D E N E M E    


Bir Atasözü Öğrenelim!

Silahsız Adam Donsuz Kadın Gibidir:

(Arnavut)

ATASÖZÜ ARAMA


       
Sende Yolla Hata Bildir!



ATASÖZLERİ SÖZLÜĞÜ




El Elden Kalmaz, Dil Dilden Kalmaz:  

(Türk) İnsanların kötü bir davranışa veya söze karşı kendilerini savunmaları doğal bir harekettir. Biri birine vurarak sataşıyorsa karşısındaki de aynı şekilde ona karşılık verir. Aynı şekilde biri birine sözel olarak kötü bir şey derse karşısındaki kişi de ona o şekilde karşılık verir.

El Elden Üstündür:  

(Türk) Bir kimse, kendisinden üstün olan bir başkasının da olabileceğini bilmeli; “hiç kimse bu işi benden daha iyi yapamaz” dememelidir. Eşanlamlısı:: Alet İşler, El Övünür

El Eli Yıkar, İki El de Yüzü:  

(Türk) Toplu yaşama biçimi herkese bir görev yükler. Bu görevlerin yapılması bir yandan düzeni sağlar, bir yandan da sıkıntıların ortadan kalkmasını. Dolayısıyla karşılıklı yardımlaşma esasına dayalı bu görev iyilikleri çoğaltır, toplumu güçlü kılar.

El Elin Aynasıdır:  

(Türk) İnsanlar birbirine yabancı olsa bile, tanıştıkları andan itibaren birbirlerini izleyerek hal ve tavırlarını öğrenirler. Bu yüzden el senin nasıl bir insan olduğunu bilir. Sen ele nasıl davranırsan karşılığını da aynı şekilde alırsın.

El Elin Eşeğini Türkü Çağırarak Arar:  

(Türk) Hiç kimse, başkasının içine düştüğü derdi tam anlamıyla kavrayamaz. Çünkü üzücü olaylar sadece ilgili kimseleri kederlendirir, onlara acı verir. Bu bakımdan birinin derdine çare bulacak kimseler olayla ne kadar ilgilenseler de keyiflerini bozmazlar, derinden acı duyarak işe girişmezler, acele etmezler. Eşanlamlısı:: Her Koyun Kendi Bacağından Asılır

El Elin Nesine, Gülerek Gider Yasına:  

(Türk) Acı bir olayla karşı karşıya kalındığında, bu üzüntüyü derinden hisseden ve acı çeken kişi olayı yaşayandır. Başkaları bu durumu çok fazla umursamaz. Bu yüzden el elin acısına üzülmez. Ne kadar üzülüyor gözükseler de davranışları yapmacıktır.

El Eliyle Yılan Tutulur:  

(Türk) Önemli bir çalışma isteyen iş, başkasına ısmarlanmakla yapılmaz. İnsan kendi işini kendisi yapmalıdır. / Bir kimse, başkasına yaptıracağı işin tehlikesine ve güçlüğüne bakmaz, sonuç alınsın da nasıl olursa olsun, diye düşünür.

El İçin Ağlayan İki Gözden, Yâr İçin Dövünen Dizinden Olur:  

(Türk) İnsanlar hayatta olduğu sürece öncelikle kendini ve sevdiklerini düşünmek zorundadır. Başkası için yapılacak özverinin ve fedakarlığın bir sınırı vardır. Bu durumun bir ölçüsü olması gerekir. Bunu aşarsanız eğer zarara uğramanız kaçınılmazdır.

El İçin Kuyu Kazan, Evvelâ Kendi Düşer:  

(Türk) Başkasının kötülüğünü düşünen, bunun için tuzaklar kuran kimse, kurduğu tuzağa önce kendisi düşer, hiç kimsenin yaptığı kötülük yanına kalmaz, ona yarardan çok zarar getirir.

El İle Gelen Düğün Bayram:  

(Türk) Bir topluluğun hep birlikte uğradığı bir sıkıntıya yakınmasız katlanılır; çünkü insanın sadece kendisi değil, herkesin sıkıntı içinde olduğu düşünülür.

