D E N E M E    


Bir Deyim Öğrenelim!

İki Ateş Arasında Kalmak:

1. İki yandan saldırıya uğramak. "İki ateş arasında kaldığımız için, kayıplar verdik." 2- Zor bir durumda karar verememek. "İki ateş arasında kaldım, ne diyeceğimi bilemiyorum."

DEYİM ARAMA


     
Sende Yolla Hata Bildir!



DEYİMLER SÖZLÜĞÜ




Kolu Uzun:  

Gücü yeter, sözü geçer.

Koluna Girmek:  

Kolunu birinin koltuğu altından geçirmek. "Eşinin koluna girmiş, çarşıya doğru gidiyorlardı."

Koluna Kuvvet:  

İş yapan bir kimseye, isteklendirmek, coşturmak için söylenen bir söz. "Koluna kuvvet kardeşim, Allah kolaylık versin."

Kolunda Altın Bileziği Olmak:  

Kazanç sağlayan bir mesleği, sanatı olmak, bileğinde altın bileziği olmak. "Onun kolunda altın bileziği var, aç kalmaz."

Komadan Çıkmak:  

Komaya giren hasta bu durumdan kurtulmak, ölümden dönmek. "Uzun zamandır hala komadan çıkmamış."

Komalık etmek:  

1- Döverek kıpırdamayacak duruma getirmek. "Soyguncular, market sahibini komalık etmiş." "Otobüs şoförünü komalık edinceye kadar dövmüşler." 2- Çok sinirlendirmek. "Şunun konuşmaları, beni komalık ediyor." "Babanı komalık etmek istersen, git her şeyi anlat."

Komalık Olmak:  

Yediği dayaktan sonra kıpırdayamayacak duruma gelmek. "Gözaltında komalık olduğunu söylediler."

Komaya Girmek:  

1- Duyma, anlama ve hareket yeteneklerini yitirerek yarı ölü duruma gelmek, kendinden geçmek. "Ameliyattan sonra komaya girmiş, yoğun bakımdaymış." 2- Kendinden geçecek kadar sinirlenmek, şaşırmak, üzülmek. "Komaya girecek kadar kimlere sinirlendin yine?"

Komiğine Gitmek:  

Gülünç bulmak. "Çocukların garip hareketleri komiğine gitmiş."

Komik Bulmak:  

Gülünç saymak. "Hoş filmdi, gayette komik buldum."

Komplekse Kapılmak:  

Aşağılık duygusu hissetmek. "Yanımda uzun boylu birini görünce komplekse kapılıyorum."

Komplo Kurbanı Olmak:  

Komplo yoluyla zarar görmek, komploya kurban gitmek. "Allah, komplo kurbanı olan masum ve dürüst insanlara yardımcı olsun."

Komploya Kurban Gitmek:  

Komplo yoluyla zarar görmek, komplo kurbanı olmak. "Allah, komploya kurban giden masum ve dürüst insanlara yardımcı olsun."

Komşu Hatırı:  

Komşuluktan ileri gelen, komşular arasında gözetilen sevgi ve saygı. "Komşu hatırı için biraz sessiz olun."

Komşu Kapısı:  

Yakın yer, uzak olmayan yer.

Komşu Kapısı Yapmak:  

Sık gidilen yer hâline getirmek. "Bizim hanım, caddedeki marketleri komşu kapısı yaptı."

Komşu Kapısına Çevirmek:  

Yakın olmadığı ve sık sık uğranılması gerekmediği hâlde bir yere çok sık gitmek. "Komşu kapısına çevirmişler, iki şehir ötedeki ablasına gidiyorlardı."

Komşuluk Hatırı:  

Komşuluktan ileri gelen, komşular arasında gözetilen sevgi ve saygı. "Komşuluk hatırı için biraz sessiz olun."

Kömür Başa Vurmak:  

Kömürün iyi yanmamasından çıkan karbon oksidiyle zehirlenmekten baş ağrımak. "Kömür evdekilerin başına vurmaya başladığında sorunu fark ettiler."

Kömür Gibi:  

Kapkara. "Kömür gibi, siyah bir koç getirdiler."

Kömürcü Çırağına Dönmek:  

Yüzü, üstü başı siyah lekeler içinde kalmak, eli yüzü kapkara olmak. "İki vida sıktık, kömürcü çırağına döndük."

