D E N E M E    


Bir Deyim Öğrenelim!

Kulağına Küpe Etmek:

Başına gelen bir işten, gördüğü olaydan ders alıp hiç unutmamak. "Umarım bu olayı kulağına küpe edersin de aynı hataya bir daha düşmezsin."

DEYİM ARAMA


     
Sende Yolla Hata Bildir!



DEYİMLER SÖZLÜĞÜ




Kadir Kıymet Bilmemek:  

İyilik yapan birinin kıymetini bilmemek, nankörlük etmek, vefa göstermemek. "Kadir kıymet bilmediği için şimdi aç açıkta kaldı."

Kadirbilir Olmak:  

Değeri olan şeyleri korumak, değerli kimseleri saymak. "Kadirbilir olmadığın için çok şey kaybediyorsun."

Kadirbilmez Olmak:  

Değeri olan şeyleri korumamak, değerli kimseleri saymamak. "Kadirbilmez olduğun için çok şey kaybediyorsun."

Kadirşinas:  

Değeri olan şeyleri, kimseleri koruyan veya sayan, iyilikbilir, kadirbilir, değerbilir (kimse) "Kadirşinas bir baban var, çok şanslısın."

Kadri Bilinmemek:  

Kıymeti bilinmemek, değeri anlaşılamamak.

Kadrini Anlamak:  

Değerinin farkına varmak. "Gençliğinin kadrini yaşlandığında daha iyi anlarsın."

Kadrini Bilmek:  

Değerini bilmek, yararlanmak. "Çok güzel bir okuldasın, bunun kadrini bilmelisin."

Kadro Almak:  

Bir kurum veya kuruluşta resmi olarak işe başlamak. "Sınavda başarılı olunca biz de kadro aldık."

Kadroya Geçmek:  

Bir kurum veya kuruluşta kadro almak. "Kadroya geçmek için başvuru yaptık."

Kadük Kalmak:  

1- Değerini yitirmek. "Bu zamanda bu işler artık kadük kaldı." 2- Yasama meclisinin değişmesi ile önceden sunulan yasa tasarıları değerini yitirmek. "Bu tasarı, kadük kalan eski tasarılar için de de vardı."

Kadük Olmak:  

1- Değerini yitirmek. "Bu zamanda bu işler artık kadük oldu." 2- Yasama meclisinin değişmesi ile önceden sunulan yasa tasarıları değerini yitirmek. "Bu tasarı, kadük olan eski tasarılar için de de vardı."

Kafa Açmak:  

Bir kimseyi aydınlatmak, bilgilendirmek. "Ben kafanızı açmaya çalışıyorum ancak siz söylediklerimi umursamıyorsunuz."

Kafa Atmak:  

Kavga sırasında karşıdakinin yüzüne, sert ve şiddetli bir biçimde kafayla vurmak. "Kavgada kafa atmak suretiyle burnunu kırmış."

Kafa Basmak:  

Aklı, zekâsı yerinde olmak, bir konu üzerinde iyi düşünebilir olmak. "Bu konulara sadece onun kafa basar."

Kafa Bulmak:  

Alay etmek. "Çocukla kafa bulmayın, sonra inanır gider babasına söyler."

Kafa Çekmek:  

Alkollü içki içmek. "Kafa çekmek için kendisine yandaş arıyordu."

Kafa Cilalamak:  

İçki içmek. "Kafa cilalamak için fırsat kolluyor."

Kafa Dağıtmak:  

Sıkıntıyı gidermek, üzüntüyü yok etmeye çalışmak. "Sahile kafa dağıtmak için inmiş olmalı."

Kafa Dengi:  

Davranışları, anlayışları, dünya görüşleri birbirine uymuş kimselerden her biri. ”Kafa dengi bir arkadaşa öylesine ihtiyacım var ki.”

Kafa Dinlemek:  

1- Zihni yoran sorunlardan bir süreliğine uzaklaşmak. "Kafa dinlemek üzere tatile çıkmıştı." 2- Sessiz, sakin kalmak. "Bu hafta sonu kafa dinlemek için pikniğe gidelim."

Kafa Dinlendirmek:  

Tasa veya zihni yoran sorunlardan kendini uzaklaştırmak. "Kafa dinlendirmek için hafta sonlarında bahçeye gidiyorum."

