D E N E M E    


Bir Atasözü Öğrenelim!

Açlık Korkağı da Yiğit Yapar:

(Çerkez)

ATASÖZÜ ARAMA


       
Sende Yolla Hata Bildir!



ATASÖZLERİ SÖZLÜĞÜ




Düğün Aşıyla Dost Ağırlanmaz:  

(Türk) Düğün yemeğiyle birçok insan bir arada ağırlanır. Fakat dostumuzu, özel bir misafirimizi ağırlayacaksak eğer onlara sıradan kişilere verilen yemeyi layık görmemeliyiz. Onlar için yeniden bir çaba sarf ederek ve uğraş göstererek hazırlık yapmalıyız.

Düğün El İle, Harman Yel İle (Olur):  

(Türk) Her durumun başarılı olabilmesi için kişilerin yardıma ve yardımcılara ihtiyacı vardır. Buna alet edevatlardan, düğündeki kalabalığın yaratılmasına kadar herşey dahildir. İnsanlar birtakım olayları gerçekleştirebilmek için diğer araçlara yada kişilere ihtiyaç duyarlar.

Düğün Olur İki Kişiye, Kaygısı Düşer Deli Komşuya :  

(Türk) Düğün iki aile arasında gerçekleşir ve bunun tasasını düğün sahipleri düşünmelidir. Fakat akılsız olan kimse elalemin eğlencesi aksamasın diye düşünür ve çabalar durur. Herkes hayatta kendi işinden sorumludur ve her insan kendi işiyle ilgilenmelidir.

Düğünde Fatmacığı Kim Bilir (Fatmacığın Adı mı Okunur)?:  

(Türk) Aynı düzeyde ve aynı kapasiteye sahip insanların toplandığı, bir arada bulunduğu düğün veya toplantı gibi kalabalıklar içinde kendisine önem verilmesini isteyen ve bunu sanan kişinin adı anılmaz, varlığı bile bilinmez.

Düğünü Okuyucu Boklar:  

(Türk) Düğün hazırlıklarında düğün konuk listesini hazırlayan kişi, gerekli kişileri çağırmayıp kimilerini unutup, kimilerini ise bilerek çağırmazsa, düğün sahibiyle onların arasını açar. Aynı zamanda iki kişi veya iki aile arasındaki ilişkiyi ve güzel dostlukları söz getirip götüren aracı bozar. İyi söylenen lafları bile öbür taraftaki kişiye kötü olarak anlatır.

Duman Yalnızca Bal Arılarını Etkilemez; Bal Toplayıcıyı da Etkiler:  

(Afrika)

Dumansız Baca, Kahırsız Koca Olmaz:  

(Türk) Dumanı olmayan baca olmadığı gibi eşine zahmet ve sıkıntı vermeyen koca yoktur.

Dün Öleni Dün Gömerler:  

(Türk) Bir ölümün, bir felaketin ardından üzülmeyi ve yas tutmayı engelleyemeyiz. İnsani duygulara sahip olduğumuz sürece bu tür şeylere üzülürüz. Fakat önemli olan bu üzüntüyü fazla sürdürmemek ve unutmaya çalışmaktır. Çünkü bu durum bizi hiç istemediğimiz, beklemediğimiz bir bunalımın içine sürükleyebilir.

Dünya Bir, İşin Bin:  

(Türk) Dünya bir de olsa, insanın hayatı boyunca başına türlü türlü olaylar gelir ve bilemeyeceği durumlar ortaya çıkar.

Dünya Büyük Olsa da (Aslında) Dardır:  

(Türk) İnsanlar bu dünya üzerinde yaşarlar ve Allah herkese yetecek büyüklükte yaratmıştır. Fiziksel açıdan dünya çok büyük olsa da, işlerimiz gereği eğer sevilen insanlar isek farklı yerlerde, farklı zamanlarda arkadaşlarımız, eşimiz, dostumuz ile karşılaşırız. Bu ummadık anlarda dünyanın ne kadar da küçük ve hiç olmayacak birşeymiş gibi olduğunu düşünürüz. Nitekim dünya üzerindeki hareketlerimiz, diğer hareket eden insanlar ile gerek hızlı bir şekilde yaklaşır, gerekse uzaklaşır. Durum kısaca bundan ibarettir.

