Bir Atasözü Öğrenelim!
Göç Dönüşü Topal Eşek Başa Geçer:
(Türk) Toplum bir yönde ileriye doğru yol aldığı vakit, toplumdan geri kalan diğer kişiler, bu gidiş tersine döndüğünde en önde olurlar.
SON EKLENEN ATASÖZLERİ
*Sağlıklı ve İyi Yaşamanın Sırrı Yarım Yemek, İki Kat Yürümek, Üç Kat Gülmek
ATASÖZÜ ARAMA
Sende Yolla Hata Bildir!ATASÖZLERİ SÖZLÜĞÜ
İyiliğe İyilik Her Kişinin İşidir, Kötülüğe İyilik Er Kişinin İşidir:
(Azeri)
İyiliğe İyilik Her Kişinin Karı, Kötülüğe İyilik Er Kişinin Karı:
(Kazak)
İyiliğe İyilik Her Kişinin Kârı, Kötülüğe İyilik Er Kişinin Kârı:
(Türk) İyilik yapan bir kişiye iyilik yapmak kolaydır. Doğal olan bu tavrı hemen herkes gösterebilir. Önemli olan kötülüğü dokunan birine iyilik edebilmektir ki, bunu herkes yapamaz. Bunu ancak mert, faziletli ve olgun kimseler başarabilir.
İyiliğe İyilik Olsaydı, Koca Öküze Bıçak Olmazdı :
(Türk) İyilik yapan insanlar her zaman iyiliklerinin karşılığını almazlar. Bu hayatta iyi insanlar olduğu gibi nankör ve vefasız insanlar da vardır. Bu kişiler kendilerine yapılan iyiliğe karşılık kötülükle karşılık verirler. Bu durumu normal karşılamamak ve yaptığımız her iyilikten bir karşılık beklememek gerekir. Eğer ki her iyiliğin karşılığı olsaydı, bize hizmet eden öküzün boynuna bıçak dayanmazdı.
İyilik (Muhabbet) İki Baştan:
(Türk) Gerek iş, gerek evlilik, gerekse herhangi bir konuda iki kişi arasında kurulacak sağlıklı bir ilişkide yalnız birinin iyi davranış göstermesi yeterli değildir. Ötekinin de iyi davranış sergilemesi zorunludur. Tek taraflı iyilik bir yere kadardır.
İyilik Eden İyilik Bulur:
(Türk) Bir karşılık beklemeden yardım yapan, kayıran, yardımcı olan, yararlı işlerde bulunan kimse, hemen herkes tarafından sevilir. Günü geldiğinde iyilik görenler, bunun karşılığını ona iyilik yaparak öderler.Zıtanlamlısı:: Merhametten Maraz Doğar
İyilik Et Denize At, Balık Bilmezse Halik Bilir:
(Türk) İyilik, karşılık beklemeden yapılmalıdır. İyilik ettiğin kimse senden iyilik gördüğünü bilmese de Allah iyilik yaptığını bilir ve seni ya bu dünyada yada öteki dünyada mutlaka ödüllendirir. Halis niyetle yapılan hiçbir iş karşılıksız kalmaz. Eşanlamlısı:: Merhametten Maraz Doğar
İyilik Et Kele, Övünsün Ele:
(Türk) Kötü, çirkin yanları olan ve hoşa gitmeyen davranışlara sahip kişinin düzeltilmesi gerekir. Fakat bu kişiler, kendilerinin bu kötü yanlarını düzelten insanları hiçe sayarlar ve sadece yeni, beğenilen halleriyle övünürler. Yaptıklarını, insanlara kendi becerileriymiş gibi yansıtırlar. Ama kişinin kötü yanlarını düzeltmek de güzeldir.
İyilik Et, Denize At, Balık Bilmezse Hâlik Bilir:
(Türk) Yaptığın iyiliklerden karşılık bekleme; yaptığın iyilik boşa çıksa da kıymeti bilinmese de sen iyilik yapmaya devam et. Bunu Yüce Allah görür. Bu davranışından ötürü seni bu dünyada olmasa bile öbür dünyada mutlaka ödüllendirir. Hem de kat kat fazlasıyla.
