MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

SHOMEN:

(şomen) ön cephe.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Erkeklik

*Erkeklik

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




nanoteknoloji:  

(ing.i. nanotechnology) maddenin yapısına atomik düzeyde müdahale ederek yeni maddeler ve ürünler geliştirmeyi amaçlayan bilim dalı.(Konusu: loji ile biten, Kökeni: ingilizce)

Nansuk:  

İnce, yumuşak bir tür pamuklu kumaş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Nantes:  

Nantes; Fransa'nın batısında Atlantik kıyılarından 50 km içeride Loire Nehri halicinde ve Loire Nehri ve Erdre Nehri'nin birleşme noktasında kurulmuştur. Pays de la Loire bölgesinin ve Loire-Atlantique departmanın merkezleri Nantes'da bulunur. Şehirleşme açısından Atlantik üzerinde bir liman olan Saint-Nazaire şehri ile birleşiktir ve Fransız coğrafyacılarca "Batı Fransa Metropolu" olarak adlandırılan bir şehirsel bölge oluşturur. Şehrin en ünlü yapısı 15. yüzyılda inşasına başlanan ve 1891'da tamamlanan Nantes Katedrali'dir. Ünlü yazar Jules Verne, Nantes şehrinin tanınmış kişilerindendir.(Konusu: Dünya Şehirleri, Kökeni: )

Napalm:  

1. Benzinle karıştırılarak yakıcı bomba yapımında kullanılan koyu ve yapışkan madde. 2. Bu maddeyle yapılan bomba.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Napoliten:  

1. İtalya’nın Napoli kentine özgü olan kimse. 2. Napoli’ye özgü olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Napolyon:  

(fr.i. Napolyon'dan) Fransız para birimi, Fransız frangı.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Nar:  

(rümman) Nargiller familyasından; Akdeniz bölgesinden Japonya'ya kadar yabani olarak yetişen canlı kırmızı çiçekli, dört köşe dallı, hafifçe dikenli bir ağaçcıktır. Yaprak kenarı ve sapı kırmızımtıraktır. Çiçekleri parlak kırmızıdır. Meyvesi (Nar); portakal büyüklüğünde, esmer kırmızı renkli, çok tohumludur. Yenen kısmı, tohumlarının etli ve bol usareli kısmıdır. Ağacın gövde, kök ve dal kabukları; nişasta, mannit, reçineli maddeler, asitler, tanen, punicin ve olkoloidler taşır. Nar kabuğundan yapılan ilaçlar tenya düşürmek için kullanılır. Faydası:: Vücudu kuvvetlendirir. İshali keser. Burun poliplerine faydalıdır. Şerit düşürür. Kalbi kuvvetlendirir. Zayıflara faydalıdır. Mide ve bağırsak hastalığı olanlar, küçük çocuklar ve hamileler fazla kullanmamalıdır.(Konusu: Bitki Bilim, Kökeni: )

Nara:  

(Güreş Ter.) Geleneksel Türk güreşinde atak yapacak güreşçinin rakibini uyanık olmaya davet etmesi. (Konusu: Spor Terimi, Kökeni: )

Nardan:  

(f.i. ka.) 1- Nar taneleri. 2- Gözyaşı damlaları.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Nardane:  

(f.i. ka.) Nar tanesi.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Nardin:  

(f.i. ka.) Bir çeşit sümbül.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Nareke:  

(Kar.) Karagöz oyunu başladıktan sonra göstermeliği perdeden kaldırırken çalınan alet. Ucuna sigara kağıdı gerilmiş, arılar gibi vızıltılı bir ses çıkaran kamış düdük.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Nargile:  

(fars.i.) Sır tutamayan, boşboğaz kimse.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Nargile Suyunu Değiştirmek:  

(d. fars. türk.) (Erkek) İşemek.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Nargile Vurmak:  

(d. fars. türk.) Esrarı nargile kullanarak İçmek. Örn:: Esrarlı cigara içenler nargile vuranlar kadar zehirlenmezler. (Vasıf Hiç, Esrar Esrarkeşlik Esrarkeşler)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Nargül:  

(f.i. ka.) Ateş renginde, kırmızı gül.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Narin:  

(f.i. ka.) İnce, zarif yapılı, nazik. Zayıf çelimsiz.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Nariye:  

(a.i. ka.) Ateşle ilgili, cin peri. İsim olarak kullanılmaz.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Narkoanaliz:  

