D E N E M E    


Bir Atasözü Öğrenelim!

Abdal Abdala Çatmayınca, Kasnak Boyuna Geçmez :

(Türk) Bu atasözünde abdal kelimesi "görgüsüz, kaba kişi" anlamında kullanılmaktadır. Doğal olarak bunların kavgası çetin olur. İki kaba insan aralarında bir münakaşaya tutuştuğunda haksız olan iki taraftan birisi kazanır ve bunun cezasını ikiside çekerler. Durum böyle olduğunda aralarına girmemeli, onların bu münasebetsizlikten ders almaları beklenmelidir.

ATASÖZÜ ARAMA


       
Sende Yolla Hata Bildir!



ATASÖZLERİ SÖZLÜĞÜ




Beş Para Ver Konuştur, On Para Ver Susturamazsın :  

(Türk) Konuşmaya bayılan ve geveze insanlar bazen insanlara nutuk çekmeyi çok severler. Çok fazla bilgi sahibi olmasalar da bildikleri bir konu açıldığında susmak bilmezler ve kimseyi konuşturmazlar, herkese mani olurlar. Bu yüzden de karşısındaki insanlar konuşmasından dolayı sıkılır ve bıkar.

Beş Parmağın Beşi Bir Değil (Olmaz):  

(Türk) Bir eldeki parmakların kimisi uzun, kimisi de kısadır. Bunun gibi bir anne-babadan olmuş, aynı çatı altında yetişmiş kardeşlerin de fiziksel ve ruhsal yapıları birbirinden farklıdır. Huyları, becerileri, karakterleri birbirine benzemez. Bu durum toplumdaki diğer insanlar için de söz konusudur, onlar da birbirlerinden çeşitli nitelikleriyle ayrılırlar.

Beş Parmağın Hangisini Kessen Acımaz?:  

(Türk) Anne ve babalar çocuklarını kendi vücutlarının bir parçası gibi görür. Ailelerin ne kadar çocuğu olursa olsun, hangisinin başına ne gelirse gelsin hepsinde aynı acı ve üzüntüyü yaşarlar. İnsan evlatlarını birbirinden ayıramaz. Çocuklara ne zarar gelirse gelsin sanki kendilerinin başına gelmiş gibi hissederler.

Beş Parmak Bir Değildir:  

(Kazak)

Beş Tavuğa Bir Horoz Yeter:  

(Türk) Birden fazla kadını korumak ve yönetmek için bir erkek yeterlidir.

Beşiği Yapılıp Mezarı Kazılmayan Yoktur:  

(Çerkez)

Besle Kargayı, Oysun Gözünü:  

(Türk) Kimi nankör, kötü niyetli, sütü bozuk kimseler vardır ki, hiç de lâyık olmadıkları hâlde sen onlara iyilik yaparsın, onlar da sana fenalıkla karşılık verirler.

Besle, Büyük Danayı; Tanımasın Anayı:  

(Türk) Anne ve babalar çocukların sağlıklı büyümeleri, iyi bir eğitim görmeleri için her türlü zorluğa katlanırlar. Ama buna karşılık çocuklarından umduklarını bulamazlar. Çocuklar kendilerine karşı gerekli saygı ve sevgiyi göstermezler, hayırsız olurlar, onların değerini bilmezler, onları tanımazlar. Dolayısıyla da anne ve babanın emeklerine karşı nankörlük etmiş olurlar.

Beslemeyi Eslemeden Alma:  

(Türk) İnsanlar evlerinde ekstra bir yardıma ihtiyaç duyduklarında evlerine sürekli bir çalışan almaya karar verebilirler. Ancak bu evlerine alacakları kişinin işe başlamadan önce doğru düzgün sorup soruşturulması gerekir. Sonuç olarak bizim için tanımadığımız bir kişi yabancı sayılır ve onu iyice tanımadan güvenmememiz gerekir.

Beterin Beteri Vardır:  

(Türk) Kötü bir duruma düştüğümüzde, bir belâ ile karşılaştığımızda bundan kötüsü de olamaz diye düşünmemeli; daha da kötüsünün olabileceğini aklımızdan çıkarmadan gereken sabrı göstermeli, Allah`a sığınmalıyız.