İyilik Kötülüğü Öldürür:
(Çerkez)
İyilik Uzun Süre Akıllarda Kalır. Kötülük Daha Çok Uzun Süre Akıllarda Kalır:
(İbrani)
İyilik Yazıda (Yerde) Kalmaz:
(Türk) Yardımsever, sürekli etrafındaki kişilere iyilik eden, onların yardımına koşan kişi, çevresi tarafından iyi bir şekilde tanınır, sevilir ve saygınlık duyulan biri haline gelir. Bu kişinin kendisi zor duruma düştüğünde de elbet yardım eli uzatan olur. Her iyilik muhakkak karşılığını bulur. Sen iyilik yapmaya devam et de, yaptığın iyiliklerin karşılığını hemen alamasan bile günün birinde elbet alırsın.
İyimser İnsan, Her Felakette Bir Fırsat, Kötümser İnsan da Her Fırsatta Bir Felaket Görür:
(Çin)
İyiyi Bilmiyorsan Değerli Olanı Seç:
(Çerkez)
John'un Hurmasının Yağı, John'un Pirincinin Üzerine Dökülür:
(Afrika)
Kabahat (Suç) Samur Kürk Olsa Kimse Sırtına (Üstüne) Almaz:
(Türk) İnsan yaratılışı kabahatten hoşlanmaz. Bundan dolayı suç kınanır ve cezayı gerektirir. Böyle bir şeyi de insan benimsemez, "evet, bunu ben yaptım" demez.
Kabahat Ölende mi, Öldürende mi?:
(Türk) Yapılan her işte veya karşılıklı ikili ilişkilerimizde karşı tarafı kızdırmaktan kaçınmalıyız. Eğer o kişiyi tahrik edecek bir sözde veya sinirlendirecek bir harekette bulunursak sonuçlarına katlanmamız gerekir. Bu kişi, sinirlendiğinde bize hücumda bulunursa eğer zarar görebilir, hatta ölebiliriz. Bu yüzden bu gibi durumlarda mağdur olan kişi, suçu işleyen kadar kabahatlidir.
Kabahatini İtiraf Ederek Affını İste; Zira Bir Suçu Gizlemek O Suçu İkileştirir:
(Arap)
Kabiliyetli Çırak, Ustayı Geçer:
(Türk) Yetenekli, işini ve çalışmayı seven çıraklar, çok zaman geçmeden kavrayışları sayesinde ustalarına yetişecek duruma gelirler, hatta zamanla ustalarından bile daha iyi olup onları geçebilirler. Zaten işleyiş bu şekilde ilerlemeseydi hiçbir işte ilerleme olmazdı.
Kaç Tane Dil Biliyorsun, O Kadar İnsansın; Ama Anadilini Bilmiyorsan Hiçbir Şey Değilsin:
(Laz)
Kaçan Balık Büyük Olur:
(Türk) Çok önemsiz, çok küçük de olsa, her nedense elden kaçırılan fırsat ah vah edilerek gözde büyütülür.
Kaçanı Kovmazlar, Yıkılanı Vurmazlar:
(Türk) Herhangi bir mücadeleden gücünü yitirip kaçan kişiler, yenilgiyi kabul etmiş olurlar. Bu kişilerin üzerine daha fazla gitmek ve onları kovalayıp hırpalamak doğru bir davranış olmaz, yiğitliğe sığmaz. Aynı şekilde güçsüzlüğünü ve zayıflığını kabul eden kimseleri ezmek de insanlığa yakışmaz.
Kaçanın Anası Ağlamamış:
(Türk) Karşı koyamayacağı bir tehlikeden ve saldırıdan kaçan kişi kazançlı çıkar. Ayrıca yakınlarının üzülmesine yol açacak bir olaya da fırsat vermemiş olur.
