Bir Atasözü Öğrenelim!
Abdalın Yağı Çok Olursa Gah Borusuna Çalar, Gah Gerisine:
(Türk) Varlıklı, ama akılsız ve hesapsız kişi, malını gereksiz yerlere harcar, telef eder. Bu paranın nasıl ve ne emeklerle kazanıldığını da bilmiyorsa; o parasını helak eder, zarar edecek işlere harcar, yarınlarını asla düşünmeden hepsini tüketir. Bu gibi erdeme ulaşmamış para ve dünya malı sahibi insanlar hem yemesini bilmedikleri gibi harcarlar, hemde kimseye yararı olmayacak şekilde saçıp savururlar.
SON EKLENEN ATASÖZLERİ
*Sağlıklı ve İyi Yaşamanın Sırrı Yarım Yemek, İki Kat Yürümek, Üç Kat Gülmek
ATASÖZÜ ARAMA
Sende Yolla Hata Bildir!ATASÖZLERİ SÖZLÜĞÜ
Paylaşılan Sevinç İki Katına Çıkar:
(Alman)
Pazar Körsüz Kalmaz:
(Türk) Pazarda malın iyisi de kötüsü de mevcuttur. Akıllı insanlar alacağı şeyi iyice inceler ve kontrol edip malın iyisini alır. Fakat aptal kişiler çok fazla dikkat etmez, bu nedenle malın kötüsünü alır. Böylece iyi mal da kötü mal da satılmış olur.
Pazar, İlk Pazardır:
(Türk) Bir malın en iyi satıldığı an, pazara çıktığı ilk andır. Pazara satmak için çıkardığımız mala, alıcı çıktıysa eğer o kişinin sunduğu fiyat en yüksek ve en iyi fiyattır. Satıcı eğer sunulan paradan memnun kalmayıp başkasına satmaya çalışırsa, kimse aynı parayı vermez ve zor satılır.
Pazarda Herkes Ambarındaki Unu Kadar Konuşur :
(Türk) Bir insan konuşmadan önce düşünmeli ve elinde olan parası, yeteneği kadar konuşmalı. Kendini aşan ve yapamayacağı sözler sarf etmemelidir. Davranışlarını buna göre ayarlamalıdır.
Pek Yaş Olma, Sıkılırsın; Pek de Kuru Olma, Kırılırsın :
(Türk) Kişi her ortamda yumuşak ve uysal olursa eğer, insanlar tarafından ezilip, mağdur edilebilir. Girdiği her ortamda sert ve dik kafalı olursa da eğer, herkesi karşına alır ve yalnız kalır. Bu yüzden kişi yerine göre yumuşak yerine göre ise sert davranmalı ve nerede nasıl hareket etmesi gerektiğini bilmelidir.
Pekmez Gibi Malın Olsun, Antakya'dan Sinek Gelir :
(Türk) Bir satıcının malı kaliteli ve güzelse eğer, o malın alıcısı çok olur. Bu kişi müşteri bulmakta zorlanmaz. İyi malı uzak yerlerden bile gelip alırlar.
Pekmezi Küpten, Kadını Kökten Al:
(Türk) İnsanlar yiyecek ve içecek alırken o ürünün öncelikle hijyenine ve sağlıklı olup olmadığına bakarlar. Aynı şekilde insanlar eş seçiminde bulunurken, evlenecekleri kişinin soyunun temiz, namuslu ve asil bir aileden olmasına özen gösterir.
Perşembenin Gelişi Çarşambadan Bellidir:
(Türk) Bir iş, durum ya da olayın nasıl sonuçlanıp sonuçlanmayacağı şimdiki gidişinden anlaşılıp belli olur. Eşanlamlısı:: Gün Ola Harman Ola
Peynir Ekmek, Hazır Yemek:
(Türk) Peynir ve ekmek besin değeri oldukça yüksek yiyeceklerdir. Eğer kişinin yemek yapmaya zamanı yoksa hızlı ve kolay şekilde peynir ekmekle karnını doyurabilir.
Peynir Suyu Buldurur, Balık Derede Yeldirir:
Canlılar, zorunlu ihtiyaçlarını karşılamak için her yolu denerler. Ayrıca mecbur kalınan bir durumda harekete geçmek de kaçınılmazdır.
