Bir Atasözü Öğrenelim!
Ana, Yürekten Yana:
(Türk) Anne yavrusunu yürekten seven tek varlıktır. Annenin yavrusunun başına kötü ne gelirse o da üzülür, yavrusunun canı yanarsa aynı şekilde kendisinin canı yanmış gibi yürekten hissedip yine yavrusu kadar üzülür.
SON EKLENEN ATASÖZLERİ
*Sağlıklı ve İyi Yaşamanın Sırrı Yarım Yemek, İki Kat Yürümek, Üç Kat Gülmek
ATASÖZÜ ARAMA
Sende Yolla Hata Bildir!ATASÖZLERİ SÖZLÜĞÜ
Tana Kalan Dona Kalır:
(Türk) Bugün yapılması gereken iş ertesi güne bırakılmamalıdır. Çünkü bir sonraki gün başka bir iş çıkabilir ve diğer yapmamız gereken iş aksar. Böyle böyle devam ederse de işler birikir ve içinden çıkılmaz bir hale gelir. Ayrıca ertelediğimiz iş, bir sonraki gün önemini yitirebilir veya yapmaya kalkarken olumsuzluklarla karşılaşabiliriz.
Tandır Başında Bağ Dikmek Kolaydır:
(Türk) İnsanların hayal güçleri sınırsızdır ve imkansız şeyleri bile akıllarında canladırabilirler. Fakat hayal kurmak yeterli değildir. Önemli olan onları hayata geçirmek ve gerçekleştirmek için elinden geleni yapmaktır.
Tanrı Asla Taraf Tutmaz:
(Afrika)
Tanrı Kapıyı Kapatırsa, Pencereyi Açar:
(İtalyan)
Tanrı Karıncayı Yok Etmek İsteyince, Ona Kanat Takar:
(Alman)
Tanrıya Dua Et (güven), Ama Yapman Gerekeni de Yap:
(Venezuela)
Tarlada İzi Olmayanın, Harmanda Yüzü Olmaz:
(Türk) Emeksiz, çabasız verim düşünülemez. Tarlasını gerektiği gibi sürmeyen, işleyip çapalamayan, gübresini zamanında vermeyen, sulayıp yabancı otlardan temizlemeyen kişinin tarladan ürün beklemeye hakkı yoktur.
Tarlanın İyisi Suya Yakın, Daha İyisi Eve Yakın:
(Türk) Ekilen tarla yeterince sulanırsa daha fazla ürün verir. Eğer tarla suya yakınsa hem kolay, hem de çok sulanma imkânı doğar. Bu durum da tarlayı değerli kılar. Bu tarla bir de eve yakınsa daha da kıymetli olur. Çünkü bir yandan tarlaya olan ulaşım, bir yandan tarlanın bakımı, bir yandan da tarlanın korunması kolaylaşmış olur.
Tarlanın Taşlısı, Kızın Saçlısı, Öküzün Başlısı :
(Türk) Tarlanın taşlısı toprak için daha bereketlidir ve değerlidir; bu bakımdan taşlı tarla tercih edilir. Kadının da uzun saçlısı daha çekici ve güzeldir. Öküzün de büyük başlısı daha güçlüdür ve güzeldir. İnsanlar, hayatta sahip oldukları şeylerin hep en iyisinin olmasını ister. Bir şey alınırken de güzel özelliklerine dikkat edilir.
Tarlaya Saban, Sürüye Çoban:
(Türk) Bir tarla iyi sürülür ve işlenirse istenen ürünü verir. Sabanın girmediği tarla kısa bir süre sonra yozlaşıp çoraklaşır, ekilemez olur. Bunun gibi bir sürüden de verim bekleniyorsa, onu iyi bir çobana teslim etmelidir. Çünkü iyi bir çoban, sürünün nerede besleneceğini, bakımının nasıl yapılacağını bilir
Tarlayı Düz Al, Kadını Kız Al:
(Türk) Bir tarla engebeli arazi üzerinde olursa eğer verimi az olur, bu nedenle tarla almadan önce düz ve sulak arazide olmasına önem verilir. Erkekler için de dul kadınla değil de daha önce hiç evlenmemiş biriyle evlenmek daha iyidir. Çünkü daha önceden evlenen kadın yeni ve eski eşi arasında kıyaslama yapabilir, bu durum da evde huzursuzluk olmasına sebep olur.
