Bir Atasözü Öğrenelim!
Tilkinin Dönüp Dolaşıp Geleceği Yer Kürkçü Dükkânı:
(Türk) Meslek veya alışkanlık gereği olan bir sonuçtan kaçınılmaz. Daha önce kopup ayrılmış olsa da, kişi bağlı olduğu çevreye, işe veya bir alışkanlığa eninde sonunda, şu ya da bu sebepten ötürü döner.
SON EKLENEN ATASÖZLERİ
*Sağlıklı ve İyi Yaşamanın Sırrı Yarım Yemek, İki Kat Yürümek, Üç Kat Gülmek
ATASÖZÜ ARAMA
Sende Yolla Hata Bildir!ATASÖZLERİ SÖZLÜĞÜ
Öküz Altında Buzağı Aranmaz:
(Türk) Niteliksiz insanlar kendi çıkarlarını teyid etmek için hiç olmadık konulara başvurur, hiç olmadık mevzuları karşısındaki insanlara sunarlar. Olmayacak bir durumu olacakmış yada olmuş gibi lanse ederek kendilerini daha küçük durumlara düşürürler. Kimi zamanda gerçek olamayacak hiçbir mazeret kişilere sunulmamalı, aksi halde kişilikten kaybedilmiş bir hataya düşülmemelidir.
Öküz Öldü, Ortaklık Bozuldu:
(Türk) Bazı dostluklar ve arkadaşlık ilişkileri belli bir çıkar üzerine kurulur. Aradaki bağı sağlayan bu çıkar ortadan kaybolunca dostluk ve arkadaşlık ilişkileri de sona erer.
Öküz Tahta Çıksa Padişah Olmaz Saray Ahır Olur:
(Çerkez)
Öküz Tekini Bulmadan Çifte Yürümez:
(Türk) Öküzler tek başına çift sürmez, yanlarına bir öküz daha ararlar. Aynı şekilde akılsız insanlar da aptalca bir işe girişecekleri zaman, yanlarına mutlaka kendilerine uygun birini alırlar.
Öküz, Öküzün Boynuzunda Çamur Görmezse Korkmaz:
(Türk) Bazı hayvanlar kavgadan önce boynuzlarını çamura sürerler ve rakiplerine bu şekilde meydan okurlar. Kavga edecek kişiler de rakiplerinin güçlü olduğunu görmezse onlardan korkmazlar. Korkmaları için rakiplerinin güçlü olduğuna dair bir işaret görmeleri gerekir.
Öküze Boynuzu Yük Değil:
(Türk) İnsan, kendi yakınlarının işleri ile kendi işlerini yük saymaz. Her ne kadar külfetmiş gibi görünüyorlarsa da, aslında yaptığı işler kişinin kendi yararınadır. Bk. “Koça boynuzu yük değil.”
Öküze İltifat Et, At İle Kavga:
(Çerkez)
Olacak Oğlan Gelişinden Belli Olur:
(Türk) Doğru ve nitelikli insanlar davranışlarından belli olur. Tıpkı bir durumun gidişatının olumlu olması gibi. Doğru şekilde yol alan bir durum yada kişi her zaman nitelikli, yanlış giden şeyler ise hatalarla dolu olacaktır.
Olacakla Öleceğe Çare Bulunmaz:
(Türk) İnsanın kaderinde ne varsa o olur, bunu değiştirmek mümkün değildir. Dünyada olup biten her şey Yüce Allah`ın kaza ve kaderine göre olur. Dolayısıyla ölüm de insanın iradesinin dışındadır. Eceli gelen, günü dolan ölür; bu mutlaka olacaktır, bunun önüne geçilemez.
Olan Dört Bağlar, Olmayan Dert Bağlar:
(Türk) Zengin, varlıklı kişi dilediği gibi yaşar; istediği gibi yer, içer; giyinir, kuşanır; rahatına rahat katar. Ama yoksul kişi değil rahatına bakmak, geçimini temin edemediği için içten içe üzülür; acı çeker.
Olanaksızı İsteyerek Olası En İyiyi Elde Ederiz:
(İtalyan)
Ölecek Tavşan Çomağa Karşı Gelir:
(Türk) Gözü dönmüş veya dünya halinden geçmiş insanlar, karşısındaki tehlikenin farkına varmadan hataların dahada üstüne giderler. Bundan korku yada tereddüt duymazlar.