Dünya Dört Kulplu Bir Kazan, Bir Kulpundan Tut da Kazan:  

(Türk) Bu dünyada herkes için bir kazanç yolu vardır. Ancak bu kazanç yolunu bulup seçmek kişinin elinde olan bir durumdur. İnsan bu kazancın, bu işin ayağına gelmesini beklememeli, onu kapmak için çaba sarf etmeli ve azimli olmalıdır.

Dünya Dünya Oldukça, Kurdun Gözü Koyundadır:  

(Kürt)

Dünya İki Kapılı Handır:  

(Türk) Dünya, doğmak ve ölmek olarak iki kapılı hana benzetilir. Doğmak o kapıdan içeri girmek, ölmek de o kapıdan dışarı geldiğin gibi çıkmaktır.

Dünya Malı Dünyada Kalır:  

(Türk) Mal, varlık, servet, insanın hoşuna gidecek durum ve şartların bütünü bu dünya içindir. İnsan bunların hiçbirini öldükten sonra öbür dünyaya götürecek güçte değildir. Öbür dünyaya götüreceği ise iyilik ya da kötülükleridir. Bu bakımdan dünya malına fazla tamah etmemeli, kendisini sıkıntıya sokmamalı, gerek kendisi ve gerekse başkaları için malını harcamaktan kaçınmamalıdır.

Dünya Ölümlü, Gün Akşamlı:  

(Türk) Her sabahın bir akşamı olduğu gibi, her canlının yaşamının da bir sonu vardır. Bu dünyada hiçbir şey sürekli değildir. Her şey değişkenlik gösterir. Zenginler fakir olabilir, gücü olan gücünü kaybedebilir ve gençler yaşlanır. Bu durumdan ibret alınmalıdır.

Dünya Savaşla Başladı Savaşla Bitecek:  

(Arap)

Dünya Sultan Süleyman`a Bile Kalmamış:  

(Türk) Peygamber Hz. Süleyman, aynı zamanda büyük ve zengin bir hükümdardı da. İnsan, cin, hayvan ve rüzgâr bile Allah`ın izniyle onun hükmüne tâbi idi. Ancak o bile bu eşsiz egemenliğine rağmen ölümden kurtulamadı, öbür dünyaya gitti. O hâlde ibret alınmalı, bu dünyaya tamah edip bel bağlanmamalıdır.

Dünya Tükenir, Yalan Tükenmez:  

(Türk) Dünyada yalancıları saymak mümkün değildir. Yalancıların çokluğu, yalanın hemen her yerde barınmasına imkân hazırlamıştır. Yalanın ortadan kalkması, insanların yalan söyleme alışkanlıklarından vazgeçmeleriyle mümkündür. Ancak bu da çok zordur, dolayısıyla yalan sürüp gidecektir.

Dünya Yıkılsa da Bırak Adalet Yerini Bulsun:  

(Latin)

Dünyada 3 Şey Gizlenmez: Duman, Aşk, Parasızlık:  

(Arap)

Dünyada Kusursuz İki İnsan Vardır. Biri Ölmüştür, Öteki İse Doğmamıştır:  

(Çin)

Dünyada Tasasız Baş Bostan Korkuluğuna Benzer :  

(Türk) Hayatta olan, yaşamını sürdürmekte olan her insanın küçük veya büyük de olsa illa ki derdi veya sorunları vardır. Dertlere derman bulunsa bile dertten kolay kolay kurtulamaz insan. Yerine mutlaka başka bir dert çıkar.

Dünyadaki Bütün Izdıraplar Aza Kanaat Etmemekten İleri Gelir:  

(İran)

Dünyadaki Her Şeyin Bir Sebebi Vardır. Her Bitki Bir Hastalığı Tedavi Etmek İçin Büyür. Ve Her İnsan Bir Görevle Yaratılmıştır:  

(Kızılderili)

Dünyanın Bütün Karanlıkları Bir Araya Gelse Bir Mumun Işığını Söndüremez:  

(İran)

Dünyanın Ucu Uzundur:  

(Türk) Hayatımız boyunca türlü türlü olaylarla ve durumlarla karşı karşıya kalabiliriz. İnsanlar ne zamana kadar yaşayacağını veya ne zaman öleceğini bilmediği için her zaman başına gelebilecek her olay ve durum için önlemini almalı, tedbirli davranmalıdır.

