Bir Atasözü Öğrenelim!
Akıllı Bir Adam Yalnız Kendi Tecrübelerinden, Çok Akıllı Bir Adam Başkalarının da Tecrübelerinden Yararlanır:
(Çin)
SON EKLENEN ATASÖZLERİ
*Sağlıklı ve İyi Yaşamanın Sırrı Yarım Yemek, İki Kat Yürümek, Üç Kat Gülmek
ATASÖZÜ ARAMA
Sende Yolla Hata Bildir!ATASÖZLERİ SÖZLÜĞÜ
Asılmış Adamın Evinde İpten Söz Edilmez:
(Türk) Kişiler dünya halinde heran hangi sıkıntı ile karşılaşacağını bilmez. Yaşanan sıkıntılar tekrar tekrar açılmaz, konu unutulsun diye, psikolojik rahatlama açısından sohbetler değişir. Örneğin bir cenaze evinde ölümden bahsedilmez. Aynı şekilde konunun erbabı insanlar ile aynı konudaki mevzuat tartışılmaz, akıl verilmez. Öğretmene nasıl eğitim vereceği öğretilemeyeceği gibi.
Aşını, Eşini, İşini Bil:
(Türk) Doğru, düzgün, sağlıklı, mutlu ve verimli bir hayat mı yaşamak istiyorsun? O hâlde yiyeceğine dikkat et, temiz ve helâl ye. Eşini ve arkadaşını iyi seç, kötülerden uzak dur. Bir iş edin, edindiğin işe sahip çık, onu lâyıkıyla yap.
Aşırı Kalabalık Tavuk Kümesi, Normalden Az Yumurta Üretir:
(Çin)
Aşk Ağlatır, Dert Söyletir:
(Türk) Aşık kişi karşılığını bulamadığından yüreği hep yaralıdır. Sürekli bu acısına istinaden ağlar durur ve bu dert insanı çok üzer. Mutsuzluğunu ağlayarak gösterir. Dertli kişi ise derdinin ne kadar anlatırsa o kadar rahatlayacağını düşündüğünden, dertlerinin hafiflemesini istemesinden dolayı durmadan konuşur. Derdini anlatarak gösterir.
Aşk Eşeğe Bile Dans Ettirir:
(Fransız)
Aşk İçin Dökülen Gözyaşı ve Savaşta Akan Kana Bedel Biçilmez:
(Fransız)
Aşk İle Öksürük Hiçbir Zaman Saklanamaz:
(Avustralya)
Aşk Klavuz İstemez, Tek Başına Yol Alır:
(İran)
Aşk Olmayınca Meşk Olmaz:
(Türk) İnsanların cinsel anlamda hayatlarını birleştirmesi, bunu tecrübe etmesi, evliliği icraate geçirerek yeni nesiller oluşturması tıpkı yemek yemek kadar doğal ve İslam'da farz olan bir olaydır. Buna meşk denir, eşler karşısındaki kişilere aşık olmadan bu olay gerçekleşmez, gerçekleşse bile saygı çerçevesinde olmayacağı için meşk olayı meşakatli aksi bir olaya dönüşür.
Aşkı Tanıdığında, Yaratıcı'yı da Tanırsın:
(Kızılderili)
Aşkın Nişanlısının Adı Boşanmadır:
(Endonezya)
Aşkın Tokadı Üzüm Gibi Tatlıdır:
(Afrika)
Aşkta ve Savaşta Her Şey Mübahtır:
(Alman)
Aslan Kocayınca Sıçan Deliği Gözetir:
(Türk) Kişi gençliğinde güçlü zamanlarında büyük işlerle uğraşır, her büyük işin üstesinden gelebilmektedir. Fakat yaşlandıkça gücü eskisi kadar olmaz. Bu yüzden yaşı ilerledikçe, güçten düşünce basit ve kolay işlerle uğraşır. Artık azla yetinmeyi bilir.
Aslan Kükrerse Atın Ayağı Kösteklenir:
(Türk) Güçlü kimseler bu kişiliğinin farkındadır ve bu kişilerin kendinden küçük, güçsüz insanlara olan davranışları, korkunç, ürkütücü sözleri ve hareketleri bu kişileri etkisi altına alıp onları hareket edemez hala düşürür.
