Bir Atasözü Öğrenelim!
Harama El Uzatılmaz:
(Türk) Allah (cc) bizi haramlardan uzak durmamız konusunda insanlık tarihinden beri uyarmaktadır. Haram malda ah olduğunu, haram mala el değdiğinde günah işleneceğini herkes bilir. Erdemli ve irfan sahibi kimseler hayatlarını helal ile geçirir, haram mala, haram paraya, haram olan herşeye el değmeden yaşar. Zıtanlamlısı:: Üzümü (Üzümünü) Ye (de), Bağını Sorma
SON EKLENEN ATASÖZLERİ
*Sağlıklı ve İyi Yaşamanın Sırrı Yarım Yemek, İki Kat Yürümek, Üç Kat Gülmek
ATASÖZÜ ARAMA
Sende Yolla Hata Bildir!ATASÖZLERİ SÖZLÜĞÜ
Deve Boynuz Ararken Kulaktan Olmuş:
(Türk) Doyumsuz ve açgözlü insanlar ne elde ederlerse etsinler, neye sahip olurlarsa olsunlar yine de ellerinde olanla yetinmeyi bilmezler. Her daim daha fazlasını arzularlar. Bu davranışları yüzünden ellerinde olan şeylerden de mahrum kalırlar, olanı da kaybederler.
Deve Büyüktür Amma Beşini Bir Eşek Yeder:
(Türk) Kişilerin dış görünümü insanları bazen yanıltabilir. Fiziki olarak büyük olan birinin aklı da büyüktür zannedilmemelidir. Küçük ama akıllı insanlar, görünüş bakımından kendilerinde büyük gözüken pek çok kişiyi yönetecek ve peşinden sürükleyecek güce sahiptir.
Deve Çok Ucuz Boynundaki Şu Gerdan Olmasa:
(Arap)
Deve Kabe'ye Gitmekle Hacı Olmaz:
(Türk) Bir durumun gerektirdiği nitelikleri taşımayan, bu niteliklerden uzak ve yoksun kişi biçimsel eylemlerle kişiliğine değer kazandıramaz.
Deve Kırk Yılda İntikam Almış; ''Amma da Çabuk Oldu,'' Demiş:
(Türk) Deve uzun süre kin tutabilen bir hayvandır. Kendisine kötülüğü dokunanı ona zarar vereni asla unutmaz. Aradan uzun yıllar geçse bile intikam almak için eline geçen ilk fırsatı mutlaka değerlendirir. Buna benzer insanlar da vardır. Kin tutmak her ne kadar doğru bir davranış olmasa da, bazen kendisine zalimce davranmış kişilerden intikam almak gerekir. Ancak bunun için acele etmemeli doğru zamanı beklemek lazımdır.
Deve Taze Yaprak Yemek İsterse Boynunu Uzatır :
(Türk) Herkes çok istediği bir şeyi elde etmek ister. Fakat herhangi bir çaba göstermeyip o şeyi sadece istemek hiçbir işe yaramaz. Bazen çok istediğimiz bir şeyi elde etmek için çaba göstermeli ve şartları zorlamalıyız.
Deve, Deve Yerine Çöker:
(Türk) Değerli ve elden giden veya yitirilen değerli bir kimsenin yeri boş kalmaz. Mutlaka onun yerini dolduracak bir şey bulunur. Yerine onun gibi olan gelir.
Deveci İle Dostluk Eden Kapısını Büyük Açmalı:
(Türk) Büyük insanlarla görüşenler, kendi hayatlarını ona göre düzenlemek zorunda kalırlar. Bunu başaramadıkları zaman zarara uğramaları yüksek bir ihtimaldir.
Deveden Büyük Fil Var:
(Türk) Hiçbir insan sahip olduğu makamın büyüklüğü, elindeki yetki ve imkânların genişliği ile övünmemeli, bunlara sırtını dayayarak büyüklenmemeli, kimseyi hor görmemelidir. Çünkü ondan büyüğü ve üstünü her zaman vardır.
Deveden Düşenin Anası Ağlamış, Eşekten Düşenin Ağlamamış:
Zenginlerin kaybı ile yoksulların kaybı aynı olmaz. Zenginler daha çok kaybederler ve daha çok üzülürler. Yoksulun kaybedecek pek bir şeyi yoktur.
