MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Perihan:

Refik Halit Karay'ın Anahtar kitabının ana karakteri. Kenan’ın karısı, nazik ve hoşgörülü ayrıca alımlı bir kadındır.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Erkeklik

*Erkeklik

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




mürahika:  

Büluğ çağına ulaşmasına rağmen hamile olabilmenin özellikleri gözükmeyen, hayız olmayan kız. Büluğ çağının son sınırı olan on beş yaşına ulaşmış olan kızlar hükmen büluğa ulaşmış sayılırlar ve Allah’ın emir ve yasaklarından sorumludurlar.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

mürcie:  

1. Erteleyen, geriye bırakan, tehir eden kimse. 2- (Büyük M) Büyük günah işleyen kimsenin inancı ve ahiretteki durumu ile ilgili herhangi bir karar vermeyip böyle bir kişinin hükmünü Allah’a havale eden mezhep, inanç ekolü.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mürdaz:  

(f.i. erk.) İran güneş yılının 5. ayı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Mürebbiye:  

Kitabın Türü: Roman Kitabın Yazarı: Hüseyin Rahmi GÜRPINAR Kitabın Konusu: Başından karanlık işler geçmiş olan Angel adlı mürebbiyenin, Dehri Efendi'nin konağındaki entrikalı, eğlenceli gönül maceraları ve konaktaki insanların yaşamı anlatılmıştır. Kitabın Ana Fikri: Konak yaşamının farklı bir bakış açısıyla ele alındığı bu eser, tutkularının esiri olmuş insanların hayatından bir kesit sunmasıyla önem arz eder. Karakterler: Şemi.(Konusu: Kitap Hakkında, Kökeni: )

Müren:  

Bilimsel Adı: Murenea helena. Familyası: Anguilliformes (Müren balığı), kemikli balıklar sınıfına ait balık türü. Diğer Adı: Merina balığı da denir. Boyları 2 metre hatta daha da fazla olabilir. Etçil ve yırtıcı bir balıktır. Ürkütüldüğü veya tahrik edildiğinde fazla saldırgan olup çevresindeki insanlar için tehlikeli olur. Avlanmasının tehlikesi ve denizlerde az bulunuşu nedeniyle fazla ekonomik sayılmaz. Ancak eski Roma çağlarından beri etinin çok lezzetli oluşu bilinmektedir. Bütün denizlerimizin az derinliklerinde ve kuytu yerlerde yaşar. Üremeleri ilkbahardan başlayarak sonbahara kadar sürer.(Konusu: Balık İsimleri, Kökeni: )

Müren:  

(a.i. ka.erk.) Akarsu, dere, ırmak. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Türkçe)

Mürettiphane:  

(b.i.) Bir basımevinde dizgicilerin çalıştığı bölüm.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

Mürevva:  

(a.i. ka.) Aklı, fikri, düşünüşü görünüşü sağlam.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Mürid:  

(a.i. erk.) 1- İdare eden, emreden buyuran. 2- Bir şeyhe bağlı olan kimse. Türk dil kurallarına göre "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Müride:  

(a.i. ka.) (bkz:: Mürid)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Müridizm:  

Müridizm, Kafkasya'da 19. yüzyıl ve sonrasında etkili olmuş, Kadiri ve Nakşibendiliğe bağlı özel bir harekettir. Hareketi özel yapan Kafkas halklarının Ruslara karşı direnişinde üstlendiği siyasal roldür. İmam Şamil örneğinde olduğu gibi, Müridizme bağlı imamlar direnişi örgütleyen ve yöneten siyasal önderlerdir. Aynı zamanda; Çeçenistan başta olmak üzere, Dağıstan halkları, Güney Kafkasya ve Türkiye'ye kadar yayılma imkânı bulmuştur.(Konusu: Din (Mezhep), Kökeni: )

mürit:  

1- Dileyen, arzu eden, isteyen, seçen kişi. 2- Bir tarikat şeyhine bağlanarak ondan Allah’ın rızasını kazanmanın yollarını öğrenen, bu uğurda yetişmek için mürşidin verdiği ahlaki öğütleri uygulayan ve kendisine öğrettiği dua ve zikirleri belli vakitlerde okuyarak tasavvuf yolunda ilerlemeye çalışan kimse. 3- Hz. Peygamber’in edep ve davranışlarını örnek alarak kalbini Allah’tan başka her şeyden çekip sadece Allah’ı arzulayan, ona bağlayan ve bu uğurda basit tutkularından vazgeçmeye çalışan kimse, derviş. Örn:: “Mürit, her aradığını Kur’an-ı Kerim’de bulan kimsedir.” (Cüneyd el-Bağdadi)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mürsafi:  

