MecmuaN.CoM sözlük sitesi
 D E N E M E    


Haydi Öğrenelim!

Hokus Pokus:

Sihirbazların söylediği anlamsız gibi görünen söz; mecazen hile, göz boyama, aldatma anlamında kullanılır.

SON EKLENEN KELİMELER



*Amed Sportif Faaliyetler

*Abdi Algül

*Beyza Başar

SON ARANAN KELİMELER



*Erkeklik

*Erkeklik

*Erkeklik

MecmuaN.com Nedir?

MecmuaN geniş çaplı bir Sözlük Sitesidir. Anlamını bilmediğiniz kelimeler, atasözleri, deyimler, osmanlıca kelimeler ve kronolojik tarihi olayları araştırabilir ve önemli günler gibi bir çok bilgiye ulaşabilirsiniz.

Kelime Arama

      Gelişmiş Arama
Sende Yolla Hata Bildir!


GENİŞ KAPSAMLI ANLAMLAR VE KAVRAMLAR SÖZLÜĞÜ - TÜRKÇE SÖZLÜK




Müdrike:  

(a.i. ka.) (bkz:: Müdrik)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

müellefeyikulub:  

Henüz Müslüman olmadıkları için İslam’a girmeleri umulan veya Müslüman olmalarına rağmen İslam inancının gönüllerine daha da yerleşmesini sağlamak amacıyla zekâttan kendilerine pay ayrılan kimseler. İslam âlimleri müellefeyikulu-bu üç kısımda ele alırlar: 1- İslam’a yeni girip de inançlarını güçlendirebilmek içindesteğe gereksinimi olan kimseler. 2- Kötülüklerini savmak ve Müslümanlara yapabilecekleri eziyetleri gidermek için kendilerine zekât verilen gayrımüslimler. 3- Kendilerine zekâttan daha çok pay vermekle İslam’a girmeleri umulan toplumdaki ileri gelenler ve onların yönetimi altındakiler. Örn:: “Zekâtlar Allah’tanbir farz olarak ancak fakirlere, düşkünlere, zekât toplayan memurlara, müellefeyikuluba, kölelere, borçlulara, Allah yolunda çalışan mücahitlere ve yolculara verilir. Allah her şeyi bilendir ve yaptıklarında hikmet sahibi olandır.” (Kur’an-ı Kerim Tevbe suresi 9/60 ncı Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Müemmil:  

(a.i. erk.) Temin edilmiş, sağlanmış, emniyete alınmış. Hz. Peygamberin isimlerinden.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Müesser:  

(a.i. ka.) Kendisine bir şey tesir etmiş olan.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Müessir Fiil:  

(assault nad battery) Bir kimseye bedensel zarar veren, bedensel bütünlüğünü ve sağlığını, algılama yeteneğini bozabilen ve cezayı gerektiren fiil. Etkili eylem.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

Müeyyed:  

(a.i. ka.erk.) Teyid edilmiş, kuvvetlendirilmiş, sağlam. Doğrulanmış. Yardım gören. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

müezzin:  

Camilerde namaz vakitlerini bildirmek için belirli kurallara göre ezan okuyan din görevlisi. İslam dini, müezzinliği önemli bir görev saymıştır. İslam’a göre müezzinin ezan okuması, ezanın içeriğine ilişkin bir duyuru ve şahitliktir. Dolayısıyla bu duyuru ve şahitliği yapacak kişilerde bazı özelliklerin bulunması gerekir. Bunlar; Müslüman olmak, akıllı ve ergin olmak, sünneti iyi bilmek ve güzel ahlakla donanmaktır. Hz. Peygamber’in ilk müezzinleri Bilal el-Habeşi ve Abdullah b. Ümmi Mektum’dur. “Ezanı duyduğunuzda, müezzinin söylediklerini siz de tekrar edin.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Müfahir:  

(a.i. erk.) Övünen.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Müfahire:  

(a.i. ka.) Fahreden, övünen.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Müferrec:  

(a.i. erk.) 1- Meydanı olan, geniş. 2- Keder gideren.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Müferrih:  

(a.i. ka.erk.) Ferahlık veren, iç açan. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

müfessir:  

1- Açıklayan, yorumlayan, tefsir eden, kapalı manaları ortaya çıkaran kimse. 2- Kur'an-ı Kerim’i insanların anlayabileceği şekilde, Kur’an ilimlerinden yararlanarak yorumlayan, Allah’ın ayetlerindeki esas amacı ortaya çıkarmaya çalışan ve tefsir ilminde otorite olan din bilgini. Kur’an-ı Kerim’in ilk müfessiri Hz. Peygamber’dir. O, Kur’an-ı Kerim’in ayetlerini kendi hayatında uygulayıp yaşayarak ve açıklayarak tefsir etmiştir. Kur’an-ı Kerim’i tefsir edecek kimselerin; bütün incelikleriyle Arap dilini, ayetlerin nerede ve niçin indiğini, nasih-mensuhu, Hz. Peygam-ber’in tefsirini, kıraat ilimlerini, Kur’an-ı Kerim’deki meseller ve kıssaları, edebi sanatları bilmesi gerekir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Müfettiş Gadget:  

Müfettiş Gadget sakar, dalgın, dikkatsiz, çevresinden bihaber olan bir müfettişin maceralarının anlatıldığı çizgi film. Gadget bir insan olmasına karşın vücudunun çeşitli yerlerinden çıkan yararlı cihazlar suçluları yakalamasını kolaylaştırmaktadır.(Konusu: Çizgi Karakter, Kökeni: )

Müfid:  

(a.i. erk.) 1- İfade eden, anlatan, manalı. 2- Faydalı. Türk dil kuralına göre "d/t" olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Müfide:  

(a.i. ka.) (bkz:: Müfid) (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Müfiz:  

(a.i. erk.) Feyizlendiren, feyiz veren. Allah'ın isimlerinden. "Abd" takısı alarak kullanılır. Abdulmufiz.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

müflis:  