Devenin Derisi Eşeğe Yük Olur:
(Türk) Maddi güce sahip ve önceden varlıklı olan kişi ne kadar yoksul düşerse düşsün, o kişi yoksula göre hala varlıklı sayılır. Yoksul onun işinin görür.
Devenin Yünü Eşeğe Yük Olur:
Toplum yararına önemli görevler üstlenmiş değerli insanlar vardır. Bu insanların ölmesi, kötü duruma düşmesi, zorluk yaşaması her an için mümkündür. Böyle bir durumda ortaya çıkan problemlerin sıkıntısını daha alt seviyedeki kişiler, halk çeker.
Deveye ''Boynun Neden Eğri?'' Diye Sormuşlar; ''Nerem Doğru ki!'' Demiş:
(Türk) Bazen insanlar üst üste terslikler yaşayabilir. Bu insanın başına gelen olaylar onları belli bir doğrultuda etkiler. Sürekli felakete uğrayan kişiler artık o felaketi kanıksamaya başlar ve bu da insanlara olumsuz düşünme alışkanlığını verir.
Deveye ''İnişi mi Seversin, Yokuşu mu?'' Demişler, ''Düz Yere mi (Düze Kıran mı) Girdi?'' Demiş:
(Türk) Herkesin işlerini halletmek için farklı farklı yöntemleri vardır. Fakat o işi yaparken kolay ve sıkıntısız yapmak varken, zor olan yöntemi kullanmak doğru olmaz ve yanlış bir tutumdur.
Deveye Bindikten Sonra Çalı Arkasına Gizlenilmez :
(Türk) Kişi yaptığı işi gizlemek isteyebilir. Fakat bu olay herkesin gözü önünde gerçekleşmişse eğer bu olayı türlü yorumlarla gizlemeye çalışmak mümkün ve mantıklı değildir.
Deveye Burç Gerek Olursa Boynunu Uzatır:
(Türk) Herkes gereksinimlerini karşılamak zorundadır. Bundan dolayı kişiler gereksinimlerini karşılamak için çok çalışmalı ve yorgunluğa katlanmalıdır.
Deveye Cilve Yap Demişler, Götüyle Dağları Devirmiş (Yedi Çadır Devirmiş):
(Türk) Daha önce bulundukları ortam ile ilgili bir tecrübe yaşamamış insanlar çokça hatalarda bulunurlar. Sıradan hayatları gibi gördükleri durumun farka varmadan, çevresindekileri rahatsız edebilir, zor duruma düşürebilir ve en önemlisi kendisinin yanında bulunan insanları rencide edebilir. Bunun önüne geçebilmek için kişileri bulunacakları ortama göre eğitmeli, önceden haber vererek ikaz etmeliyiz.
Deveyi Yardan Uçuran Bir Tutam Ottur:
(Türk) Tamah, açgözlülük insanı küçük çıkarlar peşinde koşturur; onu tehlikelere iter, felâketlerle karşı karşıya bırakır ve zarar görmesine yol açar.
Deveyi Yel Alsa, Keçiyi Gökte Ara:
Herhangi bir sebeple toplumdaki güçlü kişiler zarar görürse, güçsüzler onlardan kat kat daha fazla zarar görürler.
Devlet Adama Ayağıyla Gelmez:
(Türk) Zenginlik, mal ve mülk insanın durup dururken kazanabileceği, kendiliğinden gerçekleşebilecek bir şey değildir. Kişinin bol kazanç elde etmesi için çok çalışması ve çaba harcaması gerekmektedir.
Devlet Malı Balık Kılçığıdır, Yutulmaz:
(Türk) Devletin malı balık kılçığı gibi yutulması zor ve imkansızdır. Yenilse bile o kişiye huzur vermez. Bunu yapmak zor ve tehlikelidir. Er ya da geç o malın hesabı devlet tarafından sorulur.
Devlet Memurları, Başsız Çivi Gibidir; İçeri Sokabilirsiniz Ama Dışarı Çıkaramazsınız:
(Amerikan)
Devlet Oğul, Mal Tahıl, Mülk Değirmen:
(Türk) Mutluluğun ve zenginliklerin en güzeli, oğul sahibi olmak; en gerekli mal, tahıl; en değerli mülk, değirmendir.