Pilâv Yiyen, Kaşığını Yanında (Belinde) Taşır:
(Türk) Bir şeyden yararlanmak isteyen kişi, bunun için gereken aracı eli altında bulundurmalıdır.
Pilâvdan Dönenin Kaşığı Kırılsın:
(Türk) Yararlı bir şeyi elde etmek isteyen insan sonuna kadar uğraşıp didinmeli, direnmeli ve mücadele etmekten kaçınmamalıdır.
Pırıl Pırıl Gökkuşağını Görmek İçin Önce Yağmuru Yaşamak Gerekir:
(Fransız)
Pirincin İçindeki Siyah Taşlardan Korkma Beyaz Olanlardan Kork:
(Japon)
Pişmiş Aşa Su Katan, İşi Bozan Kişiyi Tanımlar :
(Türk) Olmuş ve bitmiş bir olayın üstüne hiçbir kendini bilen, kendine yeten insan bir daha düşmez. Zaten olaylar peşinsıra çözülmüştür. Ancak onu kurcalayan ve o olayı irdeleyen densiz insanlar ise işi bozarlar, ortalığı karıştırırlar. Bu olaydan zararlı çıkmış insanların yaralarına yeniden tuz basarlar.
Püf Demeye Dudak İster:
(Türk) Bir şeyi yapmak için kuşkusuz bilgi, beceri ve araç oldukça önemlidir. Ancak bunlardan da önemlisi o işi yapma isteği, gücü ve cesaretidir. Bunlar olmadan işin başarıya ulaşması zorlaşır.
Rağbet Güzel İle Zenginedir:
(Türk) İnsanlar, elle tutulan, gözle görülen şeylere daha çok değer verirler. İnsanları cezbeden, onları hemen etkilene güzellik ve zenginlik dünya hayatının da süsüdür. Hayatı asıl anlamlı kılan iç zenginliği, ahlak güzelliği çoğu insanın görmediği yada bilmediği erdemlerdir. Bundan dolayı insanların çoğu güzeller ile parası bol olanları her zaman el üstünde tutarlar.
Rahat Ararsan Mezarda:
(Türk) Bu dünyada yaşayan herkesin ufak da olsa büyük de olsa elbet bir derdi vardır. Herkes çeşit çeşit dertlerle boğuşur. Bu sorunlardan insan ancak ölünce kurtulur. Fakat ölümden sonrasını bilen yoktur.
Rahvan At Kendini Yorar:
(Türk) Bir işi işgüzarlık ederek, gereksiz yere acele ederek veya gerektiğinden fazla uzatarak yaparsak eğer, yaptığımız iş olumlu olarak sonuçlanmaz. Yorgunluktan başka bir şey elde edemeyiz
Rakip Ölsün de Ne Yüzden Ölürse Ölsün:
(Türk) Bize rakip olan veya herhangi bir işimize engel olan unsur bizi rahatsız eder ve işlerimizi zorlaştırır. Bu engelin ortadan kalkması bizim işimize gelir ve ne şekilde ortadan kalktığı önemli değildir.
Ramazan Bereketli Aydır Ama Duvardan Giden Kılıca Sor (Demişler):
(Türk) Ramazan ayında her şey boldur. Yemenin, içmenin sınırı yoktur ve bol bol alışveriş yapılır. Ancak bunlara harcanan parayı elde edebilmek için fedakarlık edip evdeki bazı eşyaların satılması gerekli olur.
Ramazanda Yalan Söyleyenin (Oruç Yiyenin) Bayramda Yüzü Kara Olur:
(Türk) Gerçeği yalanla kapatmak mümkün değildir. Bu bakımdan kişi yalan söyleyerek işlerini uzun süre yürütemez. Söylediğinin yalan olduğu, asıl meselenin mahiyeti çok geçmeden anlaşılır. Gerçek ortaya çıkar; işte o zaman, yalan söyleyerek işlerini yürüten kimse de utanır; kimsenin yüzüne bakamaz olur.