(mürrisafi) Burseraceae familyasından; çeşitli balsam ağaçlarından elde edilen reçine sakızıdır. Güzel kokusu vardır. İlkçağlardan beri kullanılır. Kokusu kuvvetli, tadı acıdır. Faydası:: Spazmları giderir. Uyarıcıdır. Aybaşı tutukluğunu giderir.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Mürsel:  

(a.i. erk.) 1- Gönderilmiş yollanılmış. Şeriat sahibi peygamberler. 2- Salıverilmiş suç. 3- Bir yazı sitili. Hz. Peygamberin isimlerinden.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

mürsel hadis:  

1- İsnadında sahabe ismi belirtilmeden nakledilen hadis. 2- Tabiin döneminden olan bir ravinin, Hz. Peygamber’in hadislerini nakleden sahabenin ismini isnadda belirtmeden Hz. Peygamber’den duymuş gibi rivayet ettiği hadis.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mürselat Suresi:  

(a.i. سورة المرسلات) mürselat suresi; ismini ilk ayette geçen ve gönderilenler anlamına gelen mürselat kelimesinden alır. kur'an-ı kerim'de 77 nci sure, 29 ncu cüz, 579 ncu sayfadadır. 50 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 33 ncü sıradadır. hümeze suresi'nden sonra, kaf suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. mürselat suresi'nde kıyamet günü'nden ve bu günde inkarcılar ile inananların durumlarından bahsedilir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Mürselat suresi:  

Kur'an-ı Kerim’in yetmiş yedinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Elli ayettir. Sure, adını birinci ayette geçen ‘gönderilen melekler’ anlamındaki ‘murselat’ kelimesinden almıştır. Sureye, insan hayatına manevi bir güç katan meleklerin, yağmurların habercisi olan rüzgârın, Allah yolunda durmadan çalışan davetçilerin önemini belirten ayetlerle başlanır. Kıyametin mutlaka gerçekleşeceği hatırlatılır. Kıyamet sahnesi, gökyüzündeki yıldızların boşluğa savrulması, semanın yarılması ve dağların pamuk gibi atılması şeklinde tasvir edilir. Kıyamet gününü inkâr etmenin yanlışlığına değinilir. İnsana, Allah’ın yaratmasındaki mükemmellik hatırlatılır. Ana rahminde çocuğun geçirdiği evreler ele alınır. Örn:: “Allah’ın ayetlerini yalanlayanlara yazıklar olsun!” şeklinde sık sık tekrarlar yapılır. Allah’ın ölüden diriyi çıkarması, suları, yeryüzünü ve dağları yaratmasındaki hikmetler hatırlatılır. Surede, ahireti inkâr edenleri bu inkârlarından caydırmak için cehennemle ilgili tanıtıcı ayetlere yer verilir. Müminler için ise Allah’ın ikramlarının gerçekleşeceği yer olan cennet tanıtılır. İnkârcıların ahirette pişmanlıklarını ve azabı gördükten sonra iman etmelerinin kendilerine yarar vermeyeceğini açıklayan ayetlerle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mürşid:  

(a.i. erk.) 1- İrşad eden, doğru yolu gösteren kılavuz. 2- Tarikat şeyhi. Gafletten uyandıran.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Mürşide:  

(a.i. ka.) (bkz:: Mürşide)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

mürşit:  

1- Rehber, kılavuz, doğru yolu gösteren, öğretmen, irşat eden kimse. Örn:: “Her ne iş olursa bir mürşit gerek, / Kurulmaz direksiz çadır demişler.” (Hakkı) 2- İslam dininin göstermiş olduğu yoldan sapan kişileri İslami hayat tarzına döndürmeye çalışan, onları olgunlaştıran ve belirli ilmî ve ahlaki niteliklerle donanan âlim kişi. 3- Kendisine bağlananlara tasavvufu ve İslam ahlakını öğreten, dinî gerçekleri gösteren tarikat önderi. Örn:: “Canın cellada teslim etmeyen / Rehberin gittiği yola gitmeyen / Mürşidinin buyruğunu tutmayan / Çürükdür yuları, kırılsın gitsin.” (Kul Büdela)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mürşit Efendi:  

Reşat Nuri Güntekin'in yazdığı Acımak kitabındaki ana karakter. Zehra’nın babası. Dürüst, çalışkan bir insandır. Yaşadığı olaylardan dolayı kendin içkiye vermiştir.(Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Mürşitpınar Sınır Kapısı:  

