Bir Atasözü Öğrenelim!
Eğer Kavga Yapacaksan, Kesinlikle Kaskını Çıkarmayacaksın:
(Endonezya)
SON EKLENEN ATASÖZLERİ
*Sağlıklı ve İyi Yaşamanın Sırrı Yarım Yemek, İki Kat Yürümek, Üç Kat Gülmek
ATASÖZÜ ARAMA
Sende Yolla Hata Bildir!ATASÖZLERİ SÖZLÜĞÜ
Yiğidin Malı Meydandadır:
(Türk) Yiğit, mert insanlar aynı zamanda cömert olurlar. Mallarını herkesin yararlanması için ortaya koyarlar.
Yiğidin Sözü, Demirin Kertiği:
(Türk) Yiğit, mert kimseler sözlerinin eridirler. Onlar verdikleri sözden geri dönmezler, sözlerini inkâr da etmezler. Bu tıpkı bir demir üzerine açılmış çentik gibi meydandadır, kolay kolay yok olmaz.
Yiğidin Yiğide Ekmeği Ödünç, Kötüye Sadaka :
(Türk) Yiğit ve erdemli kişiler, cömert ve fedakar kişilerden iyilik veya yardım gördükleri zaman bunun altında kalmaz ve elbet bir gün karşılığını aynı şekilde verirler. Fakat iyilikten anlamayan, çıkarcı insanlar yapılan iyiliğin karşılığını iyilikle vermezler. Bu yüzden bu tür kişilere yapılan iyilik sadaka olarak görülür.
Yiğit Arkasından Vurulmaz:
(Türk) 1- Mert olan alçakça yollara baş vurmaz. Düşmanıyla yüz yüze dövüşür, onu arkasından vurmaya çalışmaz. 2- Yiğit bir kimsenin yokluğundan haydanılarak arkasından konuşulmaz, dedikodusu yapılmaz, kötülenmez ve iftira atılmaz.
Yiğit Başından Devlet Irak Değildir:
(Türk) Genç insanların, çalışma olanakları daha geniş ve iş bulmaları daha kolay olduğu için zengin olmaları olası bir durumdur. Bu olasılık her daim vardır.
Yiğit Bin Yaşar, Fırsat Bir Düşer:
(Türk) Fırsat her zaman karşımıza çıkmaz ve gelip geçici bir durumdur. İnsanlar da ömür boyu yaşar ama fırsat eline bir kere geçer. Bunu da kişinin çok iyi değerlendirmesi gerekir.
Yiğit Ekmeğiyle Yiğit Beslenir:
(Türk) Yiğit kişiler, korkak ve dönek insanlardan hoşlanmazlar. Bu yüzden bu tür kişileri yanlarına yanaştırmazlar. Yiğitler hep kendileri gibi olan insanlarla birlikte olur, onlarla birlikte iş yaparlar.
Yiğit Harpte, Dost Dertte, Olgun Adam Hiddette Belli Olur:
(Arap)
Yiğit Lakabıyla Anılır:
(Türk) Her yiğit, güzel de olsa çirkin de olsa bir lakapla anılır. Yiğit kişi lakabı çirkinse alınmaz. Çünkü bu lakap ona yaptığı işler ve hünerlerden dolayı halk tarafından verilmiştir. Onun için önemli olan kendisinin iyi adı ve ünüdür.
Yiğit Meydanda Belli Olur:
(Kazak)
Yiğit Meydanda Belli Olur:
(Türk) Sözle meydan okumak, atıp tutmak kolaydır. Asıl marifet, iş başında, "buyrun, hünerinizi gösterin" dendiğinde kendini göstermektir.
Yiğit Yarasına Yiğit Katlanır:
(Türk) Mert olanların derdinden ancak mert olanlar anlar. Öte yandan, bir yiğitten gelen saldırıya da herkes katlanamaz, buna ancak yiğit olanlar dayanabilir.