Kafa Eskitmek:  

Zihni yoran sorunlarla sürekli uğraşmak. "İki gündür ithalat işlemleri için kafa eskitiyorum."

Kafa Göz Yarmak:  

Beceriksizce davranmak. "Kafa göz yararak işi bitirmeye çalışıyordu."

Kafa İzni:  

Sıkıldığı için işe ara vermek, kendini rahatlatmak, dinlenmek. "İki gün kafa iznine çıkıyorum, soran olursa yokum."

Kafa Kafaya Gelmek:  

1- Otomobillerin çarpışmasına ramak kalması. "Komşunun arabayla köşede kafa kafaya geldik." 2- Bir kimseye meydan okumak. "Onun arkası sağlamdır, onunla kafa kafaya gelmek istemem."

Kafa Kafaya Vermek:  

1- Birkaç kişinin birbirlerinin düşüncesinden yararlanmak amacıyla toplanıp bir konuyu görüşmeleri, dayanışmaları anlamını taşır. "Kafa kafaya verip soruları çözdük." 2- İki veya birkaç kişi bir kenara çekilip konuşmak. "Beş altı çocuk, kafa kafaya vermiş maç muhabbeti yapıyordu."

Kafa Kâğıdı:  

Nüfus kâğıdı. "Kafa kâğıdımı evde unuttum."

Kafa Kalmamak:  

Zihin yorularak çalışmaz olmak. "Ders çalışmaktan bende kafa kalmadı."

Kafa Karıştırmak:  

Önceki düşüncelerini altüst etmek. "Hükumetten yapılan açıklamalar, kafaları karıştırmaya devam ediyor."

Kafa Patlatmak:  

Bir konu üzerinde pek çok düşünmek, zihin yormak. ”Bu makine üzerinde az kafa yormamışsın, öyle karışık ki.”

Kafa Sallamak:  

1- İkaz etmek için başını iki yana veya öne arkaya hafifçe eğmek. "Tüm tekliflerime kafa salladı, ne hali varsa görsün." 2- Baş sallamak, karşısındakinin her sözünü uygun bulur görünmek. "Fark ettiyseniz, söylediklerimi onaylarcasına kafa sallıyordu." 3- Doğru veya yanlış her şeye evet demek. "Her şeye kafa sallamaktan bir gün başın belaya girecek."

Kafa Şişirmek:  

Gürültü veya gevezelikle bir kimseyi tedirgin etmek. "Müziği son ses açmış, kafamı şişirmeye devam ediyor."

Kafa Tutmak:  

Karşı gelmek, direnmek, boyun eğmemek. ”Her önüne gelene kafa tutmakla bir yere varacağını mı sanıyorsun?”

Kafa Tutmamak:  

Karşı gelmemek, direnmemek, boyun eğmek. "Haksız olduğun bir konuda arkadaşına kafa tutmaman gerekirdi."

Kafa Ütülemek:  

Çok laf edip tedirgin etmek. "Bir saattir kafa ütülemekten başka bir şey yapmıyor."

Kafa Yapmak:  

Dalga geçmek. "Deden yaşında insanla kafa yapmaya utanmıyor musun?"

Kafa Yok:  

"Akıl, düşünce yok." anlamında kullanılan bir söz. "Yemin ediyorum bu kızda kafa yok!"

Kafa Yormak:  

Bir konu üzerinde pek çok düşünmek, zihin yormak. "Bu sorular oldukça zor, biraz kafa yormak gerekiyor."

Kafadan Atmak:  

Bir konu üzerinde inceleme yapmadan, rast gele konuşmak. ”Derse hiç çalışmadığın belli, öyle kafadan atıyorsun ki…”

Kafadan Bacaklı:  

1- Çılgın ve deli. "Bırak şu kafadan bacaklıyı, onun sağı solu belli olmaz." 2- Tuhaf fikirleri olan kimse. "Ne kafadan bacaklı adamcım Samet, bu hiç bizim aklımıza gelmedi."

Kafadan Gayrimüsellah:  

Akılsız, aklında bozukluk olan.

Kafadan Kontak:  

Düşüncesiz, delice işler yapan, aklı kıt. ”Bırak şu elindeki baltayı, kafadan kontak mısın nesin?”