Tarlayı Tapu Zapt Etmez, Saban Zapt Eder:
(Türk) Tarlanın tapusu sadece kime ait olduğunu gösterir, onun dışında tapu olması herhangi bir kazanç sağlamaz. Kişi tarlasından faydalanmak istiyor ve verim almak istiyor ise tarlasını ekip biçmelidir. Çünkü ancak bu şekilde kazanç sağlayabilir.
Tarlayı Taşlı Yerden, Kızı Kardaşlı Yerden:
(Türk) Küçük taşları olan tarlalar toprağın nemini artırdığı için verimini de artırır ve daha değerli hale getirir. Erkek kardeşi olan kız da evde bir erkekle büyüdüğü ve gerektiği zaman erkek kardeşine hizmet ettiği için ileride evlendiği zaman kocasına nasıl davranması gerektiğini daha iyi bilmiş olur.
Taş Çömleğe Çarparsa Vay Çömleğin Haline, Çömlek Taşa Çarparsa Yine Vay Çömleğin Haline:
(Türk) Kavgayı güçsüz de başlatsa, güçlü de başlatsa kavga güçsüzün yenilgiye uğramasıyla sonuçlanır. Bu yüzden güçsüz kişiler kavga gibi olaylarda zor duruma düşerler.
Taş da Isındığında Patlar:
(Arnavut)
Taş da Yumurtanın Üstüne Düşse Yumurta da Taşın Üstüne Düşse Olan Yine Yumurtaya Olur:
(Yunan)
Taş Düştüğü Yerde Ağırdır (Kalır) (Taş Yerinde Ağırdır):
(Türk) Kişinin değerini, kadir ve kıymetini en iyi bilenler, bu işle ilgili kimseler ile kendi çevresinde bulunanlardır. Bir insanı ve onun yaptıklarını yakın çevresi takdir eder.
Taş Ne Kadar Suda Kalsa da, Yine de Yumuşamaz:
(Kürt)
Taş Taşa Söylenir:
(Türk) İnsanlar büyük ve önemli işlerini birbirine dayanarak başarır.
Tas Yere Düşmeden Çınlamaz:
(Türk) Tas yere düşmeden durduk yere ses çıkarmaz. Aynı şekilde bir konuyla alakalı dedikodu yayılmışsa eğer ortada illaki yaşanmış bir olay var demektir ve durduk yere dedikodusu çıkmamıştır.
Taşa Çıkan Keçinin, Ağaca Çıkan Oğlağı Olur:
(Türk) Bk. “Ağaca çıkan keçinin, dala bakan…” Taş düştüğü yerde ağırdır (Taş yerinde ağırdır). Herkes, her şey kendi çevresinde önem taşır. Çünkü kişi bulunduğu yerde tanınmış, kendisine bir çevre edinmiş, hatırı sayılır bir yere gelmiştir. Yabancısı olduğu bir yerde yeterince tanınmadığı gibi kıymeti de bilinmez.
Taşı Delen Suyun Gücü Değil, Damlaların Sürekliliğidir:
(Latin)
Taşı Delen Suyun Kuvveti Değil, Damlaların Sürekliliğidir:
(Portekiz)
Taşıma (Dökme) Su iİe Değirmen Dönmez:
(Türk) Bir işin yapılmasında güç, emek ve sermaye çok önemlidir. İşi yapacak olan bunlardan yoksunsa, başkalarının küçük katkılarıyla, derme çatma yardımlarıyla sürekli ve büyük bir işi yürütemez. Zıtanlamlısı:: Damlaya Damlaya Göl Olur
Tatarın Kılavuza İhtiyacı Yok:
(Türk) Yaptığı işlerde başarılı olan ve yapacağı işi çok iyi bilen kişi, o işi yaparken başkasına danışma veya başkasından yardım alma ihtiyacı duymaz. Böyle kişilere de başkasının rehberlik etmesi ve yol göstermesine gerek olmaz.