Dünyaya Danış, Aklına Göre Yap:  

(Kürt)

Dünyayı Su Bassa Ördeğe Vız Gelir:  

(Türk) Yaşanan olaylar bazı kişiler için bir yıkım olarak adlandırılır. Kimi kişiler de başkasının yıkım olarak adlandırdığı şeyi umursamaz ve rahatsız olmazlar. Hatta çoğu zaman sevinirler. Çünkü bu durumdan çıkar sağlarlar.

Dünyayı Umutla Yemişler:  

(Türk) İnsanın mutlu düşünmesine, onu hayata bağlamasına sebep olan şeylerden biri de hayalleri ve umutlarıdır. Tabii hayatta her istediğimiz olmadığı için, kişinin umduğu şeylerin bazıları gerçekleşir, bazıları ise gerçekleşmez. Ama ne olursa olsun insan umut etmekten vazgeçmemelidir.

Dur, Dinle. Hep Konuşursan Hiçbir Şey Duyamazsın:  

(Kızılderili)

Durgun Denizlerde Usta Gemici Yetişmez:  

(Afrika)

Dürüstlük En İyi Siyasettir:  

(Japon)

Düş Uykudan Sonra Gelir:  

(Türk) Kişinin yapacak olacağı işin öncelikle gerçekleştirilmesi ve önemsenmesi gerekmektedir. Bazı işler hemen değil de parça parça gerçekleşir. Bir işe bağlandığında o iş gerçekleştiği zaman ona bağlı olan ayrıntılar da sırasıyla gelir.

Düşenin Dostu Olmaz, Hele Bir Yol Düş de Gör:  

(Türk) Zenginliğini, makamını, itibarını kaybeden ve bir felâketle karşılaşan kişinin etrafında kimse kalmaz; iyi, güzel ve mutlu günlerin dostları birer birer kaybolur; çünkü çıkar sağladıkları kaynak kurumuştur. Bunun böyle olduğunu ise, ancak bu duruma düşen bilir. Zıtanlamlısı:: Dost Kara Günde Belli Olur

Düşman Düşmana Rahmet (Gazel, Yasîn) Okumaz:  

(Türk) Hiçbir zaman düşmandan bir yakınlık, yumuşama ve bir iyilik umulup beklenmemelidir. O, eline fırsat geçse kötülüklerin en beteriyle üstünüze yürür.

Düşmana Doğruyu Söyleme:  

(Arnavut)

Düşmana Silah Gerek, ya Düşmandan Irak Olmak erek:  

Düşmanlardan zarar görmemek, düşmanlarının hakkından gelebilmek için silah gerekir. Silahınız yoksa düşmandan uzak olunuz; onunla karşılaşmamaya çalışınız.

Düşmandan Kendim Korunurum Dostumdan Allah Korusun:  

(Arnavut)

Düşmanımı Cesur ve Kuvvetli Yap! Eğer Onu Yenersem Utanç Duymayayım:  

(Kızılderili)

Düşmanın Bir Karınca Bile Olsa Hasabını Yap:  

(Kürt)

Düşmanın Karınca İse de Hor Bakma:  

(Türk) Bir kişinin düşmanı olması kötüdür. Düşmanı olan kişi onu küçük veya büyük diye ayırt etmeden tedbirini her zaman almalıdır. Öyle ki küçük gördüğün düşman gün gelir sana beklenmedik bir büyük kötülükler yapabilir.

Düşmanına Gücenip Dostuna Darılma (Kızma) :  

(Türk) Kişinin kendine zarar vereceğini düşündüğü kişilere düşman gözüyle bakması, dostlarının da o kişilere düşman gözüyle bakmasına neden olur. Dostlarını dinleyerek bu kötü niyetli kişilere verilecek zararlar yada çıkmazlar için iyi niyetli insanın heba edeceği şeyler eğer kendisini zor durumda bırakıyorsa, dostuna kızmamalıdır. Çünkü dostu o kişinin iyiği için ona yardım etmektedir. Böyle durumlarda düşmana kızıp dosta gücenmemelidir. Ayrıca düşmanımızın düşmanı bizim dostumuzdur, bu unutulmamalıdır.