Bey Ardından Çomak Çalan Çok Olur:  

(Türk) Güçlü ve önemli kişilerle karşı karşıya geldiklerinde kimileri ağızlarını açmaya dahi cesaret edemez, o an bir şey yapamaz. Fakat bu bir şey diyemeyen kişiler söz söyleyemedikleri insanlar gittikten sonra arkalarından atıp tutarlar, onları eleştirir ve dedikodularını yapmaya başlarlar.

Beyaz Olan Her Şey Süt Değildir:  

(Hint)

Beyaz Saç, Aklın Değil Yaşın İşaretidir:  

İnsanlar yaşlandıkça saçları beyazlar, yaşlıların hayat tecrübeleri fazladır ancak akıl yaşta değil baştadır. Ak saçlı görüp de çok akıllı gibi davranılmamalıdır.

Beyden Gelen Bey Sayılır:  

(Türk) Beyin adamlarına veya beylerin insanlara haberi ulaştırmasını istediği kişi beyi temsil ettiğinden dolayı bu kişiye de saygı ve hürmet göstermek gerekir. Sevdiğimiz, saygı gösterdiğimiz kişinin isteklerini, sözlerini ve taleplerini ileten kişiye de saygı göstermeliyiz.

Beyler Buyruğu Yoksula Kan Ağlatır:  

(Türk) Bir toplumu ve halkı yöneten kişiler bazen öyle şeyler çıkarırlar ki insanlarımız bunun altından kalkabilir mi diye düşünmeden hareket ederler. Bunu yapan kişiler uygulama olanağı var mı, yok mu diye de düşünmez ve göz ardı ederler. Bazen öyle bir vergi toplarlar ki maddi gücü olmayan halk bu karar altında sıkıntılı durumlara düşer.

Beylik Çeşmeden Su İçme:  

(Türk) Devlet işlerinde yani resmi işlerde çok dikkatli olunması gerekir. Bu devlet işlerine yanaşmak tehlikelidir. Küçük bir hatanız çok büyük sonuçlara yer açar ve devlet her zaman başınıza büyük sorumluluklar çıkarabilir. Abartılarak söylenebilir ki devlet kamuya hizmet amaçlı da olsa çeşme yaptırsa o çeşmeden su bile içmeyiniz.

Beylik Fırın Has Çıkarır:  

(Türk) Devletin gücü her zaman büyüktür. Devlet yaptığı işi en iyi şekilde ve güzel bir biçimde yapar. Devlette iş sahibi olan, sırtını devlete yaslayan ve devletten maaş alan kişilerin sağlam ve güvenilir kazancı olur. Normal vatandaşların yaptığı işi devlet yaparsa daha iyi bir şekilde yapar.

Bez Alırsan Musul'dan, Kız Alırsan Asilden:  

(Türk) Evlenmek isteyen kişiler evliliği düşündüğü kişiyle evlenmeden önce onun ailesini de araştırmalıdır. Sonuç olarak evlenildiği zaman iş sadece kızı almakla bitmez, ailesiyle de arada bir bağ oluşacağından çok iyi tanınması gerekir. Bu durum sadece evlilik için geçerli değildir. Alacağımız şey ne olursa olsun almadan önce güzelce araştırıp, cinsini, niteliğini bilmemiz gerekmektedir. Böylece içimizde herhangi bir şüpheye yer kalmaz ve daha güvenilir olur.

Bezirgan Züğürtleyince Eski Defterleri Yoklar :  

(Türk) Tüccar, eli sıkışınca, önceki varlıklı halini kaybedince belki bir kimseden alacağı kalmıştır diye eski hesaplarını kontrol etmeye başlar. Aynı zamanda eski varlıklı halini ve güzel günlerini düşünerek şimdiki haline yanar.

Bıçağı Kestiren Kendi Yüzü Suyu, İnsanı Sevdiren Kendi Huyu:  

(Türk) İyi su verilmiş çelikten yapılan, ustalıkla bilenen bıçak dayanıklı ve keskin olur; bu da onun değerini artırır. Kişileri değerli, sevimli kılan da huy güzelliğidir. Geçimsiz, huysuz kimseler toplumca sevilmezler.