Bulunduğu İl: Şanlıurfa Açıldığı Tarih: 08.09.2010 Bağlandığı Ülke: Suriye Karşıdaki Sınır Kapısı: Ayn el-Arab Geçiş Şekli: Karayolu (Sadece dini bayramlarda açık) Hakkında:(Konusu: Sınır Kapıları, Kökeni: )

mürteci:  

Yeni düzene karşı direnen gerici. Örn:: Yeniliklere karşı direnen / Zamanı kokutanlar mürteci diyor bana; Yükseldik sanıyorlar, alçaldıkça tabana.” (N. F. Kısakürek)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

mürtet:  

1- İslam dinini terk edip başka bir dine geçen, din değiştiren kimse. Örn:: “Sizden her kim ki din değiştirip mürtet olur ve kâfir olarak ölürse onun dünya ve ahirette bütün amelleri boşa gitmiştir.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/218 nci Ayet) 2- İslam’ın kesin olan emirlerinden veya yasaklarından herhangi birini inkâr eden kişi. Örn:: “Ey iman edenler! Sizden kim mürtet olursa (bilsin ki) Allah, yakında öyle bir toplum getirecek ki (O) onları sever onlar da onu severler…” (Kur’an-ı Kerim Maide suresi 5/54 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mürüvvet:  

(a.i. ka.) İnsaniyet, mertlik, yiğitlik. Cömertlik, iyilikseverlik.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

mürüvvet:  

1- Mertlik, yiğitlik, cömertlik, iyilikseverlik, insanlık. Örn:: “Göz nuru Muhammed’le… nübüvvet bitti! / Ardından Ali göçtü… fütüvvet bitti! / Bulmuştu kerem de bir zaman, Hatem’ini…/Hatem çekilip gitti… mürüvvet, bitti!” (A. N. Asya) 2- İnsanlığın gereği olan şeyleri yapma, güzellik ve hayır ile ilgili şeyleri alma, insan onuruna yakışmayacak söz ve davranışlardan sakınma. Örn:: “Müminin şerefi takvasında, asaleti dininde, mürüvveti de ahlakındadır.” (Hadis) 3- Dinin, aklın ve örfün kabul ettiği şeyleri yapmaya teşvik eden manevi güç. 4- Açıkça yapılmasından utanılan şeyi gizlice de yapmama. 5- Güzel işleri kabul, çirkin şeyleri terk etme. Örn:: “Hastayı ziyaret ne güzel âdet / Komşulara saygı ayrı mürüvvet/Küçüklere şefkat hayra alamet.” (Zeynel Baba)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mürüvvet:  

Yanlış: Mürüvet Doğru: Mürüvvet(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Mürver:  

(patlangıç) Hanımeligiller familyasından; türlerinin çoğu Kış aylarında çiçekleri döken çalı veya ağaçcık halinde odunsu, ender olarak da otsu karakterde olan bir bitki cinsidir. Sürgünlerinin geniş bir özü vardır. Tomurcukları bol sayıda pullarla örtülmüştür. Çiçekleri beyazdır. Meyveleri kabuksuz tane şeklindedir. 20 kadar türü vardır. Yurdumuzda doğal olarak bulunur. Yaprakları uçucu yağ, şekerler ve bazı organik asitler taşır. Meyvelerinde acı madde, tanen, şekerler, valerian asidi ve bol miktarda renk maddesi bulunur. Yapraklar ve meyveler müshil olarak kullanılır. Köklerinde müshil tesiri vardır. Çiçekleri terletici ve hafif yatıştırıcıdır. Kullanılan kısımları; yaz aylarında toplanıp, kurutulur. Faydası:: Kabızlığı giderir. Ateşi düşürür. Vücuda rahatlık verir. İdrarı çoğaltır. Anne sütünü artırır. Nezlede faydalıdır. Güneş yanıklarında da faydalıdır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Müsaade:  

Yanlış: Müsade Doğru: Müsaade(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Müsait:  

Yanlış: Müsayit Doğru: Müsait(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

müsamaha:  

1- Hoşgörü, bağışlama, kolaylık gösterme. Örn:: “Ben Yahudi ve Hristiyanlıkla değil, müsamahalı olan Haniflik dini ile gönderildim.” (Hadis) 2- İslam’da, bir kimsenin hatasını yüzüne vurup mahcup etmeksizin hoş görme, anlayış göstererek bağışlama veya hatasını düzeltmesi için imkân hazırlama. Hz. Peygamber, Mekke’nin fethinden sonra, kendisine çeşitli kötülükler eden Mekkelilerin hepsini bağışlamıştır. Bu davranış İslam’daki müsamaha ile ilgili en güzel örneklerdendir. Örn:: “Başkalarına karşı müsamaha göster ki başkaları da sana müsamaha göstersin.” (Hadis) 3- Başkalarının dinine, inancına, örf ve adetlerine saygı gösterme.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Müsevver:  

