D E N E M E    


Bir Atasözü Öğrenelim!

Diken Battığı Yerden Çıkar:

(Türk) Bir kişi zarara uğradıysa bu zararın nedenini ve bu ondan kurtulmanın yöntemini bilir. Kurtulmaya da aynı yöntemleri kullanarak çalışır. Zarar hangi yönden geldiyse o yönden giderilir.

ATASÖZÜ ARAMA


       
Sende Yolla Hata Bildir!



ATASÖZLERİ SÖZLÜĞÜ




Kim Babasını Ve Annesini Dinlemiyorsa, Köpeklerin Postunu Dinliyordur:  

(Polonya)

Kim Kıskanırsa Kördür, Kim Nefret Ederse Sağırdır, Kim Kızarsa Topaldır, Yalnızca Kim Severse Onun Herşeyi Tamamdır:  

(Yunan)

Kim Ne Yaparsa Kendine Yapar:  

(Bulgar)

Kim Verir Ve Sonra Onu Geri Alırsa, Cehenneme Geri Gider:  

(Polonya)

Kim Yaptı Demezler, Kim Söyledi Derler:  

(Kürt)

Kimi İnsan, Öldüğünde Yalnız Ölür. Kimi İnsan da Öldüğünde Alem Ölür:  

(Çin)

Kimi Köprü Bulamaz Geçmeye, Kimi Su Bulamaz İçmeye:  

(Türk) Hayat sıkıntılarla, çelişkilerle doludur. Buna bir de insanların nasipleri arasındaki tutarsızlıklar eklenince hayat daha da çekilmez olur. Kimileri bolca bulurken, kimileri hiç bulamaz. Bu da toplumu kargaşaya sürükler. Gerekli olan şey dengeyi sağlamaktır.

Kimin Sabrı Varsa Dünya Onundur:  

(İtalyan)

Kimine Hay Hay, Kimine Vay Vay:  

(Türk) Bazı kişiler çıkar sağlamak için veya yüksek konumda olan kişilerin işlerini hemen yapar. Fakat kendilerinden daha alt konumdaki kişilerin işlerini zorlaştırır ve yardımcı olmazlar. Bu yüzden iyi durumda olanlar işlerini hemen halleder, diğerleri ise sıkıntı içine düşer.

Kiminin Parası, Kiminin Duası:  

(Türk) Öyle işler vardır ki, kiminden para, kiminden de dua alınarak yürütülür. Bu dünyada para kadar dua da önemlidir. Canı gönülden yapılan duanın önemi büyüktür.

Kimse Ayranım (Yoğurdum) Ekşi Demez:  

(Türk) Herkes sattığı malı; kendi işini, tutumunu ve davranışını över. Kendine yönelik eleştiriler yapılsa da aldırmaz, kusur kabul etmez, o methe devam eder.

Kimse Bilmez, Kim Kazana Kim Yiye:  

(Türk) İnsanlar çalışır ve çabalarının sonucu para kazanır. Bu kazancı kendi ve ailesinin geleceği için biriktirir, yatırım yapar. Ancak gün gelir ki bu parayı yemek ne kendisine nasip olur ne de ailesine. Allah nasip etmedikçe parayı kullanmak mümkün olmaz. Hiç akla gelmeyen kişiler bu mallara sahip olabilir.

Kimse Boğulma İhtimalinden Dolayı Yemek Yemeyi Bırakmaz:  

(Çin)

Kimse Kendi Ayıbını Görmez:  

(Türk) İnsanlar genellikle kendisini değil, başka insanları eleştirir. Ama unutulmamalıdır ki şu hayatta kusursuz insan yoktur. Bu yüzden kişi bir başkasını eleştirmeden önce kendisi üzerinde düşünmeli ve öz eleştiri yapabilmelidir.

Kimse Kimsenin Çukurunu Dolduramaz:  

(Türk) Dünyaya gelen her canlı yaşar ve ölür. Bu duruma engel olmak gibi bir gücümüz yoktur. Aynı şekilde biri yaşamını yitirdiğinde, keşke onun yerine ben ölseydim gibi cümlelerin söylenmesi doğru olmaz. Kimse kimsenin yerine ölemez.

