D E N E M E    


Bir Atasözü Öğrenelim!

Kitapsız Büyüyen İnsan, Susuz Yetişen Ağaca Benzer :

(Çin)

ATASÖZÜ ARAMA


       
Sende Yolla Hata Bildir!



ATASÖZLERİ SÖZLÜĞÜ




Çekişmeden Pekişilmez:  

(Türk) Herkesin kendine özgü düşünce ve görüşleri vardır ve kişiden kişiye farklılık gösterir. Bir konu hakkında iki taraf uzlaşmaya çalışmak istiyorsa eğer karşılıklı fikir ve görüşlerini birbirleriyle paylaşmalılar. Ancak bu şekilde sağlam bir uzlaşma ve anlaşma olur.

Çengi Ölüsü Çalgı İle Kalkar:  

(Türk) İnsanlar, sürdükleri yaşama göre hayatlarını sona erdirirler. Zevk ve sefa içinde yaşayan, bu duruma alışmış kimse kötü zamanlarında bile bu eğlenceden geri kalmaz. Aynı prensipler içinde yaşayan insanlar zor durumda kaldığında da prensiplerinden şaşmaz.

Cennet Annelerin Ayakları Altındadır (Anne Cennet Kapılarının Ortasındadır. (hadis)) :  

(Türk) Bu hadis Kuran-ı Kerim'in geldiği dönemde, peygamber efendimiz tarafından bahşedilen bir hadistir, ancak 1400 yıl kadar atasözü gibi, aynı maksatla da anılmıştır. Anneler kutsaldır, en büyük yükü çekerler. Evlerinin sahipleri, yuvalarının kurucularıdır. Anne bir aileyi manen ayakta tutan ve Allah'ın can verdiği bedenlerin koruma görevini üstlenen, onlara kendisinden daha iyi bakan yeryüzünün en açık gönüllü kişi yada varlıklarıdır. Bu sebeple Cennet onların asıl yerleri, aslında ödülleridir. Fakat her anne Cennet'e gidecek diye bir kavramda kesinlikle söz konusu değildir. Dini boyutu için lütfen hadisleri veya meal amaçlı web sitelerini inceleyin.

Cennet de Bu Dünyada Cehennem de:  

(Türk) Bu dünyada cenneti ve cehennemi yaşamak insanın kendi elinde olan bir durumdur. Her zaman doğruluktan, dürüstlükten ve iyilikten yana olan insanlar bu dünyada huzuru ve mutluluğu bulur. Fakat fesatlık ve kötülük yapan insanlar cehennem azabını bu dünyada çekmeye başlarlar. Her şey kişinin kendisi içindedir.

Cennetin Kapısını Cömertler Açar:  

(Türk) Cömert kimse, para ve malını esirgemeden veren, eli açık olan, yardım seven, muhtaç kimseleri gözeten kimsedir. İslâm dini böyle kimseleri över ve onları cömert olmaya davet eder. Eğer böyle davranırlarsa; yetime, kimsesize, yolda kalmışa, düşküne yardım ederlerse sevap işleyecekler ve öbür dünyada yaptıklarının karşılığını kat kat fazlasıyla göreceklerdir.

Cennette Bile Yalnız Kalma:  

(Arnavut)

Çerçi Başındakini Satar:  

(Türk) Alım satımla, ticaretle uğraşan, geçimini bu şekilde sağlayan insanlar kendilerine iyi bir müşteri buldukları zaman onları kolay kolay bırakmaz, üstündeki kıyafete kadar satarlar. Ayrıca bu kişiler satabileceği ne varsa bulup onu da satarlar.

Çerçi Kızı Boncuğa Aşıktır:  

(Türk) Aileden biri hangi işle uğraşıyorsa o ailenin yakınındakiler de o işten hoşlanır. Bir şey üreten ya da satan kişi, o şeylerden evdekileri yoksun bırakıyorsa aile fertleri üretilen veya satılan şeye özlem duyar.

Cesur Adamın Bakışı, Korkağın Kılıcından Daha Çok Düşman Titretir:  

(Amerikan)

Cesurlar Bir Kere Ölür, Korkaklar Bin Kere:  

(İngiliz)

Cesurun Bakışı, Korkağın Kılıcından Keskindir:  

(Türk) Kimi cesur insanlar kararlıdır, mertlikleri ve azimleri yüzlerinden okunur. Yüz ifadeleriyle hasımlarını yıldırabilirler. Korkak insanlarda ise yürek gücü yoktur. Bu güç olmadığından ötürü kılıcı gerektiği gibi kullanamazlar, dolayısıyla kılıçları keskin de olsa bir işe yaramaz.