(a.i. ka.) Çevresine sur, duvar çevrilmiş korunmuş.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

müskir:  

Yenilmesi veya içilmesi veya vücuda herhangi bir yoldan verilmesiyle kişiye sarhoşluk veren, aklının faaliyetlerini durduran sıvı veya katı her şey. Müskir olan şeyler ikiye ayrılır: 1- Katı olanlar; afyon, eroin, esrar vb. 2- Sıvı olanlar; üzüm, arpa, buğday ve diğer bazı meyvelerden elde edilen içkiler. Örn:: “Her müskir içkidir. Her müskir de haramdır.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Müslim:  

(a.i. erk.) İslam dininde olan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Müslim:  

(bkz:: Müslüman)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Müslim:  

(bkz:: Sahihimüslim)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Müslime:  

(a.i. ka.) (bkz:: Müslim)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Müslüm Gürses:  

(lakabı/müz.) Baba(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )

Müslüm Gürses:  

Müslüm AKBAŞ (d:1953; ö:2013)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Müslüman:  

1- İslam dinine girerek bütün benliği ile Allah’a teslim olan, onun koyduğu ilkelerle barış ve esenliğe kavuştuktan sonra kendisine güven duyan ve başkalarına da güven veren kimse. Örn:: “Müslüman, elinden ve dilinden başkalarının zarar görmediği kimsedir.” (Hadis) 2- Allah’ın varlığına ve birliğine, Hz. Muhammed’in peygamberliğine ve onun Allah katından getirmiş olduğu şeylerin hepsine kesin olarak iman eden kimse. ‘Müslüman’, sadece Hz. Muhammed’e tabi olan ümmetin adı değildir. Ondan önceki bütün peygamberler ve onlara uyanlar da tevhit sürecinin halkaları olarak Müslüman adını alırlar. Kur’an-ı Kerim’de, Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e kadar Allah’ın gönderdiği bütün dinlerin adının İslam olduğu belirtilmiştir. Örn:: “Yakup da “Oğullarım, Allah sizin için İslam’ı din olarak seçti. Bundan dolayı sadece Müslümanlar olarak ölünüz.” dedi.” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/132 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

müsnet:  

Hadisleri ravilere göre sınıflandıran hadis kitapları. Müsnet türündeki hadis kitaplarında hadisler konularına göre değil, nakleden ravilere, özellikle de sahabelere göre bölümlere ayrılmıştır. Derli toplu ilk hadis kitapları sayılabilecek müsnet şeklindeki kitapların en meşhuru ve güveniliri Ahmed b. Hanbel’in (ö. 241/855) ‘Müsned’ isimli eseridir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

müsnet hadis:  

İlk ravisinden son ravisine kadar hiçbir ravi atlamadan ve Hz. Peygamber’e nispet edilerek rivayet edilen hadisler.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Müspet:  

Yanlış: Müsbet Doğru: Müspet(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

müsrif:  

1- Saçıp savuran, savurgan, harcamada ölçüyü kaçıran, tutumsuz kimse. Örn:: “Ey insanoğlu! Mescitlere giderken mutlaka güzel elbiselerinizi giyiniz. (Helal olan şeylerden) yiyiniz, içiniz fakat israf etmeyiniz. Allah müsrifleri kesinlikle sevmez.” (Kur’an-ı Kerim A'raf suresi 7/31 nci Ayet) 2- Aşırıya giden, inançta ve amelde hak yoldan ayrılan, dengeyi bozan. Örn:: “Şüphesiz ki Firavun yeryüzünde çok kibirlenen müsriflerdendi.” (Kur’an-ı Kerim Yunus suresi 10/83 ncü Ayet) 3- Allah’ın koymuş olduğu hem doğal hem de dinî kuralları çiğneyen, inkâr eden. Örn:: “(Allah) buyurur ki: Nasıl sana ayetlerimiz geldiği zaman, sen onları unuttuysan, bugün de sen öyle unutulursun! İşte müsrifleri ve Rabb’inin ayetlerine inanmayanları böyle cezalandırırız. Elbette ahiretin azabı daha çetin ve daha süreklidir.” (Kur’an-ı Kerim Taha suresi 20/126-127 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Müstahak:  