El Kazanı İle Aş Kaynamaz:  

(Türk) Başkasının hazırladığı imkânları kendi hesabımıza kullanarak iş yapamayız. Her en imkânlar geri alınıp iş yarıda kalabilir, başarısız olabiliriz.

El Kesesinden Sultanım, Develer Olsun Kurbanım :  

(Türk) Zengin ve varlıklı kişi adına iş yapan birisi, hesap kitap yapmadan, kafasına göre bol bol harcamalarda bulunur.

El Kızı Bulunur, Kardeş Bulunmaz. Kardeş Bulunur Ana Baba Bulunmaz:  

(Azeri)

El mi Yaman Bey mi Yaman?:  

(Türk) Bir halkın veya toplumun başındaki kişiler ne kadar güçlü görünürse görünsün ne kadar yetkili olursa olsun, asıl güç halkındır ve ne derlerse o olur. Halk, yöneticilerden her zaman daha ağır basar.

El mi Yaman, Bey mi:  

(Türk) Baştakiler ne kadar güçlü görünürlerse görünsünler, asıl güç halktadır; halk yöneticilerden her zaman ağır basar.

El Terazi, Göz Mizan:  

(Türk) Bir şeyi ölçüyle almamız gerektiği durumlarda her zaman ölçü ve tartı gerekmez. Onların olmadığı durumlarda el ile ağırlığı, göz ile de hacmi veya uzunluğu tahmin etmek mümkündür.

El Üstünde Gömlek Eskimez:  

(Türk) Birisinden ödünç aldığımız eşyaya, başkasının malı olduğundan dolayı gözümüz gibi bakar, onu koruruz. Bu yüzden de onu kullanırken başına herhangi bir zarar gelmez. Sahibine olduğu gibi teslim ederiz.

El Yarası Onulur (Geçer, İyi Olur) Dil Yarası Onulmaz (İyi Olmaz):  

(Türk) Silâh, bıçak, taş ve sopa ile açılan yara çabuk iyi olur. Ama acı sözlerin gönülde açtığı yara kolay kolay iyi olmaz. Çünkü hatırlandığı her an acı tazelenir ve kişiyi üzer.

El(in) Yumruğu(nu) Yemeyen Kendi Yumruğunu Balyoz Sanırmış (Zannedermiş) :  

(Türk) Bencil ve kendini beğenen kişiler, herşeyi bildiklerini zannederler. Bu varsayımlar onların insanlar tarafından itici bulunmasına neden olur. Aklı selim insanlar ise her konuda kendilerinden daha üstün insanlar olduğunu bilirler, çok iyi bildikleri konuları dahi abartarak kendilerine maletmezler. Her konuda kendini yetiştirmiş çok yetenekli insanlar olduğu bilinmeli, hiçbir zaman kendini beğenmişlik yapılmamalıdır.

Elâlemle Düğüne, Bayrama Gidilir:  

Bazı işlerin ifşa edilmesi iyi sonuçlar değil, kötü sonuçlar doğurur. Bu bakımdan her sorun ehli olmayan kişiyle tartışılmaz. Kişi kendi özel işlerini de, ulu orta her önüne gelene danışmamalı, aile sırrı olarak saklamalı ve zamanı gelince yapmalı. Toplumla çözülecek işler, ancak düğünde ve bayramlarda görüşüp hal-hatır sormaktan ileri gitmez.

Elçiye Zeval Olmaz:  

(Türk) İki taraf arasında uzlaşma sağlanması, bir işin bitirilmesi için birinin yanına söz götürmekle görevli kimse, götürdüğü sözler ne kadar kötü de olsa, bu sözlerden sorumlu tutulamaz. Çünkü o sözleri söyleyen değil sadece iletendir. Bu bakımdan cezalandırılamaz.