Bıçak Kendi Sapını Kesmez:  

(Kore)

Bıçak Kınını Kesmez:  

(Türk) Kişi yakın çevresinden dostuna, ailesine veya çok sevdiği birine ne kadar sinirlenirse sinirlensin onlara yine de zarar vermez ve kötülükte bulunmaz. Çünkü bu kişilerin ona olan sevgilerini, yaklaşımlarını ve yardımlarını göz ardı etmez. Her zaman uzlaşma yolu bulmaya çalışır.

Bıçak Sapını Kesmez:  

(Türk) Bıçağı bıçak yapan demir kısmı ile sap kısmıdır. Demir kısmı, saplı kısmına ilişemez. Ama başka bıçakların saplarına ilişip zarar verebilir. Bunun gibi insanlar da çok yakınlarına, anne-baba-evlâtlarına ve diğer akrabalarına kolay kolay zarar veremez. Aralarında onları bütünleyen, birbirlerine bağlayan bir kan, bir sevgi bağı vardır.

Bıçak Yarası Geçer (Onulur), Dil Yarası Geçmez (Onulmaz):  

(Türk) Bıçak ya da herhangi bir silâhın açtığı yara bir süre sonra iyileşir, vücutça onulur. Ama dilden çıkan kötü ve acı sözlerin gönülde açtığı yara, bıraktığı izi kolay kolay kapanmaz; her hatırlamada yeniden açılır, insana üzüntü verir.

Bıçak Yarası Geçer, Dil Yarası Geçmez:  

(Kazak)

Biçmesini Bilmeyenin Orağı Kördür:  

(Çerkez)

Bildiğini Söylemek İle Söylediklerini Bilmek Arasında Fark Var:  

(İbrani)

Bıldırcının Beyliği Arpa Biçilene Kadar:  

(Türk) İnsanlar sahip olduğu somut şeylere çok fazla güvenmemeli, arkasındaki malın gücüyle böbürlenmemelidir. Çünkü bu kazançların sonu olabilir ve kişinin sürdüğü keyif yararlandığı şeyler sona erince bitmek durumunda kalır. Aynı zamanda bir kişiye yetkisinden veya malından dolayı hürmet gösteriliyorsa eğer bunlar sona erince gösterilen saygı da sona erer.

Bilen Bilir, Bilmeyen Aslı Var Sanır:  

(Türk) İnsan bir şeyi duymuşsa, o ancak bir söylentidir; doğruluğu belirsiz, gerçekliği de şüphe götürür. Ancak insanlar söylentilerin bu yanına bakmazlar, duyduklarını başkalarına aktarıp dedikodu yaparlar. Konuşulan bir olayın aslının olup olmadığını ancak gören bilir, görmeyen ama söylenenleri duyanlar ise dedikoduları gerçekmiş gibi kabul ederler.

Bilen Yapar; Bilmeyen Öğrenir:  

(Laz)

Bilge Her Şeyi Bilmez, Sadece Ahmaklar Her Şeyi Bilir:  

(Afrika)

Bilgeyi Övsen de Bir Yersen de, Fırtına Kayaları Sarsar mı?:  

(Hint)

Bilgi Bir Bağa Benzer, Eğer İyi Çapalamazsanız, Hasat Alamazsınız:  

(Afrika)

Bilgiler Fazla Yer Almazlar:  

(İbrani)

Bilmediğini Söyleme, Söylediğini İnkar Etme:  

(Çerkez)

Bilmedik Aş Ya Karın Ağrıtır, Ya Baş:  

(Türk) Anlamadığımız, daha önce denemediğimiz, iç yüzünü bilmediğimiz bir iş yapmaya kalkışmak akıl kârı değildir. Çünkü tanışık olmadığımız bu işin başımıza iş açması, bize zarar vermesi kuvvetle muhtemeldir. Bunun için bir işe girişirken dikkatli olmak zorundayız.

Bilmemek Ayıp Değil, Sormamak (Öğrenmemek) Ayıp:  

(Türk) İnsan hayatı için bilgi oldukça önemlidir. Ne ki insan her şeyi bilmez. Bilmesine de imkân yoktur. İnsanın her şeyi bilmemesi doğaldır. Bunun utanılacak bir yanı da yoktur. Ancak imkân varken bilmediklerini sorup öğrenmemesi, biliyorum tavrıyla bir işe girişmesi son derece sakıncalıdır ve kusurludur. Çünkü yanlış bir yola saparak hem kendine, hem de başkalarına zarar verebilir.