1- Elindeki malı borçlarını karşılamayan veya borçlarına karşılık elinde hiç malı olmayan; borcu malından, gideri gelirinden fazla olan kimse. Örn:: “Bir kişi iflas etse; müflise mal veren kişi de malının bizzat kendisini müflisin yanında bulsa bu kişi diğer alacaklılara göre malını almaya daha layıktır.” (Hadis) 2- Dünyada elde etmiş olduğu sevap ve iyiliklerin ahiret günündeki hesaplaşma sonucunda, haksızlık yaptığı kimselere verilmesiyle kendisine hiçbir sevap kalmayan ve bunun sonunda azabı hak edecek kimse. “Benim ümmetimin müflisi, kıyamet günü namaz, oruç ve zekâtla gelecek fakat filana sövmüş, filana zina iftirası yapmış, filancanın malını yemiş, şunun kanını dökmüş, bunu dövmüş olarak gelecektir. Sonra yaptıklarının hesabını vermek için oturacak; kısas olarak bu haksızlığa uğrayanlar onun sevaplarından alacaklardır. Eğer sevapları yeterli olmazsa, haksızlık ettiği kişilerin günahlarından alınıp ona yükletilecek ve cehenneme atılacaktır.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Müflon:  

Muflon bulunan veya muflonla ilgili olan (özellikle zoolojik kullanım).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Müflonlu:  

Vahşi koyun türü (muflon).(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Müfred:  

(a.i.. müfred, tek bir başına ) (esk.) Erkeklik organı, penis. (bkz:: Mefred Baba)(Konusu: Argo Terimi, Kökeni: )

müfsit:  

1- Bozan, geçersiz kılan. 2- Toplumun birlik ve beraberliğini yok etmek için karışıklık çıkaran, bozgunculuk yapan, münafık, fitneci. Örn:: “Yeryüzünde hiçbir zaman bozgunculuk isteme. Şüphesiz ki Allah müfsitleri sevmez.” (Kur’an-ı Kerim Kasas suresi 28/77 nci Ayet) 3- Başlanan bir ibadeti bozan veya dinin onay vermiş olduğu hukuki bir işlemi geçersiz kılan iş, söz, davranış. Namazda iken konuşmak, abdestli iken vücuttan kan çıkması müfsit olup ilki namazı ikincisi abdesti bozar.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Müftehir:  

(a.i. erk.) 1- İftihar eden, övünen. Şanlı, şerefli. 2- Parasız işgören, fahri.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

müftü:  

1- İslam fıkhı ile ilgili konuların hükmünü açıklamaya yetkili olan İslam âlimi, fıkıh bilgini. Örn:: “Kim bilmediği bir konuda fetva verirse vermiş olduğu fetvanın günahı bu fetvayı veren müftüye aittir.” (Hadis) 2- İslam fıkhı ile ilgili açıklık olmayan konularda Kur'an-ı Kerim ve sünnetten çözümler sunabilen, içtihat yapabilen din bilimleri uzmanı, müçtehit. 3- İl ve ilçelerde Müslümanların din işlerine bakan ve din görevlilerinin idari işlerinden sorumlu, Diyanet İşleri Başkanlığı’na bağlı din görevlisi.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Müge:  

(fra.i. ka.) İnci çiçeği.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Fransızca)

Mühendishane:  

(esk) Osmanlı Devletinde mühendis yetiştiren yüksek okul.(Konusu: Hane ile Biten, Kökeni: )

Müheymin:  

(a.i. erk.) Birini korkudan koruyan. Allah'ın isimlerinden. "Abd" takısı almadan kullanılmaz. Abdulmüheymin.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Müheymin:  

(el-Müheymin) “İnsanların yaptıklarını gözetleyen, onları koruyup kollayan, kıyamet gününde kendisine itaat edenlerin sevaplarından hiçbir şey eksiltmeden karşılıklarını tam olarak veren, eşya ve varlıklar üzerinde her an denetleyici olan.” anlamında Allah’ın esmayıhüsnasından biri. Örn:: “O Allah ki kendisinden başka ilah yoktur. O mutlak hâkim, her türlü ayıptan ve kusurdan uzak, kurtuluşun tek kaynağı, güven veren, Müheymin, Aziz ve Cebbar'dır.” (Kur’an-ı Kerim Haşr suresi 59/23 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Müheyya:  

(a.i. ka.) Hazır. (Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Mühib:  

(a.i. erk.) 1- Heybetli, korkunç, korkutan. 2- Tehlikeli ve saygı uyandıran.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Mühibe:  

(a.i. ka.) (bkz:: Mühib)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Mühre:  

(f.i. ka.) 1- Bir çeşit yuvarlak şey. 2- Cam boncuk. Mühre-i Zar: Güneş.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Mührebaz:  

(Körm. O.) Yuvarlak taşlarla göz bağcılık ve el çabukluğu gösteren oyuncu.(Konusu: Tiyatro Terimi, Kökeni: )

mühtedi:  

1- Doğruyu bulan, hakkı bulup ona uyan, hidayete erişen kimse. 2- Müslüman değilken iman edip İslam dinini kabul eden ve bu dinin kurallarını içtenlikle yaşayan kimse. Örn:: “Mühtedi, Allah’ın kendisine mutlak doğruyu gösterdiği (ve bu sayede Hakk’a teslim olan) kişidir.” (Kur’an-ı Kerim A'raf suresi 7/178 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Müjdat:  

(f.i. erk.) Müjdeler, sevinçli haberler.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Farsca)

Müjdat Yetkiner:  

(lakabı/sp.) Futbolculuk döneminde taraftar arasında Miço lakabı ile tanındı.(Konusu: Lakaplar, Kökeni: )

Müjde:  

(f.i. ka.) 1- Muştu, sevinç haberi, büşra. 2- Hayırlı, sevinçli bir haber getirene verilen bahşiş.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Müjde Ar:  

Kamile Suat EBREM (d:1954; ö:)(Konusu: Gerçek Adı, Kökeni: )

Müjgan:  

(f.i. ka.) Kirpikler, kirpik.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Farsca)