Kaçmak Seni Suçlu Yapar:
(Polonya)
Kadeh İçinde, Derede Boğulanlardan Çok Daha Fazla İnsan Boğulmuştur:
(Alman)
Kader Olmayınca Kadir Bilinmez:
(Türk) Kişinin talihi ve şansı yoksa eğer ne kadar iyi biri olursa olsun, o kişinin değeri bilinmez.
Kader Sana Hayat Diye Ekşi Bir Limon Uzattıysa, Sen Üstüne Tekila ve Tuz İste:
(Meksika)
Kader Şans Verir; Ama Herkes Kullanamaz:
(Polonya)
Kadı Anlatana Göre Fetva (Hüküm) Verir:
(Türk) Herkes, bir olayı anlatırken gördüğünü ve bildiğini eksiksiz olarak anlatmalıdır. Çünkü olayı dinleyen kişi, yaşanan olayı bilmediği ve görmediği için söylenenlere göre karar verir.
Kadı Ekmeğini Karınca Yemez:
(Türk) Kadı, kanunları yerine getiren ve kanunların uygulayıcısı olduğundan dolayı kimse onun olan bir şeye, mala dokunamaz. Çünkü sonunun kötü olacağını bilir ve korkar. Kadılar hakkın ve kanunun temsilcisi olduğu için kimse onun malına kötü gözle bakamaz.
Kadın Evlenmeden Önce, Erkek Evlendikten Sonra Ağlar:
(Polonya)
Kadın Gölge Gibidir, Kendisini Takip Edenden Kaçar, Önünden Gidenin Arkasından Koşar:
(Arap)
Kadın Kocasını İsterse Vezir, İsterse Rezil Eder :
(Türk) Kadınların erkekler üzerindeki etkisi oldukça fazladır. Bir kadın akıllı ve tutumlu ise evini çok iyi yönetir. Kocasını mutlu eder, onun başarılı olabilmesini sağlar ve toplum içindeki duruşunu olumlu yönde etkiler. Fakat bir kadın bunların tam aksini uygular ise evini iyi bir şekilde yönetemez ve kocasını mutlu edemez. Kocasını çevreye rezil eder.
Kadın Kocasının Çarığı, Anasının Sarığıdır:
(Türk) Bazı erkekler kadınlara çok fazla değer vermez ve evlendiği kadına bir anne gibi hoş davranmazlar. Kadını ayağındaki çarık gibi bir kenara atar veya eziyet çektirir. Oysaki anneler kızlarına daima değer verirler ve her yaşta severler. Onları başlarındaki sarık gibi hep baş tacı ederler.
Kadın Peşinde Koşmanın Zararı Yoktur, Zararlı Olan Onu Yakalamaktır:
(Çin)
Kadın, Çalındıktan Sonra Duvara Asılacak Bir Keman Değildir:
(Alman)
Kadın, Kitap, At Ödünç Verilmez:
(İtalyan)
Kadın, Kokusunu Yalnız Tenhada Veren Bir Çiçektir:
(Arap)
Kadına İnanan, Kendini Aldatır. İnanmayan da Kadını Aldatır:
(Çin)
Kadının (Cahili) Sofusu, Şeytanın Maskarası :
(Türk) Dine bağlılığı sofuluk derecesinde olan kadın, bu biçimsel ibadet yüzünden gerçek ibadetlerini yerine getiremez. Evinin işlerini yapmaz, eviyle ilgilenmez ve tüm işlerini güçlerini bırakır. Böyle olunca da şeytan böyle kadınlarla alay eder durur.
Kadının El Mahareti Aklını Gösterir:
(Çerkez)
Kadının Fendi Erkeği Yendi:
(Türk) Kadınların çoğu akıllıdır, erkeklerden daha kurnaz ve hırslıdır. Hırslı olduklarından dolayı, kadınların kafasına koyduğu şeyleri yapmama gibi bir durumları yoktur ve bunun için her yolu denerler. Çoğu kadının kurnazlığı, erkeklerin kurnazlığından daha fazladır. Aynı zamanda çeşitli oyunlarla erkekleri kandırabilirler.