Uyuşturucu etkisi altında yapılan ruh çözümlemesi yöntemi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Narkolepsi:  

(narcolepsy) Birden gelen, varsanımlar, katapleksi ve uyku felci ile karakterize, yineleyen ve kontrol edilemeyen kısa uyku dönemleri; paroksismal uyku. Uyuşturma. (Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Narkotik:  

1. Uyuşturucu özelliği bulunan madde. 2. Uyuşturucu maddelerle ilgili olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Narkotizm:  

(fr.i. narcotisme) Uzun süre ve çok miktarda uyuşturucu madde kullanmaktan doğan bozuklukların bütünü.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Narkotizm:  

1. Uyuşturucu madde alışkanlığı. 2. Uyuşturucu etkisiyle oluşan uyuşukluk durumu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Narkoz:  

(fr.i. narcose) Uyuşturucu madde, burna çekilen esrar.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Narkoz:  

1. Ameliyat sırasında duyuyu geçici olarak kaldırmak amacıyla oluşturulan yapay uyku. 2. Genel anestezi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Narkoza Girmek:  

(d. fr. türk.) Uyuşturucu madde kullanma, içki içme vd. nedenlerle kendisinden geçmek, sızmak, Bayılmak.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Narkozcu:  

Narkoz veren sağlık görevlisi.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Narsisist:  

Kendine aşırı hayran olan kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Narsisizm:  

(fr.i. narcissisme) (ruhb.) Özseverlik. Kişinin kendisine tapması, kabaca tabirle kişinin kendisine aşık olması olarak tanımlanan bir terimdir. (Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Narsisizm:  

1. Özseverlik. 2. Kendi bedenine ve kişiliğine aşırı hayranlık duyma durumu.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Narsislik:  

1. Narsisizm durumu. 2. Kendini aşırı beğenme.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Nas:  

(Kar.) Karagözcülerin "gitmek" sözcüğü karşılığında kullandıkları terim.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Nas Suresi:  

(a.i. سورة الناس) nâs suresi; insanlar demektir. kur'an-ı kerim'de 114 ncü sure, 30 ncu cüz, 604 ncü sayfadadır. 6 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 21 nci sıradadır. felak suresi'nden sonra, ihlas suresi'nden önce medine döneminde inmiştir. medine'de inen 28 tane sureden biridir. felak suresi ile aynı konuyu işleyen sure, insanların ve islam mitolojisinde insanlara bir takım zararlar verebileceklerine inanılan cinlerin kötülüğünden Allah'a sığınmayı emretmektedir. felak suresi ile birlikte muavvizeteyn sureleri (iki koruyucu) olarak anılmaktadır.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Nâs suresi:  

Kur'an-ı Kerim’in yüz on dördüncü ve son suresidir. Mekke’de indirilmiştir. Altı ayettir. Felak Suresi ile birlikte “Muavvizeteyn” diye anılır. Adını birinci ayette geçen ve ‘insanlar’ anlamına gelen “nâs” kelimesinden almıştır. Sureye, şeytanın ve şeytanın denetimine girmiş olan insanların şerrinden Allah’a sığınmayı tavsiye eden ayetlerle başlanır. Mekkeli müşriklerin İslam’ın mesajını yok etmek ve Hz. Peygamber’i susturmak istedikleri bir zamanda bu sure nazil olmuştur. Allah’ın, Peygamberini ve ona inananları şeytanların ve şeytanlaşmış insanların zararından korumak için bu sureyi gönderdiği rivayet edilmiştir. Surenin ilk üç ayetinde Allah’ın rablık, hükümranlık ve ilahlık sıfatlarına yer verilir. Dolayısıyla şeytan ve benzeri kötü varlıkların şerrinden insanları ancak ilahî sıfatlara sahip olan Allah koruyabilir. İnsanları doğrudan, güzelden, iyiden saptırmak için şeytanın ve onun kullandığı bir araç olan vesvesenin şerrinden Allah’a sığınma tavsiye edilir. Vesvesenin, insanın anlayışını ve davranışlarını etkileyen bir alışkanlık hâline gelmeden önce Müslüman birey tarafından önlem alınması önerilir. Önlem olarak da Kur'an-ı Kerim ve Hz. Peygamber’in rehberliği ile zihni aydınlatıp sonra da Allah’tan yardım isteme gösterilir(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Nasara:  

(bkz:: Hristiyan)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Nasıh:  

(a.i. erk.) Nasihat eden, öğüt veren. Nasıh-ı Emin: Hz. Nuh (a.s.).(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Nasıha:  

