Bir Atasözü Öğrenelim!
Elden Yiyen Börkmüş, Keseden Yiyen Çökmüş :
(Türk) Bir işte çalışıp kazanç elde eden kişi sıkıntı çekmez ve yokluk yüzü görmez. Fakat çalışmayıp elinde olanı yiyen kişi, onu çok çabuk tüketir ve çok zaman geçmeden onu bitirerek yoksullaşır.
SON EKLENEN ATASÖZLERİ
*Sağlıklı ve İyi Yaşamanın Sırrı Yarım Yemek, İki Kat Yürümek, Üç Kat Gülmek
ATASÖZÜ ARAMA
Sende Yolla Hata Bildir!ATASÖZLERİ SÖZLÜĞÜ
Eşek Köpeğe Ot Vermiş, Köpek Eşeğe Et. İkisi de Aç Kalmış:
(Çerkez)
Eşek Kulağı Kesilmekle Küheylan Olmaz:
İnsanlık değerlerinden yoksun kişi, görünüşünü değiştirse de özü değişmez. Bu bakımdan, böyle bir kişi, görünüşünü değiştirerek adam olamaz.
Eşek, Kulağı Kesilmekle Küheylan Olmaz:
(Türk) İnsanlık değerlerinden yoksun, görgüsüz ve bilgisiz gibi insanların dış görüşünü değiştirmekle özü değişmiş, onlara bilgili, olgun, saygıdeğer özellikler katılmış olmaz. Ne kadar dış görünüşlerini değiştirseler de gerçekte öyle bir şey olduğunu göstermez.
Esirgenen Göze Çöp Batar:
(Türk) Titizlikle korunmak istenen, üzerine fazla düşülüp titrenen şeye çoklukla bir zarar gelir. Bunu önlemek insanın elinde değildir. Bu bakımdan bir şey üzerinde gereğinden fazla, aşırı ölçüde durulup titrememelidir.
Eski Aşklar Yanmış, Sönmüş Kömür Gibi Gayet Kolay Alev Alır:
(Kolombiya)
Eski Diye Atma Kürkünü, Gerek Olur Bürünürsün Bir Günü:
(Türk) Bir eşya eski diye bir kenara atılmamalı, tecrübeli ve deneyimli yaşlı insan da bir kenara atılıp unutulmamalıdır. Çünkü elbet günün birinde bu unuttuğumuz şeylere ihtiyacımız olduğunu hatırlarız.
Eski Dost Düşman Olmaz, Yenisinden Vefa Gelmez:
(Türk) Temeli çok eskiye dayanan ve devam eden dostluklar sağlamdır. Kolay kolay bozulmaz. Çünkü dostluğu yaşatabilmeyi başaran eski dostlar pek çok sıkıntılı, acı ve tatlı günleri birlikte paylaşmışlar; birbirlerine duydukları güveni içinde oldukları zamana kadar taşıyabilmişlerdir. Bu bakımdan kimi ufak tefek meseleler yüzünden birbirlerine düşman olamazlar. Öte yandan yeni dostlar arasında ise böyle bir dostluktan söz edilemez. Çünkü birbirlerini yeterince denememişler, sıkıntılara ve acılara birlikte göğüs gerip tavırlarını tam olarak ortaya koyamamışlardır. Dolayısıyla dostluğu oluşturacak güven bağı henüz oluşmamıştır.
Eski Dostunla Yaptığın Gizli İşi Yeni Dostuna Güvenip Söyleme:
(Çerkez)
Eski Yolu Ve Eski Dostu Terk Etme:
(Çerkez)
Eski Zaman Genç Kızı, Utanınca Kızarırdı; Şimdiki Genç Kız, Kızarınca Utanıyor:
(Amerikan)
Eskinin Yırtılması Bitmez, İhtiyar İnlemeyi Bitirmez:
(Gürcü)
Eskisi Olmayanın Yenisi Olmaz:
(Türk) Kişi, yeni bir şey aldığında eskisini hemen atmamalı, onu elden çıkarmamalıdır. Çünkü eski eşyalarımıza da zaman zaman ihtiyaç duyarız. Bu şekilde eskisini kullanırsak yenisi hemen eskimemiş olur. Yeni eşyalarımız da gerekli yer ve zamanlarda kullanılır duruma getirilmiş olur.