Aslan Olarak Bir Gün Yaşamak Koyun Olarak Bin Yıl Yaşamaktan Daha İyidir:
(İtalyan)
Aslan Ölünce Adı, İnek Ölünce Postu Kalır:
(Kürt)
Aslan Postunda Gönül Dostunda:
(Türk) Canlı veya cansız her şeyin içinde bulunduğu ortamda yakıştığı bir durum vardır. İnsan bunların hepsinin layık olduğu durumda bulunmasını, onları bu durumda görmekten hoşnut olur.
Aslan Yatağından, Şahan Oturağından Belli Olur :
(Türk) Temiz ve titiz insanlar yatıp kalktığı, yaşadığı veya çalıştığı ortamdan çabucak belli olur. Tıpkı şahinlerin yuvalarının temiz ve düzenli, aslanların ise yuvalarının nizami temiz olduğu gibi. Güçlü ve mertebe sahibi insanlarda gördükleri hürmetler üzerine bu şekilde tanınır, aldıkları saygıda bu şekilde olur.
Aslan Yattığı Yerden Belli Olur:
(Türk) İnsanların yaşadıkları yer ve davranışları onların nasıl bir insan olduğunu ifade eder. Kirli ve pasaklı insanlar gerçek hayatında da bu şekilde, temiz ve titiz insanlarda gerçek yaşamlarında bu şekilde temiz ve titizdirler. Kötü niyetli insanlar ve iyi niyetli insanlarda bu şekilde sınıflandırılırlar.
Aslandan Korkulur Bağlı Bile Olsa:
(Türk) Aslan bilindiği üzere güçlü ve vahşi bir hayvandır. Bağlı bile olsa ürkütücü gücü insanların ona yaklaşmasına engel olur. İnsanlarda bu şekildedir. Ürkütücü ve acımasız insanlar uzakta bile olsalar, elleri kolları bağlı bile olsa kimse tarafından rahatsız edilmez, mümkün mertebe uzak kalınarak korunulmaya çalışılır.
Aslanı Terbiye Ederler, Kaplanı Uslandırırlar:
(Çerkez)
Aslanlar kendi hikayelerini yazmadıkça, avcıların hikayelerini dinlemek zorundayız:
(Afrika)
Aslı Neyse Nesli Odur:
(Türk) Kişiler gelenek ve göreneklerine göre yetiştirilir. Bu yetiştirilme tarzı onların aslını, ailelerini simgeler. Aslı iyi olanın soyuda iyi, kötü olanında kötüdür. Ondan sonraki çocukları ve torunlarıda atalarının aslına benzer.
Aslı Olan Güzellik İçindeki İyiliktir:
(Çerkez)
Aslına Çekmeyen Haramzadedir:
(Türk) İnsanlar eğer atalarından yadigar olan gelenek ve göreneklerine benzemeyip, aslını unuturlarsa aileden sayılmazlar. O soydan sayılmayan kişiyede haram olan çocuk muamelesi yapılır. Kime çektiği belli değil diye düşünülür ve rededilir.
Aslında Olan Tırnağına Getirir:
(Türk) Özü, sözü doğru insanlar bu dünyada ne olursa olsun haksızları ayağına kadar getirtirler. Eninde sonunda kendileri haklı çıkartlar ve o kişiye yada kişilere haksızlık edenler cezasını bularak bunun affını haksızlık yaptığı insanlardan dilerler.
Aslını İnkâr Eden (Saklayan) Haramzadedir:
(Türk) Bir insan çarpık bir ailenin üyesi olabilir; yoksul, eğitim görmemiş kaba bir aileden gelebilir. Bu durumunu birilerinden saklamak ve onlara karşı bir utanç kaynağı olarak görmek son derece yanlıştır. Çünkü insan, böyle bir aileden gelmekle değersiz olamaz. Kendisini değerli ya da değersiz kılmak kendi elindedir. Böyle bir tavrı da ancak zayıf karakterli insanlar gösterebilir ya da bu tavır ancak piçlere yaraşır.
Aslını İnkar Edenin Nesli Gevşek Olur:
(Türk) Kişinin aslı, atası, gelenek ve görenekleri ona ve ondan sonrakilere bırakılmış en kıymetli hazine, yadigardır. Aslını beğenmeyerek saklayanlar, reddedenler veya bahsini bile açmayanların dünyada bıraktığı nesillerde aslını bilemez, başka kimselere özenerek veya benzeyerek yaşarlar. Buda onların sıkı olan gelenek ve göreneklerinin aksine daha basit, daha benzemişcesine özgür bir millet olmasına, özünü kaybetmiş bir şekilde yakışıksız kalmasına neden olur. Şuan avrupalılaşmadan bahseden yeni nesil gençlerimiz ve aileleri buna en büyük örnektir. Kişinin aslı çok önemli ve onu gelecekte yanlız bırakmayacak yegane unsurdur.
