D E N E M E    


Bir Atasözü Öğrenelim!

İnsan Yaşlanır, Gönül Yaşlanmaz:

(Kürt)

ATASÖZÜ ARAMA


       
Sende Yolla Hata Bildir!



ATASÖZLERİ SÖZLÜĞÜ




Bir İnsana İnsan Gibi Davran, Köpege Köpek Gibi Davran:  

(Arnavut)

Bir İnsanı Küçümsemek Akılsızlık, Çok Büyük Görmek de Korkaklıktır:  

(Kızılderili)

Bir İnsanı Tanımak İçin Ya Alışveriş Etmeli, Ya Yola Gitmeli:  

(Türk) Ortak bir işe girmeden insanların gerçek yüzünü anlamak oldukça zordur. Alış veriş etmek, onları tanımak bakımından önemli ölçüttür. Çünkü alış veriş bir şeye sahiplenmeyi gerekli kıldığı için kişinin çıkarcı yönünü bütün çıplaklığıyla ortaya koyar. Yolculuk ise fedakârlığı, cesareti, mertliği gerektirir; dolayısıyla yolculukta karşılaşılan zorluklar sebebiyle ortaya konan davranışlar kişilerin niteliklerini belirgin kılar.

Bir İnsanın Güzelliği Çevresindeki Davranışlarıdır:  

(Arnavut)

Bir İnsanın İçinde Çay Yoksa, O İnsan Gerçeği ve Güzelliği Anlamaktan Acizdir:  

(Japon)

Bir Kadına Yapmaması Gerekenleri Söylemek Ona Neler Yapabileceğini Göstermektir:  

(İspanyol)

Bir Kadının Yüzündeki İfade, Sırtındaki Elbiselerden Daha Mühimdir:  

(Amerikan)

Bir Kararda Bir Allah:  

(Türk) Hayatımız boyunca yaşantımız aynı noktada, aynı güzellikte ve kötülükte devam etmez. Sağlıklı bir birey sağlığını kaybedebilir, zengin kişi fakirleşebilir ve işi olan işini kaybedebilir. Her şey tek bir düzen doğrultusunda ilerlemez, hayatımız boyunca değişkenlik gösterir. Gücü ve büyüklüğü eksilmeyen, hep aynı kalan tek varlık Allah'tır.

Bir Karga, Başka Bir Karganın Gözünü Gagalamayacaktır:  

(Polonya)

Bir Katar Deveyi Bir Eşek Çeker:  

(Türk) İnsanlar haksızlığa uğradıkları zaman seslerini çıkarmalı gerekir. Aksi takdirde hiçbir durumda sesini çıkarmayan insan her zaman koyun gibi yönetilmeye mahkumdur. Haksızlığa uğrayan, hakkını aramayan ve işindeki yanlışları dile getiremeyen toplulukları en niteliksiz ve ahmak bir kişi bile yönetebilir.

Bir Kediye Balık Emanet Edilmez:  

(Kore)

Bir Kere "Al Şunu" Demek, İki Kere "Ben Vereceğim" Demekten İyidir:  

(Kızılderili)

Bir Kere Alıştıktan Sonra, Hiçbir Şey Zor Gelmez:  

(Tibet)

Bir Kere Evlenmek Ödev, İki Kere Evlenmek Eğlence, Üç Kere Evlenmek Çılgınlıktır:  

(Hollanda)

Bir Kere Tökezleyen Şaşı, İki Kere Tökezleyen Kördür:  

(Çerkez)

Bir Kıvılcım Bütün Köyü Yakar:  

(Çerkez)

Bir Kızı Bin Kişi İster Bir Kişi Alır:  

(Türk) Herkes güzel olan her şeyi elde etmek ister. Fakat her insan her istediğini elde edemez, bu bir kişinin kısmeti olur.

Bir Korkak Bir Orduyu Bozar:  

(Türk) Korkaklık insan için büyük bir eksikliktir. Birlikte iş yaparken yada düşmanla savaşırken, korkak bir kişinin sergileyeceği telaş, heyecan ve kaygı, bozguna yol açar.