Kona Göçe:  

Yolculukta konaklayarak, geziye zaman zaman ara vererek.

Konak Gibi:  

Büyük ve gösterişli ev. "Nasip olursa gelecek yıl, konak gibi bir ev alacağız."

Konak Yavrusu:  

Konağı andıran ev.

Konar Göçer Yaşamak:  

Göçebe bir hayat sürmek, yerleşik bir hayat düzeni kurmamak, göçerkonar olmak. "Benim atalarım konargöçer yaşarlarmış."

Konargöçer:  

Göçebe bir hayat süren, bir yere sürekli yerleşmeyen (aşiret, oba vb.), göçerkonar. "Benim atalarım konargöçer yaşarlarmış." "Bu kasabada çakılı kalmaktansa, konargöçer bir hayatı tercih ederdim." Doğrusu konargöçer şeklindedir, deyim değil sıfattır.

Konargöçer Yaşamak:  

Göçebe bir hayat sürmek, yerleşik bir hayat düzeni kurmamak, göçerkonar olmak. "Benim atalarım konargöçer yaşarlarmış."

Konferans Çekmek:  

Karşısındakini bıktıracak bir biçimde uzun veya öğüt verircesine konuşmak. "Birkaç şey söyleyeceğim dedi, konferans çekti mübarek."

Konferans Vermek:  

Herhangi bir konuda bilgi verecek biçimde konuşma yapmak. "Çevre konusunda konferans vermek için, Bursa'ya geldim."

Konsantre Olmak:  

1- Düşünceyi, duyguyu, gücü bir noktada toplamak. "TV yüzünden ders çalışmaya konsantre olamıyorum." 2- Bilenmek. "Konsantre olmuş bir şekilde maça çıktılar."

Konser Vermek:  

Dinleyicilere, müzik eserlerini çalmak veya söylemek. "Konser vermek için bu yaz Anadolu'yu gezeceğim."

Kont Gibi:  

Bakımlı ve şık giyinmiş adam. "Mahallede, kont gibi adamlarla gezmeye başladı." , "Bu ne şıklık amca, kont gibi olmuşsun." Kont: 1- Roma imparatorunun danışman olarak seçtiği kimse. 2- Derebeyi. 3- Batı toplumunda erkekler için kullanılan bir soyluluk unvanı.

Kont Gibi Yaşamak:  

Bolluk içinde yaşamak. "Zengin kocaya gitti, şimdi kont gibi yaşıyor." "Hangi insan istemez ki, kont gibi yaşamayı." Kont: 1. Roma imparatorunun danışman olarak seçtiği kimse. 2. Derebeyi. 3. Batı toplumunda erkekler için kullanılan bir soyluluk unvanı.

Kontak Atmak:  

1- Elektrik donanımında karşı uçların birbirine dokunmasıyla elektrik akımı kesilmek. "Arızalı piriz yüzünden kontak atıyor." 2- Dengeyi kaybetmek, sinirlenip olağan dışı davranmak. "Olayı duyunca bende kontak attı, çıkıp arabaya atladım..."

Kontak Kapamak:  

1- Bir taşıtın çalışan motorunu durdurmak için kontak anahtarını çevirerek elektrik devresini kapamak. "Dört saattir, kontak kapamadan yola devam ediyoruz." 2- Bir olayı protesto etmek için sürücüler trafiğe çıkmamak, taşıtlarıyla trafiği engellemek veya bir süre bulunduğu yerde kalıp motoru durdurmak. "İstanbul'da özel otobüs şoförleri, kontak kapamış."

Kontak Kapatmak:  

1- Bir taşıtın çalışan motorunu durdurmak için kontak anahtarını çevirerek elektrik devresini kapamak. "Araba boşa çalışmasın, kontak kapatıp gel." "Kontak kapatıp, yolun açılmasını bekledik." 2- Bir olayı protesto etmek için sürücüler trafiğe çıkmamak, taşıtlarıyla trafiği engellemek veya bir süre bulunduğu yerde kalıp motoru durdurmak. "İstanbul'da özel otobüs şoförleri, kontak kapattı."