Düşmanına İyilik Yap ki Görsün ve Utansın:  

(İbrani)

Düşmek Suç Değildir, Düşüp Kalmak Suçtur:  

(Alman)

Düşmez, Kalkmaz Bir Allah:  

(Türk) Hayatta hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Hemen her şey değişip hâlden hâle girer. Sağlıklı bir insan hastalanabilir, zengin de yoksul düşebilir. Küçük imkânlar içinde olanlar büyük imkânlara kavuştukları gibi, büyük imkânlar içinde olanlar da ellerindekini yitirebilirler. Olumlu ve olumsuz tüm değişmelerin dışında kalan sadece Yüce Allah`tır. Bu bakımdan insan kendini büyük görmemeli, elindeki imkânların sürekli varolacağını düşünüp de kibirlenmemelidir.

Düştüğünüz Yere Değil, Ayağınızın Kaydığı Yere Bakmalısınız:  

(Afrika)

Düştünse Toprağa Sarıl:  

(Türk) Mal durumu olmayan veya ekonomik durumu sonradan kötüye giden kişi, hayatını maddi açıdan yeniden toparlayabilmek için tarım ile uğraşabilir. Çünkü toprak bereketli ve verimli bir maldır.

Düşüne Düşüne Görmeli İşi, Sonra Pişman Olmamalı Kişi:  

(Türk) Bir işe başlanmadan her daim yapılması gereken şey, önce işe başlamadan onu nasıl yapacağını düşünmek ve sonunda pişman olmayacağını bilmektir. Girişeceğimiz tüm işlerin her yönünü iyice düşünmemiz gerekir.

Düşünmeden Konuşmak, Nişan Almadan Ateş Etmeye Benzer:  

(İngiliz)

Düşünüp Konuş, Bakınıp Otur:  

(Çerkez)

Düt Demeye Dudak Gerek:  

(Türk) Bir kişi bir işi yapmadan önce gerekli imkanlara sahip olmalıdır ki ortaya güzel şeyler çıksın. İnsan boyundan büyük, gücünün yetmeyeceği işlere kalkışırsa altında kalır. Zengin olmayan kişi güzel bir yapı, sanat anlayışı olmayan kişi ise beğenilir bir eser ortaya koyamaz. Yani belirli bir gücün ve imkanın yoksa hiçbir iş yapılamaz.

Dut Kurusu İle Yâr Sevilmez:  

(Türk) Büyük ve değerli şeylere kavuşmak, onları elde edebilmek için büyük özveri ve güçlü olmamız gerekir. Aksi taktirde büyük hedeflere fazla emek harcamadan ulaşamayız. Ucuz ve yararsız şeyler feda ederek değerli bir şey elde edemeyiz.

Dut Yaprağı Döktü, Soyun; Döktü Giyin:  

(Türk) Dut ağacının yapraklarının açması kışın bittiğinin habercisi, dut ağacının yapraklarının dökülmesi yazın bitip kışın geldiğinin habercisidir. Giyimimize buna göre dikkat edebilir ve mevsimleri takip edebiliriz.

Duvar Nemden, İnsan Gamdan Çürür (Duvarı Nem, İnsanı Gam Yıkar):  

(Türk) Bir demirin paslanıp niteliğini kaybetmesine nasıl nem sebep oluyorsa bir insanın yıpranmasına, çöküntüye uğramasına, için için erimesine, harap olmasına da üzüntü, sıkıntı ve çeşitli dertler sebep olur. Bu bakımdan insan her olur olmaz şeyi kendisine dert edinmemelidir.

Duvar Yapıldıktan Sonra Duvarcı Unutulur:  

(Çin)

Duvarın Kulağı Var Gözünü de Unutma:  

(Türk) Sır olarak biriyle paylaştığımız sözler ve gizli yaptığımız işler, dört duvar arasında kalmaz.Gizli paylaşılan sözler duyulur, gizli yaptığımız işler de sanki bir başkası tarafından görülmüş gibi yayılır.