Rençber Kırk Yılda, Tüccar Kırk Günde:
(Türk) Çiftçilik zor bir uğraştır. Rençberler yılın her mevsiminde çalışsalar da karınlarını ancak doyururlar. Tarımla geçinen ülkelerin geri kalmasının sebebi, toprak ürünlerinin fazla gelir getirmemesindendir. Peygamberimiz, "rızkın onda dokuzu ticarettedir" buyurmuştur. Rençberin ancak kırk yılda kazanabileceği parayı, tüccar kırk gün gibi kısa bir sürede kazanır.
Rica Daima Sıcak, Teşekkür Daima Soğuktur:
(Alman)
Riske Girmeyen, Bir Şey Koparamaz:
(İtalyan)
Roma Bir Günde İnşa Edilmedi:
(Latin)
Roma'daysan, Romalılar Gibi Davran:
(İngiliz)
Ruhun İlacı Kitaptır:
(Japon)
Rüşvet Kapıdan Girince İman Bacadan Çıkar:
(Türk) Rüşvet, yaptırılmak istenilen bir işte kolaylık sağlanması için bir kimseye mal ve para olarak sağlanan çıkardır. Dinimiz olan İslâm rüşvet alıp vermeyi haram kılmış, haksız bir kazanç olarak görmüştür. Eğer inananlardan biri, Yüce Allah`ın buyruğuna uymayıp bu yasağı çiğnerse, büyük haksızlık etmiş olur; dolayısıyla imanını da kaybeder.
Rüşveti Veren, Aracı Sürer:
(Avusturya)
Rüya İle Hülya Olmasa Züğürtlerin Canı Çıkar :
(Türk) Yoksul kişiler, her istediklerine sahip olamazlar ve üzülürler. Bu yüzden istedikleri şeyleri hayallerinde kurarak, o hayalin bir gün gerçekleşeceğine inanıp, umut ederler. Ayrıca istediklerinin hayalini kurarak hem onların yokluğuna katlanırlar hem de kendilerini bu şekilde teselli ederler.
Rüzgâr Eken, Fırtına Biçer:
(Türk) Kişi bir kötülük yaparsa, yaptığı kötülüğün çok daha kötüsü ile karşılaşır; büyük felâketlere uğrar, zarar görür.
Rüzgâr Esmeyince Yaprak Kıpırdamaz (Dal Oynamaz):
(Türk) Meydana gelen her olayın, her durumun belli bir sebebi veya etkeni vardır.
Rüzgâra Tüküren Kendi Yüzüne Tükürür:
(Türk) İnsan kimle, ne ile mücadele edeceğini bilmelidir. Karşı koyacağı şeyin gücü ne? Onunla ne kadar baş edebilir? Sonuç ne olabilir? Bütün bunları iyice tartmalıdır. Eğer kişi gücünün üstünde bir güce saldırmaya, onunla boy ölçüşmeye kalkışırsa, sonuç alamaz; sonuç alamadığı gibi zararlı da çıkar, yıpranır.
Rüzgara Tüküren Yüzüne Tükürür:
(İspanyol)
Rüzgara Tüküren, Kendi Yüzüne Tükürür:
(İtalyan)
Rüzgârın Önüne Düşmeyen Yorulur:
(Türk) Toplumun genel gidişatına, ilkelerine, değer yargılarına karşı çıkan, uymayıp ters yönde hareket eden kişi pek çok engellerle karşılaşır; yorulup yıpranır.
Rüzgarlı Günde Pamuk Atılmaz:
(Türk) Her işin kendine göre uyulması gereken kuralları, yapılması için doğru ortamı ve zamanı vardır. Eğer bu koşullara uymadan bir iş yapılmaya kalkışılırsa sonuç her daim olumsuz olur.
Rüzgarlı Havanın Kuytusu, Yağmurlu Havanın Uykusu:
(Türk) Rüzgarlı havada iyi bir kuytu köşe bulup sığınmak gerekir. Yağmurlu havada da dışarı çıkmayıp evde dinlenmek ve uyumak gerekir. Aynı şekilde toplumda da bir kargaşa durumu olduğunda kişi oradan kaçmalı ve oraya uzun bir süre yaklaşmamalıdır.
