D E N E M E    


Bir Atasözü Öğrenelim!

Kaç Tane Dil Biliyorsun, O Kadar İnsansın; Ama Anadilini Bilmiyorsan Hiçbir Şey Değilsin:

(Laz)

ATASÖZÜ ARAMA


       
Sende Yolla Hata Bildir!



ATASÖZLERİ SÖZLÜĞÜ




Sanat Altın Bileziktir:  

(Türk) Bir kenarda saklanan altın, günü gelince bozdurulup kullanılır. Sanat da altın bilezik gibidir. Günü gelir gerekli olur. Bir sanata sahip kimse, sanatını uygulama alanına sokarak ondan geçimi için kazanç sağlar, yararlanır. Dolayısıyla sanat, altın gibi değerini hiçbir zaman kaybetmez.

Sanat, Sırrını Bilenler İçin Bir Tutam Otun Altında Saklıdır. Bu Sırrı Bilmeyenler Onu, Bir Dağın Altında Sanırlar:  

(Arap)

Sanatına Güvenenin Para Ayağına Gelir:  

(Türk) Erdemli ve mesleğinin erbabı insanlar işsiz kalmazlar. Dürüstlük ilkesinden çıkmayan, işini hakkı ve hukuku ile yerine getiren insanlara iş yaptıracak kişiler sonuna kadar güvenirler. Böylelikle kolunda altın bileziği olan ve insanlık değerlerini kaybetmemiş kişiler ömürlerinin sonuna kadar mesleği ile anılır, o işin ekmeğini yerler.

Sanatına Hor Bakan, Boğazına Torba Takar:  

Kişi, nasıl olursa olsun işini ya da sanatını küçük görmemelidir. Eğer böyle görürse işinin, sanatının gereğini yerine getirip para kazanamaz. Para kazanamayınca da geçim darlığına düşer. Sonunda ona buna avuç açar, dilencilik yapmaya başlar.

Sanatını Ustadan Öğrenmeyen (Görmeyen) Öğrenemez:  

(Türk) Her işin, her sanatın kendine göre birtakım incelikleri vardır. Çok çalışmak, kendi kendine çalışmakla bu incelikler öğrenilemez. Bu incelikler, pek çok deneme yapmış ve tecrübe kazanmış ustadan öğrenilir ancak. Çünkü usta denen kişi, kendinden öncekilerin tecrübelerinden yararlanan, sanatını gereği gibi öğrenip işinin sırlarını bilen kişidir.

Şanslı Adamın Karısı Ölür, Şanssız Adamın Atı Ölür:  

(Gürcü)

Şap İle Şeker Bir Değil:  

(Türk) Dış görünüşleri bakımından kimi nesne ve varlıklar birbirlerinin aynı görünürler. Oysa özde ve nitelikte birbirlerinden çok farklıdırlar.

Şapka Altında Kurt Yok Deme, Çene Altında Düşman Yok Deme:  

(Kırgız)

Şapkası Dar Gelen, Başım Büyük Sanır:  

(Türk) İnsanlar yaratılışları itibariyle elindeki nimetlerin darlığından şikayet edip dururlar. Halbuki bir başka insan bu nimetler ile çok büyük işler başarabilir. Fakat bunun farkında olmayan erdemsiz kişiler onun az olduğunu düşünür, kendisini daha büyük görerek büyük bir hataya düşer.

Şaraptan Bozma Sirke Keskin Olur:  

(Türk) Hiçbir zaman işi asıl görecek değerin aslından vazgeçilmemelidir. Bir çivi tornavidanın işini görmeyeceği gibi, bakkalcı bir insandan da demirci ustası olması beklenmez. Araçlar ve insanlar sonradan değiştirilerek işi olmayan bir görevi gerçekleştiremez, gerçekleştirse bile eksiklerle muhakkak karşılaşılır.

Sarhoşa Dokunma Kendi Yıkılsın:  

(Türk) Kendi tecrübelerimize dayanarak bir kişiye akıl verip, ona yol gösterebiliriz. Ancak bu kişi bizim söylediklerimizi kulak ardı edip, kendi başına buyruk davranıp, yardıma muhtaç hale gelirse eğer, o kişiye yardımcı olunmamalı ve yaptığından ders alması sağlanmalıdır.