Yanlış: Müstehak Doğru: Müstahak(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Müstakil Türk Sosyalist Partisi:  

Kısa Adı: * Genel Merkezi: İstanbul Kuruluş Tarihi: 19.09.1948 Genel Başkanı: * Sona Eriş Tarihi: 1950 Sona Eriş Nedeni: Dağıldı. Siyasi Pozisyonu: * İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan ve Kapanan Siyasî Parti -1 (1945 - 1960)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

Müstakiller Birliği:  

Kısa Adı: * Genel Merkezi: İstanbul Kuruluş Tarihi: 05.04.1950 Genel Başkanı: * Sona Eriş Tarihi: 1950 Sona Eriş Nedeni: Liberal Köylü Partisi'ne katıldı. Siyasi Pozisyonu: * İdeoloji: * NOT: Çok Partili Dönemde Kurulan ve Kapanan Siyasî Parti -1 (1945 - 1960)(Konusu: Siyasi Parti, Kökeni: )

Müstakim:  

(a.i. erk.) Doğru, düz, dik. Temiz, namuslu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Müstamel:  

(a.sf.i. müstamel) 1- Kendisini çok kullandırmış. (kadın, fahişe) Örn:: Fazla müstamel sermayeye tahammülü yoktu Soğukoluğun. (Kayhan Sağlamer, Türk Mafiası) 2- Edilgin eşcinsel. (erkek) Örn:: Öyleyse başgardiyanın kendisi müstameldir. biz bu hususu da ispata hazırız. (Kemal Tahir, Dam Ağası)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

müstazaf:  

Kur’an-ı Kerim’de, insani değerleri hiçe sayan ve hukuku gözetmeyen kişiler tarafından horlanan, küçük düşürülen, hakları ellerinden alınarak sömürülen insan(lar). Örn:: “Size ne oluyor da ‘Rabb’imiz! Halkı zalim olan bu şehirden bizi çıkar, katından bize bir koruyucu gönder, katından bize bir yardımcı lutfet.’ diyen müstazaf olan çocuklar, kadınlar ve erkekler uğrunda ve Allah yolunda savaşmıyorsunuz.” (Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 4/75 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Müstean:  

(a.i. erk.) Kendisinden yardım beklenen, yardım istenen. Allah'ın sıfatlarındandır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Müstebsir:  

(a.i. erk.) İstibşar eden, müjdeleyen. Müjde ile sevinen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Müstecab:  

(a.i. erk.) İsticabe edilmiş, kabul olunmuş. (bkz:: Mücab)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

müstehab:  

1- Allah’ın farz kılmaksızın kullarını yapılmasına teşvik ettiği şey; farz ve vaciplerin dışında yapılan ve kaynağını Hz. Peygamber’in davranışlarından alan, onun da bazen yapıp bazen de terk ettiği fiiller. 2- Dinin yapılmasını hoş gördüğü, tavsiye ettiği ama yapılmasını zorunlu kılmadığı işler. Fakirlere zekâtın dışında yardımda bulunmak, temiz ve düzgün giyinmek, selamı yaygınlaştırmak, Müslümanlara karşı güler yüzlü olmak ve ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını gidermek Hz. Peygamber’in tavsiye ettiği müstehab davranışlardandır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Müstekbir:  

(a.i. erk.) 1- Kibirlenen kendini büyük gören, büyüklenen. 2- Alah'a karşı büyüklenen kafir ve mülhid. İsim olarak kullanılmaz.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

müstekbir:  

1- Büyüklenen, kendinden başka büyük tanımayan, kendinde mutlak ve sınırsız bir güç olduğunu zanneden kimse. Örn:: “(Allah’ın ayetlerine inanmayan) kişiye ayetlerimiz okunduğu zaman sanki onları hiç işitmemiş, kulaklarında ağırlık varmış gibi müstekbir olarak yüz çevirir. Ona acı bir azabı müjdele!” (Kur’an-ı Kerim Lokman suresi 31/7 nci Ayet) 2- Elde ettiği nimetleri, malını, fiziki varlığını ve makamını kötüye kullanarak kendinden aşağı gördüğü kişileri ezmeye, sömürmeye çalışan ve yaratılış amacını unutan kimse. Örn:: “İlahınız tek bir ilahtır. Ama ahirete inanmayanların kalpleri inkârcıdır, onlar müstekbirdirler. Gerçekten Allah, onların gizlediklerini de bilir, açığa vurduklarını da. O müstekbirleri sevmez.” (Kur’an-ı Kerim Nahl suresi 16/22-23 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Müstekfi:  