Sabah Akşamdan Daha Akıllıdır:
(Arnavut)
Sabah Güneşinde Faydalanmazsan Akşam Güneşinin Faydası Yoktur:
(Zazaca)
Sabah Kalk Atanı Gör; Atandan Sonra Atını:
(Türkmen)
Sabah Ola, Hayır Ola (Gele):
(Türk) Sabah olsun, o vakte kadar işi belki düzelir. Çünkü gündüz geceden daha hayırlıdır. Bk. “Akşamın hayrından sabahın şerri…”
Sabah Sürçen, Geceye Dek Sürçer:
(Türk) Bir işe başlarken beceriksizlik gösteren ve onu yüzüne gözüne bulaştıran kimse, bu durumunu sonuna kadar düzeltmez, hep böyle devam eder.
Sabahın Kavgası Akşamın Hayrından İyidir:
(Kürt)
Sabahın Kızıllığı Akşamı Kış Eder, Akşamın Kızıllığı Sabahı Güz Eder:
(Türk) Bazı insanların deneyimlerine ve gözlemlerine göre sabah havanın kızıl olması, akşamın çok soğuk olacağını gösterir. Akşamki havanın kızıl olması ise sabah havanın güze döneceğini gösterir.
Sabahtan Karnını Doyuran, Küçükken Evlenen Aldanmamış:
(Türk) Sabahları günün ilk saati olduğu için, sabahları iyice beslenmek ve enerji depolamak günümüzün daha verimli geçmesini sağlar. Yaşı geldiği vakit evlenen kişi de erkenden iş ve aile hayatını düzene sokmuş olur, daha rahat eder. Kişinin yaşı geçtikçe kendine eş bulması zorlaşır.
Sabanın Tutağına Yapışan El Aç Kalmaz:
(Türk) Çiftçilik, bol kazancın olduğu verimli bir meslektir. Her tüccar zarar edebilir; fakat çiftçilikte bu durum üzerine az da olsa illa bir kâr payı vardır. Bu nedenle çiftçilikle uğraşan kişi her zaman kazancını sağlar, sıkıntı çekmez ve aç kalmaz.
Sabır Acıdır, (Acı İse de) Meyvesi Tatlıdır:
(Türk) Olumsuzluklar ve aksilikler biz insanlar içindir. Beklenmedik bir durumla karşılaşınca hemen öfkelenmemeli, sakin bir kafa ile durum değerlendirmesi yapılmalı ve biraz beklenmelidir. İnsana sabretmek güç gelir, ama güzel sonuç verir.
Sabır Kökleri acı, Fakat Meyveleri Çok Tatlı Olan Bir Ağaçtır:
(İran)
Sabırla Koruk Helva, Dut Yağrağı Atlas Olur:
(Türk) Sabır, her gelen olumsuzluğu kabullenmek değil, aksine bir işin başarılması için gerekli mücadelenin verilmesi esnasında karşılaşılan güçlüklere göğüs germek, azim ve kararlılıkla mücadeleye devam etmek demektir. Nasıl ki, ham üzüm olan koruk bakılırsa zamanla üzüm olur, üzümden pekmez, pekmezden helva yapılır. Yinede atlas elde etmek isteyen kişi sabırla çalışacak; ipek böceği dut yaprağını yiyecek büyüyüp ipek salgılayacak, ipek kozaları ip haline sabırla getirilecek ve yine sabırla atlas dokunacak.
Sabredebildiğin Kadar Sabret, Sonsuza Kadar Sevin:
(Arnavut)
Sabreden Derviş, Muradına Ermiş:
(Türk) Hiç kimse amacına öyle birdenbire ve kolayca ulaşamaz. İnsanın karşısına pek çok engel çıkabilir, uzun zaman beklemesi gerekebilir, başına türlü hâller gelebilir; işte bütün bunlara sabreden, direnişini yılmadan sürdüren kişi istediğine kovuşup ulaşabilir.
Sabreyle İşine, Hayır Gelsin Başına:
(Türk) Bir iş yapmaya giriştiğinde karşına çıkan zorluklar sebebiyle kızıp öfkeye kapılmaz, acele edip gevşemez, azmini yitirmezsen başarı da, hayırlı sonuç da senin olur.
Sabrın Sonu Sarı Altın:
(Kırgız)
Sabrın Sonu Selâmettir:
(Türk) Olan veya olacak tüm zorluklara göğüs geren, telâş ve öfkeye kapılmadan başına gelen felâketlerin geçmesini bekleyen, ses çıkarmadan bunları aşma erdemi gösteren kimse, sonunda esenliğe erecektir.