Mükafat:  

(a.i. ka.) Ödül. Değerlendirici, sevindirici davranış.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Mükafi:  

(a.i. erk.) Eşit, beraber. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

mükellef:  

1- Sorumluluk ve yükümlülük taşıyan kişi. 2- Akli dengesi yerinde, ergenlik çağına ulaşmış, dinin emir ve yasakları karşısında sorumlu bulunan erkek ve kadın. Deliler, çocuklar ve bunaklar dinen mükellef sayılmazlar. Akıl ve fizik bakımından gelişimini tamamlayan bir insan, emir ve yasaklardan sorumludur. İslam dinine göre mükellefin davranışları farz, vacip, sünnet, müstehap, mubah, haram, mekruh veya müfsit olarak sınıflandırılır ve değerlendirilir. “Allah, mükellef olan hiçbir kimseye gücünün yettiğinden fazlasını yüklemez...” (Kur’an-ı Kerim Bakara suresi 2/286 ncı Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

mükemmel:  

sıfat hiçbir eksiği, kusuru bulunmayan, çok yetkin.(Konusu: , Kökeni: arapça)

Mükerrem:  

(a.i. ka.erk.) Muhterem, aziz sayın, saygıdeğer, sayılan, onurlandıran, hürmet ve tazime erişmiş. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

mükreh:  

Öldürülme, organları kesilme veya malına zarar verilmekle tehdit edilerek dinen yükümlü olmadığı bir işi yapmaya zorlanan, tehdit edilen kişi. Örn:: Mükreh olan kişi, özgürlüğü yok edildiğinden dolayı yapmış olduğu fiillerin sonuçlarından sorumlu değildir. Sorumluluk, ancak insanın hür iradesi ile yaptığı davranışlarda geçerlidir. Kur’an-ı Kerim’de ve Hz. Peygamber’in hadislerinde buna işaret edilmiştir. Örn:: “Allah, unutma, yanılma ve mükrehin yaptıklarından dolayı işlenen suçların günahlarını ümmetimden affetmiştir.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mükrem:  

(a.i. erk.) Kerem ve şeref ile nitelenmiş olan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Mükremin:  

(a.i. erk.) İkram olunmuş, ağırlanmış.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Mükrim:  

(a.i. erk.) İkramcı, ikram eden, ağırlayan, ağırlayıcı, misafirperver.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Mükrime:  

(a.i. ka.) (bkz:: Mükrim)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Mülayim:  

(a.i. erk.) 1- Uygun, muvafık. 2- Yumuşak huylu, yavaş kimse. Pekliği olmayan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Mülhim:  

(a.i. erk.) İlham veren, içe doğduran, esinlendiren.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Mülhime:  

(a.i. ka.) (bkz:: Mülhim)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

mülhit:  

1- Hak din olan İslam’dan ayrılan. 2- Allah’a ve gönderdiği dine inanmayan. 3- Dinsiz, imansız, tanrı tanımaz. 4- Allah’ın ayetleri, isimleri ve sıfatlarının anlamları konusunda kasıtlı olarak dine aykırı yorumlar yapan, dinin özünü bozmaya ve buna bağlı olarak insanları yanıltmaya çalışan kişi. Örn:: “Müminlere imdada yetiş merhametinle / Mülhitlere lakin daha çok merhamet eyle.” (M. A. Ersoy)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mülk Suresi:  

(a.i. سورة الملك) mülk suresi; adını, birinci âyetinde geçen "el-mülk" kelimesinden almıştır. ayrıca tebâreke, münciyye, mücadele, mania, vakıye adları ile de anılır. kur'an-ı kerim'de 67 nci sure, 29 ncu cüz, 561 nci sayfadadır. 30 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 77 nci sıradadır. tur suresi'nden sonra, hakka suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Mülk suresi:  

Kur’an-ı Kerim’in altmış yedinci suresidir. Mekke’de inmiştir. Otuz ayettir. Adını surenin ilk ayetinde geçen “mülk” kelimesinden almıştır. Allah’ın evrene ve tüm varlıklara hâkimiyetini bildirerek başlayan surede, insanın yaratılış amacının hayırlı işler yapmak ve salih amelde bulunmak olduğu vurgulanır. Gökyüzünün kusursuz bir şekilde yaratılışına ve yıldızlarla donatılışına dikkat çekilir. Bu mükemmel yaratılışla Allah’ın tek tanrı oluşu arasında ilgi kuramayan inkârcıların ahiretteki sıkıntılı durumlarına ve günahlarını pişmanlıkla itiraf etmelerine değinilir. Allah’ın her an her şeyi denetlediği üzerinde durulur. Yeryüzünün insanın hizmetine verilmesi, gökyüzünden yağmurun yağdırılmasından bahsedilerek Allah’ın nimetleri hatırlatılır. Bu nimetleri yalanlayanların başına gelen toplumsal cezalar haber verilir. Allah bir azap veya felaket verecek olursa bunları kimsenin durduramayacağı söylenir. Bu çerçevede insanın şükredip nankör olmaması için Allah’ın verdiği göz, kulak ve akıl nimetlerinin önemi anlatılır. Kıyametin vaktini soran inkârcılara onun bilgisinin sadece Allah katında olduğu hatırlatılır. Allah’ın yaratmadaki eşsizliğine ve gücünün sonsuzluğuna değinilen ayetlerle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mülket:  

(a.i. erk.) Ülke.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

mülkiyet:  

ad ➽iyelik.(Konusu: , Kökeni: arapça)

Mülteka:  

(a.i. ka.erk.) Kavuşma, buluşma, birleşme yeri. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Mültemi:  

(a.i. erk.) Parlayan, parıldayan.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Mültipleks:  

Birden fazla sinema salonu bulunan kompleks yapı.(Konusu: Batı Dilinden, Kökeni: )

Mümeyyiz:  

(civil liability) İyiyi kötüden ayırma yeteneği. Ayırt etme gücü. Sezgin. Temyiz gücüne sahip.(Konusu: Adli Tıp Terimi, Kökeni: )

mümeyyiz:  