Cevap Vermemek Aslında Bir Cevaptır:  

(Kızılderili)

Ceylandan Daha Atiği Yoktur Ancak O Bile Nasibinden Öteye Geçemez:  

(Kürt)

Çift Edersen Bağlanırsın, Bağ Edersen Eğlenirsin :  

(Türk) Çiftçilik büyük emek isteyen bir iştir. Tarlalarla ilgilenmek, onları ekip biçmek çiftçiyi toprağa bağlar. Bakımı güzel olursa da bağ edersin ve yaptığından memnun kalırsın. İşin eğlenceli kısmı ise ara sıra bağa gitmektir.

Çift İle Koyun, Kalanı Oyun:  

(Türk) Çiftçilik meleği zor ve fazla emek harcanması gereken bir iş olarak görülür. Çiftçilikle koyun yetiştiriciliğinin geçim sağlamada önemli olduğunu belirtir.

Çiftçinin Ambarı Sabanın Ucundadır:  

(Türk) Çiftçi, geçimini toprağı ekerek sağlamaya çalışan kimsedir. Bu bakımdan toprağı zamanında ve iyi sürmeli, tohumunu zamanında ekmelidir. Eğer bu işlerini zamanında ve lâyıkıyla yapmazsa, iyi verim alıp ambarlarını dolduramaz; başkasına muhtaç olup kapı çalar hâle gelir. Hemen her işte durum aynıdır. İyi sonuç almak isteyen kişi, işini zamanında ve iyi yapmalıdır.

Çiftçinin Karnını Yarmışlar, :  

(Türk) Çiftçinin yüzü hiç gülmez, dense yeridir: Onun ürünü her türlü afete açıktır. Ya kuraklık olur yada sel baskını. Bunlar olmasa, ürününü tam olarak değerlendiremez. Oda hep gelecek yıla ümit bağlar. Durum böyle sürüp gider. Peygamberimiz, sadece tarımla geçinen insanların yoksulluk çekeceğini ifade buyurmuştur.

Çiftçiye Yağmur, Yolcuya Kurak; Cümlenin Muradını Verecek Hakk:  

(Türk) İnsan ne ile uğraşıyorsa, onun yararına bir sonuç vermesini ister. Çiftçinin iyi ürün alabilmesi için yağmura ihtiyacı vardır. Bir kimse de güzel ve sıkıntısız bir yolculuk yapabilmek için kurak havayı ister. Görüldüğü gibi birinin istediği şey diğerinin zararınadır. Ancak sonucu yine Yüce Yaratan belirler. O nasıl takdir etmişse öyle olur, kime neyi nasip etmek isterse o gerçekleşir.

Çığı Bir Küçük Serçe Harekete Geçirir:  

(Çerkez)

Çiğnemeden Yutulmaz:  

(Türk) Yaptığımız her iş emek harcamamızı ve çaba göstermemizi bekler. Ağzımıza atacağımız bir nimet bile çiğnemeden yutulmaz ve onu yemek için bile bir çaba sarf ederiz. Yani işin küçüğü veya büyüğü olmaksızın hepsine çaba göstermemiz gerekir.

Çıkacak Kan Damarda Durmaz:  

(Türk) Birşeyi yitimek kaderde varsa, buna engel olmak insanın gücünü aşar. Olacak şey, her tedbiri aşar ve olur.

Çıkmadık Canda Umut Vardır:  

(Türk) İnsanlar ne zaman öleceği hakkında en ufak bir bilgi sahibi değildir. Kişi kötü bir hastalığa yakalansa bile hayatta olduğu sürece, iyileşeceğine dair her zaman bir umudu olmalıdır. Aynı şekilde bir işimiz kötü de gitse onu yoluna koyabilmek için hayatta olduğumuz sürece umudumuzu kesmemeliyiz.

