Bir Atasözü Öğrenelim!
İyi Evlât Babayı Vezir, Kötüsü Rezil Eder:
(Türk) İstenilen ve beğenilen nitelikleri taşıyan, yararlı olup iyilik sunan evlâtlar baba ve anne için övünç kaynağı; kötülük yapan, sağlıksız, yararsız ve şerefsiz insanlar da utanç kaynağı olurlar.
SON EKLENEN ATASÖZLERİ
*Sağlıklı ve İyi Yaşamanın Sırrı Yarım Yemek, İki Kat Yürümek, Üç Kat Gülmek
ATASÖZÜ ARAMA
Sende Yolla Hata Bildir!ATASÖZLERİ SÖZLÜĞÜ
Üç Türlü Dost Vardır: Yiyici, Irz Düşmanı, Candan Dost:
(Kürt)
Üçlenmemiş Eken, Olmamış Biçer:
(Türk) Her işin belirli bir yapılma biçimi ve ortamı vardır. Gerekli şartları yerine getirilmeden yapılan işlerden verimli sonuç alınamaz.
Ucuz Alan Pahalı Alır (Pahalı Alan Aldanmaz):
(Türk) Ucuz alınan mal genellikle kötü, dayanıksız ve çürük maldır. Kolay yıpranır, eskir ve çabuk atılır. İster istemez yerine yenisinin alınması zorunlu olur, tekrar masrafa girilir. Dolayısıyla pahalıya alınmış gibi olur.
Ucuz Etin Yahnisi Yavan Olur:
(Kazak)
Ucuz Etin Yahnisi Yenmez (Tatsız Olur):
(Türk) Ucuza alınan, maledilen şeylerde nitelik bulunmaz; ya çürük, ya kötü, ya da hilelidir. Bu sebeple, bu tür mallardan istenildiği gibi fayda sağlanamaz
Ucuz Şey Alabilecek Kadar Zengin Değilim:
(İngiliz)
Ucuzdur Vardır İlleti, Pahalıdır Vardır Hikmeti:
(Türk) Bir malın fiyatı niteliğine göredir. Bu sebeple ucuz şeylerin ucuzluğuna tamah etmemeli, pahalı şeylerin de pahalılığından korkmamalıdır. Çünkü ucuz olan çürük, kötü ve dayanıksız olur çoklukla; pahalı olan da kaliteli, değerli ve sağlamdır.
Ufak Hırsızlar Asılır, Büyük Hırsızlar Serbest Bırakılır:
(Alman)
Ulu Sözü Dinlemeyen, Uluya Kalır:
(Türk) Büyüklerin, erdemli kişilerin uzun tecrübelere dayanan sözlerine ve uyarılarına kulak asmayan kimse, türlü çıkmazlarla karşılaşır ve sonunda sızlanıp durur.
Ulu Sözü Tutmayan Ulur:
(Türk) Bilginler, aydınlar bir toplumda yol gösterici insanlardır. Onların gösterdikleri yoldan gidildiği takdirde toplumsal gelişme hızlanır; toplum huzura kavuşur. Büyüklerin sözlerine kulak tıkayan kişiler ve toplumun kendisi her türlü felakete uğrar.
Ulular Köprü Olsa Basıp Geçme:
(Türk) Erdemli, büyük ve yaşlı kimselere karşı daima saygılı ol, hürmette kusur etme, onları incitecek davranışlardan kaçın. Çünkü onlar gerek yaşları, gerek tecrübeleri, gerekse erdemleri bakımından buna lâyıktırlar.
Ümit Atadan Kalma Mirastır:
(Çerkez)
Ümit Uzun Ömürlüdür:
(Çerkez)
Ümit Yok Olunca At Koşmaz:
(Kafkas)
Ummadığın Taş Baş Yarar:
(Türk) Küçük ve önemsiz görülen kişi ya da nesneler, çoğu kez büyük etkiler yaparlar; umulmadık işler görürler.