Düzgün Vücudu Olanın, Gölgesi Eğri Görünecek Diye Bir Korkusu Olmaz:  

(Arnavut)

Ecel Geldi Cihana, Baş Ağrısı Bahane:  

(Türk) Her canlı gibi insan da yaşar ve ölür. Her insanın da Yüce Allah tarafından takdir edilmiş bir ömrü vardır. İnsan bunu ne uzatabilir ne de kısaltabilir. Ecel saati gelen kimse bir nedenle ölür. Ancak ölüm nedeni olarak gösterilen hastalık, kaza gibi bir şeyler aslında bir bahanedir. Asıl neden kişinin kendisine takdir edilen yaşam süresinin dolmasıdır.

Ecel Ne Acele Eder, Ne de Gecikir:  

(Çerkez)

Ecele (Ölüme) Çare Bulunmaz:  

(Türk) Çaresiz gibi görünen her türlü işin bir çıkar yolu bulunur. Bu dünyada çaresi bulunmayan tek şey ölümdür. Her can mutlaka ölümü tadacaktır.

Eceli Arama. O Seni Bulur:  

(Çerkez)

Eceli Gelen Fare Kedi Taşağı Kaşır:  

(Türk) Yaptığı davranışların ağır sonuç vereceğini tahmin etmeyen kişi, güçlü birine sataşır. Bu yüzden de hayatını sona erdirecek birine çatmış olur.

Eceli Gelen Karga, Kırılmış Dala Konar:  

1- Yaptığı davranışların farkında olmayan, ilerleyen zamanda karşılaşabileceği tehlikeleri sezemeyen kişi, dikkatsiz ve düşüncesiz davranarak kendi hayatına mal olabilecek olaylara sebep olur. 2- Eceli gelen her canlı, hayatının sonunu getirecek olayların ortaya çıkmasına yol açar.

Eceli Gelen Köpek Cami Duvarına İşe:  

(Çerkez)

Eceli Gelen Köpek Cami Duvarına İşer:  

(Türk) Tutum ve davranışlarıyla herkesin nefretini kazanmış, büyük bir cezayı hak etmiş ve çaresiz kalmış kimse, şaşkınlığa düşer; sanki hak ettiği cezanın biran önce uygulanmasını ister gibi daha büyük suçlar işler; kendisini yargılayacak kimselere çatar, onları kötüler, öfkelerini üzerine çeker. Bütün bu hareketleri onu kötü bir sona ulaştırır.

Edebi Edepsizden Öğren:  

(Türk) Edepsiz bir kişinin utanılacak işler yapması, tuhaf hareketlerde bulunması, yapılmaması gereken davranışlardır. Normal bir insan, edepsizin bu tür hareketlerini görüp, bu davranışların kötü sonuçlar ortaya çıkardığını anladığı zaman bu tür davranış ve hareketlerden kaçınır. Böylece edepsizlikten yola çıkılarak edepli olmayı öğrenmiş oluruz.

Eden Bulur, İnleyen Ölür:  

(Türk) Bir durumun nasıl sonuçlanacağı olayın gidişatından bellidir. Birilerine kötülük yapmayı kural edinenler, yaptıkları kötülüğün cezasını eninde sonunda görürler; bu dünyada olmasa bile öbür dünyada. Öte yandan inlemekten kurtulamayan ağır hasta da ölür.

Eğer Alışkınsan, Sana Hiçbirşey Zor Gelmez:  

(Endonezya)

Eğer Barış İstiyorsan Savaşa Hazırlan:  

(Latin)

Eğer Bir Fare, Kediye Gülüyorsa Yakınlarda Bir Delik Var Demektir:  

(Nijerya)

Eğer Duvarlar Sert Olsaydı, Altın, Şehri Alırdı:  

(Afrika)

Eğer Hata Yapmak İstemiyorsan Hiçbir Şey Yapma:  

(Belçika)

Eğer Kavga Yapacaksan, Kesinlikle Kaskını Çıkarmayacaksın:  

(Endonezya)

Eğer Şehirdeki İnsanlar Mutluysa, Şefi Arayın:  

(Afrika)

Eğer Yüzün Hayatın Ağır Tokatlarıyla Şiştiyse, Gülümse ve Şişman Bir Adammışsın Gibi Davran:  

(Nijerya)

Eğilen Baş Kesilmez:  

(Türk) Bize teslim olan, hatasını anlayıp af dileyen, bize sığınan kişi bağışlanmalıdır. Bu davranış Türk-İslâm geleneğinin önemli bir kuralıdır.