Kimse Kimsenin Kısmetini Yemez:  

(Türk) Herkesin kendine göre bir kısmeti vardır. Kimi zaman bir ailede yemek kalmışsa veya bir başkasına ayrılmışsa, eve misafir gelince ona ikram edilir. Ama bu misafir başkasının kısmetini yemiş olmaz, demek ki ona kısmetmiş. Bu hayatta herkes kendi kısmetini yer.

Kimseden Kimseye Hayır Yok (Gelmez):  

(Türk) İnsan, yapacağı işte başkasının yardımına güvenirse, hayal kırıklığına uğrar. Bu bakımdan bir işe girerken kendine dayanmalı, kendi gücüne güvenmelidir.

Kimsenin Ahı Kimsede Kalmaz:  

(Türk) Güçlü bir kimsenin dine, yasaya veya vicdana aykırı olarak başkasını uğrattığı kötü durum, kıyım, acımasızlık, haksızlık ve cefa asla karşılıksız kalmaz. Zalimler, er veya geç zulme uğrayanların âhını, bedduasını alırlar ve perişan olurlar.

Kimsenin Çırası Tana Kadar Yanmaz:  

(Türk) Hayatta kimi insanlar çok mutlu kimi insanlar ise kötü yaşamlar sürer. Ama bu durum her iki tür yaşam için de sonsuza kadar geçerli değildir. Bazı insanlar belirli bir dönemde çok yükselir ve parlak bir dönem yaşarlar. Ancak bu durumun elbet bir sonu vardır.

Kimsenin Ettiği Yanına Kalmaz:  

(Türk) İnsanlar bu hayatta ne ekerse onu biçer. Kötülük yapan insanlar, yaptığı davranışların karşılığını yine kötü bir şekilde alır. Hemen karşılığını görmese bile er ya da geç cezasını çeker. Kimse yaptığı bir davranışın karşılığı olmayacağını düşünmemeli ve ona göre hareket etmelidir.

Kimsesizlikten Tekeyi Bile Adamdan Saydı:  

(Kürt)

Kimseye İyi Deme. Kötü Çıkar, Mahcup Olursun:  

(Zazaca)

Kır Atın Yanında Duran Ya Huyundan Ya Suyundan:  

(Türk) Kişi, kiminle arkadaşlık ederse, ondan etkilenir; onun alışkanlıklarına, düşüncelerine eğilim duyar; huyunu, gidişini kapar.

Kırk Gün Taban Eti, Bir Gün Av Eti:  

(Türk) Avcılar bir av için günlerce dere, tepe, dağ, taş demeden gezeler ve avlarına odaklanırlar. Ancak avlanmak kolay bir iş olmadığı için fazla güç ve çaba sarf ederler. Bunca uğraşıya rağmen de nadiren av yakalayıp, büyük bir keyifle yerler.

Kırk Hırsız Bir Çıplağı Soyamamış:  

(Türk) Hayatını, çalışmadan başkalarından elde ederek yaşamaya alışmış, çıkarcı ve kurnaz kişiler bu özelliklerine rağmen verecek hiçbir şeyi ve parası olmayan kimselerden bir şey elde edemezler. Yani kişi ne kadar becerikli olsa bile gücünün yetmediği, imkansız bir işi başaramaz.

Kırk Serçeden Bir Kaz İyi:  

(Türk) Bir kazın eti, kırk serçenin etinden daha büyüktür. Aynı şekilde kırk tane küçük işle uğraşacağına, bir tane bunlara eş değer büyük bir işle uğraşmak daha mantıklıdır.

Kırk Yılda Bir Ölet Olur, Eceli Gelen Ölür:  

(Türk) Allah'ın insanlara biçtiği ömrü kimse bilemez ve değiştiremez. Salgın hastalıklar da yayılsa, büyük felaketler başa da gelse, eceli gelmeyen insan ölmez. Böyle zamanlarda ölen kişinin ömrü bu kadardır, eceli gelmiştir.

Kırk Yıllık Kâni, Olur mu Yani:  

(Türk) İyi alışkanlıklar edinmiş ve bunu uzun yıllar sürdürmüş kişi, kolay kolay bu yapısından vazgeçip de kötülük edemez.