Tatlı Dil Yılanı Deliğinden Çıkarır:
(Türk) Sert ve kırıcı olmayan, yumuşak, hoşa giden, gönül alıcı, okşayıcı, etkileyici, inandırıcı ve yerinde söylenmiş söz insanın hoşuna gider; bu söz en azgın kişinin bile inadını kırar, onu yumuşatır ve yola getirir. Zıtanlamlısı:: Lâfla Peynir Gemisi Yürümez
Tatlı Dil, Güler Yüz Düşmanın Kolunu Büker:
Herkes tatlı dille söylenen sözlerden etkilenir. Tatlılıkla, gönül okşayarak söylenen söz, azgın düşmanı bile yola getirir. Bu bakımdan insan; okşayıcı, gönül alıcı sözlerle karşısındakinin inadını yok edebilir.Bu durum dostun artmasını da sağlar.
Tatlı Söz (Kelam) Dinletir, Tatsız Söz (Kelam) Esnetir :
(Türk) Güzel bir konuşmayı herkes severek dinler. Sıkıcı bir konuşma dinlemek zorunda kalanlar, sıkıldıklarını belli etmekten kendilerini alamazlar. Anlatılana odaklanamaz, onu anlamakta zorluk çekerler.
Tatlı Söz Can Azığı, Acı Söz Baş Kazığı:
(Türk) Gönül okşayıcı sözler bizi yaşama bağlar, hayata karşı motive eder. Sert eleştiriler, onur kırıcı sözler ise hayattan bıkıp kopmamıza neden olur. Bu gibi durumlarda kendimize çeki düzen vermeli, hayata karşı yinede olumlu bakmayı öğrenmeliyiz.
Tatlı Tatlı Yemenin, Acı Acı Geğirmesi Olur:
(Türk) Zevklerinin esiri olan erdemsiz kişiler, elindeki avucundakini sorumsuzca çarçur eden kişilerdir. Bir süre sonra ağır sıkıntılar içinde kıvranırlar. Bu sıkıntılarını hesaplayanlar ise, ellerindekini yemekten zevk alır, kendine zarar vermeyecek ölçüde, ihtiyaçları kadar harcamalar yaparak tüketir.
Tatlı Ye, Tatlı Söyle (Konuş):
(Türk) Kırıcı, üzücü, incitici konuşmalardan sakın; güzel, hoşa giden bir dil kullan; yerinde ve inandırıcı konuş ki karşındaki memnun olsun; sen de sevil ve sayıl.
Tatsız Aşa Tuz Neylesin, Akılsız Başa Söz Neylesin :
(Türk) Kötü malzemeyle pişirilmiş bir yemeğe tuz hiçbir lezzet katamaz. İşe yaramayan bir nesneyi işe yarar hale getirmek boşuna bir çabadır. Aklını kullanamayan bir kişiye de ne denli doğru yol gösterilmeye çalışılırsa çalışılsın, hiçbir yarar sağlamaz. O kişi yine bildiğini okumaya, akılsızca işler yapmaya devam edecektir.
Tavşan Dağa Küsmüş, Dağın Haberi Olmamış:
(Türk) İstediği etkiyi yapmaktan çok uzak kalan kişi küser, darılır; ne var ki; karşısındaki kişi, onun bu durumunu bilip anlamaz.
Tavşan Dağda, Suyu Ateşte:
(Türk) Doğanın kanunu olarak tavşan dağda dolaştığı her an tehlikededir ve hiç beklemediği bir zamanda avlanabilir. Bunun gibi hiç ölmeyecekmiş, başına kötü olay gelmeyecekmiş ve gücü hiç bitmeyecekmiş diye düşünen insanların böyle düşünmek yerine dikkatli davranması gerekir. Çünkü insanın başına her an bir şey gelebilir, hatta canını bile kaybedebilir.
Tavşanı En Öndeki Köpek Yakalar:
(Avustralya)
Tavşanı Tazı Tutar, Çalımı Avcı Satar:
(Türk) Kimi insanlar alın terinin ve emeğinin üzerine yatmayı, insanların sırtından şöhret kazanmayı pek severler. Yaşadığımız hayatta, kendi buyruğu altındaki kimselerin yaptıkları işleri kendi başarılarıymış gibi gösteren ve bununla övünen nice kimseler vardır.
Tavuğun Sadakası Yumurta:
(Türk) Tavuk yumurtlamaktan başka bir şey yapamadığı için ancak herkese yumurta verebilir. Aynı şekilde maddi durumu kötü olan yoksul kişilerin de büyük yardımlar yapmaya güçleri yetmez. Bu yüzden yoksul ve imkanı olmayan kişilerden büyük fedakarlıklar beklemek yanlış olur.