Umut, Fakirin Ekmeğidir:
(Türk) Sıkıntı içinde bulunan, yokluk çeken yoksul kişi, içinde bulunduğu durumdan bir gün kurtulacağını, bolluğa ve rahata kavuşacağını umar ve bu umuşdan doğan güven duygusuyla yaşamaya çalışır
Una Dökülen Yağın Zararı Yok:
(Türk) Una yağ dökülerek birçok yiyecek elde edilir. Bu durumda da bize faydası olmuş olur. Yarar gördüğümüz bir şeye fazla mal harcamak sorun olmaz. Aynı şekilde kişi kendine fayda sağlayacak bir iş için fazla para harcıyorsa eğer paralar boşa gitmiş olmaz.
Ürümesini (Ürmesini) Bilmeyen Köpek (İt), Sürüye Kurt Getirir:
(Türk) 1- Beceriksiz kimseler iyilik yapayım derken çoklukla hem kendilerini, hem de başkalarını zarara sokarlar. 2- Neyi, ne zaman, nasıl söyleyeceğini bilmeyen kimseler hem kendilerinin, hem de başkalarının başına dert açarlar.
Ürüyen Köpek Isırmaz (Kapmaz):
(Türk) Bağırıp çağırarak başkalarını korkutmak isteyen kimseden saldırı beklenmez. Kötülük yapacak kişi, bu niyetini gizli tutar; belli etmez ve gürültüye patırtıya yer vermez.
Uşağı İşe Koş, Sen de Ardına Düş:
(Türk) Yakın tanıdıklar arasında yapılan alış verişte, taraflar birbirlerinden utanıp sıkılırlar ve gerçek niyetlerini ayıp olur düşüncesiyle söyleyip ortaya koyamazlar. Ancak bu durum çok geçmeden anlaşmazlıklara, tartışmalara sebep olur; dostluğu zedeleyip bozar.
Üşenenin (Utananın, Erinenin) Oğlu Kızı Olmamış:
(Türk) Çok üşenen, tembel tembel oturan, gevşek davranan, içinde bir çalışma isteği duymayan kimse bir şey elde edemez. Bir şey elde etmek isteyen, onu elde edecek yola baş vurmalıdır. Sözgelimi oğul-kız isteyen önce evlenmek zorundadır.
Usta, Ustayı Zanaatıyla Tanır:
(Arnavut)
Ustamın Adı Hıdır, Elimden Gelen Budur:
(Türk) Her insanın yetenekleriyle yapabilecekleri sınırlıdır. Bu yüzden kişinin yapamayacağı bir işte onu zorlamamak gerekir. Bu kişi de zaten elinden gelenin bu olduğunu, daha fazla gücünün olmadığını dile getirir.
Ustanın Çekici Bin Altın:
(Türk) Usta kişi, bir zanaatı uzun denemeler sonucu gereği gibi öğrenmiş olan ve kendi başına yapabilen kimsedir. İşinin hemen tüm inceliklerini kavramıştır. Bu bakımdan pek çok kimsenin uğraşıp da yapamadığı işi kolayca yapıverir o. Dolayısıyla onun çok küçük gibi görülen emeği bile oldukça kıymetlidir.
Ustaya Akıl Öğretme, Ondan Zanat Almaya Bak:
(Arnavut)
Utanma Olmasaydı Şeytanlık Kanatlanırdı:
(Zazaca)
Utanma Pazar, Dostluğu (Mideyi) Bozar:
(Türk) Alışverişin kullarına dostlar arasında uyulmalı, bu konuda his ve duygularla hareket edilmemelidir. Eğer tanıdıklar arasındaki alışverişte, fiyatın ve ödeme şartlarının belirtilmesine utanılırsa sonunda dostluk bozulur.
Uyku Ölümün Kardeşidir:
(Türk) Uykuyla ölümün arasındaki tek fark kişinin uyurken nefes alıyor olmasıdır. Çünkü uyku sırasında kişi, dünya ile olan bağını keser ve etrafında olan bitenlerden haberi olmaz. Bu yüzden uyku ölüme benzetilir.
Uyku Ölümün Kuzenidir:
(Kongo)
Uyku, Uykunun Mayasıdır (Damızlığıdır):
(Türk) Kişi bazen biraz uyuyunca daha da çok uyuma isteği gelir. Bu yüzden uyku uykunun mayasıdır.