Kırkından Sonra Azanı Teneşir Paklar:  

(Türk) Yaşlandıktan sonra yaşına uymayan davranışlarda bulunan, ahlâksız bir yola sapan, kötü işlere bulaşan insanları doğru yola getirmek çok zordur. Bu gibi kimselerin sonu da iyi değildir.

Kırkından Sonra Saza Başlayan Kıyamette Çalar :  

(Türk) İnsan yaşlandıktan sonra iş kurmaya veya bir şey öğrenmeye çalışırsa başarmak pek mümkün olmaz. Her işin yapılması için belirli bir zamanı vardır. Kişi zamanında akıl etmeyip, yaşlanınca bir şeyler yapmaya kalkarsa buna ömrü yetmez.

Kırlangıcın Zararını Biberciden Sor:  

(Türk) Toplumda zararsız olarak nitelendirdiğimiz, bu şekilde tanınan insanlar vardır. Ancak bu kişilerin de düşkün oldukları veya zarar verebilecekleri bazı şeyler de olabilir. Bunu da en iyi zarar gören kişi bilebilir.

Kış Güneşine, Kadın Gülüşüne İnan Olmaz:  

(Bulgar)

Kış Kış Gerek, Yaz Yaz:  

(Türk) Yeryüzünde bir düzen mevcuttur. Her mevsimin kendine özel özellikleri vardır. Kışın, yağmur yağmalı, kar yağmalı ve ekinler yeşermelidir. Yazın ise güneş açmalı, havalar ısınmalı ve meyveler sebzeler yetişmelidir. Eğer bu düzen bozulursa, yeryüzünde yaşayan tüm canlılar ciddi bir sorunla karşı karşıya kalabilir.

Kış Kışlığını, Kuş Kuşluğunu Gösterir:  

(Türk) Yeryüzünde bulunan iklimsel olayların ve canlıların kendine has özellikleri vardır. Bu doğa kanunları değişmez. Her canlı kendi yapması gerektiğini ve özelliğinin gereğini yapar.

Kısa Günün Karı Az Olur:  

(Türk) İnsan, ne kadar çalışırsa o kadar kazanır. Kişi işine az süre harcayıp, çaba göstermiyorsa eğer kazancı da aynı şekilde az olur. Fakat fazla ve emek vererek çalışıyorsa bir kişi kazancı da o kadar yüksek olur.

Kısa Yol Daha Uzun Çıkar:  

(Arnavut)

Kişi Arkadaşından (Refikinden) Azar:  

(Türk) İnsan, dış etkenlerden çok çabuk etkilenebilen bir varlıktır. Kişinin arkadaşları iyi insanlar ise kendisi de bu şekilde tavır sergiler. Fakat kişinin arkadaşları kötü insanlar ise yine onlara ayak uydurur ve onlar gibi davranır. Bu yüzden arkadaş seçimimize çok dikkat etmemiz ve bizi kötü yola sürükleyecek insanlardan uzak durmamız gerekir.

Kişi Arkadaşından Bellidir:  

(Türk) Herkes, anlaşabildiği, karakter bakımından kendisine benzeyen ve düşüncelerinin birbirine uyduğu kişilerle arkadaşlık eder. Bu yüzden bir kimsenin nasıl biri olduğunu öğrenmek için arkadaşının özelliklerine ve davranışlarına bakmak yeterlidir.

Kişi Ne Yaparsa Kendine Yapar:  

(Türk) Kişinin olgunluğa eriştiği, kendi başına hareket edebildiği zamandan itibaren yaptığı tüm şeylerin yararı da zararı da kendinedir. Bir insan hayatta iyilik yaparsa, bunun karşılığını güzel bir şekilde alır. Fakat kişi kötülük yaparsa, yine bunun karşılığını kötü bir şekilde alır. Herkes kendi davranışından sorumlu tutulur. Bu nedenle kişi hayatı boyunca ne yapmışsa kendine yapmıştır.

