D E N E M E    


Bir Atasözü Öğrenelim!

İşleyen Demir Işıldar (Pas Tutmaz):

(Türk) Durağan durumdan hareketli duruma geçmek ve çalışmak, insandaki hantallığı, isteksizliği ve uyuşukluğu söküp atar; onu canlı, yetenekli ve verimli kılar. Ruhen ve bedenen güçlendirdiği gibi, maddî yönden de kazançlı yapar. Eşanlamlısı:: İnsan Yedisinde Ne İse, Yetmişinde de Odur

ATASÖZÜ ARAMA


       
Sende Yolla Hata Bildir!



ATASÖZLERİ SÖZLÜĞÜ




Gözün Beğendiğini Kalp de Beğenir:  

(Çerkez)

Gözün İle Değil, Yüreğin İle Hüküm Ver:  

(Kızılderili)

Gözyaşlarından Akıl Al:  

(Zazaca)

Güçlü Olmak İstiyorsan, Söz Ustası Ol:  

(Mısır)

Güçsüz Adam İki Kez Kavga İster:  

(Kürt)

Gül Dalından Odun, Beslemeden Kadın Olmaz :  

(Türk) Hayatta her şey birbirine uygun olursa başarı gerçekleşir ve devamı bu şekilde gelir. Bu nedenle her şeyin niteliklerine göre değerlendirilmesi ve amaçlarına uygun kullanılması gerekir. Örneğin; gül dalından iyi bir odun nasıl olmazsa, hizmetçi olarak büyümüş kişi de kültürlü birine layık eş olamaz.

Gülerken Göbeği Oynamayan Adamdan Kork:  

(Çin)

Gülme Komşuna, Gelir Başına:  

(Türk) Birinin başına gelen kötü bir durum, gün olur senin de başına gelir. Başına gelen felâkete başkalarının gülmesi seni nasıl incitirse, senin başkalarının kötü hâline gülmen de onları incitir. O hâlde birilerinin başına gelen kötü durumdan ötürü, onlarla sakın alay etme.

Gülü Seven Dikenine Katlanır:  

(Türk) Seven kişi, sevdiği kimse veya sevdiği iş yüzünden başına gelecek sıkıntılara ses çıkarmadan katlanır. Bilir ki, sevdiğini elde etmek için birçok güçlüğe göğüs germek, fedakârlıkta bulunmak zorundadır.

Gün Batımından Önce Günü Övme:  

(Polonya)

Gün Bugündür:  

(Türk) Dünü düşünmeyi bırakıp, içinde olduğumuz ve yaşadığımız günü değerlendirmemiz gerekir. Çünkü dün geçmişte kalmış, yarın ise henüz gelmemiştir. Bundan dolayı içinde yaşadığımız bu günde ne yapılırsa kazanç olur ve bizim yararımızadır.

Gün Doğmadan Kemliği Söylenmez:  

(Türk) Hayatta bir iş yaparken sonucunu olumlu ve olumsuz olarak her iki şekilde de düşünmek gerekir. Ayrıca bir işin durumu iyice belli olmadan sonucuyla ilgili yargı verilmemelidir.

Gün Doğmadan Neler Doğar:  

(Türk) Yüce Allah`tan başka kimse yarının ne getireceğini bilemez. Yarın birçok değişikliklere gebedir. Beklenmedik bir sırada umut verici durumlarla da karşılaşma imkânı vardır.

Gün Güne Uymaz:  

(Türk) Güne başladığımız her gün yeni bir başlangıçtır ve ne olacağını bilemeyiz. Geçirdiğimiz her gün başımıza farklı farklı olaylar gelir. Dün yaşanan bugün yaşanmaz. Bir günümüz iyi veya kötü geçebilir. Fakat bir diğer gün farklı geçer. Bir günün olayları, koşulları, durumları başka bir güne uymaz.

Gün Ola Harman Ola:  

(Türk) İstediğimiz veya beklediğimiz şeyler için sabretmesini öğrenmeli, onu beklemeliyiz. Bir günün ardından yarın için hesaplar yapmamalı, istediklerimizi veya iyi yada kötü beklentilerimizi bekleyerek görmeliyiz. Gelişme kaydedilmeden hayaller kurmamalı, doğru yoldan sapmamalıyız. Eşanlamlısı:: Perşembenin Gelişi Çarşambadan Bellidir

Gün Varken Davarını Eve Götür:  

(Türk) Kişinin işlerini zamanında gerçekleştirmesi o işi yapan kişinin yararına olur. Çünkü bir işin zamanında yapılmaması o işe zarar getirebilir. Bu yüzden en uygun ve en güvenli zamanı kollamamız gerekir.