Kadının Gözü Evi Temizler:
(Hollanda)
Kadının Olduğu Yerde Kılıç Çekilmez:
(Çerkez)
Kadının Şamdanı Altın Olsa Mumu Dikecek Erkektir :
(Türk) Kadınlar, evlenmeden önce bolca çeyiz düzerler. Fakat bir kadının çeyizi, ne kadar bol ve değerli olursa olsun, evlendiği zaman evin tüm eksiklerini ve ihtiyaçlarını karşılayacak, evi geçindirecek olan kişi erkektir.
Kadının Yüzünün Karası, Erkeğin Elinin Kınası :
(Türk) Kadınların evlenmeden ahlak kurallarına ve yasalarına aykırı olarak yolsuz bir ilişkide bulunması hoş karşılanmazken erkeklerin evlenmeden bu tür eylemleri gerçekleştirmesine itiraz gösterilmez. Aksine övünç konusu haline getirilir.
Kadınlar Gülebildikleri Zaman Gülerler, İstedikleri Zaman Ağlarlar:
(Venezuela)
Kadınsız Erkek Susuz Çöle Benzer, Yalnızlıktan Kurur:
(Azeri)
Kafa Bomboşsa Ayağa Yazık Olur:
(Çerkez)
Kahveyi Gece Kadar Siyah, Cehennem Kadar Sıcak Ve Kadın Kadar Tatlı İçeceksin:
(Kolombiya)
Kalaylı Bakır Küflenmez:
(Türk) Saf, temiz, dürüst ve namuslu kimseye kimse kara çalamaz; onun şahsiyetine kimse leke süremez.
Kalbi Yıkmak Kolay, Yapmak Zordur:
(Türk) İnsanların, mutluluk duyacağı olaylar kişiden kişiye değişir ve birbirlerinden çok farklıdır. Fakat üzülecek ve kalplerinin kırılacağı şeyler hemen hemen birbirine yakındır. Bu yüzden bir insanı üzmek, onun kalbini kırmak, o insanı mutlu etmekten ve kendine bağlamaktan daha kolaydır.
Kalbin Yolu Mideden Geçer:
(Türk) Bazı kişiler için yemek yemek çok önemlidir. Bu kişilere güzel yemekler yaparak ve karınlarını doyurarak, onlara bol bol ikramlarda bulunarak sevgilerini kazanmak mümkündür. Aynı zamanda yeme içmeler kişiler arasındaki sevgi ve saygıyı artırır.
Kalbinde İyilik Olmayana İyilik Gelmez:
(Çerkez)
Kaldırım Izgaraları, Yalnız Gezen Sıçanlar İçin Değildir:
(Afrika)
Kale Duvarlarının Ardında Cesur Olmak Kolaydır:
(Gal)
Kalem Kılıçtan Keskindir:
(İngiliz)
Kalın İncelene Kadar İnce Süzülür:
(Türk) Güçlü ile güçsüzün, zengin ile yoksulun; kötü ve zor duruma düştüklerinde dayanma güçleri aynı değildir. Bir hastalıkla veya bir sıkıntıyla karşı karşıya gelindiğinde güçlü ve zengin insanlar gücünün belli bir kısmını yitirir. Fakat güçsüz ve fakir kişiler, olan güçlerini tamamen yitirirler.
Kalıp Kıyafetle Adam, Adam Olmaz:
(Türk) Ne kadar güçlü, gösterişli, sağlıklı bir vücuda sahip olursa olsun; bu vücudu ne kadar iyi, güzel ve çekici giyim, kuşamla donatırsa donatsın, bütün bunlar kişiyi değerli kılmaz. Kişiyi değerli kılan güzel ahlâkı, becerisi, üretkenliği, bilgisi ve çalışkanlığıdır.
Kalkacağın Yere Oturma:
(Türk) Kişinin layık olduğu yeri her zaman bilmesi gerekir. Başaramayacağı, beceremeyeceği ve yaraşmadığı işin başına geçmemeli, aksini uygularsa oradan uzaklaştırılacağını bilmelidir ve buna göre davranmalıdır.