Yiğit Yiğide At Bağışlar:
(Türk) Yiğit, mert olmasının yanında gözü tok ve cömerttir de. Kendisi gibi gözü pek olana her türlü fedakârlığı yapmaktan kaçınmaz. En kıymetli varlığını bile kolayca bağışlar.
Yıl Uğursuzun:
(Türk) Dünyanın sanki durusu gitmiş, bulanığı kalmıştır: Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, arsız, yüzsüz, niteliksiz ve hodgam kişiler el üstünde tutulmaktadır. Bunun sonucu olarak, bu düşük ve bayağı kimseler işlerini, dürüst ve namuslu kimselerden daha iyi yürütmektedirler.
Yıl Uğursuzundur:
(Türk) Kimi dönemlerde arsız, yüzsüz, ahlâksız, adaletsiz kimseler el üstünde tutulur. Böyle bir zamanda dürüst, namuslu, erdemli kimseler zalimlerin baskısı altında kalırlar.
Yılan Kendi Eğriliğine Bakmaz da ''Devenin Boynu Eğri.'' Der:
(Türk) Bazı insanların hatalı ve kusurlu davranışları olur; fakat kendi kusurlarını görmezden gelir ve başkalarında kusur aramaya kalkarlar, onları eleştirirler. Aslında olması gereken, kişinin başkalarını eleştirmeden önce, kendi kusurlarının ve eksiklerinin farkına varmasıdır.
Yılan Kovalarsa Yola; Deve Kovalarsa Yokuşa Kaç:
(Özbek)
Yılan Ne Kadar Eğri Gitse Deliğine Doğru Girer :
(Türk) Bazı insanlar çevresindeki insanlarla olan ilişkilerinde dürüst olmaz ve onları aldatabilir. Fakat bu insanlar ne kadar kötü olursa olsun yakınındaki, aynı ev içinde yaşadığı insanlara her zaman dürüst davranır. Çünkü yaşadığı yerde rahat ve huzurlu olmak ister.
Yılan Sokan Uyumuş, Aç Kalan Uyumamış:
(Türk) Aç olan kişinin aklı sadece karnını doyurmaktadır. Bu yüzden aç kalan kişi, yılan sokan kişiden daha fazla acı çeker ve bir türlü uyuyamaz.
Yılana Yumuşak Diye El Sunma:
(Türk) Hiçbir şeyin dış görünüşüne bakarak bir eylemde bulunmamalı kişi. Kolay görünen iş çok zor, yumuşak huylu bir kimse çok sert, zararsız gibi görünen bir durum çok tehlikeli olabilir ve zarar görebilir insan.
Yılanın Başı Küçükken Ezilmeli:
(Türk) Daha küçükken tehlikeli olacağı, zarar vereceği anlaşılan bir şeyin, düşmanın veya bir durumun önüne hemen geçilmeli; büyümesine izin verilmeden ortadan kaldırılmalıdır.
Yılanın Isırdığı Kedi, İp Görse Yılan Sanıp Kaçar:
(Arap)
Yılanın Sevmediği Ot, Deliğinin Ağzında Biter :
(Türk) İçi fesat dolu, başkalarına kötülük yapma aşkıyla tutuşup duranlar, karşılarında her zaman hoşlanmadıkları şeyleri bulurlar. Eğer kötü niyetli kimse her istediğini kolaylıkla gerçekleştirebilseydi, herhalde dünya iyilere zindan olurdu.
Yılanın Yavrusu Zehirsiz Olmaz:
(Kürt)
Yıldırım Tuvalete Düşmez:
(Arnavut)
Yılın Eksiğini Nisan Getirir, Nisanın Eksiğini Yıl Getirmez:
(Türk) Nisan ayında yağan yağmur toprak ve ekinler için en faydalı olanıdır. Tüm yıl hava iyi geçmişse bile nisan ayında istenilen yağmur yağmamışsa eğer o yıl iyi ürün alınması mümkün değildir.