Bilmiyorsan, Sor Sor ki Bilesin Sormak Ayıp Değil:  

(Laz)

Bin Atın Varsa İnişte İn, Bir Atın Varsa Yokuşta Bin :  

(Türk) Atlar, yaratılışları gereği sırtında yük varken yokuş inmekte zorluk çekerler. Fakat yükü ne kadar olursa olsun yokuş çıkarken zorluk çekmezler. İnsan da tam tersi olarak yokuş çıkarken yorulur, inerken yorulmaz. Bu yüzden insan bencillik yapmamalı ve hem kendisi hem de at için kolay olanı seçmelidir.

Bin Bilsen de Bir Bilene Danış:  

(Türk) Herkes eşit bilgiye sahip değildir. Çok iyi bildiğimizi sandığımız konunun bilmediğimiz bir yanı olabilir, o konuyu bizden daha iyi bilenler de çıkabilir. Bu yüzden bir işe kalkışmadan önce bu gibi kimselere danışmalı, onların bilgi ve tecrübelerinden yararlanmalıyız. Eksiğimizi ancak böyle giderebilir, yanlışımızdan ancak böyle kurtulabilir, iyi bir sonuca da ancak böyle kavuşabiliriz.

Bin Dost Az, Bir Düşman Çok:  

(Türk) Sıkıntılı bir anımızda, kötü bir günümüzde hemen yardımımıza koşan, daima iyiliğimizi isteyen dostlarımızdır. Derdimizi onlarla unutur, mutluluğu onlarla tadarız. Onlardan zarar değil, yalnızca fayda görürüz. Bu sebeple ne kadar çok olurlarsa, bizim için o kadar iyidir. Ama düşmanımız olan yalnızca bizim kötülüğümüzü ister, bir tane de olsa onun varlığı bizi rahatsız eder.

Bin İşçi, Bir Başçı:  

(Türk) Hayatımızdaki belirli düzene göre çalışılan yerde ne kadar işçi olursa olsun, onların başında duracak, onları yönetip ve denetleyecek birinin olması şarttır. Aksi taktirde bir iş yerinde bu görevi üstlenecek bir yönetici olmazsa yapılan iş ve üretim aksar. Disiplinsizlik ve tembellik baş gösterir.

Bin Merak Bir Borç Ödemez:  

(Türk) Ne denli kaygı içinde olursan ol, bunun borcunun ödenmesinde hiçbir yararı yoktur. Tasalanmayı bırakıp borcunu ödemek için çaba harcamalı, yollar aramalısın.

Bin Nasihatten Bir Musibet Yeğdir:  

(Türk) Yanlış bir yol tutmuş kimi insanlar vardır ki, onlara ne kadar çok öğüt verirsen ver, tuttukları yanlış yoldan onları çevirmekte bu öğütler bir fayda temin etmez. Ama takip ettiği yanlış yolda başına gelen bir felâket, onu doğru yola getirmekte daha etkili olur. Çünkü kötü tecrübelerin öğretme gücü oldukça büyüktür.

Bin Ölçüp Bir Biçmeli:  

(Türk) En basitinden en zoruna, yapmaya çalıştığımız işin bütün ayrıntılarını önceden düşünmeli; gerekli ölçümleri yapmalı, sonucu iyi hesaplamalı, sonra işe girişmeliyiz. Yoksa istemediğimiz bir zararın ortaya çıkmasından duyacağımız pişmanlık fayda etmez.

Bin Tane Olasılık Tek Bir Doğru Bile Etmez:  

(İtalyan)

Bin Tasa (Kaygı) Bir Borç Ödemez:  

(Türk) Çok tasalanmak ve üzülmekle borçtan kurtulunamaz. Çünkü borç durduğu yerde ödenmez. Borcu ödemek için bir şeyler yapmalı, harekete geçip çalışmalı, kimi çıkış yolları aranmalıdır.