Eşkıyanın Düşkünü, Beyaz Giyer Kış Günü:
(Türk) Önceden maddi durumu iyi olan bir kişi, mevsimine göre kıyafetler alıp ona göre giyinebilir. Fakat sonradan o kişi yoksul duruma düşünce, elinde olanlarla yetinmek zorunda kalır ve mevsimine uygun giyinemez. Ayrıca bu kişi eski durumunu yitirince çevresi tarafından yadırganır ve alay konusu olur.
Eskiye İtibar Olsaydı, Bit Pazarına Nur Yağardı :
(Türk) İnsanlar eski şeylerden özellikle günlük yaşamda kullanılan eski eşyaları sevmezler. Yeni şeylerden daha çok hoşlanır ve yenilikleri severler. Bu bakımdan eski eşya satılan yerlere fazla itibar olmaz.
Esmere Al Bağla, Karşısına Geç Ağla:
(Türk) Esmer insanlara kırmızı renkteki kıyafetler hiç yakışmaz.
Esrik Devenin Çulu Eğri Olur:
(Türk) Herkes hayatını kendi bütçesine, eğitimine ve yaşam standartlarına göre sürdürmelidir. Örneğin yoksul, durumu çok iyi olmayan birisi kendini zengin gibi göstermemeli, bilgisiz birisi de bilmişlik taslamamalıdır. Aksi taktirde toplum tarafından yadırganıp, dışlanabilirler.
Et Kanlı Gerek, Yiğit Canlı:
(Türk) Et ve etin ürünleri az pişirilip yenmeli, biraz kanlı kalmalıdır. Genç kişi de çevik, canlı ve hareketli olmalıdır.
Et Tırnaktan Ayrılmaz:
(Türk) Çok yakın akrabalar ve uzun zamandır dost olan kişiler arasında zaman zaman, istenmedik kavgalar ve anlaşmazlıklar olabilir ya da birbirlerine küsebilirler. Fakat bu kişiler uzun süredir birbirleriyle olduklarından dolayı bu küslük çok fazla sürmez, birbirlerinden kolay kolay ayrı kalamazlar. Çünkü aralarındaki bağ oldukça güçlüdür.
Eti Tadan Çoban Köpeğinden Hayır Gelmez:
(Bulgar)
Etin Çiği Et Getirir, Ekmeğin Çiği Dert Getirir:
(Türk) Etin az pişmişi daha sağlıklı ve yararlıdır. Ekmeğin az pişmişi ise sağlıksızdır.
Etle Deri, Yemekle Diri:
(Türk) İnsanın temel yapısı et ve deriden oluşur. Yemek yemek de insanların temel ihtiyaçlarından biridir. Eğer insan yeteri kadar beslenmezse ayakta duramaz ve sağlıklı kalamaz.
Etle Tırnak Arasına Girilmez:
(Türk) Ortaya çıkan aile anlaşmazlıklarında bir yanı tutmak doğru değildir. Karı-koca, ana-baba ile evlâtlar birbirine çok yakın insanlardır. Bunlar kimi zaman birbirlerine darılıp küsebilirler, ancak bu durum gelip geçicidir. Bunu fırsat bilip onların aralarını açmaya çalışmak yanlış, yanlış olduğu kadar da faydasız bir davranıştır.
Etme Bulma Dünyası:
(Türk) Şurası muhakkak ki, yaptığı kötülük hiç kimsenin yanına kalmaz; cezasını çoklukla bu dünyada çeker. Bu dünyada görmese bile, öbür dünyada mutlaka görür.
Ev Alma Komşu Al:
(Türk) İnsanlar bir arada yaşarlar. Dolayısıyla yakınlarında oturan komşularının ilişkiler açısından önemi büyüktür. Kötü komşular ile yan yana yaşamak oldukça zordur. Kavgalara, gürültülere ve anlaşmazlıklara yol açar. Bu bakımdan, ev almadan önce, komşuların nasıl insanlar olduklarını öğrenmek, incelemek her zaman yarar sağlayacaktır. Eşanlamlısı:: Komşu Komşunun Külüne Muhtaçtır
Ev Üstünde Ev Olmaz:
(Kürt)
Evde Çok Kadın (Hanım; Örnek: Gelin, Kayınvalide vs.) Varsa O Evin Düzeni Kökten Bozulur:
(Kürt)
Evde Ne Varsa Çocuk Anlatır:
(Arnavut)
Evdeki Bir Adam Camideki Şeytan Gibidir:
(Arnavut) (çalışmayan erkekler için)
Evdeki Hesap Çarşıya Uymaz:
(Türk) Bir iş, bir sorun hakkında önceden yapılan tasarılar, hesaplar ve plânların çoklukla hayat gerçeklerine aykırı düştüğünü uygulamada açıkça görürüz. Bu sebeple geleceğe dönük hesaplarımızda bu gerçeği daima göz önünde bulundurmalıyız.