Ölenle Ölünmez:
(Türk) Her canlının hayatı sona erer. Bu kaçınılmaz bir sondur ve doğal karşılanmalıdır. Çünkü ölüme çare bulunmaz. Bu bakımdan yakınını kaybeden bir kimse, kendini tüketircesine üzülmemeli, sakin olup dövünmeyi bırakmalıdır. Ne yaparsa yapsın, ne kadar üzülürse üzülsün öleni geri getiremeyecektir.
Olgun Bir İnsanı Dost Edinmek İsterseniz Tenkit Edin, Basit Bir İnsanı Dost Edinmek İsterseniz, Methedin :
(Türk) Her insanın hayatında örnek aldığı doğru insanlar bulunur. Bu doğru kişileri dost edinmek istediğimizde onları kırmadan, yapıcı bir tavırla eleştirmeli, basit ve çok yararı olmayacak insanları kazanmak içinse methederek ruhlarını okşamalıyız. Akıllı insanlara eleştirilerek daha doğru olmayı isterler. Basit niteliğe sahip düz mantıklı kişiler ise yükseltilmeyi severler.
Olgun İnsan Nerede Yengeç Kalbini Bulacağını Bilir:
(Afrika)
Olmayacak Duaya Amin Denilmez:
(Türk) Sonu kötü gözüken veya olmayacak bir duruma bel bağlanmaz, bunun için hazırlık yapılmaz. Harcanacak tüm maddi ve manevi kaynaklar boşa harcanmış, sonunda ele hiçbir şey geçmemiş olacaktır.
Olmaz Olmaz Deme, Olmaz Olmaz:
(Türk) Hiçbir şey için "bu olmaz" dememeliyiz. Dünyada olmayacak şey yoktur, herşey olur. Zıtanlamlısı:: İş Olacağına Varır
Ölmüş Aslana Tavşanlar Bile Hücum Eder:
(Türk) Bir insanın gücü kuvveti yerindeyse herkes ona yanaşmaktan ve sataşmaktan korkar. Ancak bu güçlü kişi, eski gücünü yitirirse eğer kimse ona sataşmaktan çekinmez. Zamanında bu kişiye yanaşamayan kimseler onunla dalga geçerler.
Ölmüş Eşek, Kurttan Korkmaz:
(Türk) Bazı sebeplerden ötürü çok sıkıntı ve acı çeken, felâket üstüne felâket görüp zarara uğrayan, kaybedecek bir şeyi kalmayan kimse, artık hiçbir şeyden korkmaz; ne tehlikeye aldırır, ne de tehdide.
Ölmüş Koyun (Eşek) Kurttan Korkmaz:
(Türk) Herşeyini yitiren ve elinde kaybeden birşeyi kalmayan kimse de müthiş bir cesaret gözlenir. Böyle bir kimse "nasıl olsa kaybedecek birşeyim yok" diye düşünür ve en azılı saldırgana karşı çıkacak cesareti bile kendinde bulur.
Olsa İle Bulsayı Ekmişler, Hiç Bitmiş (Yel İle Yuf Bitmiş):
(Türk) İnsan başarılı sonuca boş söz ve hayalle değil, çalışarak ulaşır ancak. Bu sebeple “bu iş böyle, şu iş şöyle olsa, şu şartlar yerine gelse” gibi sözler sarf etmekle insanın eline bir şey geçmez. İnsan bir şey kazanmak istiyorsa hareket etmeli, çalışıp çabalamalıdır.
Olsayı Bulsaya Vermişler Hiç Doğmuş:
(Türk) Bu iş şöyle olsa, bu iş böyle olsa diye temenni etmekle bir sonuca varamayız. İnsanı sonuca götüren dilemek değil, çalışmak, gayret sarfetmek ve yolunda olmaktır.
Ölü Arslandan Diri Sıçan İyidir:
(Türkmen)
Ölü Bir Kurdun Kuyruğunu Kesmek Kolaydır:
(Arnavut)
Ölü Hakkında Ya İyi Konuşun Ya Da Hiç Konuşmayın:
(Polonya)
Ölüler Güç Ve Bilgilerini Beraberinde Götürmez, Yaşayanlara İlave Eder:
(Kızılderili)
Ölüler Hakkında Sadece İyi Şeyler Konuşunuz:
(Latin)
Ölüm Hak, Miras Helal:
(Türk) Ölüm, herkesin kaçınılmaz sonudur. Bu yüzden eceli gelen her canlı hayata veda edecektir. Ölen kişiden kalan miras da mirasçının en doğal hakkıdır ve on kişiye helaldir.
