Bir Atasözü Öğrenelim!
Besle Kargayı, Oysun Gözünü:
(Türk) Kimi nankör, kötü niyetli, sütü bozuk kimseler vardır ki, hiç de lâyık olmadıkları hâlde sen onlara iyilik yaparsın, onlar da sana fenalıkla karşılık verirler.
SON EKLENEN ATASÖZLERİ
*Sağlıklı ve İyi Yaşamanın Sırrı Yarım Yemek, İki Kat Yürümek, Üç Kat Gülmek
ATASÖZÜ ARAMA
Sende Yolla Hata Bildir!ATASÖZLERİ SÖZLÜĞÜ
Geç Olsun da Güç Olmasın:
(Türk) Yaptığımız bir işi başarıya ulaştırmak ve var olan engelleri ortadan kaldırmak için fazla zaman harcamanın ziyanı yoktur. Önemli olan yaptığımız iş zor olmasın da ne vakit olursa olsun.
Gece İşi Kör İşi:
(Türk) İnsanların gece yaptığı iş, körlerin yaptığı gibi özensiz olur. Çünkü gece karalığında yetersiz ışık yaptığımız işin bütün incelikleriyle yapılmasına izin vermez. Ayrıca insan gece vakti yorgun olur, zihni gündüzleri daha açıktır. Bu yüzden işlerimizi mümkün olduğunca gündüz yapmalıyız.
Geceler Gebedir:
(Türk) Her günümüz birbirinden farklıdır. Kişi uyumadan yarını düşünüp iyi geçmesini umut eder. Güne uyanıp, başladığımız her sabah yeni olaylar ve durumlarla karşılaşırız.
Geciken Adalet, Adalet Değildir:
(Türk) Haksızlığa uğramış veya zor durumda kalmış kişilerin şikayetleri dikkatlice dinlenmelidir. Çünkü durumlarının daha sonra anlaşılması ile eski iyi hallere döndürülmesi adaletin yerini bulduğu anlamına gelmez. Çünkü kişi zor durumdayken, haksız yere yargılanırken pek çok maddi ve manevi kayıplar elde etmiştir. Bu yüzden geç gelen adalet tazmin etse bile adaleti tam sağlamış olamaz.
Geçim Dünyası:
(Türk) Konu karın açlığı ve geçim sıkıntısı olunca, insan önce kendi karnını ve kazancını düşünür. Ona göre çalışarak kazanmaya çalışır. Aynı zamanda bu dünyada iyi geçinmek istiyorsa bir kişi, hem dürüst olmalı hem de insanlarla iyi geçinmelidir.
Geçme Namert Köprüsünden, Koparsın Su Seni :
(Türk) Kötü, alçak ve terbiyesiz birinden yardım istemek kişi için pek iyi olmaz. Çünkü böyle insanlar yaptığı iyilikleri ve yardımları kişinin yüzüne vurup, karşılık beklerler. Bu kişilerden yardım istemektense kişinin sıkıntıya katlanması daha iyidir.
Geçme Namert Köprüsünden, Koy Aparsın (bırak alsın) Sel Seni. Yatma Tilki Gölgesinde Koy Yesin (bırak yesin) Aslan Seni:
(Azeri)
Geçmişe Mazi, Yenmişe Kuzu Derler:
(Türk) Geçmişte yaşanan iyi veya kötü olayları düşünmek bize bir katkıda bulunmaz. Geçmişte yaşanan olayların üzerinde durulmasında bir yarar yoktur, geçmiş geçmişte kalmıştır. Bu yüzden içinde olduğumuz zamanı, bugünü ve yarını düşünmemiz bizim için daha iyi olacaktır.
Geçmişi Olmayanın Geleceği de Yoktur:
(Çerkez)
Geçmişinizi Bilmek İstiyorsanız, Bugünkü Şartlarınıza Bakın. Eğer Geleceğiniz Görmek İstiyorsanız, Bugünkü Yaptıklarınıza Bakın:
(Çin)
Gel Demek Kolay, Git Demek Güçtür:
(Türk) Bir insanı bir yere konuk etmek, onu işe almak kolaydır ve insanları bu durum mutlu eder. Ancak sıkıntı veren konuğa git demek veya işe aldığın kişinin işini iyi yapamaması sonucunda onu işten çıkarmak hiç de kolay bir şey değildir. Bu yüzden birine gel demeden önce uzun uzun düşünmek gerekir.