Tavuk Kaza Bakmış da Kıçını Yırtmış:
(Türk) İmkanları kısıtlı olan, yoksul ve güçsüz kişi, kendinden farklı, zengin ve güçlü kişilere özenerek bir iş yapmaya veya onlarla yarışmaya kalkışırsa eğer kendini eski halinden daha güç duruma sokar.
Tavuk Yerken Tüylerini Ön Bahçeye Atma:
(Afrika)
Tavuk, Kaza Özenip Suya Girince Boğuldu:
(Kürt)
Tayfanın Akıllısı, Geminin Dümeninden Uzak Durur:
(Türk) Kendini bilen, sorumluluk sahibi, akıllı kişi altından kalkamayacağı, beceremeyeceği işlerin idaresinden uzak durmaya çalışır. O bilir ki, bunun aksine bir hareket hem kendini, hem de başkalarını zarara uğratır.
Taze Bardağın Suyu Soğuk Olur:
(Türk) İnsan her daim hayatında yenilikler ve farklılıklar olsun isteyebilir. Bu nedenle de sahip olunan güzel ve yeni şeyler insanı her daim mutlu eder. Hayatına giren yeni şeyler, yeni dostlar gözüne hep hoş görünür.
Tebdil-i Mekânda Ferahlık Vardır:
(Türk) Bulunduğu yeri veya çevreyi kimi zaman değiştirmek, daha değişik yerleri görüp gezmek insanın sıkıntısını giderir; ona rahatlık, ferahlık verir.
Tecrübe Tarak Gibidir; Hayat İnsana Verir Ama Kel Olduğu Zaman:
(Belçika)
Tedariksiz Abdest Bozmaya Oturan, Domalı Domalı Taş Arar:
Bir işe girişmeden önce gerekli önlemleri almayan, ihtiyaçlarını hazır etmeyen kişi, işe başladıktan sonra çok zorluk ve sıkıntı çeker, hatta gülünç duruma bile düşebilir.
Tedariksiz Abdesthaneye Giden, Domalı Domalı Taş Arar:
Bir işe girişmeden önce gerekli önlemleri almayan, ihtiyaçlarını hazır etmeyen kişi, işe başladıktan sonra çok zorluk ve sıkıntı çeker, hatta gülünç duruma bile düşebilir.
Tek Bir Elle Boğa Yılanı Sarılmaz:
(Afrika)
Tek Gözlü Olmak Kör Olmaktan İyidir:
(Alman)
Tek Kanatla Kuş Uçmaz:
(Türk) Kimi işler vardır ki, yardımcısız, araç-gereçsiz yapılamaz. İşin iyi ve olumlu sonuç vermesi için bunlar mutlaka gereklidir.
Tekdir İle Uslanmayanın Hakkı Kötektir:
(Türk) Kişi istenmediği bir şey yaptığı zaman öncelikle bu durum konuşarak çözümlenmeye çalışılır. Buna rağmen kişi hala aynı hatayı tekrarlıyorsa cezalandırılır ve git gide cezanın derecesi artırılır. Eğer hala kişi uslanmıyor ve bu davranışlarının devamını getiriyorsa şiddete başvurulur.
Tekkeyi Bekleyen Çorbayı İçer:
(Türk) Bir işin başarılmasında türlü sıkıntılara katlanıp sabretme, azim ve gayret gösterme, uzun süre çalışıp emek verme son derece önemlidir. Bütün bunları yerine getiren kişi, eninde sonunda bu davranışının yararını görür; bir mükâfata mutlaka kavuşur.
Tembele ''Kapını Ört.'' Demişler, ''Yel Eser Örter.'' Demiş:
(Türk) Tembel kişiler, hiçbir iş yapmak istemez ve her işinin kendiliğinden veya başka birisi tarafından yapılmasını isterler. İş yapmamak için türlü türlü bahaneler uydururlar. Bu yüzden tembel kişiye iş buyurmamak gerekir.
Tembele İş Bulsan, Kendine Akıl Öğretir:
(Kırgız)
Tembele İş Buyur, Sana Akıl Öğretsin:
(Türk) İş görmeyi, çalışmayı sevmeyen; çaba göstermekten, sıkıntıdan kaçan kimse, kendisinden bir konuda yardım istendiğinde, yardım edeceği yerde çözüm yolları gösterir ve işten kaçmaya çalışır.