Evden Bir Ölü Çıkacak Demişler, Herkes Hizmetçinin Yüzüne Bakmış:
(Türk) Bazen bir topluluk içerisinde birinin tehlikeli iş yapması gerekir. Tehlikeli olduğundan dolayı bu görevi kimse kabullenmek istemez. Bu yüzden bu işin yapılmasını, koruyucusu olmayan ve kendisine söz geçirilebilen kişiden beklerler.
Evi Ev Eden Avrat, Yurdu Şen Eden Devlet:
(Türk) Mutluluk havası ancak düzenli, temiz, güzel ve ekonomik açıdan rahat bir evde eser. Bunu sağlayan da kadındır. Eğer kadın becerikli, tertipli ve nazik değilse, yuva yaşanılır bir yer olmaktan çıkar. Benzer bir şekilde, içinde yaşanılan yurdu şen eden de devlettir. Eğer devletin başında bulunanlar beceriksiz, zalim, hain ve kendi çıkarlarını düşünen insanlarsa, bunların ülke insanını mutlu etmesi düşünülemez.
Evin Kedisi, Evin Köpeğinden Korkmaz:
(Kürt)
Evinde Huzurlu Olmak İstiyorsan, Eşinin Bütün İstediklerini Yap:
(Nijerya)
Evinde Kendini Eğit, Topluma Öyle Gir:
(Çerkez)
Evinin Avlu Kapısına Kadar Seni Geçirmeyenin Evine Gitme:
(Çerkez)
Evinin Zenginliğini Göçerken Bilirsin:
(Kırgız)
Evladı Ben Doğurdum, Amma Gönlünü Ben Doğurmadım:
(Türk) İnsanın çocuğu kendisinin bir parçasıdır. Çocuk, bazı özelliklerini ailesinden alabilir. Fakat gönlü ve huyu benzemeyebilir. İnsan, çocuklarının isteklerine, gönül işlerine engel olamaz ve karışamaz.
Evladın Var mı, Derdin Var:
(Türk) Bir anneyle baba için çocuk yetiştirmek oldukça zor, zahmet ve fedakarlık isteyen bir durumdur. Bu yüzden onlara çok fazla görev ve sorumluluk düşer. Çocuklarının derdi, sıkıntısı olunca anne ve babalarda bundan etkilenir. Çocuklar evlenip gitseler bile anne ve babasının bu ilgisi devam eder.
Evleneceğin Kadını ve İneğini Kendi Köyünden Seç:
(İtalyan)
Evlenenle Ev Alana (Yapana) Allah Yardım Eder :
(Türk) Evlenmek ve ev almak veya yapmak hayırlı bir iş olarak görülür. Herkes bunu yapan insanlara kolaylıklar diler ve onlara yol gösterip, elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışır. Bu da Allah onlara yardım etti anlamına gelir.
Evlenme Uzun Bir Pazarlıktır:
(Macar)
Evlenmeden Önce Gözlerinizi Dört Açın,Evlendikten Sonra Yarı Yarıya Kapayın:
(Portekiz)
Evlenmek İçin Gurbete Giden Ya Aldatacak Ya Aldanacaktır:
(İtalyan)
Evli Evinde, Köylü Köyünde Gerek:
(Türk) Yaşanan sosyal hayat bir düzeni kurarken, kişilere de toplumda uygun bir yer, bir iş göstermiştir. Dolayısıyla herkes buna uymalı; hem kendinin, hem de toplumun rahatını ve düzenini bu şekilde sağlamayı görev bilmelidir. Aksine bir hareket huzursuzluğa ve kargaşalığa yol açar.