Gel Denilen Yere Gitmeye Ar Eyleme, Gelme Denilen Yere Gidip Yerini Dar Eyleme:
(Türk) İnsanların nezaketen de olsa çağrıldıkları yerlere gitmesi icap eder. Fakat kişinin davet edilmediği bir yere gitmesi hiç hoş bir davranış değildir. Çünkü orada hoş karşılanmaz. Hem kendisi hem de o ortamda bulunan kişiler huzursuzluk yaşarlar.
Geldik Yüze, Çıktık Düze:
(Türk) Kasım ayına girdikten sonra şiddetli soğuklar başlar. Kasımdan sonraki yüzüncü gün gelince kış mevsiminin en soğuk günleri geride kalır. Havalar yine ara ara soğuk geçse de eski dondurucu şiddeti kalmaz.
Geldim, Gördüm, Yendim:
(Latin) (Veni, vidi, vici)
Gelen Geçer, Konan Göçer:
(Türk) Bu dünyada her şey değişir, hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Yaşanan olaylar unutulur, yerini başka olaylar alır. Bu dünyaya gelen de sonsuz ömre sahip değildir. Elbet bir gün herkes öbür tarafa göçer.
Gelen Gidene Rahmet Okutur (Gelen Gideni Aratır):
(Türk) Bir işe veya göreve sonradan gelen, orada daha önce çalışandan daha başarısız ve geçimsiz olabilir. Dolayısıyla beğenmediğimiz o eskiyi bize aratır ve “keşke o gitmeseydi, o çok iyiydi” dedirttiği olur. Eşanlamlısı:: Zararın Neresinden Dönülse Kârdır
Gelene Git Denilmez:
(Türk) 1- Kendiliğinden gelen güzel bir şeyi, faydayı geri çevirmek doğru olan ve yakışık alan bir şey değildir. 2- Gelenek ve göreneklerimize göre, kendiliğinden gelen konuğu kabul etmeyip geri çevirmek doğru bir davranış olmaz.
Gelin Altın Taht Getirmiş, Tutmuş Kendisi Oturmuş :
(Türk) Bir topluluk içine girecek olan kişi, yanında götüreceği şeyi kendi kullanacaksa eğer, o götürdüğü şeyin değerli olması veya değersiz olmaması kimseyi ilgilendirmez.
Gelin Bindi Deveye Gör Kısmeti Nereye:
(Türk) İnsanlar bir akıbet için bir yola girdiklerinde sonlarının ne olacağı kestirseler bile tam olarak bilemezler. Bu gibi durumlarda işimizi şansa bırakmaktan öte hiçbir şey yapamayız. Herşeyi doğru yaptıktan sonra hayırlısı ne ise onu beklemekten başka yapacak pek birşey kalmaz.
Gelin Eşikte Oğlan Beşikte:
(Türk) Bir eve gelin gelir gelmez, çocuğu da beşikte saymak ve bebek hazırlıklarına başlamak gerektiği düşünülür. Böylece ailenin daha mutlu olacağına inanılır.
Gelin Girmedik Ev Olur; Ölüm Girmedik Ev Olmaz :
(Türk) Her insan evlenip eve gelin getirmeyebilir. Bu durum kişinin isteğine bağlıdır. Fakat ölüm kaçınılmaz olduğundan istemesek bile başımıza gelir. Her eve mutlaka ölüm girer.
Gelin Ne Kadar Hamarat Olsa da Pirinç Yoksa Pilav Yapamaz:
(Çin)
Geline ''Oyna.'' Demişler, ''Yerim Dar.'' Demiş :
(Türk) Beceriksiz ve yeteneksiz kişiler, kendilerine yapmaları gerek bir iş verildiğinde, o işi beceremeyeceklerse eğer türlü türlü bahaneler uydururlar. Asla o işi yapamayacaklarını dile getirmezler. Böylece yeteneksizliklerini belli etmemeye çalışırlar.