Uyuyan Fitneyi Uyandırma:
(Türk) Çevremizde olan insanların bize kötülük yapıp yapmayacağını ayırt edebiliriz. Eğer ki kötülük yapabilecek karakterde olduğunu bildiğimiz birini kızdırırsak, ona sataşırsak zarar gören biz oluruz. Bu yüzden bu karakterdeki kişileri saldırgan hale getirecek davranışlardan kaçınmamız hem bizim için hem de çevremiz için en doğrusu olur.
Uyuyan Yılanın Kuyruğuna Basma:
(Türkmen)
Uyuyan Yılanın Kuyruğuna Basma (Basılmaz):
(Türk) Şimdilik zararı dokunmayan kötü bir kimsenin yeni bir kötülük yapmasına fırsat vermek doğru değildir.
Uzak Yerin Salığını, Kervan Getirir:
(Türk) Bizden uzakta yaşayan akrabalarımızdan, dostlarımızdan veya tanıdıklarımızdan ya da bizden uzakta yaşanan olaylardan en doğru haberi, onların yanından gelenler getirir.
Üzüm Üzüme Baka Baka Kararır:
(Türk) Her zaman bir arada bulunan, arkadaşlık eden, bir çevrede yaşamaya çalışan kimseler birbirlerinden etkilenirler; birbirlerinin özelliklerini, huylarını ve alışkanlıklarını kaparlar. Eşanlamlısı:: Körle Yatan Şaşı Kalkar (İtle Yatan Bitle Kalkar)
Üzüm Üzüme Baka Baka Olgunlaşır :
(Arnavut)
Üzümü (Üzümünü) Ye (de), Bağını Sorma:
(Türk) Yararlandığın şeyin nereden geldiğini araştırma; anlamında şaka yollu söylenen bir atasözüdür. Ayrıca sunulan imkanların kaynağını sorgulamak her zaman doğru olmayabilir; anlamında gelen bir atasözüdür. Zıtanlamlısı:: Harama El Uzatılmaz
Uzun Dil Sahibinin Başına Ağaçkakandır:
(Kürt)
Vaadler Memleketinde İnsan Açlıktan Ölür:
(Danimarka)
Vakit Altından Daha Değerlidir:
(Çerkez)
Vakit Nakittir:
(Türk) Bir işin yapılmasında sermaye ve emek ne kadar değerliyse, zaman da o kadar değerlidir. Çünkü her iş, bir zaman dilimi içinde gerçekleşir. Bir işte kullanılmadan geçirilen zaman bir kayıptır ve bu zamanı bir daha elde etmek mümkün değildir. Dolayısıyla zamanın kaybı iş kaybına, iş kaybı da para kaybına yol açar. Bu bakımdan zamanın en küçük parçasını bile boşa geçirmemeli, iyi değerlendirmelidir.
Vakitsiz Öten Horozun Başını Keserler:
(Türk) Her işin olduğu gibi, her sözün de uygun bir yeri ve zamanı vardır. Uygun olan bir zamanda söylenmeyen, yerli yersiz ortaya atılan, densizce sarf edilen sözler birilerinin tepkisini çeker; rahatsızlığa neden olur, büyük zarara yol açar. Vakitsiz öten horozdan, ancak onu keserek kurtulan insanlar; yerinde ve zamanında konuşmayan insanı da cezalandırıp susturmakta hiç tereddüt etmezler.
Var Eli Titremez:
(Türk) Yoksul kişiler, bir şey almaya kalkıştıkları zaman paralarını yettirebilmek ve para harcarken çok dikkatli olmaları gerektiği için, harcama yaparken elleri titrer. Fakat zengin ve varlıklı insanlar, yoksullara yardım yaparken, istediklerini alırken, kaygılanmadan ve uzun uzun düşünmeden harcamalarını yaparlar.
Var Evi, Kerem Evi; Yok Evi, Verem Evi:
(Türk) Bir kişinin bağışta bulunabilmesi, iyilik yapabilmesi için varlıklı, zengin ve mal mülk sahibi olması gereklidir. Bu varlığa kavuşmuş ailenin evinde ikram ziyadesiyle yapılır, konuklar kusursuzca ağırlanır, ihtiyaç sahiplerine gereken yardım eli uzatılır. Buna karşılık yoksulun evinde dert, sıkıntı ve yokluktan başka bir şeye rastlanmaz.