Kalkarsa Yatağı Kalır, Ölürse Karısı Kalır:
(Kürt)
Kalp Ağlamazsa Göz Ağlamaz:
(Kafkas)
Kalp Kalbe Karşıdır:
(Türk) Sevgi karşılıklıdır. Birinin hissettiğini diğeri de hisseder, birinin düşündüğünü diğeri de düşünür. Zevk, alışkanlık, arzu ve isteklerde de birlik mevcuttur.
Kan Kus, ''Kızılcık Şerbeti İçtim.'' De:
(Türk) Özel hayatımızla ilgili problemleri, ailesel veya çevremizdeki kişilerle yaşadığımız kişisel problemlerimizi kimseye anlatmamalı ve başkalarının öğrenmesine izin vermemeliyiz. Her ne olursa olsun dışarıdan güçlü görünmeliyiz. Çünkü biz zayıf yönlerimizi başkalarına duyurursak, güçsüz anlarımızda pek çok kişi bizi terk edebilir ve bu durumdan da düşmanlarımız yararlanmaya çalışırlar.
Kanaat Gibi Devlet Olmaz:
(Türk) Elindekinden hoşnut olan, onu yeter bulan, fazlasını istemeyen, ihtiras beslemeyen kişi kolay doyuma ulaşır ve mutlu olur. Bundan ötürü de kolay kolay yokluk çekmez, sıkıntıya düşmez.
Kanaatkarlıktan Büyük Zenginlik Olmaz:
(Türk) Kişinin kanaatkar olması onun en büyük zenginliklerinden biridir. Herkes hayatta birçok şey elde etmek ister. Ancak kişi azla yetinmeyi biliyorsa eğer mutlu olabilir. Fakat azla yetinmeyi bilmeyen, açgözlü insanlar, hırslarına kapılırlar ve her daim en fazlasını istediklerinden dolayı mutlu olamazlar.
Kanatsız Kuş Uçmaz (Olmaz):
(Türk) Gerekli şartları sağlanmayan, araç ve gereci temin edilmeyen, kimi dayanaklardan yoksun bırakılan iş ya da insandan başarı beklenemez.
Kanı Kanla Yumazlar, Kanı Su İle Yurlar:
(Türk) Bir kötülük, kötülük yapılarak düzeltilemez; hatta böyle bir karşılıkta bulunmak işi daha da vahim hâle sokar, içinden çıkılmaz yapar. Kötülük ancak iyilik yapılarak ortadan kaldırılabilir.
Kapını Kapa, Komşunu Hırsız Çıkarma:
(Kürt)
Kapısı Kapalı Olanın Gözü Kapısı Açık Olandadır:
(Zazaca)
Kapısını Görüp Baş Köşeye Geç, Anasını Görüp Kızını Al:
(Kırgız)
Kapıyı Anahtar Açamazsa, Para Açar:
(Arnavut)
Kapıyı Kırarsan Odun Çok Olur:
(Türk) İnsanların bazen elinde olan kazancı bazı ihtiyaçlarını karşılamaya yetmez. Bu yüzden kişi değerli bir eşyasını satıp, gerekli ihtiyacını karşılayabilir. Bu şekilde kişinin sorunu çözülmüş olur.
Kaptanın Hüneri Dalgalı Denizde Belli Olur:
(Türk) Kişi hangi mesleği edindiyse, o işte gayet başarılı ve bilgilidir. Fakat bu sahip olduğu başarı ve bilgiyi herkesin görmesi için kişinin zorlu bir görevi bileğinin hakkıyla başarması gerekir. Onun haricinde bildiği işi herkes yapar.
Kâr Eden Ar Etmez:
(Türk) Ticarette bir kazanç elde etmek için yapılan hiçbir işten utanılmaz.
Kar Kuytuda, Para Pintide Eğleşir:
(Türk) Kar, güneş ışığı almadığı soğuk yerlerde uzun süre erimeden durabilir. Bunun gibi eli sıkı birisi de para harcamaktan kaçındığı için parası öyle olduğu yerde kalır. Yani her şey saklanabilen ve saklamasını bilenin yanında durur.