Kontak Kurmak:  

Biriyle veya bir olayla bağlantı sağlamak. "Konuyla ilgili olarak, benimle kontak kurabilirsiniz."

Kontra Gitmek:  

Birine zıt gitmek. "Neden bana kontra gitmeye başladığını anlamadım."

Kontrol Altına Almak:  

Bir olayı denetim altına almak. "Yangın kısa sürede, kontrol altına alındı."

Kontrol Altında Olmak:  

Denetlenmek. "Gıda firmaları sürekli kontrol altında olmalı."

Kontrol Altında Tutmak:  

Denetlemek. "Bu sınıfı kontrol altında tutmak çok zor."

Kontrol Etmek:  

Gözden geçirmek, denetlemek.

Kontrpiyede Kalmak:  

1- Futbolda kaleci ters tarafa gitmek veya hamle yapmak. "İkinci golde kaleci kontrpiyede kaldı." 2- Beklediği sonuca ulaşamamak. "Son işimide de kontrpiyede kalmaktan kurtulamadık." 3- Düşüncelerini açıklayamamaktan ötürü zor durumda kalmak. "Kontrpiyede kalmamak için çok dikkatli davrandım."

Konu Komşu:  

Komşular ve yakın çevredekiler. "Annem birden rahatsızlanınca konu komşu eve doldu." "Sakın bu olayı konu komşu duymasın, rezil oluruz." "Konu komşuyu çağırıp mevlit okuttu."

Konuğu Olmak:  

Birine konuk olarak gidip kalmak. "Ünlü yazarlar, belediyemizin konuğu olarak gelmişlerdi."

Konuk Etmek:  

Evinde veya başka bir yerde belirli süre misafir ağırlamak. "Müsait olursanız sizi yazlığımızda da konuk etmek isteriz."

Konuk Gelmek:  

Bir yere veya birinin evine kısa bir süre kalmak için gelmek. "En sevdiğim arkadaşım, habersizce konuk gelmiş, beni çok mutlu etmişti."

Konuk Olmak:  

Bir yerde kısa bir süre ağırlanmak. "Değerli izleyiciler, programımızın bu bölümünde Sapanca'ya konuk oluyoruz."

Konum Atmak:  

Yeryüzünde bir noktanın, enlem ve boylamların yardımıyla bulunan yerini teknolojik cihazlarla bildirmek. "Sen konum at, hemen seni almaya geliyorum."

Konuşmaya Dalmak:  

Başka şeylerle ilişkiyi keserek belli bir konudan söz etmek. "Nermin hanım konuşmaya dalınca, ocaktaki yemeği unutmuştu."

Koparıp Atmak:  

1- Koparmak. "Bahçedeki tüm otları koparıp atmış." 2- İlgisini kesmek, önem vermemek. "Seni kalbimden koparıp atmakta kararlıyım."

Köpeğe Atsan Yemez:  

"Çok kötü (yiyecek)" anlamında kullanılan bir söz. "Köpeğe atsan yemez, bunları bize mi yedireceksin?"

Köpeğe Hoşt, Kediye Pişt Dememek:  

Kendisine zarar verenlerden korunmak için en küçük bir tepkide bulunmamak. "Yarın nasıl olsa gidiyoruz, köpeğe hoşt, kediye pist dememek lazım."

Köpeğin Ağzına Kemik Atmak:  

Karşı gelerek bağırıp çağıran birini susturmak için ona bir çıkar sağlamak. "O köpeğin ağzına bir kemik atmadan kurtulamayacağız."

Köpek Gibi:  

Çok yaltaklanan. "Hatanı anlayıp, bir gün köpek gibi yalvaracaksın."

Köpek Yese Kudurur:  

Çok ağır ve onur kırıcı sözler için söylenen bir söz. "Bu lafları köpek yese kudurur, ağzını açıp tek laf etmiyorsun."

Köpeksiz Köy Bulup Çomaksız Gezmek:  

Kendisine engel olacak, karşı çıkacak kimse olmadığı için istediği gibi davranmak. "Provokatör olduğun belli, köpeksiz köy buldun, çomaksız gezmeye çalışıyorsun."

Köpeksiz Köy Bulup Değneksiz Gezmek:  

Kendisine engel olacak, karşı çıkacak kimse olmadığı için istediği gibi davranmak. "Provokatör olduğun belli, köpeksiz köy buldun, değneksiz gezmeye çalışıyorsun."