Astar Bol Olmayınca Yüze Gelmez:
(Türk) Bir işi gerçekleştirirken kullanmamız gereken malzemeler, araç ve gereçler vardır. İşimize başlamadan önce gerekli olan şeyleri kafamızda belirleyip temin ederiz. Ancak bu temin edeceğimiz malzemeleri gereğinden biraz daha fazla almamızda yarar vardır. Çünkü bir hatamız olabilir, malzemelerde bir eksiklik meydana gelebilir. Bu yüzden her zaman işimizi gerçekleştirirken tedbirli olmalıyız.
Aşure Yemeye Giden Kaşığını Taşır:
(Türk) Bir kişi bir işe başlayacaksa veya bir işten yararlanacaksa mutlaka yanında bu iş için gerekli olan malzemeleri, ara. ve gereçleri yanında taşımalıdır. Her zaman her iş için gerekleri şeyler önceden sağlanmalı kendi işini kendin görmelisin.
At Adımına Göre Değil, Adamına Göre Yürür:
(Türk) Atın yürüyüşü binicisinin yöntemine bağlı olduğu gibi, bir işin verimliliğide iş başındakinin bilgisine, gayretine, tutumuna göre değişir.
At Alırsan Yazın, Deve Alırsan Güzün, Avrat Alırsan Gezin Ha Gezin:
(Türk) yerli zamanında almak kişilerin sıkıntı çekmesini engeller. Olmadık zamanlarda olmadık şeyler alarak önümüzdeki günlerde sıkıntı çekmemeli, aldığımız işimize yarayan şeyinde kıymetini bilerek onu doğru zamanda kullanmalıyız.
At Arıklıkla, Yiğit Gariplikle:
(Türk) At zayıf iken, insan garip iken geçtiği zorlu sınavların üstesinden gelirse onu başarmış olur. Kimseden yardım almadan, henüz kimseyi tanımamışken bu zayıf hallerinde başardıkları görevleri onlara üstün nitelikte olmayı kılmıştır.
At At Oluncaya Kadar Sahibi Mat Olur:
(Türk) Bir şeyi eğitmek ve büyütmek büyük çaba ve emek gerektirir. Bununla beraber çok zamanını ve paranı harcarsın. Yine de yetiştirilen iyi bir şekilde yetişir, sonunda istenilen amaca ulaşılır. Fakat yetiştiren kişi çok yıpranır.
At Beslenirken, Kız İstenirken:
(Türk) Hayatımızda bir durum yaşanırken her şeyin bir zamanı olduğu kanısına varırız. Bir kimsenin atı varsa o atı besili ve bakımlı olduğu zamanında değer gördüğünden dolayı satacaksa atı o döneminde satmalı. Bir kişi kızını evlendirecek ise de kızın gençliği ve güzelliği geçmeden, kızın isteyeni varken evlendirmelidir. Aksi taktirde bir işin vakti geçtiyse bir daha o işin gerçekleşmesi oldukça güçtür.
At Binenin (İş Bilenin), Kılıç Kuşananın:
(Türk) 1- Kim ki bir işi beceriyor, bir şeyi kullanıyor, bir şeyden gerektiği gibi faydalanıyor, o şeye sahip olmalıdır; en uygunu, yakışanı da budur. 2- Kim ki başkasının yararlanmadığı, yararlanmasını bilmediği bir şeyi elinde tutuyor ve ondan yararlanıyorsa, o şey, mal sahibinden çok onun sayılır.
At Binicisini Tanır (Bilir):
(Türk) Emir altında çalışan kişi, kendisini yönetenin işten anlayıp anlamadığını, ne isteyip istemediğini, hangi olay karşısında nasıl tavır takındığını bilir; işini de ona göre yapar ve yürütür.
At Bir Dizginde, Öküz Bir Çizide Belli Olur:
(Türk) Soylu kimseler yaptıkları işlerde hemen belli olurlar, kendini bilmezler, işine kadir olmayanlarda bu şekilde. Dünyada işini hakkıyla yapan ve yapabilecek tüm varlıklar ilk işini icra ettiğinde hemen anlaşılır, duruma yol çizerler.