Sarhoşlar Ve Çocuklar Doğruları Söylerler:  

(Türk) Karşısındaki insanları kırmanın getireceği manevi zararları düşünmeyen kişiler aklı başında olmayan kişilerdir. Küçük çocuklar olayların nereye varacağını tahmin edemeden duyduklarını uluorta söylerler, tıpkı sarhoş olan, aklı başında olmayan kişiler gibi. Kendimizi kaybetmemeli, çocuklar gibi davranmamalıyız. Erdemlilik ve ergin olmak bizleri daima yararlı yollara sevkeder.

Sarhoştan Deli Bile Korkar:  

(Türk) Deli kimseler, birazcık da olsa akıllı insanlardır. Fakat çok sarhoş olan kişide ufacık bir akıl olmaz ve akli dengesini tamamen kaybeder. Bu yüzden bu kişinin ne yapacağı belli olmaz ve bazen öyle dengesiz olurlar ki deliler bile onlara yanaşmaktan korkar.

Sarhoşun Gücü Dilinde:  

(Kırgız)

Sarı Altının Olacağına Sarı Samanın Olsun:  

(Türk) Altın ve para yiyerek karın doymaz ve para gelip geçici bir şeydir. İnsanların ve hayvanların açlığını gideren tek şey besindir. Para da besini elde edebilmek için sadece bir araçtır. Bir çiftçinin sadece samanı bile olsa o kişiye ömrü boyunca bir gelir sağlar. Ancak sadece parası olan ve çalışmayan insanın bir kazancı olmaz, elindeki çabuk biter.

Sarı Öküzün Yanında Duran; Ya Huyundan Ya Tüyünden Kapar:  

(Türk) İnsanlar bulundukları arkadaş çevresine yada topluma benzerler. Çoğu kez sürü psikolojisi nedeni ile kişiler çoğul olana uyarlar ve onlar gibi davranırlar. Kötü niyetli insanlar ile vakit harcamak kötü niyetli olmamıza, iyi niyetli insanlar ile sık sık bir arada olmak ise iyi niyetli bir insan olmamıza sebebiyet verir.

Sarımsağı Gelin Etmişler, Kırk Gün Kokusu Çıkmamış:  

(Türk) İnsanlar kötü yanlarını kolay kolay belli etmezler. Bunun için haklarında yargıda bulunmakta acele etmemek gerekir.

Sarımsak da Acı Amma Evde Lazım Bir Dişi:  

(Türk) Her evlilikte mutlaka sorunlar yaşanır ve her daim iyi günleri olduğu kadar kötü günleri de olur. Buna rağmen ne olursa olsun eve her zaman bir eş gereklidir.

Sarımsak İçli Dışlı, Soğan Yalnız Başlı:  

(Türk) Toplumla iç içe olan, birbirleriyle iletişim kurarken zorlanmayan ve ortak özelliklerinden dolayı iyi anlaşan insanlar; aynı aileden gibi davranırlar ve beraber hareket ederler. Fakat toplumu yadırgayan, topluma uyum sağlayamayan kişiler ise hayatını hep tek başına sürdürür.

Sarışının Adı Var; Esmerin Tadı Var:  

(Türk) Sarışın insanlar beyaz tenli olurlar. Beyaz ten güzel sayılır bu nedenle de özelliğini kısa sürede yitirir. Fakat esmer tende ayrı bir güzellik vardır ve esmer tende hatalar göze batmaz. Ayrıca iç güzellik olarak da esmerlerin sarışınlardan daha ağırbaşlı, daha munis insanlar olduğu düşünülür. Fakat her ne kadar böyle düşünülse de kişileri dış görünüşüne göre yargılamak doğru bir davranış değildir.

Şaşkın Ördek Başını Bırakır, Kıçından Dalar:  

(Türk) Aklını iyi kullanamayan ve ne yapacağını bilmeyen kişiler, işi tersinden yürütmeye kalkar. Daha sonra kapatamayacağı sorunların oluşmasına neden olurlar.

Satılık Ziftin Olsun, Selanik'ten Kel Gelir:  

(Türk) Kişinin elinde olan bir şeye ihtiyacı olmayabilir veya o şey o kişiye çok faydasız ve gereksiz gözükebilir. Fakat her malın bir alıcısı olduğundan dolayı, sen satılığa ne çıkarırsan çıkar akla gelmedik yerlerden bile o mala alıcı çıkar.