Yırtıcı (Alıcı) Kuşun Ömrü Az Olur:
(Türk) Ona buna saldıran, zarar veren, onun bunun sırtından geçinen kimselerin düşmanı çok olur. Az zamanda, bunlar da düşmanlarının gazabına uğrarlar, hak ettikleri cezayı görürler.
Yırtıcı Kuşun Ömrü Az Olur:
(Çerkez)
Yırtılan Deli Ahmet'in Yakası:
(Türk) Bir iş yaparken sorumluluk alan kişiler, eğer iş kötü sonuçlanırsa, sorumluluğu ve suçu hep en güçsüz kişinin üzerine atarlar. Diğerleri de kendini kurtarır. Zarar gören ve ceza çeken hep güçsüz, zayıf kişiler olur.
Yiyeceğini Kötüleyen Kişinin Sofrasında Yemek Yeme:
(Çerkez)
Yiyen Bilmez Doğrayan Bilir:
(Türk) Herhangi bir durumun yaşantısını süren kişiler, bu durumun nasıl oluştuğunu, nasıl bu hale geldiğini bilemez. Bunu ancak bu işi yapan, buna emek harcayan insanlar bilir.
Yoğurdum (Ayranım) Ekşidir Diyen Olmaz:
(Türk) Kişiliği tam oturmamış ve ahlaken olgunlaşmamış kimse malını kötülemeye, kendini tenkit etmeye yanaşmaz. Başkaları onu ve eylemlerini tenkit ederse buna da tahammül göstermez. Bu hal, hamlığın ta kendisidir.
Yoğurdumun Mayası Aynı Mayadır; Bazısı Ekşi Olur, Bazısı Tatlı:
(Laz) Sana özel bir durum değil anlamında ama hafiften de keyfimin de kâhyası değilsin anlamına geliyor, elimin ayarı öyle!
Yok Büyümez, Zayıf Büyür:
(Türk) Olmayan bir şeyin büyümesi imkansızdır. Ama var olan şey zayıf da olsa zamanla gelişir ve büyür. Bu yüzden kişi küçük de olsa bir işe başlarsa eğer, zamanla kendini geliştirir ve daha yüksek kademelere çıkar.
Yoksul Alâ Ata Binse, Selâm Almaz:
(Türk) Edinip görmemiş, sonradan bir makama ya da varlığa kavuşmuş olan kimse, etrafa hava atmaya, herkese yukarıdan bakmaya başlar; kimseyi beğenmez olur. Hatta selâmı bile insanlardan esirger.
Yoktan Yonga Çıkmaz:
(Türk) Kişinin başkasına yardım edebilmesi varlıklı olmasına bağlıdır. Yoksul kimseden başkasına yardım beklenemez. Bunun gibi bilgisiz kimseden birşey öğrenmek mümkün değildir.
Yokun Canı Alınmaz:
(Türk) Olmayan bir şey üretilemez, yoktur. Yoktan bir şey elde etmek veya almak mümkün değildir. Aynı şekilde yoksul kişilerin de bir şeyi olmaz. Bu kişilerden bir şey elde etmeye kalkmak veya bir şey istemek yanlış olur.
Yol Bilen Kervana Katılmaz:
(Türk) Bir işte bilgisi olan, onun nasıl yapılacağını bilen, işinin ehli kimse, çoğunlukla başkalarının yardımına ihtiyaç duymaz; işini kendisi görmeye çalışır.
Yol Sormakla Bulunur:
(Türk) Bir işe kalkışan ama nasıl yapılacağını bilmeyen kişi, takip etmesi gereken yolu bilenlere sorarak öğrenip bulur.