Devletin Malı Deniz, Yemeyen Domuz:
(Türk) Kimi vatan haini, rüşvetçi, menfaatçi kimseler soygunculuğu kural edinmişlerdir. Bunlara göre devletin malı çalıp çırpmakla, yemekle tükenmez; bir yolunu bulup da bu maldan aşırıp yararlanmayandan daha budala kim olabilir.
Devletli (Zengin) Yanını Kaşısa, Yoksul Para Verecek Sanır:
(Türk) Yoksul ve fakir insanlar geçim sıkıntısı çektiğinden dolayı sürekli zengin, varlıklı kimselere umutla ve beklentiyle bakarlar. Onların en ufak hareketlerinden bile kendileriyle ilgili bir durum varmış gibi düşünürler.
Devletli İle Deli Bildiğini İşler:
(Türk) Deliler yaptığı davranışın farkında olmadığı, o hareketi bilmeden yaptığı için, üst makamdaki kişiler de yetkilerinden dolayı bir iş yaparken kimseyi dinlemez ve her zaman kendi başlarına buyruk davranırlar.
Devletli, Gözü Perdeli Olur:
(Türk) Devlet adamları çoğu zaman toplumda ne olup bittiğinin farkına varamazlar. Ülkenin eksiklerini, yapılan yolsuzlukları, alınan rüşvetleri ve halkın çektiği sıkıntıları bilmezler. Aynı şekilde zengin ve varlıklı kimseler de yoksulların sıkıntılarını anlayamaz.
Devletliye Dokun Geç, Fukaradan Sakın Geç:
(Türk) Bir kişi için, zengin ve devlet adamlarıyla arkadaşlık kurmak faydalıdır. Bu kişiden bilgi alman, yardım ve mal alman mümkündür. Fakat yoksul bir kimseyle arkadaşlık kurarsan, onlar tembel ve bilgisiz olduğundan dolayı sana hem maddi hem de manevi yük olurlar. Bu kişilerden türlü türlü dert dinleyip, sen zararlı çıkarsın.
Devrilen Ağacı Herkes Oh Olsun Diye Çağırır:
(İtalyan)
Dibi Görünmeyen Suya Girme:
(Türk) İç yüzünü iyi bilmediğin, anlamadığın, öğrenmediğin, bir işe girişme; yoksa tehlikeye düşüp zararlı çıkabilirsin.
Diğer Annelerinde Güzel Kızları Var:
(Avusturya)
Diken Battığı Yerden Çıkar:
(Türk) Bir kişi zarara uğradıysa bu zararın nedenini ve bu ondan kurtulmanın yöntemini bilir. Kurtulmaya da aynı yöntemleri kullanarak çalışır. Zarar hangi yönden geldiyse o yönden giderilir.
Dikensiz Gül Olmaz:
(Türk) Hoşumuza giden, bizi sevindiren, fayda temin ettiğimiz hemen her güzel şeyin kusurlu, eksik ve kötü bir yanı da bulunabilir. Eğer bunları elde etmek istiyorsak, hoşa gitmeyen ve bize sıkıntı veren bu yanlarını da hoş görmeliyiz.
Dikkatsiz İnsan, Ormanda Yürür de Yakılacak Odun Görmez:
(Rus)
Dil Bir Milletin Ruhudur:
(Endonezya)
Dil Dile Değmeden Dil Öğrenilmez:
(Türk) Atasözünden ziyade çok eski ve amiyane bir tabir olan bu sözümüz, girişimcilik ruhunu tetiklemek maksadıyla söylenmiştir. Fiziksel etkileşimden çok, bir işe girmeden o işin öğrenilmeyeceğini tabir eder. İnsanlar yapacakları meşakatin iç yüzünü görebilmek için öncelikle o işe başlamalı, mümkünse bir bilenle yola çıkarak ilerlemelidir.
Dil Epsem (Olsa); Baş Esen (Olur):
(Türk) İnsanın başına gelen kötü olayların sebebi bazen dillerini tutamadıklarındandır. Kişinin konuşmadan önce, söyleyeceği sözün olumlu ve olumsuz sonuçlarını düşünmesi gerekir. Yoksa her şeyi her yerde çekinmeden söyleyen dengiz ve geveze kişiler, ortamdaki kötü gözleri üzerine çekebilir. Diline hakim olamayan insan uygunsuz sözlerinin cezasını elbet öder.