Çıkmadık Candan Umut Kesilmez:  

(Türk) 1- İnsanların ölüm ve dirimi Yüce Allah`ın takdirine bağlıdır. Bu bakımdan eceli gelmeyen kimsenin, ölümcül hâlde de olsan canı çıkmadığı sürece iyileşeceğinden umut kesilmez. 2- İşlerimiz içinde durum böyledir. Kötü giden, felâkete uğrayan işlerin yok olma kertesine gelmiş de olsa düzelmeyeceğini kim söyleyebilir? Yüce Allah`tan hiçbir durumda umut kesilmez.

Çıktığın Dağ Yüksek İse, Attığın Taş Uzağa Gider:  

(Kırgız)

Cin Tutana Bir Muska Yeter:  

(Türk) Halk arasında cin musallat olan kişiye cin tutması adı verilir. Bu kişilere çözüm olarak hocalar muska hazırlar ve cinin uzaklaşacağı düşünülür. Aynı şekilde öfkeli bir kişinin kızgınlığını dindirmek için aklı başında, akıllı birisi ona öğüt vererek ve tatlı diliyle o kişiyi normal bir ruh haline sokmaya çalışır.

Çingene Çergesinde (Çadırında) Musandıra Ne Arar?:  

(Türk) Fakir ve yoksul kişilerin evleri derme çatma, eşyaları eksik ve eski püskü olur. Böyle olan kişilerin evlerinde zenginlerin kullanabileceği lüks eşyalar bulunmaz.

Çingene Ciğer Pişirir, Çok Yemeden Karnın(ı) Şişirir :  

(Türk) Cimri ve eli sıkı insanlar ellerindeki malların biteceğinden korkarlar ve harcamaya kıyamazlar. Bu yüzden pişirdiği yemek bitmesin diye de yemeden doyduğunu söyler ve elindeki maldan yararlanmadan ondan yararlanmış gibi davranır.

Çingene Çingeneye Çatmadıkça Kasnak Boynuna Geçmez:  

(Türk) Kişilerin ne kadar cahil, görgüsüz ve bayağı oldukları ilk bakışta anlaşılmaz. Ta ki kendi ayarlarında bir kişiyle karşılaşıp kavga edene dek. O zaman gerçek kişilikleri ortaya çıkar.

Çingeneden Çoban Olmaz, Yahudi`den Pehlivan:  

(Türk) Her kişinin ayrı bir karakteri vardır, soyu sopu farklıdır. Yetişmesi, bilgi ve becerisi doğrultusunda yapacağı işleri de birbirine uymaz. Çobanlık öyle sanıldığı gibi kolay bir iş değildir; önce sabır ve sorumluluk, sonra sözünde durma ve bir yere bağlanıp kalmak ister. Çingenede ise bu hasletler bulunmaz, bunun için de çobanlık yapamaz. Benzer şekilde, pehlivanlık da cesaret, yürek ve mertlik ister. Oysa Yahudi tam tersine korkaktır, bu yüzden pehlivanlık yapamaz.

Çingenenin İpini Kendisine Çektirirler:  

(Türk) Hayatta kötü işler yapan kişiler er ya da geç bunun bedelini öderler. Çoğu kötülükle uğraşan kişilerin başına gelen kötü olaylar kendi taşkınlık ve zalimce davranışlarının sonucudur.

Çingeneye Beylik Vermişler, Önce Babasını Asmış:  

(Türk) Sorumsuz, bayağı ve soysuz kimse eline bir yetki ya da imkân geçince mizacının gereğini yerine getirir. Öyle ki değil yabancılara, en yakınlarına bile kötülük yapmaktan çekinmez. Ve işe başladığını böyle belli eder.

Çıngıraklı Deve Kaybolmaz:  

(Türk) Kimi kişiler vardır ki, nerede olurlarsa olsunlar onlar bazı özelliklerini koruyarak kendilerini belli ederler. Bir yol bulup toplum içinde yitip gitmelerini önlerler.

Cins Cinse Çeker:  

(Türk) Tüm canlı varlıklar huylarını ve karakter özelliklerini soylarından alırlar. Kötü bir soydan gelen kişi az da olsa içinde kötülük barındırır. İyi bir soydan gelen kişi de içinde iyilik barındırır.

Cins Horoz Yumurtada (İken) Öter:  

(Türk) Kimi soylu ve değerli kimse, daha bebekken, eğitim çağına gelmeden kendini kimi hareketleriyle belli eder; başarılı bir insan olup yararlı işler yapacağını ortaya koyar.