Doğru ile yanlışı, hak ile batılı ayırt edip lehine ve aleyhine olan hak ve sorumluluklara sahip yedi ile on iki yaş arasındaki çocuk. Bazı İslam bilginleri mümeyyiz olan çocukların imanlarının ve ibadetlerinin geçerli olduğunu söylemişlerdir. Bundan dolayı mümeyyiz çocuklara İslam inancı öğretilir ve ibadetleri yerine getirmesi teşvik edilir. Hz. Peygamber, yedi yaşındaki mümeyyiz çocuklara namaz kılmalarını öğütlemiştir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mümin:  

(a.i. erk.) İman etmiş, İslam dinine inanmış, müslüman.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

mümin:  

1- İnanan, iman eden, gönülden bağlanan, güven veren, güvene kavuşturan kimse. 2- Allah katından peygamberleri aracılığı ile gelen her şeyi, tereddütsüz olarak doğrulayan ve kabul eden kişi. Örn:: “Müminlerin, Allah anıldığı zaman kalpleri titrer, onun ayetleri okunduğunda imanları artar ve yalnızca Allah’a güvenirler. Namazlarını en güzel şekilde kılarlar ve kendilerine rızık olarak verdiğimizden (gerekli yerlere) harcarlar. Gerçek anlamda mümin olanlar bunlardır.” (Kur’an-ı Kerim Enfal suresi 8/3-4 ncü Ayet) 3- Allah’a, onun birliğine, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, ahiret gününe, kadere, hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna, Hz. Muhammed’in onun kulu ve Resulü olduğuna, Allah’ın Peygamberi aracılığıyla göndermiş olduğu emirlerin hepsine ayrıntılarıyla inanan, inandığını diliyle söyleyen, davranışları ve ibadetleriyle inancını dışa yansıtan kimse. Örn:: “Allah ve Resulü bir şeye karar verdikleri zaman mümin erkek ve kadınlar için o konuda seçme hakları yoktur.” (Kur’an-ı Kerim Ahzab suresi 33/36 ncı Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mümin:  

(el-Mümin) “Emin kılan, güvene kavuşturan, kullarını tehlikeden koruyup onların zararına olan şeyleri haber veren ve verdiği sözde doğru olan, iyi kullarını azaptan uzaklaştırıp onlara haksızlık etmeyen.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “O Allah ki ondan başka ilah yoktur. O her şeyin sahibidir, mukaddestir, bütün varlıklara esenlik verendir. Mümin ve Müheymin (varlıkları koruyup gözetleyen), Aziz, Cebbar ve çok Ulu olandır. Allah, kendisine ortak koşulmasından yücedir..” (Kur’an-ı Kerim Haşr suresi 59/23 ncü Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mümin Suresi:  

(a.i.sf. سورة غافر іmān “tasdik etmek, inanmak, boyun eğmek”ten mu’min) mümin suresi; aynı zamanda gafir adını da taşıyan bu sûre adını, firavun ailesinden inanan bir kişinin vasıflarının sayıldığı 28 ve 45 ncı âyetlerden alır. kur'an-ı kerim'de 40 ncı sure, 24 ncü cüz, 466 ncı sayfadadır. 85 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 60 ncı sıradadır. zümer suresi'nden sonra, fussilet suresi'nden önce 56 ve 57. âyetleri medine'de, diğerleri mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. mümin suresinde kur’an’dan, nuh kavminden Allah’a iman edenlerin cennete gireceklerinden, Allah’ı inkar edenlerin cezalandırılacaklarından, musa peygamber’den, firavun’un yaptıklarından, kıyamet günü'nden bahsedilir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Mümin suresi:  

Kur'an-ı Kerim’in kırkıncı suresidir. Mekke’de inmiştir. Seksen beş ayettir. Adını, yirmi sekizinci ve kırk beşinci ayetler arasında Firavun soyundan gelen bir müminin, inanmayanlara karşı verdiği mücadeleden almıştır. Sureye ‘Gâfir Suresi’ de denilmiştir. Sureye, Kur’an-ı Kerim’i insanlara gönderen Yüce Allah’ın bazı sıfatları tanıtılarak başlanır. Allah’ı ve onun gönderdiği mesajları inkâr eden kavimlerin durumları ele alınır. Meleklerin, Allah’a iman eden müminlere yapmış oldukları duaya yer verilir. Kâfirlerin ahiret azabını hak edişleri gerekçeleriyle anlatılır. İnanan insanlara dinlerinde samimi olmaları emredilir. Bu samimiyeti göstermeyenlere kıyamet gününün gerçekleşmesi ve ahiret azabı ile ilgili hatırlatmalar yapılır. Ahirette her türlü cezanın bireysel olacağı belirtilir. Böyle bir günde Yüce Allah’ın dilerse insanların içinden geçenleri bile hesaba çekebileceği hatırlatılır. Ancak Allah’ın insanları içlerinden geçenlerden sorumlu tutmayıp yaptıklarına göre cezalandıracağı vurgulanır. Allah’ın insanlar arasında adaletle hükmedeceği özellikle belirtilir. Surede, insanların gezip dolaşıp medeniyet merkezlerinden ve tarihî kalıntılardan ibret almaları tavsiye edilir. Hz. Musa’nın, Firavun’u İslam’a çağırmasına ve Hz. Musa’nın dine davet metoduna yer verilir. İnanç konularında ödün vermeyen müminler övülür. Ayrıca Hz. Peygamber’in Mekkeli hemşehrilerine Nuh, Âd ve Semud kavimlerinin başına gelenleri hatırlatması emredilir. Surede, tekrar Hz. Musa ve Firavun Kıssasına dönülerek Firavun’un Hz. Musa’ya düşmanca tavrı ele alınır. Firavun’un zulmüne karşı direnen ve hakka çağıran mümin bir kişinin İsrailoğulları’na yaptığı çağrıya ayrıntılı olarak yer verilir. Firavun ve çevresinin uğrayacağı ahiret azabı anlatılarak onların Allah’a karşı ileri sürebilecekleri mazeretlerin geçerli olmayacağı belirtilir. Surede, Allah’ın yer, gök ve insanları yaratmadaki eşsizliğine işaret edilir. Böyle yüce niteliklere sahip bir ilahın insana yakınlığı hatırlatılarak, müşriklerden yalnızca Allah’a dua etmeleri ve putları bırakmaları istenir. İnsanın topraktan yaratılması ve anne rahminde geçirdiği devreler, dünya hayatı ve ölümden sonra dirilişi de ele alınır. İnkârcıların cehennemdeki hâlleri tasvir edilir. Allah’ın gönderdiği elçilere önce iman etmeyip ilahî azabı gördükten sonra inananların imanlarının kendilerine yarar vermeyeceğini bildiren ayetlerle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mümine:  