Dil Safradan Acı, Baldan Tatlı, Kılıçtan da Keskindir:
(Çerkez)
Dil Yüreğin Kapısıdır:
(Laz)
Dilden Gelen Elden Gelse, Her Fukara Padişah Olur :
(Türk) Kişinin her istediğini ve her dile getirip söylediğini elde etmesi, o işi gerçekleştirmesi zordur. Her istediğini elde eden insan yoktur. Şayet her insan bunu becerebilseydi padişah kadar zengin olurdu ve yoksul insan kalmazdı.
Dile Gelen Ele Gelir:
(Latin)
Dile Gelen Ele Gelir:
(Türk) Bir kişi istediği şeyi dile getirirse, o şeyi elde etmesi onun için daha kolay olur. Bir kişi istediğini sık sık dile getirirse bir bakar ki istediği şey gerçekleşmiştir.
Dilenci Bir Olsa Şekerle Beslenir:
(Türk) Yardım edilmesi gereken kişiler, yoksullar az sayıda olsa, en iyi şekilde geçinmesi sağlanır ve umduğundan aşırı şeyler verilerek sevindirilir. Fakat sayıca çok fazla oldukları için hepsine aynı anda yardım edilemez ve hepsine aynı cömertlikte bulunulamaz.
Dilencinin Torbası Deliktir:
(Yunan)
Dilencinin Torbası Dolmaz:
(Türk) Yaşamını, dilenerek ve sürekli başkalarından yardım isteyerek sürdürmeye alışmış kişinin gözü asla doymaz. Bu kişiler verilenle yetinmedikleri için istekleri bitmez. Onları doyurmak asla mümkün değildir.
Dilenciye Borçlu Olma, Ya Düğünde İster Ya Bayramda:
(Türk) Bir kişi borç alacaksa zengin ve onurlu kişilerden almalıdır ki alacaklı kimse sürekli bunun lafını yapmasın ve anlayışlı olsun. Eğer seviyesiz ve çıkarcı birinden borç alırsan hiç anlayış göstermez, en olmadık durumda senden borcunu ister ve çevreye karşı küçük düşürür.
Dilenciye Hıyar Vermişler, Eğri Diye Beğenmemiş :
(Türk) Her insanın, diğerleri gibi birşeylere ihtiyacı vardır. Ancak bazı insanlar o kadar erdemsizdir ki; bu ihtiyaçlarını veren kişilere şükretmezler, bu ihtiyaçlarını giderdikleri insanların verdiklerine tama etmezler ve bunu beğenmezler. Halbuki bu eksikliklerinin giderilmesi onların daha doğru, daha düzgün birşeyler yapmasına, belkide hayatını sürdürmesine yardımcı olacaktır. Kişilerin bu düşünceye düşmelerindeki en büyük etken, bu ihtiyaçlarını bedavaya getirmeleridir. Şayet paraları ile alsalar bu kadar hor görmezler, bu kadar aşağılık hissetmezler. Bu yüzden ihtiyacı olan insana bu ihtiyaçlarını verirken, onların kişiliğini göz önüne almalı, eğer hakediyorlarsa bunu yapmalıyız. Haketmiyorlarsa, çalışarak kazanmalarını beklemeliyiz.
Dilim Seni Dilim Dilim Dileyim, Başıma Geleni Senden Bileyim:
(Türk) İnsanların başına kimi felâketler, sıkıntılar da çok kez dilleri yüzünden gelir. Dilini tutmayan, ne zaman ve nasıl konuşacağını bilmeyen insanların başlarına belâ geldiği ve bu yüzden pişmanlık duydukları çok görülmüştür.
Dilin Cismi Küçük, Cürmü Büyük:
(Türk) Konuşma organımız olan dil, küçük hacimli bir nesnedir. Küçük olmasına küçüktür ama büyük suçlar onunla işlenir. Kimi zaman sarf ettiği kötü sözler insanın başını belâya sokup felâketini hazırlayabilir.