(a.i. ka.) (bkz:: Nasıh)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

nasıl:  

TÜRKÇE “NE” VE ARAPÇA “ASL” SÖZCÜKLERİNDEN sıfat 1. (bir kimse, bir konu, bir olay vb. için) ne gibi, ne türlü, ne durumda, niteliği ne. "Hastanız bugün nasıl? Nasıl biriydi? Nasıl şeydi?" 2. belirteç bir eylemin, bir işin hangi yolla, ne biçimde olduğunu sormak için kullanılır. "Bu iş nasıl oldu? Oraya nasıl gittiniz?" 3. belirteç bir eylemin, bir işin yapılış biçimine duyulan şaşkınlığı belirtir. "Bunu bana nasıl yapar?" 4. belirteç elbette, kesin olarak, kesinlikle. "Bu yıl bak nasıl kazanacağız gör" 5. belirteç eylemin zorunlu olduğunu belirtir. "İşine nasıl gitmezsin?" 6. olanak var mı?, olanaksız anlamında. "Yaptıklarına nasıl kızılmaz?" 7. o kadar çok, pek çok. "Onu nasıl özlüyorum bilsen!" 8. ben sana söylememiş miydim?, bak dediğim çıktı, gördün mü? anlamında, haklılığı belirtmekte kullanılır. "Nasıl, bunu o söylememiş mi?" 9. bir şeyin çok iyi olduğunu anlatmak ya da öyle olduğunu vurgulamak ereğiyle kullanılır. "Nasıl araba ama! Nasıl zekâ ama!" 10. ünlem ne dediniz, bir daha söyler misiniz? ya da beğendiniz mi, iyi mi? anlamında. "Nasıl, iyi işitemedim! Nasıl, ilgilendiniz mi?"(Konusu: , Kökeni: )

Nasır:  

(a.i. erk.) Yardımcı, yardım eden (muin). "Abd" takısı alarak kullanılırsa daha iyi olur. (bkz:: Abdünnasır(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Nasib:  

(a.i) Er. Pay hisse. Birinin elde ettiği şey. Allah'ın kısmet ettiği şey. Türk dil kuralına göre "b/p" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Nasibe:  

(a.i. ka.) Dikili taş. Yollara nişan için dikilen taş.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

nasih:  

(bkz:: nesh)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

nasihat:  

1- Öğüt, akıl verme, yol gösterme, doğruya yönlendirme, güzel tavsiyede bulunma. Örn:: “(Hud, kavmine dedi ki) ‘Size Rabb’imin gönderdiklerini tebliğ ediyorum ve ben size nasihat eden güvenilir biriyim.” (Kur’an-ı Kerim 7/68) 2- İnsanın dünya ve ahirette zararlı şeylerden kurtulmasını sağlamak amacıyla yapılan öğüt ve uyarı. Örn:: “(Salih Peygamber kavmine) döndü de onlara ‘Ey kavmim! Ben size Allah’ın bana verdiği peygamberliği gereklerini tebliğ ettim ve nasihat ettim, hayrınıza çalıştım. Fakat sizler nasihat edenleri sevmiyorsunuz.’ dedi.” (Kur’an-ı Kerim A'raf suresi 7/79 ncu Ayet) 3- İslam’ın pratik hayata aktarılması, ahlaki prensiplerin yaşanması, insani değerlerin, görgü kurallarının öğrenilmesi amacıyla bilenlerin bilmeyenlere öğretmesi ve hatırlatması amacıyla yaptığı öğütler. Örn:: “Namazı dosdoğru kılma, zekâtı verme ve her Müslümana nasihatte bulunma konusunda Resulullah’a söz verdik.” (Cerir b. Abdullah)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Nasr:  

(a.i. erk.) Yardım. Üstünlük (zafer) Kur'an-ı Kerim'in 110. suresi. Nasrullah: Allah'ın yardımı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Nasr Suresi:  

(a.i. سورة النصر) nasr suresi; yardım demektir. sûrede Allah'ın hz. peygamber'e yardım ederek fetihlere kavuşturduğu ifade edildiği için bu adı almıştır. kur'an-ı kerim'de 110 ncu sure, 30 ncu cüz, 603 ncü sayfadadır. 3 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 114 nci sıradadır. tevbe suresi'nden sonra mekke'nin fethi sırasında inmiş olmakla beraber medine devrinde yani hicretten sonra indiği için medeni (medine'de inen) sûrelerdendir. islam zaferini haber verir. ibn ömer'den gelen rivayete göre bu sûre indikten sonra peygamberimiz seksen gün yaşamıştır.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Nasr suresi:  