Elde Bulunan Beyde Bulunmaz:  

(Türk) Beyler, ağalar varlıklıdır, saygındır ve güçlüdür. Sanılır ki mevcut olan her şey onlarda bulunur. Fakat öyle şeyler vardır ki beylerde ağalarda bulunmaz, halkta bulunur.

Eldeki Serçe, Damdaki Güvercinden İyidir:  

(Alman)

Eldeki Yara, Yarasıza Duvar Deliği Gibidir:  

(Türk) Herkesin derdi ve problemleri kendinedir. Dertli olan insan derdini anlamayacak birine anlattığı zaman karşıdaki kişi onu sadece dinlemekle yetinir. Çünkü o kişiye bir sorun gibi gelmez. Sadece üzüntü içinde olan derdi çeken kişidir.

Elden (Yabancıdan) Vefa, Zehirden Şifa Olur mu? :  

(Türk) Bir yardıma ihtiyacımız olduğunda düşmandan veya yabancıdan yardım istemek uygun bir durum değildir. Zaten kişi zor duruma düştüğünde zevk alan, insanların mutsuzluğundan zevk alan birinden yardım beklemek hiç doğru bir davranış değildir.

Elden Gelen Öğün Olmaz, O da Vaktinde Bulunmaz :  

(Türk) İnsanlar hayatlarını sürdürebilmek için temel ihtiyaçlarını karşılamak zorundadır. Fakat bu konuda başkalarından yardım gelmesini beklememeli ve kişi yalnızca kendi kazancına güvenmelidir. Aksi taktirde başkalarından gelen yardım yeterli olmaz, olsa bile vaktinde olmaz.

Elden Yiyen Börkmüş, Keseden Yiyen Çökmüş :  

(Türk) Bir işte çalışıp kazanç elde eden kişi sıkıntı çekmez ve yokluk yüzü görmez. Fakat çalışmayıp elinde olanı yiyen kişi, onu çok çabuk tüketir ve çok zaman geçmeden onu bitirerek yoksullaşır.

Elifin Hecesi Var, Gündüzün Gecesi Var:  

(Türk) Bizim için güzel ve kolay başlayan her iş bu şekilde devam etmez. Yaptığımız iş bize kolay geldi diye kendimizi salmamamız gerekir. Elbette ki her işin kendine göre zorluğu olacak ve hep bu şekilde sürüp gitmeyecektir. Yaptığımız her iş illa ki güçlükler ve aksaklıklarla birlikte yürür.

Elin Ağzı Torba Değil ki Büzesin:  

(Türk) Önemli bir olay olduğunda veya dedikoduya elverişli bir durum ortaya çıktığında, bazı insanlar bunları çeşitli yorumlar katarak dilden dile dolandırmaya başlar. Yapabildiği kadar dedikodu yapar ve bu yayılır. Bu durumun önüne geçilmesi çok zordur, sonuçta insanların ağzını bağlayamayız.

Elin Kuzu Kebabından, Bizim Tarhanamız Yeğdir:  

Başkalarının gıpta edilen varlıklarının kimseye faydası yoksa, kişinin kendisinin elinin altında bulunan az fakat yararlanılabilecek değerlerin kıymeti çok daha fazladır. Bu bakımdan bazıları için lüks bir apartman dairesinden ziyade, mutlu yaşayabileceği küçük bir kulübenin değeri daha fazladır.

Elindeki Bir Kuş, Çatındaki On Kuştan İyidir:  

(Norveç)

Elindekiyle Yetinmeyen, Elde Edeceğiyle de Yetinemez:  

(Çin)

Elinden Geldiği Halde Kötülüğe Engel Olmayan, Onu Teşvik Ediyor Demektir:  

(Latin)

Elmanın Dibi Göl, Armudun Dibi Yol (Olmalı):  

(Türk) Elma ağacı yetiştirilirken bol su ister, bu yüzden bolca sulanması gerekir. Armut ağacı ise susuz ve bakımsız yetişebilir. Yani herkesin ve her şeyin özellikleri birbirinden farklı olduğundan dolayı kimseye, hiçbir şeye aynı davranışta bulunamayız.