(a.i. ka.) (bkz:: Mümin)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Müminun Suresi:  

(a.i. سورة المؤمنون) müminun suresi; surede İnananlar ve onların sıfatları, davranışları konu edildiği için, adını birinci ayette geçen “el-mü’minun” kelimesinden almıştır. “el-müminun”, mü’minler (inananlar) demektir. kur'an-ı kerim'de 23 ncü sure, 18 nci cüz, 341 nci sayfadadır. 118 ayettir. İnme (nazil) sırasına göre 74 ncü sıradadır. enbiya suresi'nden sonra, secde suresi'nden önce mekke döneminde inmiştir. mekke'de inen 86 tane sureden biridir. surede eski peygamberlerin hikayeleri de anlatılır. bunlardan birincisi nuh'un gemi yapımı ve tufandır.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Müminun suresi:  

Kur’an-ı Kerim’in yirmi üçüncü suresidir. Mekke’de indirilmiştir. Yüz on sekiz ayettir. Adını müminlerin kurtuluşunu müjdeleyen birinci ayetteki ‘müminler’ anlamına gelen ‘müminun’ kelimesinden almıştır. Sureye, ebedî kurtuluşa eren müminlerin sıfatlarını tanıtılarak başlanır. İlk on ayette kurtuluşun gerekçesi olarak sağlam bir iman, Allah’a tam bir teslimiyetle kılınan namaz ve namaza devamlılık, kişinin dünya ve ahirette kendisine faydası olmayan şeylerden yüz çevirmesi, fakirin hakkı olan zekâtın verilmesi, evliliğin teşvik edilip zinanın her türlüsünden kaçınılması, Allah’a ve insanlara verilen sözlerin yerine getirilmesi üzerinde durulur. Hz. Peygamber de ilk on ayete göre hayatını düzenleyen müminlerin cennetlik olacağı müjdesini vermiştir. Surede, insanın hiçbir şey değilken önce topraktan yaratılması sonra da ana rahminde geçirdiği evrelere yer verilir. Belirli bir amaç uğrunda yaratılan insana, Allah’ın gökyüzünden indirdiği yağmurun ve suyun önemi anlatılır. Bu nimetleri veren Allah’a, insanın şükretmesi tavsiye edilir. Allah’ın nimetlerine karşı nankör davranan kavimlerle ilgili haberler surede yer alır. Bu çerçevede Hz. Nuh ve onun kavmi ile olan mücadelesi anlatılır. Hz. Nuh’un yalnızca ibadet etmeye çağırdığı kavminin inatçı ve inkârcı tutumları eleştirilir. Sonra da tufanla helak oluşlarına yer verilir. Bütün müşrik toplumların ortak hastalığı olan ahiret gününü inkâr konusu üzerinde durulur. Onlara ahiret gününün hak olduğu anlatılır. Ahirette, inkâr edenlerin başlarına gelecek olan azaplarla ilgili çarpıcı açıklamalar yapılır. Toplumların ve medeniyetlerin ebedî olmadığı vurgulanır. Bu hatırlatmayla insanların kendileri için belirlenen sürede faydalı işler yapmaları önerilir. Surede, İsrailoğulları’nı köleleştiren ve onlara kendisini ilah olarak tanıtan Firavun ile onun zulmüne karşı çıkan Musa Peygamberin kıssasına da kısaca değinilir. Hz. İsa’nın Allah tarafından babasız olarak yaratılması, doğumu ve bu konuda Hristiyanların içine düştüğü yanlış düşüncelere yer verilir. Müminler, inançlarındaki tutarlılık, Allah’a içtenlikle teslimiyet, hayır işlerinde yapmış oldukları yarış ve ahiret bilinçlerinin mükemmelliğinden dolayı yüceltilir. Buna karşılık Allah’ın ayetlerine karşı kibirlenen, Resulünü tanımayan, Kur’an-ı Kerim’e uymayıp heveslerine uyan müşrikler kınanır. Onların tüm bu yanlış davranışları, ahiret bilincinden uzak oldukları için yaptıkları belirtilir. Bu insanların, Allah’ın azabını görünce şaşkınlıkları tasvir edilir. Suredeki ana konulardan birisi de müşriklerin Allah inançlarının eleştirilmesidir. Onlar, Allah’ı uzak bir ilah olarak tanırlar; her şeyi yaratan fakat kulların gündelik işlerine karışmayan bir tanrı tasavvur ederler. Müşrikler emretmeyi, hayatı çekip çevirmeyi, yönlendirmeyi, ayrıntılarda Allah’ı hesaba katmamayı, Allah’tan başkasına özgü kıldıkları için kınanırlar. Surede, Allah’a yardımcı ve çocuk isnat etmenin çirkinliği üzerinde durulur. Hz. Peygamber’in, müşrikleri İslam’a davet yöntemi ile ilgili açıklamalara da yer verilir. Buna göre onun, kötülüğe iyilikle karşılık vermeyi, sabretmeyi, yalnızca Allah’a güvenmeyi ilke edinmesi tavsiye edilir. Kâfirlerin iman etmedikleri için pişmanlıkları, öldükten sonra tekrar dirilip iman etmeye olan arzularına da surede vurgu yapılır. Onların bu pişmanlıkları karşılıklı konuşma üslubuyla anlatılır. Yaşadıkları sürece hayatlarını güzelce değerlendirmediklerinden dolayı tenkit edilirler. Her şeyin sahibi olan Allah’a ibadetin övüldüğü ve duanın da yalnızca ona yapılmasını emreden ayetlerle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Mümit:  