Gelini Ata Bindirmişler, ''Ya Nasip!'' Demiş:
(Türk) Bir işin kesin sonucunu görmeden, o işe oldu gözüyle bakılmaması gerekir. Öncelikle kesin sonuç alınması gerekir. Çünkü her an umulmadık engellerle karşı karşıya kalabiliriz.
Gem Almayan Atın Ölümü Yakındır:
(Türk) Kendi kafasına göre yaşayan, toplum kurallarına uymayan, uyarıları dikkate almayan hırçın ve dik kafalı kimse bu davranışlarının getirdiği zararın bedelini ağır öder.
Gemi Batınca İçindeki Herkes Batar:
(Türk) Toplumda yaşayan herkes birbiriyle bir bütündür. Eğer ki bir topluma zarar gelirse, bir ülke yıkılır ve kötü duruma düşerse bu durumdan herkes zarar görür.
Gemisini Kurtaran Kaptan:
(Türk) Tehlikeli, güç bir duruma düşüp de ortalık iyice karışınca kimileri kendi başlarının çaresine bakarlar. Bunlar ne yapıp yapıp kurtulur ve iyi sonuca ulaşırlar.
Genç Geleceği Ümit Ederek Yaşlanır, Yaşlı Geçmişi Hayal Ederek Ölür:
(Çerkez)
Gençler Sadık Olmak İster, Yapamazlar. Yaşlılar, Sadık Olmamak İster, Yapamazlar:
(Türk) İnsanlar yıllandıkça, yaşlarını aldıkça ve erdem niteliğine doğru ilerledikçe daha vicdanlı, daha yapıcı olurlar. Bu gelişim süreci onların çok daha insaflı ve daha az art niyetli olmalarını sağlar. Gençler kaybettiklerini yeniden bulabilecekleri düşüncesiyle heran herşeyden kolayca geçebilirler. Fakat yaşı ilerlemişler bu tereddüt ve riske girmeyi yeğlemeden, çevresindekileri kaybetmemek için doğru olanı düşünür, onu uygularlar.
Gençlere Sor, Onlar Her Şeyi Bilir:
(Portekiz)
Gençliğin Güzel Bir Yüzü, İhtiyarlığın Güzel Bir Ruhu Vardır:
(İsveç)
Gençliğin Kıymeti İhtiyarlıkta Bilinir (Anlaşılır):
(Türk) İnsanın gençliği göz açıp kapayıncaya kadardır. Ne olup bittiği pek anlaşılamadan geçip gider. İnsan ihtiyarlayınca şöyle düşünür, yapılacak pek çok şeyin varolduğunu fark eder. Ancak iş işten de geçmiştir. Çünkü bunları yapacak ne gücü ne de zamanı vardır. İşte o an, gençliğin ve gençlik günlerinin ne denli kıymetli olduğunu anlar.
Gençlikte Ölüm, Kocalıkta Yoksulluk Güç İmiş:
Gençlikte kurulan hayaller çok geniştir, var olan güç de çok fazladır. Bir genç, dünya zevklerinin zevali olan ölümün gelmesini istemez. Kocalıkta ise ihtiyaçların karşılanması çok zorlaşır, çalışıp çaba göstermeyi gerektiren işlerin yapılması mümkün değildir. Bu bakımdan kocalıkta biraz varlık istenir ki, ihtiyarlara yardımda bunmanın bu bakımdan çok değeri vardır.
Gençlikte Para Kazan (Taş Taşı), Kocalıkta Kur Kazan (Ye Aşı):
(Türk) Gençlik, insanın en verimli çağıdır. Güç ve enerji doludur. İnsan işte bu dönemde çalışıp para biriktirmeli, mal-mülk sahibi olmalıdır. Çünkü ihtiyarlayıp gücünü yitirdiği, çalışamadığı dönemde ona ihtiyaç duyacaktır. Elinde olduğu için de rahat yaşayacak ve sıkıntı çekmeden gün geçirecektir.