Eğitim Özgürlüğe Götürür:  

(Alman)

Eğitim, Her Zaman Sahibini Peşinden Takip Eden Bir Servettir:  

(Çin)

Eğitimsiz İnsan, Cilasız Aynaya Benzer:  

(Alman)

Egoist Kendi Hatalarını Asla Görmez, Hep Başkalarının Hatalarına Dikkat Eder:  

(Endonezya)

Eğreti Ata (El Atına) Binen Tez İner:  

(Türk) Başkasının malına, yetkisine ve gücüne güvenerek iş yapan yarı yolda kalır. Çünkü kısa bir süre sonra bunları asıl sahibine iade etmek zorunda kalacaktır.

Eğreti Kuyruk Tez Kopar:  

(Türk) Bir işi yaparken düzgün ve güvenilir yapmak gerekir. Yoksa temeli olmayan işlere güvenilmez.

Eğretinin Canı Berk Olur:  

(Türk) İnsanlar, başkalarından geçici olarak ödünç aldıkları şeyi, kendi mallarından daha değersiz bir şekilde ve hor kullanırlar. Halbuki başkasından aldıklarıyla kendilerinde olan şeylerin arasında hiçbir fark yoktur. Hatta başkasından ödünç alınan şeyin daha dikkatli kullanılması gerekir.

Eğri Ağaçsız Orman Olmaz:  

(Türk) Bir toplumu oluşturan bireyler arasında iyi kişilikli insanlar olduğu gibi kötü huylu insanlar da bulunur. Ormanlardaki ağaçların hepsinin doğru olmayıp, bazılarının eğri olduğu gibi. Tabii bu durum o toplumun tamamen kötü olduğu anlamına gelmez. Kusursuz hiçbir şey yoktur.

Eğri Çizgi Yaşlı Öküzdendir:  

(Kürt)

Eğri Düzü Beğenmez, Bu Da Bizi Beğenmez:  

Bazı kaprisli kişiler vardır ki bir şeyi beğendirmek oldukça güçtür. Ancak hiçbir şeyi beğenmeyenlerin de kusurları vardır.

Eğri Otur, Doğru Söyle:  

(Türk) Yalnızca seni ilgilendiren konularda özgür sayılabilirsin, sana kimse karışamaz; istediğin gibi yer, içer, giyinir ve oturursun. Ancak toplumu ilgilendiren konularda doğru konuşmalı, yalandan kaçınmalısın; eğer çıkar kaygısı ile yalan söyler, doğruyu eğri diye gösterirsen toplumu ayakta tutan güven duygusunu sarsmış olursun. Eşanlamlısı:: Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden Kovarlar

Ek Tohumun Hasını, Çekme Yiyecek Yasını:  

(Türk) Bir işten sağlıklı bir sonuç almak istiyorsan onu sağlam temel üzerine oturt. Nitelikli tohumdan güzel ve bol ürün alındığı bilinen bir şey. Bunun gibi nitelikli insan, nitelikli araç ve gereçle iyi iş yapılır; olumlu sonuç alınır.

Eken Biçer, Konan Göçer:  

(Türk) Yapılan her işin karşılığı elbet bir şekilde alınır ve her şeyin bir sonu vardır, başlayan bir şey bir noktada mutlaka biter. Ekin eken tarladan ürününü alır, bir yerde konaklayan kişi kuşkusuz oradan kalkıp başka yere gider ve davranışların da karşılığı benzer bir şekilde karşılık görür.

Ekici Ol, Bilici Olma:  

(Türk) Tarım işiyle uğraşan çiftçi, işini gayet iyi bilir ve gerektiği gibi yapar. Fakat hasat zamanı geldiğinde hangi ürünü alıp alamayacağını bilemez. Çünkü yaşanacak doğa olaylarının ekin üzerinde nasıl bir etki yaratacağı belli olmaz ve bunu tahmin edemez.

Ekmeden Biçilmez:  

(Türk) 1- Verim alınmak isteniyorsa mutlaka emek ve çaba harcanmalı; para yatırılmalıdır. 2- Birine iyilik yapıp fedakârlık göster ki, benzer şekilde karşılığını alabilesin.