Günde Bir Kere Babasının Huyu Oğlunda Görülür:  

(Çerkez)

Gündüz Yağar Gece Açar, Yıl Bozgunluğu; Kadın Söyler Erkek Susar, Ev Bozgunluğu:  

Gündüzleri yağışlı geçer, geceleri de hava açık ve yağışsız olursa o yıl bereketsiz geçer. Bir evde kadın dırdır eder de erkek ses çıkarmazsa o evde geçim ve huzur yok demektir.

Gündüzün Mum Yakan, Geceyi Bulamaz:  

(Türk) Kişi elinde olan bir şeyi gereksiz veya yersiz yere tüketirse eğer vakti geldiği zaman o şeye ihtiyaç duyarsa onu bulamaz. Bu yüzden bir şeyin gerekmediği sürece harcanmaması kişinin yararına olur.

Gündüzün Mumunu Yakan, Gece Karanlıkta Kalır:  

Kimi insanlar, ellerine geçen imkanları ve olanakları ilerisini düşünmeden heba ederler. Ancak gün gelir bu şeylere gereksinme duyarlar. İşte o zaman savurganlıklarının cezasını pahalı öderler.

Güne Göre Kürk Giyinmek Gerek:  

(Türk) Toplum içinde yer edinmek ve onlar tarafından yadırganmamak için kıyafetlerimizi ve yaşayış biçimimizi zamanın koşullarına, günün gereklerine uydurmalıyız.

Güneş Balçıkla Sıvanmaz:  

(Türk) Açıkça meydana çıkmış, hemen herkesin bildiği gerçeği inkâr etmek, gizlemeye çalışmak, yalan dolanla değiştirmeye yeltenmek mümkün değildir. Buna güç yetirecek insan yoktur.

Güneş Bekleyen Soğuktan Donar, Zengin Bekleyen Açlıktan Ölür:  

(Kırgız)

Güneş Giren Eve Doktor (Hekim) Girmez:  

(Türk) Güneş insanlar için çok büyük bir enerji kaynağıdır. Günümüzü aydınlatan, besinlerin büyümesini sağlayan, mikropları dezenfekte eden, bu dünyayı ısıtarak yaşanılabilen bir gezegen olmasını sağlayan ve en önemlisi insanların D vitamini ile kemik gelişimini sağlalaması, güneşin bizim birinci dereceden ihtiyacımız olan Allah vergisi bir kaynak olmasını sağlar. Öyle ki; Antartika ve denki bölgelerde 6 ay güneşin olması ve diğer 6 ayın olmaması insanların gelişimi açısından çok can alıcı bir değer kazanmaktadır. Belirli yaş aralığındaki çocuklar, güneş görmeyen bu dönemde, solar (güneş enerjisi) niteliğindeki ışıkların önünde hergün belli saatlerde kalarak bu ihtiyaçlarını yapay olarak sağlamaktadır. Güneşin kıymetini bilmeli, evimize girerek doğal ve steril ortamın yaratılmasını sağlamalıyız.

Güneş Girmeyen Eve Doktor Girer:  

(Türk) Güneşin insan sağlığı açısından önemi tartışma götürmez. Güneşin girmediği yerlerde mikropların daha çabuk çoğaldığı, güneş yüzü görmeyen insanların da daha çabuk soluklaştığı bilinen gerçeklerdendir. Güneş birçok hastalığa iyi gelirken, sağlığın da baş koruyuculuğunu yapar. Görülüyor ki güneşli evde hastalık olmaz.

Günü Gelmeden Tavuk Yumurtasını Kırmaz:  

(Zazaca)

Günümüzde İnsanlar Bilgiyi Arar Oldu, Hikmeti Değil. Halbuki Bilgi Mazidir, Hikmet İse İstikbal:  

(Kızılderili)

Gurbette Övünmek, Hamamda Türkü Söylemeye Benzer:  

(Türk) Kişi, yabancı ve kendisinin tanınmadığı ortamlarda istediği kadar kendisini övebilir. Fakat bu tür ortamlarda kişinin övünmesi yalanlarla dolu olabilir. Çünkü o kişi orada tanınmadığından dolayı ne denirse inanırlar. Bu durum kişinin kendisini olduğundan farklı gösterme çabasına dayanır. Kişi her zaman dürüst olmalıdır.

