D E N E M E    


Bir Atasözü Öğrenelim!

Silahsız Adam Donsuz Kadın Gibidir:

(Arnavut)

ATASÖZÜ ARAMA


       
Sende Yolla Hata Bildir!



ATASÖZLERİ SÖZLÜĞÜ




Yalanın Bacağı Topaldır:  

(Ermenice)

Yalanın Kemiği Yok ki Boğaza Bata:  

(Türk) Herhangi bir sözün söylenmesine engel olunamaz. Yalan söyleyenler de bunu bildiğinden dolayı kolaylıkla yalan söylerler. Onlara dahi mani olamayız.

Yalnız Bir Kalp Tek Başına Atamaz:  

(Afrika)

Yalnız Kalanı Kurt Yer:  

(Türk) Bir meselede yanlız kalan, yardımcısı bulunmayan kimse kendini tehlikelerden koruyamaz. Yaşadığımız hayat bizi toplu hareket etmeye, sorunları birlikte çözmeye mecbur etmektedir.

Yalnız Öküz, Çifte (Boyunduruğa) Koşulmaz:  

(Türk) Her işin uygun bir yapılma biçimi vardır. Dolayısıyla iki kişinin ancak yapacağı bir işi, tek kişi ile yapmaya kalkışmak doğru bir hareket değildir.

Yalnız Taş Duvar Olmaz:  

(Türk) İnsanlar bir arada yaşamak zorundadırlar. Bu zorunluluk bir dayanışmayı, yardımlaşmayı gerekli kılar. Nasıl ki tek taşla duvar yapılamazsa, insanlar da tek başlarına tüm işlerinin üstesinden gelemezler. Dolayısıyla diğer insanlarla ilişki kurmak, işbölümü yapmak, iş birliğine geçmek durumundadır.

Yanık Yerin Otu Tez Biter:  

(Türk) İnsanlar büyük ıstıraplar çekebilir ve başlarına acı verici olaylar gelmiş olabilir. Fakat her kötü olayın yerini güzel ve neşeli şeyler alır. Bu yüzden her acı çok uzun sürmez ve elbet unutulur.

Yanında İyilik Bulunmazsa Kuru Güzellik Bir Şey İfade Etmez.:  

(Çerkez)

Yanından Uzaklaşana Kadar, Sakın Bir Timsahla "Uzun Ağız" Diyerek Alay Etme:  

(Jamaika)

Yanlış Hesap Bağdat`tan Döner:  

(Türk) Ortaya çıkan bir yanlışlık çok geç de olsa, ne olursa olsun düzeltilmelidir.

Yanlışı Gören Ve Önlemek İçin Eli Uzatmayan Yanlışı Yapan Kadar Suçludur:  

(Kızılderili)

Yanlızlık Allah'a Mahsustur (Yaraşır):  

(Türk) Yer yüzündeki birçok canlı gibi, insanda tek başına hayatını sürdüremez. Yaşamak için diğer insanlarla iş bölümü içinde olmak zorunluluğu vardır. Toplumsal bir varlık olan insan, düşüncede ve katı hayat şartlarını göğüslemede tek başına kalırsa çok yıpranır. Ancak hiçbir şeye gereksinim duymayan Allah'tır ki, teklik sıfatı ancak ona yaraşır.

Yanmış Harmandan Vergi Alınmaz:  

(Türk) Bir çiftçinin harmanı yandığı zaman ürün elde edemez. Bu yüzden de o çiftçiden ürün beklenemez. Aynı şekilde kazançlı bir işin veya verimli bir yerin başına felaket gelmişse, kazaya uğramışsa eğer bir süre oradan hiçbir şey beklenemez.

Yapı Taşı, Yapıdan Kalmaz:  

(Türk) Değerli, elinden iş gelen kimse boşta kalmaz. Mutlaka kendisine bir iş bulunur.