Geniş Gününde Dar Gezen, Dar Gününde Geniş Gezer:
(Türk) Dünya halinde sıkıntı ve keder çeken insanlar sabırlı davrandıkları taktirde bu sabırlarının mükafatlarını alırlar. Etrafa saldırıp daha çok kendilerine zarar vermediklerinde, daha akıllı ve mantıklı düşündüklerinde bu durumlarını elbette düzeltebilirler. Önemli olan bu sabrı gösterebilmekten geçer.
Gerçek Dostu İki Elinizle Birden Tutun:
(Nijerya)
Gerçek Ortaya Çıkana Kadar Yalan Toplumda Yerleşir:
(Kürt)
Gerçek Seni Özgür Kılar:
(Latin)
Gevşek Tükürüğün Sakala Zararı Vardır:
(Türk) Tıpkı bu atasözümüzde olduğu gibi hazırlıksız ve önemsizce yapılan tüm işler üstümüze, başımıza bulaşabilir. Kötü görünmemize, kimi zaman kişiliğimizi zedelememize neden olan bu hareketlerimizden kaçınmalı, daha doğru ve düşünerek hareket etmeliyiz.
Gezdirdiğin Hayvan Ucuz Olur:
(Kürt)
Gezen Ayağa Taş Değer:
(Türk) Çok gezen, çok çalışan insanlar birçok engelle karşılaşabilir. Aynı şekilde gereksiz yere ilgisi olmadığı ve bilmediği bir yerde dolaşan kişi, tehlikeli durumlarla karşılaşıp, güç duruma düşebilir.
Gezen Kurt Aç Kalmaz:
(Türk) Geçimini sağlamak amacıyla gezen, birçok yere başvuran, çalışan, çabalayıp gayret gösteren kişi asla aç kalmaz. Elbet geçimini sağlamanın ve karnını doyurmanın mutlaka bir yolunu bulur.
Gezen Tavuğun Ayağında Pislik Olur:
(Kürt)
Gideceğin Antep, Yiyeceğin Pekmez:
(Türk) Bilinen bir hedefe ulaşmak isteyip, girişimde bulunan kişiye, elde edebileceği şeyin ne olacağı kendisine doğrudan söylenebilir.
Giden Gelse Dedem Gelirdi:
(Türk) Olmuş ve geçmiş şeylere maalesef müdahale etme gibi bir gücümüz yok. Elden kaçırdığımız fırsatı bir daha değerlendiremeyiz veya elden çıkardığımız bir şeyi tekrar geri alamayız. Aynı şekilde ölen kimseyi de diriltemeyiz.
Gidene Ağam, Gelene Paşam:
(Türk) Toplumlarda bulunan bazı şahsiyetsiz ve ahlaksız insanlar, sırf menfaatleri için her gelene gidene yalakalık yaparlar ve bu duruma katlanırlar. Aslında böyle kişilerin insanların gözünde hiçbir değeri olmaz.
Gidilmeyen Yer Senin Değildir (Olmaz):
(Türk) Ulaşıp yanına varamadığımız, kendisinden yararlanamadığımız yer bizim olsa ne olur? Bizim dediğimiz yer, elimizde bizzat tutup kendisinden yararlandığımız yer olmalıdır.
Gidip de Gelmemek, Gelip de Görmemek (Bulmamak) Var:
(Türk) Bulunduğu yerden uzaklara gidecek kimsenin geri dönmemesi, döndüğünde de bıraktıklarını bulamaması mümkündür. Bu sebeple yola çıkacak kişi bunu düşünmeli ve yakınları ile helâllaşmalıdır.
Gittiğin Yer Kör İse, Gözünü Yumda Bak:
(Türk) Akıbetinin ne olacağını bilmediğimiz durumlarda erdemli insanlar gibi davranmalıyız. Sonunu ve gidişatını bilemediğimiz durumlarda daha yavaş hareket etmeli, kalıcı ve yapıcı olmalı, çok fazla çırpınmadan manevi olarak sonumuzu görmeye çalışmalıyız.
Gizlide Gebe Kalan, Aşikârede Doğurur:
(Türk) Toplum içinde yaşanan sadece sınırlı sayıda kişinin bildiği ve gizli kalınacağına inanılan bir durum elbet bir gün açığa çıkar. Çünkü yaşanan durumun sonucu gizlenmesine engel olur. Belli bir süreye kadar gizli tutulsa bile toplum içinde hiçbir davranış gizli kalmaz.