Kur'an-ı Kerim’in yüz onuncu suresidir. Medine’de indirilmiştir. Üç ayettir. Kur'an’ın en son inen suresidir. Adını birinci ayette geçen ve ‘yardım etme’ anlamına gelen “nasr” kelimesinden almıştır. Sureye, Mekke’nin fethinin yakın olduğunu bildiren ayetle başlanır. Bu fetihle Müslümanlar kuvvetlenmiş, İslam Arap Yarımadasına yayılmış, şirk ve sapıklık sona ermiştir. Mekke’nin fethiyle insanlar bölük bölük Allah’ın dinine girmiş ve putperestlik yıkılmıştır. Surede, henüz Mekke fethedilmeden Mekke’nin fethinin önceden haber verilmesi, Hz. Muhammed’in peygamberliğinin doğruluğunu gösteren en açık delillerdendir. Bu surenin işlemiş olduğu konudan Hz. Muhammed’in, peygamberlik görevinin sona erdiği ve vefatının yaklaştığı anlamı çıkarılmıştır. Hz. Peygamber, surede vurgulanan tövbe etme emrine bağlı olarak Allah’a tövbe edip çokça bağışlanma dilemiştir. Allah’ın kendisine yönelen ve sık sık tövbe eden kullarının tövbelerini kabul edeceğini bildiren ayetle sure son bulmuştur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Nasrani:  

(bkz:: Hristiyan)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Nasreddin Hoca:  

Orta Çağ döneminde Akşehir ve Konya'da, Selçuklu veya Osmanlı Devleti döneminde var olduğuna inanılan mizah kahramanı. Nasreddin Hoca, komik hikâyeleri ve fıkralarıyla hatırlanan ve aynı zamanda popülist bir filozof olan bilgeydi. Kendisi çoğunlukla hazırcevaplılığı ile tanınır.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )

Nasruddin:  

(a.i. erk.) (Dine yardımı dokunan. Dilimizde "Nasreddin" şeklinde kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Nasrullah:  

(a.i. erk.) Allah'ın nusreti, yardımı.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

nass:  

1- Anlaşılması konusunda yoruma ihtiyacı olmayan, anlamı açık, ihtimalden uzak, tek bir anlama işaret eden söz. 2- Kur'an-ı Kerim ve hadislerde bir konu hakkındaki açık hüküm ve bunu gösteren sözler. Kur’an-ı Kerim ayetleri ve hadisler. Herhangi bir hükmün nassa dayandığını söyleme, onun ayetlerde ve hadislerde bulunduğunu ifade eder. “Herhangi bir konuda nass varsa içtihada gerek yoktur.” (Mecelle Maddesi)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Nasuh:  

(a.i. erk.) 1- Nasihatçı, öğütçü. 2- Halis, temiz.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

nasuh tevbe:  

1- Bir daha bozmamak üzere içtenlikle ve kesin bir karar ile yapılan tövbe. 2- Kulun yapmış olduğu günaha pişman olup Allah’a sığınıp bağış dilemesi ve bir daha o günaha dönmemek üzere yapılan tövbe. İslam bilginleri bir tövbenin nasuh tövbe olabilmesi için şu şartların bulunması gerektiğini söylemişlerdir: 1) Günahı terk etme. 2) O günahı işlemiş olmaktan ötürü gönülden pişmanlık duyma. 3) Ölünceye kadar bir daha aynı günahı işlememeye kararlı olma. 4) Tövbe edilen günah, kul hakkı ile ilgili ise, hak sahibine hakkını ödeyerek helalleşme. “Ey iman edenler! Allah’a nasuh tövbe ile tövbe edin. Şüphesiz ki Allah sizin kötülüklerinizi örter; Allah, Peygamberi ve ona iman edenleri utandırmayacağı bir günde sizi içinden ırmaklar akan cennetlere koyar.” (Kur'an-ı Kerim Tahrim suresi 66/8 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Nasuhi:  

(a.i. erk.) Bozulmaz şekilde tevbe edici.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Nasuhiyye Tarikatı:  

Halvetiyye-Şâbâniyye tarikatının Mehmed Nasûhî Üsküdârî’ye (ö. 1130/1718) nisbet edilen bir kolu.(Konusu: Din (Tarikat), Kökeni: )

Nasyonalist:  