Elmas Çamura Düşse Yine Elmas:  

(Türk) Daha önceden insanların, dürüst, ahlaklı, yetenekli ve bilgili olarak tanıdığı, çevresinden değer gören insanlar, ne kadar horlanırsa horlansın veya bulunduğu yüksek yeri yitirip önemsiz bir yerde bulunmak zorunda kalsın değerinden hiçbir şey kaybetmiş olmaz.

Elmayı Çayıra, Armudu Bayıra:  

(Türk) Elma ve armudun yetiştirilme şekilleri birbirinden farklıdır. Elma sulak ortamda büyüyebildiği için buna uygun düz bir yere dikilmesi gerekir. Armut da kurak yerde büyüyebildiği için su tutmayan yere dikilmeli.

Elmayı Havaya At, Düşünceye Kadar Allah Kerim :  

(Türk) Bir işe başladığımız zaman bazen sonucun olumlu veya olumsuz olacağını bilemeyiz. Buna rağmen iyi niyetli ve güzel bir iş yaptığımızda sonucu kestirilemese de olumlu sonuç alabileceğimize inanmamız gerekir.

Elmayı Soy Ye, Armudu Say Ye:  

(Çerkez)

Elti Eltiden Kaçar, Görümceler Bayrak Açar:  

(Türk) Erkek kardeşlerle evli olan eşler birbirleriyle elti olur. Ancak eltiler birbirinden pek haz almadıkları için uzak dururlar. Görümceler de gelinlerle, ağız kavgası ederler.

Emanet Eşeğin (Hayvan) Kuskunu Yokuşta Toplar :  

(Türk) Başkalarından ödünç alınan şeylerle bir işin uzun süre yürütülmesi veya ne kadar yürütüleceği bilinemez. Çünkü mal sahibinin o şeyini ne zaman geri isteyeceği bilinmez.

Emanet Eşeğin Yuları Gevşek Olur:  

(Türk) Bizde bulunmayan bir şeyi başkasından geri verme koşuluyla ödünç alabiliriz. Bu yüzden o mala dikkatli bakıp onu korumalıyız. Fakat bazen bir kişiye emanet edilen eşyaya iyi bakılmadığı görülebilir.

Emanete Hıyanet Olmaz:  

(Kazak)

Emanete Hıyanet Olmaz:  

(Türk) Bize güvenerek korumamız altına bırakılan şeylere el uzatmamalı, kötülük etmemeli, haince davranmamalıyız. Böyle bir davranış ne dinimiz İslâm`a, ne de örf ve âdetlerimize yakışır. Bize düşen onların güvenine lâyık olmak ve emaneti titizlikle korumaktır.

Emeğin Olduğu Yerde Daima Bereket Vardır:  

(Türkmen)

Emek Olmadan Yemek Olmaz:  

(Türk) Özenle ve çok çalışmadan bir şey kazanıp meydana getiremeyiz. Yiyip içmek, harcamak ve kısacası yaşayabilmek için haksız bir yolla değil, alın teri dökerek kazanmamız şarttır.

Emekte Biter Yumak:  

(Türk) Kişiler amaçlarına ulaşabilmek için ehil kişilerden yardım alamayacağı durumda kendi işlerini kendileri görürler ve bu işi becerebilmek için fedakarlıklarda bulunurlar. Bu fedakarlıklar harcayacağı emeklerin tamamıdır.

Emmim, Dayım Kesem; Elimi Soksam Yesem :  

(Türk) Kişinin, yaşamını kendisi çalışarak, kazancını kendi kazanarak sürdürmesi gerekir. Başkasından yardım beklemesi ve onlardan gelen yardımlarla yaşaması doğru değildir. Eğer kişi bunu alışkanlık haline getirirse, tembelleşir ve sorumluluklarını unutur.