(el-Mümit) “Yarattığı tüm varlıklar için ölümü yaratıp takdir eden; var olanların varlığına son veren ve dilediğini dilediği zaman yok eden.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ'sından biri. Örn:: “Yerin ve göklerin sahibi Allah’tır. Ondan başka hiçbir ilah yoktur. O, Mümit ve Muhyidir (diriltendir).” (Kur’an-ı Kerim A'raf suresi 7/158 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

mümkün:  

sıfat ➽olabilir,olanaklı.(Konusu: , Kökeni: )

Mümtaz:  

Ahmet Hamdi Tanpınar'ın yazdığı Huzur kitabının baş kahramanı. Küçük yaşta annesini ve babasını kaybetmiş, Küçüklüğünden beri kitapları çok seven ve hayal dünyası geniş biridir. İhsan sayesinde şiiri, edebiyatı, musikiyi, sanatı yakından tanımış ve bunlarla alakadar olarak yetişmiştir. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni bitirmiş, burada asistan olarak göreve başlamış, Şeyh Galip’in hayatını konu alan bir doktora tezi üzerinde çalışmaktadır. Kitaplardan, musikiden, sanattan ve her türlü güzellikten zevk alan kültürlü bir insandır. Dünya savaşının başlaması, sevgilisiyle ayrılmaları ve amcasının oğlu İhsan’ın ölümü onu yıkmıştır. (Konusu: Kitap Karakteri, Kökeni: )

Mümtaz:  

(a.i. erk.) İmtiyaz tanınmış, ayrı tutulmuş, üstün tutulmuş. Seçkin.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Mümtehine Suresi:  

(a.i. سورة الممتحنة imtihan “denemek, sınamak”tan mumteḥin) mümtehine suresi; ismini 10. ayette geçen ve İmtihan edilen kadınlar anlamına gelen mümtehine kelimesinden alır. kur'an-ı kerim'de 60 ncı sure, 28 nci cüz, 548 nci sayfadadır. 13 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 91 nci sıradadır. ahzab suresi'nden sonra, nisa suresi'nden önce medine döneminde inmiştir. medine'de inen 28 tane sureden biridir. surede inanan kadınların inançsız erkeklerle evlenemeyecekleri kesin karara bağlanır. Kadınlarla biat edilmesinden bahsedilir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Mümtehine suresi:  

Kur'an-ı Kerim’in altmışıncı suresidir. Medine’de inmiştir. On üç ayettir. Sure, adını onuncu ayette Kureyş’in zulmünden kaçıp gelen kadınların imtihan edilmesi, gerçekten Müslüman olup olmadıklarının sorgulanmasını konu edindiği için, ‘sorgulanan kadın’ anlamına gelen ‘mümtehine’ kelimesinden almıştır. Sureye, Allah’ın kendisine düşman ilan ettiği Mekke müşriklerini dost edinmemeyi emreden ayetlerle başlanır. Surede, müşriklere karşı müminlerin sabretmeleri ve belirli kurallar dâhilinde karşı koymaları emredilir. Birçok surede olduğu gibi bu surede de kıyamet konusu işlenir ve ahirette insanlara sahih inanç temelli amelin dışında hiçbir şeyin yarar sağlamayacağı anlatılır. Surede, tekrar ilk ayete vurgu yapılarak Hz. İbrahim’in, müşrik olan Âzer’e karşı sergilediği örnek tavır övgü ile sunulur. Bu çerçevede onun Allah’a güvenen ve müşriklerin zulmünden kurtulmayı öneren duasına yer verilir. Din konusunda müminlerle savaşmayanlara karşı Müslümanların da güzel davranmaları önerilir. Fakat, müminlerle din konusunda savaşmış, onlara zulmetmiş veya sürgüne göndermiş inkârcıların dost edinilmemesi tavsiye edilir. Hudeybiye Antlaşması’ndan sonra İslam’a girenlerin sayısında büyük artışlar olduğu nakledilir. Müslüman olanlar, kitleler hâlinde hicret yurdu olan Medine’ye gitmiştir. Bu çerçevede, kadınlar da inançları uğruna Mekke’yi terk etmişlerdir. Surede, Hz. Peygamber’e, inançları konusunda samimi olup olmadıklarının bilinmesi için bu hanımları dini konularda imtihan etmesi tavsiye edilir. Eğer bu hanımlar imanlarında samimi ise onları müşrik olan akrabalarına geri vermemesi emredilir. Onlarla evlenecek müminlerin bu hanımların her türlü hukukunu gözetmeleri istenir. Surede, hicret eden bu hanımların ve onların şahsında tüm mümin hanımların şu ilkelere uymaları emredilir: Allah’a iman edip ona hiçbir varlığı ortak koşmama, hırsızlık yapmama, zina etmeme, çocuklarını öldürmeme, kimsenin namusuna iftira etmeme, iyi şeyleri yapmada kimseye karşı gelmeme. Ahirete inanmayan hiçbir inkârcıyı dost edinmemeyi emreden ayetlerle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

münacat:  

1- Allah’a yalvarıp yakarma, sessizce ve içtenlikle dua etme. Örn:: “Benim münacatım senden yanadır / Sana varır yolum, sensiz varılmaz.” (Yunus Emre) 2- Rahmeti, şefkati ve cömertliği bol olan Yüce Allah’a istekleri bildirmek ve yalvarmak için yazılan şiir.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

münafık:  