Evlilik Bir Kale Gibidir. Dışarıdakiler Oraya Girmek İçin, İçindekiler de Dışarı Çıkmak İçin Uğraşır Dururlar:
(Tayland)
Evlilik Kale Gibidir, Dışındakiler Girmeye, İçindekiler Çıkmaya Uğraşır Dururlar:
(Çin)
Evlinin Bir Evi Var, Evsizin Bin Evi Var:
(Türk) Ev sahibi olan kişi kendi evinde oturur, kolay kolay o evi satıp başka bir yere taşınmaz. Fakat evi olmayan, kirada olan kişi istediği zaman taşınıp yer değişikliği yapabilir.
Evrenin Sahibi Siyah İle Beyazdır:
(Zazaca)
Evrilen Ağaçtan Herkes Çıra Yapar:
(İspanyol)
Evsahibi Misafirin Hizmetkarıdır:
(Çerkez)
Evvel Hesap, Sonra Kasap:
(Türk) Bir evin veya kişinin ihtiyaçları oldukça fazladır. Kişi bu ihtiyaçlarını karşılamak için alışverişe çıktığı zaman, önceden hesap kitap yapmalı, kafasına göre harcamalarda bulunmamalı ki her ihtiyacını rahatlıkla karşılayabilsin.
Evvel Taam (Selam), Sonra Kelam:
(Türk) Bir iş yapılacakken, yemek saati gelmişse eğer iş bırakılıp yemek yenmelidir. Çünkü karnı aç olan bir insan huysuz tavırlar sergileyebilir. Aynı şekilde görgü kuralı olarak yemek esnasında ağzımız doluyken konuşmamalıyız. Yemek işi bittikten sonra konuşmaya veya sohbete başlayabiliriz.
Fakir Akrabalar Uzak Akrabalardır:
(İbrani)
Fakir Eline Bakarsa Sen Kesene Bak:
(Türk) Hayatta herkesin maddi gücü yerinde değildir. Bu yüzden maddi durumu iyi olan insanların kendisinden kötü durumdaki yoksullara yardım etmesi gerekir. Elbet günün birinde bundan dolayı ödüllendirilirler.
Fakir Hırsızlığa Çıkınca Ay Akşamdan Doğar :
(Türk) Hayatları boyunca hep şanssızlıklar yaşayan insanların işleri daima ters gider. Bu kişilerin eline değerlendirebilecekleri fırsat geçse bile, dış etkenler tarafından hep engellenir ve fırsatları değerlendiremezler.
Fakir Olmak Utanılacak Bir Şey Değildir Ama Gururlanılacak Bir Şey de Değildir:
(İbrani)
Fakir Olmak, Şerefsiz Olmaktan Daha Küçük Bir Meseledir:
(Kızılderili)
Fakiri Dövme, Üstünü Yırt:
(Türk) Fakir ve yoksun insanlar dünya mallarından yoksun oldukları için bu durum ile anılır. Fakir olmaları gurursuz yada kişiliksiz oldukları anlamına gelmez. Bu atasözünün iki anlamı mevcuttur. Bunlardan birincisi fakir insan eğer farkında olmadan ve sahibi olmadan dünya malına kıymet veriyorsa, ona konuşmak fayda etmez. Üstündekine zarar vermek, ona zarar vermek; konuşmaktan daha büyük bir ders verir. İkinci anlamı ise; fakir ve fukara insan eğer gururlu ise, onun gururunu kırmak yerine eğer ders vermek gerekiyorsa, dünya malına zarar vermek onu daha az incitir. Bu daha çabuk kapanacak bir yara olur. İnsanlar karşılarındakini fakirde olsa, iyi tanımalı, durumuna göre davranmalıdır.
Fakirin Dünyası Sonbahar Gibidir:
(Çerkez)
Fakirin İpini Zengin Eskitir:
(Çerkez)
Fakirin Lambası Ay'dır:
(Çerkez)
Fakirlik Ayıp Değil, Tembellik Ayıp:
(Türk) İnsanın kusur ve eksiği, ahlâkî yönü varlıkla belirlenemez. Bu bakımdan yoksul olması, geçimini sağlamakta güçlük çekmesi utanılacak bir durum değildir. Asıl utanılacak durum ve davranış, gücü varken tembellik edip çalışmamak ve yoksul düşmektir.