Kişinin Aklından Geçeni Öğrenmek İstersen, Söylediklerini Dinle:  

(Çin)

Kişinin Kendine Ettiğini Başka Hiç Kimse Edemez :  

(Türk) İnsanlar, bir yanlış veya hata yaptıklarında, bu davranışlarının bedelini kendileri öder ve zararını kendileri çekerler. Dışarıdan gelen bir kötülük olsa belki kendilerini korumaları daha kolay olur. Fakat kendi ettikleri zararı ağır öderler ve korunması bu kadar kolay olmaz.

Kişiyi Nasıl Bilirsin, Kendin Gibi:  

(Türk) Başkalarının bir durum karşında nasıl davranacağını veya iş yaparken o işi nasıl yapacağını bilmediğimiz için biz nasıl yapıyorsak ona göre yapmalarını bekleriz, kendimizden yola çıkarız. Genellikle iyi insanlar başkaları için iyi, kötü insanlar da başkaları için kötü düşünürler. Tabii bu yargı her zaman doğru çıkmaz.

Kıskanç İnsan Gizli Düşmandır:  

(Çerkez)

Kısmet Gelecek Olduktan Sonra Yün İplik İle de Çekersin; Ama Gidecekse Eğer, Zincirle Bağlasan da Tutamazsın:  

(Çerkez)

Kısmet Gelecek Olursa Yün İplik Getirir, Gidecek Olursa Demir Zincir Dahi Tutamaz:  

(Çerkez)

Kısmet Gökten Zembille İnmez:  

(Türk) Kişi, tembel tembel oturduğu yerden kısmet gelmesini beklememeli. Kısmet çalışmakla gelir ve çalışan insanın kısmeti bol olur, çalışmayanın kısmeti olmaz. Kişi bu nedenle ''Allah herkesin kısmetini verir.'' deyip tembellik yapmaya devam etmemeli ve emek vererek çalışmalıdır.

Kısmet İse Gelir Hint'ten, Yemen'den; Kısmet Değilse Ne Gelir Elden:  

(Türk) Allah kulu için bir şeyi kısmet etmiş ise, o şey çok uzakta bile olsa gelir, sahibini bulur. Takdir etmemişse ne yaparsanız yapın, onu elde edemezsiniz.

Kısmetinde Ne Varsa Kaşığına O Çıkar:  

(Türk) Kişi ne kadar çalışırsa çalışsın, çabalarsa çabalasın alın yazısındaki şeye ulaşır. Yüce Allah, ona ne nasip etmişse ancak ona kavuşur; bu az da olur, çok da.

Kısmetsiz Köpek, Sabaha Karşı Uyuyakalır:  

(Türk) Gündüz vakti bizim için daha verimli ve bereketli saatlerdir. Fakat gündüz vakti uyuyan kişi bu verimden yararlanamaz ve günü kısalır. Allah bir kişiye kısmet vermediyse, o kişi ne yapıp etse, önüne fırsat bile çıksa başka bir şeyle meşgul olduğu için o fırsattan da yararlanamaz.

Kitap İlmin Anahtarıdır:  

(Çerkez)

Kitap, İnsanın Cebinde Taşıdığı Bir Bahçe Gibidir:  

(Arap)

Kitaplar Ruhun Gıdasıdır:  

(Japon)

Kitaplar, Sağırlara Seslenen Dilsiz Dostlardır:  

(Hollanda)

Kitapsız Büyüyen İnsan, Susuz Yetişen Ağaca Benzer :  

(Çin)

Kıtlık Akrabayı Unutturur:  

(Çerkez)

Kız Beşikte (Kundakta) Çeyiz Sandıkta:  

(Türk) Kız çocuğu olan aileler, kızlarına çeyiz hazırlar. Bu hazırlık doğumundan itibaren başlar ve evlenene kadarki süre içinde devam eder.

Kız Evi, Naz Evi:  

(Türk) Kız evlat, bir anne baba için daha başkadır. Bu yüzden kızlarına görücü geldiği zaman nazlı olurlar ve isteklerinin yerine getirilmesini isterler. Kızlarına görücü gelenlerin, gönüllerini hoş etmesini isterler. Eğer bu istekler gerçekleşmezse üzülürler. Bu yüzden kız evinin nazına katlanmak gerekir.