Bir Kötü Davranış Diğer Güzel Davranışları Unutturur:  

(Endonezya)

Bir Kötünün Yedi Mahalleye Zararı Dokunur (Vardır):  

(Türk) Yalancı, düzenbaz, iffetsiz bir kimse sadece kendi çevresine zarar vermekle kalmaz; kötülüklerini daha geniş çevrelere de taşır. Kendinin, yakınlarının, çevresinin ve daha geniş muhitlerin adını lekeler; bu leke gittikçe yayılır.

Bir Koyundan İki Post Çıkmaz:  

(Türk) Bir iş, nesne ya da insandan temin edilecek faydanın bir ölçüsü, bir sınır vardır. Alınabilecek alındıktan sonra, onlardan bir kez daha verim istemek, onları bu konuda zorlamak doğru değildir. Bu davranışın devamı insanı yanlış bir yola götürüp zarara sokabilir.

Bir Liderin Ölümü Dahi Olsa Her Değişiklik Yeni Değişiklikleri Doğurur:  

(Endonezya)

Bir Maymun Zencefilin Tadını Ne Bilir:  

(Hint)

Bir Mesele Ancak Serin Kanlı Ve Açık Şekilde Konuşularak Çözülür:  

(Endonezya)

Bir Mıh Bir Nal Kurtarır, Bir Nal Bir At Kurtarır:  

(Türk) Küçük ve kıymetsiz gördüğümüz şeyler zaman gelir çok önem kazanır ve büyük iş görebilir. Küçük bir somun parçası yüzünden bir dikiş makinesinin çalışmaması, işlerin yatması mümkündür. Bu sebeple herhangi bir nesne, iş ya da olayı küçük görmeyip önemle ele almak gereklidir.

Bir Musibet Bin Nasihatten İyidir:  

(Türk) İnsanlara verilen öğütler ve nasihatler ne hikmetse kulak ardı edilir. Önemsenmez. Önemsiz gibi gözüken bu nasihatler aslında o kadar hıymetlidir ki; kişiler bunun farkına varmaz. Bunu anlamaları için illaki kötü bir duruma düşmeleri gerekir. Nitekim onlarda bunu tecrübe ettiklerinde kendinden sonrakilere bunları aktarırlar. Fakat aktardıkları insanlarda bunu kulak ardı eder ve onlarda bu kötü durumu tecrübe eder. Bu durum bu şekilde süregelir ve dünya kanunları oluşur.

Bir Parça Lokma İçin Düşme:  

(Kürt)

Bir Pire İçin Bir Yorgan Yakılmaz:  

(Türk) Yorganın üzerinde bulunan pire için yorganın yakılması doğru değildir. Küçük bir zararı önlemek için daha büyük zararlar alınmaz. Her durum göz önünde bulundurularak hareket edilmelidir.

Bir Selâm Bin Hatır Yapar:  

(Türk) Dinimizin bir emri olan selâm, bir bilgi ve sevgi belirtisidir. Dolayısıyla gönül kazanmanın önemli bir anahtarıdır. Yakınlarımıza, arkadaşlarımıza, hatta yabancılara bile vereceğimiz selâm onlarla aramızda bir yakınlığın doğmasına yol açar; gönülleri birbirine yaklaştırır. Bu sebeple selâmlaşmayı ihmal etmemek gereklidir.

Bir Senden Büyüğün, Birde Senden Küçüğün Sözünü Dinle:  

(Türk) Önemli bir işe girişecek kimse sadece kendi düşüncesiyle yetinmemeli, büyüklerin tecrübelerin bilgi ve tecrübesinden istifade etmelidir. Bazı küçüklerde akıllı düşünceler ileri sürebilirler. Bundan dolayı istişareye küçükleride katmalı, bazen onlara danışılmalıdır.

Bir Şey Ne Kadar Çok Değişirse, O Kadar Çok Aynı Kalır:  

(Fransız)

Bir Şey Yapmak İsteyen Yolunu Bulur Bir Şey Yapmak İstemeyen Nedenini Bulur:  

(Arap)

Bir Şeyin Önüne Bakma, Sonuna Bak:  

(Türk) Kimi işler vardır ki iyi başlamamış ama iyi sonuç vermiştir. Üstelik başlamış bir işte geri dönmek de zordur. Bu sebeple bize düşen yolumuza azimle devam etmek, gereken çabayı göstermek, işi lâyıkıyla yapmaya çalışmaktır.