Gürleyen Bulut Her Zaman Yağmur Getirmez:  

(Ermenice)

Gürültü İstemeyen Kazancı (Bakırcı) Dükkanına Girmez:  

(Türk) Hayatını sakin, huzurlu, kavgasız ve sessiz bir ortamda çalışarak geçirmek isteyen kişi, sessiz bir işte çalışır ve kavgalı, gürültülü ortamlardan uzak durur.

Güven Güveni Doğurur:  

(Latin)

Güvenme Dayına, Ekmek Al Yanına:  

(Türk) İnsanlar yaratılış itibariyle yanında bulunan insanlara güvenmek isterler. Fakat yanımızdaki bu insanlara sonuna kadar güvenmemeli, bunu belli etmeden önlemlerimizi almalıyız. Aksi halde aklımıza gelen kötü şeyler başımıza geldiğinde yarı yolda kalmış oluruz. Bunun önüne geçmek için kimseye belli etmeden, kendimiz için gidişatımızı garanti altına almalı, daha sonra kötü durumlar ile karşılaştığımızda önlemli olmalıyız.

Güvenme Dostuna, Saman Doldurur Postuna:  

(Türk) Dost sandığı birtakım kimseler, çıkarları söz konusu olduğunda sana kolaylıkla kötülük edebilirler. Üstelik bunu, senin onlara duyduğun güvenden yararlanarak yaparlar. Bu bakımdan herkesi dost sanma ve onlara inanma.

Güvenme Varlığa, Düşersin Darlığa:  

(Türk) Varlık gelip geçicidir. Kimde ne zaman, ne kadar duracağı belli olmaz. Bu bakımdan insan varlığına, zenginliğine güven duyarak öyle olur olmaz işlere kalkışmamalı; har vurup harman savurmamalı, tutumlu davranmalıdır. Gelecekte işlerinin kötüye gitmeyeceğini, yoksul düşmeyeceğini, darda kalmayacağını kim söyleyebilir?

Güzel Bakmak Sevaptır:  

(Türk) Atalarımız bu sözü gerçekten sevap işleyeceğiz maksadıyla söylememiştir. Bazıları bu sözü gerçek dini bir kavram olarak algılasa da; gerçekte iş bu şekilde değildir. Güzel bir işi başardığımızda, güzel bir durum yarattığımızda ve insanlara da yararlı ise, onu izlemek, onun hakkında iyi düşünmek, rıza dilemek sevaptır. Kısaca bu atasözümüzü bu şekilde anlatabiliriz. Eşanlamlısı:: Harama Uçkur Çözülmez YANLIŞ: Güzele Bakmak Sevaptır.

Güzel Bir Kişi, Her Giysinin İçinde Güzeldir:  

(Polonya)

Güzel Bürünür, Çirkin Görünür:  

(Türk) Güzel kişiler, kendilerini ağırdan satarlar ve kendilerini dışarıda sergilemeye pek fazla ihtiyaç duymazlar. Fakat çirkin insanlar kendini sürekli herkese göstermeye ve başkalarına beğendirmeye çalışır.

Güzel Kadın İle Akıllı Erkek Köyün Başına Beladır:  

(Kürt)

Güzel Söylersen Güzel Cevap Alırsın:  

(Çerkez)

Güzele Kırk Günde Doyulur, İyi Huyluya Kırk Yılda Doyulmaz:  

(Türk) İnsanı sevdiren, onu kendine çeken huyudur. Bir kişi kötü huylu ama güzelse o kişiden çabuk usanılır. Çünkü kötü huylu insanlar çekilmez ve etrafına kötülük getirir. Ama iyi huylu insanın çevresi de kendi gibi temiz olur ve çevresine pek çok yararı dokunur. Sonuç olarak iç güzellik dış güzellikten daha önemlidir.

Güzele Ne Yakışmaz:  

(Türk) Güzel insanı, güzel yapan giydiği kıyafetler veya süslenmesi değildir. Güzel ne giyse, ne yapsa kendisine yakışır.