Binicinin Sağı Solu Olmaz:  

(Türk) Bir işte iyi olan kişi kendini aynı işi yaparken farklı yöntemler kullanarak, o işi yine farklı yoldan yapabiliyor mu diye kendini test edebilir. İşinde uzman olan kişi denediği her farklı yöntemde başarılı olur ve iyi sonuçlar elde eder. Buna benzer olarak da at binicisi atına sağdan veya soldan rahatlıkla binebilir.

Bir (Sağ) Elinin Verdiğini Öbür (Sol) Elin Görmesin:  

(Türk) Yardım yapmak bir insanlık görevi, dinî bir emirdir. Ancak bunu yapmanın da bir yolu yordamı vardır. Yoksula yardım ederken insanın amacı kendini gösterip övünmek değil, görevini ve sorumluluğunu yerine getirmektir. Bu bakımdan yoksulları inciten gösterişlerden kaçınmak; kimsenin haberi, hatta en yakınların bile haberi olmadan yardım yapmak gereklidir. Yoksa tersine bir hareket yardım edilen kimseyi mahcup duruma düşürür, yapılan iyilik de iyilik olmaktan çıkar.

Bir Adam Acele Ettiği Zaman, Şeytan Mutludur:  

(Polonya)

Bir Adam En Çok Sevgilisini, En İyi Şekilde Ailesini, En Uzun da Annesini Sever:  

(İrlanda)

Bir Adama Kırk Gün Deli Desen Deli Olur:  

(Türk) İnsana yapılan sürekli telkinler sonunda bir neticeye ulaşmak mümkündür. Çünkü insan etkilenen bir varlıktır. Birtakım iyi ya da kötü duygular, düşünceler ve inançların sürekli telkin edilmesiyle insanlar biçimlendirilip yönlendirilebilirler.

Bir Adamın Adı Çıkacağına Canı Çıksın:  

(Türk) Toplumun bir kişi hakkında verdiği yargı öyle kolay kolay değişmez. Toplum kişiyi nasıl nitelemişse, kişi o niteliğiyle tanınır. Adı bir kere kötüye çıkan kişi, iyi de olsa toplumun bu yargısının önüne geçemez. Adına sürülen bu leke onun yakasını bırakmaz. Nereye gitse bu leke yüzüne vurulur, itilip kakılır, sıkıntılar içinde kalır. Böyle yaşamak kişi için ölmekten daha iyidir.

Bir Ağacın Gölgesinde Bir Sürü Yatar:  

(Türk) Çoğu insan çevresinde bilgili, varlıklı ve iyiliksever insanlar ister. Bu tür insanlar bize daha çok güven verdiği için diğer kişiler bu insanlardan yararlanmak ister.

Bir Ağaçta Gül de Biter Diken de:  

(Türk) Aynı ortamda bulunan veya aynı anne babadan dünyaya gelen çocukların karakterleri bir olmaz. Bir aile ne kadar iyi yetiştirmiş olsa da çocuğu kötü olabilir. Aynı şekilde bir aile çocuğunu kötü yetiştirmiş olsa da o çocuk iyi huylu olabilir. Sonuç olarak aynı aileden hem iyi hem de kötü çocuk çıkabilir.

Bir Ağızdan Çıkar Bin Ağıza Yayılır:  

(Türk) Bir sırrın yayılması istenmiyorsa, kimseye söylenmemelidir. Sır ağızdan çıktı mı hemen yayılır, gizli kalmasını önlemek çok zordur. Çünkü insanın merak ve dedikoduya eğilimi vardır. Bu eğilim sır olan şeyin dilden dile dolaşmasına, toplum içinde yayılmasına yol açar.

Bir Ahırda At da Bulunur, Eşek de:  

(Türk) Bir toplumda iyi, yararlı ve güzel işler yapanlar bulunduğu gibi kötü, yararsız ve çirkin işler yapan insanlar da bulunabilir.

Bir Ambar Buğdayın Örneği Bir Avuçtur:  

(Türk) Bir toplumun bütününü incelemek için o toplumun tümünü araştırmamız gerekmez. Araştıracağımız şeyin bir parçası bile o şey hakkında bilgi sahibi olmamıza yeterli olur. Örneğin; bir toplumdaki bir avuç insan, bizim bütün toplum hakkında bilgi ve fikir sahibi olmamıza yardımcı olur.