Bir Sıçrarsın Çekirge, İki Sıçrarsın Çekirge, Üçüncüde Ele Geçersin Çekirge:  

(Türk) Bir suçu işleyebilir, kanunsuz bir işi yapabilir ve yakalanmayabilirsin. Hatta bunu birkaç kez de başarabilirsin. Ama bu böyle devam etmez, eninde sonunda yakayı ele verirsin.

Bir Söyle İki Dinle:  

(Türk) Söz söylemek sanıldığı kadar önemli değildir. İnsanda dinlemek için iki organ, konuşmak için bir organ vardır. İnsan, işitme organı olan kulaklarından suvarılır. Dinlemesini bilen insan birçok kimsenin bilgi ve deneyimini kısa yoldan öğrenmiş olur. Bundan dolayı dinlemek söz söylemekten önde gelir.

Bir Söz Bin Büyüye Bedeldir:  

(Türk) Büyü, insanı yanlış şeylere inandırır. Kimi sözler vardır sihir etkisi yapar. Etkili sözün büyüden daha güçlü bir inandırıcılık taşıdığı tarih boyunca görülmüştür.

Bir Söz Yola Getirir, Bir Söz Yoldan Çıkarır:  

(Türk) İnsanların etkilenmesinde sözün gücü büyüktür. Bir sözle bir insanı yönlendirebiliriz. Kimi söz vardır insanı doğru yola sokar fakat kimi söz vardır o da insanı kötü yola sokar. Bu sözün ve söyleyenin ne kadar etkileyici ve inandırıcı oluşuna da bağlıdır. Bu sebeple hem olumlu hem de olumsuz etkileniriz.

Bir Sürçen Atın Başı Kesilmez:  

(Türk) Kusursuz insan olmaz. Hemen her insan bir yanlışlık yapabilir. Bu bakımdan sürekli iyi iş yapan, doğru yoldan çıkmayan, kişiliğini her yönüyle kanıtlamış olan bir kimseyi, bir kez hata yaptı diye gözden çıkarmak, olumsuzlamak ve cezalandırmak doğru değildir. Yapılacak şey, yalnızca uyarıda bulunmak olmalıdır.

Bir Taşla 2 Kuşa Vurdun:  

(Arnavut)

Bir Tavşanın Yüreği İle Yaşayabilir misin:  

(Arnavut)

Bir Tepe Yıkılır, Bir Dere Dolar:  

(Türk) Dünyada kimi insan düşerken, kimide kalkar. Hayatta hiçbir şey kaybolmaz. Birinin kaybettiğini başkası kazanır. Varlıklı bir kimse yoksullaşırken bir yoksulda zenginleşir.

Bir Uyuz Keçi Bir Sürüyü Boklar:  

(Türk) İnsanların karakteriyle alakalı olarak çevremizde sadece iyi huylu insanlar barınmaz. Kötü huylu insanlar da mevcuttur. Bazı kötü huylu, ahlaksız ve edepsiz insanlar bu huylarını çevresindeki insanlara da aşılamak ister. Toplumdaki insanların huyları bozar ve onları kötü eder.

Bir Yahudi Cevap Vermeden Önce Kendisi Soru Sorar:  

(İbrani)

Bir Yalan Ne Kadar Hızlı Olursa Olsun, Hakikat Onu Yetişip Geçer:  

(Kenya)

Bir Yalanı Kırk Doğruya Saklarlar:  

(Türk) Kimi insanlar yalancılıkla yaşamlarını sürdürürler. Bu söyledikleri yalanlara bir zaman sonra artık kendileride inanır olurlar. Gerçeği gizlemek adına o kadar rahat ve sorunsuzca yalanlar söyleyebilirler ki; hepsi birbiri ile bağlantılı olur, sıkıntı duymadan işin içinden çıkarlar.

Bir Yanlışı Haklı Çıkarmaya Çalışmak, Onu İki Kat Büyütür:  

(Fransız)

Bir Yemem Diyenden Kork, Bir Oturmam Diyenden:  

(Türk) Kimi insanlar vardır ki dedikleriyle yaptıkları birbirine uymaz. Kimi isteksiz görünüp “yemem” diyen insanların isteklilerden daha çok yedikleri, kimi hevessiz görünüp “kalamam” diyen insanların da diğerlerinden daha çok oturdukları, hatta yatıya kaldıkları bile görülmüştür.