Kız Yuvadan Uçtuktan Sonra; Ha Beşiğimin Yanında, Ha Muş'ta Ne Fark Eder ki:  

(Kürt)

Kızarak ve Bağırarak Laf Söylemek Kadının Silahıdır:  

(Kürt)

Kızgınken Asla Mektup Yazma:  

(Çin)

Kızgınlıkta Bir An Sabırlı Olursan, Yüz Günlük Pişmanlıktan Kurtulursun:  

(Çin)

Kızı Gönlüne (Keyfine) Bırakırsan Ya Davulcuya Varır, Ya Zurnacıya:  

(Türk) Evlenme çağındaki kızı büyükleri uyarmazlarsa uygun olmayan birisiyle evlenir. Çünkü yaşı gereği hem tecrübesiz, hem de eğlenceye düşkün olur ve ileriyi göremez. Bu bakımdan anne baba tarafından denetlenmeli, uyarılmalıdır.

Kızımın (Bacımın) İffeti (Örtüsü) Batmakta Rezilin Gözüne, Acırım Tükrüğe Billahi Tükürsem Yüzüne :  

(Türk) Mehmet Akif ERSOY'un söylediği güzel ve anlamlı dizelerden birisidir. Kişiler için ar ve namus büyük bir unsurdur. Hatalar affedilemez, sıkıntılar giderilemez. En sevdiğimiz bayanın namusuna göz diken birisi o kadar önemsizdir ki, yüzüne tükürmek bile onun için zaman kaybından farksız değildir. Bu gibi durumlarda Türk'ler "At, Avrat, Namus" kavramıyla yola çıkarlar ve atalardan gelen gelenekler ile cezalandırma sistemleri uygularlar. Bu cezalar genelde kav davalarına kadar süren büyük bir aile yada aşiret probleminide beraberinde getirmektedir.

Kızın Var, Sızın Var:  

(Türk) Kız çocuklarının yetiştirilmesi, erkek çocuklarının yetiştirilmesine göre daha hassas ve zahmetlidir. Kız çocuklarına daha çok özen gösterilmesi gerekir. Genellikle kızların sorunları ve sorumlulukları daha fazla olduğundan anne ve baba sürekli bunun sıkıntısını yaşar.

Kızını Dövmeyen, Dizini Döver:  

(Türk) Kızını, çocuğunu daha küçük yaşta eğitme yoluna gitmeyen, terbiye kurallarını öğretmeyen, gerekirse dövmeyen ileride çok pişman olur; ancak iş işten geçmiştir.

Koça Boynuzu Yük Değil:  

(Türk) 1- Kişiye kendisinin ve yakınlarının işini görmek ağır gelmez. 2- Kişi, kendini savunacak araç-gerecini, güvenlik sistemlerini taşımaktan ve kullanmaktan geri durmaz, bunlar ona yük değildir.

Kocakarı İşini Bitirmiş, Şalvarını Sökmüş Dikmiş:  

(Gürcü)

Kocanın Kabı İkiyse Birini Kır:  

(Türk) Bazı kıskanç kadınlar, kocalarının çok fazla zenginleşmesini istemez. Çünkü çapkınlık yapmasından korkarlar.

Komşu Boncuğunu Çalan Gece Takar:  

(Türk) Bir kişi hırsızlık sonucu bir şey elde ettiyse eğer o malı ancak gerçek sahibi bulunmadığı zaman kullanır.

Komşu Ekmeği Komşuya Borçtur:  

(Türk) Ev yaşantımızı huzurlu sürdürebilmek için komşuluk ilişkileri oldukça önemlidir. Eğer bir komşumuz bize bir şey ikram ederse, biz de aynı şekilde bir şey ikram etmeli ve tabağını boş göndermememiz gerekir. Çünkü tek taraflı ikram veya hediye vermek uzun sürmez.

Komşu Hakkı, Tanrı Hakkıdır:  

(Türk) Komşuluk ilişkileri hem toplum için hem de dinimiz açısından çok önemlidir. Kimi zaman komşularımız, akrabalarımızdan daha yakın olur ve iyi, kötü günleri birlikte geçiririz. Bu nedenle komşu hakkı Tanrı hakkı kadar önemlidir. Onlarla iyi geçinmeli ve birbirimizi üzmemeliyiz.