At Bulunur Meydan Bulunmaz, Meydan Bulunur, At Bulunmaz:
(Türk) Bir işi yapmaya başlamadan önce her şey kişinin kafasında organize edilerek eksiksiz planlanır. Fakat bu işler harekete geçirildiğinde bu işin yapılması için her zaman gerekli olan tüm koşulların eksiksiz olarak tamamlanması beklenemez. İş için istenilen bir şey bulunduğunda bir diğeri bulunmayabilir. Eksiksiz olmasını beklemek yanlış bir harekettir.
At Dört Bacaklıdır Ama Sık Sık Düşer:
(Zulu)
At Görmediysen, Bokundan da mı Atlamadın?! :
(Türk) Kişiler bir konuya aşina değilse, o konuda çözüm üretmek için gerekli ipuçlarını da bulamıyorsa erdemli değildir. Bir işin nasıl yürüdüğünü anlamasak bile en uygun noktalarından başlayarak kendimize yol çizebilir, ipuçlarından yola çıkarak bu işi hakkıyla bitirebiliriz.
At iİe Avrat Yiğidin İkbalindendir:
(Türk) At ve kadın yiğit insanların dünya halinde sahip olacakları en önemli değerlerdir. Günümüz şartlarında iş ve eşde bu şekildedir. Erdemli insanların doğru yolda ilerlemesini dünyada seçtiği doğru iş ve doğru eş sağlar.
At Karnından, Yiğit Burnundan Bellidir:
(Türk) Görünen şeyler çoğu zaman klavuz istemez. Gözle açıkça görünür olan şeyler için farklı konular düşünmemeli, farklı olaylara yormamalıyız.
At Olacak Tay Yürüyüşünden Belli Olur:
(Türk) "Adam olacak çocuk bokundan belli olur" atasözümüz ile aynı anlamı taşıyan bir niteliktedir. Çocuğun büyüyünce ne olacağını, küçükken yaptığı tavırları, davranışları, hal ve hareketleri ile kolayca anlarız.
At Ölür İtlere Bayram Olur:
(Türk) Kimi yararlı, kıymetli, şahsiyet sahibi kimselerin ölmesi; bulunduğu görevden ayrılması ya da alınması kimi çıkarcı, kıskanç ve aşağılık kimselerin işine gelir; onların sevinmesine yol açar.
At Ölür Meydan Kalır, Yiğit Ölür Şan Kalır:
(Türk) Dünyadaki her canlı gibi at da ölümlüdür. Günü gelince o da bu dünyadan ayrılır. Ama onun koştuğu, gezdiği meydan onunla gitmez; kendisinden sonrakilere kalır ve onu hatırlatır. İnsan için de durum atınkinden farklı değildir. O da ölümlüdür. Doğacak, yaşayacak ve ölecektir. Ne var ki, bu dünyadan ayrılırken bıraktığı izler sürüp gidecektir. İnsanlar bu dünyada bu izleriyle anılacaklardır. Önemli olan dünya hayatında iyi bir iz (nam) bırakmak ve rahmetle anılmaktır. Bu bakımdan kişi daha yaşarken adını yaşatacak iyi işler yapmalıdır. Unutulmamalıdır ki, yaşarken iyi işler yapan, iyi eserler bırakan kişiler öldükten sonra da unutulmazlar; onları tanıtan eserleriyle de gelecek kuşaklara taşınırlar.
At Ölür Nalı Kalır, Yiğit Ölür Namı Kalır:
(Azeri)
At Ölür, Köpeklere Bayram Olur:
(Azeri)
At Sahibine (Biniciye) Göre Eşer (Kişner):
(Türk) Yönetilen veya buyruk altında çalışan kişi, tutumunu ya da çalışmasını yöneticisinin tavrına göre ayarlar. Bu sebeple yönetilen değil yöneten, çalışan değil çalıştırıcı daha önemlidir.
At Ver Hasım Ol, Kız Ver Hısım Ol:
(Türk) Kişiler mallarını çevresindeki kişilere ödünç verirken sonunu düşünmezler, karşısındakine güvenirler. Bir malınızı ödünç isteyen bir arkadaşınıza verirsiniz ancak emanet verdiğiniz mal tek parça halinde gelmez, sonucunda o kişiyle atışır, gerekirse kavga edersiniz ve düşman olmanıza neden olur. Bir aileye kız vermek ise onlarla akraba olmanıza, çevrenizin genişlemesine sebep olur. Hele birde soylu ve güçlü bir aile ise! Buradaki hasım düşman, hısım ise akraba demektir.