(a.i. erk.) Yetecek kadarını isteyen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Müstenir:  

(a.i. erk.) Işıklı, parlak.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Müstenire:  

(a.i. ka.) (bkz:: Müstenir)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Müstesna:  

(a.i. ka.erk.) 1- İstisna edilen, kural dışı bırakılan, bırakılmış. 2- Bütün. 3- Ayrı tutulan, ayrık. 4- Benzerlerinden baskın. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

müsteşrik:  

1- Doğunun din, dil ve kültürleri ile uğraşan kimse, oryantalist, şarkiyatçı. 2- Gerek ilmî araştırmalar yapmak, gerekse dinlerinin tanıtımını ve propagandasını yapabilmek amacıyla doğu ve İslam toplumlarının sosyal, tarihî, kültürel ve dinî yapılarını araştıran ve çalışmalar yapan batılı bilim adamı. Müsteşrikliğin tarihi XVI. yüzyıla kadar uzanır. Müsteşriklik; dinî, siyasi ve ekonomik nedenlerden doğmuştur. Oryantalizm de denilen müsteşrikliğin temelini ilk önce Hristiyanlar atmıştır. Müsteşrikler, XIX. yüzyılın ilk yarısı ile XX. yüzyılın ilk yarısında kendi dil ve kültürlerini doğu toplumlarında yaymak amacıyla Müslümanlar arasında çok yoğun çalışmalar yapmışlardır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Müstezim:  

(a.i. erk.) 1- İstizanı eden, büyük gören, büyük tutan, cömert. 2- Kibirli, gururlu.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Müsvedde:  

Yanlış: Müsvette Doğru: Müsvedde(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

müşavere:  

(bkz:: istişare)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Müşerref:  

(a.i. ka.erk.) Şereflendirilmiş kendisine şeref verilmiş, şerefli.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Müşfik:  

(a.i. ka.erk.) Şefkatli, merhametli, acıyan, seven. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Müşfika:  

(a.i. ka.) (bkz:: Müşfik)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Müşir:  

(a.i. erk.) 1- Haber veren, bildiren. 2- Emir ve işaret eden. 3- Mareşal. Daha çok lakab olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

müşkililkur’an:  

Tefsir ilminin, Kur’an-ı Kerim ayetleri arasında ilk bakışta ihtilaf ve çelişki gibi görünen konularını inceleyip açıklığa kavuşturan kolu. Kur’an-ı Kerim ayetleri arasında kesinlikle bir çelişki yoktur (Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 4/117 nci Ayet). Kur’an-ı Kerim ilimlerinde derinleşmeyen ve Kur’an-ı Kerim’i bir bütün olarak değerlendiremeyen kimseler, ilk defa Kur’an-ı Kerim okuduklarında bazı ayetler arasında sanki çelişki varmış gibi bir anlayışa kapılabilirler. Bu durum bazı ayetlerdeki ifade kapalılıkları nedeniyledir. Tefsir ilminde derinleştikçe bu kapalılıklar aşılır. Âlimler, Kur’an-ı Kerim’deki kapalılıkların giderilmesiyle ilgili birçok eser vermiştir. Bu alanda yazılan eserler ‘müşkililkur’an’ ilmi içerisinde yer alır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

müşrik:  

1- Allah’a ortak, yardımcı ve eş koşan kimse. Örn:: “İbrahim ne Yahudi, ne de Hristiyan idi. Fakat tevhit ehli bir Müslümandı ve müşriklerden değildi.” (Kur’an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/67 nci Ayet) 2- Allah’a inandığını söylediği hâlde birçok tabiat olayının yaratılmasını ve idaresini Allah’ın dışında birtakım güçlere bağlayan ve bu güçleri kutsallaştırarak Allah’a ortak koşan kimse. Örn:: “Ey Muhammed! Emrolunduğun şeyi açıkça duyur. Müşriklerden yüz çevir, onların yoluna uyma.” (Kur’an-ı Kerim Hicr suresi 15/94 ncü Ayet) 3- Evreni yaratma ve insanların uyması gereken kurallar konusunda Allah’ın iradesine sınırlama getiren kimse. Örn:: “İnsanların çoğu Allah’a müşrik olarak inanırlar.” (Kur’an-ı Kerim Yusuf suresi 12/106 ncı Ayet) 4- Şeytanı, tutkularını, atalarını, din büyüklerini, kendince nitelikli sayılan bazı kişileri, Allah’ı sever gibi sevip sayan onlara mutlak itaat eden kimse. Örn:: “Hahamlarını, rahiplerini ve Meryem oğlu mesihi Allah’ın dışında Rab edindiler. Oysa kendilerine yalnız tek bir ilah olan Allah’a ibadet etmeleri emredilmiştir. Ondan başka ilah yoktur. O, müşriklerin ortak koşmuş olduğu şeylerden uzaktır.” (Kur’an-ı Kerim Tevbe suresi 9/31 nci Ayet) 5- İbadetlerini Allah’tan başkasının rızasını gözeterek yapan kişi, riyakâr kimse.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Müştak:  