Bir Yengeçle Bile Aynı Tarafta Olabilirsin:  

(Kore)

Bir Yola Başladın mı Meydanları Dağları Ve Taşları Geçeceksin:  

(Arnavut)

Biraz Yağmur Bile Her Gün Nehirleri Doldurabilir:  

(Afrika)

Birden Çıkan Bine Yayılır:  

(Türk) İnsanlar başlarına bir şey geleceğini düşünmeden herkese güvenmek ister. Kişi bir başkasına güvendiğinde güveninin sarsılacağını bilemez. Bildiğimiz bir sırrımızı anlattığımız kişinin bir başkasına anlatacağını düşünmeden onunla paylaşırız. Ama o sır bizim ağzımızdan çıkar çıkmaz yayılmaya başlar, konu herkesin diline düşer.

Birgün Su İçeceğin Çeşmeye Çamur Sıçratma :  

(Türk) Kimi insanlar yaratılış itibariyle onlara sunulan nimetleri kullandıktan sonra, sanki kullanmamışçasına kötülerler ve üstüne üstelik kimsede kullanmasın diye ellerinden geleni yaparlar. Bunu habersiz yada farkında olmadan yapmasının dışında bilinçli olarak yapan erdemsiz insanlar bilmezler ki kendi kendilerine, kaynaklarını tüketiyorlar! Bunun farkına varırlar ancak gelecek süreçte aynı şansı yakalamaları daha sıkıntılı bir hal alır.

Biri Bilmeyen Bini Hiç Bilmez:  

(Türk) İyilik küçük veya büyük diye ayırt edilmez. İyiliğin küçüğü büyüğü olmaz. Ufak bir iyilik de olsa kişi kendisine yapılan iyiliğin değerini bilmez ve kendisine iyilik eden kişiye teşekkür duygusu beslemez ise bu kişi yapılan büyük iyiliklerin de değerini hiçbir zaman anlamaz. Bu gibi insanlar nankördür ve yapılan iyiliklerin hiçbirine layık değillerdir.

Biri Öteki Kadar Zengin Olunca, Kardeşler Birbirlerini Severler:  

(Uganda)

Biri Sizi Bir Kez Aldatırsa Suç Onundur... İki Kez Aldatırsa Suç Sizindir:  

(Romanya)

Biri Yer, Biri Bakar; Kıyamet Ondan Kopar:  

(Türk) Bir toplumun sahip olduğu varlıklardan her fert bir adalet çerçevesi içinde yararlanmalıdır. Eğer böyle olmaz, adaletli davranılıp hak gözetilmez, sadece bir kısım insanların yararlanmasına göz yumulup diğer insanların yararlanmasına fırsat verilmezse kargaşa çıkar; kavga baş gösterir, toplumdaki sosyal barış zedelenir, düzen bozulur, insanlar birbirlerine düşer.

Biribiri, Adamı Yer Diri Diri:  

(Türk) İnsanlar, çevrelerindeki kişiler akrabaları dahi olsa onlarla iyi anlaşmak ve görüşmek zorunda değildir. En önemlisi de arada kan bağı olsa bile kimseye çok güvenilmemesi gerekir. Akrabalarımız bazen bize öyle kötülük ederler ki bunu düşmanları dahi onlara yapmaz. Aynı zamanda akrabalarımız bize en yakın olduğundan ve bizi iyi tanıdıklarından dolayı bize nasıl zarar vereceklerini iyi bilirler.

Biriktirilen Bir Kuruş, Kazanılan Bir Kuruştur:  

(İtalyan)

Birine Karşı Güveninizi Kaybettiğinizde Artık Onu Kazanmak Çok Zordur:  

(Endonezya)

Birinin Yanlış Yaptığını Biliyorsan da Söyleme:  

(Zazaca)

Birleşmek Başlangıçtır, Birliği Sürdürmek Gelişmedir; Birlikte Çalışmak Başarıdır:  

(Amerikan)

Birlik Olan Sürü İçin Kurt Korkulacak Şey Değildir:  

(Çerkez)

Birlik Olmayınca, Dirlik Olmaz:  

(Kazak)

Birlikten Dirlik (Kuvvet) Doğar:  