At Yedi Günde, İt Yediği Günde Unutur:
(Türk) Bu atasözümüzdeki it, aslında köpek anlamında değil, kötü bir anlamda kullanılmıştır. Nice insanlar verileni asla unutmazlar, bunu her zaman dile getirir, her zaman hatırlar ve karşısındakinin birgün ihtiyacı olduğunda karşılığını çekinmeden verirler. Kimi insanlar vardır, beslersiniz, bakarsınız, ayırmazsınız ama sırtınızı döndüğünüz anda sizi vurur.
At Yiğidin Yoldaşıdır:
(Türk) Çok açık olarak bilinen bir şey ki, göçebe bir millet olan Türkler için at, savaşta ya da barışta candan bir dosttur. Hemen her saati onunla geçer. At, Türkler için soyluluğun, yiğitliğin, vefakârlığın, yararlılığın ve inceliğin bir sembolüdür. Silâhsız er düşünülemediği gibi, atsız er de düşünülmemiştir. Dolayısıyla at, Türk`ün edebiyatına girmiş ve önemli bir motif oluşturmuştur. At hakkında şiir, menkıbe, masal, atasözü söylenmiş; risaleler kaleme alınmış, âdeta ona insan gibi muamele edilmiştir.
At, Adımına Göre Değil, Adamına Göre Yürür:
(Türk) Bir atın yürümesi ya da koşması, doğrudan sırtındaki binicisinin yönetimine bağlıdır; binici ne isterse onu yapar; koşar, durur ya da yavaş gider. Bir işin akışı da böyledir. İşin sonucu, verimli yahut verimsiz oluşu, o işi yapanın bilgi, beceri çaba ve tutumuna bağlıdır.
At, Avrat Ömrü Uzatır:
(Türk) Eksi dönemlerde erdemli insanların iyi bir ata ve iyi birde kadına sahip olması mükemmel olan iki şeydi. İyi bir at yolda bırakmaz, işimiz eksik kalmaz, iyi bir kadın ise bizim kötü yola sürüklenmemize engel olarak hayatta kalmamızı sağlar, sorumluluk ifade eder. Böylece erkeğin ömrü uzar, sıkıntıları azalır. Şimdiki döneme uygulayacak olursak; iyi bir iş ve iyi bir kadın, erkeğin ömrünü uzatır.
At, Avrat, Silah Ödünç Verilmez:
(Türk) At, sahibine bağlı bir hayvan olduğundan dolayı başkasına verilirse huysuzluk yaratır. Kadın ise dinimizce tek eşliliğe inanıldığı için bir başka erkeğe verilmesi hoş olmaz. Silah ise tehlikeli işler çıkarabileceğinden dolayı sahibinden başkası kullanmamalıdır.
Ata Arpa, Yiğide Pilav:
(Türk) Her canlı sağlıklı ve güçlü olabilmek için gündelik hayatında ona iyi, yararlı gelecek yiyecek ve içecekleri tüketmelidir. Bu canlı varlıkların gelişmesini arzulayan kişi isterse onları bu şekilde besleyebilir, onlara istediklerini verebilir.
Ata Binen Nalını, Mıhını Arar:
(Türk) İnsanların bir şeyi kullanmadan önce kullanacağı şeylerin sağlam ve eksiksiz olduğundan emin olması gerekir. Aynı şekilde kullanacağı şeye özen göstermesi de gerekmektedir.
Ata Binmek Bir Ayıp, (Attan) İnmek İki Ayıp (Bin Ayıp) :
(Türk) Kişiler yapamayacakları bir işe başlamamalıdır. Başladıklarında ise bu işi yarım bırakmak, başlamak gibi bir hatanın getirdiği ayıptan çok daha fazladır. Kişiliklerine, karakterlerine ve erdemlerine zarar vermek istemeyen insanlar bilmekdikleri işe bulaşmaz, bulaşsa bile layıkı ile yerine getirir.
Ata da Soy Gerek, İte de:
(Türk) Tüm canlı varlıkların bir soyu olmalıdır. Her zaman soylu varlıklar üstün niteliğe sahiptir ve seçkin özelliktedirler. Soysuz varlıklar ise işe yaramaz olarak algılanırlar ve o kişilerden çekinirler.
Ata Dost Gibi Bakmalı, Düşman Gibi Binmeli:
(Türk) Ata iyi ve düzenli bakıldığı sürece o ata nasıl binilirse binilsin yorulmaz. Aynı şekilde işverenler kendi himayelerinde çalışan insanlara ne kadar değer verirse, onlara hakları olanı verip iyi bakarsa çalışanlarından o kadar verim alır. Çalıştırılan işçilerin emeklerinin karşılığını alması işlerini daha iyi bir şekilde yapmalarını sağlar.