Cins Kedi Ölüsünü Göstermez:  

(Türk) Şahsiyetli, soylu bir kimse, sıkıntılı ve kötü durumunu başkasına göstermez ve söylemez.

Çıra Dibi Karanlık Olur:  

(Türk) Yapısı gereği ışık saçan çıra etrafını aydınlatır fakat dibini aydınlatamaz. Bazı güçlü ve yardımsever kişilerin de faydası kendine veya yakınlarına dokunmaz. Genellikle çevresindekilere yararı olur.

Çıranın Köre, Davulun Sağıra Yararı Yoktur:  

(Zazaca)

Çirkefe Taş Atma Üstüne Sıçrar:  

(Türk) Şerli, etrafa kötülük saçıp duran kimselerden uzak dur; zorunlu olmadıkça onlara çatma, söz atma. Çünkü onlar bir kötülük yapmak için fırsat kollarlar. Böyle bir fırsatı onlara verirsen onların kötülükleri sana bulaşır, kirlenir ve zararlı çıkarsın.

Çirkin Kadın Göz Ağrıtır, Güzel Kadın Gönül Ağrıtır:  

(Kürt)

Çitsiz Bahçe, Kuyruksuz Köpeğe Benzer:  

(Fas)

Çivi Çıkar Ama Yeri Kalır:  

(Türk) Birine yaptığımız kötülüğü ne denli gidermeye çalışırsak çalışalım, yeni de o kötülüğün bir izi ve hatırası kalır. Bunun için kimseyi incitmemeye, kırmamaya gayret edelim.

Çivi Çiviyi Söker:  

(Türk) Güçlü bir şeyin etkisine, en az kendisi kadar güçlü bir başka şeyin etkisiyle karşı konabilir.

Çoban Kötü Olursa Koyunları Kuzgun Dahi Götürür:  

(Çerkez)

Çobana Verme Kızı, Ya Koyun Güttürür Ya Kuzu:  

(Türk) 1- Kararını vermeden önce iyi düşün. Kızını vereceğin kimse ne işle ilgileniyorsa, kızın da o işle ilgilenmek zorunda kalacaktır. 2- İncelikli, hassasiyet gerektiren bir işi, o işten anlamayan birine teslim etme. Kabalığı, beceriksizliği, dikkatsizliği yüzünden işi berbat edebilir.

Çobanın Ayağı Yetişmezse, Sopası Yetişir:  

(Türkmen)

Çobanın Gönlü Olursa Tekeden Yağ Çıkarır:  

(Türk) Bir kişi gayretli, hevesli ve azimli olursa eğer o kişinin gerçekleştiremeyeceği, başaramayacağı bir iş yoktur. Kendisinden bir iş bitirmesi beklenen kişi, isterse o iş imkansız olsun ama yine de bir çözüm yolu bulur.

Çobanın Kaval Sesine Kanıp yaylaya gittiğini Zanneden Koyunlar, Mezbahaya gittiğini hiç bir Zaman Anlayamadılar.:  

(Sümer)

Çobansız Koyunu Kurt Kapar:  

(Türk) 1- Elindeki nesneleri kaybetmek, birine kaptırmak istemiyorsanız gereken önlemleri alıp koruyunuz. 2- Yöneticisi ve koruyucusu bulunmayan, başsız kalan toplum onun bunun saldırısına uğrar; sonunda dağılıp çözülür.

Çocuğa İş Buyur Ardından Sen Git:  

(Kazak)

Çocuğa İş Buyuran, Ardına Kendi Düşer (Çocuğa İş, Ardına Sen Düş/ Çocuğu İşe Sal, Ardınca Sen Var):  

(Türk) Çocuk gerek yaşı, gerek bilgi ve becerisi sebebiyle kimi işlerin altından kalkamaz. Çocuğa yapamayacağı, üstesinden gelemeyeceği, belli bir sorumluluk gerektiren işi yükleyen kimse, bunun farkına vardığı anda onun arkasından gitmek ve işle ilgilenmek zorunda kalır.