Satın Alırken Kulaklarını Değil, Gözlerini Kullan:  

(Çin)

Savaş, Barışın Sağladığını Yıkıp Gider:  

(Alman)

Savaşa Giderken 1, Denize Girerken 2, Evlenirken 3 Defa Düşün:  

(Rus)

Savaşı Bilmeyen, Barışı da Bilmez:  

(Japon)

Savaşta Öfke de Cesaret Kadar İyidir:  

(Gal)

Savaştan Sonra Herkes Kahraman Olur:  

(Arnavut)

Say Beni, Sayayım Seni (Sev Beni, Seveyim Seni) :  

(Türk) Saygı, sevgi karşılıklıdır. Sen beni sevip sayarsan ben de seni sevip sayarım; diyenlere özel bir atasözüdür. Kişiler sayıldıklarını, sevildiklerini ve saygı duyulduklarını hissetmedikçe, karşısındaki kişilere bu maneviyatı vermezler.

Sayılı Günler (Gün) Tez (Çabuk) Geçer:  

(Türk) Sayısı belli olan, bir işin yapılması için önemli ve az görülen belirli zaman süresi çok çabuk geçer. Kişi işine öyle dalar ki, bugünlerin nasıl geçtiğinin farkına bile varmaz.

Sayılı Koyunu Kurt Kapmaz:  

(Türk) Birine teslim edeceğiniz bir şeyi eğer sayarak, ölçerek ya da tartarak verirseniz, emanet alan kişi onu daha iyi korur; içinde bir kötülük varsa bile, sayılı olduğunu bildiğinden ötürü bundan vaz geçer; dikkatli olur.

Sebepsiz Kuş Bile Uçmaz:  

(Türk) 1- Dünyada her şeyin olmasına veya bir hâlde bulunmasına yol açan bir sebep vardır. Bu sebepleri de yaratan Yüce Allah`tır. Sebeplerin sırrını da gerçek anlamda yalnız O bilir. 2- Bir yardımcı, bir yol gösterici olmadan işler başarıya ulaşmaz.

Sebepsiz Ölüm Olmaz:  

(Türk) Her insan vakti gelince ölür. Fakat her ölümün bir sebebi vardır ve insan durup dururken ölmez. İnsanlar her ölüme mutlaka bir neden bulurlar.

Sefa İle Yenen Cefa İle Kazanılır:  

(Türk) Kaygısız, sakin, zevk ve gönül rahatlığı içinde yenen para, sıkıntı çekilerek ve alın teri dökülerek kazanılmıştır.

Sel Gider Kum Kalır (Kişi Ettiğini Bulur):  

(Türk) Geçici olanlara değil, kalıcı olanlara önem vermek gereklidir. Hayatın akışı içinde yaşadığımız olayların, bulunduğumuz yerlerin, ilişki kurduğumuz insanların bir aslî olanları, bir de gelip geçici olanları vardır. İşte bizim için bu aslî olanlar, kalıcı olanlardan daha önemlidir.

Sel İle Gelen Yel İle Gider:  

(Türk) Emek vermeden ele geçen para çarçur olur gider. Alın teri dökmeden kazanılan paranın kıymeti olmaz. Böyle paralar kolayca yok olur, sahibine faydası olmaz, zararı olur.

Selam Kelamdan Öncedir (Önce Gelir):  

(Türk) İnsanlar ehli insanlar içine girerken selam vererek geldiklerini bildirirler. Allah'ın selamını herkes alır ve gelen misafir yada arkadaşlarını ortamlarına dahil ederler. Kelam muhabbettir, muhabbete girmeden önce insanlar bu selam sayesinde muhabbete dahil olurlar. Selam vermeden kelam ortamına girilmez, ayıp olur, saygısızca bir davranış olarak nitelendirilir. Bu sebeple bizler her zaman saygılı ve selam veren insanlar olmalıyız.

Selam Para, Kelam Para:  

(Türk) İnsan her şey için para harcar. Para harcamadan yaşanması mümkün değildir. Hatta artık bazı insanlar parası olmayana selam bile vermez.

Selden Gelen Suya Gider:  

(Türk) Havadan kazanılan para, lüzumsuz şeyler uğruna savrulur, gider. / Tüm canlılar Allah'tan gelmiş ve yine O'na döneceklerdir ("Hay", yüce Allah'ın doksan dokuz isminden biridir; "Hu" ise, arapçada Allah isminin yerini tutan şahıs zamiridir).