Ata Dostu Oğula Mirastır:
(Türk) Babalarımızın ve dedelerimizin dostları bizim de dostlarımızdır. Atalarımız hayatlarını kaybettikten sonra onların dostları bize baba gibi bakmaya çalışır, atadan kalmadır. Her türlü zorluğumuzda bize yardımcı olurlar. Ne zaman bir sıkıntıya düşsek bizi baba gibi koruyup kollarlar.
Ata Et, İte Ot Verilmez:
(Türk) Gereken şeyler gereken yerlere verilmelidir. Hiç olmadık yerlere hiç olmadık şeyler eklenmez, verilmez yada koyulmaz. Aksi takdirde sonuç sürekli başarısız olacaktır.
Ata Eyer Gerek, Eyere Er Gerek:
(Türk) Çıplak ata binmek oldukça zordur. Ata binmeyi kolaylaştıran eyerdir. Ancak bu yeterli değildir. Atın üzerinde oturacak kimse eyerin hakkını vermeli ve başarılı olmalıdır. Bunu da ancak yiğit olan yapar. Bir iş için de durum bundan farklı değildir. Yapılan işten verim alınmak isteniyorsa, önce işte kullanılacak araçlar sağlanmalı; sonra da iş ve araçlar işini iyi bilen, bunları kullanabilecek birine teslim edilmelidir.
Ata Malı Mal Olmaz, Kendin Kazanmak Gerek :
(Türk) Kişi geleceğini atalarından kalacak olan mirasa göre ayarlamamalıdır. İnsan bu düşünceyle hayatını idame ettirmemelidir. Çünkü ileride ne olacağı bilinmez. Kalacak olan mal varlığına güvenip tembellik edip çalışmazsak eğer bu kalan mal elbet bir gün tükenir. İnsanın kendi çalışıp kazandığı mal asıl maldır.
Ata Sözü Tutmayan, Uluya Kalır:
(Türk) Büyüklerinin ve bilir kişilerin sözlerini dinlemeyen, başına buyruk davranan kimseler sonunda kendileri ile başbaşa kalır ve sızlanırlar. Bu yüzden büyük sıkıntılar çekerler.
Atalar Sözünü Tutmayanı Yabana Atarlar:
(Türk) Atasözleri bize atalarımızdan onların tecrübe ve deneyimlerine dayanarak bırakılmış öğütlerdir. Yaşantımızın her alanında ve yaşadığımız her durumda başımıza gelen bir olayla bu sözleri bağdaştırabiliriz. Bu yüzden bu öğütlere ve sözlere önem vermeli, verilen uyarılara da uymalıyız. Yoksa hayatımızda başarısızlık gösterebiliriz.
Atanın (Babanın) Sanatı Oğula Mirastır:
(Türk) Çocuklar küçük yaşlarda öncelikle babalarının yaptıkları işlerle ilgilenirler. Babanın oğulla yakın ilişkisi, çocuğun giderek babasının yaptığı işi öğrenmesine yol açar. Baba da bunun için özel bir çaba sarf etmişse, çocukta, bu işi öğrenme yolu kalıcı olur. Büyüyünce kendisi de bu sanatla uğraşır, geçimini bu yolla sağlamaya çalışır.
Atasını Tanımayan Allah`ını Tanımaz:
(Türk) Ana-babaya değer vermek, onlara saygı-sevgi göstermek, onlara dar günlerinde yardımcı olmak, onlara “öf” bile dememek Yüce Allah`ın buyruklarındandır. Bu buyruklara itaat etmeyen, ana-babaya gerekli ilgiyi göstermeyen, onlara karşı gelen bir kimse Allah`a da karşı geliyor demektir.
Ateş Demekle Ağız Yanmaz:
(Türk) Kişinin ağzından çıkan zararlı ve kötü olaylar, bu sözlerden bahsetmesi ona zarar vermez. Kötü bir şeyden bahsettiğinden dolayı kendisine zarar gelmesi söz konusu değildir.
Ateş Düştüğü Yeri Yakar:
(Türk) Bir felâket ya da üzücü olay gerçek anlamda ona uğrayana, yalnızca ilgili kimselere acı verir; onların yüreklerini yakar. Başkalarının, uzak kimselerin duydukları acı, gösterdikleri üzüntü ise yüzeyseldir; kalıcı değil, gelip geçicidir.