Kar Ne Kadar Çok Yağsa Yaza Kalmaz:
(Türk) Uygun ve elverişli ortamda çoğalan, bolca bulunan şey, ortamın uygunluğunu yitirmesi sonucunda yok olur. Bazı şeyleri elde edebilmemiz için o şeyin zamanının gelmesi çok önemlidir. Bu yüzden ele geçen fırsatların tümünü zamanı gecikmeden değerlendirmeliyiz.
Kar Susuzluk Kandırmaz (Gidermez):
(Türk) İnsanların hayatları boyunca ihtiyaç duyduğu birçok şey vardır. Kişinin bir şeye gereksinim duyduğunda, o gereksinimini geçici, oyalayıcı ve benzer şeylerle karşılaması mümkün değildir. İhtiyaçlarımızı ancak gereksinimini duyduğumuz şeylerle giderebiliriz.
Kâr, Zararın Kardeşidir (Ortağıdır):
(Türk) Ticarette sadece kâr etmek düşünülemez, zarar da edilebilir. Ticarete atılan kimse bunu göze almalı, alış verişe öyle girmelidir.
Kara Gün Kararıp Kalmaz:
(Türk) Her insanın zaman zaman sıkıntılı günleri olur. Ancak bu durum hep bu şekilde sürüp gitmez. Elbet bu geçirilen kötü günlerin ardından güzel ve huzurlu günler de gelir. Önemli olan başımıza gelen her olayla mücadele edebilmek, sabır gösterebilmek ve umutsuzluğa kapılmamaktır.
Kara Haber Tez Duyulur:
(Türk) Ölüm veya felâket haberi, kötü haber çabuk duyulur; ağızdan ağıza geçerek hızla yayılır.
Karanlığa Küfredeceğine Bir Mum Yak:
(Çin)
Karanlığı Lanetlemektense Bir Mum Yakmak Daha İyidir:
(Çin)
Karaya Sabun, Deliye Öğüt Neylesin:
(Türk) Esası, özü bozuk olan şeyi düzeltmek hemen hemen imkânsızdır. İnsanlar için de durum aynıdır. Kimi akılsız, anlayışsız, yoldan çıkmış kimseleri de doğru yola getirmek mümkün değildir.
Kardeş Kardeşi Atmış, Yar Başında Tutmuş:
(Türk) Kardeşler ne kadar geçimsiz, anlaşmaz, kavgalı, dargın olurlarsa olsunlar yine de kötü bir durumda birbirlerine yardım ederler. Çünkü onları birbirine bağlayan bir kan bağı vardır ortada.
Kardeş Kardeşi Bıçaklamış, Dönmüş Yine Kucaklamış:
(Türk) Bazen insan, kendi öz kardeşine bile büyük bir kötülük yapabilir. Ama o kötülüğün kardeşini büyük bir zarara sürükleyeceğini görünce pişmanlık duyar ve yaptığını düzeltme gayreti içine girer. Kardeşi tam mahfolmak ve uçurumdan yuvarlanmak üzereyken içi sızlar ve imdadına yetişir. / Sevgi bağı, bazen kan bağından daha güçlü olarak ortaya çıkar. Kardeş kardeşten vazgeçebilir; ama sevgilisi onu el üstünde tutar.
Kardeş Kardeşin (Hısım Hısımın) Ne Öldüğünü İster, Ne Onduğunu:
(Türk) Kardeşler esasen birbirini kıskanırlar. Kardeş, kardeşinin bir zarara uğramasını istemez. Buna karşılık onun kendisinden üstün durumda olmasını da istemez.
Kardeş Kardeşin Etini Yer, Kemiğini Bir Araya Koyar :
(Türk) İki kardeş birbirinden haz etmeyebilir, birbirinden hoşlanmayabilir ve sürekli kavga edebilirler. Ancak yine de birbirlerini korurlar ve aradaki bağı unutmazlar.