Ulusçu kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Nasyonalizasyon:  

Millîleştirme. Devletleştirme.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Nasyonalizm:  

(fr.i. nationalisme) Milliyetçilik, ulusculuk. Aynı ırk, dil, kültür yapısına ait olan toplumları ortak bir çıkar etrafında toplamak ve hedeflerini buna göre belirlemek üzerine kurulmuş bir ideolojidir.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Nasyonalizm:  

Ulusçuluk.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Nasyonel:  

Ulusal.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Naş:  

(çing.em. naş, koşmak, gitmekten) Git, defol anlamlarında kullanılır. Örn:: Hadi bakalım benim masanın üzerinden ufak ufak naş. (Engin Ardıç, Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden) (Sözcük Alman argosunda da koş, git anlamında kullanılır -Siegmund A. Wolf VVörterbuch des Rot-welschen)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Naşid:  

(a.i. erk.) Şiir okuyan, şiir söyleyen, şiir yazan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Naşide:  

(a.i. ka.) (bkz:: Naşid)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Naşir:  

(a.i. erk.) Neşreden, dağıtan, yayan, yayınlayan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Naşlamak:  

(çing.f. türk. e.) 1- Gitmek. Örn:: Millet fazla dağıtmadan naşlasa iyi olacak. (anonim, Biz Şorololar) 2- Bir şeyi çalmak, alıp götürmek, kalk- gidelim yapmak. 3- Fiil bazı deyimlerde yapmak, etmek anlamlarında da kullanılır. Kakiz, naşlamak, dışkılamak vb.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Naşlatmak:  

(çing.f. türk. e.) 1- Kovmak, def etmek, (birisinin) gitmesini sağlamak. 2- (Bir şeyi) Çalmak, alıp götürmek, kalk-gidelim yapmak. 3- Bazı deyimlerde yapmak etmek gibi anlamları da vardır. Babilof, naşlatmak, yellenmek, Cici Naşlatmak, er suyunu akıtmak, kukurik, naşlatmak, uyumak vb.(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Nataşa:  

(rus.i. Özel i.) Rus kızı, Rus kadını. Örn:: Rus fahişesi. Oy Nataşa Nataşa, Godun benu ataşa (popüler türkü) Örn:: Nataşa yat aşşa. (deyim)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Natık:  

(a.i. erk.) 1- Söyleyen konuşan. 2- Düşünen. 3- Bildiren, bildirici. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Natıka:  

(a.i. ka.) (bkz:: Natık)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Natır:  

(Kar.) Kadınlar hamamında çalışan baş görevli tip.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Nativist:  

Doğuştancılığı savunan kimse.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Nativizm:  

(fr.i. nativisme) (ruhb.) Doğuştancılık. Zihinsel süreçlerin doğuştan geldiğini, deneyimin bilgi yaratmada kısıtlı bir rolü olduğunu savunan görüş. Bu görüşe göre, zihinsel ve davranışsal özellikler büyük ölçüde kalıtımsaldır ve çevrenin kısıtlı etkisi vardır.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Nativizm:  

Doğuştancılık. Bazı bilgi ve yetilerin doğuştan geldiğini savunan görüş.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

NATO:  

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü’nün kısaltması.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Nato Kafa Nato Mermeri:  

(d. yun.) Aptal, bön, salak, anlayışsız. (kimse) Örn:: Aptal kafa, mankafa, Nato kafa nato mermer onda. Eşek geldi eşek gidecek. (Tarık Dursun K. Hasangiller)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

Natron:  

Sodyum karbonat içeren doğal mineral.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Natura:  

1. Doğa. 2. Doğal yapı, yaradılış.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Naturalist Tiyatro:  

(Alm. Naturalistisches Theater - Fr. thelitre naturaliste - İng. naturalistic theatre) Ayrıntıları doğayı örnek alarak işleyen bu tiyatro türü, yaşam gerçeğini en küçük ayrıntısına varıncaya dek işler. Tartışma açacak konuları ele alır ve irdeler. Küçük adamın varlığını bilimsel yoldan göstermeğe çalışır. Bu akım üzerinde XIX. yüzyıl sonu düşüncesinin, özellikle "pozitivist" felsefenin büyük etkisi olmuştur. Zola'nın etkisi altında Fransa'da Andre Antoine'ın "Theatre libre"i, Almanya'da Otto Brahm'ın" Freie Bühne"si, kurulan ilk naturalist tiyatrolardır.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Naturalizm:  