Güzeli Güzelleştiren Huyudur:  

(Çerkez)

Güzeli Herkes Sever:  

(Türk) Bütün insanlar güzel olan şeylere ilgi ve sevgi duyarlar. Güzellik, herkesin ruhunda iç huzura sebep olur.

Güzeli Kızken Görme, Beşik Ardında Gör:  

Bekarlığında güzel olan kız, doğum yaptıktan sonra da güzel kalır mı, belli olmaz.

Güzellerin Talihi Çirkin Olur:  

(Türk) Güzeller, kendi güzelliklerinin farkında olduğu için kendilerine yaraşır bir hayat arayışına girerler. Bu zaman içinde de bir şeyi veya bir kişiyi kendine yakıştırmazlar. Onun için mükemmeli bulmak zor olduğundan dolayı kimseyi kendine layık görmez ve mutsuz olurlar.

Güzellik Ondur, Dokuzu Dondur:  

(Türk) İnsan ne kadar güzel ya da yakışıklı olursa olsun, giyimi ve kuşamı iyi değilse eğer çevresindeki kişiler tarafından güzel veya yakışıklı bulunmaz. Yani bir kişiyi güzel gösteren etmenlerin başında giyim kuşam gelir. Güzel giysiler, çirkine bile dönüp baktırır.

Güzellik ve Zengillik Her Zaman Olmaz:  

(Arnavut)

Güzellik, Bakan Kimsenin Gözündedir:  

(Fransız)

Güzellik, Bakanın Gözündedir:  

(İtalyan)

Güzellik, Tabiatın Kadına İlk Verdiği Ve İlk Geri Aldığı Hediyedir:  

(Türk) Allah insanları yaratırken gücü erkeğe güzelliği ise kadına vererek hayatları oluşturur. Kadınların yaşaması için erkeklerini gücüne ihtiyacı vardır. Erkeklerin yaşaması için güzelliğine kapılacağı bir kadına ihtiyacı bulunur. Fakat bu verilenleri yıllar zamanla geri alır. Bu atasözümüzde olduğu gibi kadına mahsus değil erkeğede mahsustur.

Güzellik, tabiatın Kadınlara Verdiği İlk Hediye, Aynı Zamanda Geri Aldığı İlk Şeydir:  

(İspanyol)

Güzün Gelişi Yazdan Bellidir:  

(Türk) Başlangıç ve gidişat bir işin nasıl sonuçlanacağı konusunda aşağı yukarı bir fikir verir. İyi başlamayan, sürekli aksayan, aksiliklerden bir türlü kurtulamayan işin olumlu sonuçlanacağı pek düşünülemez.

Hacı Hacı Olmaz Gitmekle Mekke`ye, Dede Dede Olmaz Gitmekle Tekkeye:  

(Türk) Bir işte asıl olan iyi niyet, samimiyet ve içtenliktir. Bunlar olmadan bir işi görünüşte ve şeklen yapmakla o iş gerçekten yapılmış olmaz. Böyle yapılırsa gerçekten iyi sonuç alınıp amaca ulaşılamaz.

Hacı Hacıyı Mekke'de, Derviş Dervişi Tekkede Bulur :  

(Türk) Aynı düşüncelere sahip olan insanlar, ayrı ayrı davransalar bile elbet günün birinde aynı yolda kesişirler. Kendilerine ait yolda ya da yerde buluşurlar, birbirlerini mutlaka bulurlar.

Haddini Bilmeyene Bildirirler:  

(Türk) Hemen herkesin toplumda belli bir konumu, sınırı ve yetkisi vardır. Bulunduğu durumu söz ve davranışlarıyla aşanlar sert bir karşılık görürler, cezalandırılırlar, yola getirilirler.

Haddini Bilmeyene Haddini Bildirmek, Yetime Don Göynek Giydirmek Gibidir:  

(Türk) Kişilerin haddini aşarak yaptıkları şeyler, genel olarak toplumun düzenini bozar ve zarar verir. Bu yüzden hadsiz davranan insanları uyarmak toplumun iyiliği için bizim görevimizdir. Gerekirse ceza bile verilebilir. Ceza vermek her ne kadar kötü de olsa, bu verilen ceza toplumun yararına olacaksa iyilik olarak sayılır.