Fala İnanma, Falsız da Kalma:
(Türk) Fala inanmak doğru bir şey değildir. Çünkü geleceğimizde neler olacağını kimse bilemez. Ancak kişinin fal baktırması onu eğlendirir ve herkesin gelecekle alakalı olarak umut verici, güzel şeyler duyması hoşuna gider.
Fare (Sıçan) Deliğe Sığmamış, Bir de Kuyruğuna (Kıçına) Kabak Bağlamış:
(Türk) 1- Yapamayacağı kadar ağır bir iş varken başka bir iş daha yüklenmek son derece sakıncalıdır. İnsan önce kendi işini yapıp düzlüğe çıkmalı, daha sonra başkalarının yükünü omuzlamayı düşünmelidir. 2- Kendisi sığıntı durumunda iken yanına bir kişi daha almak yanlış ve tutarsız bir davranıştır.
Fare, Çıktığı Deliği Bilir:
(Türk) Fareler deliklerinden ara sıra çıkıp yemek ararlar ve korkulacak bir durum olduğunda deliklerine geri kaçarlar. Aynı şekilde hırsızlık, dolandırıcılık gibi işleri yapan kişi bir tehlikeyle karşı karşıya kaldığında saklanacağı yeri iyi bilir. Yani toplumun onaylamadığı işleri yapanlar, yaptığı işin uygun olmadığını bilir ve önceden nasıl hareket etmeleri gerektiğini hesaplar.
Fareler Etrafta Oynar, Kedi Kokusu Almadıklarında:
(Polonya)
Fark Edilmek İçin Çok Küçük Olduğunu Düşünüyorsan, Kapalı Bir Odada Bir Sivrisinekle Uyumayı Dene:
(Afrika)
Farz Sünneti Bastırır:
(Türk) Farz, Allah'ın emridir. Sünnet ise peygamberimizin yaptığı, bizim yapmamızında uygun olduğu işlerdir. Bunların ikisinide yapmak güzeldir. Ancak, ikisine birden güç yettiremeyen kimse, bunlardan farz olana öncelik vermek zorundadır. Bunun gibi, çok önemli olan bir işin, daha az önemli olandan önce yapılması gerekir.
Faydasız Baş Mezara Yaraşır:
(Türk) Mademki yaşıyor, o hâlde bir işe yaramalıdır insan. Ne kendisine, ne de etrafına bir yararı, bir kârı dokunmayan ve ona buna yük olan kişinin yaşaması ile ölmesi arasında bir fark yoktur.
Faydasız Evliyanın Kubbesi Başına Yıkılsın:
(Türk) Bilgili ve tecrübeli insanların çevresine örnek ve yardımcı olması gerekir. Faydası sadece kendisine dokunan, işe yaramayan kişi, evliya bile olsa gömütü yıkılsın.
Fazla Aş, Ya Karın Ağrıtır Ya Baş:
(Türk) Yemek yemek sağlıklı ve zinde kalabilmemiz için zorunlu ihtiyaçlarımızdan biridir. Fakat gereğinden fazla yemek yemek sağlığımıza dokunur. Bu yüzden her zaman kararında yemek gerekir. Hayatta her şeyin bir ölçüsü vardır ve buna dikkat ederek yaşamamız gerekir.
Fazla Mal Göz Çıkarmaz:
(Türk) O an için ihtiyaç duyulmayan mal, ne kadar ve ne türden olursa olsun elden çıkarılmamalıdır. Hiç umulmadık bir günde ona gerek duyulabilir. Ayrıca malın çok olmasının kimseye bir zararı da yoktur. Zıtanlamlısı:: Azıcık Aşım, Kaygısız (Ağrısız) Başım Zıtanlamlısı:: Çoğu Zarar, Azı Karar
Fazla Mal Göz Çıkarmaz, Ama Fazla Mal Cehenneme Kütüktür:
(Çin)
Fazla Sırıtmak, Günah İşlediğinize İşarettir:
(Rus)
Felek, Kimine Kavun Yedirir, Kimine Kelek:
(Türk) Herkes hayatının hep mutlu ve istediği gibi olmasını ister. Fakat bu durum maalesef olası bir şey değildir. İnsanların kaderleri farklı farklı yazılmıştır. Bu yüzden kimisi mutlu bir yaşam sürer. Kimisi ise talihsizdir. Bu talihsiz insanlar ne kadar çaba gösterirse göstersinler maalesef istediklerine ulaşamazlar.