Çocuğu Büyüten, Atı Yetiştiren Bilir:  

(Türkmen)

Çocuğu İşe Koşarsan Sonra da İşe Sen Koşarsın:  

(Çerkez)

Çocuğun Bulunduğu Yerde Dedikodu (Gıybet) Olmaz:  

(Türk) 1- Çocuk, bir sözün nereye varacağını bilmez. Onun için sözün gizlisi ya da saklısı da olmaz. Duyduğunu hiç umulmadık bir anda ve yerde lâf olsun diye söyleyip başkalarına aktarabilir. Bu korkuyla çocuğun bulunduğu yerde başkasını çekiştirme olmaz, dedikodu yapılmaz. 2- Çocuğun bulunduğu yerde dedikodu olmaz. Çünkü herkes çocukla meşgul olur, oyalanır ve dedikoduya fırsat bulamaz.

Çocuğun Yediği Helâl, Giydiği Haram:  

(Türk) Çocuğun sağlıklı, dinç ve güçlü olması için iyi beslenmeye ihtiyacı vardır. İyi beslenmeyen çocuk kimi hastalıkların pençesine kolayca düşebilir ve sağlıklı bir gelişim gösteremez. Bu bakımdan onun gelişip büyümesi, iyi beslenmesi için ne kadar para harcansa yerindedir. Ancak giyim için yapılan hesapsız harcamalar doğru değildir. Çocuk giydiği elbisenin kıymetini bilemez, hor kullanır, kirletir ve paralar. Ayrıca gittikçe büyüdüğü için bugün kullandığını yarın da kullanamaz. Bu sebeple gerekli olan dışında çocuğu pek pahalı giysilerle donatmak yanlıştır.

Çocuğuna Meslek Öğretmeyen, Ona Hırsızlığın Yolunu Açmış Olur:  

(İran)

Çocuk Büyütmek Taş Kemirmek:  

(Türk) Çocuk büyütmek büyük fedakârlık ister. Çünkü anne_baba çocuğu büyütmek için türlü zahmetler çeker, büyük emek verirler. Gerek yeme ve içmeleri, gerek eğitimleri için ellerinden geleni yapıp olmadık zorluklara katlanırlar.

Çocuk Doğmadan Kaftan Biçilmez.:  

(Türk Bir iş henüz ortaya çıkmadan, bir neticeye varmadan kimi hazırlıklara girişmek, onun hakkında yorum yapmak yanlıştır. Önce iş ya da olay netleşmeli, ne olup olmadığı anlaşılmalı, sonra hazırlık yapılmalıdır.

Çocuk Düşe Kalka Büyür:  

(Türk) Hemen her çocuk emeklemeye, yürümeye başladığı zamanda sık sık düşüp şurasını ya da burasını incitebilir. Bu durum son derece doğaldır. Anne_baba bunun için kaygı duymamalıdır.

Çocuk ve Babası Kılıçla Yarışamaz:  

(Afrika)

Çocuktan Al Haberi:  

(Türk) 1- Çocuk gizlilik kavramından haberdar değildir. Dolayısıyla duyduğu şeyi kolayca başkalarına söyleyebilir. Bunun yanlış olduğunu da düşünemez. Bu sebeple başkasının duyması istenmeyen, sır olarak kalması gereken şeyleri çocuğun yanında konuşmaktan kaçınılmalıdır. 2- Çocuklar yaşları gereği yalan dolan nedir pek bilmezler. Kendilerine sorulan bir şeyi, bildikleri ve tanık oldukları bir olayı, duydukları bir sözü olduğu gibi anlattıkları, çarpıtmadıkları için haberin doğrusu çocuklardan alınır.

Çoğu Zarar, Azı Karar:  

(Türk) Her şeyin bir ölçüsü ve bir sınırı vardır. Bunları ihlâl eden, aşan, aşırıya kaçan insan zararla karşılaşır. Böyle bir sonuçla karşılaşmamak için en uygun ölçü olan “karar” sınırında kalınmalı, öteye gidilmemelidir. Zıtanlamlısı:: Fazla Mal Göz Çıkarmaz

Çok (Fazla) Naz Aşık Usandırır:  

(Türk) Kişi aşık olduğu birinin veya değer verdiği kişinin onları sevdiğinden dolayı nazını çeker. Fakat bu durum gereğinden fazla abartılırsa kişi ısrarla naz ederse ortada bir sevgi kalmaz ve bu insanlara katlanılması güç olur. Bir işi yaparken de, yaptığımız iş ne olursa olsun fazla nazlanmak karşı tarafı rahatsız eder.