Yapılan Bir Lütfu Kabul Etmek Özgürlüğünü Satmaktır:  

(Latin)

Yar, Yıkıldığı Gün Tozar:  

(Türk) Bir felaket, ancak meydana geldiği anda büyük bir tepki ve şaşkınlık yaratır. Bir süre sonra unutulur gider. Bazı kişilere göre ise bu atasözü, umduğundan fazla üzülen, gururu kırılan kadının hiç beklemeden gideceği anlamına da gelmektedir.

Yara, Sıcakken Sarılır:  

(Türk) Bir sıkıntıyı hafifletmek, bir acıyı dindirmek için gereken yardım fazla geciktirilmemelidir. Erken yapılan yardım can kurtarabilir, insanları çok zor anlarından kurtarabilir.

Yaralı Kartala Sormuşlar "Niye Bu Denli Hüzünlüsün?" "Beni Vuran Okun Arkasında Kardeşimin Tüyleri Var" Demiş:  

(Arap)

Yaralı Tavşana Sıkı Atılmaz:  

(Türk) Derdi olan ve bunu çözümleyemeyen insanların üzerine gitmemeli, onlara zaten bu derdinin içinde ayrıca dert olunmamalıdır. Kişi bize muhtaç olsa bile yardımcı olmak çoğu zaman daha doğru bir davranıştır.

Yaralı Yarasını Bilir:  

(Kürt)

Yarası Olan Gocunur:  

(Türk) Bir işte sorumlu aranırken kusurlu olan kimse, açığı ortaya çıkacak diye telâşa düşer. Bir konu hakkında söylenen sözden, takınılan tavırdan, bu konu ile şöyle yada böyle ilgisi bulunan kimse alınır. Konu ile uzaktan yakından hiçbir ilgisi bulunmayan kimse ne alınır, nede gocunur.

Yardımcının Yardımcısı Olur:  

(Türk) Kişiler mertebe itibariyle bir üstün altında her zaman bulunur. Üst asta görevini bildirir, ast ise kendinden ast olana. Tıpkı dükkanlarda ustanın müşteriye, kalfanın ustaya, çırağında kalfaya yardım ettiği gibi.

Yargıçları Kim Yargılayacak?:  

(Latin)

Yarım Elma, Gönül (Hatır) Alma:  

(Türk) Sunulan armağan küçük de olsa, gönül almaya yeter. Çünkü önemli olan dostlarımızı unutmadığımızı, hatırladığımızı ortaya koymaktır.

Yarım Hekim Candan Eder, Yarım Hoca Dinden Eder:  

(Türk) Her işin bir ehli, ustası ya da uzmanı vardır. Bir iş, ehline değil de, yarım yamalak bir bilgiye sahip olan kişiye teslim edilirse, o işten iyi sonuç alınamaz. Hatta işin tamamen bozulduğu, kötü bir sonuç verdiği bile olur. Tecrübesi olmayan, acemi, kusurlu, eksik bir doktorun uyguladığı tedavi insanı ölüme götürebilir. Bunun gibi dinin ilkelerini iyi bilmeyen hoca da, insanları yanlış bilgilerle donatıp, onları, dine ters düşen yollara itebilir.

Yarına Kalan Davadan Korkma:  

(Türk) Zaman, bir çok acıların ve kırgınlıkların unutulmasına en etkili ilaçtır. Bir olay meydana geldiğinde, bir anlaşmazlık söz konusu olduğunda iki tarafta çok sinirli olur. İnsanlar, ilk öfkenin etkisiyle olmadık hatalar yapmaya kalkarlar. Oysa görüşme ertelenir, tartışma dondurulursa, iki tarafında sinirleri yatışır ve anlaşmazlık konusu olan sorunu daha serin kanlı olarak ele alırlar.

Yarınki Kazdan, Bugünkü Tavuk Yeğdir:  

(Türk) Veresiye pahalı satmaktansa, peşine ucuz satmak herzaman iyidir. Yarının ne getireceği yada borçlunun sözüne ne kadar sadık olduğu önceden bilinemez.