Kafadan Sakat:  

Akılsız, delice işler yapan kimseler için söylenir. "Neden böyle yapıyorsun, sen kafadan sakat mısın?"

Kafadan Sallamak:  

Bilgisi olmadığı hâlde bir konu üzerinde gelişigüzel konuşmak. "Derse hiç çalışmadığın belli, öyle kafadan sallıyorsun ki..."

Kafakola Almak:  

1- Güreşte kafa ve kolu birlikte kavrayarak rakibi çevirmek. "Rakibini kafakola alıp çevirmeye çalışıyor." 2- Etkisi altına alıp kandırmak. "Manavı da kafakola alıp maça götürmüşler."

Kafası Almamak:  

1- Anlayıp kavrayamamak. 2- Zihin yorgunluğundan ötürü anlayamaz olmak. 3- Olabileceğine inanmamak. ”Boşuna nefes tüketme, kafası almaz onun.”

Kafası Atmak:  

Bir durum karşısında birden öfkelenmek, çok sinirlenmek. "Hakaret etmeye başlayınca benim de kafam attı."

Kafası Basmak:  

Aklı, zekâsı yerinde olmak, bir konu üzerinde iyi düşünebilir olmak. "Bu konulara sadece onun kafası basar."

Kafası Basmamak:  

Anlamamak, aklı ermemek. "Akıllı telefonlara dedemin kafası basmaz."

Kafası Bozulmak:  

İstediği gibi gelişmeyen bir duruma canı sıkılmak, kızmak. "Arkadaşının davranışına kafası bozulmuştu."

Kafası Bulanmak:  

Bir olay karşısında aklı karışmak, anlayamaz, kavrayamaz duruma gelmek. "Öğrencilerin kafası bulanmaya başlayınca, öğretmen konuyu baştan anlatmaya karar verdi. "

Kafası Çalışmak:  

Bir konu üzerinde iyi düşünebilmek. "Özellikle matematiğe kafası çalışırdı."

Kafası Dolmak:  

Zihninde çeşitli konular birikmek. "Kafam şu an çok dolu, bu konuyu yarın konuşalım."

Kafası Dönmek:  

1- Sıkışık bir durumda sersemlemek. "Düğünde kafamız döndü, ne yapacağımızı şaşırdık." 2- Kızıp öfkelenmek. "Daha fazla konuşup kafamı döndürme!"

Kafası Dumanlanmak:  

1- Çok dalgın olmak. "Bazı sıkıntılarım var, kafam bu günlerde dumanlı." 2- Sarhoş olmak. "Kafası dumanlanınca, saçmalamaya başladı." 3- Esrar içmiş olmak. "Parkta baygın bulduk, kafası dumanlanmış sanırım."

Kafası Dumanlı:  

Hafif sarhoş.

Kafası Durmak:  

Zihni çok yorulduğundan ya da bir şeye çok şaşırdığından düşünemez olmak. "Her şey allak bullak oldu, kafam durdu şu an. Ne yapacağız?"

Kafası Düzelmek:  

Doğruyu ve iyiyi bulmak. "Kafasını düzeltmek için epey çaba sarf ettik."

Kafası İle Oynamak:  

Takım sporlarında arkadaşlarının durumunu göz önünde tutup en iyi fırsatı değerlendirerek bedenini fazla yormadan oynamak. "Oyuncuda fizik yok ama, kafası ile mükemmel oynuyor."

Kafası İşlemek (çalışmak):  

Bir konu üzerinde kavrayışı çok iyi olmak, akıl ve zekâsı yerinde olmak. "Matematiğe kafası işleyen biri, o çözer bu soruyu."

Kafası Karışmak:  

Önceki bilgi ve düşünceleri altüst olmak. "Diğer çözüm yöntemini anlatmayacağım, kafanız karışmasın."

Kafası Kazan Gibi Olmak:  

1- Zihni yorulmak. 2- Gürültülü, patırtılı şeyler dinlemekten rahatsız olmak, yorgunluk duymak. ”Kesin artık şu makinenin sesini, kafam kazan gibi oldu.”

Kafası Kazan Gibi Şişmek:  

Çok gürültü veren şeyler dinlemekten zihni yorulmak.