Dilin Kemiği Yok:
(Türk) Dil kolayca her yana dönebilir. Bu özelliğe sahip olan dilde, her türlü kelimeler de kolayca çıkar; insan doğru olmayan, birbiriyle çelişkili sözleri söyleyebilir; önce söylediğini sonra inkâr edip başka şekle çevirebilir.
Dilin Kemiği Yoktur:
(İtalyan)
Dilsizin Dilinden Anası Anlar:
(Türk) Bir kişinin veya malın dilinden ancak sahibi ve onunla uğraşan kişi anlar. Bir kişi sürekli ona vakit ayırdığından hal ve hareketlerine bakarak ne istediğini bilir. Başkalarının bunu anlaması kolay değildir.
Dinlemekten Akıl, Söylemekten Pişmanlık Doğar:
(İtalyan)
Dinsizin Hakkından İmansız Gelir:
(Türk) Acımasız, kötü, insafsız ve ahlâksız bir kişinin hakkından ancak ondan daha kötü bir kişi gelebilir.
Diri, Ölüye Değişilmez:
(Kafkas)
Dişi Köpek Kuyruğunu Sallamayınca, Erkek Köpek Ardına Düşmez:
(Türk) Bir kadın ve erkeğin ilişkisi karşılıklı duygularla ve isteklerle gerçekleşir. Eğer kadın karşındaki kişiye istek göndermezse, yüz vermezse erkek onun peşine düşmez.
Doğmadık Çocuğa Kaftan (Don) Biçilmez:
(Türk) Daha ihtimal dahilinde olan, henüz ne olacağı belli olmayan, ele geçmeyen, ortaya çıkmayan bir şey için önceden hazırlık yapmak ve kesin karar vermek doğru değildir. Çünkü beklediğimizin aksine bir durumla karşılaşıp zarar görebiliriz.
Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden Kovarlar:
(Türk) Özellikle çıkarlarını düşünen insanların çoğaldığı, fedakârlığın azaldığı yerlerde yalan dolan, hile, ahlâksızlık artar ve insanlar iki yüzlü olurlar. Böyle bir ortamda doğru sözlü olan, sözünü esirgemeyen ve sakınmadan herkesi eleştiren kişiyi kimse sevmez. Herkes onu kınar, yanından ve yöresinden uzaklaştırmaya çalışır. Çünkü bu kişi doğru sözleriyle ahlâksızlık üzerine bina edilmiş menfaat düzenini bozmaya çalışır ve çok kimseyi rahatsız eder. Dolayısıyla çıkarları zedelenen, kusurları yüzüne söylenen, ikiyüzlülükleri yüzlerine çarpılan insanlar tarafından hor görülüp kovulurlar. Eşanlamlısı:: Eğri Otur, Doğru Söyle
Doğru Söyleyenin Bir Ayağı Üzengide Gerek:
(Türk) Yalancı ve çıkarcı insanlar her zaman doğru konuşan ve işini dürüstlükle yapan insanları sevmez. Bu yüzden doğru söyleyen kişiler bulunduğu ortamdan kovulmaya hazır olmalılardır. Çünkü söylediği doğrular, bu yalancı insanları sinirlendirecek ve rezil edecektir. O insanlarda dürüst insanları bulundukları yerde barındırmayacaktır.
Doğru Söyleyenin Tepesi Delik Olur:
(Türk) Her zaman doğruları dile getirip bundan çekinmeyen ve sözünü esirgemeyen insanlar, birilerinin yalanlarına ortaya çıkardığı, onları güç duruma düşürdüğü için toplumda birçok düşman edinirler. Öyle olunca da hep zarar görürler.
Doğru Söz (Ağıdan) Acıdır:
(Türk) Kimi insanlara (özellikle yalancı, çıkarcı, ahlâkı bozuk) kusurlarını, yanlışlarını, düzensizliklerini, yolsuzluklarını ortaya çıkaran sözleri yüzüne karşı söylemek çok acı gelir. Çünkü çoklukla bu tür insanlar ya açıklarının ortaya çıkmasını istemezler ya da doğru sandıkları hareketlerinin yanlış olduğunu kabul etmezler.