Sen Ağa, Ben Ağa; Bu İneği Kim Sağa:  

(Türk) Kişi, üzerine düşen işten kaçmayıp onu yapmalıdır. Herkes işini bir kenara bırakıp keyfini düşünürse işler ortada kalır, bir sonuç alınamadığı gibi iş düzeni de bozulur, karışıklık çıkar, tatsızlık başlar.

Sen Başkalarına Gülersin, Ama Dünya Sana Güler:  

(Arnavut)

Sen Bilirsin Deyince (Deyirmende) Kavga Olmaz :  

(Türk) İnsanlar arasındaki kavga genellikle görüş ayrılıklarından çıkar. Bir konu hakkında konuşurken uysallık gösterir, alttan alır, karşımızdakinin dediğini kabul edersek, anlaşmazlık çıkmaz.

Sen Bir Garip Çingenesin, Gümüşlü Zurna Nene Gerek:  

Maddi gücü zayıf, destekçisi olmayan, yoksul ve fakir kimseler, yapamayacakları, güçlerinin yetmeyeceği pahalı, lüks ve gösterişli ürünler almak, şatafatlı düğün yapmak gibi işlere kalkışmamalıdır.

Sen Değiştiğinde, Talihin de Değişir:  

(Portekiz)

Sen Garip Bir Çingenesin, Telli Zurna Nene Gerek :  

(Türk) Toplumda statüsü düşük olan, maddi gücü az, yoksul ve basit işlerde çalışan insanlar; kendi güçleri üzerindeki işlere girişmemeli, lüks ve pahalı ürünler kullanmamalı, büyüklük taslamamalıdır.

Sen Görevini Yap, Gerisini Tanrıya Bırak:  

(Latin)

Sen İşlersen Mal İşler, İnsan Öyle Genişler:  

(Türk) Mal-mülk edinmenin, para kazanmanın yolu çalışmaktır. İnsan ne kadar çok çalışırsa, o kadar da çok kazanır; gittikçe de zenginleşir, rahat bir hayata kavuşur.

Sen İşten Korkma, İş Senden Korksun:  

(Türk) Bir işi başarmada azim ve cesaret çok önemlidir. Eğer girişeceğin işi gözünde büyütür, bunun altından kalkamam diye korkar, azmini yitirirsen başarılı olamazsın. Korkma, cesaretle işin üstüne üstüne git, bak nasıl iyi bir sonuç alacaksın.

Sen Kazan da Düşmana Kalsın:  

(Türk) Kişi, eli ayağı sağlamken, gücü yerindeyken çalışıp kazanmalıdır. Bu durum hem insanlık görevidir hem de kişiyi rahat ettirir, onu mutlu eder. Eğer kişi çalışıp kazandığını, bunları kim yiyecekmiş ve bunlardan kim yararlanacakmış diye düşünüp çalışmayı bırakırsa hayatta değersiz ve önemsiz biri olur.

Sen Olursan Bensiz, Ben de Olurum Sensiz:  

(Türk) İnsan, gerçek mutluluğu ve huzuru toplum içinde bulur. Bunu sağlamak için çevresindekilerle iyi dostluklar kurar. Dostlukların yürümesi için saygı ve sevgi gerekir. Dostlarımızla ilişkilerimizi sudan nedenlerle kesersek, onlar da bizi haklı olarak terk ederler.

Sen Pazarda Hiç Adam Ağzı Görmedin mi?:  

(Türk) Kimi insanlar görgüsüz olarak yaşamanın dezavantajlarının farkına varmazlar. Görgüsüz bir biçimde sanki hayatlarında ilk defa yaşıyormuş gibi bir duruma yaklaştıklarında veya bu durumda davrandıklarında çevresindekiler tarafından kötü ithamla anılırlar. Edepsizce ve bilinçsizce herhangi bir durum yada varlığa saldırmak erdemli insanların işi değildir.

Sen Sen, Ben Ben:  

(Türk) Her kişi kendinden sorumludur. Kimse kimseye karışamaz ve kimse kimsenin egemenliği altına girmek zorunda değildir. İnsanlar, kendilerini nasıl bağımsız görüyorsa aynı şekilde diğer kişileri de öyle görmelidir. Bu yüzden başkalarının işine karışmamalı ve emir vermemeliyiz.