(a.i. erk.) İştiyaklı, özleyen, göreceği gelen, can atan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Müştehir:  

(a.i. ka.erk.) İştihar eden, şöhret bulan, meşhur. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Mütayit:  

(a.i. müteahhid'den b.) Pezevenk, fuhuş aracısı. Örn:: Mütaite pek güvenme bu gece ördek nanay. (Hüseyin Çağın, Çingeneler Zamanı)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Müteahhit:  

Yanlış: Mütahit Doğru: Müteahhit(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

müteakiben:  

ESKİMİŞTİR belirteç ardı sıra, arkadan, arkasından, daha sonra, ondan sonra, sonra.(Konusu: , Kökeni: arapça)

Müteakip:  

Yanlış: Mütaakip Doğru: Müteakip(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Müteal:  

(a.i. erk.) Yüksek, yüce. (bkz:: Bülend)(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

mütedeyyin:  

İslam dininin emirlerini eksiksiz bir biçimde yerine getirmeye çalışan, dinin emrettiklerini yapmak ve yasakladıklarından sakınmak konusunda dikkatli ve titiz davranan, dindar, dinine bağlı.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mütekebbir:  

(el-Mütekebbir) “Her türlü güç ve kuvveti elinde tutan, kendisinden daha büyük bir varlık olmayan, yücelik ve ululuk sahibi.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “O Allah ki ondan başka ilah yoktur. Melik, Kuddüs, Selam, Mümin, Müheymin, Aziz, Mütekebbir ve Cebbar’dır.” (Kur’an-ı Kerim Haşr suresi 59/23 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

müteşabih:  

1- Aralarında benzerlik olan, birbirine benzeyen, çok benzediğinden dolayı birbirinden ayırt edilemeyen. Örn:: “Allah, sözün en güzeli olarak (Kur’an’ı) müteşabih ve gerçeğin her türlü ifadesini çeşitli biçimlerde tekrarlayan bir ilahî kelam şeklinde indirmiştir.” (Kur’an-ı Kerim Zümer suresi 39/23 ncü Ayet) 2- Birçok anlama gelebilen, açıklamaya ihtiyaç duyulan veya anlamı akılla bilinemeyecek olan, tefsirinde güçlük çekilen kelime ve ayetler. Allah’ın sıfatları, kıyametin kopması, cennet nimetleri, cehennem azabı vb. hakkındaki ayetler müteşabihtir. 3- Manasını anlamak için araştırmaya ve düşünmeye ihtiyaç olan, manadan ne kastedildiği açık olmadığından birtakım ihtimallere elverişli olan ayetler. Müteşabih ayetler birden fazla anlama gelir. Bu anlamlardan birini seçebilmek için Kur’an ilimlerinde uzman olmak gerekir. Ayrıca müteşabih ifadelerin Kur’an-ı Kerim bütünlüğü içerisinde kullanış biçimleri dikkate alınmalıdır. Tarih boyunca, bu özelliklere sahip olmayan ve Kur’an-ı Kerim’in bütünlüğünü dikkate almayan kötü niyetli kişiler müteşabih ayetleri keyfî olarak yorumlamışlardır. Kur’an-ı Kerim, bu konuya şu şekilde açıklık getirmiştir: “Sana kitabı indiren odur. Onda kitabın temeli olan muhkem ayetler vardır. Diğer bir kısım ayetleri de müteşabihdir. Kalplerinde eğrilik olan kimseler, fitne çıkarmak, kendilerine göre yorumlamak için müteşabih olanlarına uyarlar. Oysa onların yorumunu ancak Allah bilir. İlimde derinleşmiş olanlar: ‘Ona inandık, hepsi Rabb’imizin katındandır.” derler. Bunu ancak akıl sahipleri düşünebilirler.’ (Kur’an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/7 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

mütevatir:  

Arkası kesilmeden birbirini izleyen, birbiri ardına gelen, toplumdan topluma kesintisiz olarak aktarılan, nakledilen.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

mütevatir hadis:  