Doğru Söz Demiri Keser, Keskin Söz Kılıcı Keser:
(Kırgız)
Doğru Söz İnsana Hoş Gelmez:
(Kürt)
Doğru Söz Yemin İstemez:
(Türk) Genellikle bazı insanlar bir konuyu anlatırken yanlış veya yalan bir şekilde konuşuyorsa eğer sürekli yemin etme ihtiyacında bulunur. Fakat doğru bir söz anlatılıyorsa bunun ispatlanmasına veya anlatılırken yemin edilmesine gerek duyulmaz.
Doğru Söze Ne Denir!:
(Türk) Her olayın, durumun açıklaması olan doğru söz veya gerçekler yorum kabul etmez. Onlar hakkında art niyetli söylenecek her söz sahibine zarar verir. Bu yüzden doğru, mantıklı ve güzel çözümler getiren sözler tartışılamaz.
Doğruluk Dost (Hak) Kapısı:
(Türk) Bir kişiyle dost olmadan önce o kişinin niteliklerine bakılır. Dostluk, öncelikle doğru ve dürüst kişiler arasında olur. Kimse kötü karakterli insanlarla dostluk kurmak istemez. Bu yüzden önce kişinin doğru ve dürüst olması gerekir ki kapısından dostlar girsin.
Doğruluk Minarede Kalmış, Onun da İçi Eğri:
(Türk) Yaşadığımız dünyada kendisine tamamen güvenebileceğimiz, kusursuz insan kalmamıştır. Doğru diye bildiğimiz kişilerin de elbet bir gün yanlışları olur. Bu yüzden kimseye dört dörtlük diye güvenmemeli, her türlü tedbirimizi almalıyız.
Doğrunun Yardımcısı Allah`tır:
(Türk) Hak ve adaletten kopmayan, işlerinde doğruluktan ayrılmayan kişiye Yüce Allah her zaman yardım eder.
Doğruyu Söyle Ama Hemen Orayı Terk Et:
(Sloven)
Doğuran Avrat Azrail'i Yenmiş:
(Türk) Hamile kalıp, yeni doğan bebeğini sürekli kaybeden kadın doğurmaktan usanmaz ve pes etmezse elbet bir gün isteğine kavuşur.
Dokuz At Bir Kazığa Bağlanmaz:
(Türk) 1- Her tedbir, tehlikenin büyüklük oranı düşünülerek alınmalıdır. Gücü büyük olan tehlikelere küçük ya da zayıf tehlikelerle önlenemez. 2- Bir işin başına, birbiri ile anlaşması mümkün olmayan birden çok yetkili kimse getirilmemelidir. Çünkü her biri bir yana çeker, anlaşamaz ve birbirlerine düşerler. İşi aksatıp geciktirirler.
Dolaba Ne Koyarsan Onu Alırsın:
(Kürt)
Dolu Bardak Su Almaz:
(Türk) Bilinmeli ki, her insanın kaldıracağı, taşıyacağı bir yük vardır. Eğer bu yükten fazlası kendisine yüklenir ve taşıması istenirse verimli bir sonuç da umulmamalıdır. Çünkü gücünün üstündeki bir yükün altından yıkılıp kalması, çöküp ezilmesi kaçınılmazdır. Bu bakımdan her kişiye ancak yapabileceği bir işi yüklemek lâzımdır.
Dolu Küpün Sesi Çıkmaz:
(Türk) Saygılı, bilgili ve ahlaklı kişiler bu huylarından dolayı nerede nasıl davranması gerektiğini çok iyi bilirler ve gösterişten kaçınıp, bilmişlik taslamazlar. Ama bu davranışlardan yoksun olan kişiler bilmişlik taslayarak gevezelik ederler ve boş laf konuşup dururlar. Bu yüzden de etrafındaki kişilere rahatsızlık verirler.
Doludan Islanmışın Yağmurdan Pervası Olmaz:
Başından büyük olaylar geçip o konuda tecrübe sahibi olarak olgunlaşmış kişiler daha küçük tehlikelerden ve belalardan yılmazlar. Bu tıpkı, doluya tutulmuş bir kişinin yağmurda ıslanmayı hiçe sayması gibidir.