Var Ne Bilsin Yok Halinden:
(Türk) Hayatı bolluk ve refah içinde geçen kimse yoksulun halinden anlamaz. Kapalı kapılar ardında ne acılar çekildiğini insan, böyle bir durum başına gelince ancak anlar.
Var Varlatır, Yok Söyletir:
(Türk) Para parayı çeker; varlıklı kişiler, paralarını kullanarak daha çok kazanır, varlıklarına varlık katarlar. Bu varlıkları, onlara ayrıca yüksekten atma ve övünme gücü de verir. Yoksul kişinin elinden ise sadece sızlanmak, yakınmak ve dert yanmak gelir
Vardı Bağım Malım, Gelirdi Kardeşlerim; Tükendi Yağım Balım, Gelmiyor Kardeşlerim:
(Türk) İnsanların maddi gücü yerindeyken birçok akrabaları, dostları, arayıp soranları ve ziyaret edenleri çok olur. Fakat kişi bu maddi gücünü yitirdikten sonra, zamanında yakınlık gösterenler onu terk ederler ve yüzüne dahi bakmazlar.
Vardığın Yer Körse Gözünü Kapa:
(Türk) Kişi, yaşadığı yerdeki insanlara ayak uydurmalıdır. Yoksa o çevreden dışlanabilir. Bu yüzden kimin yanındaysa ona göre davranmalı ve taşkınlık yapmamalıdır
Varını Veren Utanmamış:
(Türk) Kendisinden bir şey isteyene elinde ne varsa onu verebilir kişi. Verdiği şey az diye bundan utanmamalıdır; tam aksine bu davranışı soyluca bir davranıştır. Çünkü iyiliğin çoğu kadar azı da değerlidir. O hâlde küçük ve önemsiz de olsa, kişi verebileceği kadarını vermelidir.
Varışına Gelişim, Tarhana Aşına Bulgur Aşım :
(Türk) Bir kişi birine nasıl yaklaşırsa, nasıl davranırsa, o kişiden aynı karşılığı görür. Birine değer verirse, yakınlık gösterirse, o kişi de aynı ölçüde ona davranır.
Varlığa Darlık Olmaz:
(Türk) Parası olan varlıklı kişinin gücü her şeye yeter ve istediği her şeyi elde edebilme imkanına sahiptir. Bu kişi zorluk ve sıkıntı çekmez.
Varlığa Güvenilmez:
(Türk) İnsan, ne kadar zengin ve varlıklı olsa da, malım hiç bitmez diye düşünüp fuzuli harcamalar yapmamalı ve tutumlu olmalıdır. Eğer kişi buna dikkat etmezse, çalışacak durumda olmadığı zaman güç duruma düşer.
Varlıklı Adam Küllüğe Benzer, Ne Denli Doluysa O Denli Pistir:
(Arap)
Varsa (Var mı) Pulun, Herkes Kulun; Yoksa (Yok mu) Pulun, Dardır Yolun (Paran Varsa, Cümle Alem Kulun; Paran Yoksa, Tımarhane Yolun):
(Türk) Varlık, zenginlik, mal-mülk herkesi kendine çeker. Bunları kim elinde tutuyorsa, insanlar onun etrafında pervane olur, herkes ona yaklaşır, hizmet eder, saygı gösterir, emrine koşar. Yoksul kişide ise ne para pul, ne de mal-mülk vardır. Bu sebeple onların yüzüne kimse bakmaz; ömürlerini sıkıntı, darlık ve yokluk içinde geçirirler. Hatta kimi zaman çektikleri bu sıkıntılar yüzünden bunalıp deli bile olabilirler.
Vasiyet Ölüm Getirmez:
(Türk) Vasiyet hazırlayan kişiler hemen ölecek diye bir durum söz konusu değildir. Fakat bazı insanlar üzücü bir olayı önceden planlamaktan hoşlanmazlar, korkarlar ve düşünmek dahi istemezler. Oysa sadece ölüm için değil, tüm kötü durumlar için önceden önlem almak ve hazırlık yapmak bizi gelecekteki tehlikelerden korur.