Saç Kıvamını Bulur Hamur Tükenir, Yaş Kıvamını Bulur Ömür Tükenir :
(Türk) İnsanlar her işini vaktinde yapmalıdır. Vakti geçtikten sonra beden iş görmez olur ve gençlikteki enerji bulunmaz. Ayrıca elde bulunan değerlerde aynı şekildedir. Gerektiğinde kullanılmayan araç ve gereçler zamanı geçtikten sonra işe yaramaz hale gelir. O vakitten sonra hiçbir şeyin anlamı kalmaz.
Saç Sefadan, Tırnak Cefadan Uzar:
(Türk) İnsanlar arasında şöyle bir kanaat vardır: İnsan mutlu, keyifli olursa saçı, gam ve keder çekerse tırnağı uzar.
Saçın Ak mı Kara mı, Önüne Düşünce Görürsün:
(Türk) Acele etme, herhangi bir yargıya varma; sonucun ne olduğunu biraz sonra, iş bitince, kendi gözlerinle görüp anlarsın.
Sade Pirinç Zerde Olmaz, Bal Gerektir Kazana; Baba Malı Tez Tükenir, Evlat Gerek Kazana:
(Türk) Zerde, pirincin içerisine bal veya şeker katılarak yapılan bir tatlıdır. Bunlardan birisi kullanılmadan zerde yapılması mümkün değildir. Aynı şekilde evlat çalışıp babasının parasına katkıda bulunmuyorsa eğer, çocuğa babasından kalan mal tez tükenir. Bu yüzden kişi kendisine kalacak olan mala güvenmemeli ve kendisi de kazanç sağlamalıdır.
Sadece Anne ve Baba Yok Pazarda:
(Arnavut)
Sadece Bir Aptal Suyun Derinliğini İki Ayağıyla Test Eder:
(Afrika)
Sadece Büyük Ve Güçlü Bir Ağaca İnek Bağlanabilir:
(Afrika)
Sadık Dost Akrabadan Yeğdir:
(Türk) Dostluğu, bağlılığı gerçek ve içten olan dost, akrabadan daha iyi ve hayırlıdır.
Sağ Baş Yastık İstemez:
(Türk) Sağlığı yerinde olan bir insanın durup dururken yattığı pek görülmez. Eğer yatmak istiyorsa, bilin ki o hastadır.
Sağ Elinin Verdiğini Sol Elin Görmesin:
(Türk) Birine yaptığın iyiliği gizli tut. Herkesin gözü önünde yaparsan, yardım yaptığın kişiyi incitebilirsin. Onun da bir onuru vardır, bil. Dinimiz olan İslâm da zekât ve sadakaların verilmesinde bu gizliliğe uymayı emretmiştir. Aslolan kişinin kendini gösterip övdürmesi değil, kendini göstermeden yardım yapıp yoksulu sevindirmesidir.
Sağ Olsun da Dağ Ardında Bulunsun:
(Türk) İnsanlar, sevdikleri yada yakınlarını yitirmektense onların gözden ırakta, gurbette olmasını tercih ederler. Çünkü ölen geri gelmez. Oysa sağ olan kimse, uzaktada olsa, birgün çıkar gelir.
Sağılır İneğin Buzağısı Kesilmez:
(Türk) Süt veren inek kesilirse eğer hem sütü hem de buzağısını kaybetmiş oluruz. Bu yüzden yararını gördüğümüz ve çıkar sağladığımız kişilere veya bir şeye zarar vermemeliyiz. Bu duruma dikkat etmezsek zarara uğrayan kişi biz oluruz.
Sağır Bir Koca İle Kör Bir Karı Her Zaman Mutlu Bir Çifttir:
(İngiliz)
Sağır Bir Kocayla, Kör Bir Kadın Mutlu Bir Çifttir:
(Danimarka) Hayatını paylaşmaya adamış evli veya eş insanlar birbirlerinin değişmeyecek yönlerini alttan almalıdır. Bir problem yada husumet olduğunda diğer üzerine gitmemeli, aynı şekilde karşımızdaki onur ve gururumuzu sarsmayacak bir problem oluşturduğunda bizde onun üzerine gitmemeliyiz. Dayanışma ve karşılıklı anlayış içinde yaşayan insanlar mutlu olurlar.