Yarınki Tavuktan, Bugünkü Yumurta İyidir:  

Bugün kazanılan şey, yarın elde edilme ihtimali olan daha büyük ve değerli bir şeyden üstün tutulmalıdır. Çünkü bugünkü gerçekleşmiştir. Yarınkinin ise gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli değildir.

Yaş Kesen, Baş Keser:  

(Türk) Ormanı meydana getiren ağaçlar bir memleketin can damarıdır. Yeşil tabiat, berrak su, temiz hava, yağmur, cıvıl cıvıl kuşlar, ağaçla birlikte vardır. Ağaçsız kalan yer kısa zamanda çöle döner, hayat orada son bulur. Öte yandan, ağaç memleket ekonomisine de sayısız katkılarda bulunur. Hem ekolojik denge, hem de iktisadi hayat açısından ağacı koruma görevi bir zorunluluktur. Bu bakımdan bir ağacı boş yere kesen, insan hayatına kıymış gibi suç işlemiş olur.

Yaş Yetmiş, İş Bitmiş:  

(Türk) Yetmiş yaşına gelmiş veya yaşlanmış herhangi biri hem bedensel olarak hem de zihinsel olarak biraz çöküş yaşar. Bu yüzden pek çoğu çalışmamayı, bir köşede dinlenmeyi tercih eder ve eskisi gibi çalışmayı vücutları kaldırmaz. Ancak bazı yaşlılar da azimlerinden ve bilgilerinden dolayı pek çok işi başarabilirler.

Yaşa Yaşa, Gör Temaşa:  

(Türk) İnsan, hayatı boyunca, türlü türlü olaylar yaşar, bunlara şahit olur ve iyi kötü birçok şey görür. Hatta bazen akla hayale sığmayan durumlarla da karşılaşabilir. Kişi ömrünün sonuna kadar bu tür şeyler yaşamaya devam eder.

Yasak En Tatlı Meyvedir:  

(İtalyan)

Yaşam Olduğu Sürece Ümit Vardır:  

(İtalyan)

Yaşamak İçin Ye, Yemek İçin Yaşama:  

(İtalyan)

Yaşı At Pazarından Sorarlar:  

(Türk) At satın alınırken, yaşına bakılır ve yaşlıysa tercih edilmez. Fakat insanlarda öyle bir durum söz konusu değildir. Çünkü insanların değeri yaşına bakılarak değil; bilgisine, yeteneğine, mesleğine ve karakterine bakılarak ölçülür.

Yaşın Yanında Kuruda Yanar:  

(Türk) Sosyal yada etnik bir grubu cezai bir sisteme maruz ettiğimizde yanında suçsuzlarda bu cezadan etkilenirler. Suçsuz olmalarıyla beraber cezaya tabii olmaları, adaletsiz gibi görünen bir sistem gibi gözükse bile, bulundukları grubu düzeltmemeleri veya düzeltmek için çaba göstermemeleri, bu gruba dahil olmalarına neden olur. Örneğin askerlik yapan bir bölüğün bir cezayı topluca ödemesi gibi bir konu söz konusudur. Buradaki maksat aslında herkese ceza vermek değil, sosyal yardımlaşmayı arttırmak, birlik ve bütünlüğü sağlamaktır. Eşanlamlısı:: Acı Patlıcanı Kırağı Çalmaz

Yaşını Söyleyen Kadın ya Genç Olduğu İçin Kaybedecek Bir Şeyi Yoktur ya da Yaşlı Olduğundan Kazanacak Bir Şeyi Yoktur:  

(Malezya)

Yaşlı Adama Söz, Genç Olana Tüfek Düşer:  

(Arnavut)

Yaşlı Köpeğe Yeni Numara Öğretemezsin:  

(İngiliz)

Yaşlının Sözü, Gencin Aklını Yener:  

(Çerkez)

Yaşlısı Olmayanın Genci de Yoktur:  

(Çerkez)

Yaşlısına Saygısı Olmayanın Kendisine de Saygısı Yoktur:  