En Az Hakettiğim Zaman Sev Beni, Çünkü En Çok İhtiyacım Olduğu Zaman Odur:  

(İsveç)

En Büyük Korkun Kendi Yalanlarındır:  

(Hollanda)

En Düzgün İşleyen Saat Midedir:  

(Fransız)

En Fazla İleriye Giden Ok, En Çok Geriye Çekilmiş Yaydan Çıkar:  

(Çin)

En İyi Zırh, Menzil Dışında Durmaktır:  

(İtalyan)

En İyiyi Ümit Et, En Kötüye Hazırlan:  

(İngiliz)

En Kötü Şey,En İyinin Bozulmasıdır:  

(Latin)

En Silik Mürekkep Bile En Güçlü Hafızadan İyidir:  

(Çin)

Er (Vücut) Kocar, Gönül Kocamaz:  

(Türk) İnsan zaman geçtikçe yaşlanır, gücü azalır ve vücudu güçten düşer. Fakat bu sadece fiziki olarak gerçekleşen bir durumdur. İnsanın gönlü, duyguları ve arzuları hep taze kalır. İnsanın gönlü yaşlanmaz.

Er Ek, Geç Ek, Tava Ek:  

(Türk) Tohumun zamanından önce veya sonra ekilmesinden daha önemli olan şey, o tohumun nemli toprağa ekilmesidir. Önce vaktine değil toprağına dikkat etmekte yarar vardır.

Er Ekmeği Er Kursağında Kalmaz:  

(Türk) Yardımlaşmak ve aldığımız yardımın, gördüğümüz bir iyiliğin karşılığını bizden istenince vermek olması gereken bir harekettir. Mert, cömert olan insanlar kendilerine yapılan yardımları ve iyilikleri asla unutmaz, bunun karşılığını günü gelince mutlaka öderler.

Er Ekmeği, Meydan Ekmeği:  

(Türk) Bir kadının rahatça, huzurla ve mutlulukla yaşayacağı yer kocasının evidir, rahatça harcayacağı para da kocasının parasıdır. Kadın kocasının evinde yemeğini rahatlıkla yer sanki herkese açık bir sofraymış gibi fakat başka yakınlarının sofrasında bu kadar rahat olamaz.

Er Olan Ekmeğini Taştan Çıkarır:  

(Türk) Çalışkan, namuslu, gücüne ve kendine güvenen kişi aç kalmaz; başkasına muhtaç olmamak için en zor işlerde bile çalışır, her zorluğa katlanır, rızkını arayıp bulur.

Er Oyunu Üçe Kadar:  

(Türk) Kişi, bir işi ilk seferde veya ikinci seferde de başaramadıysa eğer pes etmemeli ve daha çok çabalamalıdır. Fakat üçüncü denemede de yaptığı iş yine başarıyla sonuçlanmadıysa daha fazla denememeli ve o işten vazgeçmelidir.

Erdemin Başı Dili:  

(Türk) İyilik, doğruluk ve ahlakın temeli dildir. Dil bizim kültürümüzü ve ulusumuzu oluşturur. Bir toplumdaki her birey arasındaki ilişki dil ile sağlanır. Dil yetersiz olursa, iletişim de yetersiz olur ve karşılıklı verim alınmaz, toplum arasında kargaşaya sebep olur. Bu nedenle her işin başı dildir.

Erenlerin Sağı Solu Belli Olmaz:  

(Türk) Tecrübeli ve olgun insanlar bir işi yaparken bize doğru gelen bir biçimde veya bize doğru gelmeyen bir biçimde de yapabilir. Onlar nasıl davranırlarsa davransınlar, tutumları kendilerine yakışır. Bu tür kişiler istemeden yersiz davranışlar sergilese bile, bu durum hoş karşılanmalıdır.

Ergen Gözüyle Kız Alma, Gece Gözüyle Bez Alma :  

(Türk) Genç ve deneyimsiz insanlar ilk defa gördüğü, beğendiği birine gönlünü kolay bir şekilde kaptırabilir. Bu duygunun vermiş olduğu heyecan ve istekle hemen onunla evlenmek ister. Oysa ki bir ilişkiye başlamadan veya evlenmeden o kişinin huyunu iyice bilmek ve tanımak gerekir. Gece karanlığında da hem iş yapılmaz hem de bir mal alınmaz. Çünkü karanlıkta hiçbir şeyin kusuru gözükmez. O nedenle kişi hiçbir şeyi iyice incelemeden, görmeden almamalıdır.