Senden Çaba, Allahtan Murat:  

(Kürt)

Senden Çıkmış Bir Kaza, Kime Gidersin İmdada :  

(Türk) İnsanın yaptığı her kaza, kendi sorumluluğundadır. Kişinin çocuğu yaramaz ise yine aynı şekilde bu durum kişinin kazası sayılır. Bu yüzden bu durum için kimseye imdada gidilmez.

Senden Zengin İle Ortak Olma:  

(Türk) Kişi, kendinden daha zengin biriyle iş ortaklığı yapmaya kalkarsa eğer en çok zengin kişinin lafı geçer ve işçiler en çok zengin olanın sözünü dinler. Bir fikir uyuşmazlığı ortaya çıktığında da her zaman o ne isterse o olur. Bu yüzden düşük seviyedeki kişi daima ezilir. Bu nedenle her şey dengi dengine olmalıdır.

Seni Besleyen Eli Isırma:  

(Alman)

Seni Seven ve Senden Nefret Eden Ölümüne İnanmazlar:  

(İbrani)

Senin Vicdanın Senden Başkasını Temsil Edemez:  

(Kızılderili)

Seninle Alakası Olmayan Sırrı Bilmekte Ne Fayda Var:  

(İbrani)

Şer İşi Uzat Hayra Dönsün, Hayır İşi Uzatma Şerre Dönmesin:  

(Türk) Yapılan bir iş kötüye gidiyorsa eğer hemen pes edilip o iş kötü bir şekilde yarıda bırakılmamalıdır. Çünkü devam ettirirsen bir bakarsın iyi sonuçlar verir. İyi giden bir iş de uzatılmaya çalışılırsa ortaya beklenmedik aksilikler çıkabilir ve kötü sonuç verebilir. Bu yüzden iyiye giden iş hemen sonuca bağlanmalıdır.

Seraskere Dana Güttüren Dünya:  

(Türk) Serasker, Osmanlı döneminde ordunun komutanlığını yapan vezire verilen addır. Bu dünya öyle bir dünyadır ki insanın aklına gelmeyen başına gelir. Öyle ki hayatta insanın tahmin edemeyeceği kadar türlü durumlar vardır.

Serçe İle Konuşanın Sesi Semadan Gelir:  

(Türk) Serçe gökyüzünde, yükseklerde yaşadığı için onunla konuşanın sesi de yükseklerden gelir. Aynı şekilde kendinden daha yüksek konumdaki kişilerle dostluk kuran, onlarla beraber olan kişi, onlara ayak uydurmak için yaşamını ona göre düzenlemelidir.

Serçeden Korkan Darı Ekmez:  

(Türk) Tehlikeleri gözünde büyüterek işe girişmekte çekingen davranan kimse, amacına ulaşamaz. Unutulmamalıdır ki, her işin kendine göre zor bir yanı vardır. Amacına kavuşmak isteyen de bunları göze almalıdır.

Serçeye Çubuk Beredir:  

(Türk) Serçe ufak ve narin bir kuş türüdür. Bu yüzden bir yerine küçük de olsa bir şey gelse onu hemen incitir. Aynı şekilde bazı güçsüz ve zayıf insanlar da en ufak bir darbede veya küçük olaylar karşısında hemen yıkıma uğrarlar. Hemen incinip, büyük zararlar görürler.

Şeriatın Kestiği Parmak Acımaz:  

(Türk) Şeriat, Kur`an`daki ayetlerden, Hz. Peygamber`in sözlerinden çıkarılan dinî temellere dayanan Müslümanlık kanunları, yani İslâm hukukudur. Bu kanunların karşısında herkes eşittir, ayrımcılık yapılmaz. Buradan yola çıkılarak ata sözü şu anlamda gelişmiştir: Kanunların uygun gördüğü cezaya katlanılır; bu durumu, zarar gören kişi de saygıyla karşılar.

Serkeş Öküz Soluğu Kasap Dükkanında Alır:  

(Türk) Sürekli kendi kafasına göre davranan, başkalarına hep kafa kaldıran ve kabadayılık taslayan kişiler, kötü sonlarını kendileri hazırlar. Hatta bu davranışları onların canlarına bile mal olabilir.