(Çerkez)

Yaşlıya İltifat Et Gence Güvence Ver:  

(Çerkez)

Yatağa Yattığım Zaman, Problemlerimi Elbiselerimde Bırakırım:  

(Hollanda)

Yatan Aslandan ezen Tilki Yeğdir:  

(Kazak)

Yatan Aslandan, Gezen Tilki Yeğdir:  

(Türk) Çok güçlü olup da çalışmayan, soylu olup da bir şeyler üretmeyen, tembel tembel oturup onun bunun sırtından geçinen kimselerden; güçsüz olup da çalışan, boş oturmayan ve geçimini sağlamak için uğraşan kimseler daha iyidir.

Yatan Öküze Yem Yok:  

(Türk) Çalışmayan kişi, emek harcamadan, çabalamadan kazancını sağlayamaz ve geçim sıkıntısı çeker. Ancak çalışan kişi, emeklerinin karşılığını alabilir. Bu yüzden çalışmayan kişinin, başkalarından bir şey beklemeye hakkı yoktur.

Yatanın, Yürüyene Borcu Var:  

(Türk) İhtiyaçlarını gidermek, yaşamak isteyen kişi paraya ihtiyaç duyar. Para da ancak çalışmakla elde edilir. Tembel tembel oturan, çalışmayan, zamanını boşa geçiren kimse para kazanamaz. Para olmayınca da ihtiyaçlarını sağa sola borçlanarak karşılama yoluna gider. Doğal olarak borçlandığı kimseler de çalışan, boş durmayan, zamanını değerlendiren kimselerdir.

Yatsının Faziletini Güveyden Sormalı:  

(Türk) Her insanın olaylara bakış açısı ve verdiği değer kişiden kişiye göre değişiklik gösterir. Birisi için önemli olmayan durum bir başkası için önem taşıyor olabilir. Güveyler yatsıdan sonra gerdeğe girdiğinden dolayı onlar için önemli, başkaları için sıradan bir gecedir veya birinin doğum günü ve özel günü de olabilir.

Yattığı Ahır Sekisi, Çağırdığı İstanbul Türküsü :  

(Türk) Bazı kişiler diğer insanlara özenmeyi, onları örnek almayı severler. Bulundukları ortamın ve şartların farkında olmadan, kişilikleri gereği daha lüks insanlar gibi davranır, etrafındaki insanları rahatsız etmeyi becerirler. Kişi kendisi gibi olmalı, içinde bulunduğu değerleri yitirmemeli, ulaşamayacağı noktalarda hayali olarak yaşayıp çevresindeki insanları kaybetmemelidir.

Yavaş (Yumuşak Huylu) Atın Çiftesi Pek (Yavuz) Olur:  

(Türk) Mizaç itibariyle ılımlı, uysal, kaba ve hırçın olmayan, kolay yola gelen insanlar genellikle çok sabırlı olurlar. Bunlar öyle olur olmaz şeye hemen öfkelenmezler, kızmazlar. Ancak kimi zaman öyle öfkelenip patlarlar ki yanlarında durulmaz. Kendilerinden hiç beklenilmeyen bu tepkinin tek sebebi, sabırlarının artık taşmış olmasıdır. Bu bakımdan bu gibi kimselerin yumuşak huylarına aldanıp da gereksiz yere üzerlerine gidilmemelidir.

Yavaş Gitmekten Korkma, Öylece Durmaktan Kork:  

(Çin)

Yavaş Gittiğimde Bela Beni Bulur. Hızlı Gittiğimde İse Ben Belayı Bulurum:  

(Kürt)

Yavaş Tükürüğün Sakala Zararı Olur:  

(Türk) İnsanlar, davranışlarında her zaman ölçülü olmalıdır. Yerine göre hareket emeli, yumuşak davranması gerektiğinde yumuşak olmalı, sert davranması gerektiği yerde de sert olmalıdır. Yoksa kişi aksini yaparsa bundan zararlı çıkan kendisi olur.