Ateş Olmayan Yerden Duman Çıkmaz:
(Türk) Bir olay ya da durumun varlığı, gerçekten ortada olup olmadığı, belirtisinin görülmesiyle anlaşılacak bir şeydir. Eğer meydanda bir belirti varsa, olay veya durum da var demektir.
Ateşe Üfleme Seni Yakar:
(Arnavut)
Ateşe Vursan Duman Vermez:
(Türk) Cimri kişiler ellerinde olanı harcamaya korkar ve kıyamaz. Ne kadar malı varsa hepsini insanlardan sakınır, hiçbir şekilde elinden çıkarmaz. Ellerindeki en değersiz, kullanmayacağı ve işine yaramayacağı malını bile herkesten sakınır.
Ateşle Barut Bir Yerde Durmaz:
(Türk) Bir arada bulunmaları çok tehlikeli görülen şeyler birbirinden uzak bir yerde tutulmalıdırlar.
Atı Alan Üsküdar'ı Geçti:
(Türk) Bazı kişiler düşündükleri işlere hemen girişir ve bunun tecrübesine erken varırlar. Bazı kişiler ise çok düşünür, sık dokurlar, ince görmek isterler ve bu yüzden işine karar verip başlayanlardan daha geride kalırlar. Dünya halinde yapılacak işler pek düşünülmemeli, işe başlamanın işin yarısı olduğu unutulmamalıdır.
Atı Atasıyla, Katırı Anasıyla:
(Türk) Hayatımızda iyi veya kötü insanlar olabilir. Bu kimselerin daha önceki davranış ve tutumlarıyla nasıl bir karakterde oldukları az çok bilinir. İyi ve soylu olan kişilerden gelenlerden zarar gelmez, onlar her zaman iyi soyuyla anılırlar. Fakat soysuz ve şerefsiz insanlardan çekinilir ve korkulur.
Atı Eyeri İle Kıymet Biçme:
(Çin)
Atı Kaybolanın Kulağından At Sesi Gitmez:
(Çerkez)
Atılan Ok Geri Dönmez:
(Türk) Kimi zaman iyi düşünüp taşınmadan, olacakları hesaplamadan bazı eylemlere girişir ve sonuçta pişman olur insan. O anda ilk durumuna dönmek ister ama bu mümkün değildir. Çünkü olan olmuş, iş işten geçmiştir çoktan.
Atım Tepmez, İtim Kapmaz Deme:
(Türk) Kişi çevresindeki insanlarla ne kadar yakın olursa olsun bazı insanların kusurları bulunabilir ve en beklenmedik zamanda bu kişinin kendisini olumsuz etkileyebilir. Bu yüzden kimseye ne kadar yakınımız olsa da onu ne kadar tanıyıp bilsek de her zaman tedbirli olmalı ve çok fazla güvenmemeliyiz.
Atımın Anlı Sakar, Lakabını Ele Takar:
(Türk) Her davranışı ona maddi yada fiziki zarara bulunan kişilere sakar denir, bu sakarlık onların bu lakap ile anılmasına neden olur. Hatta o denli hatırlanır ki; gerek komedi konusu olur, gerekse dilden dile gezen lakabıyla anılarak hatırlanır.
Atın Bahtsızı Arabaya Düşer:
(Türk) Kimi değerli, yetenekli ama talihsiz kimseler, kişiliklerine uymayan kötü ve bayağı işlerde çalıştırılır; görevlere itilir.
Atın Başı Geçtikten Sonra Kuyruğundan Yakalamaya Kalkma:
(Çerkez)
Atın İyisi Arkadan Gelmez:
(Türk) İnsanlara yardımcı olan asıl kişiler düşüncesizce davranmaz, başındaki insanlara ön ayak olur; gidişata ayak uydururlar. Geriden gelen, iş görmeyen insanlar işgörür sınıfından sayılmaz, gerek görülen anda geride kalırlar.
Atın İyisine Doru, Yiğidin İyisine Deli Derler:
(Türk) Doru atlar diğer atlardan daha heybetli, daha kaslı ve güçlüdür. Doru atlara daha çok güçlü ve savaşçı biniciler biner. Atın iyisi dorudur, yiğidin iyiside deli dolu. Gözü kara, sert, güçlü ve adaletli yiğitlere deli derler, eskilerin ağzındaki deli dumrul ifadesi bu yüzden kullanılmaktadır. Şuanki dönemde güç para olduğundan, atı arabaya, yiğidin gücünü paraya benzetebiliriz. Ayrıca Şeyh Edebali, Osman Bey’e nasihatının sonunda diyor ki: "Haklı olduğunda kavgadan korkma! Bilesin ki, atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler!"