Sağır İçin İki Kere Kamet Olmaz:
(Türk) Toplumda konuşulurken herkesin orada net bir şekilde duyduğu ve öğrendiği söz, dikkatsiz ve dalgın kişiler için bir kez daha tekrarlanmaz.
Sağır İşitmez, Uydurur (Yakıştırır):
(Türk) 1- İşitme duyusundan yoksun, işitmeyen kimse, yakınında konuşulanları duymaz. Ama konuşulanlara bakarak değerlendirmeler yapar, anladığını sanarak bir şeyler yakıştırıp karşılık verir. 2- Bir olayın içyüzünü bilmeyen kimse, görünüşe göre bir sonuca varır; vardığı sonucu da doğru sanır.
Sağlam Vücudun, Ruhu da Sağlam:
(Kırgız)
Sağlığı Olanın Umudu, Umudu Olanın Her Şeyi Var Demektir:
(Arap)
Sağlık, Varlıktan Yeğdir:
(Türk) Vücudun hasta olmaması, vücut esenliği her şeyden önemlidir. Çünkü bir şeyin tadını alabilmek, bir şeyden gerektiği gibi yararlanabilmek için sağlıklı olmak şarttır. Her şeyiniz var, ama ondan istifade edecek durumunuz yok. Neye yarar?
Sağlıklı ve İyi Yaşamanın Sırrı Yarım Yemek, İki Kat Yürümek, Üç Kat Gülmek:
(Tibet)
Şahin Avını Nerede Olsa Alır:
(Türk) Beceriksiz, hiçbir işi başaramayan insanlar, her daim işi yapamadıkları için türlü türlü bahaneler uydurur dururlar. Fakat istekli ve azimli insanlar bir şeyi beceremem demez ve zor da olsa ne yapıp eder istediklerini elde ederler. İşi başarabilmek için her daim çözüm yolu bulurlar.
Şahin Gözünü Ette Açmış; Karga Gözünü Bokta Açmış:
Çocuk aileden ne görürse, nasıl yetiştirilirse büyüdüğünde, ailede gördüğü ve öğrendiği şeyleri yapar. Bu bir ömür sürer gider.
Şahin İle Deve Avlanmaz:
(Türk) Küçük şeyleri elde etmek için yeterli olan araç, büyük şeyleri elde etmek için yeterli olmaz. Bir amacı gerçekleştirmek için onu büyüklüğüne uygun araç kullanılmalı, boşa gayret sarf edilmemelidir.
Şahin Küçük Et Yer, Deve Büyük Ot Yer:
(Türk) Şahin küçük ama yırtıcı bir hayvandır, et yer. Deve büyük olmasına rağmen uysaldır ve ot yer. Bu yüzden insanlar dış görünüşlerine ve fiziki özelliklerine göre değil, yaradılış özelliklerine göre hareket ederler. Görünüşü küçük ve çelimsiz olan her insan güçsüz görülmemelidir.
Şahin Küçüktür; Ama Koca Turnayı Havadan İndirir :
(Türk) Şahin fiziken turnadan küçüktür ama dış görünüşüne rağmen ondan daha güçlüdür. Bu yüzden önemli olan boyut değil güçtür. Bazı güçsüz ve çelimsiz görünen kişiler, kendilerinden hiç beklenmeyen bir performansla daha güçlü kişileri devirebilirler.
Şahin, Sinek Avlamaz:
(Türk) Yüce amaçlar peşinde koşan ve kendini ona lâyık gören kimseler küçük, önemsiz, değersiz şeylerin ardına düşüp de vakit geçirmezler.
Sahipsiz Eve İt Buyruk:
(Türk) Sahibi olmayan evdeki köpek her istediği hareketi yapar. Aynı şekilde bir iş yerinde veya herhangi bir ortamda kimsenin yürütmediği, ilgilenmediği bir işi; ne olduğu belli olmayan ve değersiz kişiler üstlenip, yürütürler. Bu kişiler bu durumdan yüz bulup herkese emir vermeye başlarlar.