Vatanına Bağlanmayan Halk Olmaz, Halkını Sevmeyen Yiğit Olmaz:
(Kırgız)
Ver Elindeki Sapı, Git Dolan Kapı Kapı:
(Türk) Kişi, elinde olan malı fazla bulup tutarsızca ve geleceğini düşünmeden başkalarına dağıtırsa, ilerde kapı kapı dolaşıp kendisi başkalarından istemek zorunda kalır. Bu hareketlerinden dolayı pişmanlık duyar.
Ver Malını Elllere Vur Dibini Yerlere:
(Çerkez)
Ver Yiğidi Yiğide, Mevla Rızkın Yetire:
(Türk) Maddi durumları çok iyi olmasa da, birbirini seven insanların evlenmelerine engel olunmamalıdır. Tam tersi onlara yardımcı olmak gerekir. Elbet Allah yardımcıları olacaktır ve bir şekilde kazanç elde edip karınlarını doyuracaklardır.
Verdiklerin, Aldıklarından, Daha Değerli Gelir:
(Çin)
Veremediğin Mal Senin Değildir:
(Çerkez)
Veren El, Alan Elden Üstündür:
(Türk) Varlıklı olan kişi, ihtiyacı olana bir şey verebildiği ve yardımda bulunabildiği için, alan kişiden daha üstündür. Bu üstünlük yaptığı iyiliklerden ve yardımlardan ötürüdür. Aynı zamanda da yardım sever, cömert kişileri herkes sever ve saygı gösterir.
Veren Eli Herkes Öper:
(Türk) Cimri olmayan, ona buna yardım elini uzatan, eli açık olan, iyilik yapan kimseyi pek çok kişi sever; ona saygı duyar.
Veren Eli Kimse Kesmez:
(Türk) Yardıma ihtiyacı olan kimselerden yardımını esirgemeyen, cömert ve yardımsever kişileri herkes sever ve saygı duyar. Çıkarını düşünen, kendisine yardım edilen insanlar da bu kişiye zarar vermeyi veya kötülük yapmayı hiçbir zaman düşünmezler.
Verene Ver, Vurana Sen de Vur:
(Çerkez)
Veresiye Şarap İçen, İki Kez Sarhoş Olur:
(Türk) Veresiye alış veriş eden kimse iki kez yıpranır. Aldığı malın parasını peşin ödeyemediği için üzülür. Daha sonra ödenen taksitler, kişiye mal almadan para ödüyormuş gibi bir duygu verir.
Verip Pişman Olmaktansa, Vermeyip Düşman Olmak Yeğdir:
(Türk) Sizden ödünç veya borç istendiğinde (eşya, para) verdiğiniz şey size zamanında ödenmezse, ya da yıpratılarak geri iade edilirse canınız oldukça sıkılır. Verdiğinize pişman olursunuz. Vermemiş olsaydınız bu sefer karşı taraf size kırılmış olacaktı. Görüldüğü gibi her iki durumda da kırgınlık olacak ve dostluk bozulacaktır. O hâlde vermeyip dostluğu bozmak daha iyidir. Çünkü bu durumda hiç olmazsa malınız ya da paranız sizde kalacaktır.
Veripte Kötü Olacağına, Vermeyipte Kötü Ol:
(Türk) Kişiler kendilerine ait değerli eşyaları bir başka kişiye emanet verirken çok iyi düşünmelidir. Çünkü bu emanetin başına gelecek herhangi kötü bir durum her iki tarafında sorun yaşamasına, büyük anlaşılmazlıklara neden olabilir. Kişilerin bu sorunu yaşamaması için tedbirli olmasında fayda bulunmaktadır. Şayet kendisine çok gerekli ise emanet olarak vermemeli, karşı taraf bu kişiye kötü olacaksa bu şekilde olmalıdır. Çünkü istediğini vermeyen kişiye cephe alan insanlar erdemsizdir, anlayışsızdır. Aldıklarının başına bir hal geldiğinde de arkasında kesinlikle durmayacaktır.
Verirsen Doyur, Vurursan Duyur:
(Türk) Bir yardımda bulunacak, bir iyilik yapacaksanız bu mutlaka bir işe yaramalı; doyurucu ve karşı tarafın ihtiyacını giderici nitelikte olmalıdır. Çünkü gelişigüzel, baştan savma, yarı buçuk yapılan yardımlar pek işe yaramaz. Bir kavgaya tutuşmadan önce hasmını bu kavgadan haberdar etmek de mertlik gereğidir. Ansızın, habersiz saldırmak er kişiye yakışmaz.