Sermayen Bir Yumurta İse Taşa Çal:  

(Türk) Sermaye, bir işin kurulup yürütülmesi için gerekli olan, önemi büyük bir güven kaynağıdır. Eğer bu kaynak işe yaramayacak, seni yarı yolda bırakacak kadar küçük ve önemsizse, o işten hemen vazgeçmelisin; ona bel bağlayıp yola çıkarsan sonunda zarar görür, pişman olursun.

Serpilmeyen Tohum Yeşermez:  

(Türkmen)

Sert Sirke Taşı Patlatır:  

(Arnavut)

Ses Çıkarmayan ve Gürültü Yapmayanlar Tehlikelidir:  

(Fransız)

Sessiz kalmak Altındır:  

(Arnavut)

Sev Seni Seveni Hak İle Yeksan İse, Sevme Seni Sevmeyeni Mısır'a Sultan İse:  

(Türk) İnsan, karşısındaki kişiye toplumdaki yerine göre sevgi beslemez. Kişinin toplumdaki yeri sevgi için ölçü olamaz. En yüksek makamlarda bile olsa, bizi sevmeyen kişiyi sevmemiz mümkün değildir.

Sevda Geçer Yalan Olur, Sonra Sokar Yılan Olur:  

(Türk) Tutku hâlini almış aşırı sevgi, başlangıçta sevenleri birbirine bağlayan güçlü bir bağdır. Karşılıklı sevgi bittiği anda bu bağ kopar; tutkuya dönüşmüş olan sevgi de kısa zaman sonra yerini karşıtı olan nefrete bırakır, taraflara büyük zarar verici odak hâline gelir.

Sevdiğinle Değil Seni Sevenle Evlen:  

(Çerkez)

Seven de Kalp Nefret Eden de:  

(Yunan)

Seven Kalp, Daima Gençtir:  

(Yunan)

Sevenin Kuluyum, Sevmeyenin Sultanı:  

(Türk) Bizi sevenlerin her isteğini yerine getirmeye çalışırız. Sevmeyenlere ise o nasıl istiyorsa öyle davranırız. Kimseye gereğinden fazla kulluk etmek iyi değildir. Bu atasözümüzle beraber şuda söylenebilir: Kapım çalana açık, çalmayana kapalı.

Sevgi Ateş Değildir. Yandığında Söndüremezsin:  

(Çerkez)

Sevgi Bittiyse Başlamamış Demektir:  

(İbrani)

Sevgi Kuvvetle Alınamaz:  

(Çerkez)

Sevgi ve Nefret Dilden Çıkınca Vücut Bulur:  

(Zazaca)

Sevilmedik Ot, İnsanın Başucunda Biter:  

(Türk) Kişilerin istemediği yada hoşlanmadığı bir durum gelir ve onu bulur. Bu isteksizliğe karşın bu durumla yaşamaktan keyif almayan insanlar dertlerine genelde zor çare bulurlar. Bunun önüne geçmenin tek yolu büyük konuşmamak, her kötü duruma karşı temkinli ve sabırlı yaklaşmaktır.

Sevinçli Anında Kimseye Vaatte Bulunma. Öfkeli Anında Kimseye Cevap Verme:  

(Çin)

Sevmek Keman Çalmak Gibidir, Bilmeyen Kötü Sesler Çıkarır:  

(Bolivya)

Sevmek Keman Çalmak Gibidir. Bilmeyen Kötü Sesler Çıkarır:  

(Avustralya)

Şeyh Uçmaz, Müridi Uçurur:  

(Türk) Bir kimseye bağlanan ve inananlar, onu olduğundan daha üstün görürler. Onda olağanüstü değerler bulunduğuna inanır ve buna başkalarını da inandırmak isterler.

Seyrek Giden Doğan, Sık Giden Soğan:  

(Türk) Kişi dostunu, tanıdık ve sevdiklerini sık sık rahatsız etmemeli onlara seyrek gitmelidir. Dostuna sık sık giden çok sıcak karşılanmaz. Seyrek giderse sevgi ile karşılanır.

Seyrek Git (Sıkça Varma) Dostuna, Kalksın Ayak Üstüne:  

(Türk) Dostumuz da olsa, sık sık yanına giderek kişiyi rahatsız etmek doğru değildir. Onu bezdirmemek, kendimizden soğutmamak, gittiğimizde de yakın ilgi görmek ve lâyıkıyla ağırlanmak istiyorsak, ziyaretlerimizi uzun zaman aralıklarıyla ve arada sırada yapalım.