Yavuz (Yürük) At, Yemini (Yavuz İt Ününü) Kendi Artırır:  

(Türk) Görevini başarıyla yürüten kimse, bunun karşılığını bugün alamıyorsa bile birgün mutlaka çalışkanlığının mükafatını görür. Kıymeti bilinip ödüllendirilince de görevini daha büyük bir çaba ile yapar. Kendisine verilen işi hakkıyla yapan kişi, bunun karşılığını mutlaka alır; gücü daha çok artar.

Yavuz At, Yemini (Yavuz İt Ününü) Kendi Artırır:  

(Türk) Gayretli, girişken, çalışkan, görevini ihmal etmeyen, üzerine aldığı işi tam yapan kimseler bunun mükâfatını görürler.

Yavuz Hırsız, Ev Sahibini Bastırır:  

(Türk) Edepsiz, arsız, ahlâksız, şarlatan, öyle kimseler vardır ki bunlar suç işlemekle kalmazlar, işledikleri suçu reddettikleri gibi, bir de bu suçu, zarar verdikleri kimseye yüklemeye ve onu susturmaya çalışırlar.

Yaz Fukaranın Cennetidir:  

(Çerkez)

Yaz Yalan, Kış Gerçek:  

(Türk) Yaz mevsimi güzeldir ve yaşaması daha kolaydır. Kişi üşümez, ısınmak için zor durumda kalmaz. Fakat kış mevsiminde geçim biraz daha zordur ve acımasız bir mevsimdir. Soğuk olduğundan sürekli ısınmak için odun, kömür alınması gerekir. Aksi takdirde kişi hasta olabilir. Ayrıca yazın çalışıp kışa hazırlık yapmakta da fayda vardır.

Yaza Çıkardık Danayı, Beğenmez Oldu Anayı:  

(Türk) Anne-baba pek çok emek sarf edip zahmete katlanarak çocuklarını yetiştirip büyütürler. Ne var ki, büyüyen bu çocuklar kendilerini bu yaşa getiren anne-babalarını çoğu kez beğenmezler.

Yazın Araması, Kışın Taraması Olmasa Herkes Besler Mandayı:  

(Türk) Herkes güzel şeylere sahip olmak ve her işte başarı elde etmek ister. Fakat her işin bir zorluğu bulunur ve bu zorluklara katlanırsak eğer güzel bir şeyler elde etmiş oluruz. Ancak bu zorluğa da herkes katlanamaz.

Yazın Başı Pişenin, Kışın Aşı Pişer:  

(Türk) 1- Yazın o sıcağında durmayan, güneşe aldırmadan çalışıp kazanan, yiyeceğini hazırlayan kişi kışın rahat eder; hiç sıkıntı çekmez. 2- Gençlikte çalışıp kazanan, har vurup harman savurmayan, varlık edinen kişi ihtiyarladığında rahat eder; sıkıntı çekmeden hayat sürer.

Yazın Börtlene Börtlene Çalış, Kışın Dürte Dürte Ye:  

1- Yazın sıcak günlerinde boş durmayıp çalışan, kışa hazırlık yapan kişi kışın zorlu şartlarında rahat eder; fazla sıkıntı çekmez. 2- Gençliğinde çok çalışıp kazanan, birikim yapan, varlık edinen kişi ihtiyarladığında ya da hastalığında rahat eder; maddi sıkıntı çekmeden hayat sürer.

Yazın Gölge Hoş, Kışın Çuval Boş:  

(Türk) 1- Yazın çalışma, kazanma günleridir. Bu zamanlarda çalışmayıp keyiflerine bakanlar, gününü gün ederler, kışın zor şartlarında yiyecek bulamazlar; sıkıntıya düşer ve ona buna avuç açarlar. 2- Gençliğinde çalışmayıp tembel tembel oturan, eğlenceye dalan, mal-mülk edinmeyen, kazanç sağlamayan kimse ihtiyarlığında ya da hastalığında sıkıntıya düşer; perişan olur.