Bir Anaya Bir Kız, Bir Kafaya Bir Göz:  

(Türk) Genellikle anneler çocuklarının kız olmasını daha çok isteyebilirler. Kız çocuğunu yetiştirmek erkek çocuğuna göre daha zordur, daha çok çaba ve zahmet göstermek gerekir. Bu yüzden anneler bir tane kız çocuğuyla yetinmelidirler. Aynı zamanda kız çocuğu, erkek çocuğunun yapamadığı birçok işi yapar ve annesine iyi bir arkadaş olur.

Bir Aslanla Karınca Kavgasında Kazanan Olmaz:  

(Afrika)

Bir Atı Suya Götürebilirsiniz Ama Ona Zorla Su İçiremezsiniz:  

(Fransız)

Bir Avuç Altının Olacağına, Bir Avuç Toprağın Olsun :  

(Türk) Altın; kolaylıkla harcayabileceğimiz, güvencesi pek fazla olmayan ve tükenen bir maldır. Fakat toprak, harcanamayan, sürekli yerinde duran ve bize beslenmemiz için ürün veren bir zenginliktir. Toprağın maddi bir değeri olmamasına rağmen altından daha değerlidir. Ayrıca toprağın üretkenliği bize altın kazanmamızı da sağlar.

Bir Azeri Kızı Al, Evin Pak Eyliye! Bir Rus Kızı Al, Gönlün Hoş Eyliye:  

(Azeeri)

Bir Baba Dokuz Evladı Besler, Dokuz Evlat Bir Babayı Beslemez:  

(Türk) Aile reisi baba olarak görülür ve babanın görevlerinden birisi de çocuklarına bakmak ve onların her türlü ihtiyacını karşılamaktır. Bir babanın ne kadar çocuğu olursa olsun babalar çocuklarını yetiştirip, büyütebilmek için maddi ve manevi her fedakarlıkta bulunurlar. Fakat bu çocuklar büyüdüğünde, kendi ayakları üzerinde durmaya başladığında ve kazançlarını kendi elde etmeye başladıktan sonra babaları yaşlandığında aynı babalarının onlara baktığı gibi bakmazlar ve bu durumdan kaçınırlar.

Bir Baba Kudretinden Aşağı Derecede, Çocukları Kudreti Nisbetinde, Kadını da Kudretinin Fevkinde Giyinmelidir:  

(Arap)

Bir Baş Soğan Bir Kazanı Kokutur:  

(Türk) Kötü bir insan, kötü bir davranış, kötü bir söz bütün toplumun huzurunu kaçırır.

Bir Başa Bir Göz Yeter:  

(Türk) Ne kadar çok malı olsa da insan yine de elde etmek ister, geleni geri çevirmek istemez. Oysa insan hayatta ihtiraslı olmamalı, ihtiyacından fazlasını düşünmemelidir. Kanaatkâr olan kimseler ihtiyaçları kadar olanı yeter görürler.

Bir Başkasının Kabahati Hakkında Konuşmadan Önce Daima Kendi Çarığının İçine Bak:  

(Kızılderili)

Bir Bulutla Kış Olmaz (Bir Çiçekle Yaz Gelmez):  

(Türk) 1- Önemli bir durumun netlik kazanması için küçük, önemsiz belirtilerin varlığı yeterli değildir. 2- Güzel ve hoş da olsa, küçük bir değeri elde etmekle mutluluk tam anlamıyla yakalanmış sayılmaz.

Bir Çıplağı Bin Zırhlı Soyamaz:  

(Bulgar)

Bir Çocuk Kibritin İçine Elini Sokarsa, Yanar:  

(Afrika)

Bir Çöplükte İki Horoz Ötmez:  

(Türk) Bir toplumda iki baş, bir iş yerinde iki yönetici olmaz. Olursa aralarında kıskançlık, çekememezlik yüzünden anlaşmazlık çıkar; fikir ayrılığına düşerler; biri diğerini yok etmeye, bulunduğu yere tek baş olmaya çalışır. Bu çatışma sonunda güçlü kalır, güçsüz gider. Bu da az şeye mal olmaz.