Şeytan Azapta Gerek:  

(Türk) İnsanlara kötülük etmiş, içlerinde kötülükten başka bir şey olmayan insanların başına bir sıkıntı geldiğinde veya güçlük içinde kaldıklarında onlara üzülmemek gerekir. Çünkü kötü insanlar bunu hak etmiştir ve bu durum onlara müstahaktır.

Şeytan Gidemediği Yere, Bir Kadın Gönderecektir:  

(Polonya)

Şeytan İle Ortak Eken, Buğdayın Sapını Alır:  

Kurnaz, hileci bir kimseyle bir işte ortaklık yapmaya kalkışmayın. Bu işten karlı çıkan o olur. Sizin elinize bir şey geçmez. Elinize bir şey geçmediği gibi bu işte bir de zarara uğrarsınız.

Şeytan Kişiyi Kandırır Ama Suyunu Isıtmaz:  

(Türk) İnsanları aldatıp, kandırıp ve onları güç duruma düşüren kişiler amacına ulaşınca artık o insanın yanına uğramazlar. Kişi tek başına kalır ve sıkıntısını tek başına atlatmak zorunda kalır.

Şeytanın Dostluğu Darağacına Kadardır:  

(Türk) Kimi insanlar vardır ki, tıpkı şeytan gibidirler. Kurnaz, düzenbaz, alçak ve kötü niyetlidirler. Bunlar kimilerini çıkarları için türlü yollara iterler, kandırıp yoldan çıkarırlar, tehlikeli işlere bulaştırırlar. Bütün bunları yaparken kendisi ile beraber olduklarını söylerler ama belâ ve felâketlerle karşılaştıklarında, ölümle burun buruna geldiklerinde onu hemen terk ederler.

Şeytanla Kabak Ekenin, Kabak Başına Patlar:  

(Türk) Kötü, alçak, düzenbaz, kurnaz biri ile ortak bir işe girenin başına türlü felâketler gelir; oynadıkları oyundan en çok zarar eden o olur.

Şeytanla Ortak Buğday Eken Samanını Alır:  

(Türk) İnsanlar bir iş için ortağa ihtiyaç duyabilirler. Fakat kişinin seçeceği bu ortak; hileci ve kötü biri olmamalıdır. Yoksa bu kişi o işten düzenbazlıkla her şeyin en iyisini kendine alır, size de ya en kötüleri kalır ya da hiçbirisi kalmaz. Bu yüzden siz zararda o kârda olmuş olur.

Şeytanla Saman Eken, Sapını Alır:  

(Türk) Bir işe kalkışmadan önce bize yardımcı olacak kişilerin huylarını ve niyetlerini iyi saptamalıyız. Eğer onları tanımadan iyi niyetle yaklaşırsak ve karşımızdaki soysuz bir insan ise bize yararından çok zararı dokunacaktır. Bunun sonucunda işe başlamadan önceki değerlerimizide kaybetmiş ve bunu tecrübe etmiş oluruz. Kötü bir tecrübeyi hiçbir aklı başında insan yaşamak istemez. Bu suretle temkinli ve karşımızdakileri çok iyi tanıyor olmalıyız.

Sıcağa Kar mı Dayanır?:  

(Türk) Her şey birikimle, üstüne ekleyerek çoğalır. Fakat bu durum çok vakit alabilir. Birikimlerin üstüne ekleme yapmazsak da çok kısa sürede tüketiriz. Tüketim olmazsa olmaz olduğu için en büyük birikimler bile zamanla erir gider.

Sıcak, Herkese Aittir; Soğuk, İnsanın Elbisesine Göre Değişir:  

(Çin)

Sıçan Çıktığı Deliği Bilir:  

(Türk) Yasalara aykırı, yolsuz, gizli bir iş yapan kimse, kalkıştığı bu eylemin doğuracağı sonuçları önceden enine boyuna hesaplar; yakayı ele vermemek, yakalanmamak için gerekli önlemleri alır; nereye, ne zaman ve nasıl kaçacağını bilir.

Sıçan Geçer Yol Olur:  

(Türk) Küçük ve basit de olsa, olumsuz ya da kötü bir işin yapılmasına izin verilmemelidir. Eğer bir kez izin verilirse, sürekli yapılmaya başlar ve alışkanlık hâline gelir. Bu giderek gelenekleşir ve pek çok kimse o zararlı yolu takip eder.

WhatsApp