Yol Yürümekle, Borç Ödemekle Tükenir:
(Türk) Yola çıkan orada burada oyalanırsa, gideceği yere bir türlü ulaşamaz; borçlu olan da ödemesini aksatır, geciktirir, günü gününe ödemezse hiçbir zaman borçtan yakasını kurtaramaz. Bunlar gibi yaptığı işin üzerine yeterince eğilmeyen, uyuşuk davranan, gerekli çalışma ve çabayı göstermeyen, işini zamanında yapmayan kişi, yaptığı işten olumlu bir sonuç alamaz.
Yol Yürümekle, Borç Vermekle Biter:
(Türk) Yolu bitirmek için yürümek gerekir; borç da ödemekle tükenir. Bu atasözünün başka bir görüşü ise; iş ancak iyi bir çalışmayla sonuçlandırılır olarak yorumlanabilir.
Yola Çıkarsan Yoldaşını Hazırla:
(Türkmen)
Yola Giden Yorulmaz:
(Türk) Bir işe başlayan, o işten yorulmaz. O işi bitirecek gücü bulur.
Yolcu Yolunda Gerek:
(Türk) 1- Bir yerden bir yere doğru gitmeye hazırlanan kimse, kimi sebeplerden ötürü oyalanmamalı, zaman geçirmeden yoluna koyulmalıdır. 2- Bir amacı gerçekleştirmek için çalışan, gayret sarf eden kimse kimi sebeplere takılıp kalmamalı; vakit kaybetmemeli ve bir an önce hedefine varmalıdır.
Yoldan (Yol İle) Giden Yorulmaz:
(Türk) Bir işin yapılmasında tutulacak yol, yöntem ortaya çıkacak sonuç açısından oldukça önemlidir. Yapacağı iş için en uygun usulü seçen kimse, işini kolayca yapar, başarılı olur, başına gelecek türlü hâllerden de korunur.
Yoldan Kal, Yoldaştan Kalma:
(Türk) Yolculukta insanın başına türlü işler, sıkıntılar, belâlar gelebilir. Bunların halledilmesi içinde bir insana gerek duyulur. Bu gereklik, yolculukta candan bir arkadaşın önemini büyük kılar. Dolayısıyla insan, candan bir yol arkadaşı bulabilmek için hareketini erteleyebilir.
Yoldaşın Korkaksa Ayı iİe Boğuşma:
(Çerkez)
Yolu Biliyorsan Bile Bir Daha Sor:
(Kore)
Yolu Sormak, Kaybolmaktan İyidir:
(Türk) Nitelikli insanlar bir işe atılmadan önce onu her zaman bir bilene sormalıdır. Doğru kişilerin geçmişinde yaptığı işlerin tecrübesini almak, yapılacak veya girişilecek bu işten en az zararla çıkılmasını sağlar.
Yorgun Eşeğin Çüş (Islık) Canına Minnet:
(Türk) Çalışan kişilerin zamanla güçleri tükenir ve yorgun düşerler. Bu yüzden çalışıp yorulanların belirli aralıklarla dinlenmelerine izin vermek gerekir. Dinlenen çalışanlar, işlerinde daha verimli ve mutlu olurlar.
Yörüğün Göçü Gide Gide Düzelir:
(Türk) Kimi insanlar işlerini işe başladıktan sonra çözmeyi düşünürler ve bu aslında doğru sayılabilir bir yoldur. Kişiler sorunlarını ve problemlerini mevcut sıkıntı içinde çözdüğü sürece tecrübe sahibi olur, yaşayarak öğrenir ve erişkin bir duruma gelir.
Yük Altında Eşek Anırmaz:
(Türk) Yük altında kalan eşeğin ses çıkarmaya hali kalmaz. Aynı şekilde sorumluluk altında ve zor durumda kalan kişiler de hiç rahat değildir. Bu yüzden bu kişilerin dertlerinden kurtulmadan tekrar bir sıkıntıya girmeleri doğru olmaz. Önce gerekenleri yerine getirmeli, ondan sonra isteklerini gerçekleştirmelilerdir.