Hadi Sürüyü Görmedin, Boklarını da mı Görmedin:  

(Kürt)

Hafif Akıl Ağır Yüktür:  

(Zazaca)

Hak Deyince Akan Sular Durur:  

(Türk) Bir meselenin çözümünde, bir anlaşmazlıkta adaletli ve tarafsızca davranılır, doğru yol tutulur, hakkaniyet gözetilirse hiç kimse bir şey söyleyemez, herkes verilen kararı kabul eder.

Hak Doğrunun Yardımcısıdır:  

(Türk) Allah, doğru olanın her zaman yanındadır ve yaptıklarının ödülünü mutlaka verir. Doğru kişiler ilk zamanlarda başarısız gibi gözükseler bile bu tutum ve tavırlarını devam ettirdikleri sürece başarıya muhakkak ulaşacaklardır.

Hak Gelince, Batıl Gider:  

(Türk) Kur`anı kerim`deki “Hak geldi, bâtıl zâil oldu” âyetinden yola çıkılarak oluşturulan bu atasözünde, “Hak”, Yüce Allah`ın emri, hükmü anlamındadır; “bâtıl” ise doğru ve gerçeğin karşıtıdır. Dolayısıyla bir anlaşmazlık sırasında doğrudan ve gerçekten yana olunur, insaflı ve adaletli hüküm verilirse, doğru ve gerçeğin karşısında olan zalimler çekip gitmek zorunda kalırlar.

Hak Yenir; Ama Hazmedilmez:  

(Yunan)

Hak Yerde Kalmaz:  

(Türk) Gerçek, doğru, adalet, insaf ve haklı kazanç hiçbir şekilde yok edilemez. Kişinin hakkı olan şey ya bu dünyada, ya da öbür dünyada kendisine verilir. Hakkı hor görenler, çiğnemeye kalkışanlar, inkâr edenler büyük bir aldanış içindedirler.

Hak Yerini Bulur:  

(Türk) Haksızlık er veya geç ortaya çıkar, bunun da hesabı kuşkusuz sorulur. Suçlunun cezalandırılması, hakkıyla hakkının verilmesi bu dünyada veya öbür dünyada mutlaka gerçekleşir

Hakikat Arayışın Kız Çocuğudur:  

(Arap)

Hakikat Eğilir Fakat Kırılmaz:  

(Kırgız)

Haklı Söz, Haksızı Bağdat'tan Çevirir:  

(Türk) Gerçekliği şüpheye düşürmeyen, inandırıcı ve doğru söz, yanlış yolda olan kişileri doğru yola elbet getirir ve onları yaptıkları yanlıştan kurtarır.

Hal Halin Yoldaşıdır:  

(Türk) Hayat mücadeleleri, çektikleri sıkıntılar ve geçirdikleri tecrübeler birbirinin aynı olan kimseler daha iyi anlaşırlar. Böylelerinin birbirlerini daha iyi anlamaları tabiidir.

Hala Ayıdayken Derisini Paylaşma:  

(Polonya)

Halkını Özlemeyen Yiğit Olmaz, Yerini Özlemeyen Hayvan Olmaz:  

(Kırgız)

Hamala Semeri Yük Değildir (Olmaz):  

(Türk) İnsana kendi işi ağır gelmez. Çünkü üstlendiği iş ve sorumluluk yaşadığı hayatın tabiî bir sonucudur.

Hamama Giren Terler:  

(Türk) Bir işe girişen kimse, o işin güçlüklerini, sıkıntılarını ve masraflarını göze almalıdır. Çünkü bu işin durumunu, sorumluluğunu kendi isteğiyle kabul etmiştir.

Hamur Yoğurmak İstemeyen, Beş Gün Un Elermiş:  

(Yunan)

Hançer Yarası Bile İyileşir Ama Gönül Yarası İyileşmez:  

(Kürt)

Hangi Gün Vardır Akşam Olmadık:  

(Türk) Gün gibi parlak nice hayatlar vardır ki, onlarda sönüp gitmişlerdir. Bu dünyada şöhret bulan bir gün gelir onu yitirir, iyiliklerde sürgit devam etmez. Gün akşamlıdır, sevinçler ve mutluluklarda öyle.