Köpeksiz Köyde Değnek Sallamak:  

Kendisine engel olacak, karşı çıkacak kimse olmadığı için istediği gibi davranmak. "Provokatör olduğun belli, köpeksiz köyde değnek sallamaya çalışıyorsun."

Köpeksiz Köyde Deynek Sallamak:  

Kendisine engel olacak, karşı çıkacak kimse olmadığı için istediği gibi davranmak. "Provokatör olduğun belli, köpeksiz köyde deynek sallamaya çalışıyorsun."

Köprü Başı:  

İleride yapılacak iş için dayanak olan şey ya da kişi.

Köprü Kurmak:  

1- Akarsu veya göl vb. üzerinde köprü inşa etmek. "Yeni bir köprü kurmak için çalışmalara başladık." 2- Elleri arkadan yere dayayıp ayak uçlarına basarak vücudu yay gibi germek. "Çok çabalasam da köprü kurmayı başaramadım."

Köprübaşını Tutmak:  

Çok önemli bir mevkiyi ele geçirmek. "Köprübaşını tutmuşlar, kendi adamlarını atamışlar."

Köprüden Geçinceye Kadar Ayıya Dayı Demek:  

İşini yaptırıncaya kadar yardım beklenilen kimseye dil dökmek. "İşini sağlama almak için, köprüden geçinceye kadar ayıya dayı diyeceksin."

Köprüleri Atmak:  

Girişilen, başlanılan bir işten vazgeçmeye ya da geri dönmeye imkânı kalmayacak şekilde kesin bir davranış göstermek; ilişkileri bir daha kurulamayacak biçimde bozmak.

Köprülerin Altından Çok Su Aktı:  

"Zamanla koşullar çok değişti, eski durum kalmadı." anlamında kullanılır. "Artık kimse seni suçlayamaz, köprülerin altından çok su aktı."

Köprülerin Altından Çok Su Geçti:  

"Zamanla koşullar çok değişti, eski durum kalmadı." anlamında kullanılır. "Artık kimse seni suçlayamaz, köprülerin altından çok su geçti."

Köprülerin Altından Çok Sular Aktı:  

"Zamanla koşullar çok değişti, eski durum kalmadı." anlamında kullanılır. "Artık kimse seni suçlayamaz, köprülerin altından çok sular aktı."

Köprülerin Altından Çok Sular Geçti:  

"Zamanla koşullar çok değişti, eski durum kalmadı." anlamında kullanılır. "Artık kimse seni suçlayamaz, köprülerin altından çok sular geçti."

Köprünün Altından Çok Su Aktı:  

"Zamanla koşullar çok değişti, eski durum kalmadı." anlamında kullanılır. "Artık kimse seni suçlayamaz, köprünün altından çok su aktı."

Köprünün Altından Çok Su Geçti:  

"Zamanla koşullar çok değişti, eski durum kalmadı." anlamında kullanılır. "Artık kimse seni suçlayamaz, köprünün altından çok su geçti."

Köprünün Altından Çok Sular Aktı:  

"Zamanla koşullar çok değişti, eski durum kalmadı." anlamında kullanılır. "Artık kimse seni suçlayamaz, köprünün altından çok sular aktı."

Köprünün Altından Çok Sular Geçti:  

"Zamanla koşullar çok değişti, eski durum kalmadı." anlamında kullanılır. "Artık kimse seni suçlayamaz, köprünün altından çok sular geçti."

Köprüyü Geçinceye Kadar Ayıya Dayı Demek:  

Bir işin ya da sorunun çözümlenmesi için, o işle ilgili ama değersiz kişilere, sorun çözülünceye kadar iltifat etmek durumunda kalmak. Geçici süre yalakalık yapmak. "İşini sağlama almak için, köprüyü geçinceye kadar ayıya dayı diyeceksin."

Köpük Gibi:  

Beyaz, hafif ve köpük görünümlü. "Denizin üzerinde köpük gibi birikintiler oluşmuş."

Kopup Gelmek:  

Uzak bir yerden ayrılarak gelmek. "Kulaklarımda derinlerden kopup gelen bir çınlama var."