Göç Dönüşü Topal Eşek Başa Geçer:
(Türk) Toplum bir yönde ileriye doğru yol aldığı vakit, toplumdan geri kalan diğer kişiler, bu gidiş tersine döndüğünde en önde olurlar.
Göğe Direk, Denize Kapak Olmaz:
(Türk) Öyle işler vardır ki, insanın gücünü ve imkânlarını aşar; gerçekleştirilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla bu tür işlerle uğraşmak, bu yolda hayallere kapılmak boşunadır.
Gök Ağlamazsa, Yer Gülmez:
(Türk) Merhamet olmadıkça nimet olmaz, yağmur yağmazsa ekinler yeşermez, bolluk ve bereket olmaz.
Gök Gürlemeden Yağmur Yağmaz:
(Türk) İnsanlar bir isteği olduğu zaman eğer bu duruma seslerini çıkarmazlarsa bu isteklerin ne olduğu bilinmez ve hiçbir zaman gerçekleştirilmez. Eğer ki bir kişi veya topluluk istediği şeye karşılık bunu dile getirip sesini yükseltirse kendisinin farkına vardırır.
Gökten Ne Yağdı da Yer Kabul Etmedi?:
(Türk) Toplumda büyüklerimize saygı duyduğumuzdan veya büyüklerimiz daha otoriter olduğu için onların sözlerine karşı gelemeyiz. Büyüklerden, yüksek makamlardan gelen şeyleri küçükler kabul etmek durumunda kalır ve geri çeviremezler.
Gökyüzünde Düğün Var Deseler, Kadınlar Merdiven Kurmaya Kalkar:
(Türk) Kadınlar eğlenceyi erkeklerden daha çok severler ve eğlenceye daha düşkünlerdir. Bu yüzden eğlenebilmek için her türlü çabayı ve fedakarlığı yaparlar. Olmayacak işleri oldururlar.
Gökyüzünün Altında Her Şey Allah'ın Elindedir:
(Laz)
Göl Yerinden Su Eksik Olmaz:
(Türk) İyiliğin bulunduğu ortamda iyilik, kötülüğün bulunduğu ortamda kötülük bolca bulunur. Aksini beklemek bizi hayal kırıklığına uğratmaz, aslında gerçekleri tekrar hatırlatır.
Gölgesinde Oturulacak Ağacın Dalı Kesilmez :
(Türk) Hayattaki her şeyi kendi kendimize öğrenemeyiz. Bu yüzden çevremizde bulunan bize faydalı, öğretici ve tecrübeli insanlara zarar getirebilecek her türlü davranıştan uzak durmalıyız.
Gölgeyi Hoş Gören, Tekneyi Boş Görür:
(Türk) İnsanların geçimlerini ve kazançlarını rahatça sağlayabilmeleri için çalışıp, çaba göstermeleri gerekmektedir. Aksi taktirde kişi sonunda yoksul duruma düşer. Örneğin; gölgede oturup rahatına bakan balıkçı, balık tutamaz ve teknesi boş kalır.
Gön Yufka Yerinden Delinir. (İp İnceldiği Yerden Kopar):
(Türk) Hemen her iş, olay, durum ve konunun zayıf ve çürük bir yanı vardır. Bu yanın bilinmesi, dayanma ya da çökmede oldukça önemlidir. Düşman bu zayıf noktayı bulup yararlanmasını bilirse yenilgiyi kolay tattırır. Benzer şekilde bir zayıf noktasını bulup sağlamlaştıranlar, düşmanlarının zafer yolunu kapatmış ve güçlerini artırmış olurlar.
Gönlü Açık Olanın Yolu da Açık Olur:
(Türkmen)
Gönlün Sevdiği, Ya Kürklü Olur Ya Kepenekli:
(Türk) İnsanlar her ne durumda olurlarsa olsunlar öncelik içindeki niyetlerden geçer. Niyeti zengin olmak isteyen kişiler durumu daha iyi, varlıklı insanları örnek alır, onların yanında bulunur veyahut bayansa bu tip insanlar ile evlenmek isterler. Kalbi temiz insan arayan kişiler ise, karşısındaki çoban bile olsa, durumu vakti çok kötü dahi olsa bu gibi insanların yanında bulunur. Bu artık zamanımızda çıkar meselesi olduğundan bunun doğruluğunu kestirebilmek için her iki insanıda tanımak gerekir.