Yük Altından Eşek Kalır:
(Türk) İyilikten anlayan ve akıllı insanlar, kendilerine yapılan iyilik ve yardımları asla göz ardı etmezler. Vakti gelince elbet bunun karşılığını iyi bir şekilde verirler, yük altında kalmazlar. Ancak eşekler yük altında kalırlar.
Yukarıya Yükseldiğinde, Aşağıya da Bak:
(Arnavut)
Yüklü Eşek Yedi Kez Sudan Geçer Yüksüz Bir Kere Dahi Girmez:
(Zazaca)
Yüksek Dağın Başı Dumanlı Olur:
(Türk) Yüksek dağların başından bulutlar hiç eksik olmaz. Aynı şekilde büyük ve önemli işlerin başında olan, bunların sorumluluğunu taşıyan kişilerin de başından sıkıntıları ve üzüntüleri eksik olmaz.
Yularsız Ata Binilmez:
(Türk) Nasıl ki yularsız bir at zapt edilip yönlendirilemezse; bir kurala, bir disipline bağlı olmayan iş, kuruluş ya da kişi de idare edilip yönetilemez. Dolayısıyla kargaşanın, başıbozukluğun hüküm sürdüğü bir yerde işin başına geçmek doğru değildir.
Yularsız Deve Yedilmez:
(Türk) Disiplinsiz bir kişiyi veya işi yönetmek ve orada sözünü geçirebilmek mümkün değildir. Bu yüzden kargaşanın olduğu ve herkesin başına buyruk davrandığı yerde başa geçmek akıllıca değildir.
Yumurtada Kıl Bitmez:
(Türk) Yumurtada kıl bitmesini beklemek saçma bir harekettir. Aynı şekilde olmayacak bir şeyi istemek ve beklemek aptallık olur.
Yumurtadan Çıkan Yine Yumurta Çıkarır:
(Türk) Tavuk, yumurtlar ve o yumurtadan civciv çıkar. O civciv büyür tavuk olur, ondan yine bir civciv çıkar. Bunun gibi her canlı soyuna çeker ve kendi soyunun yaptıklarını tekrarlar, devam ettirir.
Yumurtasına Hor Bakan Civcivini Cılk Eder:
(Türk) 1- Kişi elinde olan işe gereken önemi vermezse, o işten olumlu bir sonuç alamaz. 2- Elinin altındakilerine önem vermeyen, onları iyi eğitmeyen onlardan ne olumlu davranışlar, ne de iyi işler bekleyemez.
Yumurtlayan Tavuk Bağırgan Olur:
(Türk) Çalışan, yaptıklarında başarılı olan ve herkese yararı dokunacak şeyler yapan kişi, bu başarısını ve hünerlerini herkese duyurmaya, göstermeye çalışır.
Yurdun Otlusundan Kutlusu Yeğdir:
(Türk) Kuşkusuz ki insan yaşadığı yerin verimli olmasını ister. Daha da önemlisi o yaşadığı yerde huzur ve mutluluk ister. Kişinin başını felâketlerden kurtaramadığı, rahat ve özgür yaşayamadığı yurt ne kadar verimli olursa olsun, kişi için bir anlam ifade etmez.
Yürük At Yemini Kendi Artırır:
(Türk) Bir işte üstün çaba gösterenler, o ölçüde bir karşılık görürler.
Yürük Ata Kamçı Değmez:
(Türk) Üzerine aldığı işi veya görevi aksatmadan, gerektiği gibi zamanında, en iyi şekilde yapan kişiye kimse bir şey diyemez.
Yürük Ata Paha Olmaz:
(Türk) Çalışkan, disiplinli, işini seven ve bilerek yapan kişilerin değerleri çok büyüktür. Bu değer hiçbir şeyle ölçülemez
Yuvarlanan Taş Yosun Tutmaz:
(Türk) Sürekli olarak iş değiştiren kimse bir başarı kazanamadığı gibi bir varlık da edinemez.