Ölüm İle Öç Alınmaz:
(Türk) Düşmanlarının ölümünden sevinç duymak veya böyle bir duyguya kapılmak insana yakışmaz.
Ölüm Kalım (Dirim) Bizim İçin:
(Türk) İnsan yaşadığı gibi her an ölebilir de. Bu bakımdan öbür dünyayı da hesaba katmalı, ona göre davranmalı, dinin buyruklarını yerine getirmeli, bu dünyadaki işlerini de yarın öleceğini düşünerek bir yola koymalı insan.
Ölüm Var, Dirim (Kalım) Var:
(Türk) İnsanlar, ölümü göz ardı etmemeli ve elbet bir gün öleceklerinin bilincinde yaşamalılardır. Bu yüzden de insanlar, mallarını ve zamanlarını, varlığını düşünerek kullanmalılardır.
Ölüm Yüz Aklığı:
(Türk) Bazı kötü insanlar, yüz karartıcı suçlar işler ve ahlaksızca işler yaparlar. Bu durumda onların yakın çevresine ve ailesine oldukça fazla zarar verir. Bu durumda da kötü kişilerin ayıbını ancak ölüm temizler. Ölüm onlara yaşamaktan daha iyi gelir.
Ölümden Öte Köy Yoktur:
(Türk) Ölüm, hayattaki her canlı için en büyük sondur. Ölümden ötesi yoktur. Bir kişi canı pahasına bir işe kalkışıyorsa eğer o kişinin başka hiçbir şeyden korkusu ve çekincesi yoktur.
Ölümü Gören, Hastalığa Razı Olur:
(Türk) Erdemli ve nitelikli insanlar bulundukları durumun çok daha zorunu gördüklerinde veya bu hatırlatıldığında durumlarına şükrederler ve daha beterini görmemek için ellerinden geldiğince zihinlerini açık tutup, doğru hamleler yapmaya gayret gösterirler. Ayrıca; içinde bulunduğumuz kötü durumların daha beterinin olduğu unutulmamalıdır.
Ölürse Yer Beğensin, Kalırsa El Beğensin:
(Türk) Çocuklarımızı küçüklükten itibaren iyi bir eğitimle büyütmemiz gerekir. Çünkü onlar bizim geleceğimizdir ve hayatları boyunca övgü alacakları başarılı ve önemli işler yapmalılardır. Aynı zamanda öldükleri vakit de insanlar tarafından iyi anılmalı ve insanlığa yararlı bireyler olmalılardır.
Ömrümün Sonuna Kadar Eşeğe Binmektense, Bir Yıl Ata Binmek Yeğdir:
(Hollanda)
On Beşindeki Kız, Ya Erde Gerek Ya Yerde:
(Türk) Eskiden yaşayan insanlar, kız çocuklarının on beş yaşına geldikleri gibi evlendirilmesi gerektiğini düşünürlerdi. Eğer evlendirilmez ise kız çocuklarının kötü yola düşeceğini, anne ve babasını sıkıntıya sokacağı söylenirdi. Bu durumdansa insanlar, kız çocuklarının ölmesini yeğlerdi
On Ceviz Alsan İkisi Çürük Çıkar:
(Türk) Yeryüzünde katkısız ve yüzde yüz saf bir nesne bulmak kolay değildir. Bu durum çalışma hayatında veya aldığın bir üründe de geçerlidir. İş yerinde tüm çalışanlar aynı verimi gösteremez, her kazancın bir gideri, her ürünün de bir çürüğü vardır.
On Para On Aslanın Ağzında:
(Türk) Para kazanmak kolay bir iş değildir. İnsanlar, sırf para kazanabilmek için çok büyük güçlükler ve büyük engellerle karşılaşırlar.
On Yoksul Bir Kilime Sığar Ama Bir Ülke İki Padişaha Yetmez:
(İran)
Önce Can, Sonra Canan:
(Türk) İnsanlar bencil yaratıklardır. Can da kıymetlidir. Kaybedilmesi göze alınamaz. Bu bakımdan büyük fedakârlık gerektirecek konularda önce kendilerini, sonra sevdiklerini ve yakınlarını düşünür insanlar.