Verirsen Veresiye, Batarsın Kara Suya:
(Türk) Parasını daha sonra olmak şartıyla kimseye mal verme. Yoksa zararlı çıkarsın, hatta batabilirsin de. Çünkü veresiye alıp da borçlarını ödemeyenler çok görülmüş, müşterilerin de bu tutumu yüzünden kimi esnaflar ya batmış, ya da batma tehlikesi atlatmışlardır.
Vermemiş Mabut, Neylesin Mahmut:
(Türk) Şanssız ve yeteneksiz kişiler için söylenen bir atasözümüzdür. Allah istemediği sürece kişinin bir şeye sahip olması olanaksızdır. Bazı özellikler yaratılıştan gelmektedir ve sonradan kazanılması çok zordur.
Vermeyince Mabud, Neylesin Mahmud:
(Türk) Her şey Yüce Allah`ın takdiri iledir. Kimine zenginlik, kimine darlık, kimine de ilim verir. Eğer Yüce Allah, bir kimseye geniş bir imkân, belirli bir yetenek ve zenginlik nasip etmemişse, kulun yapacağı hiçbir şey yoktur. Ne kadar çırpınırsa çırpınsın boşunadır, eline nasibinden fazlası geçmez.
Vur Dedik, Öldürdü:
(Türk) Bazı kişiler sonunun ne olacağını kestiremeden verilen görevi yapmayı hedef alırlar. Yapacakları görev onları ilgilendirirken, bu görev sonunda başa gelecekler asla onları ilgilendirmez. Bu düşüncesiz davranış onların görevini yaparken, ardından kötü şeylere sebep vermesine neden olur. Bu kimi zaman kişilere ders yada tecrübe olurken, kimi zamanda insanlara olan güvenin tartılmasında kendini geliştirmeye neden olur. Bir kişiye yapmasını istediğimiz bir işi verirken onun kişiliği ve görevini layıkıyla yapıp yapamayacağını düşünmeli, eğer yapamayacaksa farklı kişilere bunu yaptırmalıyız. Bu durum bizim adımıza daha sağlıklı olacaktır.
Vuran mı Yiğit, Vur Diyen mi? -Vur Diyen:
(Türk) Bir işi gerçekleştiren değil, o işi yapması gerektiğini söyleyen kişi önemlidir. Çünkü tüm sorumluluk yaptırana aittir.
Vurmak da Yiğitlik, Kaçmak da:
(Türk) Savaş sırasında karşı tarafı yenmek için tüm gücün kullanılması doğru bir davranıştır. Kişinin gücünün tüm sınırlarını zorlayarak mücadele etmesi gerekir. Fakat kişi yenileceğini anladığı zaman kalan gücünü boşa harcamamalı ve oradan uzaklaşmalıdır. Kişinin oradan kaçması korkaklık değil, bir savaş taktiğidir.
Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe:
(Türk) Bir ülkede, devlet disiplini sağlayamaz, halka hakim olamaz ve kontrolü ele alamazsa, o toplumda kargaşa çıkması ve çeşitli olayların yaşanması kaçınılmazdır. Bir millet için devlet çok önemlidir. Bu yüzden halk, devletinin yanında olmalı ve devleti zayıflatacak uygulamalardan kaçınmalıdır.
Ya Evlat Bir, Ya Ocak Kör:
(Türk) Her aileye hayırlı bir tane evlat yeterlidir. Ailede çocuk sayısı çok fazla olursa onların bakımı zorlaşır ve anne ile baba onları büyütürken sıkıntı çekerler. Ayrıca anne ve baba öldüğü zaman çocuklar arasında geçimsizlikler ve kavgalar baş gösterebilir. Bu yüzden çok çocuk olacağına hiç olmaması daha iyidir.