Ergen Gözüyle Kız, Gece Gözüyle Bez Alma:  

(Kazak)

Ergene Var Ergene, Kaygısız Gir Yorgana:  

(Türk) Bekarken evlenen erkeğin karısı, önce evlilik geçirip yeniden evlenen kişinin karısından daha mutlu olur.

Erim Er Olsun da Yerim Çalı Gibi Olsun:  

(Türk) Kişi eşinin veya sevdiğinin iyi, mert, sorumluluklarını yerine getiren, dürüst biri olmasını tercih eder. İsterse barınacak yeri bile olmasın. Fakir veya zengin olmasıyla ilgilenmez.

Erine Göre Bağla Başını, Tencerene Göre Kaynat Aşını :  

(Türk) Kişinin hayatını sürdürürken yaşadığı ortama uyum sağlaması, o ortama ayak uydurabilmesi çok önemlidir. Kişi yaşayışını aile düzenine göre, harcamalarını da maddi durumuna göre yapmalıdır.

Erkeğin Kalbine Giden Yol Midesinden Geçer :  

(Türk) Erkekler yemek yemeyi sever ve yemekleri güzel yapan kişilerden hoşlanırlar. Bu yüzden bir erkeğe kendini sevdirmek ve beğendirmek isteyen birisi, ona güzel yemekler yapmalıdır.

Erkeğin Şeytanı Kadındır:  

(Türk) Kadınlar, erkekleri doğru yoldan çıkarabilir. Kadın, zayıf yaradılışlıdır, nefsinin isteklerine çabuk kapılır.

Erkek Arslan Dişisinden Kuvvet Alır:  

(Türk) İnsanlar erkek ve dişi olarak yaratılmışlardır. Erkek, elmanın yarısı gibidir ve elmanın diğer yarısı olan dişi ile bir bütün oluşturur. Kadın ve erkek, birbirini tamamlar. Öte yandan, bir kadının şefkat ve ilgisini üzerinde hisseden erkek daha güçlü olur. Diğer canlılar içinde durum aynıdır.

Erkek Aslan Aslan da, Dişi Aslan Aslan Değil mi? :  

(Türk) Toplumda her zaman sadece erkekler güçlü ve yürekli olarak kabul edilir. Fakat bu kalıplaşmış bir şeydir. Kadının da güçlüsü ve yüreklisi vardır.

Erkek Bir Kaynaksa Kadın Bir Havuzdur, Havuz Çatlaksa Kaynaktan Gelen Su Birikmez:  

(Kürt)

Erkek Koyun Kasap Dükkanına Yakışır:  

(Türk) Erkekler güzelce yaşamak istiyorsa, hayattan zevk almak istiyorsa eğer iş sahibi, sorumluluklarını bilen ve çalışkan birisi olmalıdır. Yoksa miskin, tembel bir erkek yaşamaya layık değildir.

Erkek Saltanatını Sürer, Yöneten İse Kadındır:  

(İtalyan)

Erkek Yaşını Saklamaya, Kadın İse Saklamamaya Başladığı Zaman Yaşlanmıştır:  

(Peru)

Erken Kalkan Yol Alır, Er Evlenen Döl Alır:  

(Türk) Yapacakları işe erken başlayanlar kazançlı olurlar. Bir işi işin içinde çözmek çok daha doğru olacağı gibi, erken evlenen bir insanında erken çocuğu olur. Erkenden birçok hayat konusunu tecrübe edenler, yaşıtlarına göre çok daha ileride olurlar. Zıtanlamlısı:: Acele İşe Şeytan Karışır

Erken Kalkmayan Avrat, Söz Dinlemeyen Evlat, Mahbuzla Gitmeyen At Kapında Varsa Kaldır At:  

(Çin)

Erken Kalktım İşime, Şeker Kattım Aşıma:  

(Türk) Bir kişi işini severek ve isteyerek yapmalı, her durumda azimli olmalıdır. İşine erkenden giden insanlar sıkıntıya düşmeden bol kazançlar elde ederler. Daha başarılı ve güzel sonuçlara ulaşırlar.