Çok Açılma, Soğuk Alırsın:  

(Türk) Yorganını çok açarsan soğuk alırsın ve üşütürsün bu da seni olumsuz etkiler. Aynı şekilde bir iş yaparken gücünün yetmeyeceği şeylere kalkışırsan, çok açılırsan zarar eder ve kötü duruma düşersin. Bu nedenle kişi gücünün yettiği işlere kalkışmalı ve fazla açılmamalı.

Çok Arpa Atı Çatlatır:  

(Türk) At arpayı çok sever ama ölçüyü kaçırıp da gereğinden fazla yerse zararını hemen görür. Bunun gibi her işte de bir ölçü vardır, ölçüyü kaçırıp işte aşırı gitmek zararımıza olur.

Çok Bilen (Söyleyen) Çok Yanılır:  

(Türk) İnsan ne kadar çok şey bilirse bilsin, bilmediği daha çoktur. Bilgisine aşırı güvenen kişi, bilmediği şeylere karışır ve bunlarda yanılır.

Çok Bilen Çok Yanılır:  

(Türk) Bir insan çok bilgi sahibi olabilir. Ama bu demek değildir ki her şeyin mahiyetini biliyor. Onun da bilmediği, inceliğini kavramadığı pek çok şey vardır. Bu bakımdan bilgisi sebebiyle bir insan kendisine güvenip öyle olur olmaz şeylere karışmamalıdır. Yoksa yaptığı bir hareket, söylediği bir söz, fark etmediği bir durum onu yanılgıya düşürüp zor durumda bırakabilir.

Çok El, Ya Yağmaya Ya Yolmaya:  

(Türk) Bir işte ne kadar çok kişi olursa o kadar iyi iş çıkartılır. Yağma ve yolma işi de ancak çok kişi olursa başarıyla gerçekleştirilebilir. Çok adam olmazsa ikisini de başarmak zordur.

Çok Gezen Çok Bilir:  

(Türk) Bilgi edinmenin çeşitli yolları vardır. Bunlardan biri de gezip görerek öğrenmedir. İnsanlar gezdikleri yerlerde gördükleriyle ilgili pek çok bilgi edinirler. Ne kadar çok yer gezerlerse, bilgileri de o kadar çok artar; bu yolla, bildikleri üzerine bilgi katarlar, bilgi dağarcıklarını zengin kılarlar.

Çok Gezen Tavuk, Ayağında Pislik Getirir:  

(Türk) Çok gezen, gidilmesi çok istenmeyen ve uygun olmayan yerlere girip çıkıp insanlar oradan kötü huylar kapar, oradaki kötü konuşmaları başka yerlere taşırlar. Bu yüzden o kişinin adı lekelenebilir.

Çok Havlayan Köpek Isırmaz:  

(Türk) Bilinen şu ki, bağırıp çağıran, yapacağı kötülüğü açıkça söyleyen, sözleriyle karşısındakini korkutmaya çalışan kimse, saldırıda bulunamaz; istese de bunu yapamaz. Bunun aksine, sesini çıkarmayıp sinsice hareket edenler tehlikelidirler. Onlar yapacaklarını yapıp gösterirler.

Çok İncelme, Koparsın:  

(Türk) Bir insan çok kibar olursa ve karşısındaki kişilere gereğinden fazla ince davranırsa eğer hem karşı taraf sıkılır hem de kibarlık gösteren kişi aynı davranış ve tutumu karşısındaki kişiden göremeyince üzülür. İnsanlarla ilişkimizin uzun sürmesini istiyorsak, onlara karşı daha rahat ve sade olmalıyız.

Çok İsteyen Azı Bulamaz:  

(Kazak)

Çok Konuşan Aslında Fazla Dolu Olamayan Kişidir:  

(Endonezya)

Çok Koşan (Seğirten) Çabuk (Tez) Yorulur:  

(Türk) Hemen her işte sağlıklı sonuca ulaşmak dengeli çalışmakla mümkündür. İnsanın gücü bellidir. Gücünün üstünde çalışır, aşırı çaba gösterirse çabuk yorulur; yorgun düşer, dolayısıyla sonuca da geç ulaşır. Gücünün üstüne çıkmadan, kendisini çok yormadan çaba harcayanlar hem sürekli çalışırlar, hem de sonuca daha kolay ulaşırlar.