(Türk) İnsanlar tek başlarına yaşam konusunda hiçbir anlam ifade edemezler. Bir elin nesi var? İki elin sesi var örneğinde olduğu gibi kişiler birleşerek toplumları, toplumlar birleşerek ırkları ve ulusları oluştururlar. Bu kocaman insan toplulukları ise dirlik oluştururlar, kuvvetli olurlar. Kuvvet bir milleti ayakta tutan en önemli unsurdur. Bizde Türk olarak birbirimizi tutmalı, korumalı, her zaman bir diğer Türk'ün yanında olursak kuvvetli oluruz. Tıpkı askerlerin birleşerek orduları oluşturması gibi. Bu egemen bir davranıştır. Eşanlamlısı:: Körler Sağırlar Birbirini Ağırlar

Birlikten Kuvvet Doğar:  

(İtalyan)

Birşeyin Önüne Bakma, Sonuna Bak:  

(Türk) İnsan bir işe söyle yada böyle başlar. İşin mahiyeti ve boyutları başlangıçta anlaşılmaz. Başlangıçta gereki önlemler alınmalı, planlar yapılmalıdır; ama asıl işin sonuna bakılmalı, sonunda nasıl bir şekil alınacağı hesap edilmelidir.

Bitli (Kurtlu, Çürük) Baklanın Kör Alıcısı Olur:  

(Türk) Değersiz, işe yaramaz, kötü şeylerin de müşterisi olur. Onları kimileri anlamadığı, kalitesini bilmediği için alır; kimileri de kendileri bakımından bizim kavrayamadığımız bir değer ifade ettiği için alır.

Bıyık Kedide de Vardır:  

(Kürt)

biz bu zamana ve yere misafiriz. geçip gidiyoruz. amacımız, gözlemek, öğrenmek, büyümek, sevmek ve sonra eve geri dönmek:  

(aborjin)

Biz Yazdık, Siz Okuyorsunuz; Siz Yazın, Onlar Okusun:  

(Laz)

Bize Gelince Yiyip İçelim, Size Gelince Gülüp Geçelim:  

Bazı insanlar hep kendi çıkarlarını düşünürler ve başkalarının sırtından geçinmeye, onları sömürmeye çalışırlar. Kendisinden bir şey vermezken karşı taraftan sürekli bir şeyler bekler.

Bodur Tavuk Her Gün Piliç:  

(Türk) Minyon görünümlü ve ufak tefek tipler genellikle oldukları yaştan daha küçük gösterirler.

Boğaz Dokuz (Kırk) Boğumdur (Boğa Boğa Söyler):  

(Türk) Bir sözü düşünüp taşınmadan, içimizden geçirmeden, kendi kendimize ölçüp tartmadan, doğuracağı sonuçları hesaplamadan, düzeltmeden söylememeliyiz. Ola ki istemediğimiz bir sözü ağzımızdan çıkarmış olabiliriz. En doğrusu, uygun biçimi bulduktan sonra söylemektir.

Bok At, Yapışmazsa İzi Kalır:  

(Laz)

Bok Nisbetle Tezek Amber Gibidir:  

(Türk) Necaset'te pistir, tezekte. Fakat biri bulaşıcı özelliğe sahipken öbürü hiç olmazsa kudurur, insanın üzerine bulaşmaz. Bunun gibi, çok kötü şeyin yanında daha az kötü olan şey güzel görünür.

Boktur Kokar, Huydur Çeker:  

(Türk) İnsanlar bulundukları ve yaşadıkları ortamdaki kişilere benzerler. Aynı kişiler ile aynı konuları konuşmak ve paylaşmaktan tıpkı onlar gibi davranırlar. Buda onların bu huylara sahip olmasına, değişmeyecek yaşanmış kalıntılar bırakmasına neden olur. Çoğu zaman bu huylar aileden kapılır ancak çevre çok önemli bir faktör olarak devreye girer. Bu atasözümüzde anlatılmak istenen, varolan şeyler varolduğu gibi olmak zorundadır. Bu şekilde görünür, bu şekilde davranır veya bu şekilde kokarlar.

Boku Ne Kadar Karıştırırsan, O Kadar Kokar:  

(Laz) Bazı sorunlar vardır, çözmeye kalkarsın daha da kötü sonuçlar yaratır.