1- İnsanların arasını bozan, bölücülük yapan, toplumu karıştıran, fesatçı, nifak çıkaran, iki yüzlü kimse. Örn:: “Münafığın alameti üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler, kendisine verilen emanete ihanet eder, söz verdiğinde sözünde durmaz.” (Hadis) 2- Kalbiyle inanmadığı hâlde diliyle Müslüman olduğunu açıklayan fakat gerçekte inkârcılardan olduğunu gizleyen kimse. 3- İslam toplumunda müminlere sağlanan birtakım sosyal, siyasi ve hukuki ayrıcalıklardan faydalanabilmek amacıyla, inanmadığı hâlde inanıyormuş gibi görünen, davranan veya yaşayan kişi. Kur'an-ı Kerim, münafıkları birçok surede ele alıp tanıtmıştır. Kur'an-ı Kerim’de münafıklar, inançlarında hastalık olan, Müslümanların toplumsal düzenini alt üst eden, entrika peşinde koşan, Allah’ın ayetlerini ciddiye almayan, namaz kılmaktan kaçınan, Allah’ı az hatırlayan, kişiliklerini açıkça ortaya koyamayan, Müslümanlara tuzak kurup inkârcılardan yana tavır koyan, korkak ve korkaklığı topluma yayan, İslami değerlerle alay eden, emanete ihanet eden, sözlerinde durmayan, gösteriş yapmayı seven ve çok yalan söyleyen kimseler olarak tanımlanırlar. “Münafık erkekler ve münafık kadınlar birbirlerinin dostudur. Kötülük yapmayı emrederler, iyilik yapmaya engel olurlar, (fakirlere karşı) cimrilik yaparlar. Onlar Allah’ı unuttuğu için Allah da onlara unutulmuş muamelesi yapar. Münafıklar gerçek anlamda yoldan çıkmış kişilerdir.” (Kur’an-ı Kerim Tevbe suresi 9/67 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

münafık:  

ESKİMİŞTİR sıfat arabozucu, bölücü, karıştırıcı.(Konusu: , Kökeni: arapça)

Münafikun Suresi:  

(a.i. سورة المنافقون) münafikun suresi; münafıkların davranışlarından söz ettiği için bu adı almıştır. kur'an-ı kerim'de 63 ncü sure, 28 nci cüz, 553 ncü sayfadadır. 11 ayettir. inme (nazil) sırasına göre 104 ncü sıradadır. hac suresi'nden sonra, mücadele suresi'nden önce medine döneminde inmiştir. medine'de inen 28 tane sureden biridir. kur'âna göre münafık; Allah'a ve ahiret gününe iman etmediği halde, müslümanların arasındayken onlar gibi davranan kişidir. yine kur'ânda, münafıkların kâfirlerden daha kötü ve fesat (en kötü insan türü) oldukları; her gürültüyü kendi aleyhlerine zannettikleri, "giydirilmiş kütük" gibi oldukları ifade edilir.(Konusu: Sureler, Kökeni: arapça)

Münafikun suresi:  

Kur’an-ı Kerim’in altmış üçüncü suresidir. Medine’de inmiştir. On bir ayettir. İlk ayetten itibaren münafıkların tutum ve davranışları konusunda yorumlar yapıldığı için sure bu adı almıştır. Sureye, münafıkların inançlarındaki faydacı anlayışa ve samimiyetsizliğe dikkat çekilerek başlanır. Yapmış oldukları yeminlerindeki sadakatsizliklerine dikkat çekilir. Bu çerçevede Allah’a verdikleri sözde bile durmayışları ve imandan sonraki inkârları anlatılır. Münafıkların gerçek anlamda insani değerlerden uzak olduklarına vurgu yapılır. Onlar, hissiz, duygusuz, kurumuş hurma kütüklerine benzetilir. Müminlere, böyle iki yüzlü insanlara dua etmemeleri ve cenaze namazlarını kesinlikle kılmamaları emredilir. Surede, münafıkların, Resulullah’a ve müminlere karşı tavırları ele alınır. Onların müminlere mali yardımda bulunmama konusundaki anlaşmalarına ve Müslümanları Medine’den çıkarma isteklerine değinilir. Müminlere de mal ve mala bakış konusunda münafıklar gibi olmamaları hatırlatılır. İnsanın mal ve çocuklarla imtihan edilebileceği hatırlatılır. Hiçbir maddi değerin insanı Allah’ı anmaktan ve ona ibadet etmekten alıkoymaması öğütlenir. Ölüm gelmeden önce Allah yolunda ve fakirlere cömertçe harcama yapmanın önemi vurgulanır. Vakti geldiğinde insanın ecelinin ertelenmeyeceği ve yapmış olduğu tüm davranışlardan Allah’ın haberdar olduğunu bildiren ayetle sure son bulur.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Münci:  

(a.i. erk.) İnca eden, kurtaran, halaskar. Hz. Peygamberin isimlerinden.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

müneccim:  

Yıldızların hareketlerini inceleyerek gelecek hakkında yorumlar yapan ve insanın kaderiyle ilgili hükümler verip tahminlerde bulunan kişi; kâhin, falcı. Müneccimlik dinen yasak olduğu hâlde, tarih boyunca insanın geleceği öğrenme merakını istismar ederek bunu kendine kazanç yolu yapanlar eksik olmamıştır. Bu konuda ‘Yıldızname’ adıyla kitaplar yazılmıştır. Örn:: “Ey Ali! Müneccimlerle arkadaşlık etme!” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Münevver:  

(a.i. ka.) Tenvir edilmiş, nurlandırılmış, aydınlatılmış, ışıklı. Aydın.(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Münib:  

(a.i. erk.) 1- İnabe eden, asiliği, azgınlığı bırakarak Allah'a yönelen. 2- Güzel yağan, faydalı yağmur. 3- Taze ve verimli bahar.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Münibe:  

(a.i. ka.) (bkz:: Münib)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Münif:  

(a.i. erk.) 1- Yüksek, ulu, büyük, ali, bülend. 2- Yüksek, büyük hükümler.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Münife:  

(a.i. ka.) (bkz:: Münif)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

Münih:  