Tembelik Kapısı Sefaletin Sınırıdır:
(Arnavut)
Tembellik Bütün Kötü Alışkanlıkların Anasıdır:
(Arnavut)
Tembellik Çoğu Zaman Sabırla Karıştırılır:
(Fransız)
Temel Taşı Temelde, Köşe Taşı Köşede Gerek :
(Türk) Her insanın uzmanlık alanı, becerisi ve yetenekleri farklılık gösterir. Herhangi bir iş alanında veya bir durumda kişi nerede daha yararlı ve verimli olacaksa oraya yönlendirilmelidir ve orada çalıştırılmalıdır.
Temiz Bir Vicdan Kadar Yumuşak Bir Yastık Yoktur:
(Fransız)
Temiz İş Altı Ayda Çıkar:
(Türk) Hiçbir iş aceleye getirilmemelidir. Bir işin istenildiği şekilde, doğru dürüst yapılabilmesi için belli bir süreye ihtiyaç vardır.
Tencere Dibin Kara, Seninki Benden Kara:
(Türk) Kötülük, kusur yönünden sen benden daha betersin; anlamında kullanılan bir atasözümüzdür. Karşınızdakinde kusur aramaya çalışmayın. Yoksa o da sizin kusurlarınızı söylemekten kaçınmaz.
Terazi Tartıyla, Her Şey Vaktiyle:
(Türk) Her şeyin bir ölçüsü ve zamanı vardır. Herkes bu kurallara uymalıdır. Düşünülen, uygulanan her şeyin bir vakti, bir ölçüsü ve zamanı vardır. Buna çok dikkat etmelidir.
Terazi Var, Tartı Var; Her Şeyin Bir Vakti Var:
(Türk) Hemen her şeyin, her işin bir ölçüsü ve zamanı vardır. Eğer bunlara dikkat edilmezse işler yolunda gitmez, karışıklık baş gösterir, hayat alt-üst olur, düzen gerektiği gibi kurulamaz.
Tereciye Tere Satılmaz:
(Türk) Birine çok iyi bildiği bir şey öğretilemez, bir konuda bilgi verilemez. Böyle bir şeye kalkışan ya da çalışan kendisini gülünç duruma sokar.
Terzi Kendi Söküğünü Dikemez:
(Türk) İnsanlar başkalarına yaptıkları hizmetleri kendilerine gelince çoğu kez savsaklarlar, ya da yapmaya zaman ve fırsat bulamazlar.
Terziye ''Dinlen.'' Demişler, Ayağa Kalkmış:
(Türk) Tüm işlerin çalışma koşulları ve nitelikleri birbirinden farklıdır. Kimi insanların oturarak çalışması gerekir, kimi insanların ise ayakta çalışması gerekir. Bu nedenle de dinlenme durumları da birbirinden farklıdır. Terzi de sürekli oturarak iş yaptığı için ayağa kalkarsa dinlenmiş olur.
Terziye ''Göç.'' Demişler, ''İğnem Başımda.'' Demiş :
(Türk) Terzinin sermayesi iğnesidir. İğnesi de sürekli onunla beraberdir ve çalışma araçları kolay taşınabilirdir. Bunun gibi iyi mesleği olan kişiler, kimseye ihtiyaç duymadan başka bir yere göç edip, orada yeni bir işe kolaylıkla başlayabilir.
Teşbihte (Temsilde) Hata Olmaz:
(Türk) Kimi zaman yapılan benzetmeler çirkin ve kaba da olsalar söze güç katmak için yapılırlar. Dolayısıyla bunların söz arasında kullanılmasından kimse alınmamalıdır.
Testiyi Kıran da Bir, Suyu Getiren de:
(Türk) İyilik ödülsüz, kötülük de cezasız kalır; yahut her ikisi eşit tutulur da aralarında bir fark gözetilmezse adaletsiz davranılmış olur. Bu durum da düzeni bozar, yönetimin iflâsına neden olur.
Tevekkelin (Tevekküllünün) Gemisi Batmaz (Eşeğini Kurt Yemez):
(Türk) Tedbirini aldıktan sonra fazla titizlikten uzak duran, her şeyi artık Yüce Allah`a bırakıp boyun eğen kimsenin malına, işine zarar gelmez.
Teyze Ana Yarısıdır:
(Türk) Teyze, annenin kız kardeşidir ve hep yeğenleriyle iç içedir. Onlara yakın davranır ve anne şefkati gösterir. Çocuklar da bu yakınlıktan dolayı onları annelerinden ayırmazlar ve onlar da yakın davranırlar.