Yuvayı Dişi Kuş Yapar:
(Türk) Bir evin oluşumunu, direncini, gelişmesini ve refahını kadın sağlar. Çünkü kadınlar evinden sorumlu, çocuklarından, kocasından mükelleftir. Yuvasını yapanda kadındır, günümüzde çoğunlukla bozanda kadındır. Erkekler ise Allah güç verdiği için çalışma işini yürütürler.
Yuvayı Yapan Dişi Kuştur:
(Türk) Evin dışındaki işler erkekten, içindeki işler de genellikle kadından sorulur. Bu bakımdan tertipli, geçinmesini bilen, çekip çeviren, en önemlisi tutumlu olan kadın ailesini huzurlu kılar; evin içine mutluluk getirir.
Yuyucunun Hakkı Eline Geçsin de Ölü İster Cennete Gitsin İster Cehenneme:
(Türk) Yuyucular, ölü yıkayarak paralarını kazanır. Bu yüzden ölen kişinin cennete mi yoksa cehenneme mi gideceğini düşünmezler. Sadece kazançlarına bakarlar. Aynı şekilde bazı insanlar da işinde sadece ne kadar para kazanacağını önemser. Şirketin kârda mı zararda mı olduğunu düşünmezler.
Yüz Verdik Deliye, Geldi Sıçtı Halıya:
Görgüsüz, eğitimsiz, anlayışsız kişilere değer verip, önemsemek onları şımartır; terbiyesizce davranışlarda bulunurlar.
Yüz Verme Arsız Olur, Az Verme Hırsız Olur:
(Türk) Yönetimin altında bulunan kimseye ikide birde "şunu yap, bunu yapma" diye emir verip durma. Böyle yapmakla iyi sonuç alırım sanma; aksi halde onu arsız edersin. Yiyecek ve para bakımından sıkıntıya düşürme; çünkü hırsızlığa itmiş olursun.
Yüz, Yüzden Utanır:
(Türk) Bir aracı vasıtasıyla değil de, insanlar karşı karşıya gelince daha kolay uzlaşırlar. Çünkü böyle bir durumda herkes niyetini açıkça ortaya koyacak, isteyeceğini doğrudan isteyecek ve bir şeyini gizleyemeyecektir.
Yüze Karşı Övgü Arkadan Yapılan Yergi Gibidir:
(Çerkez)
Yüze Konuşan Düşman, Arkadan Konuşan Dosttan İyidir:
(Azeri)
Yüzü Benek, İçi Tezek:
(Türk) Bazı insanların sadece yüzü güzel olur. Bu kişiler iç güzelliğe sahip değillerdir.
Yüzü Güzel Olanı Değil Huyu Güzel Olanı Sev :
(Türk) Her insan dışının güzelliği kadar iç güzelliğe sahip değildir. İyi arkadaşları, uzun süreli dostları yada bir ömür geçirilecek eşleri seçerken yüzünün güzelliğinden ziyade iç güzelliğede önem vermeli, buna göre bir seçim yapmalıyız. İnsanların görünüşüne kapılmadan sağlıklı kararlar almalı, karşımızdakini çok iyi tanımalıyız.
Yüzü Güzel Olanın Huyu da Güzeldir:
(Türk) Çoğunlukla kabul edilir ki, yüzü güzel olanın içi de güzeldir. Bu bakımdan insanın yüzü, içinin aynası olarak görülür. Eğer bir insanın yüzü hiç gülmez, asık suratlı olmaya devam ederse, o insanın katı yürekli, hoşgörüsüz, içinin de kötülükle dolu olduğuna hükmedilir. Eğer kişi güler yüzlüyse bu takdirde hoşgörülü, samimî, iyi yürekli, içten, duygulu, yumuşak huylu ve temiz olduğuna karar verilir. O hâlde denebilir ki, yüzü güzel görünen kişinin huyu da güzeldir.