Ya Olduğun Gibi Görün Ya da Göründüğün Gibi Ol :
(Türk) İnsanlar nasıl bir kişiliğe sahipse o şekilde gözükmelidir veya nasıl gözüküyorlarsa ona yakışır olmalıdırlar. Aksi takdirde iyi insanlar ise kıymetleri bilinmez, kötü kimseler ise haddinden fazla kıymet kazanırlar ve zarara uğratırlar. Eşanlamlısı:: Hocanın (İmamın) Dediğini Yap (Söylediğini Dinle), Arkasından Gitme (Yaptığını Yapma)
Yabancı Koyun Kenara Yatar:
(Türk) Bir yere, çevreye ya da bir topluma yeni gelen kimse, insanlarla hemen ilişki kurup kaynaşamaz; onların arasına giremez, uzakta durur. Çünkü yabancılık çeker. Oradaki insanlar da huyunu suyunu bilmedikleri bir adamı hemen aralarına almazlar zaten.
Yabani Gül Yaş da Olsa Dikeni Kurudur:
(Türkmen)
Yağ (Yal) Yiyen Köpek Tüyünden Belli Olur:
(Türk) İyi beslenen ve iyi yaşayan kişiler, dışarıdan bakıldığı zaman hallerinden belli olurlar. Aynı şekilde önceden durumu kötü olup sonradan yaşama düzeyi birden değişen, lüks yaşamaya başlayan ve harcamaları artan kişiler de yaşam tarzlarından anlaşılır.
Yağ İle Yavşan, Sirke İle Tavşan:
(Türk) Yavşan normalde acı bir ottur. Ancak yağı bol kullandıktan sonra bile ondan lezzetli bir yemek elde edilir. Tavşan ile de sirke yenir. Bir yemeği yaparken gerekli malzemeler esirgenmez ve bolca kullanılırsa istenilen lezzet elde edilmiş olur.
Yağına Kıymayan, Çöreğini Yavan (Yoz, Kuru) Yer:
(Türk) Bir işten iyi sonuç alınmak isteniyorsa, o iş için lâzım olan şeyler eksiksiz kullanılmalı, gerekli fedakârlık gösterilmelidir. Yoksa kişi istediği verimi alamayacak, olumsuz ve kusurlu sonuca evet demek zorunda kalacaktır.
Yağlı Dilimin Yoksa, Yağlı Dilin de mi Yok!:
(Türk) Herkesin maddi gücü, varlığı çok olacak diye bir şart yoktur. Bir kişiyi ağırlamak istediğinde, çok lüks şeylere veya çok fazla yiyecek içecek hazırlamana gerek yoktur. Çünkü önemli olan insanın tatlı dilidir. Birine yardım edecek gücün olmadığı zaman da tatlı dilinle onu mutlu edebilirsin.
Yağmur İyilerin Üzerine de Yağar, Kötülerin de..:
(Kızılderili)
Yağmur Tavına Ekilen Darıdan, Kocasından Sonra Kalkan Karıdan Hayır Gelmez:
(Türk) Vakti ve zamanında doğru şekilde yapılmayan hiçbir işten ve bu işi yapan kişiden hayır gelmez. İnsanlar karşısındaki kişileri seçerken, kendisine önem veren ve onun için yaptıklarını zamanında hesaplayarak uygulayan kişileri tercih etmelidir. Doğru insanlar, nitelikli insanların hayatlarında çok daha doğru şeyler yapmasına yardımcı olur.
Yağmur Yağsa Kış Değil mi? Kişi Hâlini Bilse Hoş Değil mi:
(Türk) Her mevsim özelliğini açıkça ortaya kor. Yaz sıcağından, kış yağmur ve soğuğundan bellidir. Bunun gibi kişilerin de kendilerine has özellikleri ve nitelikleri vardır ki, toplumda bu yanları ile tanınırlar. O hâlde kişi bu özelliğini saklayıp başkalarını yanıltmamalıdır. Ne demişler: “Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol.” Kişiye ancak bu yakışır.
Yağmur Yağsın da Varsın Kerpiççi Ağlasın:
(Türk) Yağmur yağmasına çiftçiler ve birçok insan sevinir. Çünkü yağmur, toprağın ve ekinlerin su ihtiyacını karşılamaktaki en önemli etkendir. Fakat çömlekçiler, kerpiç yapmakla uğraşan kişiler bu durumdan hiç hoşnut olmaz. Ancak yağmur çoğu kişiye yarar sağladığı için, yağmurdan zarar görenler pek fazla düşünülmez.