Hanım Kırarsa Kaza, Halayık Kırarsa Ceza:  

(Türk) Büyük insanlar ya da yönetici durumunda olan kişiler bir hata veya yanlış yaptıklarında bu durum genellikle fazla önemsenmez ve hoş görülür. Ama aynı hatayı buyruk altında çalışan görevliler yaparsa suç olarak kabul edilir ve cezalandırılırlar.

Hapishane Bir Bahçe İçinde de Olsa, Yine Hapishanedir:  

(Arap)

Hapishane Bir Canlının Mezarıdır:  

(Arnavut)

Harama El Uzatılmaz:  

(Türk) Allah (cc) bizi haramlardan uzak durmamız konusunda insanlık tarihinden beri uyarmaktadır. Haram malda ah olduğunu, haram mala el değdiğinde günah işleneceğini herkes bilir. Erdemli ve irfan sahibi kimseler hayatlarını helal ile geçirir, haram mala, haram paraya, haram olan herşeye el değmeden yaşar. Zıtanlamlısı:: Üzümü (Üzümünü) Ye (de), Bağını Sorma

Harama Uçkur Çözülmez:  

(Türk) İnsanlık artık bilgi teknolojileri çağını yaşarken haliyle güçlü birde değişim sürecine girmiş bulunmaktadırlar. Bu değişim örf ve adetlerimize de etki etmektedir. Artık zina yapmak normalmiş gibi görünürken, aslında Allah katında ve gelenek, göreneklerimize göre büyük bir ayıptır. Nikahlı olmayan her kadın erkeklere haram, erkekler ise kadınlara haramdır. Eşanlamlısı:: Güzele Bakmak Sevaptır

Haramın Temeli Olmaz (Haramdan Şifa Olmaz):  

(Türk) Yüce Yaratıcı`nın yasak ettiği yollardan, emeksiz ve haksız olarak bir şeye el atıp sahip olmak haramdır. Bu çeşit kazanç insana ne tat verir, ne de yarar getirir. Kişi o şeyden gereği gibi faydalanamaz, geldiği gibi çabuk gider, hayrını göremez.

Harman Döven Öküzün Ağzı Bağlanmaz:  

(Türk) Harman döven bir öküzün beslenmesi gerekmektedir. Yani işimizi yaptırdığımız kişinin bize kazandırdığı şeylerden yararlanması doğal bir durumdur. Bize hizmet edenlerden verim almak istiyorsak eğer, o kişilere emeklerinin karşılığını vermememiz gerekir.

Harman Dövmek Keçinin İşi Değil:  

(Türk) Hemen her işin bir yapılma biçimi ve ustası vardır. Ağır, önemi büyük işleri öyle herkes yapamaz. Hele bu işler acemi kimselere hiç bırakılamaz. Bu tür işlerden iyi sonuç almak isteyenler, işlerini mutlaka ehline vermelidirler.

Harman Sonu Dervişlerindir:  

(Türk) Alçak gönüllü kişiler, açgözlü insanlar gibi yeme içmeye fazla önem vermezler. Bu yüzden nerede yemek yeniyorsa, herkes yiyip içtikten sonra kalanlarla yetinmesini bilirler.

Harman Yakarım Diyen, Orağa Yetişmemiş:  

(Türk) Bazı kişiler başkalarına kötülük yapmak ister ve kafasında bu kötülüğü planlar. Ancak başkasına zarar veremeden cezasını çeker ve kötülük yapmaya fırsatı kalmaz.

Harman Yel İle, Düğün El İle Olur:  

(Türk) Kişiler hayatlarında yol katedebilmek ve başarabilmek için birçok araç, gereç ve aracıya ihtiyaç duyar. Birtakım koşullar eğer mevcut değilse planlanan hiçbir olay gerçekleşmez yada gerçekleşse bile beklenen durum yaratılamaz. Tıpkı harmanın savrulmasında rüzgarın gerekli olması gibi yada düğün için akraba, eş, dost, hısım yani nice kalabalığın görülmesi gibi. Her durum içinde aynı şekilde gerekli ihtiyaçlar vardır; bunlar olmadan istenen kıvam yakalanamaz.

Harmanda Dirgen Yiyen Sıpa, Yılına Kadar Acısını Unutmaz:  

(Türk) Yaptığı yanlış ve hatalı davranışından dolayı cezalandırılan her kimse çocuk veya yetişkin hiç fark etmeksizin, bu kişiler aldıkları cezayı hiçbir zaman unutmaz ve yaptığı yanlışı bir daha tekrarlamamak için çaba gösterir.