Yüzümüzün ve Gözlerimizin Rengi Ne Olursa Olsun, Gözyaşlarımızın Rengi Aynıdır:
(Afrika)
Yüzünü Bulan Astarını da İster:
(Türk) Bazı insanların açgözlülüklerinden dolayı istekleri bir türlü bitmez. Bu kişilerin istekleri ne kadar karşılansa da hep daha fazlasını beklerler ve başkalarının sırtından elde etmeye çalışırlar. Böyle insanlara tahammül etmek oldukça zordur. Bu yüzden onları dışlarlar ve uzak durmaya çalışırlar.
Zahirenin Ambarı Sabanın Ucundadır:
(Türk) Hangi iş olursa olsun, olumlu sonuç açısından mutlaka yeterli bir emeği, özenli bir çalışmayı gerekli kılar. Sözgelimi bir çiftçinin bol ürün alabilmesi için toprağını en iyi şekilde sürmesi, işlemesi ve çok çalışması gerekir.
Zahmetsiz Rahmet Olmaz:
(Türk) Sıkıntı çekmeden, güçlüklere göğsü germeden, yorulup emek vermeden, uğraşıp didişmeden, kimi masraflara da girmeden olumlu, güzel, hoş bir sonuç elde etmek mümkün değildir. Unutmayalım ki, Yüce Allah, çalışanları sever; onlara rahmet eder.
Zalim Zulümle Yola Gelir:
(Zazaca)
Zaman Arkamızda, Zaman Önümüzde, Zaman Yanımızda Değil:
(Rus)
Zaman Sana Uymazsa, Sen Zamana Uy:
(Türk) Her insanın bir dünya görüşü, bir anlayışı vardır. Her türlü olay bu dünya görüşüne göre yorumlanıp anlam kazanır. Yaşadığımız çağın düşünce ve koşulları bizimkilerle örtüşmeyebilir. Kendi anlayışımızı başkalarına kabul ettirmek için çevremizdekilerle sürtüşmek doğru değildir. Yaşadığımız çağ ile görüşlerimiz arasında bir uygunluk olmalıdır.
Zaman ve Sel Kimseyi Beklemez:
(Avusturya)
Zaman, Büyük Bir İlaçtır:
(İtalyan)
Zaman, Her Yarayı Tedavi Eder:
İnsanın hayatında karşılaştığı zorluklar, yaşadığı sıkıntılar, çektiği eziyetler, sorunlar, dertler, üzüntüler; intikamla, herhangi bir şey olmadan veya yaşanan daha güzel olaylarda zaman geçtikçe unutulur. Zorlu bir durum karşısında elimizden bir şey gelmiyorsa; sabretmek, her şey için en uygun zamanı beklemek en iyisidir.
Zararın Neresinden Dönülse Kârdır:
(Türk) Zarar, bir şeyin ya da bir olayın yol açtığı çıkar kaybı veya kötü sonuçtur. Eğer zarar-ziyan devam ediyor ve önü alınamıyorsa, yapılan işi hemen kesmekle daha fazla zarardan kurtulmuş, zarardan kurtulmakla da kâr etmiş olursunuz. Eşanlamlısı:: Gelen Gidene Rahmet Okutur (Gelen Gideni Aratır)
Zeki, Bir Hata Yaptığında, Gerizekalı Şaşırır:
(Arnavut)
Zemheride Kar Yağmasından, Kan Yağması İyidir :
(Türk) Zemheri vakti kar ya da yağmur yağarsa eğer çiftçilerin işlerini iyi yapmasına engel olur ve toprak mahvolur. Bu durumda da iyi verim ve ürün elde edemezler, zarara uğrarlar.
Zemheride Sür de Çalı İle Sür:
(Türk) Tarlanın zemheride sürülmesi, o tarladan daha bol verim alınmasını sağlar. Bu nedenle tarlayı dikkatli bir şekilde zemheride mutlaka sürmek gerekir.