Kardeşim Olsun da Kanlım Olsun:
(Türk) Kardeşler, bazen kavga ederler, geçinemezler ve birbirleriyle anlaşamazlar. Ancak kardeşlerin arasında ne yaşanırsa yaşansın yine de birbirlerinden vazgeçemezler. Zor durumda oldukları zaman yine birbirlerinin yardımına koşarlar ve büyük bir iyilikte bulunurlar. Ayrıca onları birbirine bağlayan kan bağları vardır.
Karga Mandayı Babası Hayrına Bitlemez:
(Türk) Çıkarcı kimseler, bir karşılığı olmadan hiç kimseye yardım edip onların işini yapmazlar. Eğer ki menfaatçi bir kimse birine hizmet ediyorsa, bu durumdan elde edeceği bir çıkar var demektir.
Karga Nereye Gitse Kargadır:
(Türk) İnsanların ortamdan ortama karakteri değişmez. Kişi, farklı bir yere gittiği zaman huyu da farklılaşmaz. Kötü bir kimse nereye giderse gitsin kötüdür ve bulunduğu yere zarar verir.
Karga Şakırdamış, Bülbülüm Sanmış:
(Türk) Bazı akılsız insanlar, özendiği usta kişiyi taklit ederler ve taklit ederek ustalığa yükseldiğini sanırlar. Fakat bu kişinin sadece boş umududur. Önemli olan insanın kendi özüdür.
Karga Yavrusuna Bakmış, “Benim Ak-Pak Evlâdım” Demiş:
(Türk) Yaptığı iş ne kadar kusurlu, çocuğu ne kadar çirkin olursa olsun, kişiye bunlar iyi ve güzel görünür. Başkalarının bu konuda ne diyeceği o kadar önemli değildir.
Karga, Kekliği Taklit Edeyim Demiş; Kendi Yürüyüşünü Şaşırmış:
(Türk) İnsanlar yetiştikleri çevrenin eğitimini alırlar. Bu bakımdan görgüleri, beceri ve bilgileri, davranışları, yol ve yöntemleri birbirinden farklıdır. Buna rağmen kimi kişiler özenti hastalığına yakalanırlar ve onu bunu taklit etmeye başlarlar. Ancak bunu beceremezler, bunu beceremedikleri gibi tabiî davranışlarını da yitirir, gülünç duruma düşerler.
Kargaların Arasındayken Kargalar Gibi Öt:
(Polonya)
Kargalarla Yarenlik Eden Güvercinin Tüyleri Beyaz Kalır, Ama Kalbi Kararır:
(Alman)
Karınca Kanatlanınca Serçe Oldum Sanır:
(Türk) Şansı yaver giden, eline geçici ve küçük fırsatlar geçerek yükselen kişi, kendini hemen önemli biri olarak görür ve güçlü biri olduğunu sanır.
Karıncadan İbret Al, Yazdan Kışı Hazırlar:
(Türk) Karıncalar, gelecek günleri düşünüp çalışır ve kış geldiği zaman rahat ederler. İnsanlar da sağlıkları, kuvvetleri yerindeyken, vaktini boşa geçirmemeli ve çalışmalıdır. Çünkü ilerde elbet kişinin çalışamayacağı zor zamanları olacaktır. Bu yüzden kişi çalışabiliyorken çalışmalı, kötü günlerine birikim yapmalıdır.
Karıncanın Yok Olma Zamanı Gelince Kanatlanır :
(Türk) Karınca, kanatlandıktan hemen sonra ölür. Bunun gibi küçük kişiler, layık olmadığı ve yaraşmadığı makamda yükselir. Ancak bu tür kişilerin yükselince taşkınlık yapmaları ve uygunsuz davranmaları olanaksızdır. Böyle kişilerin de sonunu getirmek isteyen çoktur ve kendi sonlarını kendileri hazırlarlar.
Karnı Tok İt Gölgede Yatar:
(Türk) Karnını doyurmuş olan köpek tüm gün yan gelip yatar. Bunun gibi bazı akılsız insanlar da gününü rahat ve karnı tok geçirdikleri zaman hemen kendilerini koyu verirler. Fakat kişinin karnını yalnızca bir gün değil her gün doyurması gerekir. Bu yüzden kişi yarınını da düşünüp ona göre çalışmalıdır.