Kafası Kazan Olmak:  

1- Zihni yorulmak. "Sınava çalışmaktan kafam kazan oldu." 2- Gürültülü, patırtılı şeyler dinlemekten rahatsız olmak, yorgunluk duymak. "Kesin artık şu makinenin sesini, kafam kazan oldu."

Kafası Kızmak:  

Çok öfkelenip sinirlenmek. ”Kafamı kızdırmadan çekip gidin buradan.”

Kafası Sarmamak:  

Anlamamak, aklı ermemek. "Akıllı telefonlara dedemin kafası sarmaz."

Kafası Sersem Sepet Olmak:  

Gürültü ve uğultudan zihni yorulmuş olmak. "Sürekli makinenin başındayım, kafam sersem sepet oldu."

Kafası Şişmek:  

1- Zihni yorulmak. Kavrayış ve düşünce gücü zayıflamak. "Akşama kadar dosyaları okumaktan kafam şişti." 2- Aşırı gürültüden rahatsız olmak. "Çocuklar kafamı şişirdiniz, biraz sessiz olun lütfen."

Kafası Takılmak:  

Zihni bir şeyle sürekli olarak uğraşmak. "Arkadaşların kafası son soruya takılmış, tekrar anlatır mısınız?"

Kafası Taşa Çarpmak:  

Yaptığının kötü sonucuna uğramak, cezasını bulmak.

Kafası Yerinde Olmamak:  

1- O anda kafası çok yorgun olmak. 2- Başka şeyler düşündüğünden, o anda konuşulana hemen intibak edememek. ”Kusura bakmayın, ne söylediğinizi anlayamadım, kafam yerinde değildi de.”

Kafası Yerine Gelmek:  

Kendini toparlamak, kendine gelmek. "İki saat uyudum, kafam yerine geldi."

Kafasına Dank Demek:  

Çoktandır anlayamadığı bir meseleyi bir olay sebebiyle birden bire kavramak, doğruyu yakalamak. "Artık kafana dank demiştir, sınava çalışmazsan zayıf alırsın."

Kafasına Dank Etmek:  

Çoktandır anlayamadığı bir meseleyi bir olay sebebiyle birden bire kavramak, doğruyu yakalamak.

Kafasına Estiği Gibi:  

Sadece kendi düşünce ve isteklerine göre. "Akıl vereni çok, yoksa kafasına estiği gibi bu işi yapamazdı."

Kafasına Geçirmek:  

1- Başına giymek. "Şapkayı kafasına geçirmeden sahneye çıkmazdı." 2- Bir şeyi öfke ile birisinin başına vurmak. "Öfkeyle cetveli arkadaşının kafasına geçirdi."

Kafasına Girmek:  

1- Bir düşünce aklına uygun gelmek. "Benim kafama girse, sizden önce satış yapalım diyeceğim." 2- Birini bir iş yapmaya kandırmak. "Patronun kafasına girersek bu şirketle çalışabiliriz."

Kafasına Girmemek:  

Anlayamamak, kavrayamamak. "Kaç kez anlattım, ama kafasına girmiyor işte."

Kafasına Göre:  

İstediği gibi. "Kafasına göre kimse gelip buraya çöp dökemez."

Kafasına Koymak:  

Bir şeyi yapmaya kararlı olup zamanını beklemek. ”Yarın onunla görüşmeyi kafama koydum.”

Kafasına Sığmamak:  

Akıl erdirememek. "Bilgisayarın çalışma sistemi kafama sığmıyor."

Kafasına Söz Girmemek:  

1- Çok aptal veya inatçı olmak. "Sürekli söylüyorum, ama şu çocuğun kafasına söz girmiyor." 2- Önemsememek. "Bu konuda kafasına söz girmez."

Kafasına Takılmak:  

Zihni bir şeyle sürekli olarak uğraşmak. "Son soruya arkadaşların kafasına takılmış, tekrar anlatır mısınız?"

Kafasına Takmak:  

Sürekli bir şeyi düşünmek, zihnini devamlı o şeyle meşgul etmek. "Annem, yeni arkadaşımı kafasına takmış, sürekli onunla ilgili sorular soruyor."