Komşu İti Komşuya Ürümez:  

(Türk) Kötü huylu komşularımız olabilir. Bu kişiler başkalarına zarar verir ve kötülük yapar. Ancak kendi komşularıyla kavga etmek istemez ve onlarla iyi geçinmek ister.

Komşu İyi Olursa, Kör Kız Koca Bulur:  

(Kırgız)

Komşu Kızı Almak Kalaylı Kaptan Su İçmek Gibidir :  

(Türk) Komşular aynı çevrede yaşadıkları için birbirlerini iyi tanırlar ve güvenirler. Bu nedenle yakınındaki komşu kızını gelin olarak almaya karar veren aile, kızı ve ailesini çok iyi tanıdığından içleri rahat eder. Komşulukta olduğu gibi akrabalık ilişkilerinde de huzurlu olurlar.

Komşu Komşunun Külüne Muhtaçtır:  

(Türk) Hayat şartları insanları bir arada yaşamaya zorunlu kılmıştır. Bir arada yaşama sosyal hayatı, sosyal hayat da karşılıklı olarak yardımlaşmayı beraberinde getirmiştir. Dolayısıyla insan her meselesini tek başına halledemez olmuş, yakınındakine başvurmak zorunda kalmıştır. Bu bakımdan komşular birbirlerine en küçük şey için bile muhtaçtırlar. Çünkü en önemsiz şeyin yokluğu, büyük bir işin aksamasına yol açabilir. Eşanlamlısı:: Ev Alma Komşu Al

Komşuda Pişer, Bizede Düşer:  

(Türk) Türk milleti çok erdemli ve dayanışma dolu bir hayata sahiptir. Her zaman elindekini paylaşmayı bilmiş, yardımsever, mütevazi bir millet olmuştur. Hiçbir ahbabını, tanıdığını veya kimsesizi aç bırakmamış, zor durumlara düşerken elinden tutmamazlık yapmamıştır. Elinde avucunda fazla olanları ihtiyaç sahiplerine vermek, kişileri erdemli ve yürekli insanlara çevirir. Eksiklerimizi çevremizdeki iyi niyetli ahbaplarımız her zaman tamamlamış, ellerinden geldiğince yardımda bulunmuştur.

Komşun Hakkında Hüküm Vermeden Önce, İki Ay Onun Makosenleriyle Yürü:  

(Kızılderili)

Komşunu İki İnekli İste ki Kendin Bir İnekli Olasın :  

(Türk) Kişi, bencil olmamalı ve herkese karşı cömert olmalıdır. Kişi başkalarının durumu için Allah'a dua ederse, Allah'ta o kişiyi ödüllendirir. Başkalarının iyiliğini düşünen insanlar aynı şekilde karşılığını alır.

Komşunu Sev, Ama Bahçe Duvarını Yıkma:  

(Amerikan)

Komşunun Tavuğu Komşuya Kaz Görünür:  

(Türk) Başka bir kimsenin malı, kişiye olduğundan daha değerli görünür. Çünkü insan nefsi doymak bilmez, başkasının elindekine imrenir. Hele insanlar birbirlerini çekemiyorlarsa birinin elindeki mal, diğerini sürekli rahatsız eder.

Komşunun Tavuğu Komşuya Kaz Gözükür:  

(Arnavut)

Komşuya Değer Vermeyen Kendini Değersiz Kılar:  

(Çerkez)

Konuşulanlar Kalpten Çıkarsa Kalbe Kadar Girer, Ama Dilden Çıkarsa Kulağı Aşamaz:  

(Arap)

Köpeğe Gem Vurma Kendisini At Sanır:  

(Türk) Hiçbir değeri olmadığı hâlde kendisine değer verilen, lâyık olmadığı hâlde bir makama getirilen kişi, kendisini gerçekten kıymetli sanıp buna da inanmaya başlar.

Köpeğin Kuyruğunu Kalıba Sokmuşlar, Bin Yıl Sonra Çıkarmışlar Yine Köpek Kuyruğuymuş:  

(Zazaca)

Köpek Akraba [ata] Ararsa Amcasını Kurt, Dayısını Tilki Sayar:  

(Zazaca)

Köpek Bile Yemek Yediği Kaba Pislemez:  

(Türk) Hayvanların insanlar gibi düşünme yeteneği olmamasına rağmen, köpek yemek yediği kaba saygılı davranır. İnsanlar da ekmeğini sağladığı, geçimini kazandığı yere her zaman saygılı olmalı ve nankörlük yapmamalıdır. İşimizi yaparken de her zaman dürüst ve sorumluluklarımızın bilincinde yerine getirmeliyiz.