Fincancı Katırlarını Ürküten Sayısız Dayak Yer :
(Türk) Bir toplumda yaşayan kişiler rahat bir yaşam sürmek ister. Bunun için de kimseye sataşmaz ve kurulu olan düzene karşı gelmezler. Fakat bunun aksini yapan, dokunulmaması gereken kişilere dokunan ve kurulu düzene karşı gelen kişiler bunun karşılığında kötü bir şekilde cezalandırılırlar.
Fırçalasan da Siyah Karga Beyazlamaz:
(Gürcü)
Fırıncının Çocuğu Aç Dolaşırmış:
(Türk) İnsanlar icra ettikleri mesleklerin nimetlerinden ne hikmetse yararlanamaz, kendileri için uygulamaz. Bu isteksizlik onların icra ettikleri bu konuda eksiklerinin olmasına neden olur. Çünkü dışarıdaki insanlar bu eksikleri parayla satın aldıkları ve ihtiyaç duydukları için daha net görebilirler. Fakat bahsettiğimiz bu kişiler bu eksiklere bedel ödemediği ve her zaman elinde halihazırda bulunduğundan çok irdelemezler, çok çok lazım olmadıkça konuyu değerlendirmezler.
Fırsat Eldeyken Sürün Devranı:
(Türk) Fırsat yakalandığı an bu fırsat kullanılmalıdır. Fırsatları değerlendiremeyen sonunda ah çekerler ancak iş işten geçmiş bulunur. Kendi lehimize olan tüm iyi olayları değerlendirmeli, kaçırılmayacak bir dönüm noktası ise bunu kesinlikle değerlendirmeliyiz.
Fırsat Her Vakit Ele Geçmez:
(Türk) Ele geçirilen imkân veya durumdan en iyi biçimde yararlanmak gereklidir. Çünkü insanın karşısına çok seyrek çıkar.
Fırsat Her Zaman Ele Düşmez:
(Zazaca)
Fırsat Sakal Altından Geçer:
(Türk) Fırsatlar her zaman ele geçmez. İnsanın hiç beklemediği bir zamanda, kolay bir şekilde eline fırsat geçerse eğer o fırsatı iyi bir şekilde değerlendirmeli ve yakalayabilmek için zamanını kollamalı.
Fırsatlar Çıkmadıkça Kabiliyetler Pek Az İşe Yarar:
(Fransız)
Fısıldanan Sözler, Çok Kere Yüksek Sesle Söylenenden Daha Uzağa Giderler:
(Çin)
Fısıltı Ev Yıkar:
(Türk) Bir toplumda bazı şeyler fısıltıyla konuşulmaya başlanırsa, orada güven ortamı büyük yara alır. Mahiyeti belli olmayan ve kısık sesle söylenen sözler insanların birbirlerine olan güvenlerini yitirmelerine sebep olur. Bunun sonucu olarak yuvalar yıkılır, toplumlar dağılır.
Fukaranın (Fakirin) Şaşkını, beyaz Giyer Kış Günü :
(Türk) İnsanlar dünyaya geldiklerinde maddi veya manevi birçok eksiklik yaşayan herhangi bir aileye mensup olarak kaderini yaşar. Bu kaderde eğer maddi sıkıntı mevcutsa para kazanınca veya bulunca ne yapacağını şaşırır, manevi eksiklik varsa sosyal, zihinsel rahatlık bulunca kime zarar vereceğini bilemez, şaşkın şaşkın zarar verecek kişi arar. Bu durumda aslında kişiler kendilerini rezil eder, çok durumda saygılarını, sevgilerini, çevresindeki insanları kaybederler. Tıpkı herhangi bir yerden para bulmuş, hiç görmemiş bir fukara gibi kışın ortasında beyaz giyerek dikkat çekerler, ama giyilmeyeceğini bilemezler.
Fukaranın Eteğine Kavurma Koymuşlar, Üstüm Yağ Oldu Deyip Dökmüş:
Fukara kişi, beklenmediği bir iyilikle karşılaştığında veya ummadığı bir şey elde ettiğinde, sevincinden ne yapacağını bilemez, durumu anlamakta ve kıymet bilmekte zorlanır, hatta o şeye istemeden de olsa zarar verebilir.