Çok Mal Haramsız, Çok Söz Yalansız Olmaz:  

(Türk) Her insanın çalıştığı işe göre kazanması gereken bir miktar vardır. Fakat bir kimse beklenilenin üzerinde haksız kazanç elde ediyorsa bu işin içinde yasa dışı bir yola başvurulduğu düşünülür. Aynı şekilde çok konuşan insanların da illa ki ağızlarından yalan söz çıkar. İnsan az ve öz konuşmalıdır.

Çok Pratik Yaparsak Çok İyi İş Hallederiz:  

(Endonezya)

Çok Soran, Şaşkın Gibi Dolanır:  

(Avusturya)

Çok Söyleme Arsız Olur, Aç Koyma Hırsız Olur (Aç Bırakma Hırsız Olur, Çok Söyleme Srsız Olur):  

(Türk) Yönettiğin, eğittiğin, koruduğun kimselere aşırı ölçüde söylemek, ardı arkası kesilmeyen buyruklar vermek, eleştirilerde bulunmak sözlerinin gücünü kırıp tesirsiz bırakabilir; dolayısıyla o kimseler yüzsüz ve söz dinlemez olurlar. Benzer bir şekilde bu kimseleri aç da bırakma, haklarını ver; gerek yiyecek, gerek para bakımından bir sıkıntıya düşürme; yoksa onları kötü yola iter, hırsızlığa sevk edersin.

Çok Tutan Elim Olsun, Ocaklıkta Yerim Olsun:  

(Türk) Herkes iş başında bulunarak söz sahibi olmak ister.

Çok Yaşayan Bilmez, Çok Gezen Bilir:  

(Türk) İnsanın bilgisi yaşıyla ölçülemez. Uzun bir ömür süren ama çevresinden hiç ayrılmayan kimselerin bilgileri de sınırlıdır. Oysa çok gezen, çok yer gören kimseler daha bilgilidirler. Çünkü onlar gördükleri yerler hakkında ayrı ayrı bilgiler edinmişler ve bilgi dağarcıklarını zenginleştirmişlerdir.

Çokça Gözyaşı Soruna Yol Açar:  

(Zazaca)

Çoktan Çok Gider, Azdan Az:  

(Kürt)

Cömert Derler Maldan Ederler, Yiğit Derler Candan Ederler:  

(Türk) Bazı kimseler pohpohlamayı severler. Bundan hoşlanan kimsede cömertliğini göstermek için bol para harcar. Önüne gelene armağanlar verir, ziyafet çeker, böylece malını tüketir. Yine eloğlu kişiyi yiğit diye pohpohlar. Bundan hoşlanan kimsede yiğitliğini göstermek için tehlikeye gözü kapalı atılır. Bu sırada birisi canına kıyar. Bir aferin almak için kova su içmek akıl karı değildir.

Cömertle Nekesin (Cimrinin) Harcı Birdir:  

(Türk) Cömert ve cimri kelimesi birbirine ne kadar zıt olsa da bu iki tip insanın düştüğü durum aynıdır. Cömert kimse parasını paylaştığı için ve malın iyisini aldığından dolayı çok para harcar ve malları tükenir yoksul bir yaşam sürmeye başlar. Cimri insan ise parasını harcamaya korktuğundan dolayı varlık içinde yokluk çeker.

Cömertliğe Ölçü Olmaz:  

(Türk) İyiliksever ve cömert olmak kişinin içinden gelen bir davranıştır. Bu davranışın ne ölçüsü olabilir ne de herhangi bir sınırı. Kişi bu davranışını olabildiğince geniş tutmalı ve gücü ne kadar yetiyorsa o kadar iyilik ve yardım yapmalıdır.

Çömlek Demiş, ''Dibim Altın.''; Kaşık Demiş, ''Girdim, Çıktım.'' :  

(Türk) Kimi insanlar kendilerini övmeye bayılırlar. Fakat bu kişinin yakınları onun nasıl birisi olduğunu çok iyi bilir. Bu yüzden kendini öven kişi kendisinin iç yüzünü bilen insanların yanında dürüst olmalıdır. Aksi taktirde gülünç duruma düşebilir.