Köpek Dişlerini Gösterirse Elindeki Sopayı Göster:  

(Arnavut)

Köpek Ekmek Veren Kapıyı Tanır:  

(Türk) Şurası unutulmamalıdır ki, köpek bile kendisini besleyen yeri bilir; o yerin insanına karşı bunu iyi davranışlarıyla belli eder. O hâlde insan bunu görmeli ve bunun çok ötesinde olmalıdır. Kendisine iyilik eden, yardımcı olan kimselere karşı gerekli saygıyı göstermeli, nankörlük etmemeli ve kendisine uzanan şefkatli elleri unutmamalıdır.

Köpek Et Yemeye Alışmışsa Kuru Ekmek Yemez:  

(Zazaca)

Köpek Sahibini Isırmaz:  

(Türk) Köpek bile kendisini besleyen, kendisini koruyan sahibine saygılı davranır. Peki, kişi ne kadar kötü olursa olsun iyilik gördüğü, geçimini sağladığı yere nasıl kötülük edecektir? O da nankörce davranıp zarar veremez.

Köpek Sürünmekle Etek Kesilmez:  

(Türk) Ailesi tarafından iyi yetiştirilmiş, toplum ve yakın çevresi tarafından namuslu, iffetli ve terbiyeli olarak bilinen kişiye, terbiyesiz bir kişinin sataşmasıyla, onu kötülemesiyle bu kişinin adı lekelenmez.

Köpek Suya Düşmedikçe, Yüzmeyi Öğrenemez:  

İnsan, zor durumda kaldığında veya mecbur olduğunda, kendine güvenmekten başka bir çare olmadığını anlayıp aklına bile gelmeyecek şeyleri başarır, yeni bilgiler edinip durumdan çıkış yolları bulur.

Köpek Suya Düşmeyince Yüzmeyi Öğrenmez :  

(Türk) Kişi, zor duruma düştüğünde veya tehlikeli bir durumla karşı karşıya kaldığında, kimseden yardım alamayacağını fark ettiği zaman kendisinden başka güvenemeyecek biri olmadığını anlar. Bu yüzden kurtuluş için tek çaresi kişinin kendisidir.

Köpek Yerken Havlamaz, Çünkü Yiyeceği Kaçar:  

(Polonya) (ağzın doluyken konuşma)

Köpek, Çiçeklerin Kokusunu Almayı Nerden Bilsin:  

(Arnavut)

Köpekler İstiyor Diye Atlar Ölmez:  

(Romanya)

Köpeksiz Köy Bulmuş, Değneksiz Gezer:  

(Türk) Çevresindeki insanlara hak etmedikleri davranışları gösteren, onlara kötülük eden ve zorbalık yapan aşağılık kişiler, kendilerini durduracak biri, yasa veya kişilerin olmadığı yerde haksızlıklarını yapmaya devam eder. Bu davranışlarını ulu orta sergilemekten çekinmezler.

Köpeksiz Sürüye (Köye) Kurt Dalar (İner):  

(Türk) Koruyucusuz kalan yere veya ülkeye düşman girer, saldırır, ne var ne yok hepsini talan eder. Eğer elinizdeki yeri ya da ülkeyi iyi koruyup gözetirseniz, düşman sizden uzak durur ve kötü sonlarla karşılaşmazsınız.

Köprüyü Geçinceye Kadar Ayıya Dayı Derler:  

(Türk)Kişi işini gördürünceye kadar yardım beklediği kimseye dil döker, onu över, ne kadar kötü de olsa onu göklere çıkarır. Ancak işini gördürdükten sonra bu tavrı birdenbire değişir. Karşısındaki kimse, sanki o övdüğü kimse değildir. Kuşkusuz bu tavır iki yüzlü kimselerin tavrıdır ki namuslu insanlar bundan uzaktırlar.

WhatsApp