Zemheride Yoğurt İsteyen Cebinde Bir İnek Taşır :
(Türk) Gerçekleşme olanağı olmayan bir dönemde kişi gerçekleşmesi zor bir şey isterse eğer, isteğini gerçekleştirmek için tüm zorluklara katlanmalı ve çözüm yolu bulmalıdır.
Zemheriden Sonra Ekilen Darıdan, Kocasından Sonra Kalkan Karıdan Hayır Gelmez:
(Türk) Zemheri kelime anlamı ile ayaz, dondurucu soğuklar anlamına gelen bir gün dönümüdür. Bu soğuklarda veya bu soğuklardan sonra ekilen tohum toprakta çürür, tutmaz, hiçbir verim alınamaz. Tıpkı kocasından sonra kalkan, onu uğurlamayan, gönlünü almayan duyarsız bir eş gibi. Bu atasözü genellikle evine sahip çıkmayan, görevlerini tam anlamıyla yerine getiremeyen evli kadınlar için söylenir. Türk kültüründe ve geleneklerinde bu tip bir davranışa yer yoktur, tahammül edilemez bir durumdur.
Zengin Adam, Elindeki Kendine Yeten Adamdır :
(Türk) Bazı insanlar dünya değerlerini para ile ölçer, ona göre davranır. Bazı erdemli insanlar ise elindeki değerleri kullanarak en iyisini yapacak şekilde davranır. Kendisinde daha çok imkan olan ile olmayan insanların yapmak istediği uygulama veya yaşamak istediği hayatlar ellerindekilerin kıymeti ile değil, o kıymetleri ne kadar doğru kullandığı ile ölçülür. Akıllı ve zeki insanlar küçük varlıklar ile çok büyük değerleri ortaya çıkarabilirken, dünya malının getirdiği güce inanan bilinçsiz insanlar ise o kadar şanslı olmayabilir.
Zengin Arabasını Dağdan Aşırır, Züğürt Düz Ovada Yolunu Şaşırır:
(Türk) Zengin, varlıklı kişi para ve mal gücüyle pek çok güçlüğü yenip aşar. Yoksul ise, parasızlık ve imkânsızlık yüzünden en kolay işleri bile başaramaz; en ufak engel karşısında bile şaşırıp kalır.
Zengin Giyerse :
(Türk) Zenginin yeni birşey edinmesine şaşılmaz. Çoğu kimse, sırf ona yaranmak gayesiyle "sağlıcakla" demek için kuyruğa girer. Yoksul birşey edindimi buna şaşırlır. Ya kıskançlıktan yada şaşkınlıktan kimsenin aklına "sağlıcakla" demek gelmez.
Zengin Kesesini Döver, Züğürt Dizini:
(Türk) Maddi gücü yerinde olan varlıklı insanlar, sürekli parası olduğu için övünür ve parası hakkında konuşurken, kesesini çıkarır ve döver. Yoksul kişi de parası olmadığı için çaresizlikten dizini döver ve fakirlikten dolayı yakınır.
Zengin Silkinse Fakir Bay Olur:
(Türk) Zengin kişiler, az da olsa fakir insanlara maddi açıdan yardımda bulunsa, yoksul kişiler durumunu biraz toparlamış olur. Bu kişiler için az para bile onları zengin gibi hissettirir.
Zenginin Ayakucunda Uyuyacağına, Fakirin Başucunda Uyu:
(Türk) Dünya malına hevesli, kişiler arasında iktidarı olmayan insanlar, malı ve parası olan insanların oyuncağı olurlar. Şu dünyada onur ve gurur için yaşayan nitelikli insanlar gibi belli bir kişilik değerine ulaşmak yerine, niteliksiz ancak zengin insanların ayakçısı olan hırslı kişiler her zaman aynı durumda yaşamaya mahkumdur. İstisnai bir durum ile güçlü mal varlığını yakalayan kullanılmış insanlar ise, elindekinin değerini anlamadan herşeyini kaybedecektir.