Kopya Çekmek:  

Genellikle yazılı sınavlarda soruları cevaplamak için bir kaynağa gizlice bakmak. "Çalışkan biri olduğumdan, kopya çektiğimi pek hatırlamıyorum."

Kopya Vermek:  

Sınavda sorulara cevap vermesi için bir kimseye gizlice yardımda bulunmak. "Betül, bana biraz kopya versene."

Kör Boğaz:  

Doymak bilmez mide. "Sende nasıl bir kör boğaz var, inan şaşıyorum."

Kör Değneğini Beller Gibi:  

Bir değişiklik, yenilik düşünmeden, hep aynı biçimde davrananların durumunu anlatmak için kullanılır.

Kor Dökmek:  

Yanınca dayanıklı kor durumuna girmek. "Ateş kor dökmeye başladı."

Kör Dövüşü:  

Sonuç alınamayacak ve birbirini engelleyecek biçimde, bir birinden habersiz düzensiz ve uyumsuz çabalama. "Bu kör dövüşü daha ne kadar devam edecek arkadaşlar?"

Kor Gibi:  

Kıpkırmızı, ateş gibi. "Dudaklarına, kor gibi bir ruj sürmüştü."

Kor Gibi Yanmak:  

1- Çok parlamak. "Kor gibi yanan bir ışık aydınlattı odayı." 2- Büyük üzüntü çekmek. "Yokluğun içimi kor gibi yakar, kimse söndüremez."

Kör Işık:  

Az ışık.

Kör İtin Öldüğü Yer:  

Çok uzakta olan yer. "Kör itin öldüğü yer orası, yürüyerek gidemem."

Kör Kadı:  

Sözünü esirgemeyen; doğru bildiğini hatır gönül dinlemeden her yerde, herkesin yüzüne karşı söyleyen. "Kör kadı gibi her şeyi söyleyip gitti."

Kör Kandil:  

Aşırı derecede sarhoş. "Dün gece ikisi de kör kandil eve geldi."

Kör Kör Parmağım Gözüne:  

"Çok belli, göze batacak kadar ortada, bunu görmemek için kör olmak gerek." anlamında kullanılan bir söz. "Şu kalemi görmüyor musun? Kör kör parmağım gözüne."

Kör Kurşun:  

Bir başkasına veya hedef gözetilmeksizin atıldığı hâlde başka bir kimsenin ölmesine veya yaralanmasına neden olan kurşun, serseri kurşun. "Zavallı Fikret, bir kör kurşuna hedef oldu."

Kör Kurttan Bile Vazgeçmemek:  

En küçük varlığı bile hor görmeden korumak. "Kör kurttan bile vazgeçmeden, hayvanların yaşam hakkına saygılı olun."

Kör Kütük:  

Kendini bilmeyecek derecede (sarhoş). "Kör kütük sarhoş olmuştu."

Kör Kuyu:  

Suyu kurumuş, su çıkmayan, susuz kuyu.

Kör Nişancılık:  

Hedefi, iyi nişan almasını bilerek değil, rastlantı ile vurma.

Kör Olası:  

"Gözleri görmez olsun." anlamında bir ilenme sözü. "Kör olası hırsız, tüm paraları çalmış."

Kör Olasıca:  

"Gözleri görmez olsun." anlamında bir ilenme sözü. "Kör olasıca hırsız, tüm paraları çalmış."

Kör Olmayasıca:  

Aslında sevilmeyen birine ilenme olarak söylenen "kör olasıca" deyiminin değişmiş halidir. Sevilen kişiye kızgınlık ifade edilirken, aynı zamanda bir zarar görmemesi içinde temennide bulunulur. "Kör olmayasıca çocuk, yine beni sinir etti."

Kör Olsun:  

"Gözleri görmez olsun." anlamında bir ilenme sözü. "Kör olsun pis hırsız, tüm paraları çalmış."

Kör Şeytandan Bulmak:  

Kaderi kötü olmak. "Bu dedikoduyu çıkaranlar, kör şeytandan bulsunlar."

Kör Şeytanın İşi Yok:  

Hep aksilikle karşılaşan kişiler tarafından sitem yollu olarak kullanılır. "Kör şeytanın işi yok, bizim ilişkimize musallat oluyor."

WhatsApp