Kafasına Uymak:  

1- Bir düşünce veya görüşün kendi düşünceleri ile uyuşması. "O tamamen sol görüşlü, ben sağ görüşlüyüm, kafalarımız uyumuyor." 2- Bir kişi ile her yönden anlaşmak, ortak hareket edebilmek. "Üç aydır kafasına uygun bir arkadaş bulamadı."

Kafasına Vur, Ekmeğini Elinden Al:  

Pek sessiz, gücü bir şeye yetmeyen, pısırık, miskin kimseleri nitelemek için söylenir. "Öyle bir insan ki kafasına vur, ekmeğini elinden al."

Kafasına Vur, Lokmasını Ağzından Al:  

Pek sessiz, gücü bir şeye yetmeyen, pısırık, miskin kimseleri nitelemek için söylenir. "Öyle bir insan ki kafasına vur, lokmasını ağzından al."

Kafasına Vura Vura:  

İstekli olup olmadığına bakmaksızın, zorla, kaba kuvvetle. "Kafasına vura vura soruları çözdürdü çocuğa."

Kafasına Vurmak:  

1- İçki, gaz veya sıcak baş ağrısı yapmak. "Kafam çatlayacak gibi, sanırım içtiklerim kafama vurdu." 2- Dayanamaz olmak. "Açlık kafama vurdu, ben bir şeyler yiyeceğim." "Belli ki bekârlık kafasına vurmuş." 3- Ne yapacağını bilemez hâle gelmek "Saçmalamaya başladın, sıkıntılar kafana vurdu galiba."

Kafasında Şimşek Çakmak:  

1- Çok üzülmek, sarsılmak. "Kaza haberiyle kafasında şimşekler çaktı, birden ağlamaya başladı." 2- Zihninde birden bir düşünce doğmak. "Umarım verdiğim bilgiler ışığında, birilerinin kafasında şimşek çakar."

Kafasında Tutmak:  

Bir şeyi unutmamak, aklında tutmak. "Söylediğim numarayı kafanda tutmaya çalış."

Kafasından Aşağı Kaynar Su Dökülmek:  

Hiç ummadığı bir durum karşısında vücudunu ter basmak, ürpermek, derin bir üzüntüye kapılmak, sıkıntı içinde kalmak. "Evlilik için hayır cevabını alınca, kafasından aşağı kaynar su döküldü."

Kafasından Aşağı Kaynar Sular Dökülmek:  

Hiç ummadığı bir durum karşısında vücudunu ter basmak, ürpermek, derin bir üzüntüye kapılmak, sıkıntı içinde kalmak. "Evlilik için hayır cevabını alınca, kafasından aşağı kaynar sular döküldü."

Kafasından Aşağıya Kaynar Su Dökülmek:  

Hiç ummadığı bir durum karşısında vücudunu ter basmak, ürpermek, derin bir üzüntüye kapılmak, sıkıntı içinde kalmak. "Evlilik için hayır cevabını alınca, kafasından aşağıya kaynar su döküldü."

Kafasından Aşağıya Kaynar Sular Dökülmek:  

Hiç ummadığı bir durum karşısında vücudunu ter basmak, ürpermek, derin bir üzüntüye kapılmak, sıkıntı içinde kalmak. "Evlilik için hayır cevabını alınca, kafasından aşağıya kaynar sular döküldü."

Kafasından Atmak:  

Bir şeyi unutmak veya ondan vazgeçmek. "Yeni telefon alma hayalini kafasından atsın."

Kafasından Çıkarmak:  

Bir şeyi unutmak veya ondan vazgeçmek. "Yeni telefon alma hayalini kafasından çıkarsın."

Kafasından Geçirmek:  

Belli belirsiz düşünmek. "Böyle bir işe para yatırmayı kafamdan geçirmiştim."

Kafasından Kaynar Su Dökülmek:  

Hiç ummadığı bir durum karşısında vücudunu ter basmak, ürpermek, derin bir üzüntüye kapılmak, sıkıntı içinde kalmak. "Evlilik için hayır cevabını alınca, kafasından kaynar su döküldü."

Kafasından Kaynar Sular Dökülmek:  

Hiç ummadığı bir durum karşısında vücudunu ter basmak, ürpermek, derin bir üzüntüye kapılmak, sıkıntı içinde kalmak. "Evlilik için hayır cevabını alınca, kafasından kaynar sular döküldü."

WhatsApp