Önce Düşün, Sonra Söyle:
(Kazak)
Önce Düşün, Sonra Söyle:
(Türk) Ağızdan çıkan sözü değiştirmek ya da geri almak çok zordur. Sarf edilen bir söz insanı güç durumda bırakabilir, zarara sokup pişman edebilir. Bu sebeple bir sözü sarf etmeden önce dikkatlice düşünmeli, ne getirip götüreceği iyice tartılıp hesaplanmalıdır.
Önce İğneyi Kendine Batır, Sonra Çuvaldızı Ele :
(Türk) Kişi, başkasına yapmayı düşündüğü kötü bir işi önce kendinde denemeli, sonra yapmak istediği kişiye yapmalıdır. Böylece karşı tarafın bu durumda ne hissedeceğini en iyi kendisi anlamış olur. Ayrıca yapacağı davranışın doğru olup olmadığına karar vermiş olur.
Onmadık Hacıyı Deve Üstünde Yılan Sokar:
(Türk) Yılan, genellikle yerdeki insanları sokar, deve üstündeki insanlara yanaşmaz. Fakat talihsiz bir kişinin yapmayı düşündüğü iş nasibinde yoksa eğer o işi yaparken kişinin karşısına türlü türlü engeller çıkar. Deve üstünde bile olsa yılan onu bulur ve sokar.
Onmadık Yılın Yağmuru Harman Vakti Yağar :
(Türk) Her şeyin belirli bir zamanı vardır. Bir durum zamanında gerçekleşiyorsa eğer çok büyük yararlar sağlar. Fakat zamanında gerçekleşmeyen bir durum ise bir işe yaramaz hatta zarar bile verebilir.
Onun Ayakkabıları İle Bir Mil Yürümediğiniz Sürece Bir Kişiyi Asla Eleştirmeyin:
(Kızılderili)
Onun Gözlerini Oyarlar, Diğeri İse Kaşları İçin Sorar:
(Arnavut)
Öpülecek El Isırılmaz:
(Türk) Saygı, sevgi, bağlılık gösterilecek ve teşekkür edilecek kimse incitilmemeli; sert ve kaba davranışa muhatap kılınmamalıdır.
Orada Daha Çok Çilek Var Dediklerinde, Küçük Bir Sepeti Al:
(Arnavut)
Orman Olur da Domuz Olmaz mı?:
(Türk) Ormanda her türlü hayvan bulunur. İyi ve güzel her toplumda da illa ki çıkarcılar ve kötüler bulunur.
Ortak (Kuma) Gemisi Yürümüş, Elti Gemisi Yürümemiş:
(Türk) Bir erkeğin hanımları birbirleriyle iyi-kötü anlaşabilirler, ama kardeşlerin hanımları birbirleriyle geçinemezler.
Ortak Atın Beli Sakat Olur:
(Türk) İnsan, kendi malı olmayan şeyleri hor kullanır. Ortaklaşa kullanılan bir mal, ortaklardan her biri ondan daha çok yararlanmayı düşüneceğinden çabuk yıpranır, kullanılamaz hale gelir.
Ortaklık Öküzden, Başka Buzağı Yeğdir:
(Türk) İnsanlarla ortak olmak ve her insanla fikirlerin uyuşması zordur. Bu yüzden ortaklıktan dolayı çok maldansa, kişinin sadece kendine ait az bir malı olması yeğdir. Hem ortak malı kullanmak hem de o malı paylaşmak rahatsızlıklara ve kavgalara yol açabilir.
Örtük Pazar Ara Bozar:
(Türk) Alışveriş sırasında alıcı ve satıcı arasındaki şartlar net olarak ortaya konmalı, pazarlık da doğru bir şekilde belirtilmelidir. Eğer durum böyle olmazsa ve iyice açıklanmadan iş yapılırsa, büyük sorunlar ve tatsız olaylar meydana gelir.
Osmanlı Tavşanı Arabayla Avlar:
(Türk) Osmanlı döneminde insanlar, olmayacak bir işi kurnazca ve kendilerini yormadan başarırlarmış.
Osmanlı'nın Ekmeği Dizindedir:
(Türk) İşlerimizi başarabilmek için çok ve uzun vakitler çalışmamız gerekir. Bu durumdan dolayı da kendimize ayırdığımız vakit çok fazla olmamalıdır.