Ekmeği Ekmekçiye Ver, Bir Ekmek de Üste Ver :  

(Türk) Yaptıracağınız bir işin iyi sonuç vermesini ve iyi bir şey elde etmek istiyorsanız eğer parası ne kadar çok olursa olsun o işi uzmanına yaptırmak gerekir. Böylelikle daha iyi sonuçlar almış oluruz.

Ekmeğin Büyüğü Hamurun Çoğundan Olur:  

(Türk) Bir işi yaparken veya bir üretimde bulunurken sonucunun güzel ve kaliteli olmasını bekleriz. Bunun için de o iş yapılırken gerekli malzemelerin ve araç gereçlerin eksiksiz olarak kullanılması gerekir. Sonuç olarak verimin yüksekliği, çalışmanın etkili bir şekilde gerçekleşmesine bağlıdır.

Ekmeğini Yalnız Yiyen, Sofrasını Yalnız Kaldırır :  

(Türk) Başkalarıyla paylaşabileceği belli imkanları tek başına kullanan ve bencil olan insanlar bu durum yüzünden çevresindeki insanlardan koparak mutsuz olabilir. Aynı şekilde bu bencil davranışta bulunan kişiler bu durumun getirdiği zorluklarla da tek başına mücadele etmek zorundadır.

Ekmek Bile Çiğnenmeyince Yutulmaz:  

Dünyaya gelen her canlı, hayatını sürdürebilmek için çaba harcamak zorundadır. İnsan, her zaman daha güzel bir hayat yaşayabilmenin peşindedir. Bunun için de maddi kazanç elde etmek gerekir, kazanmak kolay değildir. Çalışıp çabalamak, alın teri dökmek, emek harcamak gerekir. Genelleyecek olursak bir işin istenildiği gibi sonuçlanması için gereken çaba ve çalışma yapılmalıdır.

Ekmekle Oynayanın, Ekmeğiyle Oynanır:  

(Türk) Her insan geçimini sağlamak ve ekmeğini kazanmak için çalışır. Bu kişilerin ekmeğiyle oynamak, iş yapmasını ve kazancını engellemek doğru bir davranış değildir. Engel olan kişiler elbet bunun cezasını bir gün çeker ve gün gelir onlar da ekmeksiz kalırlar.

El (Etek) Öpmekle Ağız Kirlenmez:  

(Türk) Toplumumuz ve geleneklerimiz açısından büyüklerimize saygı ve hürmet göstermek bir görgü kuralıdır. Bu kuralı gerçekleştirmek sizi asla küçük düşürmez, tam tersine yüceltir. Aynı şekilde bir işin başarılmasında, bir ihtiyacın giderilmesi gerektiğinde birisine saygı gösterip, ricada bulunmak kişiye bir şey kaybettirmez.

El Ağzına Bakan, Karısını Tez Boşar:  

(Türk) Aile içinde yaşananlar özeldir ve bu durum yaşayanların arasında gizlidir. Kişi bu tür özel problemlerini başkalarıyla paylaşırsa, anlattığı kişi ona birtakım düşüncelerinden bahsedip, öğüt verir. Bundan dolayı da kişi başkalarının düşünceleriyle hareket ederse zararlı çıkan kendisi olur.

El El İçin Ağlamaz, Başına Kara Bağlamaz:  

(Türk) Bir kişinin derdi veya çektiği bir sıkıntısı varsa, bu sorunuyla kendi ilgilenmeli ve kendi gücüyle çare bulmaya çalışmalıdır. Aksi taktirde karşı taraftan yardım istenirse, size hayır gelmez. Çünkü bir başkası bizim sorunumuzu kendisine dert etmez.

El El İle, Değirmen Yel İle:  

(Türk) Nasıl ki bir değirmenin dönüp buğdayı öğütebilmesi için rüzgâra ihtiyacı varsa, insanın da birtakım ihtiyaçlarını karşılaması, işlerini görebilmesi için diğer insanlara ihtiyacı vardır. Çünkü toplum hayatı yardımlaşma esası üzerine kurulmuştur, insan tek başına bütün işleri yürütemez ve başarıya ulaşamaz.

WhatsApp