Bir Cümlenin Ortasında 'Ama' ya da 'Fakat' Varsa O Cümlenin Baş Tarafına Pek Önem Vermeyin:  

(Amerikan)

Bir Dağa Ateş Düşerse, Kuru İle Taze Beraber Yanar:  

(Kürt)

Bir Defa örmek Bin Defa Duymaktan Daha Kıymetlidir:  

(Çin)

Bir Deli Kuyuya Bir Taş Atmış, Kırk Akıllı Çıkaramamış:  

(Türk) 1- Aklî dengesini yitirmiş kimi insanların yaptıkları öyle işler vardır ki, bunu akıllı insanlar bir araya gelse ne yorumlayabilir, ne de çözebilirler. 2- Kimi zaman bir insan öyle delice bir iş yapar ve zarara yol açar ki, pek çok akıllı kimse bir araya gelir ama bu zararı gideremez; işi de düzeltemez.

Bir Dirhem Et Bin Ayıp Örter:  

(Türk) Zayıf kimselerin vücudundaki çirkinlikler daha belirgin bir şekilde görülür. Biraz şişmanlık, onların bu çirkinliklerini giderir.

Bir Dokun, Bin Ah Dinle:  

(Türk) Hayatlarımızdaki kimi insanlar vardır ki bu kişiler özel dertlerini anlatmaya bayılır ve kimseden çekinmezler. Kim onlara ne zaman hal hatır sormaya kalkışsa hemen karşısındaki insana dert yanmaya, kendini acındırmaya başlarlar. Daha çok geveze insanlar bu şekilde konuşarak karşısındaki kişiyi bıktırır. Fakat kişi unutmamalıdır ki sadece kendisinin derdi değil herkesin derdi vardır. Bu yüzden hep anlatmak yerine bazen de karşımızdaki kişinin dertlerini dinleyebiliriz.

Bir Domuzun Gökyüzünü Gördüğü Gibi Kesin Göreceksin Bazı Şeyleri:  

(Polonya) (domuzlar yukarı bakamaz)

Bir Dönüm Güzlük On Dönüm Yazlığa Bedeldir :  

(Türk) Yaz mevsiminde toprak daha kurak olduğu için ekilen ürünün verimini ve bolluğunu çok göremeyiz. Fakat sonbaharda ekilen ürün o kadar verimlidir ki bundan dolayı da yazın ekilen ürüne göre daha bereketlidir.

Bir El Bir Eli Yıkar, İki El de Yüzü Yıkar:  

(Türk) İnsanlar zaman zaman birbirinin yardımına muhtaç kalabilirler. Kimi zaman yardımlaşmadan bir iş görülmez. Fakat bu insanlar başkasından gördüğü yardımı unutmaz ve o da başkalarına yardımcı olabilmek için çaba gösterir.

Bir El Diğerini Temizler:  

(Latin)

Bir Elin Nesi Var İki Elin Sesi Var:  

(Türk) İnsanın gücü sınırlıdır. Bunun için büyük işlerin üstesinden tek başına gelemez. Bu tür işleri başarabilmek için başkalarıyla işbirliğine, dayanışmaya girer. Güçleri birleştirerek zor işlerin altından böylelikle kalkar. Zıtanlamlısı:: Nerde Çokluk, Orda Bokluk

Bir Elinin Verdiğini Öbür Elin Görmesin:  

(Türk) İhtiyacı olan kişiye yardım etmek, toplumda yardımsever biri olmak bizim hem sosyal yaşamımız için hem de dinimizce görevlerimizden biridir. Birine yardım ettiğimiz zaman bunu gizli tutmalı ve en yakınımıza dahi söylememeliyiz. Gösteriş için yapılan yardım hem yardım isteyen kişinin gururunu incitir, onu üzer hem de bu yardımın bir değeri olmaz.

Bir Elinle Aldığını, İki Elinle Geri Ver:  

(Arnavut)

Bir Ev İnşa Edeceğin Zaman, Ormandaki Ağaçların Boyunu Ölçme:  

(Afrika)

Bir Evde Düzen Olunca Düzenbaz Olmaz:  

(Türk) Eğer bir ailenin hemen bütün fertleri arasında bir uyum, bir anlaşma, karşılıklı sevgi ve hoşgörü varsa, o ailede düzen de var demektir. Dolayısıyla ailenin huzurunu kaçıracak bir kimsenin bu ailede barınması da mümkün değildir.