Atın Ölümü Arpadan Olsun:
(Türk) Bir şeye tutkun olan, bir şeyin uzun süre yokluğunu çeken kimi kişiler, kendilerine zarar vereceğini bile bile o şeyi kullanmaktan çekinmezler ve şöyle düşünürler: “Sevdiğim şeye özlem duyarak yaşamaktansa, onu çokça (aşırı ölçüde) kullanıp (yiyip) hasta olayım; hatta öleyim.” Zıtanlamlısı:: Ava Giden Avlanır
Atın Tepmezi, İtin Kapmazı Olmaz:
(Türk) Herkesin doğuştan gelen bir karakter yapısı, yaratılışın getirmiş olduğu birtakım kusurları mevcuttur. Ne kadar bunları eğiterek yok etmeye çalışsak da tamamen yok edemeyiz. En umulmadık zamanda bile kendilerini gösterebilirler. Bu yüzden her zaman tedbirli olmakta fayda vardır.
Atın Ürkeği, Yiğidin Korkağı:
(Türk) 1- Yiğit de, at da doğacak bir tehlikeye karşı hep tetikte bulunmalı; uyanık davranıp duyarlı olmalıdır. 2- Atın da, yiğidin de korkağından kaçınmalı; onlardan hayır gelmez.
Atın Varken Yol Tanı, Ağan Varken El Tanı:
(Türk) Kişi zamanı varken elinde olanların kıymetini bilmeli ve bunlardan yararlanabilmelidir. Her şeyin değerinin zamanında bilinmesi çok önemlidir daha sonraya vakit kalmayabilir. Bu yüzden bununla beraber gezilip, eş dost edinilmesi gerekmektedir.
Atın Yüğrükse Bin de Kaç:
(Türk) Kimse bir iş yaparken bir başkasına güvenmemeli. Eğer bir işi yaparken kendine güveniyorsan ve imkanların yeterliyse o işi tek başına halletmeye bak. Öncelikle imkanların ne kadar el veriyorsa kendini kurtarmaya bak.
Atına Bakan Ardına Bakmaz:
(Türk) Bir insan her zaman yanında güvenilir ve işini bilen kişileri bulundurmalıdır. Güvenilir, iş yaparken aracını iyi kullanan insanlar görev başındayken gözümüz arkada kalmaz. Bir işveren ne kadar çalışanın hakkını verirse o şekilde karşılığını alır. Ve aynı şekilde iyi ata binen kişi, düşman bana yetişecek mi diye düşünmez, ardına bakmayı düşünmez.
Atına Binince Düşman, İnince Dost Gibi Davran:
(Çerkez)
Atına Dostun Gibi Bak, Düşmanın Gibi Bin:
(Çerkez)
Atına Saygı Gösteren, Yaya Gitmez:
(Kırgız)
Atla Avrat Yiğidin Bahtına:
(Türk) Kişi evleneceği kadını ve satın alacağı atın huyunu, iyisini veya kötüsünü bilemez. Bunların sonucunda iyi de çıkabilir kötü de çıkabilir ama bilinmez. Bu kişinin şansıyla alakalıdır, bahtına göre başına gelir.
Atlar Nallanırken Kurbağa Ayağını Uzatmaz:
(Türk) Meydanda olan şu ki, insana değer, nitelik ve kişiliğine göre davranılır; iş verilir. Bu bakımdan kişi başkalarını ilgilendiren konularda ortaya atılmamalıdır. Ayrıca, değersiz bir kimse de kıymetli ve nitelikli kişilere gösterilen ilgiyi ne beklemeli, ne de ummalıdır.
Atlar Tepişir Olan Eşeklere Olur:
(Türk) Soylu veya güçlü insanlar arasındaki husümet çevresindeki daha küçük ve zayıf insanları etkiler. Onların yıpranmasına, zarar görmesine neden olur.
Atlar Tepişirken Arada Eşekler Ezilir:
(Türk) Ufak, haylaz çocuklar birbirleri ile oyun oynarken sağa sola zarar verirler, çevresinde oturanları ve gürültü çıkartıp komşularını rahatsız ederler. Bu hareketleride bu atasözünün söylenmesine sebep olur.
Atlasa Kıl Yapışmaz:
(Türk) Dürüst, temiz, kötülükten uzak, işinde başarılı kimseler hakkında söylenen karalayıcı sözler, yapılan iftiralar havada kalır; boşuna söylenmiş olur, onlara bu sözlerin mazarratı bulaşmaz.