğunda kullanılan bir söz.
Hırs Basmak:
Hırslı duruma gelmek.
Hırs Bastırmak:
Aşırı ölçüde açgözlü duruma gelmek.
Hırs Bürümek:
Aşırı hırslanmak. "Hırs bürümüş, çok sıkı ders çalışıyor." , "Annemi hırs bürümüş, bilgisayarı öğreneceğim diyor."
Hırsa Kapılmak:
Bir konu için hırslanmak, inat etmek, üstelemek anlamına gelir. "Ahmet üç gol atınca rakip takım hırsa kapıldı."
Hırsından Çatlamak:
Öfkeyle birlikte aşırı derecede kıskanmak. "Rakibine puan kaptırınca hırsından çatladı."
Hırsını Alamamak:
Öfkesini yenememek.
Hırsını Yenmek:
Öfkelenmemek için kendini tutmak.
Hırsız Feneri:
Yalnız önünü dar bir ışık demetiyle aydınlatan el feneri.
Hırsız Gibi:
Kimseye görünmeden, gizlice. "Hırsız gibi hangi ara geldin eve girdin?"
Hırsıza Yol Göstermek:
Art niyetli kişilere yapabilecekleri kötülük için bilerek veya bilmeyerek imkan sağlamak.
Hırsızın Aklına Taş Düşürmek:
Kötü eğilimli kişinin işine yarayacak davranışta bulunmak.
Hırtlamba Gibi Giyinmek:
Gereksiz yere üst üste ve gelişigüzel giyinmek. "Kızım düğüne gidiyoruz, hırtlamba gibi giyinmek de ne böyle?"
Hırtlambası Çıkmak:
1- Perişan bir biçimde giyinmiş olmak. 2- Eşya, çok eskiyip dökülür durumda olmak: Koltukların hırtlambası çıktı.
Hisa Etmek:
Bir şeyi yukarı kaldırmak. (Hisa sancak, hisa kürek) "Halatı hisa etmek için uzandı."
Hısım Akraba:
Yakın ve uzak bütün hısımlar.
Hışırı Çıkmak:
1- Eşya, çok hırpalanıp örselenmek. 2- İnsan ağır işlerle uğraşıp çok yorulmak.
Hislere Tercüman Olmak:
Duyguları sözle anlatmak.
Hislerine Kapılmak:
Duygusal davranmak. "İşçi çıkarma konusunda hislerine kapılmamanı tavsiye ederim."
Hislerini Kaybetmek:
Duygularını kaybetmek, duygusuzlaşmak. "Bence o kız sana karşı hislerini kaybetmiş."
Hışmına Uğramak:
Birinden zulüm görmek.
Hisse Almak:
1- Zarara uğramak. 2- Ders çıkarmak.
Hisse Kapmak:
Bir olaydan yararlı bir öğüt çıkarmak.
Hissine Kapılmak:
Duygusal davranmak. "İşçi çıkarma konusunda hissine kapılmamanı tavsiye ederim."
Hissini Vermek:
Gibi gelmek, ... izlenimini uyandırmak.
Hitam Bulmak:
Sona ermek, bitmek.
Hitam Vermek:
Bitirmek.
Hitap Etmek:
Söz söylemek, söz yöneltmek, seslenmek. "Sana bu şekilde hitap etmesini istemiyorum."
Hız Almak:
Atlamak için geri çekilip birdenbire fırlamak.
Hız vermek:
1- Hızını artırmak, hızlandırmak. 2- İsteklendirmek.