(Alm. Naturalismus) Doğacılık. Sanat alanında 1880 - 1900 yılları arasında, doğa bilimleri üzerine kurulan insanları, kalıt, çevre ve toplum durumuna göre inceleyen ve biçimlendiren akım. Bu akım Zola, Tolstoy ve Dostayevski'nin romanlarından çıkmış ve drama da geçmiştir.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

Naturalizm:  

1. Doğalcılık. 2. Sanatta ve edebiyatta doğayı olduğu gibi yansıtmayı amaçlayan akım.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Natür:  

1. Doğa. 2. Cansız varlıkları konu alan resim türü.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Natüralist:  

1. Natüralizm akımını benimseyen kimse. 2. Doğayı olduğu gibi yansıtmayı amaçlayan sanatçı ya da yazar.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Natüralizm:  

(fr.i. naturalisme) (fel.) Doğalcılık. 19.yüzyılın sonlarında Fransa’da ortaya çıkmış bir sanat akımıdır. Natüralizmin kurucusu olarak Emile Zola kabul edilir. Natüralizm, hayatı bilimsel bir nesnellikle ele alan, gerçeği anlatmayı aşırılığa vardıran bir sanat akımıdır.(Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Natürel:  

1. Doğal. 2. Yapay olmayan, doğada bulunduğu gibi olan.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Natürel:  

Yanlış: Naturel Doğru: Natürel(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

Natürist:  

1. Natürizm yanlısı kimse. 2. Doğalcı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Natürizm:  

(fr.i. naturisme) (fel.) Doğacılık, Tabiatçılık. Tabiat kuvvetlerinin ve olaylarının zamanla insan şeklinde tasavvur edilmesi ve onlara karşı duyulan korku sonucunda dinin ortaya çıktığını ileri süren görüş. (Konusu: İzm İle Biten, Kökeni: fransızca)

Natürizm:  

1. Doğalcılık anlayışı. 2. Çıplak yaşamı ve doğaya dönüşü savunan akım.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Natürmont:  

Cansız varlıkları konu alan resim.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Nauru:  

Resmi Tam Adı: Nauru Cumhuriyeti İngilizce: Republic of Nauru Eski Adı: Pleasant Adası(Konusu: Ülke Resmi Adı, Kökeni: )

Nauru:  

Yer Aldığı Kıta: Okyanusya Kıtası'nda, Güney Pasifik Okyanusu'nda (Büyük Okyanus) yer alan ada ülkesi.(Konusu: Ülke Bul.Kıta, Kökeni: )

Nauru:  

Bağımsız Ülke: Birleşmiş Milletler üye ülke. 1947 yılında Birleşmiş Milletler’in vesayeti altında Avustralya idaresine verilen Nauru, 31 Ocak 1968 tarihinde bağımsızlığına kavuşmuş ve 1 Mayıs 1999 tarihinde dünyanın en küçük ada cumhuriyeti olarak BM üyesi olmuştur.(Konusu: Ülke Bağ.Tarihi, Kökeni: )

Nauru:  

Yönetim Şekli: İktidar Yapısı: Üniter Devlet. İktidar Kaynağı: Cumhuriyet.(Konusu: Ülke Yönetim Şekli, Kökeni: )

Nauru:  

İdari Yapısı: Şehirleri: Arubo, Ronave, Anabar, Baiti, Waboe, Nibok, Ganokoro, Anibare, Makwa, Boe, Ibwenape.(Konusu: Ülke İdari Yapı, Kökeni: )

Nauru:  

Başkenti: Yaren(Konusu: Ülke Başkenti, Kökeni: )

Nauru:  

Komşuları: En yakın komşusu 300 kilometre (186 mi) doğusunda yer alan Kiribati'nin Banaba Adası'dır.(Konusu: Ülke Komşuları, Kökeni: )

Nauru:  

Resmi Dili: İngilizce, Nauruca(Konusu: Ülke Resmi Dili, Kökeni: )

Nauru:  

Para Birimi: Avustralya Doları Para Birimi Kodu: AUD(Konusu: Ülke Para Birimi, Kökeni: )

Nauru:  

Plaka Kod: NAU(Konusu: Ülke Plaka Kodu, Kökeni: )

Nauru:  

Tel. Kodu: +674 Bölge 6 – Güneydoğu Asya ve Okyanusya Kıtası numaralandırma Plan Alanı içindedir.(Konusu: Ülke Tel Kodu, Kökeni: )

WhatsApp