Osmanlı`nın Ayağı Üzengide Gerek:
(Türk) Bir devleti ayakta tutmak, yüzyıllar boyu yaşatmak, sınırları genişletmek, dini yaymak o kadar kolay bir şey değildir. Ancak atalarımız bunu becermişlerdir. Becerirken de sürekli hareket hâlinde olmuşlar, didinip çalışmışlar, dur durak bilmemişler, bir yere bağlanıp kalmamışlardır. Onlar bilirlerdi ki, hareketsiz kalan, tembelleşen, bir yere bağlanıp kalan (yani ayağını üzengiden çeken) kişi, ne başarılı olabilir, ne de dirlik ve düzenliğini sağlayabilirdi.
Osurgan (Osuruklu) Göte Arpa Ekmeği Bahane :
(Türk) Hastalığa yakalanan zayıf ve dayanıksız kişiler, sağlığının bozulmasını basit nedenlere bağlar. Gönülsüz iş yapan kimseler de işi yapamayınca, beceriksizliğini ört pas etmek için türlü türlü bahaneler bulurlar. Yani bazı insanlar, tembelliklerinin ve başarısızlıklarının sebebini hep bir sebebe bağlarlar.
Osuruğun Kokusunu İlk Yapan Duyar:
(Kürt)
Ot Kökü Üstünde Biter:
(Türk) Çocuk, ailesinin yetiştirme tarzına; öğrenci, eğiticinin tutumuna uygun olarak yetişir. Bir millet, kendi tarihi, kültürü ve manevi değerlerinden güç alarak ilerler. Milli değerlerini hor gören ve onları yok sayan milletlerin ilerlemesi şöyle dursun, soysuzlaşır ve tarih sahnesinden silinir giderler.
Ötleğenin Baylığı Böğürtlenin Vakti Geçinceye Kadardır:
(Türk) Bir kimseyi önemli yapan, o kişiyi üne kavuşturan ve değerli yapan birtakım sebepler vardır. Bu sebepler ortadan kalkarsa eğer kişinin değeri ve önemli kişiliği de insanların gözünden kaybolur.
Otu Çek, Köküne Bak:
(Türk) Bir kişinin kimliğini, nasıl birisi olup olmadığını öğrenmek için soyunu sopunu bilmek ve tanımak gerekir.
Oturarak Yapabileceğin Hiçbir Şeyi Ayakta, Yatarak Yapabileceğin Hiçbir Şeyi Oturarak Yapma:
(Çin)
Oturduğu Ahır Sekisi, Çağırdığı İstanbul Türküsü:
(Türk) Kimi kişiler bulundukları yer ve şarta uymayan, ters düşen davranışlarda bulunur; kendilerini alay konusu ederler.
Otuz İki Dişten Çıkan, Otuz İki Mahalleye Yayılır:
(Türk) Ağızdan çıkan söz, çok çabuk duyulur; başkalarının diline düşer ve bir anda her tarafa yayılır.
Oynamasını Bilmeyen Gelin Yerim Dar Demiş:
(Türk) Kimi beceriksiz, başarısız, kendisinden bekleneni veremeyen kişiler bazı bahanelerin arkasına saklanarak açıklarını kapatmaya çalışırlar.
Oynaşına İnanan Avrat, Ersiz Kalır:
(Türk) İnsanlar, sahte dostluklara inanır ve bu düzenbaz kişilere kanar ise bir gün bu kişiler tarafından aldatılmaya mahkumdur. Ayrıca insan önem verdiği işi güvenilir birine yaptırmalı, düzenbaz kişilere fırsat vermemeli. Aksi takdirde bu kişi onu savsaklayabilir ve kişiyi zarara uğratabilir.
Oynayacak Adam, Kağnı Gıcırtısında da Oynar :
(Türk) İçinde bir olaya meyili veya niyeti olan insan onun için zaman yada durum beklemez. Onu hemen yapar. Amacı zarar vermek ise her kötü durumu değerlendirir, iyi ise her olaydan pay çıkararak doğruyu aramaya devam eder.