Bol Bol Yiyen, Bel Bel Bakar:  

(Türk) Bugünün yarını da vardır. Savurganlık yapıp elindekini bol bol harcayan, düşünceli davranıp ilerisi için bir şey bırakmayan kimse, yarın geçimini temin edecek bir şey bulamaz. Başkalarına muhtaç olur, onun bunun eline bakar.

Böl ve Yönet:  

(Latin)

Borç İyi Güne Kalmaz:  

(Türk) Borçlu olan, borcunu hemen ödemenin yollarını aramalıdır. “Elim genişleyince, ileride öderim” diye düşünmesi son derece sakıncalıdır. Çünkü gelecek günlerin ne göstereceği belli olmaz. Eli daha da darlaşabilir. Dolayısıyla borcunu ödemesi güçleşir, gün geçtikçe de borcu artar.

Borç Uzayınca Kalır, Dert Uzayınca Alır:  

(Türk) Hemen her şeyin bir yapılma zamanı vardır. Borç da zamanında ödenmezse kişilerde bir gevşeklik görülür, borçluluk duygusu zamanla azalır. Borç uzun süre ödenmez olur, hatta hiç ödenmez bile. Dert de böyledir; zamanında önlem alınmaz ve hastalık uzarsa, kişi sonunda güçsüz kalır; dayanma gücü kalmaz ve ölür.

Borç Yiğidin Kamçısıdır:  

(Türk) Birisine borçlanan, borcunu da ödemek isteyen kimse kendini daha çok çalışmak ve kazanmak zorunda hisseder; bu yönde girişimde bulunur.

Borç Yiyen Kesesinden Yer:  

(Türk) Aldığı borçla ihtiyaçlarını karşılayan alışverişte bulunan insan o an para benden çıkmıyor diye sevinir. Fakat unutmamalıdır ki aldığı borcu geri ödemek zorundadır. Her harcaması kendi cebinden çıkmış sayılır. Çünkü er ya da geç zamanı gelince borcunu ödemesi gerekmektedir. Bu yüzden borç para dikkatli harcanmalı, kişi kendi cebini de düşünmelidir.

Borçlu Ölmez, Benzi Sararır:  

(Türk) Borçlu insan hep bir stres içerisinde borcunu ve borcunu ödemesi gereken zamanı düşünüp durur. Bu durumun stresi ve üzüntüsüyle hastalığa kapılabilir. Ancak bu dert borçlu kişiyi öldürmez.

Borçlunun Dili Kısa Gerek:  

(Türk) Borçlu kişi alacaklısı ona ne derse desin alttan almalı ve fazla sesini çıkarmamalıdır. Aynı şekilde ona yardımda bulunan kişi için ileri geri konuşmamalı ve arkasından laf etmemelidir.

Borçlunun Döşeği Ateşten Olur:  

(Türk) Borçlu bir kimse sürekli diken üzerinde olur, huzursuz ve streslidir. Sürekli borcunu ödeyeceği günü düşündüğünden dolayı başını yastığa koyduğu an uykuya dalamaz, sürekli sağa sola döner durur. Yattığı andan itibaren borcunu aklından çıkaramaz, uykuları zehir olur.

Borçlunun Duacısı Alacaklıdır:  

(Türk) Borçlu kişiyi düşünüp duacısı olan kişi alacaklısıdır. Çünkü alacaklı verdiği borcu geri alabilmek için borç verdiği kişinin sağlıklı sıhhatli olmasını ve bol kazançlar elde etmesini ister ki verdiği parayı geri alabilsin. Aksi takdirde parasını geri alamaz.

Borçlunun Yalımı Alçak Olur:  

(Türk) Borçlu kimseler, borçlarını ödeyemedikleri için alacaklıları yanında rahat olamazlar; başları yukarıda yürüyemezler, üzülüp incinirler, sanki suçlu gibi dururlar, kendilerini ezik hissederler.

Borçlunun Yüzü Yumuşak Olur:  

(Türk) Borçlu kimse alacaklısının yanında hep yumuşak tavırlar takınır. O kişiye sert çıkamaz, yanında hep sakin ve mahçup bir tavır takınır. Borçlarını ödeyemedikleri için alacaklıları yanında rahat edemez.