Yazın Gölge Kovan, Kışın Karın Ovar:  

(Türk) Yazın çalışmayıp keyif ve zevk ile vakit geçiren kimse, nasıl kışın aç kalırsa, çalışma gücü ve ortamı bulunduğu halde zamanını değerlendirmeyen ve geleceğini düşünmeyen kişide çalışma imkanı kalmadığı, iyice yaşlandığı zaman öyle perişan olur.

Yazın Yanmayan, Kışın Isınmaz:  

(Türk) Yaz günü yan gelip yatmak yerine, sıcağın altında çabalayarak çalışmayı tercih eden insanlar, kışa hazırlık yapmış olur ve zorluk çekmez. Fakat yazın çalışmayanlar ise kışa ısınacak odun bile bulamazlar ve sıkıntı çekerler. Aynı şekilde sağlığı yerindeyken, gençken çalışmayan kişiler yaşlanınca güç duruma düşerler.

Yazın Yatan Kışın Ağlar:  

(Türkmen)

Yazın Yersen Lokumu, Kışın Yersin Bokumu:  

Vakit ve fırsat varken (yazın) çalışmayan, tembel tembel oturan, keyfini düşünen kimse, fırsat kaçtıktan sonra, çalışmanın zor olduğu günlerde (kışın) geçim sıkıntısı çeker; perişan olur, aç kalıp yoksul düşer.

Yazmayı Bil de, Kömür İle Yaz:  

(Laz)

Ye Kürküm Ye:  

(Türk) Güzel ve pahalı giyimli olmak, şık ve zengin görünümlü takılar takmak itibarı arttırır. Bu itibar aslında içindeki kişiye değil, dışındaki görünüşüne olan hürmettendir. İlk itibar güzel etki bırakır sözüyle bu konuyu pekiştirmemiz gereklidir. Ayrıca bunun ne kadar saçma bir davranış olduğunu herkes bilse bile, sonuç genelde bu şekilde olmaktadır. İfran ve erdem sahibi insanlar iç güzelliğe, kişiliğe önem verdiklerinden, bizde iç güzelliği, içinde olanları görmeliyiz.

Yedi Defa Ölçüp, Bir Defa Kes:  

(Kırgız)

Yedi Düşen Sekiz Kalkar:  

(Moğol)

Yeğniği Yel Alır, Ağır Yerinde Kalır:  

(Türk) Kişiliksiz, ağırbaşlı olmayan, züppe-hoppa, gayri ciddî, bir sözü diğerini tutmayan, hafif meşrep, zayıf karakterli kimseler bir varlık gösteremezler; bir yerde tutunamadıkları gibi onun bunun oyuncağı da olurlar. Ama ağır başlı, tavırlarında ciddî, sözünde duran, kişilikli, ahlâklı kimselere kimse ilişemez; onlar bulundukları yerde kolayca barınırlar, işlerinde başarılı oldukları gibi sevilip sayılırlar da.

Yel Gelen Deliği Kapamalı:  

(Türk) Bir durumda meydana gelen tehlikeye karşı vakit geçirmeden önlem alınmalıdır.

Yel, Kayadan Ne Koparır (Aparır):  

(Türk) Güçsüz, güçlüye etki edemez. Sağlam karakterli, kişilik sahibi, onurlu, ciddî kimselere öyle önemsiz etkiler hiçbir şey yapamaz. Sağlam bir temele oturmuş işleri de kimi olaylar kolay kolay etkileyip bozamaz.

Yellenen Kişinin Doktora İhtiyacı Yoktur:  

(Avusturya)

Yemeğin İyisi Hazırıdır:  

(Türk) Allah herkese kısmetini ve rızkını verir. En iyi yemek ise, yenmeye hazır olan yemektir.