Erteye Kalan, Arkaya Kalır:  

(Türk) Bir iş zamanında yapılmalı, başka bir zamana bırakılmamalıdır. Yoksa başarılı bir sonuç alınamaz. Geç kalan, sırasını geçiren, erken davranmayan fırsatı kaçırdığı için o şeyden fayda temin edemez.

Eşeğe ''Marifetini Göster'' Demişler, Yıkılıp Ağnamış :  

(Türk) Cahil, görgüsüz ve kaba insanların başkalarına özenerek yaptıkları davranışlar bile eşekçedir ve hareketlerinde hiçbir incelik yoktur. Olsa olsa ancak kaba bir davranış sergilemiş olurlar.

Eşeğe Altın Semer Vursalar, Eşek Yine Eşektir:  

(Türk) Hiçbir yeteneği, bilgisi olmayan, kavrayıştan ve faziletten yoksun kimse, hangi mevkiye geçerse geçsin, ne kadar yetki ve mal sahibi olursa olsun değerli ve saygın kılınamaz. Kısa zaman içinde gerçek kişiliğini, bayağı ve kötü olduğunu tavır ve davranışlarıyla belli eden bu gibi kimselerin aslını kimi unsurlarla değiştirmek mümkün değildir.

Eşeğe Cilve Yap Demişler, Çifte Atmış:  

(Türk) Kaba, görgüsüz ve ahmak kişilerin başkalarının hoşuna gideceğini sanıp yaptığı işler, söylediği sözler aslında kaba ve incitici olur. Hoşa gideyim derken kendilerini rezil edip, komik duruma düşerler.

Eşeğe Semer Yük Değil:  

(Türk) Kişiye kendisine işinde yardımcı olacak, onu koruyacak eşyaları taşımak o kişiye yük olmaz. Tam tersine kendisinin ve yakınlarının işini görmek onlara ağır gelmez.

Eşeği Dama Çıkaran Yine Kendi İndirir:  

(Türk) Bazı insanlar kötü ve çirkin işler yapar. Kötü bir yapan kişi, yaptığı bu hatayı sorumluluk kendisine ait olduğu için durumu kendi düzeltmek zorundadır.

Eşeği Düğüne Çağırmışlar, ''Ya Odun Eksik, Ya Su'' Demiş:  

(Türk) İşi gereği hayatı başkasına hizmet etmek olan kişiler, kendilerine beklenilmeyen bir ikramda bulunulmak için veya kendisinin ağırlanacağı bir davete çağrıldığında, yine hizmet için çağrıldıklarını ve bu konuda haklı olduklarını düşünürler.

Eşeği Sahibinin Dediği Yere Bağla da Varsın Kurt Yesin:  

(Türk) Kişi kendisine emanet edilen işi, istendiği gibi yapmalıdır. Çünkü eğer kötü bir sonuçla karşı karşıya kalınırsa sorumlusu o değil, öyle yapılmasını isteyen kimse olur.

Eşeği Süren Osuruğuna Katlanır:  

(Türk) Görgüsüz ve kaba biriyle uğraşan kişi, ondan gelecek çirkin ve kötü davranışa kendini hazırlamalı ve ona göre davranmalıdır.

Eşeği Yoldan Çıkaran Sıpanın Oynaması:  

(Türk) Anne ve babalar çocuklarının mutluluğu için, onları yetiştirirken koydukları kuralların bazen önüne geçerler.

Eşeğin Gönlüne Kalsa Bir Bağ Maydanozu Götürmez :  

(Türk) Bir işin yapılması kaytaran, tembel ve sorumsuz birinin keyfine bırakılırsa eğer o iş asla gerçekleşmez. Bu yüzden iş paylaşımı yapan veya işverenin bu tür kişileri iş başındayken denetlemesi ve gözetlemesi gerekmektedir. Bunu ihmal ederse eğer kişi işten kaytarır.