Sahabeden itibaren her devirde yalan üzerinde birleşmeleri mümkün olmayan topluluklar tarafından rivayet edilen hadis, haber. Bir hadisin mütevatir olması için üç şart vardır: 1- Her dönemde çok sayıda ravi tarafından nakledilmesi. 2- Nakledenlerin sayısında azalmanın olmaması. 3- Olayı veya haberi, nakledenlerin görmüş veya duymuş olmaları.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mütevazı:  

Yanlış: Mütevazi Doğru: Mütevazı(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

mütevazi:  

(bkz:: tevazu)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

mütevekkil:  

Her işinde gerekli yollara, sebeplere başvurup yeterli çalışmaları yaptıktan ve gerekli önlemleri aldıktan sonra kendi gücünü aşan konularda Allah’a dayanan, güvenen kimse. Örn:: “Allah’ın rahmeti sebebiyle sen insanlara yumuşak davrandın. Eğer kaba ve katı yürekli olsaydın çevrenden dağılıp giderlerdi. Öyleyse onları affet, onlar için bağışlanma dile. Yapacağın işlerde onlarla istişare et. Karar verince de Allah’a güven. Allah mütevekkil olanları sever.” (Kur’an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/159 ncu Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

mütevelli:  

1- Sorumluluk üstlenen, bir görev ve makamdaki sorumlu kişi, vekil, mesul, kayyım. 2- Vakıf işlerini ve yararlarını dini ölçüler ve vakfın şartları çerçevesinde yönetmek üzere atanan kimse veya kimseler. İslam hukukunda, mütevelli olacak kişilerin akıllı, güvenilir, vakıf işlerini yürütebilecek yetenekte ve Müslüman olmaları şart koşulmuştur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mütim:  

(a.i. erk.) Tamamlayan, tamamlayıcı, tamamlamaya yarayan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

mütref:  

Allah’ın vermiş olduğu nimetlerle şımarıp azgınlaşan, başkalarına zulmeden, zenginliğini küfrün hizmetinde kullanıp fakirleri ezen kimse. Kur’an-ı Kerim’de mütref, Allah’ın birliğini inkâr edip peygamberlerine karşı gelen toplumların zengin elebaşları olarak anılır. Bunlar, her türlü zenginliklerini dinî değerlerin, ahlakın ve adaletin aleyhinde kullanırlar. Örn:: “Biz hangi memlekete uyarıcı (bir peygamber) göndersek o beldenin mütrefleri onlara biz sizinle gönderilen hakikatleri inkâr ediyoruz diye karşı çıktılar.” (Kur’an-ı Kerim Sebe suresi 34/34 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

müttefekun aleyh:  

1- İmam Buhari ve İmam Müslim’in sahihliği konusunda ortak görüş bildirip kitaplarına aldıkları hadis. 2- Herhangi bir meselede müçtehit imamların ortak görüş bildirmeleri, icma. 3- Bir mezhep içerisindeki müçtehitlerin herhangi bir meselede hüküm bildirirken ortak görüşe varmaları, mezhep içi icma.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Müveddet:  

(a.i. ka.) Sevgi, muhabbet, dostluk.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Müvella:  

(a.i. ka.erk.) Bir davanın veya anlaşmazlığın halli, bir işin araştırılması konusuna şeriatça vazifelendirilmiş şahıs. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Müyesser:  

(a.i. ka.) Kolayı bulunup yapılan, kolay gelen, kolaylıkla olan.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Müz:  

Eski dilde “süs, gösteriş” anlamı; güncel kullanımda çok sınırlıdır.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Müzahir:  

(a.i. erk.) Zahir olan, arka çıkan, yardım eden, koruyan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Müzdad:  

(a.i. erk.) Ziyadeleşmiş, artmış, çoğalmış. Türk dil kuralı açısından "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Müzdelife:  

Hac ibadeti sırasında hacıların vakfe yapmak üzere geceyi geçirdikleri Arafat ile Mina arasındaki yer. Müzdelife’de bir miktar bekleyip dua etmek haccın vaciplerindendir. Hacılar burada akşam ile yatsı namazını birlikte kılarlar. Kur’an-ı Kerim’de ‘Müzdelife’ sözcüğü yerine “Meşariharam” ifadesi kullanılır.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Müze:  

Tarihî, sanatsal veya bilimsel eserlerin sergilendiği yer.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Müzeci:  

Müze ile ilgili çalışan kişi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Müzecilik:  

Müze kurma, yönetme ve işletme işi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Müzehher:  

(a.i. ka.) Çiçekli, çiçeklenmiş, çiçek açmış. (bkz:: Zühre)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

WhatsApp