Domuz Derisi Post Olmaz, Eski Düşman Dost Olmaz:
(Türk) İslâm dinine göre domuzun her şeyi pistir. Eti haramdır, beslenmesi yasaktır. Bu nedenle onun derisi de kullanılamaz. Üstünde namaz kılınamadığı gibi oturulamaz da. Eski düşman da domuz derisi gibidir. Ne kadar iyi niyet beslerse beslesin, yakınlık gösterirse göstersin ona güvenilemez; dostluğuna inanılamaz. Hiç ummadığımız bir zamanda bize kötülük yapabilir. Çünkü kolay kolay düşmanlık duyguları silinmez.
Domuzdan Toklu Olmaz:
(Türk) Bir çocuk anne ve babasıyla büyüdüğü için, sürekli onlarla aynı ortamda olduğu için aile nasıl davranıyorsa, ailenin huyu nasılsa çocuk da anne ve babanın yanında dura dura onların hareketlerini huy edinir. Eğer ki bir aile kötü huyluysa onların çocukları kolay kolay melek huylu olmaz.
Domuzun Kuyruğunu Kes Yine Domuz:
(Türk) Yaradılıştan kötü huylu, ahlaksız olan kimsenin kötü huylarını ne kadar düzeltmeye çalışsanız da yapısı gereği bu davranışları düzelmez.
Don Kişot Olmak İçin Yola Çıkan Pek Çok İnsan Evine Sancho Panza Olarak Döndü:
(İspanyol)
Donsuz Dolaş Fakat Boynunu Zalimlerin Önünde Eğme:
(Kürt)
Donsuzun Gönlünden Dokuz Top Bez Geçer:
(Türk) Kişi yaşamı boyunca neyden mahrum kalmışsa sürekli ona sahip olmayı, o şeyden bolca almayı ister ve gönlünden sürekli onu geçirir.
Dört Atanın Dördü de Hak:
(Türk) Evli kişiler birbirlerinin anne ve babasını aynı kendi anne ve babasını sevdiği gibi sevmeli, saygı göstermelidir. Kız ve oğlan arasında ayrım yapılmamalıdır.
Dost Acı Söyler:
(Türk) Dost sevilip güvenilen, yakın arkadaş, gönüldaş, iyi görüşülen kimsedir. Dostlar hiçbir çıkar kaygısı gütmeden yaklaşırlar insana. Düşman kimselerin aksine, insanın iyiliğini isterler. Sevinci paylaştıkları gibi üzüntüyü de paylaşırlar. Bu bakımdan dostlarımız olanlar eksikliklerimizi, kusurlarımızı, yanlışlıklarımızı yüzümüze karşı söylemekten çekinmezler. Bizi memnun etmek için değil doğruyu göstermek için konuşurlar. Amaçları bizi düzeltmek, acı da olsa gerçeği yüzümüze söylemektir. Bu bakımdan iyiliğimiz için söyledikleri sözlerden ötürü onlara kırılmamalıyız.
Dost Ağlatır, Düşman Güldürür:
(Türk) Dostumuz bizim hatalarımızı ve kusurlarımızı yüzümüze vurduğu zaman, söyledikleri acı da olsa bunu bizi üzmek için değil tam tersi iyiliğimizi düşündüğünden yapar. Fakat düşmanımız bizim kusurlarımızı gizler ve bunları yüzümüze vurmaz. Bizim kusur ve hatalarımız onların işine gelir.
Dost Başa Bakar, Düşman Ayağa:
(Türk) Temiz giyinip kuşanmak hem dost, hem de düşman için oldukça önemlidir. Bu durum başımızı yukarıda görmek isteyen dostlarımızı sevindirecek, ayağımızın kaymasını bekleyen düşmanlarımızı da kahredecektir.
Dost Bin İse Azdır, Düşman Bir İse Çoktur:
(Türk) Çevremizde kendimize yakın gördüğümüz kişiler veya dostlarımız bizi üzmeyeceği için sayıca fazla olsa da bize herhangi bir kötülükleri dokunmaz, sayılarını arttırmakta fayda vardır. Fakat düşmanımız bir tane de olsa bize zarar vermek istediğini biliriz. Bu yüzden insan dostunu çoğaltmalı, düşmanını azaltmalı.