Oyun Bitince, Şah da Piyon da Aynı Kutuya Konur:
(İtalyan)
Öz Ağlamayınca Göz Ağlamaz:
(Türk) Yaşanan bir acının aslını yürek yaşamadan kesinlikle ifadelere yansımaz. Bir insanın acısını anlayabilmek için bizimde onu yaşamamız gerekir. Sevmedikleri insanlara yada olaylara gelen zararlara üzülmeyen kişiler, zaten bunu sevmediklerinden üzülmezler.
Özgür Bir Tilki, Bağlı Bir Aslandan İyidir:
(Kürt)
Paça Islanmadan Balık Tutulmaz:
(Türk) Hiçbir nimet özveride bulunmadan, zahmet çekilmeden elde edilemez. Başarı çalışmaya ve özveriye bağlıdır.
Padişah Yasağı Üç Gün Sürer:
(Türk) Osmanlı döneminde tek söz sahibi padişah olduğu için, padişahın getirdiği yasakları yine padişahın kendisi kaldırabiliyordu. Aynı şekilde bu zamanda da ortaya konan yasaklar uzun süreli olmaz, her yasak elbet bir gün kalkar. Emirler devamlı değildir.
Padişahın Bile Arkasından Kılıç Sallarlar:
(Türk) Kendisinden çekinilen kimselerin yüzüne karşı bir şey diyemeyenler onu arkasından çekiştirirler, hakkında atıp tutarlar. Çünkü hasmı karşısında değildir, arkasından konuşmak da kolaydır.
Palamut Çok Biterse Kış Erken Olur:
(Türk) Palamut, meşe türünden bir ağaçtır. Halkın uzun zaman gözlemlerine ve uzun yıllar tecrübelerine göre, eğer meşe ağaçlarında palamut çok olursa kış o yıl erken gelir.
Papaz Her Gün Pilâv Yemez:
(Türk) İnsanın önüne her zaman aynı nitelikte elverişli bir imkân çıkmaz. Çünkü şart, zaman ve imkânlar sürekli değil, değişkendirler.
Para Dediğin El Kiri:
(Türk) İnsanın elindeki kir nasıl yıkandığında gidiyorsa, para da o şekilde insanın elinde kalmıyor. İnsanlar ömürlerini paraya bağlamamalıdır. Çünkü elde kalan para bir işe yaramaz. Para harcanırsa iş görür ve rahat yaşamak için bir araçtır.
Para İle İmanın Kimde Olduğu Belli Olmaz (Bilinmez):
(Türk) İman her şeyden önce içsel, yani kalbî bir olaydır. İnsanların imanlarını sözle dile getirmeleri mümkünse de, bunu çıkar için yapıyor olabilirler. Dolayısıyla gerçekten kimin iman ettiğini bilmemiz imkânsızdır. Para için de aynı şey söz konusudur. Kimse kolay kolay parasının olduğunu söylemez, gizleme yoluna gider. Kimi cimri olan ve yoksul bir hayat yaşayan insanların çok zengin, kimi cömert ve eli açık insanların da parasız olduğu çok görülmüştür. Bu bakımdan para ile imanın kimde olduğu pek bilinmez.
Para İsteme Benden, Buz Gibi Soğurum Senden :
(Türk) İnsanlar, çalışıp kazandığı veya biriktirdiği parayı kendi ihtiyaçları için harcamayı düşünürler ve bu yüzden başkalarına vermeyi istemezler. Eğer birisi para isterse o kişiye dostça davranmaz, ondan soğur ve uzak durmaya çalışırlar.
Para İyi Bir Uşak, Kötü Bir Efendidir:
(Türk) Dünya malını, varlık ve zenginliği doğru kullanmasını bilen her zaman kazançlı olur. İsterse onu doğru kullanarak kendine itaat ve yatırım aracı eder, isterse kölesi olarak onun getireceği zarar ve ziyanı yaşayarak ömrünü tüketir, kişiliğini kaybeder.
Para Konuşunca, Doğruluk Susar:
(Rus)
Para Para Kazanır, Koçyiğit Bağ Beller:
(Türk) Büyük dünya varlıkları beraberinde büyük varlıkları getirir. Tıpkı bir nehrin çağlaması gibi. Ancak küçük varlıklar ise az getirir, uğraştırır. Daha büyüklerini kazanmak için emek harcattırır. Bu olayda tıpkı derenin az akması gibidir.
Para Parayı Çeker:
(Türk) Elde para bulunursa onunla yeni paralar kazanılır. Bilinen o ki, pek çok işte sermaye şarttır. Sermayen ne kadar çoksa, o kadar büyük iş yapar ve o kadar da çok kazanırsın.