Gönlün Yazı Var, Kışı Var:
(Türk) Hayat inişli çıkışlıdır. Hayatın bu durumu insanı etkiler. Dolayısıyla insanın bir günü diğerine uymaz. İnsan bazen iyimser, neşeli, umutlu ve mutluluk doludur; bazen de kötümser, üzgün, neşesiz, mutsuz ve bezgindir.
Gönül Bir Sırça Saraydır, Kırılırsa Yapılmaz:
(Türk) Gönül; sevgi, istek, düşünüş, anma ve hatır gibi kalpte var sayılan duygu kaynağıdır. Bu kaynak insanı yeterince nazik ve içli kılar. Dolayısıyla kaba ve sert hareketler karşısında fazla dayanamaz, çabucak incinip kırılır ve gücenir. Kırılan bir gönlü kolay kolay onarmak ve eski hâline getirmek de oldukça güçtür. Öyleyse etrafımızdaki insanlarla olan ilişkilerimizde dikkatli olmalı, gönül kırmaktan kaçınmalıyız.
Gönül Camı Bir Kırılırsa Artık Birbirine Yapışmaz:
(Kürt)
Gönül Ferman Dinlemez:
(Türk) Ne denli engel, ne denli yasak konursa konsun gönül sevdiğinden asla vazgeçmez. Çünkü insanın gönlüne söz geçirmesi oldukça zordur.
Gönül Kimi Severse, Güzel Odur:
(Türk) Güzellik, göreceli bir kavramdır ve kişiden kişiye farklılık gösterir. Bir kişinin güzellik olarak beğendiği kişiyi bir başkası beğenmeyebilir. Yani kim ne derse desin, gönül kimi severse o insan bize güzel görünür.
Gönül Kocamaz:
(Türk) İnsan kaç yaşında olursa olsun, elden ayaktan kesilmiş biri bile olsa içinde yaşadığı duygular bakidir. Sevme gücünü, duygu ve isteklerini yitirmez. İnsanın gönlü hiç yaşlanmaz.
Gönül Sığarsa Gövde de Sığar:
(Türkmen)
Gönül Var Otluğa, Gönül Var Çöplüğe (Bokluğa) Konar:
(Türk) Hayatta güzel ve hoş şeyleri seven insanlar olduğu gibi, kötü ve çirkin şeyleri de seven insan vardır. Kişinin sevdiği kendisine kötü gözükmez, daima güzeldir.
Gönül Verme Evliye, Eve Gider Unutur:
(Türk) Bekar kişiler, evli olan kimselere gönlünü kaptırmamalıdır. Ayrıca hiç doğru bir hareket değildir. Aksi taktirde her iki taraf için de üzücü bir durum olur. Çünkü evli kişiler istisnalar dışında kurulu düzenlerini bozamazlar ve başka bir kimseye bağlanamazlar.
Gönülden Gönüle (Kalpten Kalbe) Yol Vardır. (Kalp Kalbe Karşıdır):
(Türk) İnsanları bir araya getiren huy, zevk, alışkanlık, fikir ve inanç birliğidir. Dolayısıyla bu insanların gönüllerinde de bir duygu birliği vardır. Biri öteki için ne düşünüyor ve ne hissediyorsa, ötekide beriki için benzer şeyi düşünür ve hisseder.
Gönülsüz Namaz Göğe (Göklere) Ağmaz (Gönülsüz Davara Giden Köpekten Hayır Gelmez):
(Türk) İçten gelen bir istekle kılınmayan namazın kabul olunacağı her zaman şüphe götürür. Benzer şekilde içten gelen bir heves ve şevkle yapılmayan işten de hayır gelmez. İnsanlara zor kullanarak yaptırılan işlerden verim alınamaz. Verim ancak sevilerek, zevk alınarak yapılan, işlerden umulabilinir.