Dost Bulan,Hazine Bulmuştur:
(İtalyan)
Dost Dosta Ten Gerek, Ten Olmasa Gen Gerek.:
(Azeri)
Dost Dostun Ayıbını Yüzüne Söyler:
(Türk) Gerçek dostluklar yalan ve fesatlık üzerine kurulmaz. Dostu üzülecek olsa da onun ayıplarını yüzüne söyler, arkasından konuşmaz. Amacı dostunu kırmak değil, onun bu hatalarını ve ayıplarını düzeltmektir. Dostumuzun bu sözlerinden olumsuz sonuç çıkarmamak gerekir.
Dost Dostun Eyerlenmiş Atıdır:
(Türk) Hakikî dost, dostunun en sıkışık zamanında yardımına koşmaya hazır durumda bekler.
Dost Evinde Başını Bağla, Düşman Evinde Tırnağını Kes:
Dostumuzun evine gittiğimizde güzel olan baş bağlamak, süslenmek, hoş, temiz, neşe artıran durumdur. Tırnak kesmek ise pis ve dirlik bozan bir iştir. İnanışa göre, kesilen tırnak ev içine sıçrarsa, ev halkı ile tırnak kesen arasında düşmanlık başlar.
Dost İçin Ölmeli, Düşman İçin Dirilmeli:
(Türk) Hayatımızda bize hep destek olan, her anımızda yanımızda bulunan, dostlarımız ve akrabalarımız için gerektiği zaman her türlü fedakarlığı yapmamız gerekir. Hayatımızda bizim ve sevdiklerimizin düşmanlarına da her zaman tüm gücümüzle karşı koymamız gerekir.
Dost İle Ye, İç; Alışveriş Etme:
(Türk) Her türlü alış verişin temelinde çıkar yatar. Dolayısıyla çıkarların çatıştığı yerde tatsızlıkların baş göstermesi, giderek de dostluğu bozması mümkündür. O hâlde dostluklarını sürdürmek isteyen kimseler birbirleriyle alışveriş yaparken ya çok dikkatli olmalı, ya da alışveriş yapmaktan mümkün olduğunca kaçınmalıdırlar.
Dost Kara Günde Belli Olur:
(Türk) Varlıklı, iyi, güzel ve mutlu günlerimizde bizimle dostluk kuran, arkadaşlık eden, yanımızdan ayrılmak istemeyen çok olur. Herkesin mutluluktan bir pay almaya çalıştığı böyle günlerimizde, etrafımızdaki bu kişilerin hepsine gerçek dost diyebilir miyiz? Kuşkusuz hayır. Bu ancak işlerimizin kötü gittiği, üzüntülerimizin arttığı, felâketlerin bizi boğmaya çalıştığı günlerimizde belli olur. İyi ve mutlu günlerimizde olduğu gibi, bizi kara günlerimizde de yalnız bırakmayan, sıkıntılarımızı paylaşan kişiler gerçek dostlarımızdır. Zıtanlamlısı:: Düşenin Dostu Olmaz, Hele Bir Yol Düş de Gör
Dostluk Başka, Alışveriş Başka:
(Türk) Alış verişin temelinde çıkar, dostluğun temelinde ise fedakârlık yatar. Bunu bilip dost kalmak isteyenler alış verişlerini arkadaşlık ilişkisinden ayrı tutarlar. Bu kişiler arasındaki dostluk, birinin ötekine fedakârlık yapmasını gerekli kılmaz.
Dostluk Kantarla, Hesap Alışverişle:
(Türk) Yakın arkadaşlar ve akrabalar arasındaki alacak ve verecekler, inceden inceye hesaplanmalı, bu konuda ölçülü davranılmalıdır. Bu durum fedakarlık konusu yapılmamalı ve kimsenin gönlünün kalmaması için hesap kuruşu kuruşuna görülmelidir.
Dostun Attığı Taş Baş Yarmaz:
(Türk) Dostun acı sözünden veya sert davranışından bize kötülük gelmez. Biliriz ki, onun bu yaptığı bizim iyiliğimiz içindir.
Dostun Bin İse Azdır Düşmanın Bir İse Çoktur:
(Kazak)
Dostunun Alnındaki Sineği Baltayla Kovalama:
(Çin)
Dostunuzu Sık Sık Ziyaret Ediniz, Çünkü Üzerinde Yürünmeyen Yollar Diken ve Çalılarla Kaplıdır:
(Hint)