Fukaranın Tavuğu Tek Tek Yumurtlar:
(Türk) Yoksulun şansı hemen hemen hiç gülmez. Onun eline geçen imkânlar da öyle çok değildir. İmkânları sınırlıdır; bunun için, hangi işe el atarsa atsın, zengin gibi kazanamaz. Umduğundan fazla kazandığı görülmemiştir.
Gabbe İçerden Olunca, Kapı Tırkaz Tutmaz:
(Türk) Dünyada çok çıkarcı ve zarar verici insan mevcut. Bu tip kişiler eğer içimizden ise ne yaparsak yapalım onlarında ortak bulunduğu konuları asla düzeltemeyiz. Çünkü bu insanlar bize yapıcı gözükürken içimizde beslenen kötü niyetli insanlardır.
Gafile Kelâm, Nafile Kelâm:
(Türk) Çevresindeki gerçekleri görmeyen, sezmeyen, bilgisiz, dalgın kimseye ne söylense kâr etmez. O, bildiği gibi hareket eder. Dolayısıyla ona söylenecek her söz boşa gider
Gammaz Olmasa Tilki Pazarda Gezer:
(Türk) Gizli-saklı, kanunsuz yollarla çıkar sağlamayı iş edinen kimseleri, söz getirip götüren kimselerin varlığı korkutur. Dolayısıyla bunlar yakayı ele vereceklerinden çekinerek, herkesin içinde öyle uluorta dolaşamazlar.
Garibe Bir Selam Bin Altın Değer:
(Türk) Yerinden yurdundan, arkadaşlarından ve ailesinden uzak biri kendini yalnız ve kötü hissedebilir. Bu kişiye ilgi göstermek, selam vermek, onunla konuşmak o kişi için çok değerli ve önemlidir. Ona gösterilen ilgi onu çok mutlu eder.
Garibin Yardımcısı Allah'tır:
(Türk) Garip insanlar fazla olduğundan hepsine yardım edilemez. Fakat Allah'ın hepsine yardım etmeye gücü yeter. Bu yüzden garip kişilerin yardımına gönlündeki inancın büyüklüğü kadar ancak Allah yardım eder.
Garip İtin Kuyruğu Bacağı Arasında Gerek (Olur) :
(Türk) Başkalarının yanında sığıntı olan ve bilmediği bir çevrede bulunan kişi sözlerine, hareketlerine dikkat etmeli ve bilmediği bir işe karışmamalı. Yoksa bunun sonucunda ortamı tanımadığından dolayı büyük hatalar yapabilir. Sessiz ve kendi halinde yaşamalıdır.
Garip Kim, Kör O:
(Türk) Bir yere yeni gelen, kendi yerinden yurdundan uzak olan kişi, yeni bulunduğu yerde nereden alışveriş yapacağını, aradıkları şeyleri nereden temin edeceğini ve nasıl davranacağını bilemez. Bu yüzden yabancı yerde körden bir farkı yoktur.
Garip Kuşun Yuvasını Allah Yapar:
(Türk) Kimsesiz, zavallı, yoksul ve güçsüz kişiye yüce Allah yardım eder. Hiç ummadıkları bir yerden kendilerine yardım eli uzanır ve darda kalmazlar. Yüce Allah onları korur, gözetir ve mal sahibi yapar.
Gavura Kızıp Oruç Yenmez:
(Türk) Başkasının sizi ilgilendirmeyen tutumuna kızarak çok önemli olan görevinizi yapmamanız doğru değildir.
Gâvurun Ekmeğini Yiyen, Gâvurun Kılıcını Çalar:
(Türk) Kişi geçimini kimden sağlıyorsa, kimin hizmetinde ise, ne kadar merhametsiz ve acımasız olursa olsun, ne kadar fikirleri uyuşmazsa uyuşmasın onun yanında olur; onun istediklerini yerine getirir.
Gavurun Tembeli Keşiş, Müslüman'ın Tembeli Derviş Olur:
(Türk) Bütün dinler çalışmayı emreder ve boş duranı kimse sevmez. Bazı kişiler ise dini çıkarları kullanarak geçimini şunun bunun verdikleriyle elde eder ve çalışmadan yaşamanın yollarını ararlar. Hristiyanlar arasında keşişler, Müslümanlar arasında da dervişler tembel kimselerdir.
Geç Olması Hiç Olmamasından İyidir:
(İtalyan)