Tilki 'Benim İçin Demem; Ama Üzümsüz Bağın Kökü Kurusun:
(Türk) Kurnaz kişiler fayda göreceği şeyi, başkalarının ihtiyacı varmış gibi gösterir ve bu gibi durumlarda kendilerini hemen ortaya atmazlar. Aynı şekilde bu tip kişiler, söyleyecekleri şeyleri başkasına söyletir, yapacakları işleri de başkasına yaptırmaya çalışırlar.
Tilki Erişemediği Üzüme, ''Hevengim Olsun.'' Demiş :
(Türk) Bazı kişiler, elde edemedikleri şeyi istemiyormuş gibi davranmaya çalışır ve o şeyi kötüler veya kendilerini onu beğenmiyormuş gibi göstermeye çalışırlar. Bu durumda olması gereken şey eksikliği kişinin kendinde aramasıdır.
Tilki Tilkiliğini Bildirinceye Kadar Post Elden Gider:
(Türk) 1- İşlemediği hâlde suçlu görülen kimse, suçsuz olduğunu kanıtlayıncaya kadar yeterince ceza çeker. 2- Kurnaz ve düzenbaz kimse, sahasında ne kadar hünerli olduğunu gösterinceye kadar, kendisinden daha hilekâr birinin tuzağına düşer.
Tilki Üzüme Ulaşamadığında, Üzümün Ekşi Olduğunu Söyledi:
(Arnavut)
Tilkiden Kurnaz Yoktur, Derisinden de Çok Yoktur:
(Kürt)
Tilkinin Dönüp Dolaşıp Geleceği Yer Kürkçü Dükkânı:
(Türk) Meslek veya alışkanlık gereği olan bir sonuçtan kaçınılmaz. Daha önce kopup ayrılmış olsa da, kişi bağlı olduğu çevreye, işe veya bir alışkanlığa eninde sonunda, şu ya da bu sebepten ötürü döner.
Tilkiye Sormuşlar :
(Gürcü)
Tilkiye, “Tavuk Kebabı Yer misin?” Diye Sormuşlar; “Adamı Güldürmeyin” Diye Cevap Vermiş:
(Türk) Bir kimseye düşkün olduğu, çok sevip özlediği, elde etmek için yanıp tutuştuğu bir şeyi, “İster misin? Arzu eder misin?” diye sormak son derece yersiz, hatta abes ve gülünçtür.
Tırnağın Varsa Başını Kaşı:
(Türk) Kendi bilgi, beceri ve imkânın varsa, bunlara da güveniyorsan bir işe giriş; yoksa vaz geç. Bil ki, kimseden kimseye hayır yoktur; başkalarından kolay kolay yardım da gelmez, gelse de pek bir işe yaramaz.
Tok Ağırlaması Güçtür:
(Türk) Aç insana ne ikram edilse yer. Fakat tok insana yiyecek sunulduğu zaman kolay kolay beğenmez ve en lezzetli yiyeceğe karşı bile isteksizdir. Aynı şekilde her şeyin en iyisine sahip, her konu da imkanların en iyisine ulaşmış kişiyi de yaptıklarımızla memnun etmemiz zordur.
Tok İken Yemek Yiyen, Mezarını Dişiyle Kazar :
(Türk) Günümüzde önemli hastalıklardan bir tanesi de obezitedir. Kişi her zaman kararında yemek yiyip, tokken yemek yemekten kaçınmalıdır. Yoksa şişmanlamaya başlar ve kilo almasıyla beraber kalp, şeker, tansiyon gibi hastalıkları da edinmiş olur. Bu durum sağlığı için çok zararlıdır, canından bile olabilir.
Tok, Acın Hâlinden Bilmez (Var Ne Bilsin Yok Hâlinden):
(Türk) Para, mal gibi şeyleri elde etmiş; açlığını gidermiş ve bunlara doymuş olanlar, yoksulların çektikleri sıkıntıyı, içine düştükleri geçim darlığını anlamazlar. Toprağı işleyen, ekmeği dişler. Emeksiz yemek olmaz. Çalışmayan, bir uğraş vermeyen, alın teri dökmeyen kişi verim elde edemez.