Gönülsüz Yenen Aş, Ya Karın Ağrıtır, Ya Baş:
(Türk) İstenmeden, zorla yenen yemek insana nasıl dokunup zarar verirse (sindirim sistemini bozma, bulantı ve kusma yapma), zorla ve istenmeden yapılan iş de benzer bir şekilde kötü ve hayırsız bir sonuç verir.
Gördün Deli, Savul Geri:
(Türk) Akılsız ve dengesiz kişilerle iş yapılmamalı. Zarar görmek istemiyorsak o kişilerden olabildiğince uzak durmalı ve karşılaşmamaya özen göstermeliyiz.
Gören Gözün Hakkı Vardır:
(Türk) Kendisinden faydalanılan, elde de yeterince bulunan, başkalarında bulunmayan yiyecek ya da imrenilecek bir şeyden gören kimselere de mümkünse vermek gerekir. Çünkü göz görünce gönülde o şeyi arzu eder.
Görenedir Görene, Köre Nedir Köre Ne:
(Türk) Bir şeye karşı takınılacak sağlıklı tavır, onu görmeye ve anlamını kavramaya bağlıdır. Görmesini bilmeyen, yeterli bir kavrayışa da ulaşamaz. Dolayısıyla onun için hiçbir şeyin anlamı olamaz.
Görgülü Kuşlar Gördüğünün İşler, Görmedik Kuşlar Ne Görsün ki Ne İşler?:
(Türk) Görgülü, iyi eğitim almış, iyi ailede yetişmiş kişiler toplum içinde nasıl davranacaklarını iyi bilirler ve aldıkları terbiyenin gereğini yaparlar. Fakat eğitim almamış, görmemiş, cahil kişiler ise nerede nasıl davranacaklarını bilemezler.
Görmemiş Görmüş, Gülmeden (Güle Güle) Ölmüş :
(Türk) Görgüsüz ve cahil insanlar, en sonunda çok istediği bir şeye sahip olabilir veya beklemediği yüksek bir duruma ulaşabilir. Sonradan görmüş kişiler, içine girdikleri bu duruma alışkın olmadıkları ve hemen benimseyemedikleri için ne yapacaklarını, nasıl davranacaklarını bilemezler ve şaşkın duruma düşerler.
Görmemişin Çocuğu Olmuş, Tutmuş Şeyini (Pipisini, Çükünü) Koparmış:
(Türk) Bazı erdemsiz ve niteliksiz insanlar, sonradan sahip olduğu şeyleri çok fazla kıymete bindirirler. Zaten sahibi olduğu şeyin, sanki başkaları tarafından hiç sahibi olmadığını veya olamayacağını düşünürcesine abartırlar. Bu abartma onları hem ortamda görgüsüz durumuna düşürür, hemde sahip olduğu şeylere çok önem veren, kimseyle paylaşmayan ve ketum insanlar havasına sokar. Bu gibi insanlara bu atasözümüz söylenir ve kullanımı oldukça da popülerdir.
Görünen Dağın Ardı Yakındır:
(Türk) Sonunu kestirebildiğimiz ve sonucunu gördüğümüz olayların ardında beklediklerimiz bize daima yakındır. Çünkü beklediğimiz bu durum bize o kadar yakındır ki, sonunu görebiliyoruzdur.
Görünen Köy Kılavuz İstemez:
(Türk) Apaçık ortaya çıkan belli gerçekler karşısında duraksamak, ayrıcı bir açıklama yapmaya kalkışmak yersizdir.
Görünüşe Aldanma (Aldanmamalı):
(Türk) Her şeyin bir dıştan görünümü vardır herkesin ilk baktığı anda gördüğü, bir de bu şeyin iç yüzü vardır. Bir kişinin dış görünümü güzelse içi çirkin olabilir, dış görünümü çirkinse içi güzel olabilir. Bu yüzden dış görünüşe bakarak bir yargıya varmak hata olur. Öncelikle o kişiyi tanımak gerekir.
Göz Gördüğünü İster:
(Türk) İnsan gördüğü ve alıştığı güzel şeyleri ister. Onları kolay kolay unutamaz.