Sahipsiz Kapı Anahtarsız Açılır:
(Türk) İnsanların sahipsizmiş gibi ortada bıraktığı malın sahibi, kullananı çok olur. Bu mala zarar veren, bir başkalarına da düşünmeden verende çok bulunur. Bu yüzden gerekirse insanları, gerekirse malı, mülkü ve gerekirse tüm dünya malını sahipsiz bırakmamalı, onlara sahip çıkmalıyız. Aksi halde gidenler geri gelmeyecektir.
Sahtekarın Yedi Millete Zararı Dokunur:
(Türkmen)
Sahteliğin Bacakları Kısadır:
(Makedon)
Sakal Bir Karış Kadar Uzar, Ama Düşman Dost Olmaz:
(Kürt)
Sakal Bıyığa Denk Olmayınca Berber Ne Yapsın? :
(Türk) Bir işi yaparken kullanacağımız malzemeler yetersiz veya kusurlu ise işi yapacak kişi, işinde ne kadar uzman olursa olsun o iş düzgün yapılamaz. Ancak eldeki imkanlara göre yetersiz bir iş ortaya çıkar. Hiç kimse gücünün üstünde iş gerçekleştiremez.
Şakanın Sonu Kakadır:
(Türk) El veya dil ile yapılan şakadan, eninde sonunda hoş olmayan bir durum veya kavga çıkar.
Sakınan Göze Çöp Batar:
(Kazak)
Sakınılan Göze Çöp Batar:
(Türk) Üzerine çok düşülen şeyler daha çok kazaya ve zarara uğrar. Olabileceği düşünülen kötü durumlara karşı önlem almak gereklidir, ancak orta bir yol izlemeli, aşırılığa düşülmemelidir.
Sakla Beni Varken, Bulunayım Sana Yokken :
(Türk) İnsan, parası varken biriktirmeli, önündeki günleri düşünerek yiyeceğini saklamalı, alacağı şey ucuz ise bolca alıp bir kenara koymalıdır. Çünkü zor durumlarda, ihtiyaç duyulduğunda ve arandığı zaman hemen el atlında bulunup kullanılmalıdır.
Sakla Samanı Gelir Zamanı:
(Türk) Gereksiz görülen, işe yaramaz kabul edilen şey günün birinde, ileride lâzım olabilir. Bu sebeple önemsiz gördüğümüz şeyleri bir kenara atıp elden çıkarmamalı, onları saklamalıyız. Eşanlamlısı:: Ak Akçe Kara Gün İçindir
Saksağan Danayı, Babası Hayrına Bitlemez:
(Türk) Bu atasözümüzdeki "bitlemez" kelimesi temizlemek anlamında kullanılmaktadır. İnsanlar çıkar elde etmeyeceği insanların yardımlarına koşmazlar. Çıkar güdmek çoğu zaman kötü niyetli olarak algılansa da; anlatılmak istenen asıl fiil birgün yardımda bulunan insanın karşısındaki insandan yardım isteyebileceği olasılığıdır.
Samimiyet Saygısızlığı Besler:
(İtalyan)
Samur Kürkde Olsa Kabahatli Kimse Üzerine Almaz :
(Türk) Olmayacak bir işe neden olan insanlar, bu işin sonunda iyi şeyler ortaya çıksa dahi bunu kabullenmek istemeyecektir. Çünkü yapılan iş başından yanlıştır. Bu yanlış, işin sonucundaki doğru şeyi almasına neden olsa bile; ilerideki zaman diliminde bunun sıkıntısını tekrardan yaşayacaktır. Kaş yapalım derken göz çıkartmamalıyız.
Sana Söylemek, Duvara Söylemek:
(Arnavut)
Sana Taşla Vurana Sen Ekmekle Vur:
(Çerkez)
Sana Taşla Vurana, Sen Aşla Vur (Dokun):
(Türk) Sana sert, kaba, acımasız davranana, sen yumuşak davran; o incitiyorsa, sen incitme; kötülük ediyorsa, sen iyilik et.
Sana Vereyim Bir Öğüt: Kendi Ununu Kendin Öğüt:
(Türk) Kişi, kendi işini kendisi yapmalıdır. İşini başkasına bırakmazsa içi rahat eder, sıkıntıya düşmez. Hem işi kolay yürür, hem de istediği gibi olur.