Tokmağı Baş Kazık Yer:
(Türk) İş yapılırken veya bir proje yürütülürken, bu işi yapan çalışanların başında bulunan ve sorumluluğun kendisine ait olduğu mevcut bir kişi vardır. Çalışanlar herhangi bir yanlış yaptığında, bu durumun sebebi işin başında duran kişiden sorulur. Tüm sıkıntıyı o kişi çeker.
Top Barutu Beylikten Olunca Güllesi Bağdat'a Gider :
(Türk) Bir şey yaparken, gerekli şeyler kısıtlanmaz ve bol bol malzeme kullanılırsa yapılan ürün, sıradan ürünlerle kıyaslanamayacak kadar güzel olur. Yani her işte bol malzeme kullanılırsa her daim güzel ürün ve bununla beraber güzel sonuçlar elde edilir.
Topalla Gezen, Aksamak Öğrenir:
(Türk) Topalla gezen kişiler, normal zamanda yürüdükleri gibi düzgün ve hızlı yürüyemezler. Topal kişiye ayak uydurmak zorunda kalırlar. Aynı şekilde kötü insanlarla arkadaşlık yapan kişiler, onlara ayak uydurur ve aynı onlar gibi davranmaya başlarlar.
Toprağı İşleyen, Ekmeği Dişler:
(Türk) Çalışma ve faaliyet alanında bütün gereklerini yerine getiren kimse, çalışmanın semeresini görür ve ondan yararlanır. Bir iş için emek veren kişi, onun nimetlerinden yararlanmaya hak kazanır.
Torbada Ne Varsa, Çorbada da O Vardır:
(Bulgar)
Tüccar Babanın Oğlu Çapkınsa Torunu da Dilenci Olur:
(Rus)
Tüm İnsanlar Uzaktan İyi Görünürler:
(İbrani)
Türk Karır, Kılıcı Karımaz:
(Türk) Türk insanı ihtiyarlar ama mücadele gücünden, direnme azminden bir şey kaybetmez.
Türk'ün Aklı Gözünde:
(Türk) Türk insanları, ancak bir şeyi gözleriyle görürlerse inanırlar. Gözleriyle görmediklerine itibar etmez ve kolay kolay inanmazlar. Bu yüzden Türk'ün aklı gözündedir.
Türkün Aklı Sonradan Gelir:
(Türk) Yaratılışı gereği saf, samimî, dürüst ve merttir Türk insanı. Art düşüncelerden uzak kaldığı gibi, içten pazarlıklı da değildir. Bunun için olsa gerek, giriştiği bir işte pek hesap-kitap yapmaz; çıkarını hemen öyle aklına getirmez. Öte yandan bir olay karşısında ne yapmak gerektiğini de hemen düşünemez. Dolayısıyla kendisi için hazırlanan kimi tuzaklara düşmekten kurtulamaz. Bir süre sonra aklı başına gelir, işin iç yüzünü anlar, doğru yolu bulur ama iş işten de geçmiş olur.
Tutkunun Bittiği Yerde Mutluluk Başlar:
(Macar)
Tuttunsa Bırakma, Bıraktınsa Ardına Düşme:
(Kürt)
Tutulmayan Hırsız Beyden Büyüktür:
(Türk) İşlediği suçu saklayabilen, yakayı ele vermeyen biri, namuslu insanlar gibi saygınlığını sürdürür.
Tutulmayan Uğru, Beyden Doğru:
(Türk) Suçu ispatlanamayan, yakayı ele vermeyen hırsız, suç islememiş gibi yasar. Özgürlüğün ve egemenliğin keyfini sürer.
Tüy (Yüz) Güzelliği Hamamdan Eve, Huy Güzelliği Urum'dan Şam'a:
(Türk) Kişinin yüzünün güzelliği geçicidir. Fakat kişinin huyu baki kalır. Ayrıca kişinin dış güzelliğini sadece onu gören, çevresinde bulunan insanlar fark eder. Oysaki kişinin huyu ve yaptığı şeyler güzelse bunu tüm cümle ailem görür, duyar.
Tuz, Ekmek Hakkını Bilmeyen Kör Olur:
(Türk) Birinin ekmek yedirip iyilik ettiği kimse, bütün bunlara karşılık üzerinde hakkı bulunan insana karşı nankörlük edip hıyanet içinde olursa başına türlü felâketler gelir.
Üç Taşınma Bir Yangına Bedeldir:
(Japon)