Para Yoksa, Müzik de Yok:
(Avusturya)
Paralı Adamdan Dağlar Bile Korkar:
(Türk) Paranın gücü büyük olduğundan ve para her kapıyı açtığından dolayı genellikle insanlar parası olan kişilerden korkar ve çekinir. Çünkü parası olan kişinin her istediği yerine getirilir ve parasıyla her işin üstesinden gelir. Gerekirse parasıyla dağları bile düz eder. Bu yüzden insanlar zengin kişilerin parasını, kötü işler için kullanacağından korkar.
Param Seni Vereyim de mi Düşman Olayım, Vermeyeyim de mi Düşman Olayım?:
(Türk) Borç isteyen kişiye para verilmediği zaman, o kişi size darılabilir. Borç verdiğiniz zaman da çok uzun bir süre parayı geri alamayabilirsiniz. Bu yüzden borç alacak kişiye iyice güvenmek gerekir. Eğer kişi güven vermiyorsa, borç vermeyip düşman olmak daha mantıklıdır. Hiç değilse paranız sizde kalmış olur.
Paran Ucuz Olursa Sen Pahalı Olursun:
(Türk) Maddi olarak güçlü olan, parasını düzgünce kullanabilen, cömert ve bolca bahşiş veren insanlara herkes hürmet eder ve o kişilerden çıkar sağladıkları için saygı duyarlar. Fakat bu para bitince ortada saygı kalmaz ve verilen değer de biter.
Paran Varsa Cümle Alem Kulun, Paran Yoksa Tımarhane Yolun:
(Türk) Maddi gücü yerinde olan ve varlıklı kişilere herkes saygı gösterir ve hürmet eder. Bu kişilerin her istediklerini yerine getirirler. Fakat parası olmayanı gözleri bile görmez ve yanlarına dahi yaklaşmazlar. Bu kişilerde üzüntüsünden ve yoksulluktan tımarhaneye bile düşebilir.
Paranın Gittiğine Bakma, İşinin Bittiğine Bak:
(Türk) İnsanlar, yaptığı işi bitirmek ve başarılı olmak ister. Kişi, bu işi için gerekli olan parayı harcamalı ve harcadığı paraya acımamalıdır. Asıl amaç işi bitirmek olduğu için, kişi de bu işte başarıya kavuştuysa eğer paraya önem vermemelidir.
Paranın Yüzü Sıcaktır:
(Türk) Para çekicidir ve öyle kolayca geri çevrilemez. Çünkü paranın gücü, pek çok maddî sorunu halleder. Bu sebeple insanlar parayı görünce gevşer, ona kavuşma isteği duyar, kendisinden istenen işi de kolayca yapma eğilimi gösterir.
Parası Olan Cehennemde Şerbet İçebilir:
(Lübnan)
Parasız Pazara, Kefensiz Mezara Gidilmez:
Her işin bir kuralı, yöntemi vardır. Yapmak istediğiniz işi gerçekleştirmek için gerekli hazırlıkları yapmış olmanız gerekir.
Parasız Sağlık, Yarı Yarıya Hastalık Demektir:
(İtalyan)
Parayı Araya Değil, Paraya Vermeli:
(Türk) Kişi, parasını planlı harcamalı ve ihtiyaçlarını karşılamak için gerektiği yerde kullanmalıdır. Para çarçur edilmemelidir.
Parayı Veren Düdüğü Çalar:
(Türk) Para harcayan kimse istediğini elde edebilir. İş yapabilir, yaptırabilir; satın alabilir, aldırabilir; hemen her istediği maddî şeye kavuşması mümkündür.
Parayı Zaptetmek Deliyi Zaptetmekten Zordur :
(Türk) İnsanlar, hayatları boyunca çalışır ve çalışıp kazandığı parayla birikim yapmak ister. Fakat parayı elde tutabilmek her insanın harcı değildir. Bunun için kişi, iradeli ve azimli olmalıdır. Çünkü sağa sola harcamadan parayı tutabilmek kolay değildir.
Parlayan Her Şey Altın Değildir:
(Alman)
Parmak Bir Şeyi İşaret Ediyorken Parmağa Bakan Ahmaktır:
(Fransız)
Paylaşılan Bir Acı Yarıya İner:
(Alman)