Yemek Pişirmek Eski Tavalar İle Öğrenilir:  

(Alman)

Yemek Yemekle Büyüyemezsin:  

(Afrika)

Yemekten Sonra Dinlenmeli Veya Bin Adım Atılmalı:  

(Alman)

Yemeyenin Malını Yerler (Üstüne Bir Bardak Bu İçerler):  

(Türk) Kimi cimri kimseler para ve mallarını biriktirirler ama harcamaya, yemeye bir türlü kıyamazlar. Ne var ki, onların kıyıp da faydalanamadığı bu para veya malı sağlıklarında o ya da bu, öldükten sonra ise mirasçıları bir güzel yerler.

Yenecek Aş, Buğundan Belli Olur:  

(Türk) Adam olacak çocuğun bokundan belli olması gibi, yenecek yemekte kokusundan kendisini belli eder. Kötü ve ucuz malzemeler ile yapılan yemek kokusunda bunu barındırır, insanları cezbetmez. Aksi durumda ise sonuç tam tersidir. Ayrıca bu atasözümüz her alaka için kurgulanabilir. Yapılacak işin doğru gözükmesi, insanların temiz olması veya okuyacak çocuğun ders çalışması gibi bariz örnekler verilebilir.

Yenenle Yanana Ne Dayanır:  

(Türk) İnsanlar, yaşamlarını sürdürebilmek için sürekli yerler ve bu tükettiklerinin yerine yenisini eklemezlerse zor duruma düşerler. Yanan evler ve ormanlar da bir anda kül olur. Aynı şekilde insanlar çalışmaz ve tutumlu davranmazlarsa eğer aç kalırlar.

Yengece 'Niçin Yan Yan Gidersin?' Demişler; 'Serde Kabadayılık Var.' Demiş:  

(Türk) Yengeç istediğinden değil, yapısı gereği yan yan yürür. Ancak bunu bir hünermiş gibi göstermeye çalışır. Bazı kişilerde yanlış yaptığı şeyleri böyle örtbas etmeye çalışırlar. Yeteneksizliklerinden değil de üstün niteliklerinden dolayı olduğunu söylerler.

Yeni Dost Kazan, Ama Eskisini Unutma :  

(Gürcü)

Yeni Dosttan Vefa Gelmez:  

(Türk) Temeli eskiye dayanan dostluklar kolay kolay bozulmaz. Çünkü bu kişilerle vaktinde iyi ve kötü zamanlarımız beraber geçmiştir. Aynı zamanda ufak tefek kavgalarımız olmasına rağmen bile kırgınlıklar çok uzun sürmemiştir. Ancak kişinin edindiği yeni dosta güvenmesi biraz zaman alır ve bizi zor günlerimizde yalnız bırakabilirler.

Yeni Gün, Yeni Nafaka:  

(Arnavut)

Yeni Testi Suyu Soğuk Tutar:  

(Türk) Yeni ve kulllanılmamış bir ürün işini daha doğru icra eder. Testi eskidikçe kaplamasını yitirir, içindeki suyu daha az yalıtarak çabuk ısınmasına, sıcak ise soğumasına neden olur. Ayrıca eski bir arabanın derdinin bitmemesi ile yeni ve sorunsuz bir arabanın hiç sorun çıkartmaması gibi bir durum söz konusudur. İnsanlarda tıpkı böyledir. Yaşlı insanlar genç insanlara nazaran çok daha aktif fiziksel iş yapabilirler.

Yenice Eleğim, Seni Nerelere Asayım?:  

(Türk) İnsan aldığı yeni şeylere daha çok ilgi gösterir ve o şeyi yıpratmak istemez. Aynı şekilde yeni tanıştığı insanlara karşı da hep hoş görüyle davranır ve değer verir. Bu yüzden insanlar yeni ve güzel olana daha çok özen gösterirler.

Yenilen Pehlivan Güreşe Doymaz:  

(Türk) Allah insanları yaratılış itibariyle hırslı ve düşkün olarak yaratmıştır. Amacına ulaşmak isteyen bir kişi başarısız olursa onu tekrar deneyecek, daha hırslı biri ise sürekli deneyerek sonuca ulaşana kadar uğraş gösterecektir.