Çömlek Taşa Dokunursa Vay Çömleğin Haline :  

(Türk) Çömlek, yapısı gereği kendinden daha sert bir taşa çarparsa kırılır. Aynı şey insanlar için de geçerlidir. Kavgayı ister güçlü olan başlatsın, ister güçsüz olan. Bu durumun sonucunda kazanan güçlü olacaktır.

Çömlekçi Suyu Saksıdan İçer:  

(Türk) İnsan, ancak elindeki imkanlarla birşeyi yapabilir, kendi olanaklarının dışına çıkamaz. / İnsan geçimini sanatı ile sağlar.

Çorap Delik, Sadece Ayakkabı Bilir:  

(Polonya) (sırlarımızı; bize yakın olanlar bilir)

Çöreğin Büyüğü Hamurun Çoğundan Olur:  

(Türk) Bir işin tam yapılması için gerekli araç gereçler, malzemeler yerinde ve kararında kullanılmalıdır. Ürünün, verimin bol olması üreten kişinin malzemeleri tam ve eksiksiz sağlaması ile mümkün olur.

Çöreğin Büyüğü, Hamurun Çoğundan Olur:  

Bir üretimden beklentimiz kaliteli ve güzel bir ürün ise bol ve kaliteli malzeme kullanmak gerekir.

Çubuk Kırılır, Çıt Der; Kütük Kırılır, Küt Der:  

(Türk) Yapı gereği küçük şeyler kırılırken küçük, büyük şeyler kırılırken büyük ses çıkartır. Küçük bir işletme iflas ederse zararı kendince büyük olur ama pek duyulmaz. Büyük bir işletme iflas ederse yine aynı şekilde zararı büyük olur ve pek çok insan işsiz kalacağından çok ses getirir. Ancak zararın verdiği sıkıntı ve üzüntü iki taraf için de eşittir.

Çuhayı Fırçayla, Kadifeyi Elle:  

(Türk) Her insanın karakter yapısı herkesten farklı ve kendine özgüdür. Bazı kişiler yumuşak tavırdan anlamaz ve onlara sert davranmak zorunda kalırsın. Bazı insanlar da laftan güzelce anladığı için aynı şekilde ona yumuşak davranırsın.

Çul İçinde Arslan Yatar:  

(Türk) Bir kimsenin değeri kılık kıyafeti ile değil, kişiliğinde taşıdığı cevherle ölçülür.

Çürük Tahta Çivi Tutmaz:  

(Türkmen)

Çürük Tahta Çivi Tutmaz:  

(Türk) 1- Gerçek niteliğini yitirmiş, aslı bozulmuş, eskimiş, işe yaramaz bir hâle gelmiş bulunan bir şeyi, ne kadar uğraşırsak uğraşalım faydalanabilecek bir duruma getiremeyiz. 2- Şahsiyetini yitirmiş, soyluluğu kalmamış, kaypak ve güvenilmez kimselerle bir işe girişilemez. Bu gibi kimselerle kurulacak ilişkilerin sonu hüsranla biter.

Dadandırma Kara Gelin, Dadanırsa Yine Gelir :  

(Türk) Hayatımızda pek çok karakterde insan olur. Çevremizdeki sırnaşık ve şımarık kişiye fazla yüz verip onun yüzüne gülersek, o kişi yüz bulur. Bu yüzden de bizi bıktırır ve bu durum çekilmez bir hal alır.

Dağ Adamı, Hasta Eder Sağ Adamı:  

(Türk) Görgüsüz kimseyle bir arada olmak insan için bir eziyettir. Böyle kimseye söz anlatmak çok güçtür.

Dağ Ardında Olsun da Yer Altında Olmasın:  

(Türk) Sevdiğimiz bir kişiyle görüşmemek, ondan uzak kalmak bizim için dayanılması zor bir durumdur. Fakat sevdiğimiz birini kaybetmek daha acıdır. Bu yüzden o kişiyle görüşmesek de hayatta olduğunu bilir ve kendimizi bu şekilde teselli ederiz.

Dağ Başı Dumansız Olmaz:  

(Türk) Tabiatları gereği dağ başları genellikle dumanlı olur. Nasıl dağ başlarından duman eksik olmazsa, toplumda yüksek mevkilere, makamlara çıkan ve sorumluluk alan kimselerin başında da dert eksik olmaz.

WhatsApp