Eşeğin Kulağını Testere iİe Kesiyorlarmış, Bu Ne Sesi Diyormuş:  

(Gürcü)

Eşeğin Kuyruğunu Kalabalıkta Kesme; Kimi Uzun, Kimi Kısa Der:  

(Türk) Kimi işlerimiz vardır ki onları yalnız yapmamız daha uygundur. Eğer ona buna açar, şundan bundan fikir almaya çalışırsak her kafadan bir ses çıkar; birbirine ters öneriler kafamızı karıştırır, işin içinden çıkmamız da güçleşir.

Eşeğin Ölümü, Köpeğe Düğündür:  

(Türk) Herkesin hayatta farklı farklı çıkarları vardır. Bir kişinin uğradığı sıkıntı, bir zarar ve yıkım, bir başkasının çıkar kaynağı olabilir. Bu durum çıkarı olan insanı sevindirir. Fakat insanların mutsuzluğundan ve içinde bulunduğu kötü durumdan mutlu olmak hiç de doğru bir davranış değildir.

Eşeğini Sağlam Kazığa Bağla, Sonra Allah`a Ismarla:  

(Türk) Akıl insan içindir. İnsan önce aklını kullanarak işlerinin iyi yürümesi için tedbir almalı, sonra da tevekkül etmeli, yani o konuda yüce Allah`a güvenmelidir.

Eşek At Olmaz, Ciğer Et Olmaz:  

(Türk) Cahil, görgüsüz ve kaba insanlar hep bu tür davranışta bulundukları için iyi nitelikler kazanamazlar. Çünkü bu duruma alışmışlardır ve karakterleri bu şekilde oturmuştur. Yani kötü karakterli birisi saygıdeğer iyi birine, kalitesiz bir ürün de kaliteli bir ürüne dönüşemez.

Eşek Bile Bir Düştüğü Yere Bir Daha Düşmez:  

(Türk) İçine düştüğümüz kötü durumlardan, başımıza gelen felâketlerden ders almalı, zarar gördüğümüz işe bir daha bulaşmamalı, hata yapmaktan geri durup kendimizi korumalıyız.

Eşek Çamura Çökerse Sahibinden Gayretlisi Olmaz :  

(Türk) Yardıma ihtiyacı olan veya işi bozulan kişiye elbet yardım eli uzatan olur. Fakat kimse dert sahibi kadar sıkıntıya düşemez ve kimse yaşamadan bu durumu bilemez. Bu yüzden darda olan birine kim yardım ederse etsin, sıkıntıdan kurtulmak için en çok çabayı gösteren ve bu durumu düzeltmeye çalışan kendisidir.

Eşek Eşeği Ödünç Kaşır:  

(Türk) Çıkarcı insanlar birilerinden faydalanmak için hep bir fırsat bulmaya çalışır. Birisine yardım ettiklerinde bile, yardım ettikleri kişinin de onlara bir gün yardım edeceğini düşünerek yardım eder. Karşılıksız bir iş asla yapmazlar.

Eşek Hoş Laftan Ne Anlar; Suyunu İçer, Tanesini Bırakır:  

(Türk) Kavrayışsız, bilgisiz, kaba ve zevksiz kimseler bir şeyin gerçek değerini bilemez; küçümser, anlamsız bulup hiçler, güzellik ve inceliğin farkına varamaz. YANLIŞ: Eşek Hoşaftan Ne Anlar.

Eşek Kocamakla Tavla Başı Olmaz:  

(Türk) Anlayışsız ve çevresi tarafından bu yüzden sevilmeyen, istenilmeyen kişi, ne kadar yaşlanırsa yaşlansın olgunluğa erişmiş sayılmaz ve yaşlanmasına rağmen baş olacak vasfa ulaşamaz.

WhatsApp