Münih; (Almanca: München), Berlin ve Hamburg'dan sonra Almanya'nın en büyük üçüncü kentidir. Bavyera eyâletinin en büyük şehri ve başkentidir. Avrupa Birliği'nin onikinci en büyük şehridir. Münih, Bavyera Alpleri'nin kuzeyinde ve İsar nehri kıyısında kurulmuştur. Şehri tanımlayan Slogan (Motto) uzun zaman Die Weltstadt mit Herz (yürekli dünyâ şehri) idi. Fakat son zamanlarda bu München mag dich (Münih seni seviyor) şekline dönüştü. Münih'in Almanca ismi München eski dilde 'keşişlerin yeri' anlamına gelen Munichen'den gelmektedir. Bu nedenle Münih'in armasında bir râhip vardır. Almanya'nın önemli finansal kaynaklarından biri olan Münih, yüksek yaşam standartları ile birçok göçmenin tercih ettiği bir şehirdir.(Konusu: Dünya Şehirleri, Kökeni: )

Münim:  

(a.i. erk.) Nimet veren, yedirip içiren. Takı alarak kullanılır. Abdülmün'im. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Münir:  

(a.i. erk.) 1- Nurlandıran, ışık veren, parlak, ziyalar. 2- Kur'an'da peygambere ve ilahi kitaplara sıfat olarak kullanılmıştır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Münire:  

(a.i. ka.) (bkz:: Münir)(Konusu: İsim (Kız), Kökeni: Arapça)

münker:  

1- Kabul edilmeyen, hoş karşılanmayan, sevimsiz şey, kötü, çirkin. “Ey oğulcuğum! (Rükûsuyla, secdesiyle) Namazını dosdoğru kıl. İyiliği emret. Münkeri yasakla ve (Allah tarafından) başına gelen (musibet) lere sabret.” (Kur’an-ı Kerim Lokman suresi 31/17 nci Ayet) 2- Kur'an-ı Kerim’e ve Hz. Peygamber’in sünnetine aykırı olan şey. Örn:: “İçinizden, (insanları) hayra çağıran, iyiliği emredip münkerden kaçındıran bir topluluk olsun; İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Kur’an-ı Kerim Al'i İmran suresi 3/104 ncü Ayet) 3- İslamiyet açısından işlenmesi doğru olmayan, akılca da çirkin ve kötü kabul edilen şey. İslam dini iftira etme, inkârcılık, yalan söyleme, başkasının hakkını alma, zina, haksızlık, dedikodu vb.ni münker olan davranışlardan saymıştır. Örn:: “Kim bir münker görürse, onu eliyle engellesin, buna gücü yetmezse diliyle engellesin, buna da gücü yetmiyorsa hiç olmazsa kötülüğe ve kötülüğü işleyene kalbiyle tepki duysun. Sadece kalp ile tepki duymak ise imanın en zayıf hâlidir.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Münker ve Nekir:  

Kişi kabre konulduktan sonra imanı, ibadetleri, ahlakı ve hayatının tüm alanlarında Kur’an-ı Kerim ve sünnete göre yaşayıp yaşamadığını sorgulayan ve hesaba çeken iki melek. Örn:: “Kul mezara konulduğunda dost ve akrabaları çekip giderler. Mezardaki kişi onların ayak seslerini bile işitir. Bu esnada Münker ve Nekir adlı iki melek gelip onu oturturlar ve Hz. Muhammed hakkında nasıl bir inanca sahip olduğunu sorarlar. Şayet kişi mümin ise ‘ben iman ediyorum ki o Allah’ın kulu ve elçisidir.’ der. Allah da bu kişiye cennetteki yerini gösterir.” (Hadis)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

münkir:  

1- Kabul etmeyen, reddeden, tanımayan, inanmayan, inkâr eden, kâfir, inançsız kimse. 2- Allah’ın varlığını ve birliğini, onun peygamberi aracılığı ile göndermiş olduğu emir ve yasakların tümünü veya bir kısmını ya da tek birini bile inkâr eden. Örn:: “Yine sordum çiçeğe tamuya girer misiniz? / Çiçek eydür ey derviş ol münkirler yeridir.” (Yunus Emre)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Münşi:  

(a.i. erk.) İnşa eden, yapan. Yapısı, üslubu güzel olan, iyi katib. (Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Müntakim:  

(el-Müntakim) “Haddi aşanlara layık oldukları ile muamele edip toplumu ahlaken bozan, insanlara çeşitli eziyetler yaparak onların onurunu hiçe sayan, kişilerin din, namus, can, akıl ve mal emniyetlerini çiğneyenlerden intikam alan.” anlamında Allah’ın Esmâ-i Hüsnâ sından biri. Örn:: “Allah kime doğruyu gösterirse onu kimse saptıramaz. Allah Aziz ve Müntakim olan değil midir?” (Kur’an-ı Kerim Zümer suresi 39/37 nci Ayet)(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

Münteha:  

(a.i. ka.erk.) Son, nihayet, uç, en son, akıbet. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.(Konusu: İsim (Kız & Erk), Kökeni: Arapça)

Münzir:  

(a.i. erk.) 1- Akıbetinin kötülüğünü söyleyerek korkutan. 2- Kafirleri ve münafıkları sapıklıklarından döndürmek için cehennem azabı ile korkutan. Rasulullah için kullanılmıştır. Birçok sahabe de bu ismi kullanmıştır.(Konusu: İsim (Erk), Kökeni: Arapça)

Müracaat:  

Yanlış: Müracat Doğru: Müracaat(Konusu: Yanlış Yazılan Kelime, Kökeni: )

mürahik:  

Büluğ çağına ulaşmasına rağmen ihtilam olmayan erkek. Büluğ çağının son sınırı erkeklerde ve kadınlarda on beş yaştır. On beş yaşına ulaşan erkek, ihtilam olmasa bile hükmen büluğa erişmiş kabul edilir. Bu gibi kişiler çocukluktan çıkmış sayılırlar ve Allah’ın emir ve yasaklarından sorumludurlar.(Konusu: Dini Terimler, Kökeni: )

WhatsApp