Borçsuz Çoban Yoksul Beyden Yeğdir:  

(Türk) Beyleri bey yapan cömertlikleri, ellerindeki varlıkları yoksullara dağıtmalarıdır. Varlıksız, sıkıntı içinde yüzen bir beyin sadece adı kalmıştır. Varlığı olmayan, yoksulları gözetme ve doyurma görevini yapamayan bir bey için bu durum acı vericidir. Böyle bir konumda bey olmaktansa borçsuz, tasasız, kıt kanaat geçinen bir çoban olmak daha iyidir. Çünkü, o yoksulluğa alışkındır.

Borçtan Korkan Kapısını Geniş (Büyük) Açmaz:  

(Türk) Alacaklının yanında yüzü yerde olmak istemeyen, borç etmekten korkan kimse tedbirli olur; masraflarını kısar, gelişigüzel harcamalar yapmaktan kaçınır, kendine uygun bir yol seçip ona buna ziyafet vermekten uzak durur.

Borcun İyisi Vermek, Derdin İyisi Ölmek:  

(Türk) Borçlu ve dertli yaşamak insana dayanamaz acılar çektirir. Borçtan kurtulmanın çıkar yolu onu verip kurtulmak, şifa bulmaz dertten kurtulmanın yolu ise ölmektir.

Borcun Yoksa Kefil Ol, İşin Yoksa Şahit Ol:  

(Türk) İnsanlar zor durumda kaldıklarında onlara yardım etmek güzel şeydir. Fakat birine borcu için kefil olursan, eğer ki o kişi borcunu ödemezse sen ödemek zorunda kalırsın. Ve birine şahit olursan sürekli işini gücünü bırakıp sık sık mahkemeye gidersin. Bu yardım etmekten çok dertsiz başa dert açmak olur.

Boş Başağın Başı Dik Olur:  

(Türk) Cahil ve hiçbir konuda bilgi sahibi olmayan kimse, bu kusurunu kabul etmez yalnızca bu kusurunu kapatmaya çalışır. Bu yüzden de çevresindeki insanlara hep yüksekten bakar, kendini beğenmiş bir tavır takınır ve haddini aşan büyük laflar eder.

Boş Çuval Ayakta (Dik) Durmaz:  

(Türk) 1- Karnı aç olan kimse, iş yapamaz. 2- Beceriksiz, deneyimsiz, bilgisiz kimse bir iş tutunamaz. 3- Hiçbir tutamağı bulunmayan, gerçeklerden uzak, temelsiz düşünce ya da plânlarla sonuca ulaşılamaz.

Boş Eşek Yorga Gider:  

(Türk) Hayatında herhangi bir sorumluluğu, işi ve görevi olmayan insan her zaman rahattır. Bu yüzden de kafası rahat olduğu hayatını da rahat rahat, kaygısız bir şekilde yaşayabilir.

Boş Fıçı Çok (Fazla) Langırdar:  

(Türk) Gösterişe düşkün, bilgisiz, deneyimsiz kimse kendini ön plâna çıkarmak ve bilgiçlik taslamak amacıyla çok konuşur; her sözün arasına girer, etrafındakileri rahatsız eder.

Boş Gezmekten Bedava Çalışmak Yeğdir:  

(Türk) Boş olmak, hiçbir uğraşa girmeden gezmek insanı tembelliğe, miskinliğe alıştırır. Öyle ki bu insanların kimisi can sıkıntısından ne yapacağını bilemez olur, yanlış yola sapar, kötülüklere bile bulaşır. Parasız da olsa çalışmak, boş oturmamak insanı hareketli ve canlı yapar; girişimcilik yeteneğini artırır, onu geliştirir, zararlı alışkanlıklardan kurtarır. İleri de para kazanacağı bir iş bulmasına da kapı aralar.

Boş İte Menzil Olmaz:  

(Türk) Boş gezen aylak insanın, ne yapacağına dair bir fikri olmaz. Aynı zamanda bu kişinin ne zaman, nerede, ve ne yaptığı belli değildir. Sadece canı ne istiyorsa o şekilde davranır, ulaşmak istediği belirli bir amacı yoktur, geleceğini dahi düşünmez. Hayatı boyunca asla bir baltaya sap olamaz.

Boş Kazandan Ses Çok Gelir:  

(Azeri)

WhatsApp