Yerdeki Yüze Basılmaz (Kimse Basmaz):  

(Türk) Ağırbaşlı, nazik, alçakgönüllü, ilişkilerinde ılımlı kimselere kimse hor gözle bakmaz; onları hırpalamaz, ezmeye çalışmaz. Bunun yanında felâkete uğramış, yenik düşmüş, muhtaç kimselere de merhametli davranılır.

Yerdiğin Oğlan (Küçük) Yer Tutar:  

(Türk) Küçükken, insanlar tarafından beğenilmeyen, beceriksiz ve herhangi bir işe yaramayacağı düşünülen çocuklar, yaşları ilerledikçe tecrübe ve bilgi sahibi olurlar. Bunlar sayesinde de insanları şaşırtacak başarılara imza atarlar.

Yere Bakar (Bakan) Yürek Yakar:  

(Türk) Bazı insanlar sessiz sakin, içine kapanık, kendi halinde olur ve pek dikkat çekmez. Fakat bu insanlar gerek bilgileriyle, gerek başarılarıyla birçok insanı geride bırakırlar ve kimsenin onlardan beklemediği işleri başarırlar.

Yerin Kulağı Var:  

(Türk) Ne kadar saklı tutulursa tutulsun, gizli konuşulan bir şey umulmadık bir yoldan başkalarınca mutlaka duyulur. Bu bakımdan elden geldiğince tedbirli olmalı, olur olmaz yerde konuşmamalıdır.

Yerinden Oynayan Yetmiş Kazaya Uğrar, En Küçüğü Ölüm:  

(Türk) Kişi, uzun yıllar yaşadığı yere alışır, çevredeki insanları kendine arkadaş edinir ve düzenini o yere göre kurmuş olur. Bu kişi eğer yerini veya işini değiştirmeye kalkışırsa hem alışmakta güçlük çeker hem de başına türlü türlü zorluklar gelebilir.

Yerine Düşmeyen Gelin Yerine Yerine, Boyuna Düşmeyen Esvap Sürüne Sürüne Eskir:  

(Türk) Kendine uygun biriyle evlenmeyen, mutlu evlilik yapmayan kişi, mutsuz bir şekilde ve üzüntü çeke çeke hayatını bitir. Boyuna göre uzun dikilen bir giysi de yere değer, bu nedenle de yere sürüne sürüne yıpranır. Bu yüzen her şey kişinin isteğine ve ölçüsüne göre gerçekleştirilmelidir.

Yerini Bilmeyen, Yılda Bir Kat Urba Eskitir:  

(Türk) Kişi neyle uğraşacağını, ne iş yapacağını, hangisinin kendisine uygun geleceğini bilmeli ve ona göre bir seçim yapıp çalışmaya başlamalıdır. Aksi takdirde bir işte tutunamayarak, sık sık yer değiştirecek, bundan ötürü de çok zarar görecektir.

Yeryüzü, Bize Atalarımızdan Miras Kalmadı, Çocuklarımızdan Ödünç Aldık:  

(Kızılderili)

Yetişemediğin Köyün Alt Tarafında Yat:  

(Türk) Bir kişi, bir iş eksiksiz yapamıyor veya o işte bir türlü başarılı olamıyorsa eğer kendini daha fazla zorlamanın alemi yoktur. Bu yüzden kişi yapabildiği kadarını yapmalıdır. Aynı zamanda pes etmemeli ve şartların iyileşmesini beklemelidir.

Yiğidi Öldür, Hakkını Yeme:  

(Türk) Kimi erdemli insanlar o kadar doğru şeyler yaparlar ki; yaptıkları kötü bir durumda veyahut yanlışta insanlar tarafından kendisine mal edilmez. Bu yanlış onun tüm bu iyiliklerini bir anda silip yok etmez. Kimse doğru bir insanın hakkını yemek istemez.

WhatsApp