Yağmurda Düşmanın Koyunu, Dostun Atı Satılsın :
(Türk) Yağmurda ıslanan koyunun tüyleri ıslanınca üstüne yapışır ve koyun zayıf, gösterişsiz gözükür. At ise ıslanınca daha çevik ve gösterişli gözükür. Bu yüzden yağmurda atın satılması daha çok para eder.
Yağmurlu Gün Tavuk Su İçmez:
(Türk) İnsanlar ellerinde mevcut bulunan dünya mallarını veya manevi varlıklarını farklı yerlerde tekrardan aramazlar. Hükmettikleri yada sahip oldukları bu değerleri ellerinde olmadıkça ararlar.
Yakın (Hayırlı) Dost (Komşu), Hayırsız Akrabadan (Hısımdan) Yeğdir (İyidir):
(Türk Sıkıntıya düşen kişi, öncelikle akrabalarından ilgi bekler, yardım ve iyilik umar. Ancak bu beklentileri boşa çıkmış, akrabaları yüzüne bakmamışlardır. Öte yandan dost ve komşuları onu yalnız bırakmamış, ilgi ve yardımlarını esirgememişlerdir. İşte bunun için hayırlı dost, hayırsız akrabadan daha iyidir.
Yakın Komşu Uzak Akrabadan İyidir:
(Azeri)
Yakınındakileri Mutlu Et, Uzaktakiler Gelecektir:
(Çin)
Yalan Dört Nala Gider. Hakikat İse Adım Adım Yürür, Fakat Yine de Vaktinde Yetişir:
(Japon)
Yalan Parayla Değil ya (Alınmaz):
(Türk) Hemen hemen herkes zor durumda kaldığında veya bir iş yapabilmek için yalana başvurur. Yalan parayla satın alınmadığı için kimse yalan söylemekten gocunmaz. Bu yüzden bazı kişilerin hayatları yalanlar üzerine kuruludur. Fakat bir kişinin adı yalancıya çıkarsa, o kişi toplumdan dışlanır.
Yalancı Kim? İşittiğini Söyleyen:
(Türk) Yalan, aldatmak amacıyla bilerek ve gerçeğe aykırı olarak söylenen sözdür. Eğer kişi, öyle her duyduğunu doğru kabul edip aslını araştırmadan başkasına aktarırsa birilerini yanıltır; kendisi de yalancı konumuna düşer.
Yalancının Evi Yanmış, Kimse İnanmamış:
(Türk) Yalan söylemeyi huy edinmiş kimselere kolay kolay kimse inanmaz. Kişilerin yalancı hakkındaki bu kanıları öyle pekişir ki, yalancının sözleri gerçeği yansıtsa bile onun bu sözlerine kimse inanmaz.
Yalancının Mumu Yatsıya Kadar Yanar:
(Türk) Hayatını yalancılık üzerine oturtmuş olan insanlar, kendi yalanlarına destek olacak tedbirleri alırlar; bunun için de gerekli titizliği gösterip masrafa girerler.
Yalancının Şahidi Şıracı Olur:
(Türk) Kötü ve işe yaramaz insanların çevresindeki insanlarda aynı niteliktedir. Bu dünyada kötülük ile sınanmaya geldiysek şunu unutmamalıyız; kötüler bolca bulunur ve bu kötü insanların yanındada kötü insanlar kesinlikle bulunacaktır. Haklı yere zor durumda kalan arsız bir insanın yardımına, yine aynı niteliklere sahip başka bir arkadaşı koşacak ve onun bu durumdan kurtulması için bahsettiklerini destekleyecektir. Biz bu duruma inanmamalı, konuya hakim bir şekilde kimseyi konuşturtmamalı, gerekiyorsa farklı durumlar içinde aynı şeyi yapmalıyız.
Yalancıyı Kaçtığı Yere Kadar Kovalamalı:
(Türk) Bir kişinin yalan söylediğini fark ettiğiniz zaman veya yalanını ortaya çıkarmak istediğinizde, onun söylediklerini kesmeden ve karşı çıkmadan sonuna kadar dinlemelisiniz. Çünkü bu şekilde yalanı ortaya çıkacak ve kendisi de farkına varacaktır.