Bir Evde İki Kız; Biri Çuvaldız Biri Biz:  

(Türk) Bir ailede iki kız kardeş olunca kardeşler arasında zaman zaman anlaşmazlıklar meydana gelebilir. Büyük kıza ne alınsa küçük kız da ister, küçük kız ne yaparsa büyük kız da onu yapmaya kalkışır. Aralarında sürtüşmeler, kavgalar ve kıskançlıklar oluşur. Aile de kendinde onları birbirlerinden kayırmama sorumluluğunu görür.

Bir Fincan Kahvenin Kırk Yıl Hatırı Vardır:  

(Türk) İnsanlar kendilerine yapılan ufak da olsa iyiliği kolay kolay unutmazlar. Bir kimsenin içinden gelen en küçük iyiliğin bile hatırı büyüktür. Size bir fincan kahve ikram eden ve sizinle dostluk kurmuş kişinin hatırını hep saymanız ve bunu unutmamanız gerekir. İyilik iyiliktir, küçük veya büyük diye ayırt edilmez.

Bir Fit, Bin Büyü Yerini Tutar:  

(Türk) Bir kişi, birini birine düşürecek davranışta bulunursa, bir kimseye suçsuz yere zarar verirse, insanlara yalan yere iftira atarsa ve insanların arasını bozacak davranışlarda bulunursa bu hareketleri yapması çok sayıda büyü yapmaktan beterdir. Fitne ve fesatlık yapmak büyücülükten üstündür.

Bir Görüş Bir Kör Biliş:  

(Türk) İnsanlar bir şeyi öğrenmek istiyorlarsa eğer o işi dikkatlice izleyip ve birkaç kere üzerinden geçip teyit ede ede öğrenmeye çalışmalıdırlar. Aksi taktirde o iş bir kere izleyip, görmekle öğrenilemez. Bunun için o şeyin tekrar tekrar izlenmesi gerekir.

Bir Göz Ağlarken Öbür Göz Gülmez:  

(Türk) Aile fertleri birbirine kan ve akrabalık bağlarıyla bağlıdırlar. Onlar bir vücudun azaları gibidirler. Dolayısıyla ailenin bir ferdine gelen zarar, bütün aile fertlerine gelmiş gibidir. Hemen hepsi de aynı ölçüde üzüntü çekerler.

Bir Gün Daha Yaşlı Olan Senden Bir Yıl Daha Akıllıdır:  

(Ermenice)

Bir Gün Su İçeceğin Çeşmeye Çamur Sıçratma:  

(İbrani)

Bir Günlük Beylik, Beyliktir:  

(Türk) İnsanlar her zaman arzu ettikleri nimetlere kavuşup bunun sefasını süremezler. Bu sebeple çok kısa bir süre içinde de olsa, çevresindekilerden daha üstün, dertlerden uzak ve arzu ettiği biçimde bir an yaşamak o kişi için güzel bir şeydir.

Bir Günlük Onurlu Yaşam, Yıllarca Boyun Eğip Kölece Yaşamaktan İyidir:  

(Kürt)

Bir Hatır, İki Hatır, Üçüncüde Vur Satır:  

(Türk) İnsan hatır, gönül tanır. Fakat bununda bir sınırı vardır. Hatır bir sayılır, iki sayılır. Hoşgörününde bir sınırı vardır. Kendini ve haddini bilmezlik sürüp giderse sert tepki gösterilmesi normaldir.

Bir İğne Derin Bir Kuyuya Düştüğünde, Pekçok Kişi Kuyuya Bakar Ancak Çıkarmak İçin Çaba Harcayan Az Olur:  

(Afrika)

Bir İnat, Bir Murat:  

(Türk) Bir işi başarmanın, bir isteği elde etmenin yolu sabretmekten geçer. Eğer kişi elde etmek istediği ve başarmak istediği şey için gerekli olan irade ve inadı gösterirse eninde sonunda muradına erer.

Bir İnsan Sana "Eşek " Derse Umursama, Ama 5 Kişi Sana "Eşek" Derse Git Kendine Bir Semer Al:  

(Amerikan)

WhatsApp