Göz Görmek İçin, Gönül Sevmek İçindir:
(Azeri)
Göz Görmeyince Gönül Katlanır:
(Türk) Yakınımızda bulunmayanların özlemine, acısına daha kolay dayanabiliriz. Çünkü bizden uzakta yaşayan sevdiğimiz bir kimseyle istesek de ilgilenemeyiz. Dolayısıyla görüşmekten umudumuzu keser ve ayrılığa katlanırız. Ama yakınımızda bulunan ve her gün gördüğümüz kimseyle ilgilenmeden edemeyiz. Onun her zaman gördüğümüz acısına da tahammül edip katlanmamız oldukça güçtür.
Göz Görür, Gönül İster (Çeker):
(Türk) İnsan kendi gözüyle göre göre bir şeyleri bilmiş, öğrenmiş olur. Bu yüzden insan görmediği, bilmediği bir şeyi isteyemez. Ancak gördüğü, beğendiği, sevdiği şeyleri ister.
Göz Var, İzan Var:
(Türk) İnsan bazı işleri yaparken gözlerini, aklını ve mantığını kullanmalıdır. Ya da bir şey alırken dokunarak veya dikkat ederek o şeyin iyi olup olmadığını anlamalıdır. Eğer buna dikkat edersek aptal işler yapmamızı engellemiş oluruz. YANLIŞ: Göz Var Nizam Var.
Göz, Mideden Büyüktür:
(Türk) Allah insanları nefisleri ile yaratmış, herkesi bu nefisin sesine göre sınamaktadır. Ancak çoğu zaman kişiler bu nefsine yenik düşer. Gözleri aç davranırlar. Gördüleri ve istedikleri şeylere tok olsalar yada ihtiyaçları olmasa bile onu isterler. Bu doğada her canlıda bulunmaktadır. Önemli olan biz insanların buna karşı dirençli olarak erdemli insanlar olabilmesidir.
Gözden Irak Olan Gönülden de Irak Olur:
(İtalyan)
Gözden Irak Olan, Gönülden de Irak Olur:
(Türk) Ayrı düşenlerin arasındaki sevgi de zamanla azalır. Çünkü insan, sevdiği kimseyle sıkça görüşüp sevgisini ve muhabbetini tazeleme imkânı bulamaz. Dolayısıyla ilgi bağı kopar, yavaş yavaş da o kimseyi unutur.
Göze Batan Çivi, Çekici Yer:
(Japon)
Göze Göz, Dişe Diş:
(Türk) Karşısındaki kişi yada kurumlara cephe alan insanlar en sert haliyle intikam alacağı zaman tüm gücünü ve imkanlarını kullanırlar. Bu güç onlara bu davalarını kazanmalarını sağlayan en büyük unsurdur. Bunu birde aksi durumlarda kullanan maddi varlıklı, kötü niyetli kişilerde mevcuttur. Bu psikolojik yada fiziksel savaşa göze göz, dişe diş adı verilir ve en tanınan atasözlerimiz arasında yer alır.
Göze Yasak Olmaz:
(Türk) Gözlerimizle görme duyumuzu gerçekleştiririz. Etrafta olan bitene veya dikkatimizi çeken bir şeye bakmamız kadar doğal bir durum yoktur. Bu yüzden görünür durumda olan bir şeye baktığımız esnada kimse ''buna bakma'' diyemez.
Gözler Sözün Kaşığıdır:
(Arap)
Gözlerde Yaş Yoksa, Ruh Gökkuşağına Sahip Olamaz:
(Kızılderili)
gözlerini güneşte tutarsan hep, gölgeyi göremezsin hiç:
(aborjin)
Gözlüye Gizli Yoktur:
(Türk) Kişi gözünün önünde olan her şeye bakmakta özgürdür. Kimse karışamaz. Ayrıca neyi görmesi gerektiğini bilen kişinin gözünden hiçbir şey kaçmaz.
Gözü Tanede Olan Kuşun Ayağı Tuzaktan Kurtulamaz:
(Türk) Gözü bir türlü doymayan, sürekli çıkarını düşünen, onun peşinde koşan ve bu uğurda her türlü işe kalkışan kimse, yakasını tehlikelerden kurtaramaz; başına türlü belâlar gelir.