Hasta Ol Benim İçin, Öleyim Senin İçin:  

(Türk) Kişi kendisine yapılan iyilik ve yardımları unutmaz. Kendisi için özveride ve fedakarlıkta bulunan kişiye karşı, zamanı geldiğinde daha büyük iyilikte ve fedakarlıkta bulunur.

Hasta Olan Adama Dünyanın Bütün Zenginlikleri Gelir:  

(Afrika)

Hasta Olmayan, Sağlığın Kadrini (Değerini) Bilmez :  

(Türk) İnsanın sahip olduğu en kıymetli şey sağlığıdır. Ancak sağlığını kaybetmiş bir insan sağlığının değerini anlayamaz. Kişi yalnızca hasta olup ağrılar, acılar içinde kalınca sağlığı kıymete biner. Bu yüzden de o duruma geri düşmemek için sağlığını korumak adına elinden gelen özeni gösterir.

Hasta Sağ Kalırsa Hekime Karşı Gelir:  

(Türk) Büyük uğraşılar ile kurtardığımız nice insanlar kadrimizi, kıymetimizi bilmezler de; sanki durumun kurtarıcısı değil, suçlusu bizmişiz gibi birde bizi azarlarlar! Erdemsiz ve kıymet bilmez insanların karşısındaki iyi niyetli insanlara karşı gösterdiği bu tavır çoğu zaman kalbimizi kırmaya yeter. Ancak bu bize büyük bir tecrübe olur, kişileri tanımamız için fırsat oluşur.

Hasta Yatan Ölmez Eceli Yeten Ölür:  

(Kazak)

Hasta Yatan Ölmez, Eceli Yeten Ölür:  

(Türk) Hasta yatan kişinin durumu ne kadar ağır olursa olsun, ne kadar acılar içinde kıvranırsa kıvransın, eceli gelmeden hayatını kaybetmez. Bir kişinin ölmesi için illaki hasta olmasına gerek yoktur. Eceli gelen her kimse, bu kişi sağlıklı dinç birisi de olabilir o kişi hayatını kaybeder.

Hastalık Dağda Gezmez İnsanlar Arasında Dolaşır:  

(Arnavut)

Hastalık Kantarla Girer, Miskalle Çıkar:  

(Türk) Sağlıklı olan kişiye hastalık aniden hiç beklemediği bir şekilde gelir. Fakat iyileşme süreci bu kadar çabuk sürmez ve vücut kendini yavaş yavaş toparlar.

Hastalık Sağlık Bizim (İnsan) İçin:  

(Türk) Sağlıklı bir insan organizmasında birtakım değişikliklerin ortaya çıkmasıyla fizyolojik görevlerin aksaması, dolayısıyla sağlığın bozulması son derece tabiîdir. Bu sebeple, hasta olmamak için önceden tedbir almalı, her halükârda hastalığa yakalanırsa da bunu büyütmemeli insan.

Hastaya Bakmaktan Hasta Olması Yeğdir:  

(Türk) Ağır bir hastaya bakmak oldukça güçtür ve büyük zahmet gerektiren bir iştir. Bu yüzden bazı kişiler, hastaya bakmaktansa kendilerinin hasta olmasını tercih ederler.

Hastaya Döşek (Yatak) Sorulmaz:  

(Türk) İnsana, çok ihtiyacı olan şeyin ona gerekli olup olmadığı sorulmaz. Çünkü insanlar gereksinim duydukları, ulaşmak için can attıkları şeye karşı aşırı istek duyarlar. Bu yüzden o kişiye gerekli, ihtiyaç duyduğu belli olan şeyler sorulmamalı ve sağlanmalıdır.

Hata İşlemeyen Hiçbir Şey Yapmıyor Demektir:  

(Amerikan)

Hatasız Arkadaş Arayan Yalnız Kalır:  

Eksiksiz, noksansız kişi olmaz, hiç kimse mükemmel değildir. Bu sebeple kusursuz arkadaş aramak boşunadır. Arayan da arkadaşsız kalır. Arkadaş bulmak istiyorsak, insanları kusurları ile kabullenip sevmeliyiz. Arkadaşlarımızı kusurlarıyla birlikte kabul edebilmeliyiz.

WhatsApp